Header Ads

Header ADS

Kitap Özeti – Kavramlar ve Teoriler Aracılığıyla Kapitalistlerin Sosyalizme Karşı Yürüttüğü İdeolojik Savaş Taktiklerinin İfşası

Sosyalist Hareketi Kafa Karıştırarak Bölmek ve Yenilgiye Uğratmak İçin Kullanılan Silahların Marksist-Leninist Bir Analizi

Bu kitap, burjuvazinin sosyalizme karşı nasıl ideolojik bir savaş yürüttüğüne dair kapsamlı bir Marksist-Leninist incelemedir. Eser, temel sosyalist kavramlar etrafındaki kafa karışıklığının tesadüfi olmadığını; bunun sosyalist devletleri itibarsızlaştırmak, devrimci hareketi bölmek ve işçi sınıfını silahsızlandırmak amacıyla tasarlanmış bilinçli bir silah olduğunu savunur.

Marx, Engels, Lenin, Stalin, Enver Hoca ve diğerlerinin 150'den fazla eserinden yararlanıp 650'yi aşkın alıntıya yer veren bu kitap, burjuva cephaneliğindeki en önemli silahları sistematik bir biçimde açığa çıkarmakta ve bunlara karşı koymak için gereken teorik araçları sunmaktadır.

"Marx şöyle yazmıştı: 'Burjuvazinin feodalizmi yerle bir etmek için kullandığı silahlar şimdi burjuvazinin kendisine karşı çevrilmiştir.' Bu kitaptaki alıntılar için de aynısı geçerlidir. Onlar süs olsun diye orada değiller. Çarpıtmak, kafa karıştırmak ve bölmek için kullananlara karşı kullanılmak üzere oradalar."

Temel Tez

Sosyalizm mücadelesi üç alanda yürütülür: ideolojik, siyasi ve ekonomik. Bu üç alan birbiriyle bağlantılıdır. Ancak ideolojik savaş çağı olan günümüzde, ideolojik alan belirleyici hale gelmiştir. Zihinsel üretim araçlarını elinde bulunduran burjuvazi, sosyalizme her şeyden önce kafa karışıklığı yaratarak saldırır; teorileri çarpıtır, kavramları yanlış yansıtır ve solu kendi içinde çatışmaya sürükler.

Kitap, ideolojik mücadeleden (yoldaşlar arası iç tartışma) ideolojik savaşa (sosyalizme yönelik dışsal ve devlet destekli saldırı) geçişin niteliksel bir değişime işaret ettiğini ortaya koymaktadır. Soğuk Savaş döneminde kullanılan taktiklerin aynısı bugün de kullanılmaktadır; tek fark, bu taktiklerin artık daha sofistike, daha küresel ve daha gizli yürütülmesidir.

"Siyasi iktidar ele geçirilmeden önce, siyasi mücadele ekonomik mücadeleyle bağlantılıdır. İktidar kazanıldıktan sonra ise —sosyalist toplumun inşası uğruna— ekonomik mücadele öncelik kazanır. Bununla birlikte, her ikisi de içeride ideolojik mücadeleye, dışarıda ise ideolojik savaşa bağlı kalmaya devam eder. Teknolojik çağımızda, dışarıdaki ideolojik savaş, içerideki ideolojik mücadeleyi büyük ölçüde etkilemektedir."

"Sosyalist teori, somut ulusal koşullara ve küresel duruma uygulanmalıdır; bu uygulama asla soyut formüllerle değil, her zaman diyalektik bir analiz yoluyla yapılmalıdır. Marksist diyalektik, herhangi bir olguyu hem kendine özgü nitelikleri hem de bütüne olan bağlantısı içinde incelememizi gerektirir; zira bunlardan hiçbiri yalıtılmış bir şekilde var olmaz."

