Cuma, Aralık 18, 2020

İdeolojik Mücadele nin “Grupçulukla ” eşlendirilmesi Burjuva Liberal Yaklaşımı üzerine.

Orta Yolculuk, siyasi bir kavramdır. İdeolojisi, kendini uydurma ideolojisidir, ortak bir parti içinde, proleter çıkarları küçük-burjuvazinin çıkarlarına tabi kılma ideolojisidir. Bu ideoloji Leninizm'e yabancıdır ve iğrençtir. Stalin

Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde İdeolojik Mücadeleyi (negatif içerikte olan) grupçuluk olarak gören ve göstermeye çalışan yaklaşımlar, ideolojik mücadelenin sınıf mücadelesinin  birbirinden ayrılmayacak olan  üç temel mücadele alan ve biçiminden oluştuğu gerçeğini unuturlar ya da saklamaya çalışırlar. Bu yaklaşımı bilinçli olarak pratiğe dökenler genellikle burjuva liberalleri ve Troçkist varyasyonlardır. Bunların bu “eşlendirmeyi” yapmaktaki “sonuç” teorik amaçları direk ya da üstü kapalı,  diyalektik bağlantılı olarak Bolşevik Partiye, Stalin'e ve Sovyetlere saldırıdır. Asgarideki amaçları ise Marksist Leninist parti ve hareketlerde  demokratik merkeziyetçi bir oluşum yerine, disiplinsiz, her türlü Troçkist ve liberal “sızmalara” açık, içinde her türden görüşlere sahip olan grupçukların var olduğu  burjuva demokrat bir oluşumdur.

Odak Dergisinden bir köşe yazarı “Solda Bireycilik ve grupçuluk” başlıklı bir yazı serisi düzenlemiş. Yazı genelde doğruları getiren ama  sonuçlandırmasında Marksizm Leninizm ile bağdaşığı olmayan, emperyalist burjuvazinin, Troçkistlerin ve liberallerinin iddialarını doğrulayan, parti içindeki orta yolculara, sağ ve sol sapmalara, burjuva ve faşist ajanlara karşı mücadeleyi  yanlış ve “ grupçuluk” olarak değerlendiren, liberal, anti-ML içerikte bir yazı.

Bunun ve benzerlerinin eleştirisine zaman harcama yerine , ideolojik mücadelenin ne olduğu konusuna değinmeyi daha verimli ve faydalı olacağına , okuyucuların bu tür Liberal , Troçkist yazılara “eleştirel” yaklaşımlarına temel bilgileri sunacağına inanıyorum. Bu şekilde  okuyucular, kendileri , gerek bu bilgi ve gerekse Sovyet tarihi temelinde , aşağıdaki alıntının içeriğine kendi değerlendirmelerini yaparlar.

Bir sürü genel (Marksist Leninist demiyorum) doğrulardan sonra yazar şunları söylüyor;

“Sovyetler Birliği Komünist Partisi liderleri birbirine düştüler. Birbirlerini ajan ilan ettiler. Devrim kendi evlatlarını yedi. Devrimci parti ve dünya devrimini koordine etmek için kurulmuş olan 3’ncü Enternasyonal örgütü, muhalif sosyalistlere karşı yer yer Engizisyon’a benzemeye başladı. Ardından Yugoslavya Devrimi ve lideri sosyalist Tito ile düşmanlık gelişti.”

Bu değerlendirmenin Marksist Leninist mi yoksa Troçkist, burjuva liberal, anti-komünist bir değerlendirme mi olduğuna okuyucular sonuçta kendileri karar versinler.

Yazıda, ideolojik mücadelenin ne olduğu, onun önemi, partileşme sürecinde, gerek içte ve gerekse dışa karşı ideolojik mücadele, partileşmeden sonra parti içindeki ideolojik mücadele ve bu konulardaki yaklaşımlara mümkün olduğu kadar kısa ve öz olarak değinmeye çalışacağım.

İdeolojik Mücadele Nedir

İdeolojik mücadelenin gerçekte ne olduğu konusunda doğru bir anlayışa sahip olmak, devrimci mücadele açısından, belirleyici,  hayati öneme sahiptir.

