Pazartesi, Kasım 09, 2020

Stalin, Molotov ve Saraçoğlu Görüşmesi- 1939

Terentyev ve Saracoglu, gorusme donusu 1939
Ekim 1939

Çok gizli 

Molotov yoldaş, müzakerelerdeki gecikmenin nedenini birkaç kelime ile açıkladı. 

Saraçoğlu  - Sovyet hükümetinin son günlerde yaptığı çalışmaların sonuçlarını gördüğüm zaman, müzakerelerdeki gecikmenin nedenlerini anladım. Aynı zamanda, Stalin yoldaşın huzurunda müzakerelere devam etmenin payıma düşen onurunu da kabul ediyorum. 

Molotov Yoldaş - şimdi işe geri dönelim. İngiliz-Fransız-Türk karşılıklı yardımlaşma paktı taslağı ile  aşır neşir olduk. Biz, ayni zamanda, bu anlaşmayı dikkatli bir şekilde incelemeye çalıştık ve  bir bütün olarak anlaşma belgesinin amacının bize göre açık ve net olmadığı sonucuna ulaştık, yani, İngiltere ve Fransa ile Türkiye tarafından imzalanan bu yardımlaşma anlaşması tam olarak kime karşı (yapılmış bir anlaşma). Türkiye'nin İngilizlerle ve Fransızlarla sonuçlandırdığı bu müzakereyi yaşama uygulamada ne ölçüde bağımlı  olduğunu (zorunlu kılındığını) ve  Türkiye'nin bu müzakerelerde ne kadar yol aldığını bilmek istiyoruz. Ayni zamanda, Türk hükümetinin İngilizler ve Fransızlar ile bu anlaşmayı yapmayı kendisi açısından ne ölçüde zorunlu gördüğünü  ve bu anlaşmayı imzalamamanın daha iyi olup olmayacağını bilmek isteriz. Mevcut durum ve koşullar, müzakerelerin başladığı baharda var olan durum ve koşullardan (bu pakt ile ilgili olarak) farklı. Tüm bunlar bizi şu nedenle ilgilendiriyor: Türkiye'nin kendisini SSCB'ye karşı düşmanca bir konumda bulabileceği bir durum olabilir mi , özellikle (bizde) böyle bir kaygı belirtileri olduğu için (bizi ilgilendiriyor)

Saraçoğlu  - Sorularınıza memnuniyetle cevap vereceğim. Ancak Molotov yoldaş bana Sovyet-Türk karşılıklı yardım paktı hakkında bir şey söyleyemeyecek mi? 

Molotov Yoldaş -  Bu soruya, soruma verdiğiniz cevaba bağlı olarak yanıt vereceğiz; Mevcut anlaşmanın onaylanması olacak mı yoksa "danışma " gibi başka bir şey mi olacak? Buna ilave olarak,  Saraçoğlu'nun SSCB ile Türkiye arasında karşılıklı yardımlaşma paktıyla ilgili sorusunu yanıtlamadan önce, Dışişleri Bakanından açıklama almak istiyoruz; Bu anlaşma kime karşı yapılabilir ? Bunu bilmek istiyoruz, çünkü şu anda İtalya'nın Türkiye'ye karşı tavır alma niyetinden bahsedecek hiçbir işaret yok. Dolayısıyla geriye sadece Bulgaristan kalıyor. Öyleyse, karşılıklı yardımlaşma anlaşmamız kime karşı yöneltilecek? Bu sorularla ilgileniyoruz. 