"Troçki, kapitalistlere sosyalizme karşı yürüttükleri ideolojik savaşta muazzam bir cephane sağladı; sahte sosyalist aydınların, yazarların, örgütlerin ve partilerin zeminini hazırlamayı kolaylaştırdı. Bu sahtekârlardan yükselen "sosyalist" söylemler, yalanlar ve sosyalist, faşizm-karşıtı ve emperyalizm-karşıtı ülkelere ve partilere yönelik iftiralar, kapitalistlerin hizmetindeki argümanları daha "inandırıcı" kılmaktadır. Bu sahtekârların sosyalistlere yönelik "eleştirileri"nin yanı sıra, küçük burjuva "aşırı sol" aydınlar, örgütler ve partiler de "bağlam" açısından onlarla uyum içindeki eleştirileriyle kapitalistlerin çıkarlarına hizmet etmektedirler. Böylece, "ideolojik savaş"ta kapitalistlerin "gönüllü" hizmetkârları haline gelirler. Kibirli ve tepeden bakan eleştirileriyle, kapitalistlerin sosyalistlere, faşizm karşıtlarına ve emperyalizm karşıtlarına yönelik propaganda ve eylemlerinde odaklanıp istismar edebilecekleri türden yeterli bilgiyi sağlarlar. Bu anlamda, tarihsel işlevleri emperyalistlerin ve faşistlerin hizmetindeki Beşinci Kol "sosyalistleri"ninkine benzer."

Kitabın Ortaya Koydukları

Kitap, her biri farklı bir silah grubunu ele alan altı bölümden oluşmaktadır:

I. Bölüm — Teorilerin Birbirine Karıştırılması Yoluyla İdeolojik Savaşım

Bu bölüm, burjuvazinin sosyalizm ile komünizmi nasıl birbirine karıştırdığı, ve bu yolla "tek ülkede sosyalizm" teorisini nasıl çarpıttığı, daimi ordu meselesini nasıl yanlış yansıttığı, sloganları nasıl manipüle ettiği, anti-emperyalist savaşların devrimci niteliğini nasıl reddettiği ve kendi kaderini tayin hakkını nasıl çarpıttığı incelenmektedir. Bölüm ayrıca, Ukrayna üzerine ayrıntılı bir vaka incelemesini ve ilhak kavramına dair bir açıklığı da içermektedir.

"Sovyetler Birliği'nde Stalin döneminde ideolojik mücadeleden ideolojik savaşa geçişle başlayan çağımızda, sosyalizm ile komünizm arasındaki kavram kargaşası tesadüfi değil, bizzat bu savaşın temel bir ürünüdür. Bu durum, burjuvazinin ve revizyonistlerin kitleleri sosyalizmden soğutma çabalarının özünü oluşturmakta; sosyalist ülkelere, sosyalist mücadelelere ve sosyalist ideolojiye saldırmaları için gerekli bir araç işlevi görmektedir.

Başlangıçta bu konu bir ideolojik mücadele meselesi değil; aksine, konuyu tüm incelikleriyle kavramaya ve devrime ve sosyalizmin inşasına giden yolu ve atılacak adımları belirlemeye yönelik bir tartışma niteliğindeydi. Konu, esasen Lenin ve Bolşevikler ile "tek bir ülkede sosyalizmin inşa edilmesinin imkânsız olduğunu" savunan Kautsky ve onun öğrencisi Troçki arasında bir ideolojik mücadele alanına dönüştü."

"Kafa karışıklığı yalnızca geçmişle sınırlı değildir. Akademik kurumlar, ana akım medya ve hatta bunların ürettiği verilerle eğitilen yapay zekâ sistemleri de dahil olmak üzere çağdaş ideolojik aygıtlar Troçkist anlatıyı sürekli olarak yeniden üretmektedir. Bu, bir programlama kazası değil, burjuvaziye hizmet eden ideolojik hegemonyanın bir yansımasıdır. Batılı bir yapay zekâya "tek ülkede sosyalizm" sorulduğunda, alınan yanıt istisnasız bir şekilde bu kavramı Stalin'e atfeder ve Lenin'in bizzat ortaya koyduğu formülasyonları göz ardı eder. Bu durum, "tarafsız" bilgi kisvesi altındaki bir Truva atı aracılığıyla Leninizmin silinip atılmasıdır.

 Halbuki Troçki,  kendisi,  Lenin Üzerine adlı kitabında şunu itiraf etmiştir:

"İlk dönemde, Smolny'de, Lenin'in Halk Komiserleri Konseyi'nde defalarca kez 'Altı ay sonra sosyalizme ulaşmış ve yeryüzündeki en güçlü devlet haline gelmiş olacağız' dediğini çok iyi hatırlıyorum... Söylediklerine inanıyordu."

