Pazar, Ekim 11, 2020

İlkeler, Hedef ve Kitle Üzerine - Lenin

Lenin'in  Komintern üçüncü Kongresinde

"Komünist Enternasyonal'in Taktiğini Savunma Konuşmasından Alıntılar

1 Temmuz 1921 
....
Eğer Kongre böylesine hatalara, böylesine "sol" ap­tallıklara karşı kararlı bir saldırı yürütmeyecekse ölüme mahkûm edilmiş olacaktır. Bu benim derin inancımdır.

Terracini'nin neyi savunduğunu ve yaptığı değişikliklerin ne dediğini dinleyin. Şöyle başlıyor: 

"1. sayfanın 1. sütunun 19. satırındaki" çoğunluk "kelimesi silinmelidir." Çoğunluk! Bu son derece tehlikelidir! (Gülüşmeler) Sonra devam ediyor: "" temel önermeler "yerine" hedefler "yazın. 

Temel önermeler ve amaçlar iki farklı şeydir; anarşistler bile hedefler konusunda bizimle hemfikir olacaklardır, çünkü onlar da sömürünün ve sınıf ayrımlarının kaldırılmasını savunuyorlar.

Hayatımda birkaç anarşistle tanıştım ve konuştum  ama hepsi aynı, yeterince gördüm. Onlarla bazen he­defler konusunda anlaşmayı başardım, ama hiç bir zaman ilkeler konusunda değil

İl­keler bir hedef  bir program, bir taktik, ya da bir teori değildir. Taktikler ve teori, ilke değildir. İlkeler konusunda biz anarşistlerden nasıl farklılaşırız? Komünizmin ilkeleri proletarya dik­tatörlüğünün kurulması ve geçiş döneminde devlet baskısının uygulanmasını içerir. Komünizmin ilkeleri bunlardır, ama hedefleri de­ğil

İkinci olarak orada şöyle deniyor: "'Çoğunluk.' sözcüğü çı­karılmalıdır......... böylece "çoğunluk" sözcüğü çıkarılmak isteniyor. Bu ka­dar basit bir şey de bile anlaşamıyorsak, nasıl birlikte çalışa­cağımızı ve proletaryayı zafere götüreceğimizi anlamıyorum. Bu nedenle, ilkeler konusunda da bir anlaşmaya ulaşamamak hiç te şaşılacak bir durum olmaz.  Bana şimdiden işçi kitlesinin çoğunluğunu kazanmış bir parti gösterin... Gerçekten böylesine bir örnek yok. 

Yani "İlkeler" yerine "hedefler" konulsun ve "çoğunluk" sözcüğü çıkarıl­sın. Hayır, Teşekkür ederim! Bunu yapmayacağız.  En iyiler­den birisi olan Alman Partisinin bile arkasında henüz işçilerin çoğunluğu yok. Bu bir gerçektir. En zorlu savaşlarla yüzleşen bizler, bu gerçeği söylemekten korkmuyoruz, fakat işe yalanla  başlamak isteyen, Kongre "çoğunluk " sözcüğünü" çıkarırsa istediği yalanı gösterecek olan  üç delegasyon var.  Bu aşikar.

****
Rusya'da biz küçük bir partiydik, ama ülke çapında  İşçi ve Köylü Sovyetleri Temsilcileri çoğunluğu bizimleydi. Sizde böyle bir şey var mı? Bizimle beraber, o zamanlar sayısı en az 10 milyon olan or­dunun neredeyse yarısı vardı. Ordunun çoğunluğu sizin arkanızda mı? Bana böylesine bir ülke gösterin.

**

Anarşist de olsa herhangi birinin burjuvaziye karşı kahra­manca mücadele verirse, bu elbette büyük bir şeydir; fakat sosyal-ha­inlerin ve burjuvazinin alçakça kışkırtmalarına karşı yüzbinlerin mücadele etmesi  ileriye doğru atılmış gerçek bir adımdır. 
***
Kişinin kendi hatalarını eleştirmesi çok önemlidir. Biz bununla başladık.

Rusya'da zafer kazandık ve oldukça kolaylıkla, çünkü devrimi­mizi emperyalist savaş sırasında hazırlamıştık. Bu ilk koşuldur. Rusya da 10 milyon işçi ve köylü silahlanmıştı ve sloganımız şuydu: Her ne pahasına olursa olsun, hemen barış. Zaferi kazandık, çünkü büyük toprak sahiplerine karşı en geniş köylü kitleleri  devrimci bir şekilde hazırlanılmıştı....Rusya' da zaferi kazandık, çünkü sadece işçi sınıfı içinde kesin çoğunluğuna sahip olmakla kalmadık, aynı zamanda iktidarı ele ge­çirdikten hemen sonra ordunun yarısı ve birkaç hafta içinde de köylülüğün onda dokuzu bizim saflarımıza geçmişti; zaferi kazan­dık, çünkü kendi tarım programımız yerine, Sosyal-Devrimcile­rin tarım programını alıp pratikte gerçekleştirdik. Bizim zaferimiz Sosyal-Dev­rimcilerin programını hayata geçirmemizde yatar, bu nedenle bizim zaferimiz bu kadar kolay oldu. Batı'da böylesine hayallere sahip olmak mümkün mü? Bu gülünç olur! Yine de kazandık çünkü sadece hedeflerimizi değil ilkelerimizi de aklımızda tuttuk...

