Cuma, Mayıs 22, 2020

TROÇKİZMİN ULUSAL-KURTULUŞ MÜCADELELERİNE ZARARLARI -1


Modern Troçkizmin öne sürdüğü “sürekli devrim” teorisindeki en radikal “değişiklikler” arasında, Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerindeki “sömürgeci devrimler” in dünya devriminde öncü faktör olduğu görüşüdür.

Troçki'nin teorisinin ileri bir “geliştirilmesini” temsil ettiği söylenen bu görüş, aslında Troçkist genel kurallarından ayrılmaktadır, çünkü Troçki “Avrupa merkezli” bir dünya sosyal devrimi çağrısında bulunmuş ve böyle bir devrimin sadece gelişmiş ülkelerde mümkün olabileceğini ileri sürmüştür.  Bugün, Troçkist stratejinin sarkaçı geri kalmış ülkelere doğru döndü. Bu dönüşe sebep olan neydi?

Troçkist tarzında Tiersmondism (Üç Dünyacılık. EA). İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ulusal kurtuluş hareketlerinin eskiden sömürge ve bağımlı olan dünyanın en geniş alanlarını silip süpürdüğü hatırlanacaktır. Alman Nazilerinin ve Japon militaristlerinin yenilgisi, tüm ulusların ve kıtaların anti-emperyalist mücadelesi üzerinde büyük bir etki yarattı. Bu mücadeledeki başarılar, muzaffer sosyalist devrimler ve Avrupa, Asya ve Küba'da, bir dizi  ülkelerde sosyalizmin inşası ve kapitalist ülkelerde artan işçi sınıfı hareketleri vesilesiyle büyük ölçüde kolaylaştırıldı. Bu mücadeleye, köylüler, küçük burjuvazinin üyeleri, işçi sınıfı ve demokratik aydınlar gibi en çeşitli sosyal tabakaların temsilcileri de dahil olmak üzere on milyonlarca insan katıldı.

Değişen bu uluslararası durumda emperyalizm, ulusal kurtuluş devrimlerinin etkisi altında çökmüş olan sömürgeci sistemi artık koruyamadı. Savaş sonrası yıllarda, eski sömürgelerde ve yarı sömürgelerde 100 e yakın yeni bağımsız devlet ortaya çıktı.

Bu, dünya nüfusunun üçte ikisini oluşturan insanların yaşamlarında radikal bir dönüm noktası oldu. Bunun çok büyük bir tarihsel öneme sahip olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Bu büyük gelişmeler kaçınılmaz olarak karşıt iki sosyo-ekonomik sistem olan dünya kapitalizmi ve dünya sosyalizmi arasındaki mücadelenin niteliğini değiştirerek dünya alanında sınıf güçlerinin gruplaşmasını etkiledi . Bunun farklı siyasi doktrinlere yansıtılması kaçınılmazdı.

Troçkizm bu gelişmeleri görmezden gelemezdi.  Troçki tarafından geçmişte durmadan yapıldığı gibi, Troçkist liderler, ilerici hareketin ana akımının dışında bırakılmamak için, ortaya çıkan durumdan faydalanmakta acelecilik ettiler. Aynı zamanda, Troçkist görüşleri antiemperyalist harekete katılanlar arasında olabildiğince geniş bir şekilde yaymaya ve böylece kendi konumlarını pekiştirmeye çalıştılar. Bu durum onları Üçüncü Dünya'ya karşı tutumlarını gözden geçirmeye zorladı. Bu her şeyden önce 1960 lar ve 1970'lerde gelişmekte olan ülkelerde birçok sol radikal burjuva ve küçük burjuva ideologları tarafından kabul edilmiş olan tiersmondism (Üç Dünya)  teorisine yönelik desteklerinde kendisini gösterdi .

Eskiden köylülüğün gerici olduğunu söylerken, Troçkistler şimdi köylülüğün modern dünyanın en devrimci gücü olduğunu ilan ettiler. 
“Latin Amerika, Asya ve Afrika köylüleri  en geri olanlarda bile, kooperatif üretim biçimleri fikrini kolayca kabul ediyorlar. Eski İnka kabile ve ataerkil geleneklerinin güçlü etkisi altında olan Bolivya ve Peru'daki köylüler bile sosyalist işbirliğine elverişlidir ”diyordu Julio Posadas. Lutte communiste, 19.1.73, No. 275, s. 3.
Julio Posadas Pierre Frank tarafından yankılandı, şöyle yazıyordu: 
“Gerilla hareketinin büyüyen çığında, köylülük şüphesiz sömürgeci devrimde en radikal ve en belirleyici rolü oynar, bu Marksist teori tarafından öngörülemeyen bir rol. Köylülüğün gelişmekte olan ülkelerde aldığı bu konum, sosyal işlevinin değiştiğine dair bariz kanıt olarak hizmet etmektedir. .. ”P. Frank, La Quatrieme Internationale, s. 142.
Troçkist ideologların bu sözleri, Troçkistler açısından ulusal kurtuluş hareketi konusunda belirgin bir davranış biçimini açıkça yansıtıyordu. Amaçları, emperyalist boyunduruğu yok etmek için mücadele eden ülkelerdeki köylü kitleleri arasındaki artan siyasi faaliyetten yararlanmak olan tipik bir oyun oynuyorlar ve Troçkistler buralara elçilerini gönderiyorlardı. Kurtuluş savaşı sırasında ve Cezayir'deki bağımsızlığın ilk yıllarında, Dördüncü Enternasyonal'in Devrimci Marksist Eğilimi'nin lideri Michel Pablo, Başkan Ben Bella'nın hükümetine siyasi danışman olmayı bile başardığı ülkedeydi.

