Cumartesi, Şubat 08, 2020

Devrim Yolunu Çizmek ve Marksist Leninistlerin Birliği Üzerine

Genelde dünyada kitlesel hareketlerin yaygınlaşmasına rağmen, Türkiye özelinde bu konudaki zayıflık, şüphesiz ki diğer bir sürü etkenlere de bağlantılı olmasıyla birlikte, tek başına güçlü bir önderliğin olmaması ve Marksist Leninist parti, hareket ve bireylerin darmadağın olması, sekter ve aldırmaz bir şekilde bu dağınıklığa devam etmesi, bu zayıflığın en önemli etkenlerinden birisidir. 

Bütün diğer olumsuz gelişmelerle birlikte, Türkiye de yaygınlaşan intiharların sorumluğu büyük ölçüde  kapitalizme bağlı olan bir gelişme olsa da, kitlelere gerek teorik ve gerekse pratikte "alternatif" ve "umut veremeyen", bir ölçüde de "kitleleri umutsuzluğa", "çaresizliğe", "pasif direnişlere" yönelten "pratikler" ve de "pratiksizlik", Marksist Leninist önderlikleri de bu intihar anlayışının yaygınlaşmasındaki sorumluluk payından arındıramaz.  

Devrimin yolu, çizgisi belirgin olmayan "soyut" sloganlarla, kendiliğinden, burjuvazinin ve hatta faşizmin "insancıl" duygularına hitab eden "pasif direnişlerle", "yenilgiyi kabullenmiş" içerikli , "çaresizlik" pratiklerinde değil, çizgisi belirgin olan somut sloganlarla, kitlelerle birlikte, kitlelere "alternatifi, umudu ""somut olarak veren, bunu kitlelere benimseten, bu yönde "yenilgiyi kabullenmeyen",  kitlesel aktif direnişlerden geçer.

Gelinen yerde Türkiye de Marksist Leninistlerin özgül ve acil sorunlar asgarisinde, ama bunu azamiden soyut olarak ele almadan, bir çeşit birlik oluşturması hayati önem taşıyan bir sorumluluk ve görev haline gelmiştir. Böylesine bir birlik çalışmasına ciddi bir şekilde başlamak, "kibirli", "tekkeci", "uzlaşmaz olmayan  farklılıkları" büyüten vb hareketleri teşhir ve tecrit edebileceği gibi, ideolojik birliğin sağlanmasında ve güçlü bir birliğin oluşmasında bir "köprü" nün inşasının da başlangıcı olabilir.

-------
Aralık 2019

ML lerin Birliği Üzerine tartışmalara katkı yazılarının toparlanmış temel konular özeti.

Ülke Genelinde (azami) ve özgülde (asgari) Devrim Yolunu Çizmek -İdeolojik Mücadele, Strateji, Taktik- ve Marksist Leninist'lerin Birliği Üzerine

Genelde olduğu gibi, Özgül bir dönemde devrimin yolunu belirlemek, proleter devrimci partinin siyasi çizgisinin oluşumunda önemli ve belirleyici faktörleri oluşturur. Net bir stratejik çizgi olmadan, hiçbir Marksist-Leninist grup ya da örgüt, proletaryanın ve halkın devrimci mücadelesinin gelişiminde önemli bir rol oynayamaz, çünkü doğru taktikler bu stratejik çizgi temelinde tanımlanabilir, yaşama uygulanabilir.

Stratejik çizgi, esas olarak, somut bir süreç içindeki temel çelişkileri belirler. Parti, ya da örgüt stratejik çizgisini çizerken, genele bağımlı olarak özgüldeki amacına ve stratejik görevlerine karar verir, devrimin ana düşmanı ve itici güçlerini ve belirli bir tarihsel dönem için işçi sınıfının iç ve dış müttefiklerini belirler. Bu nedenle, stratejidevrimin yolunu, yani, var olan toplumsal koşulların radikal bir biçimde dönüştürülmesi için sürdürülecek mücadelenin niteliğini, yani kapitalist sömürünün ortadan kaldırılması ve sosyalizmin inşası görevini üstlenmeyi ifade eder.

Doğumundan proletaryanın diktatörlüğünün kurulmasına kadar Bolşevik Partisi'nin mücadeleyi iki yönlü bir stratejik amaç ile yönlendirdiğini unutmamak gerekir -  demokratik ve sosyalist amaç.