Saraçoğlu  - Şimdi Molotov yoldaşın sorularını cevaplamaya çalışacağım. Bize verilen anlaşma taslağı yeterince açık, ve her ne olursa olsun, bunu açıklığa kavuşturmak Türk hükümetinin çıkarınadır. Başlatılmış ve imzalanacak olan Türk-İngiliz ve Türk-Fransız karşılıklı yardım paktları kime yöneltiliyor, bu sözleşmeler kime yönelik? Belgelerin metinleri, bu sözleşmelerin SSCB aleyhine kullanılamayacağı hükmü ile, özellikle belirli bir kimseye karşı değil, ama herhangi bir saldırgana yönelik olduğunu açıkça belirtmektedir. Anlaşmaların imzalanma sürecine zaten ulaştık. Şüphesiz ki, bu süreç içinde yeryüzünde birçok değişiklik oldu. Ancak Türkiye'nin güvenliği söz konusu olduğunda bu konuda bir değişiklik olmadı. Her halükarda Türkiye, İngiltere ve Fransa'nın üstlendiği yükümlülükler, Akdeniz'de veya Balkanlar'da bir savaş çıkması durumunu hesaba kattı. Türkiye'nin İngiltere ve Fransa ile anlaşma imzalamamasının mümkün olacağını sanmıyorum. Bu paktların zaten hazırlanmış olması durumunda İngiltere ve Fransa ile anlaşmaların imzalanmaması ihtimaline gelince, şahsen kesin bir şey söyleyemem. Ancak, bu anlaşmalar imzalanırsa, o zaman onları reddedemeyiz. 

Sakıncası yoksa, o zaman, size müzakerelerin tarihçesini anlatmak istiyorum. Alman ültimatomu Romanya'ya sunulduğunda İngilizler, eğer ültimatomun Türk hükümetine karşı saldırganlığa dönüşmesi durumunda ne yapmayı düşündüğünü sordu. İki gün sonra, ültimatom hakkında konuşma kesildi ve artık bundan bahsedilmez oldu. Daha sonra Arnavut sorunu ortaya çıktı ve ardından Korfu tehdidi ortaya çıktı. Bu bağlamda İngilizler bize tekrar ne yapma niyetinde olduğumuzu sordu. Sovyet hükümetine İngiliz soruşturmaları hakkında bilgi verdik ve Moskova'daki temsilcimize SSCB'nin ne yapmayı düşündüğünü sorması talimatını verdik. 3-4 gün sonra İngiltere bize resmi bir teklif yaptı. Biz, pozisyonumuzun bir dizi duruma bağlı olacağını belirttik, ancak bu arada,  aşağıdakileri zorunlu koşullar olarak belirledik: 

1) Sovyetler Birliği'nin pakt 'a - anlaşmaya katılımı ; 

2) anlaşmanın sınırlı alanı; 

3) İngiltere'den Türkiye'ye ekonomik yardım. 

İkinci durumda, Türkiye'den satın alımlarını doğal olarak azaltacak olan Almanya ile  yakın ekonomik bağlarımızı hesaba kattık. 

İngiltere şartlarımızı kabul etti. Türkiye'nin bu anlaşmaya katılımında,  Sovyetler Birliği'nin saldırmazlık paktı imzalamasını ana şart haline getirdiğini de memnuniyetle kaydettik. Ayni zamanda, Potemkin yoldaş Ankara'yı ziyaret etti ve burada çeşitli olasılıklar hakkında konuştular. Türkiye, eğer aynı zamanda Sovyetler Birliği'nin de İngilizler ve Fransızlarla bir anlaşma yaparsa, İngiltere ve Fransa ile bir anlaşma yapmayı planladı. Bu, eğer İngiltere ve Fransa SSCB ile bir anlaşmaya varmazlarsa, bir Karadeniz paktı yapma olasılığı konusunda müzakerelere başlayacakları anlamına geliyordu. Eğer bunu da yapmak mümkün olmazsa, o zaman Türkiye SSCB ile ikili bir anlaşma yapmaya hazırdı. 

Daha sonra Saraçoğlu, Türkiye ile karşılıklı yardımlaşma paktına ilişkin ilk görüşmelerimizi, tam yetkili elçi Terentyev 'in gündeme getirdiği konular, ve bu sorulara Türklerin cevaplarını hatırlattı ve Terentyev 'in ortak dile ilişkin Molotov yoldaşın direktifine uygun olarak yaptığı son açıklamayı kısaca tekrarladı.  