Bu arada Troçkistler, gelişmiş kapitalist ülkelerde işçi sınıfı tarafından yürütülen devrimci mücadeleyle ilgili yenilgi duruşlarının bir kılıfı olarak ulusal-kurtuluş hareketinlerindeki yükselişe işaret ediyorlar. Troçkistler, Prometheus gibi, Üçüncü Dünya'nın,  insanlığa özgürlük ateşi vereceğini ve Batı medeniyetini kapitalist baskı ve sömürüden kurtaracak gücün Asya, Afrika ve Latin Amerika'dan geleceğini söyleyen "ilk"lerdendir. Dördüncü Enternasyonal'in Devrimci Marksist Eğilimi'nin destekçilerine göre “dünya devrimi etraftan merkeze doğru gelişiyor”Sous le drapeau du socialisme, 1978, No. 73, p. 22.

Troçkistler, her ne kadarda “sömürgeci devrim” kapitalist ülkeleri “havaya uçuramasada”, Üçüncü Dünya artık  eskisi gibi dünya emperyalizmine  doğrudan  doğrudan değil,dolaylı  bağımlı olduğundan, "İşçi devletlerinde", yani sosyalist ülkelerin gelişimini belirleyen süreçlerde“ siyasi devrimlere taze bir dürtü kazandırabilir” diyorlar. .

Ulusal kurtuluş mücadelesinin estiği kıtaları keyfi olarak dünya devrimci sürecinin odağına koyan bu akıl yürütme çizgisi, bu hareketi emperyalizme karşı mücadeledeki doğal müttefiklerine, yani dünya sosyalist sistemine ve uluslararası işçi sınıfı hareketiyle karşı karşıya koyar. Bu muhalefet, ulusal kurtuluş hareketinin modern dünyanın diğer devrimci akımlarından soyutlanmasına neden olabilir ve çoğu zaman da böyle olur. Troçki'nin ileri sürdüğü köylülüğü olmayan aşırı sol sekter proletarya çizgisi, ondan hiçte daha az sekter olmayan uluslararası işçi sınıfı olmadan bir köylülük çizgisiyle değiştiriliyor.

Gördüğümüz gibi, Troçkist Üç dünya yorumu, soyutlanmayı vurgular ve bir devrimci akımı diğerine karşı getirir. Troçkistler sadece isteksiz değil, aynı zamanda günümüzde tüm devrimci güçler arasında yakın birlik için nesnel bir temel olduğunu, bunların ortak bir düşmanı - emperyalizm-olduğunu ve bu güçlerin her birinin faaliyetlerinin nesnel olarak diğer hepsinin faaliyetlerinin başarısını teşvik ettiğini itiraf etmekten korkuyorlar. .

Birliğe karşı çıkan Troçkizm, ulusal kurtuluş hareketini soyutlamak ve zayıflatmak ve sonuç olarak antiemperyalist mücadelenin tüm cephesini zayıflatmakta çıkarları olanların eline oynuyor.

Bu Maceracılığın ABC'sidir. Troçkist üç dünya teorisi aslında Üçüncü Dünya ülkelerine karşı yöneltilmiştir. Birçoğu siyasi bağımsızlık kazandıktan sonra Üçüncü Dünya ülkelerindeki karmaşık ve çelişkili gelişmelerden kafaları karışan Troçkistler, kurtuluş mücadelelerinin girdiği niteliksel olarak yeni aşamada ortaya çıkan soruları cevaplayamadılar. Onlar ya şu andaki aşamanın temel  özelliğini anlamak istemiyorlar ya da anlayamıyorlar: sömürgeci ve bağımlı ülkelerin siyasi kurtuluş süreci sona yaklaşırken, başka bir görev - ekonomik bağımsızlığın başarılması ve derin toplumsal dönüşümlerin uygulanması - giderek daha acil olur .

Bu nedenle, Troçkist teorik önermelerin yetersiz olması ve tek tek ülkelerin veya halkların içsel gelişimlerinin belirli sorunlarıyla ilgilenmemesi hiç te şaşırtıcı değildir. Troçkistler aslında her bir ülkenin belirli ulusal özelliklerini ihmal ettiklerini açıkça ilan ederler. Julio Posadas, “Dünya çapında tek başına mücadele koşulları, doğrudan bu koşullara bağlı olmasa bile herhangi bir devrimci eylemin karakterini belirler” diyor. Posadas, Le triomphe de Mitterrand ve diğerleri, Proletaire, Paris, 1981, s. 37.