"Sosyalizm ve komünizmin birbirine karıştırılması olan bu kafa karışıklığı, kaçınılmaz olarak kitleleri sosyalizmden uzaklaştırır; çünkü komünist bir toplum, mevcut koşullar altında gerçekleştirilemeyecek fütüristik- geleceğe ait bir toplumdur. Sıradan insanlar için, haklı olarak, bu bir yanılsama gibi gelir. Marx ve Engels, komünist toplumun ayrıntılı planlarını çizmeyi reddettiler; bunun nedeni agnostik olmaları değil, bu tür planların bilimsel olmamasıydı. Gelecek, tahmin edilemeyen somut tarihsel koşullara bağlıdır. Ancak bu bilimsel tevazu, komünizmin bilinmeyen geleceğini sosyalizmin bilinebilir bugünüyle karıştıranlar tarafından istismar edilmiştir."

"Bir toplumun devletsiz olacağını bilmek, onun biçimini bilmektir. Üretimin, dağıtımın ve gündelik yaşamın nasıl örgütleneceğini bilmek ise onun içeriğini bilmektir; o içerik de öngöremeyeceğimiz tarihsel koşullara bağlıdır. Marx ve Engels, geleceğin taslağını çıkarmayı reddetmişlerdir."

"Lenin bu kafa karışıklığının tehlikesini öngörmüş ve konuşmasında şunları belirtmişti:

"Aslında 'komünist' sıfatını çok sık kullanıyoruz; o kadar sık ​​ki, onu Partimizin adına bile dahil ettik. Ancak bu konuyu biraz düşündüğünüzde, bunun getirdiği yararların yanı sıra, bizim açımızdan belli bir tehlike de yaratmış olabileceği fikrine varırsınız."

"Eğer 'Komünist Parti' adı, komünist sistemin derhal hayata geçirildiği şeklinde yorumlanırsa, bu büyük bir çarpıtma olur ve içi boş bir böbürlenmeden öteye geçmeyeceği için pratikte zarar verirdi. İşte bu nedenle 'komünist' sözcüğü büyük bir ihtiyatla ele alınmalıdır..." Lenin, Subbotnikler Üzerine Rapor

Lenin'in uyarısını doğrularcasına, bu konudaki kafa karışıklığı; komünist toplumun özelliklerini sosyalist topluma mal ederek herhangi bir sosyalisti veya sosyalist ülkeyi karalamak isteyen revizyonistlerin elindeki en önemli silaha dönüşmüştür."

II. Bölüm — Kavram Karmaşası

Bu Bölüm, "Bürokrasi" kavramının sosyalist devletlere yönelik kurumsal bir saldırı aracı haline getirilmesini; "kişi kültü" suçlamasının sosyalist liderlere yönelik kişisel bir saldırı olarak kullanılmasını; ve kapitalizmin yeniden tesisini, sosyalizmin (tek ülkede inşasının) doğası gereği imkânsız olduğunun kanıtı gibi gösteren "başarısızlık" ile "yenilgi" anlatısını ifşa eder.

"Zihinleri bulandırmak ve Sovyetler ile Stalin'i karalamak için kullanılan çoğu terimde olduğu gibi, "bürokrasi" terimi de aynı amaçla bir silaha dönüştürülmüştür. Burjuva liberaller ve sağ oportünistler bu terimi, Troçkist çarpıtmalardan ödünç alınmış ve onlarla uyumlu olan burjuva bağlamında kullanırlar. Sol oportünistler ise terimi anarşist, anarko-Troçkist bağlamda ele alırlar. Hem sağ hem de sol oportünistlerin Troçkistlerden beslenmesi şaşırtıcı değildir; zira Troçkizm, her ikisinin bir karışımıdır.

Özünde aynı madalyonun iki yüzü olan bu kesimlerin her ikisi de, "sosyalist maske" takmış sosyalizm düşmanlarıdır.

Lenin şöyle der: "Sosyalizme yöneltilen eski ve sıkça tekrarlanan bir itiraz, sosyalizmin 'kitleler için kışla' ve 'kitlesel bürokrasi' anlamına geldiği iddiasıdır." 

