Çarşamba, Nisan 07, 2021

Daimî Ordu üzerine- Lenin Troçki'ye Karşı

 İngilizce kitabın Önsözü

Daimî Ordu üzerine- Lenin Troçki'ye Karşı

Politikada hiçbir şey tesadüfi değildir, bir ideolojinin somut gerçekte bir şekilde yansımasıdır. Temel ideoloji ne kadar maskelenmiş olursa olsun, pratikler kaçınılmaz olarak onun göstergelerini ortaya serecek, maskeyi indirecek ve arkasındaki gerçek ideolojiyi ortaya çıkaracaktır. 1903'te Bolşevikler ve Menşevikler olarak bölünme zamanından, ayaklanmaya muhalefet, partiye muhalefet, Askeri Komiserlere uygulanan muamele ve onlara karşı Çarlık subaylarını kayırma, "Ağustos Bloğu", "Troçki-Zinovyev Bloğu", ve Çin de, Vietnam’da, İspanyada ve diğer yerlerde farklı derecelerde emperyalistler ve faşistlerle iş birlikleri, kesinlikle bir tesadüf değil, ama Troçki'nin ideolojisinin kaçınılmaz bir yoluydu.

Stalin'in sorduğu gibi;

"Devrimden sonra Partimizin saflarına giren Troçki'nin ayağa kalkarak karşı devrimci bir Menşevik pozisyonu benimsemesi ve devletimizin sınırlarının dışına, Sovyetler Birliği'nin sınırlarının ötesine atılması bir tesadüf müydü? "

Vyshinsky mahkemede bu soruya yanıt veriyordu;

"Bu bir tesadüf değil, çünkü Ekim Devrimi'nden önce de Troçki ve arkadaşları, şu anda Stalin'e, Lenin ve Stalin’in Partisine karşı savaştıkları gibi Lenin ve Lenin’in Partisi'ne karşı savaştılar."

Gerçek şu ki, Troçki, yalnızca bir ülkede değil, genel olarak sosyalizme, sosyalizmin olasılığına asla inanmadı, çünkü onun savunduğu tek bir hamlede, tek bir darbede bir dünya devriminin olasılığı yok. Troçki, "devrimler" ihraç eden Mussolini veya Hitlerinkinden çok da farklı olmayan bir elit grubun askeri diktatörlüğüne inanıyordu. Troçki'ye göre işçi sınıfı, işçi sınıfının diktatörlüğünün değil, seçkinlerin askeri diktatörlüğünün bir aracıdır.

Gerçi yıllar sonra pratikte değil, sadece sözde görüşünü revize etmesine rağmen, bakın ne söylüyor:

"Devrim, gerçek anlamıyla, Devletin kontrolü için verilen bir savaştır. Bu doğrudan Orduya dayanır. Bu nedenle tarihteki tüm devrimler şu soruyu keskin bir şekilde gündeme getirdi: Ordu kimin tarafında? Ve öyle ya da böyle, her durumda bu sorunun yanıtlanması gerekiyordu. " Leon Troçki, Genç Türkler, (S81)

Troçki’nin sözlerini çarpıtmadan, bu sözlerden ikisi, Marksist Leninistler söz konusu olduğunda çok önemlidir; 1) devrimin ”doğrudan Orduya dayanıyor olması " ve 2) "ordunun kimin tarafında olduğu".

Eğer Bir ordudan ve onun alacağı "taraf" dan bahsediyorsak, hiç şüphesiz ki, mevcut bir daimî ordudan bahsediyoruz demektir ve kelimenin tam anlamıyla bir devrimin başarısının "doğrudan bu Orduya bağlı" olduğunu söylüyoruz demektir.

Marksizm Leninizm açısından Daimî Ordu’nun ne olduğu ile başlayalım.

Daha ta 1899'da Rosa Luxemburg, ordu gelindiğinde şöyle diyordu;

"Schippel'in militarizm savunmasını dayandırdığı en genel bakış açısı, bu askeri sistemin gerekliliğine olan inancıdır. Teknik, sosyal ve ekonomik nitelikteki tüm olası argümanları kullanarak, sürekli bir ordunun mutlak gerekliliğini ortaya koyuyor. Ve belirli bir bakış açısından oldukça haklı. Daimî bir ordu ve militarizm gerçekten de vazgeçilmezdir - ama kim için? Günümüz egemen sınıfları ve çağdaş hükümetler için. Şimdi buradan, mevcut hükümetin ve egemen sınıfların sınıf açısından, sürekli orduyu ortadan kaldırmanın ve milisleri yaratmanın, yani halkı silahlandırmanın, bir imkânsızlık, saçmalık gibi görünmesi dışında bundan başka ne çıkarım yapılabilir? " Rosa Luxemburg, Milisler ve Militarizm (S18)