Latin Amerika Troçkisti'nin bu görüşü diğer Dördüncü Enternasyonal liderler tarafından paylaşılmaktadır. Dördüncü Enternasyonal'in Yeniden Yapılandırılması Komitesi kuramcısı Stephane Just, “Emperyalist çağda sınıflar arasındaki dünya çapında mücadele her yerde aynıdır, tıpkı proleter devrimin her yerde aynı olduğu gibi, ” diye yazıyor. Verite, 1980, juin. 592, s. 52

Bununla birlikte, gerçekte, devrim ve sosyalizm mücadelesi için öznel ve nesnel ön koşulların olgunlaşmasının bağlı olduğu iç koşullar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, farklı ülkelerde büyük farklılıklar göstermektedir. 26ıncı CPSU Kongresi'nin işaret ettiği gibi: 
Bu ülkeler çok farklılar. Kurtuluştan sonra, bazıları devrimci demokratik yolu izliyorlar. Diğerlerinde kapitalist ilişkiler kök salmıştır. Bazıları gerçekten bağımsız bir politika izlerken, diğerleri bugün  emperyalist politikanın önderliğini izliyorlar . Özetle, resim oldukça rengarenk bir resim.CPSU XXVI Kongresi. Belgeler ve Kararlar, Moskova, 1981, s. 16.
Bu farkı görmeyi reddederek, Troçkistler, Troçki'nin savaş öncesi yıllardaki destekçilerinin ayak izlerini takip ediyorlar. Başlangıç ​​noktaları hala ulusal kurtuluş devriminin gelişiminin birkaç aşamadan oluştuğunu, anti-feodal, anti-emperyalist ve devrimci mücadele sırasında demokratik dönüşüm ihtiyacının, elverişli koşullar altında, yeni özgür ülkelerde sosyalist bir yönelim için olasılıklar yaratabilecek dönüşümlerin rededilmesini öneren bir görüş. Bu nedenle Troçkizm, günümüzün ulusal kurtuluş devrimlerinin yeni bir tür demokratik devrimler olduğunu inkâr etmektedir.

Dördüncü Enternasyonal'in Yeniden İnşası için Yürütme Komitesinin ideoloğu Pierre Fougeyrollas, “Hiçbir zaman aşamalarla bir devrim gerçekleşmez” diye yazıyor. P. Fougeyrollas, La devrim proletarienne ve arkadaşları petites-burjuvaları aşıyor, Paris, 1976, s. 290.

Bu varsayımlardan yola çıkarak, Troçkisler bugün yeni özgür ülkelerdeki ilerici hareketlerin özünü çarpıtmak için oldukça çaba sarf ediyorlar. Troçkistlerin asıl hedeflerinden biri, hem ülke içinde hem de dışındaki güçlerin gerçek gruplaşması rolünü hesaba katan Devrimci demokratlar ve Komünist ve işçi partileridir. 

Troçkistler, ulusal kurtuluş hareketinin devrimci kanadı tarafından, emekçi kitlelerin ve ulusal yurtsever güçlerin, ekonomi, siyaset ve sosyal ilişkilerdeki derin demokratik dönüşümler mücadelesinde bir araya gelme çağrısını  eleştiriyorlar; bu çağrıları  devrimi kapitalizmin sınırları içinde "kısıtlamak"  ve kitlelerin eylemlerini “burjuva düzeni” nin gerektirdiği bir çizgiye yönlendirmek olarak görüyorlar.

Şili'de Troçkist grupların bu tür taktikleri kullanmasının yıkıcı sonuçları oldukça iyi bilinmektedir. Halkın Birliği hükümeti kurulduğunda, Troçkist gruplar Halkın Birliği hükümetine karşı gürültülü bir iftira kampanyası başlattılar. Şili hükümetinin amacının “Şili'deki devrimci süreci dondurmaya çalışmak” olduğunu söyleyerek * Troçkistler aslında Başkan Salvador Allende'ye açıkça düşman olan Sağcı karşı-devrimci unsurlarla aynı yıkıcı rolü oynuyordu. * M. Raptis, Quel Şili? Paris, 1973, s. 19.

Bugün bile Troçkisler, emekçileri geniş bir antiemperyalist platformda bir araya getirme prensiplerini itibarsızlaştırmaya çalışan Halkın Birliği hükümetine iftira etmeye devam ediyor. Onlara göre, ABD emperyalistlerinin desteklediği Şili gericileri değil, “kitlelerin yenilgisine yol açan ve Pinochet'nin faşist diktatörlüğüne giden yolu” açan Halkın Birliği hükümeti idi. Verite, 1979, decembre, No. 589, s. 28.

Bu nedenle Troçkizm, Halkın Birliği hükümetinin üç yıllık deneyimi analiz etme çabalarında Şili'deki devrimci ve demokratik güçleri engelliyorlar.

Devamı

Çeviri EA
22 Mayıs 2020