Bu itiraz bir eleştiri değil, bir silahtır. Burjuvazi sosyalizmi kendi zemininde çürütemediği için, "bürokrasi", "totalitarizm", "diktatörlük" gibi yaftalarla saldırır. Bunlar analiz kategorileri değil, ideolojik savaş silahlarıdır."

"Marksist-Leninistler, bürokrasinin zor yoluyla bir gecede sönümlenip gideceğine inanacak kadar ütopik değildirler. Onlar, bürokrasiyle mücadele etmek ve onun sönümlenmesi için gerekli koşulları hazırlamak adına gereken adımları atarlar.

Lenin'in ifade ettiği üzere, atılacak ilk adımlardan biri şudur:

"Bürokratlar basit birer görevli konumuna indirgenir; yüksek, burjuva ölçülerinde ücret ödenen 'iş'lere sahip ayrıcalıklı bir gruptan, ücretleri yetkin bir işçinin sıradan maaşını aşmayan, hizmetin özel bir 'kolu'nun çalışanları haline gelirler." 

"Bürokrasi" meselesi, kapitalist bir ülkedekiyle aynı tarzda, aynı bağlamda veya aynı kefeye konularak ele alınamaz ve alınmamalıdır. Devlet —ordu ve benzeri kurumlar— varlığını sürdürdüğü sürece, "bürokrasi" de siyasetin hizmetinde var olmaya devam edecektir; ancak bu, kapitalist bir bağlamda olmayacaktır.

Devletin sönümlenmesiyle birlikte bürokrasi de sönümlenecektir."

""Kişi kültü" suçlaması, proletarya diktatörlüğüne saldırmak amacıyla kullanılan burjuva ideolojik savaşının bir silahıdır. Bu bir eleştiri değil; sosyalizmin gerektirdiği irade birliğine, disipline ve otoriter liderliğe yönelik bir saldırıdır. Her şeyden önce, "kişi kültü" terimi Marksist-Leninist bir kavram değildir. Diyalektik materyalizmde hiçbir temeli yoktur; sosyalist sistemlere yansıtılmış burjuva bir psikolojik kategoridir. Marksizm-Leninizm toplumu bireysel psikoloji üzerinden değil; sınıflar, üretici güçler ve üretim ilişkileri üzerinden analiz eder. "Kült" terimi bilimsel sosyalizme değil, dini veya psikolojik söyleme aittir. Siyasi analizde kullanılması bir kategori hatasıdır; sınıf temelli bir analize, sınıf dışı bir çerçeve uygular. Burjuvazi bu terimi kullanır çünkü sosyalizmi kendi özgün koşulları içinde analiz edemez. Diyalektik yöntemden yoksundurlar; bu nedenle sosyalizmi bireysel davranışa, psikolojiye ve "iktidar hırsına" indirgerler. Burjuvazi sosyalizmi bilimsel olarak çürütemediği için, ona psikolojik yaftalarla saldırır."

"Bürokrasi" suçlaması sosyalist kurumları hedef alır. "Kişi kültü" suçlaması ise sosyalist liderleri hedef alır. Ancak her ikisi de hazırlık niteliğindedir; nihai silahın —yani sosyalizmin "başarısız olduğu" iddiasının— zeminini hazırlarlar. Eğer sosyalist devletler bürokratikse ve liderleri birer "kült" figürüyse, o halde çöküşleri kaçınılmazdır. İşte bu, restorasyon anlatısıdır. Ve bu anlatı, bilinçli bir kavram karmaşasına dayanır: "yenilgi" yerine "başarısızlık" kavramının ikame edilmesine. "


III. Bölüm — İçerideki Silah

Bu bölüm, devrimci hareket içindeki aşırı sol, küçük burjuva unsurların nasıl farkında olmadan kapitalist propagandanın araçları haline geldiğini inceler. Bölüm; hizipçilik (Rosa Luxemburg örneği), boykot, uzlaşma, demokratik mücadele, parlamentarizm ve reform ile reformizmin birbirine karıştırılması konularını ele alır.