Bu nedenle  Lenin şunları söylüyordu:
“Gayet iyi bilindiği gibi, Sosyal Demokratların pratik faaliyetlerinin amacı proletaryanın sınıf mücadelesine önderlik etmek; ve bu mücadeleyi şu iki şekillenmesinde örgütlemektir: sosyalist (sınıf sistemini yıkmak amacıyla kapitalist sınıfa karşı mücadele ve sosyalist toplumun örgütlenmesi) ve demokratik (Rusya’da siyasi özgürlüğü kazanmayı Rusya’nın sosyal ve siyasi sistemini demokratikleştirmeyi amaçlayan mutlakiyete karşı mücadele). Gayet iyi bilindiği gibi, demiştik. Ve gerçekten de, ayrı bir sosyal-devrimci akım olarak ortaya çıktıkları ilk andan itibaren, Rusya Sosyal-Demokratları, her zaman faaliyetlerinin bu amacını çok kesin bir şekilde belirttiler, her zaman proletaryanın sınıf mücadelesinin ikili şekillenmesini ve içeriğini vurguladılar ve her zaman, sosyalist ve demokratik görevler arasındaki, aldıkları isimlerde de açıkça ifade edilen ayrılmaz birliğin üzerinde ısrarla durdular. ”(1) 
Proletarya hiçbir yerde sosyalizm için mücadelede tek sınıf olmamıştır, çünkü sosyalizm yalnızca işçi sınıfı için değil tüm insanlar için de gerçek toplumsal ilerlemeye giden tek yoldur.

Bu nedenle, burjuva iktidarına ve emperyalist hakimiyete karşı halkın bütün katmanlarını aynı devrimci mücadeleye yükseltmek hayati öneme sahip bir görevdir. Stratejik görev, diğer halk kitlelerini desteklemekten daha çok, işçi sınıfının sonunda yardım için başvuracağı diğer siyasi örgütlerle olası ittifaklarıdır. Böylesine herhangi bir ittifakı hesaba katmadan önce, proletaryanın kendisine bir sınıf partisi, devrimci bir parti oluşturması gerekir. İşçi sınıfının devrimci partisi, siyasi mücadele söz konusu olduğunda, anti-kapitalist ve anti-emperyalist kitlelerin, ve kitlelerin ulusal baskıya karşı mücadelesinin bütününün, doğru bir siyasi temelde bir araya getirebilecek tek güçtür.

DEVRİMCİ PARTİ

Sosyalizm mücadelesinin gelişimi ve sonucu, devrimci proleter bir partinin önderliğini zorunlu kılar. Proletaryanın kazanacağı zafer, kapitalizmin kendiliğinden çöküşünden değil, proletaryanın devrimci stratejiyi doğru bir şekilde uygulama konusundaki kendi kapasitesinden kaynaklanacaktır. Bu stratejinin ilk unsuru, proleter parti olan liderlik aracıdır. Siyasi liderlik örgütü olmadan proletarya, nihayetinde burjuvaziye ve esas itibariyle diktatör ve baskıcı devlete karşı güçsüz kalacaktır.

Her devrimci mücadelede, bütün mücadeleleri sürdürdüğü için, veya tüm kitle örgütlerini içerdiği için değil, temel olarak tüm mücadelelere ve tüm kuruluşlara liderlik sunduğundan, iktidarı tamamen ele geçirmeyi amaçlayan bir liderlik olduğundan, parti temel mücadele organıdır. 

Son tahlilde, Sosyalizm, kapitalist üretim tarzını karakterize eden bütün toplumsal çelişkilerin çözümünden ortaya çıkan durumdur. Bu çelişkiler sayısız, çeşitli ve farklı öneme sahiptir. Lenin’in 1916’da yazdığı gibi:
Sosyalist devrim, tek bir eylem değildir, tek bir cephede tek bir savaş değildir, tam tersine yoğunlaştırılmış bir sınıf çatışması, bütün  cephelerde uzun bir dizi muharebelerin dönemidir, yani burjuvazinin kamulaştırılmasıyla sonuçlanabilecek olan bütün siyasi ve ekonomik  sorunlardır. ”(2) 
Sosyalist devrimin birisi temel ve diğeri ikincil olan birçok çelişkilerin çözülmesinden kaynaklanacağı gibi, devrim için gerekli olan muharebeler, biri lider, diğeri liderliğin altındaki sayısız örgütlerin muharebeleridir.