“Bütün bunlardan sonra, size üç maddelik bir karşılıklı yardımlaşma anlaşmasının iyi bilinen taslağını önerdik. Ardından Sovyet hükümetinden karşılıklı yardım anlaşmasının sonuçlandırılmasıyla ilgili her şey üzerinde anlaşmak için Moskova'ya dışişleri bakanı olarak gelme davetiyesi geldi. Ankara'dan buraya geldiğimde, Sovyet hükümetinin Türkiye ile böyle bir anlaşma yapmaya hazır olduğu inancını muhafaza ettim. 

Molotov Yoldaş   - size: "Moskova'ya gelin ve burada karşılıklı yardım anlaşması sorunu çözülecek"  diye cevap verdik.

Saraçoğlu - bu doğru. İngilizlerle yaptığımız müzakerelerin tarihçesini bitirdim. 

Bana göre, Sovyet-Türk paktı sadece bizi değil, ayni zamanda dostlarımızı, yani SSCB'yi de ilgilendirir. Sovyet-Alman saldırmazlık paktının 4. maddesini de hesaba katsak bile, SSCB ile Türkiye arasında imzalanan antlaşmanın önünde hâlâ bir engel olmadığı görüşündeyim. Sovyet-Türk karşılıklı yardımlaşma paktının, bir barış paktı olarak, her iki tarafın çıkarlarını karşıladığını düşünüyorum. Anlaşma bir barış aracı olacak çünkü İngilizlerle yaptığımız anlaşmada Sovyet yanlısı bir hüküm var ve benzer bir madde görünüşe göre Sovyet-Türk karşılıklı yardım paktına da kaydedilecek. 

Önünüzde ülkelerimiz arasında bir anlaşmanın yararları hakkında bir tez geliştirmek istemiyorum, çünkü siz herkesten daha iyisiniz ve her halükarda uluslararası durumu benden daha iyi biliyorsunuz. 

Yoldaş Molotov  - bu Sovyet-Türk paktı kime karşı yöneltilecek? Almanya'ya karşı, İtalya'ya karşı bir anlaşma yapamayız - o Almanya'nın bir müttefiki.  Bulgaristan'a karşı?, ama "göz" Türkiye'yi tehdit etmiyor! 

Saraçoğlu - Bir soru ile cevap vereceğim. Almanya ya da İtalya Türkiye'nin kapılarına gelirse, Sovyetler Birliği Türkiye'ye göre nasıl bir pozisyon alacak? Buna SSCB'nin kayıtsız kalmayacağını düşünüyoruz. 

Yoldaş Molotov  - buna kayıtsız kalamayacağı doğru. Ama , gerçekte, Türkiye'ye yönelik saldırganlık söz konusu değil. İtalya sadece Türkiye'yi tehdit etmemekle kalmıyor, tam tersine birliklerini (Dodecanese) On-iki Ada'dan çekiyor. 

Saraçoğlu  - bu doğru. 

Molotov Yoldaş - Bulgaristan, Türkiye'yi tehdit edecek güce sahip değil. 

Saraçoğlu  - Eğer Almanya tasvir ettiğiniz gibi bir ülkeyse, ya da eğer İtalya Türkiye'ye kötü bir şey yapmayacaksa, o zaman neden - SSCB ile Türkiye arasında bir anlaşma imzalamayı istiyorsunuz? 

Ama bizim Almanya ve İtalya'nın samimiyeti konusunda şüphelerimiz var. 

Neden, sonuç olarak,  böyle bir olasılığı hesaba katmayalım: İngiltere ve Fransa'nın eğer bugün değilse yarın Türkiye'ye saldırma arzusu? Bizim herhangi bir ülkeye yönelik olmayan anlaşmamız, aynı zamanda genel bir karaktere sahip olacak, ve böylece Türkiye ve Sovyetler Birliği ortak bir olasılığa karşı garanti altına alınabilecektir. 