"İdeolojik savaşın en sinsi biçimlerinden biri, burjuvazinin doğrudan saldırısı değil; devrimci hareketin bizzat kendi içinden —belirli konulara dair farklı değerlendirmelerden yola çıkarak herhangi bir lideri "Leninist olmayan", "komünist olmayan" veya "karşı-devrimci" olarak yaftalayan aşırı solcu, küçük-burjuva unsurlardan— gelen dolaylı saldırıdır. Bu, sekterliktir. Sekterlik devrimci hareketi böler, gerçek Marksist-Leninistleri tecrit eder ve burjuvaziye karşı duran güçleri zayıflatarak burjuvaziye hizmet eder. Birlik ile mücadele, ilke ile esneklik arasındaki diyalektik ilişkiyi kavrayamayan küçük burjuva aydın analiz yapmanın yerine yaftalamaya başvurur. "Aşırı sol" sekterliği, devrimci bir saflığın işareti değildir; küçük-burjuva korkaklığının bir işaretidir. Sadece konuşurlar; ancak iş pratiğe geldiğinde kendi ülkelerindeki reformistlerin bile çok gerisinde kalırlar. Zira aşırı derecede "başka ülkelere" odaklanmışlardır ve kapitalistlerin yürüttüğü ideolojik savaşın hizmetinde bir sonraki kurbanlarını nasıl yaftalayacaklarını araştırmakla meşguldürler."

"Aşırı sol, sosyalist liderleri yalnızca göz ardı etmekle kalmaz; onları "revizyonist", "karşı-devrimci" ve "Leninist olmayan" şeklinde yaftalar."

"Sekterlik bir yöntemdir; taktiksel bir konuda farklı düşünen herhangi bir yoldaşı düşman olarak yaftalama yöntemidir. Ancak bu yöntem somut biçimler alır. İzleyen bölümlerde bu biçimleri ele alıyoruz: boykot (seçimlere katılmama), uzlaşmazlık (geçici müttefiklerle ittifak kurmayı reddetme), demokratik mücadele (demokratik görevlerin reddi), parlamentarizm (parlamento kürsüsünü kullanmayı reddetme) ve reform ile reformizmin birbirine karıştırılması. Bunların her biri, aşırı solun devrimcileri kitlelerden yalıtmak için kullandığı bir silahtır ve her biri nesnel olarak gericiliğe hizmet eder."

"Marksist teoriler, ülke tipi, mevcut durum ve somut koşullardan soyutlanarak, hem bilinçsizce Marksistler hem de bilinçli bir şekilde emperyalist ideologlar tarafından içi boş sloganlara dönüştürülmüştür. Sloganlaştırma yoluyla, taktiksel teoriler her ülkeye, her koşula, her aşamaya ve her duruma uyan reçeteler olarak sunulmaktadır. Bu uygulama, devrimci mücadelenin yenilgiye uğramasının ve sekteye uğratılmasının temel nedenlerinden biri olmuştur."

IV. Bölüm — Genel Konular

Bu bölüm, iki güncel silahı ele alıyor: yapay zekânın tarafsızlığı miti ve kuşak kimliği ("Z Kuşağı") miti. Her ikisi de sınıf ilişkilerinin gizlenmesine ve işçi sınıfının silahsızlandırılmasına hizmet eder.

"İdeolojik savaşın silahları, yalnızca sosyalist teorinin çarpıtılması ya da sosyalist liderlere iftira atılmasıyla sınırlı değildir; bu silahlar, dünyayı anlamamızı sağlayan temel kategorilere —teknoloji ve kimliğe— kadar uzanır. Bu bölümde, söz konusu silahlardan ikisini ele alıyoruz: yapay zekânın tarafsızlığı miti ve kuşak kimliği miti. Her ikisi de aynı işleve hizmet eder: sınıf ilişkilerini gizlemek ve işçi sınıfını silahsızlandırmak."

"Yapay zekânın "tarafsız" ve nesnel bir hakikat hakemi olduğu fikri, özenle kurgulanmış bir mittir; zira yapay zekânın matematiksel denklemleri ve kodları, insan kaynaklı önyargılardan, ideolojilerden veya ekonomik çıkarlardan muaf değildir. Başka bir deyişle, yapay zekâ bünyesinde her türlü eşitsizliği ve tarihsel önyargıyı barındıran verilerle beslenir. Yapay zekâ, somut dünyayı bizim gördüğümüz ve yaşadığımız biçimiyle değil, internette yazıldığı ve "eğitim" süreciyle aktarıldığı şekliyle özümser. Bu süreç ise gerçekte veri beslemesini, algoritmaları, kodlamayı ve eğitimi gerçekleştirenlerin hegemonyasını yansıtır. Sisteme hangi tür verilerin girdiği, hangilerinin çıktığı, parametrelerin nasıl ağırlıklandırıldığı ve bir çıktının neye göre başarılı sayıldığı gibi algoritmayı oluşturan tüm unsurlar, nihayetinde "insanlar" tarafından belirlenir."

