Perşembe, Aralık 31, 2020

J.V. Stalin'in Ekonomistlerle Görüşme Tutanağı, 15 Şubat 1952

 Tamamını PDF İndir

A source: Historical Archives 2012 No. 4 pp. 23-28 

Archive: ARAN. F. 1705. Op. 1.D. 166.L. 57-68. Typescript. 

SORU (K.V. Ostrovityanov):” Ekonomik Sorunlar Üzerine Görüşleri” basında yayınlamak mümkün mü? Sizin notlarınızı araştırma, eğitsel ve edebi çalışmalarda kullanabilir miyiz? 

CEVAP: “Notları” basında yayınlamamalısınız. Ekonomi politiğin sorunları konulu tartışma kapalı bir şekilde yapıldı ve halkın bu konudan haberi yok. Tartışmaya katılanların konuşmaları yayınlanmadı. Eğer notlarımla basında çıkarsam bu akıl almaz bir durum olur. 

Notların basında çıkması sizin yararınıza değildir. Kitaptaki her şeyi Stalin tarafından önceden belirlenmiş gibi anlayacaklar. Beni öğreticinin-kitabın otoritesi ilgilendirir. Kitap, sorgusuz sualsiz bir otoriteye sahip olmalı. Notlarda olanların ilk defa ders kitabından öğrenilmesi daha doğru olacaktır. 

Basında notlara atıfta bulunmamalısınız. Yayınlanmamış bir belgeye nasıl atıfta bulunabilirsiniz? Eğer Notlarımı beğeniyorsanız kitapta kullanın. 

"Notlar" ı derslerde, bölümlerde, siyasi çevrelerde, yazara atıfta bulunmadan kullanabilirsiniz. 

Birkaç kopya basıldıysa, daha fazlası eklenebilir, ancak basında henüz yayınlanamaz. Bir ders kitabı çıkacak, bir veya iki yıl daha geçecek, ardından "Notlar" yayınlanabilir. Bunları kompozisyon hacimlerinden birine dahil etmek mümkün olacaktır. 

SORU: (K.V. Ostrovityanov) Ekonomik Sorunlar Üzerine Notlarınızda tüketici mallarından söz ediliyor; ama bizim için üretim araçları da mı metadır? Eğer değilse, üretim araçları üreten endüstrilerde maliyet muhasebesinin kullanımı nasıl açıklanabilir? 

CEVAP: Serbestçe alınıp satılan ekmek, et, vb. her şey metadır. Bizim üretim araçlarımız, esasen meta olarak kabul edilemez. Bunlar, piyasaya sürülen ve isteyen herkes tarafından satın alınabilen metalar değildir. Biz aslında üretim araçlarını dağıtıyoruz. Bunlar, genel kabul edilen anlamda meta değildir, kapitalist koşullarda var olan meta değildir. Kapitalizm şartlarında, orada üretim araçları metadır. Bizim ülkemizde, üretim araçlarına meta denilemez. 

Bizdeki maliyet muhasebemiz, kapitalist işletmelerde kullanılanın maliyet muhasebesi ile aynı değildir. Kapitalizmde maliyet muhasebesi karsız işletmelerin kapatıldığı şekilde yapılır. Bizim işletmelerimiz çok karlı olabilir, ya da tamamıyla karsız olabilir. Ama bizde karsız olanlar kapatılmaz. Karsız olanlar devlet bütçesinden destek alırlar. Bizde muhasebe, hesaplama ve dengeleme maliyet muhasebesi vardır. Muhasebe işletme yöneticilerini denetlemek için kullanılır. Ülkemizde üretim araçları sadece biçimsel olarak bir meta olarak görülür. Bizde tüketim metaları meta değişimi alanına aittir, üretim araçları olarak değil. 

SORU: (K.V. Ostrovityanov) Üretim araçlarını 'özel bir tür meta' olarak adlandırmak doğru olur mu? 

CEVAP: Hayır. Eğer o bir meta ise, satın almak isteyen herkese satılmalıdır. 'Özel bir tür meta' gibi ifadeler uygun olmaz. Değer yasası, tüketici metalarının satılması yoluyla üretim araçlarının üretimine etkiler. Burada değer yasası, hesaplama için, dengeleme için ve faaliyetlerin uygunluğunu kontrol etmek için gereklidir. 

SORU: (K.V. Ostrovityanov) 'Kapitalizmin genel krizi' ve 'dünya kapitalist sistemi ekonomik krizleri' kavramları nasıl anlaşılmalı; bunlar bir ve aynı şey mi? 