Stalin modern devrimci partinin özelliklerini net bir şekilde sistematize etmiş ve sentezlemiş ve bunu Leninizmin temelleri yazısında şöyle tanımlamıştır:

“Parti

1)“ işçi sınıfının öncü müfrezesidir. ” İşçi sınıfının en iyi unsurlarını toplar ve Marksizm-Leninizm'in devrimci teorisi ile donanır;

2) “işçi sınıfının örgütlü müfrezesidir.” Kendisini oluşturan örgütlerin, hücrelerin, komitelerin, araçların vb. benzersiz sistemidir ; bu onların merkezi sistemidir. 

3) “proletaryanın sınıf örgütlenmesinin en üst biçimidir”. Proletaryanın ve kitlelerin birçok örgütleri arasında, parti, sınıfın en iyi unsurlarını birleştiren en gelişmiş, en ilerlemiş olandır; bu nedenle parti diğer tüm organizasyonlar üzerinde liderlik yapmayı umabilir; 

4) “proletaryanın diktatörlüğünün aracıdır”. Parti, kendi içinde bir son değildir; kendisinin tek anlamını sosyalizm mücadelesinden, işçi sınıfının diğer tüm sınıfların gücünden ortaya çıkarır. 

5) Böyle olması için, Parti,“hiziplerin varlığına uygun olmayan bir irade birliği”ni ortaya  sunmalıdır. Parti ideolojik mücadeleyi dışlamaz; tam aksine, üyelerinin parti kararlarına “gönüllü” bir şekilde bağlı olmalarına dayanmadan kendi saflarında “demir disiplini” oluşturmayı başaramaz. Bununla birlikte, kararlar alındıktan sonra “eylem de birlik” vazgeçilmez bir kuraldır. 

6) Son olarak, parti “kendisini oportünist unsurlarından arındırarak güçlenir”.  Partinin safları burjuva ve oportünist unsurlardan arındırılmalıdır . ”(3) 

Marksist-Leninist'lerin birleşme yolunda mücadelesi gerçekten başladığında, bu ilkeleri hatırlamak büyük önem taşır. İki çizgi arasındaki mücadele, birleşmiş olsun veya olmasın, Marksist-Leninist hareket içinde kalıcıdır. Eğer burjuva ve oportünist çizginin temsilcileri hakim olursa, partinin inşası ve buna bağlı olarak devrimin zaferi tehlikeye girer.

Proleter partinin görevi, devrimci mücadelenin stratejisini ve taktiklerini belirlemektir; ancak bu şekilde gerçekten liderlik işlevini üstlenebilecektir. Marksizm-Leninizm ile donanmış proletaryanın örgütlü öncüsü olarak, son tahlilde partinin kitlelere bağlarının niteliği ile parti kitlelerden kitlelere ilkesine uygun olarak doğru bir şekilde yönlendirebilecektir.”

Belirli bir tarihsel aşamada devrimin genel yolunun çizile bilinmesini olanaklı kılan, bu yönde analitik araçları sağlayan Marksizm-Leninizm'dir. Çünkü, ikincil çelişkiler belirli bir ülkede niteliksel olarak değişebilir ve devrim stratejisi bunu dikkate almak zorundadır. 

Proleter partinin rolü, burjuvazinin yıkılması aşamasında ve sosyalist inşa aşamasında belirleyici olan roldür. Partinin inşası mücadelesi, bir Marksist-Leninist örgütün, Partinin tüm temel özelliklerini gerçekleştirme amacı ile mücadele ettiği bir zaman dilimini gerektirir; sadece bu niteliksel dönüşümden geçtiğinde, kendisine bir parti ilan etme hakkını kazanabilir ve ancak o zaman bu ilan gerçekte devrimci mücadelede bir adım öne geçildiğine işaret edebilir.

PARTİNİN STRATEJİSİ VE TAKTİKLER

İşçi sınıfı partisinin taktikleri, özgül bir süreç içindeki mücadele biçimlerini ve örgütlenme biçimlerini, siyasi çizgiyi ve bu özgül  durumlarda Partinin kabul ettiği pozisyonları içerir. Parti, içsel ve dışsal, nesnel ve öznel somut koşulları göz önünde bulundurarak taktiklerini stratejik çizgisine göre hazırlar. Yani, taktikler, stratejik amaçlara doğru ilerlemek için kullanılacak araçların, benimsenecek örgütlenme biçimlerinin ve özgül koşullarda sorunların üstesinden gelme mücadelesinin belirlenmesinden oluşur.