"Sosyalist bir sistemde yapay zekâ, sermaye birikiminin araçsal sınırlarını aşabilir. Üretici güçleri özgürleştirme ve toplumsal ilişkileri optimize etme noktasında stratejik bir dayanak noktasına dönüştürülebilir. Sonsuz kâr arayışı döngüsünün dayatmalarından kurtarıldığında yapay zekâ; ücretleri baskılamak veya işçileri yabancılaştırmak amacıyla bir silah olarak kullanılmaktan çıkıp, kolektif özgürleşme ve toplum yararına bilinçli planlama sağlayan bir araca dönüşme yönünde köklü bir değişim geçirir."

"Teknoloji bir savaş alanıdır; kimlik ise bir diğeri. Burjuvazi, yapay zekayı yalnızca tarafsız bir unsur olarak sunmakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal kategorileri de doğalmış gibi gösterir. Irk, cinsiyet ve kuşak gibi kavramlar; maddi ilişkilerin birer ürünü olarak değil, sabit ve tarih dışı kimlikler olarak takdim edilir. 'Z Kuşağı' etiketi, bu silahın en saf tezahürüdür: Sınıf bilincini silip yerine demografik ayrışmayı koymak üzere tasarlanmış, tarihsel bir özne kılığına büründürülmüş istatistiksel bir gruptur bu."

"Her kuşağın, içinde yaşadığı mevcut ortamdan doğrudan etkilenerek toplum bünyesinde kendine has bir karakter geliştirdiği bir gerçektir. Bu karakter diğerleriyle etkileşime girer ve hep birlikte, nüfusun geri kalanını çeşitli biçimlerde —siyasi veya apolitik, kimlik siyaseti veya sınıf siyaseti, bilinçli veya sahte bilinç, manipüle edilmiş veya siyaseten olgunlaşmış vb.— etkilemeyi başarır. Kapitalist düzenin amacı; siyaseten toy, tarihten bihaber, sapkın yaşam tarzlarına ve karşıt ideolojilere sahip, kolayca manipüle edilebilen (özgürlük ve demokrasi gibi konularda kafa karışıklığı yaşayan) ve sosyalizme giden yolda kapitalizme karşı yürütülen devrimci mücadeleye karşı çıkmaya hazır bir gençlik kuşağı yaratmaktır."

"İdeolojik savaşın silahlarını —teorilerin birbirine karıştırılması, kavramların çarpıtılması, içeriden yöneltilen silahlar ve teknoloji ile kimlik gibi genel silahlar— inceledik. Ancak bu silahları açığa çıkarmak yeterli değildir; onlardan nasıl korunacağımızı da bilmeliyiz... Bu bölümde, söz konusu normları ele alıyoruz."

V. Bölüm — Nasıl Kaçınılmalı: Marksist Normlar ve Eleştiri

Bu bölüm, doğru yöntemi, yani Marksist-Leninist eleştiri normlarını, ortaya koyar. Meşru iç eleştiri ile gayrimeşru dışarıdan akıl verme tutumu arasında bir ayrım yapar ve emperyalizm adına sosyalist partileri eleştiren "NED-Komünistlerini" ifşa eder.

"Yabancı komünist partilere yönelik, kamuoyu önünde ve "enternasyonalizm" adına dile getirilen eleştiriler yaygın bir alışkanlık haline gelmiştir. Ne var ki, doğrudan bilgiye, yapıcı bir amaca veya yoldaşça kanallara dayanmaksızın yürütülen bu tür bir pratik, uluslararası hareketi güçlendirmez; aksine düşmana hizmet eder. Daha da kötüsü, çoğu durumda —aslında birer ahkâm kesme ve safsatadan ibaret olan— bu "eleştiriler", eleştiri sahiplerini komünistlerin karşısında; anti-komünistlerin, faşistlerin, monarşistlerin ve emperyalistlerin safında konumlandırmaktadır."