CEVAP: Bunlar aynı şeydir. Dünya kapitalist sisteminin krizinden bir bütün olarak bahsedilmesi gerektiğini vurguluyorum. Bizde genelde belli bir ülke ele alınıyor, ki bu doğru değildir. Eskiden bir tek ülkenin içinde bulunduğu durum temel alınarak genelde kapitalist ekonominin durumu gözlemleniyordu: İngiltere. Bugün, kapitalizmin durumunu değerlendirmek için tek bir ülke değil, bir bütün olarak kapitalist sistem ele alınmalı. Bütün kapitalist ülkelerin ekonomisi yakın bir şekilde iç içe geçmiştir. Kimi ülkeler diğerleri pahasına yükseliyor. Dünya kapitalist pazarının sınırlamaları hesaba katılmalıdır. Örneğin ABD, rakipleri Almanya ve Japonya'nın gücünü ortadan kaldırarak kendisini iyi bir duruma getirdi. ABD, üretimi iki katına çıkararak tekelci gücünü arttırmayı umdu. Ama üretimi iki katına çıkaramadılar, hesapları bozuldu. Tek ülke, ABD, ilerledi ve diğerleri geri adım attı. Ancak durum istikrarsız, bu oran gelecekte değişecektir. Bir ülke kapitalizmi değerlendirmede tipik olarak ele alınamaz. Değerlendirme için tek ülkeyi ele almak doğru değildir; kapitalizmi bir bütün olarak ele almak gerekir. Vurguluyorum: “dünya sistemi bir bütün olarak ele alınmalı; ancak biz tek bir ülkeyi ele almaya alışmışız. 

SORU: (D.T. Shepilov) Taslak Ders Kitabı için “Öneriler” de verilen "Sosyalist üretim tarzı" bölümünün taslağını doğru olarak kabul etmek mümkün mü? 

CEVAP: “Öneriler” ‘de sunulan taslak ile hemfikirim. 

SORU: (A.A. Arakelyan) SSCB Milli Gelirinin "gerekli ürün" ve "artı-ürün" olarak adlandırılan bölümlerini nasıl isimlendirelim? 

CEVAP: "Gerekli ve artı emek”,” gerekli ve artı ürün" kavramları bizim ekonomimiz için uygun değil. Eğitime ve savunmaya giden şeyler gerekli ürün değil mi? İşçi buna ilgi duymuyor mu? Sosyalist bir ekonomide aşağı yukarı şu şekilde bir ayırım yapmak zorunludur: kendi için emek ve toplum için emek. Sosyalist ekonomi ile ilgili olarak daha önce “gerekli emek” olarak adlandırılan terim, “kendisi için emeğe” karşılık gelir ve daha önce “artı emek” olarak ifade edilen terim ise “toplum için emeğe” karşılık gelir. 

SORU: (A. Arakelyan) SSCB'de değer yasasının "dönüşümü" kavramı yerine değer yasasının "işleyişinin sınırlandırılması" kavramını kullanmak doğru mudur? 

CEVAP: Bilim yasaları yaratılamaz, yok edilemez, iptal edilemez, değiştirilemez ve dönüştürülemez. Yasalar dikkate alınmalıdır. Yasaları ihlal edersek biz zarar görürüz. Bizde yasaların zamanının geçtiğine dair yaygın bir inanış var. Bu bakış açısını sadece ekonomistler arasında değil, pratik çalışma içinde olanlarda ve politikacılarda görebiliriz. Bu, yasa muhtevası ile uyum içinde değildir. Yasaların dönüşümü ile ilgili önerme, bilimden sapmadır ve bu dar kafalılardandır. Doğa ve toplum yasaları dönüştürülemez. Eğer bir yasa dönüştürülebilir ise, o zaman o yasayı ortadan kaldırmak da mümkündür. Eğer yasaları dönüştürmek ve kaldırmak mümkün ise bu "bizi hiçbir şey ilgilendirmez" anlamına gelir. Yasalar dikkate alınmalı, anlamalı, onlara hâkim olmalı ve kullanılmalıdır. Onların etki alanı sınırlanabilir. Fizikte ve kimyada, her ikisinde de böyledir. Bu bütün bilimlere uygulanır. Yasaların dönüştürme hakkında değil, onların pratik alanının sınırlandırılması hakkında söz etmek gerekir. Bu daha doğru ve daha bilimsel olur. Kitapta doğru olmayan hiçbir şeye izin verilmemeli. Bütün dünyaya bir ekonomi politik ders kitabıyla konuşuyoruz. Bu kitap ülke içinde ve dışında kullanılacak. 

