Pazartesi, Mayıs 31, 2021

SÜREKLİ DEVRİM TEORİSİ ÜZERİNE - Menşevizme karşı Bolşevizm

LOIZOS MICHAEL

Troçkizm Çalışma Grubu CPGB

Eğer Bolşevikler tarafından 1905'teki kongrelerinde kabul edilen "Geçici Devrimci Hükümet Üzerinde" kararını [22] Menşevikler tarafından konferanslarında kabul edilen "İktidarın Ele Geçirilmesi ve Geçici Bir Hükümete Katılımın Hakkında" kararıyla karşılaştırırsak, [23] Bolşevizm ve Menşevizm arasındaki farklar daha belirgin hale gelir. Bolşevik devrimi, proletaryanın sosyalizm mücadelesini yürütmesi için siyasi özgürlüklere ihtiyaç olduğunu saptayarak, Kurucu Meclisin mahkum edilmesi için gerekli koşulları garanti eden geçici bir devrimci hükümetin kurulmasıyla, otokrasinin yerini proletaryanın önderliğindeki muzaffer bir halk ayaklanmasıyla kurulacak demokratik bir Cumhuriyetin alması gerektiğini kabul etti. 

Karar, ilke olarak, Sosyal-Demokratların böyle bir geçici hükümete katılabileceğini, ama bunu yapmanın pratik yararı ilkelerden türetilemeyeceğini ancak ".. önceden kesin olarak tanımlanamayacak olan güçlerin  ve diğer faktörlerin uyumunun " değerlendirmesine bağlı olacağını belirtti ... "[24]

Menşevik kararı, burjuva devriminin en radikal ve geniş kapsamlı biçimi olarak halkın halk ayaklanması açısından konuşan Bolşevik devriminin aksine, hem bu biçimden hem de - temsili bir kurumun kurucu meclis düzenleme kararıyla -"reform" yoluyla siyasi bir dönüşümden bahsetti.

Devrimin çarlığa karşı kesin zaferi, ya - muzaffer halk ayaklanmasından ortaya çıkan - geçici bir hükümetin kurulması, ya da halkın doğrudan devrimci baskısı altında bir ulusal Kurucu Meclis örgütlemeye karar verecek olan şu ya da bu temsili kurumun devrimci girişimiyle gerçekleşebilir. [25]. 

Buradaki en hayati ayrım, Menşevik kararın burjuva devriminin iki biçimini eşit temele oturtmasıdır. Bolşevik bakış açısından, çarlığın silahlı bir ayaklanmayla kesin yenilgisi olmaksızın, "temsilci bir kurum" tarafından herhangi bir "devrimci girişim", "devrimin yalnızca sözle zaferi" olurdu. [26]

Bir Kurucu Meclisi pratik gerçekte toplamak için“halk”ın bunu yapma gücüne sahip olması gerekiyordu. "Çar tarafından toplanan temsili meclis" biçimindeki devrimin "belirleyici zaferi", "toprak ağası ve büyük burjuva unsurun ağır basacağı" bir devrim olacaktır. Öte yandan, Bolşevik devrim ise, “köylü ve proleter unsurun ağır basacağı” burjuva devrimi biçimine dayanıyordu. [27]

Menşevikler, bu iki tür burjuva devrimi arasında hiçbir zaman ayrım yapamadılar. “Devrimin çarlığa karşı kesin zaferi”nin iki yöntemden biriyle gerçekleştirilebileceğini belirtmelerine rağmen, demokratik devrimin bu iki tipinin veya biçiminin itici güçlerini oluşturacak sınıf güçleri arasında ayrım yapmadılar. Bu, Menşevik kararın bir biçimde bir "halk ayaklanmasından", diğer bir biçimde de "halkın devrimci baskısından" bahsetmesinden açıkça görülmektedir. Onlar, genel olarak burjuvazinin, soyut bir anlamda, devrimi gerçekleştirme biçiminden bağımsız olarak siyasi iktidarı üstlenecek sınıf olacağına inanıyorlardı. Stratejik senaryolarında sonuç aynı olduğu için, proletaryanın sosyalizm mücadelesinin çıkarlarına en uygun devrim biçiminin hangisi olduğu sorusunu ortaya koyamadılar.