Ve aynı yıl James Connolly şöyle diyordu;

“Herhangi bir ülkede, herhangi bir yerde daimî bir ordu, her şeyden önce gereksizdir; ikincisi, halkı ezenlerin elinde bir alettir ” James Connolly, ‘Soldiers of the Queen’, (1899)

Ordu nedir ? sorusuna Lenin şöyle yanıt veriyor;

"Daimî bir ordu ve polis, devlet iktidarının başlıca araçlarıdır …. Burjuva topluma özgü merkezi devlet iktidarı, mutlakıyetçiliğin çöküşü döneminde ortaya çıktı. Bu devlet makinesinin en karakteristik iki kurumu: Bürokrasi ve daimî ordu. Marks ve Engels, çalışmalarında, bu kurumların burjuvazi ile binlerce ip ile bağlı olduğunu defalarca gösteriyor. " Lenin, Devlet ve devrim

“Bizler Burjuva pasifist veya oportünist olmadığımız sürece, sınıf mücadelesi dışında hiçbir çıkış yolu olmadığı ve olamayacağı sınıflı bir toplumda yaşadığımızı unutamayız. İster köleliğe, serfliğe, isterse şu anda olduğu gibi ücretli emeğe dayalı olsun, her sınıflı toplumda, ezen sınıf her zaman silahlıdır. Sadece modern sürekli ordu değil, hatta modern milisler - ve hatta en demokratik burjuva cumhuriyetlerinde, örneğin İsviçre'de - proletaryaya karşı silahlanmış burjuvaziyi temsil ediyor. Bu öylesine temel bir gerçek ki, üzerinde durmak neredeyse hiç gerekli değildir. Lenin, Proleter Devriminin Askeri Programı (P110)

Troçki'nin sözlerini okursak, o bir devrimin başarısını "ordunun kimin tarafında olacağı" sorununa, Lenin'in burjuva toplumunun bedenindeki "asalak" olarak tanımladığı bir orduya dayandırıyor.

Marksist Leninistler Daimî Orduya ne yapar?

“Kapitalistler şimdi tüm çabalarını, Rus cumhuriyetini olabildiğince bir monarşiye benzetmeye yöneltmişlerdir, böylece en az güçlükle yeniden bir monarşiye dönüştürülebilir (bu pek çok ülkede defalarca olmuştur). Bu amaçla, “diyor Lenin,“ kapitalistler, halkın üzerinde duran bürokrasiyi, halktan ayrı olan ve seçmeli olmayan (seçimle gelmeyen)  generaller ve diğer subaylar tarafından komuta edilen polis ve daimî orduyu korumak istiyorlar. Ve generaller ve diğer subaylar,  (halk tarafından) seçilmedikleri sürece, neredeyse her zaman toprak sahibi ve kapitalistlerin olacaktır. Bu kadarını dünyadaki bütün cumhuriyetlerin deneyimlerinden biliyoruz.

“Partimiz, sınıf bilincine sahip işçilerin ve yoksul köylülerin partisi, bu nedenle başka türden bir demokratik cumhuriyet için çalışıyor. Halkın gözünü korkutan hiçbir polisin olmadığı bir cumhuriyet istiyoruz; aşağıdan yukarıya tüm memurların seçmeli olduğu ve insanlar talep ettiğinde yerlerinden edilebilecekleri ve yetkin bir işçinin maaşından daha yüksek olmayan maaşlar aldıkları; tüm ordu subaylarının benzer şekilde seçmeli olduğu ve daimî ordunun halktan ayrıl olan ve halka yabancı sınıflara tabi olanın yerini, tamamıyla silahlı halk,  halk milisleri aldı.” Lenin, An Open Letter to the Delegates to the All-Russia Congress of Peasants’ Deputies (P144)

Troçki sadece orduyla iş birliğini önermiyor, orduyu yeniden inşa etmeyi ve "kısmen" görevden almayı öneriyor. İşte söylemi; 

"Ordu, köylülük ve kent burjuvazisinin pleb alt tabakasıyla devrimci iş birliği kurmak. Mutlakiyetçiliği ortadan kaldırmak için. Orduyu yenileyerek ve kısmen görevden alarak mutlakıyetçiliğin maddi örgütlenmesini yok etmek. “ Leon Trotsky, Our Revolution, The Soviet and the Revolution (S81)

Bunun tersi olarak Lenin, sürekli ordunun "ortadan kaldırılmasından" ve "halkın silahlandırılmasından" bahseder. İşte Lenin'in söylediği;

"... Komünün ilk kararı ... sürekli ordunun bastırılması ve onun yerine silahlı halkın geçmesiydi." Bu talep artık Sosyalist olduğunu iddia eden her partinin programında yer alıyor.

