Pazar, Mart 22, 2020

Koronovirüs salgını - ideolojik mücadelede burjuva propaganda korosuna katılmak

Biyolojik Askeri laboratuvarlar ve virüsün yoğun olduğu yerler
"Devrimcilerin sorumluluğu olayları içinde bulundukları dönemdeki siyasi ve ekonomik  gelişmeleri temel alarak, özgül bir gelişmeyi bu temelde değerlendirerek,  hem kendilerini hem de emekçi kitleleri eğitmek ve olası daha olumsuz gelişmelere karşı uyanık tutmak, hazırlamaktır."

Korona salgını başladığından bu yana "sol çevre" ce yazılan yazılar ve yapılan yorumlar, büyük ölçüde burjuva resmi açıklamaların çeşitli biçimlerde tekrarı, onu onaylayan, güçlendiren, Marksizmin  bilimsel yaklaşımını terk eden bir liberalizm salgınına dönmüş durumda.

Doğrulanmaya ve güçlendirilmeye çalışılan genel bakış açısı, bu salgının "hiç bir dış etkeni" olmayan, kendiliğinden gelişen - yani tekelci kapitalizmin hiç bir parmağı olmayan - "doğal " bir olay olarak yansıtılması yaklaşımı. Hatta bu "hayvanların insanlardan bir intikam alma " doğal gelişimi iddiasına kadar götürülüyor, bu metafiziksel iddia da alkışlanarak yaygın bir şekilde paylaşılıyor ve güçlendiriliyor. 

Doğa içinde yaşam birbirini etkileyen, değiştiren sürekli karşılıklı bir ilişki ve etkileşim içindedir. Virüsler bu diyalektik etkileşim sürecinde "nitelik" değiştirir. Bu onların "doğal" gelişimi ve değişimidir, "onların doğal" olarak, o haliyle önceden varlığı olduğunu değil, değişmiş halini açıklar. İçinde bulunduğumuz tekelci emperyalist dönemde "canlılar , bitkiler ve "gübreler üzerine virüs araştırmaları "bu değişimin" insan etkeni" gerçeğini oluşturur. Virüsler doğa dan, kimi zaman gübrelerle, kimi zaman genetiği değiştirilmiş bitkiler yoluyla, kimi zaman değişim sürecinde hayvanlara geçerler, yeni bir niteliğe geçerler, hayvanlardan da insanlara geçerek , yeniden değişim sürecine girerler. Yani "doğal " olan ve "doğallık" bu etkileşimin kendisidir. Bu değişime insanın olasılığını bilerek, ya da bilinçli katkısı, onun "doğal" özelliğini ortadan kaldırır.

Sınıfsal lığın ne olduğu konusunda bilinç zavallılığını beraberinde taşıyan bir diğer "uydurma" ise, Virüsün "sınıf ayırımı yapmadığı", bu nedenle de olayın sınıfsallıkla, yani emperyalizmle, kapitalizm ile bağdaşığı olmayan , tarih boyunca var olan bir virüsün, her ne hikmetse Çinde bir bölgeyi başlangıç yeri olarak seçmesi ve okyanusun ortasındaki küçücük adalar dahil, tüm dünyaya bir kaç ay gibi kısa bir zamanda yayılan "doğal felaket" olarak tanımlanması. Bunu yaparken de ABD nin kendi Sağlık Merkezi başkanının, daha önceden ABD de ki grip salgınında ölenlerin bazılarının Korona Virüsünden öldüğü açıklamasını, hiçe sayması, burjuva çığırtkanlığının bir göstergesi olsa gerek.

Bu virüsten şimdiye kadar dünya sermayesinin % 95 ini elinde tutan bir avuç şirket ve ailelerden  kaç tanesinin etkilenip öldüğü, ya da daha aşağılara inelim, ülkelerdeki "hakim sınıf" üyelerinden kaç tanesinin etkilenip öldüğü, biraz daha genişletelim, görevleri üretim ilişkilerini  sermayenin çıkarları doğrultusunda ayarlamak ve bu ilişkileri devlet mekanizmasının çeşitli kurumları vasıtasıyla "yasayıp" "yürürlüğe koyan" kaç tane insanın  öldüğü hakkında istatistik bilgiler var elde?

Doğrudur, hiç bir hastalık "sınıf" tanımaz, ama hastalıktan korunma, tedavi olanaklarına ulaşım "sınıfsal" dır.  Bu nedenle " açlıktan milyonlarca insan ölüyor" zaten, "bu olayın ayrıcalıklı bir önemi yoktur" gibi burjuva liberal açıklamaları, sınıfsal değil, burjuvazinin "sınıfsızlık" propaganda korosuna katılmaktır. Bu emekçi halkların  sorunlarına ilgisizliğin, emperyalist beşinci-kol  ve onlardan etkilenme pratiğinin bir yansımasıdır. 

ML ler, özellikle içinde bulunulan dönemdeki ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki gelişmeler göz önüne alındığında, "tesadüf" lere, "doğal felaketlere" araştırma, inceleme yapmadan, yani eleştirel bir yaklaşımda bulunmadan, inanmazlar. 

ABD nin genelde dünya da güç kaybetmesi somut gerçekleri göz önüne alınıp, "Korona Virus salgını" nedeni!! (daha doğrusu kılıfı)  ile olan gelişmelere bakmak, sonucu doğru ya da yanlış, bu gelişmeleri göz önünde bulundurmak gerekir. 