Menşeviklerin teorik bakış açısını anlamak için, onların geçici-devrimci bir hükümete sosyal-demokrat katılımı konusundaki konumları çok açıklayıcıdır. Sosyal-Demokrasinin burjuva partilerinden bağımsızlığını korumak için, o
...geçici bir hükümette iktidarı ele geçirmeyi veya paylaşmayı kendisine hedef olarak belirlememeli, aşırı devrimci muhalefetin partisi olarak kalmalıdır. [28]

Bolşevikler, sosyal-demokratların geçici bir hükümete katılımını bir ilke sorunu olarak değil, duruma ve sınıf güçlerinin hizalanmasına bağlı olarak somut bir sorun olarak görürken, Menşevikler için bu yalnızca bir ilkeler sorunuydu. 1905'te Menşevik stratejisinin geliştirilmesinde güçlü bir ideolojik etkiye sahip olduğu anlaşılan Martynov, şunları savundu:

Sosyal-Demokrasinin, sosyalist devrime kadar, aşırı muhalefetin partisi olduğunu ve öyle kalması gerektiğini kesinlikle hatırlamalıyız... [29]

Menşevikler, sosyal-demokrasinin geçici bir hükümette iktidarı "paylaşması" fikrine karşı çıktılar, çünkü bu, onu burjuvazi ile uzlaştıracak ve "burjuvazinin siyasi egemenliğinin kurumlarının — ordu ve onun subayları, polis ve gardiyanlar, bürokrasi ve yargıç…”- yaptırımını" temsil edecekti.[30] Ayrıca, sosyal-demokrasinin “iktidarı ele geçirmesine” karşı çıktılar çünkü bu sosyalist bir devrimle özdeşleştirildi, oysa yaklaşmakta olan Rus devrimi ancak “...Rus burjuva toplumunun siyasi özgürleşmesini” temsil eden bir burjuva devrimi olabilirdi. ..” [31]

İKTİDARIN ELE GEÇİRİLMESİ

İlginç olan, burjuva-demokratik devrimde “iktidarın ele geçirilmesi” sorunu hem Menşevikler hem de Troçki tarafından gündeme getirildi,  Lenin tarafından değil. 1906'da Martynov, RSDİP'nin Birlik Kongresi'nde şunu iddia etti:

Daha 1904'ün sonunda, Ocak olaylarından önce, İki Diktatörlük yazımda, Lenin'in zorunlu olarak iktidarın ele geçirilmesi teorisine ulaşacağını tahmin etmiştim, çünkü bu onun içinde bulunduğumuz ana ilişkin tahmininden değil, onun tüm dünya görüşü, tüm düşünme yönteminden kaynaklanır. [32]

Aynı şekilde, Plehanov Lenin'in düşüncesinde Sosyal-Demokrasinin "iktidarı ele geçirmesi" düşüncesinde, şu noktaya değindi:

Bizim bakış açımız, iktidarı ele geçirmenin bizim için zorunlu olduğudur, ama sadece proleter devrimi yaptığımız zaman. Ve şimdi ortaya çıkan devrim ancak bir küçük-burjuva devrimi olabileceğine göre, iktidarın ele geçirilmesini reddetmek zorundayız. [33]

Bununla birlikte, Lenin'in bu döneme ilişkin konuşmalarından ve yazılarından, burjuva devriminde siyasi iktidarın Sosyal-Demokrasi tarafından ele geçirilmesini hiçbir yerde savunmadığı açıktır. [34] Nitekim  Lenin şunu söyledi:

...genel olarak "iktidarın ele geçirilmesi" sorunu vs., hiç gündeme gelmez ... çünkü Rusya'daki siyasi durum hiçbir şekilde bu tür sorunları acil sorunlara dönüştürmez.[35]

Öyleyse Menşevikler neden “iktidarın ele geçirilmesi” kavramını Lenine atfettiler? Martynov, “İki Diktatörlük” broşüründe şunu savundu:

Lenin...Halkın İradesinin (Narodnaya Volya) "iktidarın ele geçirilmesi" ile ilgili olan ve hatta yakın Rus devriminin sosyalist devrimle çakışması hakkındaki [36] eski, uzun zamandır gömülü olan teorisini açıkça canlandırdı.

Martynov, bu sonucu, Lenin'in Sosyal-Demokrasinin burjuva devrimindeki "hegemonik" rolüne ilişkin teorisini yorumlamasından çıkarmıştı.[37] Martinov'a göre Lenin'in stratejisi, ulusal bir silahlı ayaklanmayı zamanlayan ve yürüten profesyonel devrimcilerden oluşan bir örgüt, eğer başarılı olursa, sosyal-demokrasinin bir "iktidarı ele geçirmesi" anlamına gelir görüşüne dayandırıyordu.

Martinov'un Lenin'in stratejisini nitelendirmesi, Lenin'in "dünya görüşü"nün "özgül özellikleri" ile ilgili olarak formüle ettiği önermelerden "mantıklı" çıkarımlara dayanıyordu.