İdeolojik mücadele ve bu mücadeleye yaklaşım konusunda  karşılaştığımız en önemli sorun, ideolojik mücadelenin anlamı konusunda var olan kafa karışıklığıdır. İdeoloji, sınıfsal temele  ve sınıfsal duruşa dayanan bütün bir dünya görüşü, dünyayı incelemek ve anlamak için bir yöntemdir - işçi sınıfı açısından bu yöntem diyalektik ve tarihsel materyalizmdir. Bu nedenle  ideolojinin tanımı, Marksist-Leninistler açısından her zaman ideoloji ve ideolojik mücadele bütünlüğü  içinde uzlaşmaz ve tutarlı bir şekilde ele alınır. Çünkü , İdeolojik mücadele, bu sınıfsal dünya anlayışı için mücadele ve mücadele yöntemler sistemi – diyalektik ve tarihsel materyalizmin uygulanması, Marksist Leninistler için işçi sınıfının Sosyalizm mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Kapitalizme karşı mücadele aynı zamanda, koparılamaz bir şekilde,  ideolojik bir mücadeledir. Önderliğin, kadroların ve  kitlelerin siyasi bilinci, kararlı ideolojik mücadele yolluyla  oluşur, gelişir, derinleşir.

Genel olarak tüm Marksist Leninistler bu  İdeolojik mücadele ilkelerinde genel bir fikir birliğine sahiptirler.  Bu ilkelerin somut bir analizine ve somuta uygulanması durumuna gelindiğinde, genelde ideolojik bilincin kitleler de dahil olmak üzere derecesine,  önderliğin varlığına yokluğuna , gücüne güçsüzlüğüne bağımlı olarak, kimi zaman devrim açısından belirleyici olmayan, kimi zaman belirleyici olan farklılıklar doğar.  Bu ideolojik yapı, özgül durum ve şartlara, güçler dengesine bağımlı olarak, kimisinde “sekterlik”- sol oportünist sapma, (Sahte devrimciler genellikle ideolojik iflaslarını “sol” devrimci lafazanlıklar arkasına gizlerler), kimisinde “oportünistlik” – sağ oportünist sapma şeklinde nesnel olarak ideolojik mücadeleyi tamamen terk etme yönünde pratikte kendisini gösterir . Hem "sol" hem de “sağ “oportünizmin ideolojik temeli aynıdır- bu işçi sınıfının ve onun siyasi öncüsü Marksist-Leninist partilerin devrimci potansiyeline güven eksikliğinden kaynaklanır.

Sırf adı ve “lafazanlıkları” Marksist Leninist görünümünde olduğu için, bu tür gruplara ve partilere karşı ideolojik mücadele yürütülmez, ya da hoş görmek gerekir gibi bir anlayış ve yaklaşımın Marksizm Leninizm ile bağdaşığı olmadığı gibi, burjuva liberal bir aldatmacadır.

Partileşme Sürecinde ve Partileştikten sonra Parti içinde ideolojik mücadele

Marksist Leninist Gruplar arasındaki ideolojik mücadele ile parti içi ideolojik mücadele bir ve aynı şey değildir. Bunları, hele de anti-ML, grupları, aynı sepet içine koyarak “grupçuluk” tan bahsetmek ya sinsi Troçkist bir taktik olabilir ya da burjuva liberal bir taktik. Parti içinde gruplaşmanın adı “hizipçilik” tir.

Stalin, gerçek bir devrimci Marksist partiye sahip olmak isteyen herkes için model teşkil edecek bir partinin inşasında Lenin'in yazılarının temel ve belirleyici öneme sahip olduğunu belirterek şöyle sıralama yapar;  

Lenin'in Ne Yapmalı?  böyle bir parti için İDEOLOJİK hazırlıktı.

Lenin’in Bir Adım İleri, İki Adım Geri, böyle bir partinin ORGANİZASYONEL hazırlığıydı.

Lenin’in Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği, böyle bir partinin SİYASAL hazırlığı oldu.

Ve son olarak, Lenin’in Materyalizm ve Ampirio-Eleştiri, böyle bir partinin TEORİK hazırlığı oldu.

Lenin'in sadece bu yukarda belirtilen değil, bütün eserlerini incelersek, yazılarının  hemen hepsinin sapmaları eleştiren, “ideolojik mücadele” bütünlüğü içinde olduğunu açıkça görebiliriz. Yani ideolojik mücadele verilmeden ne ideolojik birlik oluşturulabilir, ne örgütsel, siyasal ve teorik bir hazırlık olabilir. Kısacası, ideolojik mücadele verilmeden sosyalist devrimci bir mücadele verilemez.