"Belirli bir ülkedeki komünistler arasındaki eleştiri ile başka ülkelerin komünistlerine yönelik eleştiri arasındaki kafa karışıklığı, bu ahkâm kesenlerin pratiğinde keskin bir biçimde kendini göstermektedir. Onlar, kendi ülkelerindeki mücadeleye değil, başka ülkelerdeki mücadeleleri eleştirmeye odaklanırlar. Bu durum, "enternasyonalizm" maskesinin ardına sığınarak kendi ülkelerindeki sorumluluk ve görevlerden kaçmanın bir yolu haline gelmiştir. Oysa Lenin, sosyalist enternasyonalizmi farklı bir şekilde tanımlamıştır."

"Marksist-Leninist normlar, komünist partiler arasındaki ilişkileri düzenler. Bu normlar uyarınca, herhangi bir partinin izlediği çizgi ve yürüttüğü faaliyetlerde görülen hatalara yönelik eleştiriler; nesnel, karşılıklı, ilkeli, yapıcı ve yoldaşça bir üslupla yapılmalıdır. Eleştiri; görüşleri başkalarına, özellikle de diğer ülkelerdeki daha küçük partilere dikte etme veya dayatma amacı taşımamalıdır. Eleştiri yapıcı olmalı; komünistlerin, anti-emperyalistlerin ve anti-faşistlerin mücadelelerini ve —şayet mücadelelerinde başarıya ulaşırlarsa— devrimin kaderini savunmalıdır."

"Gözlerini kasten kapatmayan kişi, sosyalizmdeki yeni 'eleştirel' eğilimin oportünizmin yeni bir çeşidinden başka bir şey olmadığını görmekten kaçınamaz." Lenin

VI. Bölüm — Görev: Devrimci Demokrasi

Bu bölüm, ilerlenecek stratejik yolu, yani sosyalizme giden bir köprü olarak devrimci demokrasiyi ana hatlarıyla çizer. Devrimin aşamalarını, ayaklanma koşullarını ve her aşamada gerekli olan ittifakları inceler.

"Lenin, "Bir halk devrimi," der, "önceden zamanlanamaz.' Ancak, hazırlığı yapanlar kitleler üzerinde nüfuza sahipse ve durumu doğru bir şekilde değerlendirebiliyorlarsa, bir ayaklanma zamanlanabilir..."

"Ayaklanma bir mücadele biçimidir ve Devrim'in gerçekleşmesine kadar uzanan bir köprü işlevi görür. İstisnaların olasılığını göz ardı etmeksizin, ayaklanmasız bir devrim düşünülemez."

"Nasıl ki bir ayaklanma, "halk iktidarı" veya "Devrimci Demokrasi" adı altında devrimcilerin çoğunluğunu bünyesinde barındıracak bir parlamentonun aracı olacaksa; Devrimci Parlamento da o köprüyü tamamlayacak yeni bir ayaklanmanın aracı olarak görülmelidir. Başka bir deyişle, "Devrimci Demokrasi" iktidarı —yani o parlamenter köprü ve mücadele biçimi— nihai bir hedef olarak görülemez. Ayaklanmadan parlamentoya, parlamentodan (yeni bir) ayaklanmaya uzanan bu köprü, kesintisiz bir inşa süreci olarak ele alınmalıdır.

Lenin, Rusya'daki dönemi değerlendirirken şöyle der:

"Geçici devrimci hükümet bir ayaklanma organıdır... 'zafer kazanmış bir halk ayaklanmasından doğan' geçici devrimci hükümet; hem mantık hem de tarihsel deneyim, zaferle sonuçlanmamış ya da tam anlamıyla zafere ulaşmamış ayaklanmaların organı olarak da geçici devrimci hükümetlerin var olabileceğini göstermektedir." 

Lenin bu düşünceyi şu sözlerle özetler:

"Geçici devrimci hükümet, bir ayaklanmadan yalnızca 'doğmakla' kalmaz, aynı zamanda ona yön de verir."

