Çarşamba, Mart 18, 2020

Korona Virüsünün suçlusu doğa mı? kapitalizm mi? - Üç yazıdan Özetler

Korona Virüsü salgını gerçekte "kendiliğinden gelişen bir olaydır" anlayışı, gerek tarihi bilgilerden, gerekse "emperyalistlerin çıkarları için neler yapabileceği" konusunu sınırlayan, saf bir anlayıştır. Bunun emperyalizmle bağlantısının kurulması için salgının başlangıcının, kasti bir şekilde başlatılmış olması gerekmez -ki bu, günümüz dünyasında özgüldeki çıkar çatışmaları nedeniyle olasılıklar içindedir.  Dünyanın bir sürü ülkesinde Askeri Biyolojik araştırmaların yapılıyor olması gerçeği, bu araştırmaların pratikte denenmesi zorunluluğu gerçeğini de beraberinde getirir. Bu "deneme" direk insanlar üzerinde yapılıyor olabilir ya da olmayabilir, ancak doğa içinde yapılan denemeler bu virüslerin ya hayvan, böcek ya da başka türlü, bir şekilde sızmasının temel kaynağıdır. Bu pratiklere, dünya çapında  yüzlerce örnekler verilebilir ancak bunun yerine, yazılmış üç yazıdan özetle konuya kısaca değinmek, sanırım daha verimli olacaktır.

2013 yılında, Popüler Bilim dergisinin  teknoloji bölümünde, ABD Neden Kazakistan'da Yüksek Teknoloji Veba Laboratuvarı Kuruyor? başlıklı "bilimsel" bakış açısıyla bir yazı yayınlamıştı. Yazının başlangıcında " Kazakistan Merkez Referans Laboratuvarı Eylül 2015'te açıldığında, 102 milyon dolarlık laboratuvar projesi, tehlikeli hastalıklara karşı küresel bir savaş için Orta Asyanın durak istasyonu olarak hizmet verecek" deniyordu. Ve özetle şunları söylüyordu;

1992'de Sovyetler Birliği'nde bir biyolog olan Dr.Kanatjan Alibekov, ABD ye iltica ediyor, New York'ta  CIA ile buluşuyor ve Sovyetlerin biyolojik silah yapımında çalışan bir sürü bilim adamının Sovyetlerin dağılmasından sonra Kazkistanda işsiz kaldığını belirtiyor. Devamında Pentagonun  kimyasal ve biyolojik programına Washingtondan yüz miyonlarca dolarlık para yağıyor. Proje ABD için onun küresel güvenliğine dayanıyor ve kitle imha silahlarını kontrol etmek için Kazakistan'la on yıllardır süren işbirliğine de uygun düşüyor.

Kazakistan'daki 103 milyon dolarlık inşaat projesine ve laboratuvarın ilk yıllarındaki operasyonlarının çoğuna finansman, patojen salgınlarını izlemede merkezi bir rol oynayan  Savunma Bakanlığı'ndan gelecek. Geçtiğimiz yıl Beyaz Saray bu çabaları "biyo-gözetim" bayrağı altında birleştiren bir program açıkladı.

Nunn-Lugar adı verilen program sayesinde ABD Almati de ve diğer bir sürü bölgelerde Merkez Referans Labaratuvarları açtı.

Rus kritikleri bu laboratuvarların ABD ya da o ülkenin silah araştırması ve depolama merkezleri olarak kullanıldığını iddia ediyordu. 

2018 başında Gulshat Abdullaeva makalesinde şunları yazıyordu

 Albay Charles Carlton Kazakistan'daki ki inşaatte 
Kazakistan'ın güney kesiminde, Alma-Ata'daki, “Kazak Karantina ve Zoonotik (hayvalardan geçen hastalık) Enfeksiyonlar Bilimsel Merkezi” temelinde, bir ABD askeri biyolojik laboratuvarı var. Pentagon tarafından açıldı (130 milyon dolar) ve "Merkezi Referans Laboratuvarı" olarak adlandırılıyor. Açılışı, Cumhurbaşkanı N. Nazarbayev'e dilekçe vermekte dahil olmak üzere, Kazakistan'da halktan protestolara neden oldu. Ancak geçen yıl boyunca, virologların Amerikan laboratuvarının gizli duvarları ardındaki  faaliyetleri olduğu hakkında bilgilere  rağmen hoşnutsuzluk azaldı.