Ezberci bir yaklaşım olarak, partileşme sürecindeki – hareket ve partiler arası-  ve parti içi  ideolojik mücadelelerini aynı sepet içine koyarak, genel, şablon bir “ideolojik mücadele” yöntem ve biçimi sunmak, tarih boyu sağ oportünistlerin ve Troçkistlerin pratiği olmuştur.  

Partileşme sürecindeki ideolojik mücadele yöntemleri ile Parti içi mücadele yöntemleri, yani, genel bir parti çizgisinin ve parti bağlarının olmadığı bir süreç ya da ilişkilerle - gruplar arası,  demokratik merkeziyetçiliğin hakim olduğu  - parti içi ideolojik mücadele yöntemleri aynı değildir. İdeolojik mücadele anlam ve içeriği “kapitalizme karşı” ideolojik  mücadele dar kapsamı içine hapsedilemez. İki sınıfsal ideoloji vardır, burjuva ve işçi sınıfı ideolojisi, bir üçüncüsü yoktur. İşçi sınıfı ideolojisinden (sosyalist devrim açısından) her belirleyici nitelikteki sapış, burjuva ideolojisi saf ve yönünde bir sapıştır. Bu sapmalara karşı ideolojik  mücadele verilmeyeceğini, bunun “ grupçuluk” olduğunu ima etmek, söylemek, burjuva saflarına  adım atmış liberallerin görevi ve söylemi olabilir.

İkisi arasındaki farka değinirken; "Eskiden", diyor Lenin, "Partimiz şeklen örgütlenmiş  bir bütün değildi, sadece ayrı ayrı grupların bir toplamı idi; ve bundan dolayı da bu gruplar arasında ideolojik etkileme ilişkilerinden başka bir ilişki bulunamazdı. Şimdi ise örgütlü bir Parti haline geldik; ve bu da bir gücün yaratılması, fikirlerin otoritesinin gücün otoritesine dönüştürülmesi, alt Parti kademelerinin üst Parti kademelerine bağımlı olması demektir." Leninizm'in ilkeleri

Stalin bunu “ Parti,, “hiziplerin varlığına uygun olmayan bir irade birliğini ortaya  sunmalıdır. Parti ideolojik mücadeleyi dışlamaz; tam tersine, üyelerinin parti kararlarına “gönüllü” bir şekilde bağlı olmalarına dayanmadan kendi saflarında “demir disiplini” oluşturmayı başaramaz” diyerek özetler. Leninizm'in Temelleri

Gruplar arası ideolojik mücadele ise, parti disiplini, demokratik merkeziyetçi ilkelerinin uygulanmadığı, birinin (bir grubun)  diğerinin üzerinde otoritesi olmadığı,  “etkileşim” le sınırlıdır. Bu ideal  olarak eleştiride özgürlük, pratikte birlik ilkesi doğrultusundadır. Her grup kendi içindeki sağ ya da sol oportünist unsurları temizleyip kendi içinde ideolojik birliğini sağlayabilir, dışarıdan, “etkileşim” yoluyla değil. Partileşme sürecini tamamlamış bir parti içindeki mücadele, sadece ideolojik mücadeleyle sınırlı kalmaz, parti disiplini ve kurallarının uygulanması yöntemlerini de içinde taşır. Leninizm'in ilkelerin de belirttiği gibiParti içinde ideolojik mücadele ile oportünist unsurların "aşılabileceği" teorisi, bir ve aynı Parti çerçevesi içinde bu unsurların "üstesinden gelinebileceği" teorisi, Parti'yi felce ve kronik hastalığa mahkûm etmenin belirtisi olan çürük ve tehlikeli bir teoridir; bu teori, Parti'nin oportünizme peşkeş çekilmesi tehlikesini doğurur; proletaryayı devrimci partisinden, emperyalizme karşı mücadelesinde en önemli silahından yoksun bırakmakla tehdit eder.”

İdeolojik mücadele sadece teorilerin tartışılması değildir, ideolojik mücadele teorilerin pratiğe uygulanması ve teorilerin pratikte denenmesi bütünlüğünü oluşturur. İşte bu ideolojik mücadele Marksizm Leninizm'in, sosyalizmin düşmanlarının yüzlerindeki maskeyi söküp, onların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmasını sağlar.