Yasaları sınırlamıyoruz, ama var olan objektif koşulları. Yasanın işleyiş alanı sınırlandığında yasa farklı görünür. Bizim ülkemizde değer yasasının işleyiş alanı sınırlanmıştır. Değer yasası tam olarak kapitalizm altında olduğu gibi aynı değildir. Yasa ülkemizde dönüştürülmedi, objektif koşulları nedeniyle sınırlandırıldı. Esas olan şu ki, özel mülkiyet ortadan kaldırıldı ve emek meta olmaktan çıkarıldı. Bunlar değer yasasının işleyiş alanının sınırlanmasını belirleyen objektif koşullardır. Ülkemizde değer yasasının bu sınırlanışı, biz öyle istediğimiz için değil, ama böyle bir gereklilikten, bu sınırlama için uygun koşullar bunlar olduğundan. Bu objektif koşullar, bizi değer yasasının işleyiş alanını sınırlamaya zorladı. 

Yasa, objektif bir sürecin yansımasıdır. Yasa, objektif koşullar arasındaki karşılıklı bağlantıyı yansıtır. Yasa neden ile sonuç arasındaki ilişkiyi gösterir. Eğer şu ve bu güçler dengesi, şu ve bu objektif koşullar verili ise, o zaman kaçınılmaz olarak belirli sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bunlar göz ardı edilemeyecek objektif koşullardır. Eğer objektif koşullardan bazıları yoksa o zaman ilgili sonuçlar değişecektir. Kapitalizm ile karşılaştırıldığında bizim objektif koşullarımız değişti (özel mülkiyet yok, emek meta değil); bu nedenle sonuçlar da farklıdır. Değer yasası ülkemizde dönüşmedi ama objektif koşullar nedeniyle işleyiş alanı sınırlandı. 

SORU: SSCB'de kar kategorisi nasıl anlaşılmalı? 

CEVAP: Belirli bir kara ihtiyacımız var. Kar olmadan rezerv oluşturamaz, birikim yapamaz, savunma görevlerinin yerine getirilmesini garantileyemeyiz, halkın ihtiyaçlarını karşılayamayız. İşte burada kendisi için çalışmayı ve toplum için çalışmayı görebilirsin. Kar sözcüğünün kendisi çok kötüdür. Başka bir kavram olsaydı daha iyi olurdu. Ama hangisi? Belki bir net gelir? Kar kategorisi arkasında tamamıyla farklı bir içeriği sahibiz. Bizde kendiliğinden bir sermaye akışı yok, rekabet yasası yok. Bizde kendiliğinden aşırı kar yasası yok, ayni şekilde ortalama kar yasası da yok. Ancak kar olmadan ekonomimizi geliştirmek imkânsız dır. Bizim işletmelerimiz için en az kar bile yeterlidir ve bazen başka işletmelerin karlarını kullanarak kendileri karsız çalışabilirler. Biz kendi kaynaklarımızı kendimiz dağıtıyoruz. Kapitalizmde sadece kar yapan işletmeler varlığına devam edebilir. Bizim çok karlı, bir dereceye kadar karlı ve tamamıyla karsız işletmelerimiz var. İlk yıllarda ağır sanayimiz hiç kar yaratmadı ve devamında kar yaratmaya başladı. Genel olarak ağır sanayi işletmeleri ilk dönemlerde kendileri fonlara ihtiyaç duyuyorlardı. 

SORU: (A.I. Pashkov) Sovyet parası ile altın arasındaki bağlantı konusunda ekonomik ve askeri tartışmalar yürütenlerin çoğunluğunun pozisyonu doğru mu? Bu bağlantıyı reddeden azınlığı destekleyen bazıları, Kasım 1951 Tartışmaları ile İlgili Ekonomik Sorunlar Üzerine Notların bu soruna cevap vermediğini ileri sürüyorlar. 

CEVAP: “Önermeleri” okudunuz mu? Notlarımda, Önermelere ilişkin diğer konularda yorumum olmadığı söyleniyor. Bu, bizim paramız ve altın ile bağlantısı konusunda “Önermeler” ile hemfikirim demektir. 

SORU: (A.I. Pashkov) Tartışmadaki bazı katılımcıların iddia ettiği gibi, SSCB'deki ayrımsal rantının devlet tarafından tamamen geri çekilmesi gerektiği doğru mu? 

