Header Ads

Header ADS

İttifak Çalışmaları; Sol ve Sağ sapmalardan köstekleme çabaları

Bazı içerikli eleştirileri bir yana bırakırsak, Türkiye’de bir süredir aktif olarak devam eden “Sol ittifak “çalışmaları, Rusya da dahil, tarih boyu bir sürü ülkelerde yaşanan örneklerinde olduğu gibi, bir taraftan "sol" sapmalardan diğer taraftan da "sağ" sapmalardan “eleştiri” konusu haline geldi. Yine tarihi bir benzerlik içinde Sol sapma “ilke” lafazanlığı arkasına saklanarak bir “devrim” hayali ve beklentisi ile “hiçbir şey yapmamayı” tercih edip savunurken, Sağ sapma var olan burjuva partiye (kimi yerde açık, kimi yerde üstü kapalı bir şekilde) yedeklenmeyi tercih edip savunmakta.

Sol sapmanın göz ardı ettiği iki temel ve belirleyici ilke; 1) Sosyalist Devrimcilerin emekçi halkı ilgilendiren konularda sessiz, ilgisiz, tarafsız ve pasif kalamayacağı, 2) Sosyalist devrimcilerin her pratiğinin, her özgülde emekçi halkların ve onların mücadelesinin çıkarları doğrultusunda olması gerektiğidir. Diğer tüm ilkeler bunlara bağımlı ve bağlantılıdır.

İttifak çalışmalarını küçümseyen, bu çalışmalara sekte vurmaya çalışan “Sol sapmalar”, sol gevezelik ve lafazanlıklarla kitlelerin kafasını bulandırmakta, bunu yaparken de “ilke” ve “taktik” konularını birbirine karıştırmakta. Böylece de teorik ve pratik gerçekte “ilkeleri” çiğneyenler kendileri olmakta. Bunlar “sadece hiçbir şey yapmayanlar hata yapmaz” doğru değerlendirmesine uyarak, “hiçbir şey yapmamayı”, bunu da sol lafazanlıklar arkasına gizlenerek yapmayı kendine görev edinmiş oportünistlerdir. Oportünistlerin Strateji ve taktik konularını da birbirine karıştırması kaçınılmaz bir sonuçtur. “Strateji, devrimin ana güçleri ve yedekleriyle ilgilenir. Devrimin bir aşamadan diğerine geçmesiyle değişir, ancak belirli bir aşama boyunca temelde değişmeden kalır.” “Taktikler, proletaryanın mücadele biçimleri ve örgütlenme biçimleriyle, değişimleri ve bileşimleriyle ilgilenir. Devrimin belirli bir aşamasında taktik, devrimin akışına veya alçalmasına, yükselişine veya düşüşüne bağlı olarak birkaç kez değişebilir.” (1)

Taktikler güncel ve özgüldeki durumla bağlantılı olarak ve emekçi halkların mücadelesinin çıkarlarından yola çıkarak belirlenir. Temel ilke budur. "Eğer konuyu Marksist olarak, yani sınıf savaşımı açısından" ele alacak olursak," konuyu ezberlenerek sloganlaştırılmış "genel ilkeler ile değil, anlamsız beyanlarla, parlak sözlerle değil, (ilgili) sınıfların siyasi çıkarları ile karşılaştırarak ele almamız gerekir." (2) Yani “Marksizm, bizi, sınıflar arası ilişkinin ve tarihin her anının somut özelliklerinin en doğru, aslına en uygun ve nesnel olarak doğrulanabilir bir analizini yapmaya zorunlu kılar,(3) “sorunu, somut tarihsel durumdan ayrı olarak ele almak, diyalektik materyalizmin temel ilkelerine bir ihanet hatasıdır." (4)

Türkiye’de geneldeki (azami) sorun tek başına AKP hükümetinin devrilmesi değildir, sorun sermayenin siyasi sistem biçimiyle birlikte devrilmesi sorunudur. Ancak somut tarihsel durum, güncel (asgari) mücadelenin hedefini otokrasinin devrilmesi olarak ortaya serer. Yani gündemdeki “ittifak “sorunu sadece “seçimler” konusunu değil, demokratik mücadele ve görevler konusunu ele alacak olan “taktiksel” bir sorundur. Bu yönde – içinde bulundurduğu hataları, eksiklikleriyle de olsa- atılan her adım desteklenmesi gereken adımlardır.

