Header Ads

Header ADS

Kolektif Batı- Fantezi ve yanılsamalardan gerçeklere; Ukrayna, Gazze

Ukrayna'daki savaşa ilişkin ilk analizimizde, Ukrayna'nın medya manşetlerine yönelik siyasi amaçlı taktiklerinden farklı olarak, Rusya'nın açıkça tanımlanmış bir stratejisi olduğunu ve savaşı stratejik hedeflerine ulaşacak şekilde yürüttüğünü belirtmiştik. Rusya'nın bu savaşı, tam kapsamlı bir savaş yerine, bu hedeflerin gerçekleştirilmesine hizmet edecek taktiklerle yıpratma savaşı olarak devam ettireceğini belirtmiştik.

“Rusya stratejisi, kısa vadeli bir askeri strateji değil, uzun vadeli hedefleri olan, 'etki alanını' genişletmek ve NATO'nun sadece kendi sınırında değil, mümkün olduğu kadar NATO varlığını 1990'lardaki statüye kadar geriletmek olan siyasi bir stratejidir. Bu, savaşın kış boyunca sürdürülmesini, Rusça konuşulan tüm bölgelerin, hatta şehir ve kasabaların işgal edilmesini ve bunların özerk olsun ya da olmasın Rusya topraklarına entegre edilmesini gerektiriyor. Odesa, Ukrayna'nın Karadeniz'den kesilip ABD'ye bağımlı hale getirilmesi ve kendine bağımlı bir ülke haline getirilmesi açısından hayati önem taşıyor gibi görünüyor. Rusların genel stratejisinin gerçekleşebilmesi için bu bir zorunluluktur. Belirttiğimiz gibi “Dinyeper, Nikolayev, Odessa'nın nüfusu ve ilerici ideolojik yapısı göz önüne alındığında, Ukrayna burjuvazisini  İstanbul on anlaşmasında kabul ettiğinden çok daha ağır bir anlaşmaya zorlamak için kendilerini ve yerel halkı bu bölgelere ilerlemeye hazırlıyorlar.."

Hem Rusya'nın hem de ABD'nin stratejilerini özetleyecek olursak; Bir taraf, ülkeleri kendi elinde tutmak ya da yenilerini NATO'ya girmeye zorlamak için “ortakları” ve/veya uşakları aracılığıyla hükümetlere oynuyor. Diğer taraf, kaçınılmaz olarak ayaklanacakları, protesto edecekleri ve hükümetlerini reformlara ve tarafsızlık pozisyonuna zorlayacakları beklentisiyle insanların korkusu, acıları ve hoşnutsuzlukları üzerinden oynuyor. 

Rusya'nın uzun vadeli stratejisi askeri ve siyasi yönlerle sınırlı değildir. Batı Medyasının tüm “büyük yalan” bombardımanına rağmen insanlar Ukrayna ve ABD'nin hüsrana uğramış, saldırgan, hesapsız eylemlerini fark edecekler, Rusya ise kendisini yalnızca saldırgan eylemlere yanıt olarak hareket eden “sabırlı bir ülke” görünümüne büründürecektir. Ukrayna'da Savaş; Şimdi ne olacak? İkinci aşamanın beklentileri ve devamı?

Bütün gelişmeler, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Asya ülkelerinin çoğunun Rusya'ya yönelik tutumları, özellikle diğer ülkelerin kalplerini ve akıllarını kazanma ve Rusya'ya karşı tutumlarını değiştirme stratejisinin işe yaradığını doğruluyor. Gazze bombalamasında 25 günde ölen sivil sayısı ile Ukrayna'da 563 günde ölen sivil sayısı arasındaki son istatistikler, kolektif Batı ile Rusya'nın “siviller” konusundaki tutumunu birbirinden ayıracak kadar anlamlıdır.

Neo-Con'ların yanıltıcı yalan anlatılarını, sahte haberlerini ve Rusya'nın kayıplarını abartan Batı medyası, Ukrayna'nın kayıplarını gizleyerek savaşı Ukrayna'nın kazandığı iddiasını sürdürdü. Geçen yılın sonlarına doğru, Neo-Con'ların karşı karşıya kalacağı dünya çapındaki acil sorunlar nedeniyle medyada Ukrayna ilgisinin en aza indirileceğini tahmin etmiştik. İsrail-Filistin çatışması yeniden alevlenmeden önce bile Ukrayna meselesi Batı Medyası açısından önemini yitirmişti. Şöyle söylemiştik;

 “ Büyük olasılıkla, tüm medyanın günlük haber ve yorumlarını meşgul eden "Ukrayna'daki savaş", yavaş yavaş ve sonunda medya manşetlerinden silinecek.” 