Yoldaş Molotov - Türk-İngiliz ve Türk-Fransız paktlarının Türkiye'ye bir sürü sorumluluk yüklediğini düşünüyoruz, ki hatta bu  Romanya ve Yunanistan, özellikle de Romanya içinde sorumluluğu yüklediğini düşünüyoruz. Bütün bu sorunların sadece Türkiye tarafından çözülmesi gerektiğini ve eğer Türk hükümeti kendisinin İngiliz-Türk paktından ayrılmasının olanaksız olduğu görüşünde ise, o zaman Saracoğlu'nun Ankara Yetkilisine açıkladığı şekliyle  ayni fikirde olmamız gerekir: "Biz İngiltere ve Fransa'nın SSCB'ye karşı tavır alması durumunda, Türkiye'nin İngiliz-Türk ve Fransız-Türk paktları kapsamındaki sorumluluklarının derhal geçerliliğini yitirmesi gerektiği" düzeltmesiyle ilgili İngiliz -Fransız-Türk paktındaki "Sovyet Kuşkusu" ndan bahsediyoruz. 

Stalin yoldaş  - Türkler bana sormadılar , ama eğer bana sorarlarsa , onlara İngiliz-Türk ve Fransız-Türk paktlarının imzalanmasını kabul etmelerini tavsiye etmem. Şüphesiz ki, Türkiye'nin büyük filoya sahip devletler olarak hem İngiltere'ye hem de Fransa'ya ihtiyacı var. Türkiye bir Akdeniz gücü olarak görülüyor. İngiltere ve Fransa'nın Akdeniz ve Ege denizlerindeki Türklere vermesi gereken şeyi (özellikle adaların Türkiye ye geri verilmesi), SSCB artık Türkiye'ye veremez. Bu nedenle, Türklerin,  Türkiye'nin Akdeniz'de ihtiyacı olanı elde etmek ve On iki Ada'daki çıkarlarını korumak için, bir yandan  İngiltere ile Fransa, diğer yandan İtalya arasındaki çelişkileri kullanmak isteme niyetlerini tam olarak anlıyorum.  Bu doğru (yaklaşım). Ve adaları ancak bu şekilde  alabilirsin. Bu noktaya kadar kazançlı olan Türkiye'dir. 

Devamında karışıklık-karmaşa geliyor. Balkanlar'a gelince, Yunanistan ve Romanya Türkiye'ye bağlantılı. Türkiye burada İngilizlere ve Fransızlara daha fazlasını verebilir, ama  tersi olamaz. Sanki Türkiye'nin Balkanlar'da üstlendiği bu sorumluluklar nedeniyle, özellikle Bulgaristan nedeniyle, Türklerin ve benim bir yanlış anlaşılma içinde olmadığımızı düşünüyorum. Bana göre İngilizlerin fon ve kredilerle Türkiye ye yaptığı yardım, Türkiye'nin gönderdiği askerlerden daha az değerde. Türkiye'nin kendisini içinde bulduğu durum,  kıtadaki her şeyi ortaya salıyor : ister  Bulgaristan hareket etsin, ister Macarlar Romenlere saldırsın, ister İtalya Yunanistan'a saldırsın - Türkleri savaşa dahil olmak zorunda (bırakıyor). Ya da SSCB ile Romanya arasında Besarabya nedeniyle bir karışıklık olsa- Romenlere saldırmayı düşünmüyoruz, ancak Besarabya'yı hediye olarak vermeyeceğiz - al sana yine bir çatışma. Kanımca Romanya çok toprak kaptığı için Polonya gibi, Romanya da öyle. Romanya ile karşılıklı yardımlaşmak için bağlantı kuran her kimse, kılıcı hazır bulundurmalıdır: işte Macaristan  ve belki de başka birileri için Türkiye karlı (bir ülke) değildir. 

Bunlar kafamızı karıştıran bir grup sorular. İşte bu nedenle, bu maddelerin, yani İngilizlerle yaptığınız anlaşmanın birinci ve ikinci maddelerinin, bundan daha iyi olamayacağına inanıyoruz. 