Niceliğe bakarak ve bu vurgulanarak ittifak için uğraşan Sol’u küçümsemek, burjuvazinin işidir. “Akıldan çıkarmamalıyız ki, bir yıllık yoğun bir siyasi yaşantı içinde proletarya, siyasi açıdan sakin geçen birçok yıl içinde olduğundan daha fazla devrimci eğitim elde eder.” (5) İşte bu noktada “hiçbir şey yapmamayı” tercih edenler ve savunanlar ile, ittifak için mücadele verenler arasındaki fark ortaya çıkar. Lenin’in sözleriyle sosyalistlerin “şu andaki görevi otokrasiyi alaşağı etmek olduğuna göre, Sosyalistler, demokrasi uğruna savaşta öncü olarak davranmalıdır ve dolayısıyla, salt bu nedenle bile, nüfusun tüm demokratik unsurlarına her desteği vermeli ve onları müttefikler olarak kazanmalıdır. " (6) Çünkü "Geniş ve çeşitli işçi örgütleri olmadan ve onların devrimci Sosyal-Demokrasi ile bağlantısı kurulmadan, otokrasiye karşı başarılı bir mücadele yürütmek mümkün değildir." (7)

İşte pratik sonuçtaki fark burada, otokrasiye karşı mücadele vermekle, süresiz bir beklenti içinde seyirci kalmak arasındaki farkta noktalanır. Otokrasi sorunu emekçi halkların ve onların mücadelesinin çıkarları sorunudur. Emekçi halkları ve onların çıkarlarını ilgilendiren bu soruna sessiz, ilgisiz, tarafsız ve pasif kalmak, en temel sosyalist ilkeyi çiğnemek demektir. Bu İlgisizliklerini ve pasifliklerini kılıflamak için teoriler yaratmakta ve lafazanlık yapmakta usta olan “sol sapmalar”, Demokratik haklar için mücadelenin Sosyalist mücadeleyi saptıracağı ve engelleyeceği tezlerini farklı biçimlerde savunurlar. Lenin ise; "Demokrasi mücadelesinin proletaryayı sosyalist devrimden saptıracağını, sosyalist devrimi engelleyeceğini, geriye iteceğini düşünmek büyük bir yanlıştır" diyor ve devam ediyor; "Aksine, eksiksiz demokrasi gerçekleştirilmeden sosyalizm kurulamaz. İşçi sınıfı çok yönlü, tutarlı ve devrimci bir demokrasi mücadelesi vermeden burjuvaziye karşı kazanılacak bir zafere hazır olamaz". (8)

Sol sapmaların demokratik mücadeleye karşı ilgisizlikleri onların hızlı sol slogan ve lafazanlıkları arkasına gizlenmiş pasifliklerinin kaçınılmaz bir sonucudur. "Sınıf bilinçli bir işçi sosyalist mücadele uğruna demokratik mücadeleyi ya da demokratik mücadele uğruna sosyalist mücadeleyi unutabilir mi? " diye soruyor Lenin ve "Hayır" cevabını vererek devam ediyor; "sınıf bilinçli bir işçi kendisine sosyal-demokrat adını verir, çünkü bu iki mücadele arasındaki ilişkiyi kavrar. Demokrasi yolundan, siyasal özgürlük yolundan geçmeksizin sosyalizme giden bir yol olmadığını bilir." ......."Demokratik mücadele ile sosyalist mücadelenin koşulları niçin aynı değildir? Çünkü işçilerin elbette bütün mücadelesinin her birinde, farklı yandaşları olacaktır. İşçiler, demokratik mücadeleyi, burjuvazinin bir kesimi, özellikle küçük-burjuvaziyle birlikte yürütecektir. Öte yandan, sosyalist mücadeleyi ise burjuvazinin tümüne karşı yürüteceklerdir." (9)

İttifak üzerine çalışmaları yürütenlerin beyan ve yazılarını okuduğum kadarıyla, amaç sadece asgaride seçimle sınırlandırılmıyor ve burjuva sistemin savunuculuğu yapılmıyor. Vurgulanan içinde bulunan özgül durumda demokrasi mücadelesinin daha etken bir şekilde verilebilmesi için “taktiksel” pratik bir birliğin sağlanması ve kitlelerin kendiliğinden muhalefetinin devrimci saflara kaydırılması, kazanılması. Bunun ne kadar başarılı olup olamayacağı konusunu zaman gösterecektir, bundan da dersler çıkarılacaktır. Hiçbir şey yapılmazsa, “hiçten” dersler çıkarılamaz. Emekçi halkların sorunlarına karşı İlgisizlik, Pasiflik, seyircilik ve lafazanlığın somut ve sonuç dersleri günümüzdeki durumdur.

İttifak ve özellikle seçimler açısından belirlenecek taktikler konusu bir ya da birkaç kişinin belirleyeceği bir konu değildir.  Türkiye’deki somut durumu yakından ve iyi bilen, doğru değerlendiren, istatistik konusu dahil bir sürü konuda uzman olan devrimcilerin kafa kafaya verip üzerinde çalışmalar yaparak belirleyeceği bir konudur.  Bu anlamda “ittifak” çalışmaları ciddi ve önemli bir değere sahiptir ve gelecek için önemli bir adımdır.

