Çarşamba, Şubat 12, 2020

"Marksist Leninistlerin Birliği üzerine" yazısına yapılan iki Yorum üzerine

Söz konusu yazı, 1980lerden bu yana, bu temelde ve özellikle Aralık 2019 da ki "birlik" tartışmalarının bir özetidir. Bu yazı içerik olarak Marksist Leninist bilgi, tecrübe ve birikim anlamında, belirli bir seviyede  ve Marksizmin Diyalektiğini konuya ve özgüle uygulayabilecek nitelikte olanlarla tartışma ve onlara hitab etme düzeyindedir. Bu tartışmalar sürecinde, konuya olumsuz yaklaşanın hemen hemen olmaması zaten bu gerçeğin göstergesidir. 

Ezberciliğin ve okuma, anlamaya çalışma tembelliğinin yaygın olduğu Türkiye de, kaçınılmaz olarak gelen bazı yorumlar nedeniyle, konuyu biraz daha açıp, Marksizm Leninizme bir derecede de  olsa hakim olan kesim için de anlaşılabilir niteliğe dönüştürmekte yarar var.

Okuduğum, az da olsa bir kaç "olumsuz" yorumlar, temel olarak yazıyı anlamak için değil, kendi bilgisini göstermek ve içeriği anlamaya çalışmadan karşı gelme "hızlı solculuğu", daha doğrusu, Leninin tanımıyla, ezberci "uyuz" hastalığına yakalanmış küçük burjuva bireylerin yaklaşımı olmayı aşamamış. Bu yaklaşım da, yazıda vurgulandığı gibi "Birlik mücadelesinde eğilimler, ilgili tarafların siyasi çizgilerine, kitlelerle olan bağlarına bağımlı olarak farklı biçimler alacaktır. Mücadelenin ana eğilimi, "asgaride" ve-veya özgül sorunla ilgili birlik eğilimi olduğu sürece, oportünistler, sekterler, sapmalar vb. ne kadar kılıf ararlarsa arasınlar, gerçek yüzlerini göstermek zorunda kalacaklardır."


Her şeyden önce yazı, yazıda açıkça vurgulandığı gibi  ""merkezi", "acil" görevi yerine getirmek için, Marksist-Leninist birleşik bir örgütü "nün kurulmasıyla ilgili. Bu birlik, özgül le ilgili  "tek adam iktidarına", "Faşizme karşı" mücadele, vb. asgarisinde, ve-ya da "savaşa karşı" alınacak tavırla ilgili bir asgaride oluşturulması önerilen bir birlik olabilir. 

Yorumlardan birinde " Üzerinde tartışılması gereken esas konu, Marksist Leninistlerin birliği mi, yoksa işçi sınıfı ve emekçi halkın birliği mi" deniyor. Bu yorumu yapanın yazıyı okumadığı ya da anlamak için okumadığı çok açık ve net. Sözü geçen iki konu birbirine kopmaz bir diyalektik bağlantıyla bağlıdır.  Söz konusu eğer devrim ise, Marksist Leninistlerin birliği sağlanmadan işçi sınıfı ve emekçi halkların birliği sağlanamaz. Konu eğer özgül- acil  durum ve şartlarda işçilerin ve emekçi halkların birliği ise, Marksist Leninistler tarafından bu yönde hiç bir girişim yapılmaz, çaba gösterilmez, "kendiliğinden"liğe bırakılırsa, tarihin de kanıtladığı gibi, oluşacak birlik sistem içi, adına demokrat diyen burjuva  bir önderlik tarafından ele geçirilecektir.  Bu da zaten var olan "sorunların sistem içinde çözülebileceği" hayallerini daha da güçlendirme sonucunu yaratacak, burjuva önderlik atında  sözü geçen "işçi ve emekçi halkların birliği" , işçi ve emekçi halkların çıkarına değil, burjuva nın çıkarlarına hizmet eden bir birlik olarak sonuçlanacaktır.