Son birkaç haftadır Batı Medyası, Ukrayna'nın savaşı kaybettiğini ve/veya kazanma şansının olmadığını itiraf eden yazılar yayınlamaya başladı.

Neo-Con'ların gerçeklerle yüz yüze geldiklerini hissettiklerinde kuklalarını ve vekillerini terk ettikleri ve " yüzlerini kurtaracak" bir çıkış aradıkları bir sır değil. Her zamanki gibi, çeşitli dikkat dağıtıcı unsurların yer aldığı küçük düşürücü bir yenilgi karşısında yenilgileri için bir günah keçisi (muhtemelen Zelensky) bulacaklar. Bu dikkat dağıtıcı gelişmelerden birisi de İsrail-Filistin çatışmasıdır.

İsrail'in sivilleri bombalaması ve öldürmesi gerçekten Neo-Con'lara yardım mı ediyor, yoksa onları dünyanın geri kalanından daha da izole mi ediyor? BM'deki oylamaya, Arap zirvesine, dünya ülkelerinin tepkisine bakıldığında Neo-Con'lara pek faydası olmadığı görülüyor. Bu İsrail'e yardım etmiyor, ama onun yenilgisinin zeminini hazırlıyor.

Neo-Conlar gerçekten İsrail-Filistin çatışmasıyla mı ilgileniyorlar, yoksa öncelikle İran, Rusya (ve dolaylı olarak Çin) arasındaki ittifakın derecesini test etmek mi istiyorlar? ABD kuvvetlerinin askeri seferberliğine ve yerleştirilmesine bakıldığında, Neo-Con'ların İran'a saldırıp test etme niyetinde olduğu görülüyor. Bölgesel bir savaş muhtemel ama böyle bir bölgesel savaşta Neo-Con'ların başarısı pek muhtemel değil. Bu bölge ABD ordusunun özellikle Irak ve Suriye'de yasa dışı varlığının olduğu bir bölge.

Bölgedeki askeri yığınak genelde ve daha çok tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçiş süreciyle ve NeoCon'larin  buna karşı aldıkları önlemleriyle bağlantılı. Özelde ise Ukrayna'nın savaşı kaybetmesi, kolaylıkla Ukrayna'nın bildiğimiz bir devlet olarak artık var olamayacağı bir durumla sonuçlanabileceği gerçeği ile ilgilidir. Neo-Con'lar,  fantezileri nedeniyle Ukrayna savaşının kaybedildiğine inanmakta güçlük çekerken, ABD'de ve Batı'da bunu itiraf eden ve çok geç olmadan bitirmeye çalışan oldukça fazla sayıda analistler var. İlk değerlendirmemizde şunu belirtmiştik;

“Batı'nın, özellikle de ABD'nin anlaşmaya varılmaması yönündeki baskıları nedeniyle, büyük olasılıkla Kharkiv (Donbass'la resmi bir anlaşma yapmış olan), Dinyeper ve Nikolayev gündemde ve gelecekte "kurtarılacak". işlem. Bu aşamadaki gelişmelere bağlı olarak Odessa, Ukrayna'nın Karadeniz'e erişimini kesmek için olası bir tercih olabilir.” Donbass'ta İç Savaş - o zaman, simdi ve büyük olasılıkla.

Ancak Batı, Rusya'nın müzakere masasına oturacağı yanılsamasına kapılmış durumda. Gerçek şu ki, mevcut konjonktürde Rusya'nın müzakereye oturması için herhangi bir neden yok. Rusya'nın, Kharkov, Dinyeper, Nikolaev ve Odessa'yı Ukrayna'nın boyunduruğundan çıkarmadan önce savaşı durdurması ve müzakere masasına oturması (veya müzakere masasında) için hiçbir neden yok. Bu gerçek pek çok Batılı askeri ve siyasi uzman tarafından da kabul edilmektedir. NeoCon'un bu soruna çözümü, kaçınılmaz olarak bölgesel bir savaşa dönüşecek olan İran'a karşı bir savaştır. Bu şekilde Neo-Con'lar Rusya'nın dolaylı olarak bölgeye dahil olup kuvvetlerini bölgeye yaymasını, bunun karşılığında da Ukrayna'daki ilerleyişini yavaşlatmasını bekliyorlar. Bunda bazı gerçekler var ama böyle bir savaştan “kazanan” olarak çıkmak hâlâ bir yanılsama.