Marx, "Komün," diye yazıyordu, "burjuva devrimlerinin sloganını, ucuz hükümeti, en büyük iki harcama kaynağını - daimî ordu ve devlet işlevciliğini - yok ederek bir gerçeğe dönüştürdü." Lenin, “The State and Revolution”, With what is the smashed state machine to be replaced?( P178)

Ordu sorunu, devlet sorunundan kopuk değildir. Yeninin kullanımı ve yararı için devlet aygıtının parçalanması, diğer tüm kurumların kapitalist kontrolden çıkarılması gerekiyor. Troçki, bu soruna farklı bir şekilde bakıyor. Orduya olan hayranlığı, ayaklanmanın monarşiye karşı değil, komutan ordu kadrosuna karşı olduğunu ve eğer ordu içindeki “çürük elmalar" temizlenirse topluma hizmet eden ordu yeniden canlandırılabilir görüşünde kendisini gösteriyordu.

Askerlerin zihninde monarşiye karşı ayaklanma, öncelikle komuta kadrosuna karşı bir ayaklanmaydı.

Ordu, hizmet ettiği toplumun her zaman bir kopyasıdır - bu farkla, toplumsal ilişkilere hem olumlu hem de olumsuz özelliklerini uç noktalara taşıyan konsantre bir karakter kazandırır.

Orduyu canlandırmaktan aciz olan demokratik ve aristokrat subaylar arasındaki kötü niyet ve sürtüşme, yalnızca başka bir ayrışma unsuru getirdi. Ordunun kaderini ciddi şekilde önemseyen birçok savaş subayı bile komuta personelinin genel bir temizliğinin gerekli olduğu konusunda ısrar etti. "Leon Trotsky, The History of the Russian Revolution, Volume One: The Overthrow of Tzarism (P190)

Ancak Lenin, bu orduyu yenisiyle değiştirme değil, “genel bir temizlik” yaklaşımını burjuvazinin hizmetinde olan bir aldatma ve hile olarak görüyordu.

“Sosyal-Demokratların asgari programı, daimî ordunun halkın evrensel silahlandırılmasıyla değiştirilmesini talep ediyor… halkın evrensel bir silahlanmasının olması çok acil ve zorunludur. Devrimci bir ordumuz varken, proletaryayı silahlandırmaya gerek olmadığını ya da etrafta dolaşmak için “yeterli” silah olmayacağını iddia etmek, sadece aldatma ve hilekârlıktır. Mesele derhal evrensel bir milis örgütlemeye başlamaktır, böylece etrafta dolaşmaya “yetecek kadar” olmasa bile herkesin silah kullanmayı öğrenmesi gerekir, çünkü halkın herkesi silahlandıracak kadar silaha sahip olması hiç de gerekli değildir. İnsanlar silah kullanmayı öğrenmeli, herkes polisin ve daimi ordunun yerini alacak milislere ait olmalı… ..

İşçiler, halktan ayrı bir ordu istemiyorlar; onların istedikleri, işçilerin ve askerlerin tüm insanlardan oluşan tek bir milis olarak birleşmesidir. Aksi takdirde, baskı aygıtı yürürlükte kalacaktır ... Eski baskı organlarının, polisin, bürokrasinin, sürekli ordunun halkın evrensel bir silahlandırılmasıyla, gerçekten evrensel bir milis tarafından değiştirilmesi, Ülkeye restorasyona karşı maksimum güvenliği garanti etmenin tek yoludur.

Halkın üzerinde bir polis gücü, burjuvazinin en sadık hizmetkarları olan bürokratlar ve toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin komutasındaki daimî bir ordu aracılığıyla kamu hizmeti - burjuva parlamenter cumhuriyetin ideali budur- Sermayenin iktidarını sürdürmek.