Bu nedenle, burjuva çıkarlarının tersine, işçi ve emekçi halkların çıkarı yönünde bir gelişim sağlayabilmek için  acil, özgül ve asgaride Marksist Leninistlerin  bir çeşit birliğin sağlanmasının", güçlü bir birliğin oluşması yolunda bir "köprü" nün inşasının da başlangıcı olabileceği" vurgulanıyor yazıda..Ve devam ediliyor;
"Özgül bir dönemde devrimin yolunu belirlemek, proleter devrimci partinin siyasi çizgisinin oluşumunda önemli ve belirleyici faktörleri oluşturur. Net bir stratejik çizgi olmadan, hiçbir Marksist-Leninist grup ya da örgüt, proletaryanın ve halkın devrimci mücadelesinin gelişiminde önemli bir rol oynayamaz, çünkü doğru taktikler bu stratejik çizgi temelinde tanımlanabilir, yaşama uygulanabilir.

Stratejik çizgi, esas olarak, somut bir süreç içindeki temel çelişkileri belirler. Parti, ya da örgüt stratejik çizgisini çizerken, genele bağımlı olarak özgüldeki amacına ve stratejik görevlerine karar verir, devrimin ana düşmanı ve itici güçlerini ve belirli bir tarihsel dönem için işçi sınıfının iç ve dış müttefiklerini belirler. Bu nedenle, strateji, devrimin yolunu, yani, var olan toplumsal koşulların radikal bir biçimde dönüştürülmesi için sürdürülecek mücadelenin niteliğini, yani kapitalist sömürünün ortadan kaldırılması ve sosyalizmin inşası görevini üstlenmeyi ifade eder."
Yorumda "Ülkede onlarca parti, örgüt var. Hepsinin de ML olması mümkünmü"? bu geniş yelpazenin bir araya gelmesinin ML lerin birliğinin sağlandığı şeklinde yorumlamak ne kadar doğru olacaktır" deniyor.

Yazıyı anlamak için okuyan bu birliğin her kendine ML diyen hareket ya da partilerin değil, (sosyalizmin tek ülkede zora dayanan devrim sonucu inşası, işçi sınıfının diktatörlüğü vb)  temel ilkelerden sapmamış Marksist Leninistlerin acil, asgari ve özgülle ilgili bir birliğinden bahsedildiğini, ve bu birliğin kendi içinde bir son olmadığını  kolayca anlayabilir. 

Yazıda "Her siyasi çalışmalarda olduğu gibi," deniyor " "birlik sorunu", bir yandan somut koşullar ve bir yandan da Marksizm-Leninizm temel ilkeleri ışığında ele alınması gerekir. Başka bir deyişle, yaratılması gereken "birlik", emekçi halkların çıkarları ve onların mücadelelerinin güçlenmesi olan ilkeli bir birliktir . Ne Marksist-Leninistlerin, ne de ML örgütlerin birliği, kendi içinde, kendince bir son olarak görülemez"

Kimlerin ML temel ilkeleri savunduğu ve  sahip olduğu, kimlerin son tahlilde devrim saflarında yer alacağı genel olarak  parti ve grup önderlikleri tarafından bilinmekte - ya da en azından bunu umut edelim..

Bağlantılı olan bir başka yoruma gelelim.
Her ne kadarda iyi niyetine inansam da, kendisine her konuya karşı gelecek bir yol aramayı görev edinmiş ve bu nedenle, genellikle  bir birine uymayan konuları ele alarak karıştırma hatasından bir türlü kurtulamayan bir başka arkadaş, bu seferde yaptığı yorumuyla, yazıyı anlamak için okumadığı gerçeğini ve genel yaklaşımına ilave olarak Sovyet Bolşevik tarihini bilmediğini de ortaya sermiş oluyor. 