Ayrıca bizi zor durumda bırakan bir grup soru var. Olayların kendi mantığı vardır: Bir şey söyleriz, ancak olaylar diğer yönde gider. Polonya'yı Almanya ile böldük, İngiltere ve Fransa bize savaş ilan etmedi, ama edebilir. Almanlarla karşılıklı yardımlaşma anlaşmamız yok ama İngilizler ve Fransızlar bize savaş ilan ederse onlarla savaşmak zorunda kalacağız. Böyle bir durumda, bu sözleşme neye benzeyecek? Yeni olan bu, olayların mantığının hissedildiği yer burası. 

Saraçoğlu, Türk taahhütlerinin sona ereceği, veya Türkiye'nin tarafsız kalması yönünde bir çekincemiz olduğu yönünde cevap verebilir. O zaman Türkiye çatışmaya dahil olursa, anlaşmamızın geçerliliğini kaybedeceğine dair bir rezervasyon yaptırmamız gerekecek (diyebilir). Almanya'ya karşı çıkmayacağız (diyebilir).  Bu durumda Anlaşmadan geriye ne kaldı? Hiçbir şey. Türklerle bir anlaşma yapmak istiyor muyuz? İstiyoruz. Biz Türkiye'nin dostu muyuz? Evet. Ama bahsettiğim ve anlaşmayı bir kağıt parçasına dönüştüren durumlar var. Türkiye ile bir anlaşma imzalamaya elverişli olmayacak olan işlerin gidişatından kim sorumlu tutulacak? Hiç kimse. Koşullar, olayların gelişimi. Polesha'nın eylemi rolünü oynadı. İngilizler ve Fransızlar, özellikle İngilizler, biz olmadan da yapabileceklerine inanarak bizimle bir anlaşma istemediler. Suçlular varsa, biz de suçluyuz - bütün bunları önceden görmedik. 

Saraçoğlu  - her şeyden önce İsmet İnönü'den bir talimatım olduğunu beyan etmeliyim: Stalin yoldaşını görmeyi başarırsam, ona İsmet'in unutulmaz hisleri ve Sovyetler Birliği ziyaretinden  ve Stalin yoldaşla yaptığı görüşmelerden edindiği en iyi izlenimlere sahip olduğunu iletmeliyim.. 

Stalin Yoldaş  - bizim iyi anımız için başkana teşekkür etmenizi rica ediyorum. İsmet'in sağlığı nasıl? 

Saraçoğlu  - Türkiye'nin sizin fikrinizi sormadığı için, sizin sözleriniz ona iyi geliyor ... 

Stalin yoldaş  - (açıklama) - bunu sormaya gerek yok. Bu bir azarlama değil. 

Saraçoğlu  - Ben, Saraçoğlu, Stalin yoldaşın sözlerini  Türkiye ile İngiltere arasındaki antlaşma Stalin'in yoldaşın önerdiği şekilde düzenlenirse, Sovyet-Türk karşılıklı yardımlaşma paktının sonuçlanmasına hiçbir engel kalmaz olarak anlayabilir miyim ? 

Stalin  Yoldaş - kesinlikle. 

Saraçoğlu - ama anlaşmamızı farklı bir şekilde, teknik eksiklikler olmadan düzenlersek ne yapmalıyız? 

Stalin Yoldaş   - ama bu teknik bir hata değil. Saraçoğlu hatırlarsa, birkaç yıl önce Türkiye ile Balkan paktını imzaladığında Türk hükümeti ile bir yazışma yapmıştık, Türkler bir şekilde Romanya ve Besarabya'yı savunmayı şart koşmuştu, bu nasıl sona erdi? Ancak bu teknik bir sorun değil. 

Saraçoğlu  - Balkan ülkelerinin dış sınırlarını koruma yükümlülüğünü almadık ve hatta özel bir Sovyet maddesi bile yapıldı. 

Stalin yoldaş  - ama öyle görünüyor ki resmi olarak kaydedilmedi? 