Stalin, “taktiklerin stratejinin bir parçası olduğunu”, siyasi çizginin bu iki temel unsuru arasındaki ilişkiyi nasıl kurduğunu şöyle anlatıyordu:
“Strateji, devrimin ana güçleri ve rezervleri ile ilgilenir. Devrimin bir aşamadan diğerine geçişi ile birlikte değişir, ancak verili bir aşamada temelde değişmeden kalır. (...) Stratejinin amacı, çarlığa karşı savaşı kazanmak, ya da diyelim ki burjuvaziye karşı, onların sonuna (sonunu getirene) kadar mücadelesini devam ettirmek iken, taktikler, daha az önemli nesneleri takip ederler, çünkü amaç, savaşın bir bütün olarak kazanılması değil, ama bazı özgül çatışmaların ya da bazı özgül muharebelerin kazanılması, özgül bir kampanya, ya da devrimin belirli bir yükseliş ya da gerileme döneminde somut koşullara karşılık gelen eylemlerin başarıyla gerçekleştirilmesi mücadelesidir. Taktikler, stratejinin bir parçası, ona bağlı ve ona hizmet eder . ”(3)
Stalin devam eder:
Taktikler, mücadele biçimleri ve proletaryanın örgütlenme biçimleriyle, ve onların değişimleri ve birleşimleriyle ilgilenir. Devrimin belirli bir aşamasında, taktikler akışa veya duruşa, devrimin yükselişine veya düşüşüne bağlı olarak birkaç kez değişebilir . ”(3)
Gündelik politikalarda veya devrimci mücadelenin yaşamda pratiğe uygulamasında, ne tür ve hangi şartlar altında olursa olsun, nihai amacın asla unutulmaması bir ilke sorunudur. Bununla birlikte, devrimci hedefi sıkıca göz önünde bulundurarak nihai hedefi kavramak  tek başına yeterli değildir. Devrimci liderlik sanatı, ustaca, nasıl adım adım kazanılacağını bilmekte yatar. Devrim, egemen sınıfları devirmek için ayaklanan halk kitlelerinin, milyonlarca insanının eseridir; bu sınıflar, diğer maddi ve manevi yollarla birlikte muazzam bir şiddet mekanizmasını gerektirir.  “Bu nedenle devrim her zaman uzun süren bir süreci içerir. İlk adımlardan ulaşılacak son adıma ve sonuca kadar, acil ve gündemin zorunlu kıldığı engelleri ortadan kaldırmak, devrim ve  karşı-devrim kuvvetleri arasındaki ilişkiyi kademeli olarak değiştirmek için, egemen sınıflar karşısında ezici bir üstünlüğe ulaşılıncaya kadar, karmaşık ve zikzaklı dönüşlerle dolu mücadelenin birçok aşamasından geçmesi gerekir. 

Bu nedenlerden dolayı, nihai hedefe giden uzun yolda, mücadelenin verildiği her dönem içinde somut koşullara dikkat edilmesi, gözardı edilemeyecek bir zorunluluktur.

Lenin, Komünistlerin, sadece içteki durumu değil, aynı zamanda dünya ekonomisinin ve politikasının tüm unsurlarını, hem ülke içindeki hem de dünyadaki tüm sınıf güçleri arasındaki ilişkilerin nesnelliğini hesaba katmalarına, bunlara dikkat etmelerine işaret ediyordu. Tüm bu somut gerçeklik faktörlerini tam ve doğru olarak değerlendirmeyen bir devrimci, mücadelenin nihai amacını en iyi şekilde algılayabilse de, bunu başarmanın araçlarına hakim olamayacaktır; bu hedefe ulaşmak için yollar, yöntemler ve pratik önlemler bulamayacak ve devrimin stratejik ve taktiksel rehberliğinde ciddi hatalar yapmakla sonuçlanacaktır. 