Bolşevik partinin 1903, 1905, 1919 yıllarından örnekler vererek "bilgisi" olduğunu göstermeye çalışan arkadaş,.sözü edilen .ML lerin birliğinden, "tasfiyeci, tasfiye olmuş, yalnızlaşmış unsurların birliğinden ne ML birliği çıkar ne de Bolşevik tarzda örgütlenmiş bir proletarya partisi çıkar...çıksa çıksa...boşuna bir zaman ve enerji kaybı çıkar"  diyor.. Alterntif ? alternatif yok, "hiç bir şey yapma", "hiç bir çaba gösterme" önergesi yok, sadece teslimiyetçi, yenilgici ve pasiflik anlayışı - ki ikiside Marksizm Leninizme yabancı olan burjuva bir anlayış ve yaklaşımdır. 

Bu arkadaş, Bolşevik tarihinden ve onların "birliklerinden ", ya da "birliksizlikler"inden bahsederken, (genelde hemen hemen tüm "hızlı solcuların" da)  unuttuğu en önemli tarih, Sovyet devriminden önceki aylarda ki birlik çalışmaları, 6ıncı kongre ve bu süreçte oluşturulan birliktir. Lenin, Stalin ve diğer Bolşeviklerin  önderliği altında, Sovyet Devrimine damgasını vuran bu birlik saf Bolşevik bir birlik değildir. Birlik, emperyalistler arası savaşta "yenilgiyi" savunma asgarisinde, yenilgici Menşeviklerle, yenilgici Sosyalist Devrimcilerle , vb. yapılmış olan, özgül bir birliktir. Lenin bizzat kendisi bu birliğin oluşturulmasında aktif rol almıştır.

1917 Mayıs ayında  "Eğer" diyor Lenin, " Menshevikler, Martov destekçileri, " savunucular "la bağlantılarını koparırlarsa, onlarında delegelerinin bu komiteye dahil edilmesi hem arzu edilir hem de zorunludur."Bu birliği oluşturma amacıyla "yenilgici" Menşevik ve sosyalist devrimcilerinin  bir araya geldiği Mezhraionka nın konferansına katılan Lenin onları da bu "birliğe" davet ediyor. Troçkinin " ben kendimi Bolşevik olarak tanımlayamam..Onların kararları, asgari sınırlamanın temeli olarak ele alınabilir" sözlerini ettiği Lenin in bu ziyaretinin devamında, 26 Haziran ve 3 Ağustos arası toplanan 6 ıncı kongrede Lenin şunları söylüyordu;
"Herkesin birliği" tehlikeli sloganına karşı olarak, Sosyal-Demokrasi, aslında emperyalist Menşeviklerden kopmuş "tüm enternasyonalistlerin sınıf devrimci birliği" sloganını öne sürer. Kongre, böyle bir birliğin gerekli ve kaçınılmaz olduğuna inanıyor "

Kısacası, Bolşeviklerin, özellikle acil sorunların olduğu dönemlerde "boşuna bir zaman ve enerji kaybı" gibi  teslimiyetçi ve pasif anlayışı olmamıştır. 

Marksist Leninistler, emekçi halkların ve onların mücadelesinin güncel ve gelecek sorunlarına, onların kaderlerini ilgilendiren konulara ilgisiz ve duyarsız  kalamazlar. Özellikle böylesine dönemlerde Marksist Leninistler  cephelerini daraltıcı değil, genişletici, kendilerini yalnızlaştıracak olan değil, düşmanını yalnızlaştıracak, kendilerini zayıflatacak değil, düşmanını zayıflatacak pratikler içerisine girerler.

Bu pratikler taktikleri gerektirir, taktikler strateji temelinde belirlenir, stratejinin belirlenebilmesi için özgüldeki devrimci mücadelenin çizgisi net bir şekilde belirlenip çizilmesi gerekir, bunu yapabilecek tek önderlik Marksist Leninist önderliktir. Eğer gündemde bu görevi tek başına taşıyabilecek güçte bir önderlik yoksa, o zaman bu görevi üstlenebilecek birleşik örgütsel bir yapının, ya da alt yapının oluşturulması Marksist Leninistlerin sorumluğudur.

Gerisi, bu sorumluluktan kaçma demagojileri, kılıfları ve gevezelikler, küçük burjuva, grupçu, tekkeci, kibirli zırvalardır.


Erdoğan A
10 Şubat 2020