İlk tesadüfi ilginç gerçek, Çin'in, özellikle Washington arasındaki ticaret savaşının kızıştığı  bir döneminde, Korona Virüsü salgın olayından beklenmedik bir şekilde, aniden etkilenmiş olmasıdır. Balık, ya da hayvan pazarı yıllardır oradaydı, "hayvanların insanlardan intikam almak!!" için  bu "zaman tercihlemesi"ni , ya Çinlileri sevmeyen virüslerin "bir taşta iki kuş vurma" zekası ve intikam peşinde olduğu, ya da onların biyolojik savaş için bir araç olarak kullanılmış olma olasılığı ile açıklayabiliriz.

Salgın sürecinde Çinde hemen her alanda üretim aracı durduruldu, dağıtımda olan ihraç mallar dünyanın her tarafındaki limanlardan  geri gönderildi. Ekonomik savaş, sadece Çin ekonomisini değil, Çinden gelen üretim nedeniyle "alım gücü" sağlanan her  ülkede, tabanda ekonomik sorunlara yol açtı. Salgın ve ekonomik zorluklar hemen her ülkede,"iktidar"lara  normal şartlarda kitle muhalefeti olmadan yapamayacakları, sonsuz denilebilecek "önlemler" alma "yetkilerini" verdi.

Ekonomik ve siyasi içerikte "biyolojik savaş" konusunda  önemli olan, insan tarihinde, birinci ve ikinci dünya savaşı dahil, sayısız  örnekleri olan biyolojik savaşların genel olarak ve her zaman komplo teorileri olduğu burjuva aldatmaca sının borazancılığını yapmamaktır. Bu olasılık her zaman vardır, ve özgüldeki eğer bu ise, daha yaygın ve daha tehlikeli bir dünya savaşının kıvılcımı da olabilir. 

Özellikle kitlelerin kafasını ve günlük yaşamını tamamıyla işgal eden böylesine bir gelişme, dünyada devam eden ve gelişen diğer  kitlelerle ilgili tüm haberlerin asgariye indirilmesini, önemini kaybetmesini, kitlelerin bu  diğer olaylara ilgisini kaybetmesini,  korkuyu ve boyun eğme eğilimini, pasifiz mi de beraberinde getirir. Bu salgının küçümsenmesi anlamında alınmaması gerekir, salgının yarattığı ortamın, salgını yaratan, ya da direk yaratmadılarsa da neden olan "sınıf" ve "temsilcileri" tarafından gerek ekonomik ve gerekse siyasi amaçları doğrultusunda kullanılmasına "uygunluğu" açısından ele alınmalıdır.

Ekonomik açıdan en yaygın olan bir başka yanılgı, bu tür "krizlerin" de "sınıf" tanımadığı safsatasıdır. Gerçekte ise, hemen her ülkede daha başlangıcında kamu hizmeti için ayrılan trilyonlarca dolarların büyük şirketlere transfer edilmesi, var olan tekellerin küçükleri yutarak daha da güçlenmesi, bu safsatayı çürüten niteliktedir.

Böylesine ciddi bir salgın sürecinde, Küba, İran, Venezuela vb uygulanan ekonomik ambargoların kaldırılmaması, amacın ülkelere "diz çöktürme" siyasi içerikte olduğunun bir başka göstergesidir. Bu "diz çöktürme" siyaseti, sadece emperyalistler açısından "meşru olmayan" anlamında "rejim" leri değil, aynı zamanda Avrupa dahil, kendisine boyun eğmeyen diğer ülkeleri de içine aldığını göstermektedir. 

Yüzlerce örnekten birisi olarak, Salgın sonucu Avrupa Birliği Komisyonu, kamu için kullanılmak için ayrılan paradan 30 Milyar Euro yu, askeri operasyonlar için çekmiş ve bu hizmete vermiştir. Soğuk savaş döneminden bu yana, ilk defa,  ABD den 20.000 asker ve 33,000 askeri araç ve gereç Avrupa yolunda. Anlaşmaya göre, bu askerler Avrupanın Korono Virüs Korunma Yasalarına tabi olmadan Avrupa'nın her tarafına yayılabilecekler. 

Korona virüsü nün "Çin Virüsü" olarak tanımlama kelime oyunları, Çin'den yayılan "doğal felaket" yaygaraları, ve "virüs sınıf tanımıyor" uydurukçu yakıştırmalar, emperyalistlerin resmi açıklamalarının doğru haber olarak, ödemeli yazarlarının "değerlendirmelerinin" objektif olarak algılanması ve kitlelere yayılması, sadece burjuvanın ve beşinci-kolun görevi olabilir. Dolaylı ya da dolaysız emperyalist ekonomik ve siyasi savaşın, virüs salgını olarak kendisini ortaya çıkaran ve bu amaçla kullanılan "biyolojik" savaş olasılığı, daha yaygın ve daha tehlikeli bir dünya savaşının kıvılcımı da olabileceği için, ciddiye alınmasına gereken bir olasılıktır. Tarihin farklı olaylarında olduğu gibi, gelinen yerde de resmi açıklamaların "doğru", şu veya bu derecede bağımsız araştırmalar ve değerlendirmelerin "komplo teorisi" olarak damgalandığı, ancak sonuçta doğru çıktığı "orantı", resmi açıklamaların tersine olmuştur. Burjuva resmi açıklamalara bağlı kalmayan Devrimcilerin sorumluluğu olayları içinde bulundukları dönemdeki siyasi ve ekonomik  gelişmeleri temel alarak, özgül bir gelişmeyi bu temelde değerlendirerek,  hem kendilerini hem de emekçi kitleleri eğitmek ve olası daha olumsuz gelişmelere karşı uyanık tutmak, hazırlamaktır. 

Erdoğan A