Çarşamba, Temmuz 14, 2021

Bir protestoyu analiz etmede basit yöntemler- bu bağlamda Küba'daki protestolar

Sol her zaman herhangi bir protestonun “haklı” olduğunu ve dolayısıyla desteği hak ettiğini varsayma eğilimindedir. Ancak tarih, adil protestoların dışında - içeriden- egemen sınıflar veya -dışarıdan- emperyalistler tarafından kendi gündemlerine hizmet etmek için tasarlanan ve kışkırtılan  protestoların da olduğunu göstermiştir. Bu tür protestolar, -içeride- demokratik olmayan bazı yasaların çıkarılmasının kılıflanması için olabilir, ya da dışarıdan, emperyalistlere karşı olan mevcut hükümeti diz çöktürmek ya da onu kendi kuklaları ile değiştirmek için önceden planlanmış, siyasi, askeri harekata uyum üretmek amacında olabilir . 

Yakın tarihte profesyonel provokatörler tarafından organize edilen ve başlatılan iyi bilinen protestolardan birisi,  CIA'in doğrudan ve AFL-CIO ve NED (Ulusal Demokrasi Vakfı), Albay Kuklinsky ve diğerleri aracılığıyla milyonlarca dolar dağıttığı Polonya'daki “Solidarity-Dayanışma” hareketiyle gerçekleştirilen protestolardır. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Polonya'da faaliyet göstermiş olan provokatörlerden bazıları, önce Sırbistan'da, kısa süre sonra ABD'de ve günümüzde çoğu ülkeden “öğrencilerle” tüm dünyada bir provokatör eğitim ve öğretim merkezi açmışlardır. İşe alınan, eğitilen, ücretli paralı askerlere ilave olarak, devamında ya paralı askerler ya ordu ya da her ikisi aracılığıyla askeri müdahalenin takip ettiği bu provokatörler, kargaşanın “başlatıcısı” rolünü yüklendiler. Bunların en çarpıcı örneklerinden, Libya'da başlangıçta solun “Arap Baharı” protestoları olarak gördüğü ve bu nedenle adil -ilerici olduğu varsayılan ve bu nedenle desteklenen provokasyonlardır.

Bu sonuçlama, herhangi bir olayla ilgili tüm haberlerin Egemen Medya tarafından sağlandığı için, hiçte şaşırtıcı bir sonuç değildir. Dünyanın finans sermayesinin yoğunlaştığı ve hisselerin çoğuna sahip olduğu egemen bir medya. Finans kapital şirketleri, yatırım riski olduğu her ülkedeki ciddi medya kuruluşlarının neredeyse tamamının sahibi veya denetimindeler.

Bu nedenle bir protestonun “adil” ya da “tasarlanmış-provoke dilmiş” olup olmadığının ilk göstergesi , Egemen Uluslararası medyanın “protestolara” yönelik tutumu ve haberlerdeki kapsamıdır.

Egemen Uluslararası medya, hiçbir ülkede, özellikle protestoların Finans Kapital'in çıkarlarına, onların kukla hükümetlerine veya sistemlerine karşı olduğu ülkelerde asla  “adil" bir protestoyu yayınlamaz. Bu tür protestoların kapsamı, en iyi ihtimalle birkaç saniye veya; “Komünistler”, “teröristler”, “bölücüler”, “Rus kışkırtması” vb., gibi etiketlerle önemini en asgariye indirerek olmuştur ve olacaktır. Bu nedenle, Egemen Medya tarafından belirli bir protestonun dünya çapında, sürekli olarak ele alınması, bir protestonun kışkırtılmış-gerici veya adil- ilerici olduğu yöndeki “niteliğinin” ilk göstergesi olacaktır.

İkinci gösterge, egemen medyanın protestolarda kullanılan açık ve kapsamlı bir şekilde gösterdiği  pankartlar olacaktır. Anadili farklı olan bir ülkede sloganların “İngilizce”, özellikle gramer hatası yapılmadan yazılmış, oldukça profesyonelce ve yaygınca hazırlanmış afişlerin varlığıdır . Çoğu durumda, bu açık ve net bir şekilde mali destek ve profesyonel bir katılımın varlığını gösterir ve verilen mesajlar protestoyu örgütleyen, kışkırtan ve destekleyen ülkenin “halkına” yöneliktir . Afganistan, Irak, Libya ve Suriye'ye müdahalede olduğu gibi, bu mesajların diğer bir amacı, genel olarak siyasi, ekonomik veya askeri müdahale için kendi halkının rızasını yaratmaktır.

Her ne kadar bu sırayla olmasa da, üçüncü gösterge, hemen hemen her durumda ABD'nin “başkanı” tarafından yapılan geniş çapta, tekrar tekrar yayınlanan açıklamalar olacaktır. Bu da planlanan müdahale için " rıza yaratmanın" bir parçası olmuştur.

Bunlar, bir protestonun “niteliğini” belirlemede eleştirel düşünmenin önemli, ancak daha kolay bir yanıdır .

Diğeri ve en önemlisi, ama o kadar da kolay olmayanı, “protesto” nun gerçekleştiği ülkenin “niteliği”, “koşulları” ve “özel durumu ”dur.