Tez­lerimiz boyunca kitleden söz ediyoruz. Fakat, yoldaşlar, Kitle­ derken ne demek istendiğini bilmek gerekir. Alman Komünist İşçi Partisi, sol-kanat yoldaşlar bu kavramı yanlış kullanıyorlar. Terracini yoldaş ve değişiklik önergelerini imzalamış olanlar da "kitle" kavramından ne anla­şılması gerektiğini bilmiyorlar. 

Uzun süredir zaten konuşuyorum , bu nedenle "kitle" kavramı üzerine sa­dece birkaç kelime söylemek istiyorum. Kitle kavramı müca­delenin niteliğinin değişmesine uygun olarak değişir. Mücadelenin başlangıcında gerçekten devrimci birkaç bin işçi, kitleden söz edebilmek için yeterliydi. Eğer Parti mücadeleye sadece kendi parti üyelerini çekmekle kalmayıp, partisizleri de uyandırmayı başarabilirse, bu kitleleri kazanma yolunda demektir. Devrimlerimiz sırasında, birkaç bin iş­çinin kitleyi temsil ettiği durumlar oldu. Hareketimizin tari­hinde ve Menşeviklere karşı mücadelemizin tarihinde, bir kentte birkaç bin işçinin kitle karakterini açıkça göstermeye yettiği bir sürü örnek bulabilirsiniz. Genel olarak dar görüşlü bir hayat yaşa­yan, acınacak bir hayat süren ve hayatlarında siyaset diye bir şey duymamış birkaç bin partisiz işçi, devrimci tarzda davranmaya başladığı zaman, kitlen vardır. Eğer hareket daha da yaygınlaşır ve  yoğunlaşırsa, giderek gerçek bir devrim içine gelişir.  Biz bunu 1905 ve 1907 'sürecinde deki üç devrimde yaşadık, ve siz de bütün bu süreçlerden geçeceksiniz. Devrim yeterince hazırlanmışsa "kitle" kavramı farklı olur, artık bir­kaç bin işçi kitleyi oluşturmaz . Bu kavram başka bir anlam ifade etmeye başlar. Kitle kavramı, kitle sözcüğünden sadece çoğun­luğu, ve  sadece işçi sınıfının basit çoğunluğu değil, bütün sömürülenle­rin çoğunluğu olarak anlaşılacak değişim içine girer. Bir devrimci için başka herhangi bir yorumlamaya izin verilmez ve kavramın başka herhangi bir anlamı anlaşılmaz hale gelir. 

Eğer siyasi gelişmeler iyi bir şekilde incelenmiş ve partisiz kitlenin yaşamı ve alışkanlıkları iyi bili­niyorsa,  küçük bir partinin bile uygun bir anda devrimci bir hareket yaratması mümkün­dür Eğer böyle bir parti, böylesine anlarda kendi sloganla­rıyla ortaya çıkıp milyonlarca işçinin kendisini izlemesini sağ­lamayı başarabilirse, bu bir kitle hareketi olacaktır. Ben devrimin küçük bir partiyle başlatılabileceğini ve zafere ulaşılabileceğini tamamıyla reddetmiyo­rum. Fakat kitlelerin saflara nasıl kazanılacağını bilmek gerekir. Çünkü bu eksiksiz devrim hazırlığı zorunludur. Ama burada "Büyük" kitleler talebinden derhal vazgeçilmelidir" diye öne çıkan yoldaşlarınız var. Bunlara karşı mücadele edilmeli. Kesintisiz  hazırlık yapmadan hiçbir ülkede zafer elde edemezsiniz. Kitleyi yönlendirmek için küçücük bir parti yeterli olabilir. Belirli durumlarda büyük örgütler olması zorunluluğu  yoktur. 

Fakat kazanmak için kitlelerin sempatisine ihtiyaç vardır. Mutlak bir çoğunluk her zaman gerekli değildir, ama zafer ka­zanmak ve iktidarı elde tutmak için sadece işçi sınıfının (proletaryanın) çoğunluğunun değil, aynı zamanda emekçi ve sömürülen kır nüfusunun da çoğunluğu zorunludur. Bu konuda hiç düşündünüz mü?  Terraci'nin konuşmasında bu düşün­cenin bir izini görüyor musunuz?...

Bu nedenle, sadece işçi sınıfının değil, aynı zamanda emekçi ve sömürülen kır nüfusunun da çoğunluğunu kazanmak zorundayız. Bunun için hazırlık yaptınız mı ? Hemen hemen  hiçbir yerde. 
.....

Yoldaşlara gerçeği en kibar biçimde söylemeliyiz ki kimse hakarete uğramasın... Ancak devamında boş kelime oyunlarına başvurmamalı, yapılan hatalar temelinde hemen öğrenmeye başlamalıyız.

Hata­larımızı düşmandan saklamamalıyız. Bundan korkan birisi devrimci değildir. Tam tersine, işçilere açıkça "evet hata yaptık" dersek, bu, hataların tekrarlanmayacağı anlamına gelir,.... Ve eğer mücadele sürecinde sadece işçi sı­nıfının çoğunluğunu değil, tüm sömürülenlerin ve ezilenlerin çoğunluğunu yanımızda olduğunu gösterirse, o zaman gerçekten muzaffer olacağız.


V. I. Lenin
Third Congress Of The Communist International
June 22-July 12, 1921
Speech In Defence Of The Tactics Of The Communist International

Çeviri; Erdoğan A
11 Ekim 2020