Lenin mücadelesine acımasız bir ideolojik mücadeleye atılarak ve bu mücadeleyi emekçi kitlelere taşıyarak başladı. Lenin işçi sınıfının mücadelesinin sadece teorik bir tartışma olmadığı,  her teorinin pratiğe uygulanması ve pratik tarafından sınanması ve bunlardan ders çıkartılması gerektiği anlayışından yola çıkarak, ekonomistlere, Troçkistlere, revizyonistlere karşı ideolojik mücadelesini bu pratik deneyimler temelinde daha da güçlendirdi ve onlara karşı ideolojik zaferler kazandı. Ezberciler ve oportünistler, Bolşevik  Partisinin yaratıldığı  ve güçlendiği süreç boyunca Lenin'in önderliğinde verilen  ideolojik mücadeleyi ve  bu mücadeledeki ideolojik düşmanları  gizlemeyi yeğ tutarlar.

Troçkistler ve diğer oportünistler, bu süreç içinde Lenin ve devamında Stalin in oportünizme ve Troçkizme karşı yürüttükleri uzlaşmaz ideolojik mücadeleyi, bunların anti-Marksist teorilerinin özünü ve   her zaman sosyalizmin ideolojik düşmanı olduklarını ortaya serdikleri gerçeklerini göz ardı ederler. Bu yöntemle de anti-Marksist Leninist ideolojiye sahip olan “grupları”  ve onların düşüncelerini, Marksist Leninist düşünce grubu içinde, olağan , hoş görülür bir sapma olarak tanımlamak için, “grupçuluk” yaygarası atarlar. Ne ilginçtir ki “grupçuluk yaygarası atanlar, bu eğilimi oluşturacak ortam ve şartları yaratan, grupçuluğun tam da kendisini,  gerek dışarıdan, gerekse gruplara ve partilere “sızma” yöntemiyle uygulayanlar, tarih boyu hep bunlar olmuştur. Gözden kaçırdıkları bir başka gerçek, 1915'te Troçkinin kendisi ve gazetesi Nashe Slovo, Lenin'in takipçilerine ve destekçilerine karşı ideolojik bir mücadele yürüttüğünü açıkça yayınlamış, olmasıdır.

Gerek partileşme, ideolojik birliğin sağlanması, ve gerekse parti içi ideolojik alanda en temel ve önemli görevlerden birisi oportünizme ve  liberalizme karşı  ideolojik mücadele vermektir. Sağ-oportünizm, Liberalizm, doğası gereği ideolojik mücadeleyi reddeder; genel olarak  öznel  gerekçeler ileri sürerek, anti-Marksist Leninist teori ve yaklaşımları, hataları, yanlışları aklamaya ve bunların üzerlerini kapatmaya çalışırlar.

Teoride “oportünistlik”, örgütsel - parti ideolojik çalışmasında “tam-demokrasi”, gruplar arasında ilkesiz ilişki ve birlik çağrıları... bunlar genellikle sosyalizmden ve demokratik-merkeziyetçilikten korkan, uzlaşmacılığın, orta yolculuğun şu ya da bu biçimini gizleyen bir siyasi çizginin gizlenmesine hizmet etmeyi amaçlayan yaklaşımlardır.

Lenin “parti içinde birleşme krizi” yazısında  ideolojik mücadele yerine orta yolculuk, uzlaşmacılık  konusunda şunları söylüyordu;

“Troçki’nin kararında tumturaklı boş lafların ne kadar içeriksiz olduğunu, gerçekte nasıl bütünüyle Akselrod ve ortaklarının, Aleksinski ve ortaklarının aldığı tavra hizmet ettiğini görmek için, bu soruyu sormak yeter.

Troçki, kararının daha ilk sözlerinde, en kötü uzlaşmacılığın, tırnak içinde “uzlaşmacılığın”; parti çalışmasının verili çizgisini, verili anlayışını, verili ideolojik-politik içeriğini değil, “verili kişiler”i öne alan, çevrelerin ve dar kafalıların uzlaşmacılığının en mükemmel anlayışını ortaya koydu.