Türkiye’nin farklı yöresel yapısı, seçimlerdeki sahtekarlıklar hesaba katılırsa (kanımca) genel, tek bir taktikten çok, somut hesaplamalara bağımlı olarak yereller temelinde, yani bölgeden bölgeye farklılıklar taşıyan taktikler belirleme yönünde olan bir ittifak çalışması gündem içinde olabilir. Sosyalist güçlerin kendi ortak gücünü somut olarak tespit etmesi bile ciddi bir kazanımdır. İçinde bulunan dönemde bu yaklaşımın genelde uygulanmasının zararlımı faydalımı olacağına da -somut verilere dayanarak- onlar karar verecektir. Somut verilere ve istatistiki bilgilere dayanarak, yerel taktikler kimi yerlerde ortak katılım, kimi yerellerde HDP’yi desteklemek, hiçbir devrimci potansiyelin olmadığı yerellerde ve- ya da kimi AKP'nin hâkim olduğu bölgelerde eğer onun kazanmasını engelleyebilecekse Burjuva CHP’yi desteklemek bile olabilir. Bu “ilkesizlik” değil, taktiksel bir sorundur ve yukarda vurgulanan temel iki ilkenin yaşama uygulanmasıdır. Buna karar verecek olan -eğer oluşursa- ittifak önderliği olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken “yedeklenme” durumuna düşmemek, kendi bağımsız tavrını koyabilmektir.

“Destekleme” taktiksel, “yedeklenme” siyasi bir içeriğe sahiptir. Taktik azaminin bir parçası olarak asgari amaca ulaşma yolunda uygulanan yöntemi belirler, “yedeklenme” asgari amaç uğruna azami amacı terk etme pratiğinin adıdır.  Bu iki konuyu ve diyalektik bağlantıyı anlamayan ya da emekçi halkların çıkarlarına olan ilgisizliklerini bilinçli bir şekilde perdelemek isteyenler gerçekte “hiçbir şey yapmama” pasiflikleri ile siyasi mücadelede önderliği burjuva liberallere terk eden sol sapmalardır. “Her liberal sorunla ilgilenmek, ona karşı sosyalist tutumumuzu belirlemek, “diyordu Lenin, “proletaryanın çözümde aktif bir rol oynamasına ve kendi proleter yolundan çözümü sağlamasına yardımcı olmak doğrudan görevimizdir. Bu yolda çaba göstermekten kaçınanlar, (niyetleri ne olursa olsun) gerçekte liberalleri egemen kılmakta, işçilerin siyasi eğitimini onların eline teslim etmekte ve siyasi mücadelede egemenliği, son tahlilde burjuva demokrasisinin önderleri olanlara terk etmektedirler.” (10)

Maalesef ki, Arapça bilmeyen “İmam” ların yaygın ve saygın olduğu Türkiye kültüründe, bu tür hastalık, benzer Sol “imamların” oluşmasına yol açtığı için, bir tarafta taktiği yedeklenme olarak değerlendiren sol sapmanın, diğer tarafta “yedeklenmeyi” tek çözüm olarak gören sağ sapmanın yaygın olması kaçınılmaz bir sonuç oldu.

Yapıcı, tamamlayıcı ve haklı eleştiriler yapılma hakkı saklı kalarak, (tüm hata ve eksikliklerine rağmen) Sosyalist Sol un “ittifak “çalışmaları desteklenmesi gereken olumlu bir çabadır. Sadece hiçbir şey yapmayanlar hata yapmazlar, eksikliklerinin farkına varamazlar. Yola çıkılan temel ilke emekçi halkın sorunlarına ilgisiz kalmamak ve onların mücadelesi çıkarları yönünde tavır almak zorunluluğu ilkesidir. Eksiklikler, hatalar pratik içinde ve sonucunda ortaya çıkar, düzeltilir. Sol Lafazanlık, pratiği olmayan, Lenin’in tanımlaması ile, “uyuz” hastalığıdır.

Erdogan A

17 Ocak 2022

 

(1) Stalin, Leninizm'in temelleri

(2) Lenin, Ulusal Sorun Üzerine Tezler

(3) Lenin Engels'ten alıntıyla, Taktik Üzerine

(4) Lenin, Gerilla Savaşı

(5) Lenin, Siyasi Ajitasyon Ve “Sınıf Bakış Açısı”

(6) Lenin, Parlamentarizm Hakkında Konuşma

(7) Lenin, Otokrasi ve Proletarya

(8) Lenin, Collected Works V 22 P 133

(9) Lenin, Küçük Burjuva Sosyalizmi ve proleter Sosyalizmi

(10) Lenin, Siyasi Ajitasyon Ve “Sınıf Bakış Açısı”

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.