Diplomatik faaliyetler kılıfında ABD'nin askeri bilim adamları, eski SSCB, 25 ülkede (Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan, Moldova, Özbekistan ve Ukrayna, Orta Doğu, Güneydoğu Asya ve Afrika), da Pentagon laboratuvarlarında  tehlikeli patojenlerden ve yüzbinlerce insandan kaynaklanan enfeksiyonlardan yapay olarak oluşturulan virüsleri test ediyorlar. ABD gzli biyolojik laboratuvarları, 2,1 milyar dolarlık bir program olan, DTRA askeri ajansı tarafından finanse edilmektedir. DTRA’nın askeri programları, Kongreye karşı sorumlu olmayan özel şirketler tarafından yürütülmektedir ve bu doğrudan kontrol olmaması nedeniyle yasayı atlayabiliyorlar. Temel tehlike, özel şirketlerin ABD hükümeti adına doğrudan kontrol olmaksızın ve ev sahibi devlet adına diplomatik koruma altında çalışmasıdır.

Pentagon, biyolojik tehditleri önleme bahanesiyle 25 ülkede benzer tesislerden oluşan bir ağ oluşturdu. Bu bölgelerde, insanlar ve tarım için tehlikeli olan virüsler ve toksinler yayılıyor.

Yabancı müfettişlerin ABD dışındaki biyolojik laboratuvarlara erişimi reddediliyor. 

Pentagon ayrıca enfeksiyonları yaymak için böcekleri kullanma konusunda da deneyime sahiptir. 1981'de ABD Ordusu'nun kısmen yayınlanmış bir raporuna göre, ABD Biyolojik Silah Programı'nın bir parçası olarak böceklerle bir dizi deney gerçekleştirildi. Bu raporda iki senaryo karşılaştırılıyor: A.  tipinde sivrisinek benzeri böceklerin 16 eşzamanlı saldırısı ve Aegupti (sarı humma saçan sivri sinek)  tularemi ile aerosol saldırısının karşılaştırılması yanı sıra, ekonomik etkinliklerinin ve mağdurların sayısının değerlendirilmesi. 650.000 kişiyi yok etmek için sadece 0.29 dolar gerekiyordu.

2014 yılında, Gürcistan'da Pentagon tarafından inşa edilen Lugar Merkezi, Gürcistan ve Kafkasya'da Sand Fly projesinin başlatıldığı böcekleri yetiştirmek için özel bir tesisle donatıldı.

Ocak 2016'da, Pentagon’un biyo laboratuvarlarından birinin bulunduğu Kharkov'da, 20 Ukraynalı asker sadece iki günde domuz gribinden öldü, 200 kişi hastaneye kaldırıldı. Ukrayna hükümeti ölümleri bildirmedi. Aynı yılın Mart ayında, Ukrayna'da 364 kişi gripten öldü (vakaların% 81,3'üne A (H1N1) pdm09 neden oldu, bu da 2009 domuz gribi salgınına neden oldu.

2017 yılında, Ukrayna Sağlık Bakanlığı 90 yeni vakayı doğruladı, bunlardan 8'i - en toksik biyolojik toksinlerden biri olan botulinum toksini ile zehirlenerek ölüm.

Bu makaleden bir kaç ay sonra, 29 Nisan  2018 de, araştırmacı Dilyana Gaytandzhieva blogunda, oldukça geniş, belgelerle destekli  "Pentagon Biyo-silahları başlıklı bir yazı yayınladı"  . Bunların bir kısmını aktaralım.

"ABD Ordusu, BM Biyolojik Silahların Yasaklanması Sözleşmesini doğrudan ihlal ederek düzenli olarak ölümcül virüsler, bakteriler ve toksinler üretiyor. Farkında olmayan yüz binlerce  insan sistematik olarak tehlikeli patojenlere ve diğer tedavi edilemez hastalıklara maruz kalmaktadır.