Kısmen bürokratların yerini alma yeteneğine sahip kadın ve erkeklerden oluşan bir milis, gerçekten evrensel bir halk milisleri aracılığıyla kamu hizmeti - bu, seçimle gelen görev ve tüm kamu görevlilerinin yerlerinden edilebilirliği ilkesiyle birleştiğinde, “efendi- sınıfı” na,  burjuva standartlarına göre değil, proleterlere göre yaptıkları iş için ödeme yapılması, işçi sınıfının idealidir.Lenin, A Proletarian Militia (P139)

Burjuva daimî ordunun -toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin komutası altında- devam etmesini veya “daimî orduyu temizleme” talep ve önerisine karşılık olarak, Lenin askerlerin taleplerini ve niyetlerini şöyle açıklıyor;

Askerler siyasetin dışında kalmak istemiyor. Askerler, Kadetler ile aynı fikirde değiller. Askerler, kast ordusunun, halktan izole edilmiş ordunun kaldırılması ve onun yerine özgür ve eşit yurttaşlardan oluşan bir ordunun yapılanması anlamına gelen bir talep ileri sürüyorlar. Şimdi bu, sürekli ordunun kaldırılması ve halkın silahlandırılmasıyla tamamen aynı şeydir.

"Subayların izni veya varlığı olmaksızın" askerler için toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü talep ediyorlar.Lenin, The Army & the People (P63)

Bununla bağlantılı olarak, halkın silahlandırılmasını savunuyor;

"Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi, acil siyasi görevi olarak, Çarlık otokrasisinin devrilmesi ve onun yerine aşağıdakileri sağlayacak demokratik bir anayasaya dayalı bir cumhuriyet getirilmesi olarak ilerliyor: daimî bir orduyu sürdürmek yerine halkın genel silahlanması." "Sovyetler, ilk etapta işçilerden ve köylülerden silahlı bir güç sağlayan yeni bir devlet aygıtıdır ve bu güç halktan ayrılmamıştır. Askeri bakış açısından bu kuvvet, önceki kuvvetlerle kıyaslanamayacak derecede daha güçlüdür; devrimci bakış açısından, başka hiçbir şeyle değiştirilemez. " Lenin Can the Bolsheviks retain the Power? (P184)

Troçki kademeli geçişi savunuyor;

"Bölgesel-ekonomik bölgeler, daimî ordudan milislere kademeli geçiş sürecinde hem Sovyet bölgesel yönetim sisteminin (bölge, vilayet, uyezd, volost) hem de yerel askeri organların (komiserler) temelini oluşturmalıdır. . "Trotsky, The Transition to Universal Labour Service

Lenin ise tamamen ortadan kaldırılmasını;

““Her yerde, her ülkede, sürekli ordu, iç düşmana karşı kullanıldığı kadar dış düşmana karşı pek kullanılmıyor. Daimî ordu her yerde gericiliğin silahı, emeğe karşı mücadelesinde sermayenin hizmetkarı, halkın özgürlüğünün katledicisi haline geldi. Bu nedenle, büyük özgürleştirici devrimimizdeki sadece kısmi taleplerde kalmayalım. Kötülüğü köklerinden koparalım. Daimî orduyu tamamen ortadan kaldıralım…. Batı Avrupa deneyimi, sürekli ordunun ne kadar gerici olduğunu göstermiştir. ".” Lenin, The Armed Forces and the Revolution (P29)

Aynı şekilde Stalin şöyle söylüyordu;

Daimî bir ordu, bürokrasi veya polis gücü olmayan bir halk cumhuriyetinden yanayız. Daimî bir ordu yerine, seçilmiş komutanlardan bir ulusal muhafız talep ediyoruz. "Stalin, The Constituent Assembly elections, July 27, 1917

Bir başka sadık Troçkist olan General Tuchachevky, Troçkist, anti-Marksist "devrimin savaş yoluyla zorla ihraç edilmesi" görüşünü dile getiriyor. Milis sisteminin destekçileri ile daimî ordunun savunucuları arasındaki hararetli tartışmalar sırasında, sürekli ordunun baş sözcüsü Tuchachevsky idi. Ocak 1921'de "Kızıl Ordu ve Milisler" başlıklı bir polemik yayınladı. Orada şunları söylüyordu;

"Milis sisteminin taraftarları, Sovyet Rusya’nın sosyalist devrimi tüm dünyaya yayma konusundaki mevcut askeri misyonunu kesinlikle hesaba katmıyorlar.

Sosyalist yaşamın zengin çeşitleri ve sosyalist devrim, herhangi bir özel çerçeveye zorlanamaz. (Ordu) Karşı konulamaz bir şekilde tüm dünyaya yayılacak ve onların genişleyen güçleri, her nerede bir burjuvazi kaldığı sürece devam edecektir.