CEVAP: Ayrımsal rant sorununda çoğunluğun görüşüyle aynı fikirdeyim. 

SORU: (A.D. Gusakov) Sovyet parası ile altın arasındaki bağlantı, altının SSCB'de parasal bir meta olduğu anlamına gelir mi? 

CEVAP: Altın bizim için parasal bir metadır. Eskiden bizde altın madenciliği maliyeti kötüydü, bu nedenle üretim maliyetini düşürmek için adımlar attık, iyi oldu. Altın standardına geçtik. Altını bir meta haline getirme çizgisinin peşindeyiz ve buna ulaşacağız. Elbette parayı altın ile değiştirmek gerekmiyor. Kapitalist ülkelerde durum artık böyle değil. 

SORU: (I.D. Laptev) Sovyet kamu maliyesi temele mi yoksa devlet-politik üstyapısına mı atıfta bulunuyor? 

CEVAP: Üstyapı mı temel mi? Genel olarak, temel ile üstyapı konusunda çok şey söylendi. Hatta Sovyet iktidarını temel olarak sınıflandıranlar bile var. 

Eğer bu konuda temel-altyapı ile üstyapının soyut nitelendirilmesinden uzaklaşırsak, o zaman sosyalist mülkiyetten hareket etmek gerekir. Bizim bütçemiz kapitalist bütçeden tamamıyla farklıdır. Kapitalizmde her işletmenin kendi bütçesi vardır ve devlet bütçesi, bizim devlet bütçemizden daha dar bir alanı kapsar. Bizim bütçemiz, halk ekonomisinin tüm gelir ve giderini kapsar. Sadece yönetim için harcamaları değil, halk ekonomisinin tüm durumunu yansıtır. Bu ulusal ekonominin tümünün bütçesidir. Bu yüzden bizim finansımızda temelin unsurları öne çıkar. Ancak aynı zamanda bunların içerisinde üstyapı unsurları da vardır; örneğin idari harcamalar üstyapıya aittir. Bizim devletimiz ulusal ekonominin başıdır, bütçemiz ise sadece idari aygıtın masraflarını değil, aynı zamanda bütün ulusal ekonominin masraflarını kapsar. 

SORU: (A.V. Bolgov) Tarımsal artelin (kooperatif birlik. E.A), sosyalizmden komünizme aşamalı geçiş döneminin tamamı boyunca var olacağı ve tarımsal komünün yalnızca komünizmin ikinci aşamasına ait olacağı doğru mu? 

CEVAP: Anlamsız bir soru. Artel komüne gider, bu açıktır. Komün köylülerin kişisel ihtiyaçlara hizmet etme işlevi ortadan kalktıktan sonra oluşacaktır. Tarım komünü konusunda acele etmeye gerek yok. Komüne geçiş bir sürü sorunun çözümünü, iyi kantinlerin, çamaşırhanelerin vb. yaratılmasını gerektirir. Köylüler kendilerine geçişin uygunluğuna ikna olduklarında, tarımsal komünler orada olacaktır. Tarımsal artel, komünizmin ikinci aşamasına karşılık gelmez, büyük olasılıkla tarımsal komün karşılık gelir. Artel, özellikle doğrudan dağıtıma izin vermediği için, en azından ürün değişimine izin vermediği sürece metaların değişimini gerektirir. Ürün değişimi hala değişimdir ve doğrudan dağıtım ihtiyaçlara göre dağıtımdır. Meta üretimi, satış ve alış var olduğu sürece bunların dikkate alınması gerekir. Artel, alım satımla ilişkilidir ve doğrudan dağıtım komünizmin ikinci aşamasında olacaktır. Tarımsal artel’in ne zaman komün içine dönüşeceğini söylemek zordur. Komünizmin ikinci aşamasının komünler ortaya çıktığında başlayacağı kesin olarak söylenemez. Ancak komün olmadan komünizmin ikinci aşamasına geçişin imkânsız olduğunu söylemek de aynı şekilde risklidir. 

Komünizmin ikinci aşamasına geçiş dar kafalı bir şekilde tahayyül edilemez. Komünizme özel bir 'giriş' olmayacaktır. Yavaş yavaş, biz farkına varmadan komünizme gireceğiz. Bu, 'kapı açıkken’” girin” ile ‘bir şehre giriş' gibi değildir. Şu anda birçok kollektif çiftliklerde kollektif çiftçiler halihazırda ev işlerinin zincirlerinden kurtulmak, kolektif çiftlikten et ve süt ürünleri elde etme amacıyla çiftlik hayvanlarını kolhoza devretmekten yanadırlar. Ama kümes hayvanları henüz terkedilmedi. Bunlar sadece izole gerçekler, geleceğin filizleridir. Şimdi tarımsal artel, ekonominin ülserleşmesi için bir engel değil. Komünizmin ilk aşamasında artel yavaş yavaş komüne geçecektir. Bu geçişte çizilecek keskin bir çizgi yok. 