Diplomatik kılıf kullanan biyo savaş bilimcileri, dünyanın 25 ülkesindeki Pentagon biyo laboratuvarlarında insan yapımı virüsleri test ediyorlar. Bu ABD biyo-laboratuvarları, 2.1 milyar dolarlık bir askeri program olan Kooperatif Biyolojik Katılım Programı (CBEP) kapsamında Savunma Tehditlerini Azaltma Ajansı (DTRA) tarafından finanse edilmektedir ve Gürcistan ve Ukrayna, eski Sovyetler Birliği ülkelerinde, Güney Doğu Asya ve Afrika, Orta Doğuda bulunmaktadır. 

Lugar Center, Gürcistan'daki Pentagon biyo laboratuvarıdır. Başkent Tiflis'teki ABD Vaziani askeri hava üssüne sadece 17 km uzaklıktadır. Askeri programda, özel müteahhitler ile birlikte ABD Ordusu Tıbbi Araştırma Birimi-Gürcistan'dan (USAMRU-G) biyologlar görev alıyor. Biyogüvenlik Seviye 3 Laboratuvarı sadece güvenlik izni olan ABD vatandaşları tarafından erişilebiliniyor. Savunma işbirliği ile ilgili 2002 ABD-Gürcistan Anlaşması uyarınca diplomatik dokunulmazlık tanındı.

Özel şirketler, ABD devleti için, ev sahibi devletin doğrudan kontrolü altında olmadan  diplomatik örtü altında çalışıyorlar. Bu uygulama, CIA tarafından ajanlarına destek sağlamak için sıklıkla kullanılıyor. Tiflis'teki ABD biyo-laboratuvarında üç özel Amerikan şirketi  çalışıyor - CH2M Hill, Battelle ve Metabiota. Pentagon'a ilave olarak, bu özel şirketler CIA ve diğer çeşitli devlet kurumları için araştırma yapıyorlar.

ABD Şirketi Metabiota Inc., bilimsel ve teknik danışmanlık hizmetleri için Pentagon’un Gürcistan ve Ukrayna'daki DTRA programı kapsamında 18.4 milyon dolarlık federal sözleşme imzaladı. Metabiota hizmetleri, küresel alan bazlı biyolojik tehdit araştırması, patojen keşfi, salgın yanıtı ve klinik araştırmaları içeriyor. Metabiota Inc., Pentagon tarafından Batı Afrika'daki Ebola krizinden önce ve sırasında DTRA için iş yapmak üzere sözleşme imzaladı ve Ebola salgınının merkezindeki ülkelerden biri olan Sierra Leone'de çalışmak için 3.1 milyon $ (2012-2015) ödüllendirildi."

Bu şirketlere geniş yer veren Dilyana, devamında "Isıran böcekler üzerinde askeri deneyler"e geniş bir şekilde değiniyor.

"Entomolojik savaş, " diyor, "hastalıkları iletmek için böcekleri kullanan bir tür biyolojik savaştır. Pentagon'un bu tür entomolojik testleri Gürcistan ve Rusya'da gerçekleştirdiği iddia ediliyor. 2014 yılında Lugar Merkezi bir böcek tesisi ile donatılmış ve “Gürcistan ve Kafkasya'da Kum Sineklerinin Barkodlanması Hakkında Bilinçlendirme” projesi başlattı. Sonucunda  Tiflis, 2015'ten beri ısıran sinekler ile istila olmuştur. Bu ısıran böcekler, daha önce Gürcistan'daki bu türlerin tipik davranışı olmayan, tüm yıl boyunca banyolarda, kapalı mekanlarda yaşıyorlar (normalde Gürcistan'daki Flebotomin sinek sezonu son derece kısadır - Haziran'dan Eylül'e kadar). Yerel halk, banyolarında çıplakken yeni ortaya çıkan sinekler tarafından ısırılmaktan şikayet ediyor. Ayrıca soğuğa karşı güçlü bir dirence sahipler ve dağlardaki sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile hayatta kalabiliyor.

2014 yılında Pentagon projesinin başlangıcından beri komşu Dağıstan'da (Rusya) Gürcistandakine benzer sinekler ortaya çıktı. Yerel halka göre, bu türler ısırıyor ve kaşınmalara neden oluyorlar. 