 Düşünsene diyor Martynov...;

...Lenin'in ütopyasının gerçekleşmesini. Üyeleri sadece profesyonel devrimcilere indirgenmiş olan partinin, ulusal silahlı ayaklanmayı hazırlamayı, zamanlamayı ve yürütmeyi başardığını hayal edin. Milli iradenin devrimden hemen sonra bu partiyi geçici hükümet olarak atayacağı açık değil mi? Halkın devrimin yakın kaderini başka hiçbir partiye değil de kesinlikle bu partiye emanet edeceği açık değil mi? Halkın kendisine daha önce gösterdiği güvene ihanet etmek istemeyen bu partinin, zorunlu kalacağı açık değil mi? Devrimin zaferini devrimci önlemlerle pekiştirene kadar iktidarı kendi ellerine almak ve onu korumak zorunda kalmayacaklarmı?[38]

Bu senaryoda, Martinov, eğer ulusal, silahlı bir ayaklanmayı uygulamaya ve yönetmeye kalkışırsa, Sosyal-Demokrasinin iktidarı kendi eline geçireceği gerçeğini çıkardı. Bu akıl yürütme tarzının mantığı, Sosyal-Demokrasinin iktidarı ele geçirmesinin proletaryanın siyasi egemenliğini temsil edeceğidir; bu egemenlik, egemen sınıfın, yani sosyalizmin sınıf çıkarlarına tekabül eden önlemlerin uygulanmasını zorunlu kılacaktır. Martinov'un önermelerinin mantığına göre, sosyal-demokrasi, maddi güçlerin ve üretim ilişkilerinin gelişme derecesine tekabül etmeyen azami programını uygulamak zorunda kalma ikilemiyle karşı karşıya kalacaktır.

Lenin'e göre, Martynov'un çıkarımlarının hatası, onun...

...burjuvazinin devrilmesi döneminde proletaryanın zorunlu egemenliği ile, otokrasinin devrilmesi döneminde geçici devrimci hükümeti ile karıştırması; proletaryanın ve köylülüğün demokratik diktatörlüğünü işçi sınıfının sosyalist diktatörlüğü ile karıştırması. [39]

Bu hata, Martynov'un başarılı bir silahlı ayaklanmayı hazırlayan ve yöneten partinin iktidarı kele geçireceği yönündeki çıkarımına, yani devlet iktidarının sınıfsal doğasını devrimin liderinin özdeşleştirilmesiyle karakterize etmesine dayanıyordu. Eğer Sosyal-Demokrasi başarılı bir silahlı devrime öncülük etseydi, bu proletarya diktatörlüğünü temsil ederdi. Uluslararası Sosyal-Demokrasinin önde gelen teorisyenlerinden Parvus ve Sürekli Devrim Teorisi'nin "ortak yazarı" Troçki ile birlikte, Martynov ile aynı mantıksal senaryoyu formüle ettiler:

...Rusya'daki devrimci geçici hükümet, bir işçi sınıfı demokrasisi hükümeti olacaktır. Rus proletaryasının devrimci hareketinin başında sosyal-demokrasi olacaksa, bu hükümet bir sosyal-demokrat hükümet olacaktır. [40]

Parvus, Martynov'dan bu senaryonun uygulanmasını savunmasıyla ayrılırken, Martynov buna karşı uyardı. Parvus, Troçki gibi, “Rusya'daki devrimci ayaklanmanın ancak işçiler tarafından gerçekleştirilebileceğine” inanıyordu.[41]

Bu varsayımdan yola çıkarak, Martinov Sosyal-Demokrasi tarafından hazırlanan, zamanlanan ve yürütülen bir devrimi nitelendirirken formüle ettiği senaryonun aynısını kurdu:

işçi sınıfı başarılı bir “burjuva” devrimine öncülük etseydi, o zaman geçici devrimci hükümet bir işçi hükümeti olurdu. Sosyal-Demokrasi işçi hareketinin başında yer aldığından, geçici hükümet Sosyal-Demokrat çoğunluğu içerecekti. 