Kolektif çiftlik üretiminin, kademeli olarak ulusal üretime yaklaştırılması gereklidir. Burada karşılaşacağımız bir yığın zor sorun var. Kolektif çiftçilere halkla ilişkiler sorunlarına daha fazla duyarlı olmaları öğretilmelidir. Bugün kollektif çiftlik, kendi çiftliği dışında hiçbir şey bilmek istemiyor. Bugün, kollektif çiftliklerin bölge ve eyalet çapında bir birleşimi yok. Yukarıdan hem sanayi hem de kollektif çiftliklerin üretimini hesaba katan, sanayi ve tarım temsilcilerinden oluşan bir tüm-Birlik ekonomik yapısının yaratılmasına gitmemiz ve ardından ilk başta sadece artı üretimin dağıtımına geçmemiz gerekmez mi? Dağıtılmayan fonlar ve dağıtılacak fonların oluşturulması gerekir. Kollektif çiftçileri kademeli olarak tüm halkın çıkarlarını düşünmeleri için eğitmek gerekecektir. Ama bu uzun bir yolculuktur ve burada acele etmemek gerekir. Acele edecek bir yer yok. İyi yapıyoruz Hedef güçlü. Yollar açık 

SORU: (Z.V. Atlas) “Kasım 1951 tartışmasıyla bağlantılı ekonomik sorular üzerine açıklamalar" da "Para ekonomisi" terimi, neden tırnak işaretleri arasına alındı? 

CEVAP: Meta dolaşımının- satış işlemlerinin olduğu yerde para da olmak zorundadır. Kapitalist ülkelerde, bankalar da dahil olmak üzere para ekonomisi, işçilerin mahvolmasına, halkın yoksullaşmasına ve sömürücülerin zenginleşmesine katkıda bulunur. Kapitalizmde para ve bankalar bir sömürü aracı olarak hizmet ederler. Bizim para ekonomimiz alışılagelmiş değil ama kapitalist para ekonomisinden farklıdır. Ülkemizde para ve para ekonomisi sosyalist ekonomiyi güçlendirmeye hizmet etmektedir. Bizim para ekonomimiz, sosyalizmin sonsuzluklarından aldığımız ve kullandığımız bir araçtır. Tırnak işareti bizim para ekonomimizi kapitalizmin para ekonomisi ile karıştırmamak için kullanılmıştır. "Değer" ve "değerin biçimleri" kelimeleri benim tarafımdan tırnak işareti olmadan verilmiştir. Buna para da dahildir. Değer yasası çok şeyi belirler; değer yasası, üretimi dolaylı olarak, dolaşımı ise doğrudan etkiler. Ancak eylem alanımız sınırlıdır; yıkıma neden olmaz. Kapitalistlerin en zor olan şey toplumsal ürünün gerçekleşmesi, metanın paraya dönüştürülmesidir. İşçilerin yıkımının eşlik ettiği bir çatırdamayla olur. Bizim uygulamamız kolaydır, sorunsuz gidiyor. 

SORU: (G.A. Kozlov) Ulusal ekonominin planlı, orantılı kalkınma yasasının içeriği nedir? 

CEVAP: Ulusal ekonominin planlı kalkınma yasası ile planlama arasında fark vardır. Planlar, gerekleriyle birlikte bu yasa uyarınca dikkate alınması gereken şeyleri hesaba katmayabilir. Örneğin, belirli sayıda otomobil üretimi planlanmışsa, ama buna karşılık gelen gereken miktarda tabaka metal planlanmamışsa, yılın ortasında otomobil fabrikaları duracaktır. Belirli bir miktar otomobil planlanmış, ama buna karşılık gerekli petrol miktarı planlanmamışsa, bu endüstriler arasındaki bağ ihlal edilmiş demektir. Bu durumlarda, ulusal ekonominin planlı ve orantılı kalkınması yasası kendisini ciddi bir şekilde hissettirecektir. Bu yasa ihlal edilmediği zaman sessizce oturur ve adresi bilinmez; o hem her yerdedir hem de hiçbir yerde. Genel olarak, tüm yasalar ihlal edildiğinde kendisini hissettirir ve cezasız kurtulamaz. Ulusal ekonominin planlı kalkınma yasası, sektörler arasındaki farklılığı, uyumu gösterir. Bu yasa Ulusal ekonominin tüm unsurlarının karşılıklı “haberleşme” içinde olmasını, birbirleriyle uyum içinde, orantılı gelişmesini talep eder. Ve ulusal ekonominin planlı kalkınma yasası, planlamadaki bu boşlukları düzeltir. 