Flebotomin ailesinden gelen sinekler, tükürüklerinde insanlara bir ısırık yoluyla ilettikleri tehlikeli parazitler taşırlar. Bu sineklerin taşıdığı hastalık Pentagon'un oldukça ilgisini çekmektedir. 2003 yılında. Hastalık Irak ve Afganistan'a özgüdür ve tedavi edilmezse akut Leishmoniasis biçimi ölümcül olabilir.

Dilyana, bir önceki yazıdaki , "öldürme maliyeti üzerine "Pentagon: Ölüm başına sadece 0.29 $ maliyetle 625.000 insan nasıl öldürülür?" başlığıyla ve belgelerle değiniyor.

 İki karşılaştırmanın basılı resimlerini yayınlıyor.

Devamında bir sürü örnekler, anlaşma belgeleri  veren Dilyana  biyolojik testlerin nasıl yapıldığının örneklerini veriyor ve uzun araştırmasını, ABD nin üyesi olmadığı Uluslararası Suç Mahkemesi (ICC) nin biyolojik testleri "savaş suçu" olarak açıkladığını vurguluyor.

Sonuç olarak, verilere bakarak her düşünebilen ve yargılayabilen insanın anlayacağı gibi, "virüsler" in doğal olarak gelişmesi olasılığı ile, insanlar tarafından "yapay" olarak gelişmesi olasılığı karşılaştırıldığında, "yapay" gelişmenin çok ağır bastığını görebilecektir. Bu yapay "gelişme" emperyalistlerin hakimiyetlerini koruma ve güçlendirme, düşmanlarını yok etme, onlara boyun eğdirme  mücadelesinin, yani tekelci-kapitalizmin direk bir sonucudur. Yani ortada somut ve inandırıcı bir delil olmadan, "korona salgınının suçlusu kapitalizm değildir" diye kestirip atmak, son tahlilde tekelci-kapitalizmin borazancılığını yapmak, onların "biyolojik savaş" araştırma ve denemelerini gözlerden saklamaya çalışmak demektir. Ayni şekilde "Ortadaki, kendi haline bırakılsa bile ağır sayıda ölümlere yol açmayacağı uzmanlarınca söylenen bir salgındır."" diye bir değerlendirme yapmak, günümüz gerçeğini yansıtmadığı gibi, biyolojik silahların - virüslerin kalıcılığını, mutasyona uğrama olasılığını ve  uzun süreli etkisini reddeden bilimsellik dışı, metafizik bir değerlendirmedir.  Genelde dünyadaki teknolojisi ve olanakları olmadığından test yapamayan ülkelerden gelen istatistiklere, ve (belkide sayısı çoktan binleri bulan ve yayılmaya devam eden) Türkiye özelinde korona vakasının 190 olduğu iddiasına inanarak salgını küçümsemek, ciddiye alınmayacak, sorumsuz ve tehlikeli  bir yaklaşımdır.

Temel olarak anlaşılması ve kavranması gereken, tekelci emperyalizmin insan yaşamı ve doğaya verdiği değerin, onların çıkarlarıyla doğru orantılı olduğudur -yani genelde, insan yaşamı ve doğa umurlarında değildir...ikincisi, diyalektik olarak her şey birbirine bağlıdır, dış etkenlerden bağımsız olarak kendi başına var olmaz, gelişemez. Soruna siyasi, ekonomik, temel gerçeklerden başlayarak, diyalektik bağlantılarla yaklaşmak gerekir. Tayyip'in, "emekçiye kolonya, sermayeye para" çözümü, Trump ın, bir aylık kirayı bile karışılamayacak olan "düşük gelirli ailelere 1000 dolar yardım, buyuk isletmelere trilyon dolar yardım" çözümünden özde farkı yoktur. Sorun tekelci kapitalizmdir, kalıcı çözüm sorunu yaratanlardan beklenemez..Onların "insan lığı" siyasi, ekonomik, çıkarlarına uygunluk ölçüde, ve derecededir..

Erdoğan A
18 Mart 2020