Perşembe, Ekim 08, 2020

Militan Materyalizmin Önemi Üzerine

 Lenin

12 Mart 1922

Collected Works, , Volume 33, 1972, pp. 227-236

Geniş Alıntılar

Komünistlerin yaptıkları  en büyük ve en tehlikeli hatalardan  birisi (büyük bir devrimin başlangıcını başarılı bir biçimde gerçekleştiren devrimcilerin yaptığı gibi), bir devrimin tek başına  devrimciler tarafından yapılabileceği fikridir. Tam tersine, başarılı olmak için tüm ciddî devrimci çalışmalar, devrimcilerin ancak gerçekten güçlü ve ileri sınıfın öncüsü rolünü oynayabilecekleri fikrini anlamasını ve eyleme geçirmesini gerektirir. Bir öncü, sadece, önderlik ettiği halk kitlesinden  tecrit olmamayı başarabildiği ve tüm kitleyi ileriye doğru yönelttiği zaman öncü olarak görevini yerine getirebilir. Komünist olmayanlarla, bütün farklı, çeşitli faaliyet alanlarında  bir ittifak olmaksızın, herhangi bir başarılı komünist inşa söz konusu olamaz.

Ne olursa olsun,  Rusya'da hâlâ, — ve kuşkusuz ki  oldukça uzun bir süre daha -  komünist olmayan kamptan materyalistler var, ve tutarlı ve  militan materyalizmin tüm taraftarlarını, felsefi gericilikle ve sözde-eğitimli toplumun felsefî önyargılarıyla  savaşmada  ortak çalışmaya katmak bizim mutlak  görevimizdir.

Dietzgen, gerçekte modern toplumdaki felsefe profesörlerinin, çoğu durumda, "ruhbanlığın-dinciliğin diplomalı dalkavuklarından" başka bir şey olmadığını söylediğinde, burjuva ülkelerde hüküm süren felsefi eğilimlere ilişkin temel Marksist görüşü doğru, yerinde ve net bir şekilde ifade etmiş ve onların bilim adamları ve yayıncılarının saygısını kazanmıştı.

Diğer tüm ülkelerdeki kardeşleri gibi, kendilerini ilerlemiş olarak görmeyi pek seven bizim Rus aydınlarımız, sorunu, Dietzgen'in sözleriyle ifade edilen görüş  düzeyine kaydırmaya oldukça karşıdırlar. Ama buna karşıdırlar çünkü , gerçekle yüz yüze gelemezler. Bir insanın Dietzgen'in acı tanımlamasının kesinlikle doğru olduğunu anlaması için, modern eğitimli insanların, egemen  burjuvaziye yönetimsel, ve ayrıca da genel ekonomik, sosyal ve diğer her türden bağımlılığı üzerinde biraz düşünmesi yeterlidir.

***

Çok önceden, Engels, proletaryanın çağdaş liderlerine, 18. yüzyılın sonlarına ait militan ateist literatürünü, halk arasında kitlesel dağıtım için çevirmelerini önermişti. Şimdiye kadar biz bunu yapmadık ve bu, bizim ayıbımıza denebilir (bu devrimci bir dönemde iktidarı ele geçirmenin, -iktidarı ele geçirdikten sonra-bu iktidarı gereken  biçimde  nasıl kullanılacağını bilmekten çok daha kolay olduğunun sayısız kanıtlarından birisidir). İlgisizliğimiz, hareketsizliğimiz ve yeteneksizliğimiz, bazen örneğin 18. yüzyılın eski ateist literatürünün artık tarihe karıştığı, bilim-dışı, safça vb. olduğu gibi, her türden "kibirli" gerekçelerle mazur gösterilmekte. Bilgiçlik ya da Marksizm'in tamamen yanlış anlaşılmasının bir maskesi olmaya hizmet eden bu tür sahte-bilimsel safsatacılıktan daha kötü bir şey olamaz. Şüphesiz ki 18. yüzyıl devrimlerinin ateist yazılarında bilim-dışı ve safça çok şey vardır. Ama hiç kimse bu yazıların yayıncılarının onları kısaltmasını ve 18. yüzyılın sonundan bu yana dinlerin bilimsel eleştirisinde insanlığın yaptığı ilerlemeye işaret eden, konuyla ilgili en son yazılardan söz eden kısa yazılar sunulmasını engellemiyor.  Bu kitlelere en çeşitli ateist propaganda materyalleri sağlanmalı, kitleler hayatın en farklı alanlarındaki gerçeklerle aşina hale getirilmeli, onların ilgilerini çekecek, onları dinsel uyuşukluklarından uyandıracak, en çeşitli açılardan ve en çeşitli yöntemlerle kitleleri onları öne  çıkaracak şekilde mümkün olan her şekilde yaklaşılmalıdır.