Amaçlarına en iyi şekilde ulaşmanın yolu nedir? Her devlette silahlı ayaklanmanın yolu ya da burjuva devletlere silahlı sosyalist saldırıların yolu ya da her ikisinin bir kombinasyonu. Hiç kimse kesin kehanetlerde bulunamaz, çünkü Devrimin gidişatı bize doğru yolu gösterecektir. Ancak kesin olan bir şey var: Sosyalist bir devrim herhangi bir ülkede iktidarı ele geçirmeyi başarırsa, açık bir şekilde genişleme hakkına sahip olacak ve derhal etkisini tüm komşu ülkelerde hissettirerek tüm dünyayı kapsamaya çalışacaktır. En güçlü aracı doğal olarak askeri kuvvetleri olacaktır.

"Bir ordunun yapısı, bir yandan izlediği siyasi hedeflerle, diğer yandan da uyguladığı askere alma sistemiyle belirlenir." Tuchachevsky, The Red Army and the Militia

Marksist Leninistler açısından, devrimi zorla veya başka bir şekilde ihraç etme sorunu temelde anti-Marksisttir, tartışmaya bile değmez.

Paris'teki Alman İşçi Kulübü toplantısına, Mart 1848'e geri dönersek, Marks, Paris'teki Alman göçmenlerin küçük burjuva önderleri tarafından planlanan maceracı "devrim ihracatı" na karşı çıkıyordu. Aşağıdaki alıntılar, Marksist Leninist tavrı anlamak için yeterli olmalıdır.

Engels;

“Tek başına kesin olan bir şey vardır: muzaffer proletarya, kendi zaferini baltalamadan herhangi bir yabancı ulusa hiçbir kutsamayı (devrimi) zorlayamaz. Elbette ki bu çeşitli türden savunma savaşlarını hiçbir şekilde dışlamaz. "Engels to Karl Kautsky In Vienna, 12 September 1882

Lenin;

“"Tek ve sadece tek bir tür gerçek enternasyonalizm vardır ve bu, devrimci hareketin ve kendi ülkesindeki devrimci mücadelenin gelişmesi için yürekten çalışmak ve istisnasız her ülkede bu mücadeleyi, bunu ve sadece bu çizgiyi (propaganda, sempati ve maddi yardım yoluyla) desteklemektir. Bunun dışında kalan her şey aldatmaca ve Manilovizmdir (hayalcilik). ".” Lenin, The Tasks of the Proletariat in Our Revolution

Stalin;

“Devrim ihracatı saçmalıktır. Her ülke eğer isterse kendi devrimini yapacak, istemezse devrim olmayacaktır. ”Interview Between J. Stalin and Roy Howard

Marksist Leninistler, Ordu'nun devrim için taraf değiştirmesini beklemezler ve ona güven bağlamazlar. Devrimin başarısı, büyük ölçüde devrimci faaliyete ve öncü Parti ile proletaryanın diğer sömürülen ve ezilen grupların ve nüfusun diğer katmanlarının büyük kitlelerini örgütleme ve ittifak kurma becerisine bağlıdır. Ama devrimci faaliyet askerler içinde çalışmayı dışlamaz, çünkü bunların çoğu ya yoksul köylülere ya da orta tabakaya aittir. Stalin'in dediği gibi;

“Orta tabakalar sorunu, hiç şüphe bırakmayacak şekilde, işçi devriminin temel sorunlarından birisidir. Orta tabakalar köylülük ve küçük kent emekçi insanlarıdır. Onda dokuzu orta tabakalardan oluşan ezilen ulusları da buna eklemek gerekir. Gördüğünüz gibi bunlar, onları ekonomik yapılarının proletarya ile kapitalist sınıfı arasına yerleştirdiği tabakadır. Bu tabakanın ilgili önemi, iki koşullar tarafından belirlenir: Birincisi, bu tabakalar, var olan devletlerin nüfusunun çoğunluğunu ya da her durumda nüfusun geniş bir azınlığını oluştururlar; İkincisi, bunlar kapitalist sınıfın proletaryaya karşı ordusuna asker sağladığı önemli kaynağı oluştururlar. Proletarya, özellikle bizim Cumhuriyetler Birliğimiz gibi bir ülkede, orta tabakanın ve temel olarak köylülüğün sempati ve desteğini kazanmadan iktidarı elinde tutamaz. Bu tabakalar en azından tarafsızlaştırılamazlarsa, kapitalist sınıftan kopmayı beceremezlerse, ve çoğunluğu hala sermayenin ordusuna hizmet ediyorlarsa, proletarya iktidarı eline geçirmeyi bile ciddi olarak düşünemez.” Stalin, The October Revolution and the Question of the Middle Strata