Bakılması gereken ilk şey protestoların olduğu o verili ülkenin hükümetinin ABD-AB yanlısı, kuklası olup olmadığıdır . İlk olası gösterge, bu sorunun yanıtına bağlıdır. Mevcut hükümetin ABD ile çatışması varsa, anti-emperyalist karakterde ise, büyük ihtimalle -ama her zaman değil- protestolar profesyonel provokatörler tarafından kışkırtılmaktadır. Var olan hükümet ABD yanlısıysa ve protestolar bu hükümete, emperyalistlerin iç içlerine karışmasına, müdahaleye karşı ise, seçim sırasında olsun ya da olmasın, protestolar “adil” ve ilericidir.

Adil protestolar genellikle açık ve net ekonomik, sosyal veya politik talepleri olan pankartlara ve sloganlara sahiptir, ve asla ABD veya başka bir ülkenin bayrağını taşımaz ve asla başka bir ülkenin, özellikle ABD'nin “müdahalesini” talep etmez. Ancak profesyonel olarak kışkırtılan protestolarda genellikle standart, “özgürlük”, “demokrasi” vb., gibi muğlak sloganlar ve pankartlar olur.

Son, ama  önemli olan gösterge, protestoların örgütsel destekçilerinin tespit edilmesine dayanır. O ülkenin meşru ekonomik, sosyal ve politik durumu ne olursa olsun, eğer verili protesto NED veya onun yüzlerce alt kuruluşlarından herhangi biri tarafından destekleniyorsa, bu protesto büyük olasılıkla kışkırtılmış bir protestodur.

Bu bağlamda, birkaç gün önce Küba'da düzenlenen protestoların konuşulacak “ilerici” bir niteliği yoktur. Protestolar, özellikle son 5 yıldır Küba'ya sızan, yerel halkın içinden işe alınıp eğitilen profesyonel provokatörler tarafından tasarlanmış ve kışkırtılmıştır.

Küba'nın, 60 yıldır ekonomik ve mali abluka altında olduğu ve her devrimci Küba vatandaşının bunu yaşadığı ve bunun bilincinde olduğu bir gerçektir. Dünya genelinde hemen hemen her ülkeyi etkileyen Covid-19 ekonomik krizleri, ekonomik abluka nedeniyle Küba'yı, daha da kötü etkiledi. ABD hükümetinin ikiyüzlülüğü Küba'da ki ekonomik krize işaret etmesindedir, çünkü Küba'da ki ekonomik krizin ana nedeni  Küba hükümeti değil, ABD'nin ta kendisidir. Bu yıl, yakın zamanda, Alibaba'dan Jack Ma, COVID-19'dan etkilenen hastalar ve Küba'daki sağlık  personeli için maskeler, hızlı teşhis kitleri ve solunum cihazları bağışladı. Ancak, abluka nedeniyle 30 Mart'ta ulaşması gereken sevkiyat bir türlü ulaşmadı.

Tasarlanan protestolar ve bunun asıl amacı, Küba'dan daha fazla Covid-19 vakası ve ölümün olduğu Miami'nin Belediye Başkanı tarafından açıklığa kavuşturuldu. “Küba halkının, ABD'nin müdahalesi de dahil olmak üzere Gıda, ilaç ya da askeri olsun, bir biçim ya da şekilde bir tür uluslararası yardıma ihtiyacı var” diyordu Belediye başkanı.

ABD, Küba gibi kukla ada rejimleriyle çevrili küçük bir ülkenin 60 yıllık bir ablukaya ve çoklu müdahalelere nasıl dayanabildiğini anlayamıyor ve bunu kendine yediremiyor.

Ne yazık ki, emperyalist propagandayı papağan gibi tekrarlayan ve protestoları “adil” olarak nitelendirerek Küba'ya aynı şekilde saldıran, sloganların anti-komünist, parti karşıtı, ABD yanlısı olduğu, “kahrolsun diktatörlük ”, “demokrasi” ve “ özgürlük” gibi  bilinen sloganlar olduğu gerçeğini göz ardı eden ve örtbas eden bazı sahte “sol”lar var.  .

Sözde "sol", Küba'ya saldırma fırsatı buldu ve "aşırı sol" lafazanlıkların arkasına saklanarak anti-komünistliğini kusuyor. Küba'ya yönelik 60 yıllık ekonomik abluka gerçeğinin üzerini örterek dikkatleri başka yöne çekiyorlar ve ABD'yi suçlamak yerine Küba Komünist Partisi'ni suçluyorlar.

Bazıları açıkça komünizm karşıtı ücretli veya gönüllü troller ve Trot'lar, ancak bu tuzağa düşen ve istemeden kendilerini gericiliğin tarafında bulan başkaları da var. Marksist Leninistler, Egemen medyanın gerçek olarak ortaya attıkları propagandaları bir sünger gibi emen ve kendi duruşlarını belirlemede bunları kabul eden köle zihniyetli insanlar olmamalıdır. Marksist Leninistler herhangi bir konuda alınacak bir tavrı belirlemeden önce düşünen ve analiz eden ve belirledikleri her duruşun daima  emekçi halkların çıkarları akılda tutarak ve bundan türeten, kritik görüşlü insanlardır.

Erdoğan A

Temmuz 2021