"Halk iktidarı kavramı (adı ne olursa olsun), onu soyutluktan somutluğa taşıyan ve insanların kavrayabileceği biçimde ayakları yere basan bir bağlama oturtulmalıdır. "Halk İktidarı"na giden yol; planlı ayaklanmalar, ardından gelen bir başkaldırı ve bir devrimci hükümetin —yani Devrimci Demokrasinin— kurulması aşamalarından geçer. Bu durum tek başına nihai bir hedef  olarak değil (bu reformizm olur); yeni bir ayaklanma aracılığıyla sosyalist devrime geçişi sağlayan bir köprü olarak görülmelidir. Lenin'in değerlendirmelerine dayanan ve hem o dönemde hem de özellikle günümüzde doğruluğu kanıtlanmış olan "ayaklanma -> parlamentoda çoğunluk -> ayaklanma -> sosyalist devrim" süreci, somut koşullar göz ardı edilmeksizin izlenmesi gereken genel yol haritası olarak görünmektedir."

Yöntem

Bu kitap sloganların bir derlemesi değil, diyalektik bir analizdir. Her bir silah, yalnızca çürütülerek değil, aynı zamanda sınıf mücadelesindeki işlevi açıklanarak gözler önüne serilmektedir. Okurdan sonuçları ezberlemesi değil, yöntemi —yani somut koşulların somut analizini— kavraması beklenmektedir.

Lenin'in şu uyarısı tüm esere yön vermektedir: "Böylesi bir yüzeysellik kesinlikle ölümcül olur." Kitap, solun ideolojik savaştaki başarısızlığının önlenebilir bir hatadan kaynaklandığını savunur: içsel ideolojik mücadeleyi dışsal ideolojik savaşla karıştırmak. Bunun sonucu ise samimi komünistlerin kapitalist propagandanın farkında olmadan birer aracı haline gelmeleridir.

Sonuç

Kitap (kavramlar ve teorilerde) berraklığın devrimci bir silah olduğu sonucuna ulaşıyor. Burjuvazi kafa karışıklığını bir silah haline getirmiştir; Marksist-Leninistler ise berraklığı bir silah haline getirmelidir. Temel görev: sosyalist devletleri incelemek, öğrenmek-öğretmek ve savunmak; kafa karışıklığını teşhir etmek; ve Marksist eleştiri yöntemi ile devrimci demokrasi görevi aracılığıyla devrimci hareketi inşa etmektir.

Yapılan nihai çağrı basittir: Kafa karışıklığını yalnızca berraklık yenebilir. İdeolojiyi yalnızca bilim yenebilir. İnsanlığı yalnızca sosyalizm özgürleştirebilir.

"Burjuvazi kafa karışıklığını bir silah haline getirmiştir. Biz ise berraklığı bir silah haline getirmeliyiz. Tüm Marksist-Leninistlere şu çağrıda bulunuyoruz:

Sosyalizm ve komünizm arasındaki bilimsel ayrımı inceleyin, bunu kitlelere açıklayın. 

Sosyalist devletleri ideolojik saldırılara karşı savunun

Kafa karışıklığını gerçek niteliğiyle, yani ideolojik savaşın bir silahı olarak ifşa edin

Marksist eleştiri yöntemi ve devrimci demokrasi görevi aracılığıyla devrimci hareketi inşa edin

Dünya devrimini beklemeden, her ülkede —Marksist eleştiri yöntemi ve devrimci demokrasi görevi aracılığıyla— devrimci hareketi inşa edin.

Sosyalizmin küresel ölçekte zaferi, yalnızca kapitalist ekonominin değil, aynı zamanda kapitalist ideolojinin de yenilgiye uğratılmasını gerektirir."

"Dağıtım Üzerine Bir Not":

"Bu kitap, bazıları on yıl öncesine dayanan makalelerin güncellenmesiyle oluşturulmuş bir derlemedir. Ticari olarak yayımlanmayacaktır, çünkü sayfa sayısı nedeniyle basım maliyeti yüksek olacak ve ortalama bir okuyucunun karşılayamayacağı bir fiyata satılacaktır. Marksist-Leninist yazarlar olarak görevimiz, yazılarımızı mümkün olduğunca çok sayıda kitleye — uygun fiyatla ya da en iyisi ücretsiz olarak — ulaştırmaktır. Bu kitap bu nedenle ücretsiz bir PDF olarak dağıtılmaktadır. Satılmıyor, veriliyor."


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.