Marksistler, Partinin askeri kadrolarının yanı sıra halkı silahlandırır ve Orduya değil askerlere, askere çağrı yaparlar. Aralık 1905 Bolşevik Broşür, şunları söylüyordu;

“Bilinçli düşmanlarınız ile bilinçsiz ve tesadüfi düşmanlarınız arasında kesin bir ayrım yapın. İlkini yok edin ve ikincisine merhamet edin. Mümkünse askerlere (erlere)  dokunmayın. Askerler halkın evlatlarıdır ve kendi iradeleri ile halka karşı gelmezler. Subaylar ve üst düzey liderler onları halkın üzerine gönderirler. Enerjinizi bu subaylara ve yetkililere yönlendirin. Askerleri işçileri dövmeye yönlendiren her subay, kendisini halkın düşmanı ilan eder ve kendini hukukun dışına çıkarır. Onu kayıtsız şartsız öldürün. "Combat Organization of the Moscow Committee of the RSDLP (P 34)

Troçki'nin sözde pek fazla olmasa da, pratik gerçekte uyguladığı gibi, burjuvazide, herhangi bir devrimci ayaklanmayı yapay bir şey, askeri bir "darbe" olarak tanımlamayı ve işçi kitlelerinin gücünü asgariye indirmeye çalışmayı sever. 1905 ayaklanmasına atıfta bulunarak, bu tür argümanlara karşı çıkan Lenin; “Gerçekte, Rus devriminin amansız eğilimi, çarlık hükümeti ile sınıf bilincine sahip proletaryanın öncüsü arasında silahlı ve kesin bir savaşa doğruydu..” diyordu.  Lenin, Lecture on the 1905 revolution, January 9,1917

Ne Troçki’nin devrimin başarısı için daimî ordunun taraf değiştirmesine güvenmesi, ne de Tuchachevski’nin “devrim ihracı” açıklaması tesadüfî değildir. Tarihin kanıtladığı gibi, bunun kaçınılmaz bir yol olduğu onun ideolojisinden kaynaklanmaktadır. Bu bir tesadüf değil, tam tersine, Marksist Leninist sözlerle ne kadar ustaca gizlenmiş olursa olsun, sonuçta ideolojinin pratikteki yansımasıdır.

"Devrim" in başarısının doğrudan ona dayandığı belirleyici faktör olarak Ordunun taraf değiştirmesi, aslında askeri "darbe" kavramına tekabül etmektedir. "Bilimsel anlamıyla" darbe "terimi," diyor Lenin, ancak ayaklanma teşebbüsü bir komplocular çemberi veya aptal manyaklardan başka bir şey ortaya çıkarmadığında ve kitleler arasında hiçbir sempati uyandırmadığında kullanılabilir." İrlanda isyanı örneği veren Lenin şunları kaydediyor;

"Yani bir ordu bir yerde hizaya geçiyor ve "biz Sosyalizmden yanayız "diyor ve bir diğeri başka bir yerde" biz Emperyalizmden yanayız "diyor ve bu toplumsal bir devrim olacak! Ancak böylesine gülünç derecede bilgiçlik taslayan bir görüşe sahip olanlar, İrlanda isyanını bir "darbe" olarak nitelendirerek karalayabilirdi.” Lenin: The Discussion on Self-Determination Summed Up

Hangi ülkede olursa olsun daimî ordu, devlet iktidarının en önde gelen aracıdır. Yukarıdan aşağıya orduyu kontrol eden tüm subaylar ya yönetici sınıfın bir parçası ya da iyi maaş ve doğal kaynakların ve emekçi kitlelerin sömürülmesinden aslan paylarını alıyorlar. Devrimin başarısını ordunun "taraf değiştirmesine" bırakmak ve orduyla iş birliğinden bahsetmek ve devrimden sonra çürük elmaları "temizlemek" ve orduyu korumak bir Marksist Leninist tarafından değil, bir burjuva tarafından önerilebilir. . Marksist Leninistler, sürekli orduyu kaldırır ve halkı silahlandırır, bu süreçte devrimci ordu kurar.

Erdoğan. A 2019