Özgül zamanlarda ve belirli şartlar altında, en uygun somut hedeflerin nasıl belirleneceğini bilmek ve nesnel yasaların gücüyle mücadeleyi maksimum başarıya ulaşacak şekilde yönlendirmek, daha ileri gelişmelere yol açmak, devrim ve nihai zafer için en kesin umutları açmak devrimci önderliğin sorumluluğudur. Bu nedenlerden dolayı, stratejik hedefe giden özgül zaferlerin kazanılmasını sağlayan "taktikler sanattır" diyor Stalin ve mücadele biçimlerinin ve proletaryanın örgütlenmesinin uygun şekilde kullanılması” için iki temel koşulu formüle ediyor:
“Öncelikle […] Burada önem olarak vurgulanan, öncünün eski düzenin ayakta kalmasının imkansızlığını ve devrilmesinin kaçınılmazlığını görmesi değildir. Vurgulanan, kitlelerin, milyonların bu kaçınılmazlığı kavraması ve öncüleri desteklemeye hazır olduklarını göstermelidir. Ama, kitleler bunu sadece kendi deneyimlerinden anlayabilirler. Görev, milyonlarca kitleye, eski iktidarın devrilmesinin kaçınılmazlığını ken­di deneyimlerinden anlama olanağını sağlamak ve kitlelerin,  kendi deneyimleri sonucunda dev­rimci sloganların doğruluğunu anlamasını kolaylaştıracak mücadele yöntemlerini ve örgüt biçimlerini öne çıkar­maktır. . ”
“İkinci görev, herhangi bir özgül anda, eğer kavranırsa, bütün zinciri elde tutmamızı ve stratejik başarıya ulaşmanın koşullarını hazırlamayı olanaklı kılacak olan, kav­ranması gereken süreçler zincirindeki özel halkayı bulmaktır.
Burada önemli olan, Parti'nin önünde bulunan tüm görevler ara­sından, yerine getirilmesi merkezi noktayı oluşturan ve çözümü acil görevlerin başarıyla yerine getirilmesini güvenceleyen özel acil görevi bulup çıkarmaktır." (3)
Stalin bu son noktaya aşağıdaki örneği veriyor:
“Partinin oluşumu döneminde sayısız çevre ve örgütlerin henüz birbirine bağlanmış olmadığı, bu çevrelerin amatörlüğü ve dar görüşlülüğünün Partiyi yukarıdan aşağıya çürüttüğü, ideolojik kafa karışıklığının Partinin iç yaşamının karakteristik özelliği olduğu dönemde,  Parti'nin karşı karşıya bulunduğu temel halka ve halkalar ve görevler zincirindeki temel görev, bütün  Rusya için yasadışı bir gazetenin (İskra) kurulması olduğunu kanıtladı. Neden? Çünkü, özgüldeki koşullar altında, sayısız çevreleri ve örgütleri  tek bir bütün içinde birleştirecek, ideolojik ve taktiksel birliğin koşullarını hazırlayacak ve böylece gerçek bir partinin oluşturulması için temelleri atacak durumda olan bir Partinin sağlam çekirdeği sadece illegal bir tüm Rusya gazetesi ile yaratılabilirdi.  ”(3)
PARTİ VE KİTLE MÜCADELESİ

Kitleler kendi durumlarını ve  devrim yoluyla onu radikal bir biçimde değiştirmenin zorunluluğunu ve araçlarını daha iyi anlamaya başlayacakları kendi mücadeleleriyle öğrenirler. Bu öğrenim süreci, sürekli olarak her özgülde kitlelerin üstlendiği mücadelelerden, başarılarından ve başarısızlıklarından en yararlı dersleri çıkarmaya çalışan bir Partinin ya da örgütün faaliyetleri ile mümkün olabilir. Kitleleri ve öncülerini birbirine bağlaması gereken bütün diyalektik bağlantı burada yatar. 

Doğru taktikler, her zaman "kitle çalışması" ile "öncü çalışma" arasında, "kitle örgütü" ve "öncü örgütlenme" arasındaki çelişkinin çözüldüğü "kitle çizgisinin" anlaşılması ve titizlikle uygulanmasına dayanır.

Komünistler çalışmalarında, tartışma, eleştiri, ve öz eleştiri yoluyla,  kendi taktiklerini belirlemek ve herhangi bir propaganda, ajitasyon veya herhangi bir örgütsel görevi yerine getirmek için stratejik yönelimlerini netleştirmede en uygun araç ve yöntemleri bulmak suretiyle  öncü rol ve görevini yerine getirirler. 