Gerçekte Tasfiyecilere ve Otzovistlere en sadık hizmeti veren, ama bu yüzden de sözüm ona Parti'ye sadakat ve sözüm ona fraksiyon (grupçu) düşmanı söylevlerin maskesi ardına ne kadar kurnazca, seçmece ve safsatalı gizlenirse, Parti'de bir o kadar tehlikeli bela olan Troçki ve ortaklarının “uzlaşmacılığı” ile, Parti'nin Tasfiyecilikten ve Otzovizm-den temizlenmesinden ibaret olan gerçek parti anlayışı arasındaki uçurumun tüm farkı işte burada yatar. “

Tarih boyunca Grupçuluktan en fazla şikayet edenler  her zaman orta yolcu, tasfiyeci, uzlaşmacı “grupçular” ve “hizipler” olmuştur.  Lenin aynı yazısında “fraksiyoncu olmayan – yani kendilerini fraksiyoncu değil gibi göstermek isteyen – Yonov ve Troçki’nin görüşleri son derece karakteristiktir” diyordu. Ayni şekilde Bölünme üzerine yazısında  Lenin “Troçki’nin “fraksiyonsuzluğu”, işçilerin çoğunluğunun iradesinin en utanmazca ihlal edilmesi anlamında bölücülük demektir” diyordu.

Yani Troçkist varyasyonların, orta-yolcuların, burjuva liberallerin “grupçuluk” üzerine sızlanmaları, “grupçuluğa karşı” olma haykırışları gerçekte “kendi grupçuluklarının” gizlenmesi  söylem ve  taktiklerinin pratiğe yansımasından başka bir şey değildir.

Lenin “Birlik yaygarasıyla birliğin çiğnenmesi “ yazısında bunu net bir şekilde şöyle ortaya koyuyordu;

"Troçki'nin şatafatlı ve  içi boş sözlere düşkün olduğunu herkes bilir"...gerçek, Troçki'yi  hizipçiliğin (grupçuluğun) en kötü kalıntısının temsilcisi olarak adlandırmakta haklı olduğumuzu kanıtlıyor... Hizipçi olmadığını iddia etmesine rağmen, Troçki, Rusya'daki işçi sınıfı hareketine birazcık aşina olan herkes tarafından "Troçki  hizip inin”  temsilcisi olduğunu bilir.. Troçki, ideolojik ve siyasi bir belirginliğe sahip değildir... çünkü onun "hizipçiliğe karşı" olma patenti, sadece bir gruptan diğerine rahatça geçmek  için bir patenttir.”

Ayni şekilde Rusya da parti İçi Mücadelenin tarihi yazısında “grupçuluk” sızlanması yapanların orta yolculuğunu şu sözlerle noktalıyordu;

“Troçki, bir gün bir hizbin ideolojisinden kopya alır; ertesi gün bir başkasınınkinden kopya alır ve bu şekilde  her iki grubun üzerinde durduğunu beyan eder.”

Bu orta yolculuğun pratiğe yansıması Troçkinin 1901-1903 arasında Iskracı,  1903 te Menshevik, 1904 -1905 te Ekonomistlerin , 1912 de Tasfiyecilerin saflarında yer almasında açıkça görülebilir.

Kısacası, tarih boyu orta yolcular, revizyonistler, oportünistler  “grupçuluğa karşı” olma yaygaralarıyla, ideolojik mücadeleye karşı grupçuluğun en sinsi ve çirkin örneklerini vermişlerdir.

Stalin'in vurguladığı gibi Leninizm, proleter Partisinin birleşik ve monolitik olması gerektiğini, herhangi bir hizip ya da hizip merkezi olmaması gerektiğini, tek bir Parti merkezine ve tek bir iradeye sahip olması gerektiğini öğretir.  Troçkizm soruna  farklı bakar. Troçkizme göre, Parti, farklı hizip merkezlerine sahip bir hizip grupları federasyonu niteliğinde bir şeydir. Troçkizme göre, Partinin proleter disiplini tahammül edilemez bir şeydir.