***

Tüm modern toplum tarafından karanlığa, cehalete ve batıl inançlara mahkûm edilen milyonlarca insanın (özellikle köylü ve sanatkarların) kendilerini bu karanlıktan, sadece tamamen Marksist bir eğitimin düz çizgisi yoluyla kurtarabileceklerini düşünmek, bir Marksist'in yapabileceği en büyük ve en ciddi hatadır.

*****

Marks'ın ve Engels'in tüm temel yapıtlarının çevirilerine sahibiz. Eski ateistliğin ve eski materyalizmin, Marks ve Engels'in getirdiği düzeltmelerle tamamlanmayacağından korkmak için kesinlikle hiç bir neden yoktur. En önemli şey — komünistlerimizin sözde Marksist olan, ancak gerçekte  Marksizm'i tahrif edenlerin en çok gözden kaçırdığı da budur—henüz gelişmemiş kitleleri nasıl uyandıracağını, dini sorunlara karşı akıllı bir şekilde nasıl bir tutum alınacağını ve dinin akıllı bir şekilde nasıl eleştirileceğini bilmektir.

***

Komünist Partisine mensup olmayan tutarlı materyalistlerle ittifakın yanı sıra, militan materyalizmin yapması gereken çalışma için daha az olmayan , belki de ondan fazla önemli olan, materyalizme eğilimli olan ve  eğitimli denilen toplumda yaygın olan, idealizme ve kuşkuculuğa doğru modaya uygun felsefî sapmalar karşısında materyalizmi savunmaktan ve öğütlemekten korkmayan modern doğa bilimcileriyle bir ittifakın yürütülmesidir.


***

Doğa bilimcisi,
bu mücadelede kendi yerini tutma ve onu muzaffer bir sonuca ulaştırmak için, bir modern bir materyalist, Marks'ın temsil ettiği materyalizmin bilinçli bir savunucusu, yani diyalektik bir materyalist olmalıdır.

Modern doğa bilimcileri, (eğer nasıl aramayı bilirlerse ve eğer biz onlara yardım etmeyi öğrenirsek) materyalist olarak yorumlanmış Hegelci diyalektiğinde, doğa bilimlerinde devrimin ortaya çıkardığı ve burjuva modasının entelektüel  hayranlarını gericilik içine tökezlettiren felsefî sorunlara bir dizi yanıt bulacaktır.

Materyalizm, kendisine  böyle bir görev koymadıkça ve bu görevi sistemli bir şekilde yerine getirmedikçe, militan materyalizm olamaz. Schedhrin'in bir söylemini kullanırsak, savaşan kadar savaşçı olmayacaktır. Bu olmaksızın, seçkin doğa bilimcileri, felsefî çıkarımlarını ve genellemelerini yaparken, şimdiye kadar olduğu gibi sık çaresiz kalacaklardır. Çünkü doğa bilimi o kadar hızlı ilerliyor ve her alanda öylesine derin bir devrimci kargaşa dan geçiyor ki, felsefî çıkarımlardan vazgeçmesi mümkün değil.  

***

Marksist dergi, bu modern "eğitimli" feodalistlere de savaş açmak zorunda kalacaktır. Bunların çoğu, büyük olasılıkla, devlet parası alıyorlar ve buralara kötü şöhretli sapıkların yerleştirilmesinden daha fazla uygun olmamalarına rağmen, gençlerimizi eğitmek için hükümetimiz tarafından  işe alınıyorlar.


Rusya işçi sınıfı, iktidarı ele geçirebildiğini kanıtladı , ama henüz onu kullanmayı öğrenmedi, çünkü aksi taktirde, böylesine  öğretmenleri ve bilgin toplum üyelerini, oldukça kibarca, burjuva "demokrasisi"olan ülkelere çoktan göndermiş  olurdu.

Ama işçi sınıfı, öğrenme arzusu olursa, öğrenecek.

Çeviri ; Erdoğan A

8 Ekim 2020