Saraçoğlu  - hayır, kayda geçti. Yunanistan, İtalya'ya karşı çıkmayacağına (saldırmayacağına) dair bir çekince maddesi koydu ve Türkiye bir Sovyet çekincesi koydu. Balkan paktı Balkan ülkelerinin iç sınırlarının garantisidir. Eğer, Romanya SSCB'ye karşı savaşmak zorunda kalsaydı, Balkan paktının yükümlülükleri geçersiz olurdu. İngiltere ile olan anlaşmamız, haklı olarak, bu ülkelere saldıran olursa Türkiye'nin Romanya ve Yunanistan'ı savunacağını söylüyor. Ama eğer, Romanya konusundaki çatışmanın bir sonucu olarak, Türkiye SSCB'ye karşı çıkması durumu olursa, o zaman Türkiye, Sovyet maddesinde öngörüldüğü şekilde, bunu kabul etmeyecektir. Biz, (anlaşmadaki) Sovyet maddesini, bir zamanlar öngörülen bir karşılıklı yardım anlaşmasının genel sonucunun bir devamı olarak görüyoruz. 

Stalin yoldaş  - Sovyet-Türk şartının- maddesinin 1925 paktından kaynaklandığını düşünüyorum. Ayrıca biz, bununla ilgili bir çekince yapmakla yükümlüyüz ve yapacağız. 

Saraçoğlu  - sizinle saldırmazlık anlaşmamızdan kaynaklanan bir çekince getirmeyi görevimiz olarak gördük. İngiltere ile Fransa arasında SSCB'ye karşı bir savaş çıkması durumunda Türkiye'nin pozisyonu ne olacak? Sovyet birlikleri Polonya'ya girdiğinde, İngiliz ve Fransız büyükelçilerini davet ettim ve hükümetlerine Sovyetler Birliği'ni Almanya ile askeri bir anlaşmaya itmemelerini ve ayrıca İngiltere ve Fransa ile ilişkilerinde Türkiye için Moskova'da Saraçoğlu'nu zor bir duruma sokacak olan böyle anlar yaratmamalarını tavsiye ettim.  Bununla birlikte,  savaş çıkarsa Türkiye tarafsız kalacaktır. Stalin yoldaşın düşündüğü gibi, İngiltere ve Fransa'nın SSCB ile bir anlaşma yapmak istemediğinden de eminim. Ancak şimdi, acımasız bir dersin etkisi altında İngilizlerin ve Fransızların Sovyetler Birliği ile uzlaşma eğiliminde olduklarına inanıyorum. Sovyet-Türk paktı tüm yanlış anlaşılmaları çözebilir. Sadece Türkiye için değil, dünya meseleleri için de önemli olan diğer daha geniş anlaşmaların habercisi olabilir. İngiltere ve Fransa ile dostane bir anlaşmadan bahsediyoruz. 

Stalin yoldaş  - şüphelerimize rağmen, Saraçoğlu bizimle bir anlaşma yapılabileceğini düşünüyor mu? 

Saraçoğlu  - evet, bu benim inancım. 

Stalin yoldaş  - Türk-İngiliz ve Türk-Fransız paktlarında herhangi bir değişiklik yapmak zor mu? 

Saraçoğlu - SSCB ile Romanya arasında bir çatışma çıkarsa, Türkiye kenarda kalır. Bununla ilgili çekince yapmayı kabul ediyorum. Eğer Sovyet hükümeti, Türkiye'nin herhangi bir eyleminin dostlarımız tarafından düşmanca bir eylem olarak değerlendirilebileceğini söylerse, Türkiye bundan kaçınacaktır. 

Çekinceye gelince , SSCB tarafından uygun bir teklif gelirse, Saraçoğlu kabul edecektir. Bu çekince, genel çekince ilkesine dahildir. İngilizler kendileri bir çekince koyma girişiminde bulundular ve bunun sonucunda Türkiye, Romanya'nın bir çatışmaya neden olması durumunda Romanya'ya yardım etmeyi reddedebilir. 