Veya Troçki'nin dediği gibi:

Devrimin kesin zaferi durumunda iktidar, mücadelede öncü rolü oynayan sınıfın, başka bir deyişle proletaryanın eline geçecektir. [42]

 Lenin, Parvus'un devrimci süreç anlayışını eleştirirken bunun imkansız olduğunu söylüyordu, çünkü:

...sadece halkın büyük çoğunluğu tarafından desteklenen bir devrimci diktatörlük tamamıyla kalıcı olabilir... Rus proletaryası... şu anda nüfusun bir azınlığıdır... Büyük, ezici çoğunluk ancak şu durumlarda olabilir: O, ancak yarı-proleterler, yarı-mülk sahipleri kitlesiyle, yani kentli ve kırsaldaki küçük-burjuva yoksullar kitlesiyle birleşirse büyük, ezici çoğunluk haline gelebilir. Olası ve arzu edilen devrimci-demokratik diktatörlüğün toplumsal temelinin böyle bir bileşimi, elbette, devrimci hükümetin bileşimini etkileyecek ve kaçınılmaz olarak, devrimci demokrasi hükümetinin en heterojen temsilcilerinin onun içinde katılımına, hatta baskınlığına yol açacaktır.

Eğer o çenesi düşük Troçki şimdi “Bir Baba Gapon yalnızca bir kez ortaya çıkabilir”, “ikinci bir Gapon'a yer yoktur” diye yazıyorsa, bunu sırf çenesi düşük olduğundan yapıyor. [43]

Lenin, Parvus ve Troçki tarafından geliştirilen Rus devrimi anlayışının "hatasını" ortaya çıkarırken, Martynov ve Menşevikler tarafından ileri sürülen argümanların eleştirisine de bir anahtar sağladı.

Bolşevikler, Sosyal-Demokrasinin "iktidarı ele geçirmesini" savunma hatasına düşmediler, çünkü Rus devriminin burjuva demokratik doğasını kabul ettiler ve Rus burjuva devriminin en radikal biçimini - köylülüğe önderlik eden proletarya - uygulayabilecek iki sınıfın diktatörlüğünü savundular.

Martinov'un stratejisinin özü, işçi sınıfının, burjuvaziyi devrimi sonuna kadar götürmeye, yani devlet iktidarını ellerine almaya zorlamak için burjuvaziye karşı bir mücadele yürütmesi gerektiğiydi. Buna karşılık Bolşevikler, taktiklerini, proletaryanın köylülüğü çarlık devlet iktidarının kalelerine karşı bir saldırıda yöneteceği belirli bir demokratik devrim anlayışına dayandırdılar. Başarılı bir devrimden doğacak yeni devlet iktidarının karakteri, hem köylülerin hem de işçilerin çıkarlarının temelde kapitalist bir toplumsal oluşum içinde temsil edildiği bir “devrimci-demokrasi” olacaktır.

Menşevikler bu stratejiye Sosyal-Demokrasinin “iktidarı ele geçirmesi” kavramini atfettiler, çünkü teorik olarak, söz konusu sosyal, ekonomik ve politik dönüşümlerden bağımsız olarak işçi sınıfının önderlik ettiği bir devrimi, işçi sınıfı tarafından iktidarın ele geçirilmesi olarak tanımladılar. 

Yani, devletin sınıf karakterini, devrime önderlik edecek bir sınıf tanımlamasıyla belirlediler. Bu akıl yürütme tarzı, Parvus ve Troçki'nin Sürekli Devrim teorilerinde geliştirdikleri analizde de mevcuttu. 

Troçki'den daha önce de yapmış oldu[umuz alinti:

Devrimin kesin zaferi durumunda iktidar, mücadelede öncü rolü oynayan sınıfın eline geçecektir... [46]

Bir yanda Parvus ve Troçki, diğer yanda Menşevikler- Lenin'inkinden kökten farklı olan- aynı teorik akıl yürütme tarzını kullansalar da, yine de farklı siyasi stratejiler geliştirdiler; örneğin, hem Menşevikler hem de Troçki, sosyal-demokrasinin geçici bir hükümete katılması gereken koşullar sorusuna yanıtlarını genel bir ilkenin önceden uygulanmasından çıkarsalar da, buna rağmen farklı yanıtlara ulaştılar. Menşevikler katılmaya karşı çıktılar, oysa Troçki bunu destekledi, ancak her ikisi de prensipte Sosyal-Demokratların bir geçici hükümete çoğunluk dışında bir katılımın kabul edilemez olduğuna inanıyorlardı.

Ancak Lenin, prensip içinde buna izin verildiğine, ancak bunun için somut koşulların önceden tanımlanamayacağına inanıyordu. [47]

Menşevikler (çoğunluk olarak) böyle bir katılıma karşı çıktılar ve Troçki bunu savundu, çünkü her ikisi de böyle bir katılımı Sosyal-Demokrasi tarafından iktidarın fethi olarak tanımladı.

Çeviri ; Erdogan A

Devamı - Devrimin Biçimleri