Irak ve Suriye'deki yasa dışı ABD askeri tesislerine ve adamlarına yönelik saldırılar Batı Medyası haberlerinde yer almıyor. En iyi ihtimalle, herhangi bir kayıp bildirilmeden kısaca bahsedilmektedir. ABD'nin ölü sayısının bildirilmesini engellemek amacıyla ölüleri bile hastanelere nakletme politikası ve uygulaması olduğu bilinen bir gerçektir. Hastaneye getirilenler bir  gün sonra veya bir hafta içinde ölürlerse bu rapor edilmiyor. Bu, olayın kızıştığı anda gerçek kayıpların bilinmesini önlemenin bir yolu olmustur. Ancak güvenilir askeri kaynaklardan gelen haberler, Irak ve Suriye'de ABD askeri kayıplarının arttığı yönünde. Benzer şekilde İsrail'in Gazze'deki kayıpları da filtreleniyor.

NATO'yu Rusya sınırına kadar genişletme, Rusya'da rejim değişikliği, Ukrayna'da vekâlet savaşı yoluyla Rusya'yı bölme, ele geçirme ve yağmalama Neo-Con  fantezisi çöktü. Balkanlar'daki gelişmelere bakıldığında NATO ittifakının bizzat çökme sürecinde olduğu görülüyor. Neo-Con'un Çin ve Rusya'ya karşı üçlü cephe fikrinin ilk aşaması çöktü. Ortadoğu'daki ikinci uç ise siyasi, ekonomik ve askeri anlamda umutsuzdur. Onlarca yıl Ortadoğu ülkelerini kendi aralarında düşmanlık ve çatışma yaratmak amacıyla mezheplere (Sünni-Şii vb.) bölmek için uğraştılar, ancak Filistin'de yaşanan bu olayla sadece birleşmelerinin önünü açmakla kalmadılar. ama Müslüman ülkelerin tüm halkları ve hükümetleri onlara karşı birleşmesine neden oldular. Dolayısıyla askeri anlamda yenilgiyi beraberinde getirecek olan savaşı zaten siyasi anlamda kaybettiler.

Üçüncü uç ise süreç içinde olan Asya Pasifiktir. Ancak ABD'nin uzun süredir sadık vekili olan Filipinler dışında Tayvan'ın durumu umutsuz; Tayvan halkının büyük ölçüde herhangi bir savaşa karşı olması ve Ukrayna'daki vekalet savaşının sonuçları, binlerce kilometre uzaktaki bir ülkenin vekili olmaya karşı olan görüşleri güçlendiriyor. İkinci olarak Çin, Tayvan konusunda kararlı ve bu gerçeği her fırsatta vurguluyor; tıpkı Xi'nin geçenlerde APEC zirvesinde bu noktayı güçlü bir şekilde vurgulaması gibi.

Güney Kore, Kuzey Kore'nin üzerindeki ek etkisiyle pek çok açıdan Tayvan'dan farklı değil. Rusya'dan birkaç mil uzakta olan Japonya da öyle.

Doğu Asya'da ABD'nin vekili adına oynamak isteyen başka ülkeler var mı? NED (National Endowment for Democracy) ve onun STK'sı (Sivil Toplum Kuruluşları) Kamboçya'da, Tayland'da, Myanmar'da, hatta Laos ve Vietnam'da oldukça aktifler. Ancak son zamanlarda bir dereceye kadar başarılı oldukları tek ülke Myanmar'dır. Son iki hafta, NED'in finanse ettiği ve desteklediği sözde "gerillalara" karşı Myanmar Cuntası için felaketle geçti. (Myanmar hakkında makale redaksiyonda)

Gördüğümüz gibi Neo-Con fantezisi çöküyor ve nükleer savaşa varacak kadar ileri gitmedikleri sürece (öyle bile olsa) çok yakında tümüyle çökecek; Başta Batı olmak üzere Kuzey'in tamamen yok edilmesi. (Batılı anlatının aksine, “dünya”nın topyekûn yok edilmesi değil - Dünya öncelikle Batı'dan oluşmuyor - bu konuda bir yazı gelecek ).

Tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçiş, başlangıç aşamasında da olsa büyük ölçüde tamamlandı. Ukrayna savaşına ilişkin ilk değerlendirmelerimizde Rusya'nın Çin ve Kuzey Kore'den ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulamıştık. Bunların her birinin  var olmaya devam etmeleri hayati derecede aralarındaki güçlü ittifaka bağlıdır. Neo-Conların istemeden de olsa yardımlarıyla Çin, Rusya, Kuzey Kore ittifakı güçleniyor ve dünyanın her yerinden yeni ittifakların eklenmesiyle büyüyor. Batılı Neo-Conların tek dünya hükümeti fantezisi ve yanılsaması çöktü. Bu, Kautsky'nin “ultra-emperyalizm” teorisinin yanlışlığının somut bir kanıtı oldu. Bu ayni zamanda Leninizm maskesinin arkasına saklanan ve hâlâ tek kutuplu dünyayı teorileştiren ve destekleyen Bernsteincılara, Kautskycilere yıkıcı bir darbe oldu.

Erdoğan A

18 Kasım 2023

Tayland


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.