Stalin yoldaş  - Fransızlarla ve İngilizlerle uğraşırken, bunların yükümlülüklerini ancak kendilerine faydalı olduğu zaman yerine getiren ve kendilerine yararlı olmadığı zaman yükümlülüklerini yerine getirmeyen insanlar olduğunu unutmamalısınız . Örnek: Çekoslovakya, Polonya vb. 

Saraçoğlu - bu doğru. 

Stalin yoldaş  - 3. madde istişare kategorisine aktarılamaz mı? Türkiye'nin elleri serbest olacaktır. 

Saraçoğlu  - çekinceyi başlatarak ortaklarımızı her Sovyet teklifini hesaba katmak zorunda bıraktığımızı düşündük . Eğer SSCB  bir şeyi kendisi için uygunsuz görürse, bizim bunu hesaba katmamız gerekir. 

Stalin yoldaş  - bu uygunsuz: 3. madde kapsamındaki yükümlülükler otomatik olarak yürürlüğe giriyor. 

Saraçoğlu  - neden sizinle bir anlaşma yaparak ihtiyacımız olan hedefe ulaşamayalım? 

Stalin yoldaş - Bulgaristan ile hiçbir anlaşmamız yok, ancak Bulgarlar için üzülüyoruz. Yani Bulgaristan'ın kendisi Türklere karşı çıkmazsa. Ortak protokolümüzde Bulgaristan ve Romanya ile ilgili bir madde yazmamız iyi olur. Örneğin eğer Bulgaristan (ilk) kendisi saldırmazsa, o zaman (dövülmemeli) yenilmemelidir. Eğer Türkler 3. paragrafı yerine getirmemeyi başarırlarsa, biz onu memnuniyetle karşılayacağız. Ancak bunu bir konsültasyonla - danışmayla değiştirmek en iyisidir. 

Saraçoğlu  - Romanya maddesine gelince, bu belge zaten var. Ancak eğer İtalya bize saldırırsa veya Bulgaristan herhangi bir Balkan ülkesine saldırırsa savaşmak zorunda kalacağız. 

Stalin yoldaş  - Eğer Bulgaristan Türkiye'ye karşı çıkarsa (saldırırsa) , o zaman onu dövün (yenin). Peki neden (bundan) başka durumlarda Bulgaristan'ın  yenilmesi gereksin?  3. makaleyi tavsiye niteliğinde bir makaleye çevirmeyi tercih ederim. 

Saraçoğlu  - Romanya'da yapabilirsiniz. Ama Yunanistan bizim hayati sorunumuz. 

Stalin Yoldaş -  On İki Ada'nın  (Dodecanese)  İtalya'ya teslim edilmesine ne zaman karar verildi? 

Saraçoğlu - Tarihsel bilgi sağlayarak cevaplar. 

Stalin yoldaş. - yani, çeviri konsültasyona gitmeyecek ? 

Saraçoğlu - Peki  ya Yunanistan? 

Stalin yoldaş  - bu da iyi olurdu. 

Saraçoğlu  - imkansız. Yunanistan'ın işgali Türkiye'nin işgali ile eşdeğerdir. 

Stalin yoldaş - hepsi ayni, Türkler savaşmak zorunda kalacak ve İngilizler size yardım etmeyecek. Eğer Yunanlılar  adaları Türklere verirse, o zaman  yardıma ihtiyaç duyulacak. 

Saraçoğlu  - biz  ada istemiyoruz. 

Stalin Yoldaş  - adalar talep edilmeli. Bunlar Denize çıkışta bulunuyorlar. Sizin durumunuz zor. Biz de bu durumu yaşadık. İngiltere garanti veriyor, ve biz Polonya nedeniyle savaştayız. 

Saraçoğlu  - İtalya, Yunanistan yüzünden Yunanistan'a girmeyecek. Yunanistan, Türkiye'ye saldırmak için bir köprüdür. 