Marksist-Leninistlerin ideolojik mücadeleye, tarihsel deneyimlerle bağlamlı bir bütünlük içinde materyalist bir yaklaşım benimsemeleri, onu asgari ve azami hedef, özgül ve genel siyasi görevlerin ayrılmaz bir parçası haline getirmeleri zorunluluktur. İdeolojik mücadele siyasi amaçlara ulaşmak için olmazsa olmaz bir şartı, bu mücadele sürecinin net bir  özelliğidir.  Sınıf mücadelesi; İdeolojik, Siyasi (demokratik) ve Ekonomik (sosyalist) olmak üzere birbirine diyalektik olarak bağlantılı üç mücadeleden oluşur. İdeolojik mücadele bunların temelini oluşturur, diğerlerine yön verir, devrimci durum şartlarının "olmazsa olmaz" öznel şartlarının hazırlanmasını ve güçlenmesini sağlar.

Gruplar arası sekterlik, grupçuluk ve ideolojik mücadele  kendi içinde yöntemleri olan, demokratik merkeziyetçiliğin olmadığı kendi başına bir konu, Parti içi sekterlik, oportünizm ve hizipçilik kendi içinde yöntemleri olan, demokratik merkeziyetçi, sadece ideolojik mücadeleyle sınırlı olmayan, parti disiplininin uygulandığı, kendi başına başka bir konudur. Bu iki konuyu aynılaştırıp “grupçuluk” üzerine genel değerlendirme yapmak kaçınılmaz olarak – ya da bilinçli olarak – kendisini anti Marksist Leninist, anti-Bolşevik, anti-Sovyet , yani anti-komünist, burjuva liberal sonuçlara götürür.

Buna net örnek olarak, sözü geçen yazıda yazarın “Sovyetler Birliği Komünist Partisi liderleri birbirine düştüler” sözleri, Bolşeviklerin Troçkizme, revizyonizme, oportünizme karşı verdiği ideolojik mücadeleyi perdeleyen, burjuva liberal niteliktedir.  

“Birbirlerini ajan ilan ettiler” sözleri, gerçeği yansıtmayan, sanki ajanlığı kanıtlanmış olanların “ajan” olmadığını ileri süren , anti-komünist, hatta emperyalist-faşist söylemlerin bir tekrarıdır.   

Devrim kendi evlatlarını yedi” sözleri Moskova duruşmalarında yargılanan  ve cezalandırılan, Sovyetleri yıkmayı hedef alan, faşist işbirlikçi ajanları “ devrimin evlatları “ olarak yansıtmayı hedef alan, anti-komünist, hatta emperyalist-faşist söylemlerin bir tekrarıdır.

“Devrimci parti ve dünya devrimini koordine etmek için kurulmuş olan 3’ncü Enternasyonal örgütü, muhalif sosyalistlere karşı yer yer Engizisyon’a benzemeye başladı”” sözleri gerçekleri yansıtmayan  anti-komünist, hatta emperyalist-faşist söylemlerin bir tekrarıdır.  

“Ardından Yugoslavya Devrimi ve lideri sosyalist Tito ile düşmanlık gelişti” söylemi, gerçeği yansıtmayan, gerek ideolojik olarak anti-Marksist  Leninist,  gerekse pratikte  Sovyetlere karşı Emperyalist uşaklığı görevini üstlenen Yugoslav önderliğini “sosyalist” olarak ilan  eden, Troçkist, karşı devrimci, emperyalist burjuva söylemlerin bir tekrarıdır.

“Grupçuluğa karşı olma” yaygaralarıyla ideolojik mücadeleye karşı  olmanın sonuçta ulaşacağı saflar, en iyisinden oportünist, revizyonist, en kötüsünden, emperyalist- faşist saflardır.

Orta Yolculuk, siyasi bir kavramdır. İdeolojisi, kendini uydurma ideolojisidir, ortak bir parti içinde, proleter çıkarları küçük-burjuvazinin çıkarlarına tabi kılma ideolojisidir. Bu ideoloji Leninizm'e yabancıdır ve iğrençtir.” Stalin

18 Aralık 2020

Erdoğan A

 Not;

Sözü geçen yazıdaki iddialar üzerine okunması gerekli ve faydalı olan yazılar.

Troçki den Tito ya - Günümüz Titocuların Rolü ve Taktikleri

Mahkeme Tutanaklarından

Faşist Franko nun hizmetinde Troçkizm

SOVYETLER BİRLİĞİ KOMÜNİST PARTİSİ (BOLŞEVİK) TARİHİ

SBKP (B) İçindeki Muhalefet Bloku Üzerine