SORU: (M.I. Rubinstein) Yaşadığımız şu dönemde SSCB'nin temel ekonomik görevi nasıl anlaşılmalıdır? Bu görevi tanımlarken, kişi başına 1929 nüfusuna göre kapitalist üretimden yola çıkarak mı ilerlememiz gerekiyor, yoksa örneğin ABD'de, ekonominin askerileştirilmesi nedeniyle 1929'dakinden daha yüksek olan, kapitalist üretim seviyesine ilişkin son verileri mi kıyaslama amacıyla esas almak gerekir? Basında ve konferanslarda sık sık belirtildiği gibi, 9 Şubat 1946'da yaptığınız konuşmada belirtilen üretim seviyelerine ulaşmanın, SSCB'nin temel ekonomik görevini çözmek ve komünizmin ikinci aşamasına girmek anlamına geldiğini varsaymak doğru olur mu? 

CEVAP: Kişi başına üretime dayalı hesaplama yöntemi geçerliliğini koruyor. Kişi başına üretim, ülkenin ekonomik gücünün temel ölçüsüdür, bunun yerini alan başka bir ölçü yoktur, ölü aynı şekilde kalır. 1929 düzeyinden değil, modern üretim seviyesinden yola çıkmamız gerekir. Yeni hesaplamalara ihtiyacımız var. Kişi başına üretimimizi, kapitalist ülkelerin son rakamlarıyla karşılaştırmak gerekir. 

1946'da aktardığım rakamlar, temel ekonomik sorunun çözümü ve ikinci aşamaya geçiş anlamına gelmiyor. Bu rakamlara ulaşarak daha güçlü olacağız. Bu bizi, kazalardan, düşmanın saldırıları tehlikesinden, kapitalizmin saldırılarından koruyacaktır. Ancak 1946'daki konuşmada ortaya konan görevlerin çözümü henüz komünizmin ikinci aşaması anlamına gelmiyor. Komünizmin ikinci aşamasına geçiş konusunda bazı yoldaşlar çok acele içindeler. Yasalar yaratılamayacağı gibi, bu geçişte aşırı bir şekilde hızlandırılamaz. Bazıları hala komünizmin üçüncü aşamasını icat ediyor. Ölçüt aynı olarak kalır, daha zengin olan ülkeyle karşılaştırma yapmak, modern verileri ele almak gerekir. Bu ilerlemek demektir. 

Notlar 

See: I.V. Stalin. Economic problems of socialism in the USSR. Sochineniya, M., 2012.T. 16. Part 2.P. 482-557. 

Artashes Arkadievich Arakelyan (1909-1993)- economist, art. Researcher at the Institute of Economics of the Academy of Sciences of the USSR (1936-1941, 1945-1960), Academician of the Academy of Sciences of the Armenian SSR (since 1960). 

Gusakov Alexander Dmitrievich- acting Head sector of the Institute of Economics of the USSR Academy of Sciences. 

Lyubimov Nikolay Nikolaevich- head. Department of the Institute of Foreign Trade. 

Bologoe Alexander Vladimirovich- Scientific Secretary of the Presidium of the USSR Academy of Sciences. 

Atlas Zakhary Veniaminovich (1903-1978)- economist, senior researcher at the Institute of Economics of the USSR Academy of Sciences (1937-1948)- head. Department of the Moscow Financial Institute (1946-1963). 

Kozlov Genrikh Abramovich (1901-1981)- economist, corr. Academy of Sciences of the USSR (since 1968). 

Rubinstein Modest Iosifovich (1894-1969)- economist, senior researcher at the Institute of Economics of the USSR Academy of Sciences. 

See: I.V. Stalin. Speech at the pre-election meeting of voters of the Stalin electoral district of Moscow on February 9, 1946. // He. Compositions. M., 2011 T 16 Ch. 1.S. 198-211. 

Rusçadan İngilizceye çeviri Svitlana M Yoldaş
Erdogan A