Stalin yoldaş  - İtalya Türkiye'den ne istiyor? 

Saraçoğlu  - İtalya bunu tam olarak formüle etmedi, ancak her zaman Roma imparatorluğundan bahsediyor. Kayalık adaların askeri-güçlendirilmesi Türkiye'ye yöneliktir. 

Stalin Yoldaş  - İtalya'nın Mısır'a ihtiyacı var. 

Saraçoğlu  - belki, ama Mısır artık daha emin ellerde.

Stalin yoldaş  - Saraçoğlu, Ankara'ya Yunanistan'ı -danışma olarak - sormanın mümkün olduğunu düşünmüyor mu? 

Saraçoğlu  - ama hiçbir şey katmadan ne verilebilir? 

Stalin Yoldaş  - peki, hadi diyelim, Balkanlar olmadan,  Boğazlarda ve Karadeniz'de doğrudan Türkiye'ye bir saldırı durumunda, karşılıklı yardımlaşma ve eğer  Balkanlar'da bir şey olursa danışma-istişare. 

Saraçoğlu  - Balkanlar hakkında konuşurken, Avrupa Türkiye'si Balkan ülkelerine mi ait? 

Stalin Yoldaş  - evet. 

Saraçoğlu  - ve eğer Trakya'da bir saldırı olursa , yardım garantisi kapsamı içinde mi olacak? 

Stalin Yoldaş   - evet. 

Saraçoğlu  - bu sadece Bulgaristan'a değil, her devlete karşı. Bulgaristan'ın herhangi biriyle birleşmesinden korkuyoruz. 

Stalin Yoldaş  - Bulgaristan yalnızca Dobruja'yı ve belki de Dedeagaç'ı istiyor. 

Saraçoğlu  - Sizinle  anlaşma ile ilgili her şeyi formüle etmenizi rica ediyorum. 

Molotov Yoldaş  - Çekince, Tam Yetkili Temsilcinin mesajı ruhuna uygun olmalıdır, yani Türkiye'nin İngiltere ve Fransa'ya olan yükümlülükleri, İngiltere ve Fransa'nın SSCB'ye karşı çıkması durumunda geçerliliğinin derhal kaybedecektir . 

Saraçoğlu  - evet, pakt bir yanda İngiltere, Fransa ve diğer yanda SSCB arasındaki ihtilaf olduğunda pasif kalıyor. 

Almanya Türkiye'ye doğru hareket ederse ne olacak? 

Molotov Yoldaş  - Eğer Türkiye Almanya'ya karşı çıkarsa Türkiye'yi desteklemeyeceğiz . Ama Almanya Türkiye'ye karşı çıkarsa,  biz de karşı çıkacağız. 

Stalin Yoldaş  - Çekinceyi, bir çatışma çıkarsa Türkiye tarafsız kalacak olarak anlıyorum. Ama Türkiye İngiliz ve Fransızlardan kopmuyor, başka yerlerde onlara yardım ediyor. 

Saraçoğlu  - hayır, bu söz konusu değil, sizin Sovyet rezervasyonuna eklemelerinizi kabul ediyorum. 

Hükümete iki ilke konusunda rapor vereceğim ve bu konuda Ankara'dan talimat alacağım: 

1) Türkiye'nin Romanya ve Yunanistan'a yardım etme taahhüdü danışmanlık kısmına aktarılmalı ve 

2) Bir yanda İngiltere, Fransa ve diğer yanda SSCB arasındaki ihtilaf süresince Türkiye'nin yükümlülüklerinin geçerliliğini yitireceği şeklindeki Sovyet hükmüne eklemeleriniz . 

Görüşmelere devam edebilmemiz için cevap alır almaz sizi derhal bilgilendireceğim. 

Çeviri 
Erdogan A
9 Kasım, 2020

Kaynak

Sovyet Dış Politika Belgeleri Arşivlerinden Seçilmiş Gizli Belgeler - 1919'dan 1941'e

Svitlana M, Erdoğan A