Bu nedenle öncü çalışma, politik çizginin gelişimi ile ilgili tüm görevlerle, yani belirli bir tarihsel aşamadaki çelişkilerin incelenmesinden kitleleri belirli bir mücadelede harekete geçirmek için en uygun araçların bulunmasına kadar tüm görevlerle ilgilidir. Kesin bir anlamda öncü örgüt Partidir veya doğrudan Partinin inşasına katılan herhangi bir örgütlenmedir. Çünkü Parti, temel olarak  devrimin siyasi çizgisinin “taşıyıcısı” dır. Siyasi çizgiyi hem strateji hem de taktikler düzeyinde geliştirmek, formüle etmek, yaymak ve uygulamak Partinin görevidir. Parti bu şekilde proletaryanın liderliği ve devrimci mücadeledeki kitleler için bir araç olabilir. Parti, proletaryanın öncü örgütüdür.

Parti kitleler arasında çalışma yürütür. Temel olarak, Partinin siyasi hareketi, her özgülde kitle mücadelelerine müdahalesi ve kitle örgütlerindeki aktif varlığı - yani kitle çalışmasıdır. Aksi halde, o öncü değil bir tarikat, birbirine yakın çevrelerden oluşan tekke bir grup olur.

Tüm bu çalışmalar, sadece işçi kitlesini özgül ve acil hedefler için belirli bir mücadeleye dahil ederek onların sınıf bilincini uyandırmak ve güçlendirmek için işçi kitlesinin mücadelesine propaganda veya ajitasyon şeklinde müdahale ederek anlam kazanabilir. 

“Kitle çizgisi” sloganını öne sürmek öncü çalışma veya örgütü reddetmek değildir. Tam tersine, sadece bir öncü örgüt gerçekten “kitle çizgisi” uygulama yeteneğine sahiptir. Bu, temel olarak  kitlelerin mücadelelerinde ve örgütlerinde Marksist-Leninist ve proleter bir bakış açısını öne sürerek ve savunarak gerçekleştirilebilinir.

Kitle çalışmasını ya da çizgisini reformist olarak görme sol sapma yaklaşımı göz önünde bulunarak "Komünistlerin reform mücadelelerinde yer alıp almayacağı, reformist hatta gerici örgütler içinde çalışıp çalışmayacağı konusunda Stalin şöyle yazıyor:
“Devrimci taktikler ve reformist taktikler arasındaki fark nedir?  
Bazıları, Leninizmin genel olarak reformlara, uzlaşmalara ve anlaşmalara karşı olduğunu düşünüyor. Bu kesinlikle yanlıştır. Herkes gibi Bolşevikler de bilirler ki, bir anlamda "her ne koparırsan kardır," genel olarak belirli şartlar altında reformlar  ve özel olarak uzlaşmalar ve anlaşmalar yapılması zorunludur ve faydalıdır ”,  .  
“Uluslararası burjuvazinin devrilmesi için bir savaş sürdürmek”, diyor Lenin “devletler arasındaki sıradan savaşların en inatçı ve karmaşık olan bir savaşından yüzlerce kat daha zordur, ve manevrayı baştan reddetmek, düşmanları arasındaki çıkar çatışmalarını [geçici olsa bile] kullanmayı, anlaşmaları reddetmek ve olası [geçici, yalpalayıcı ve şartlı] müttefiklerle bile uzlaşmayı reddetmek - aşırı derecede saçma değil mi? Keşfedilmemiş ve şimdiye dek erişilemeyen bir dağın zor bir çıkışını yaparken, zikzak hareket etmeyi, geri adım atmayı, seçilen yolu terk etmeyi ve başka yolları denemeyi  önceden reddetmek zorunda mıyız? ' [Vol. XXV, s. 210]
""Reformist için , devrimci çalışma önemsiz, sadece sözü edilecek bir konu, göz boyama iken, reform her şeydir. Bu nedenle bur­juva iktidarının varlığı koşullarında reformist bir taktikle reform, kaçı­nılmaz olarak bu iktidarın sağlamlaştırılmasının bir aracına, devrimi çökertmenin bir aracına dönüşür…….Oysa devrimci için, tersine, esas olan reform değil, devrimci çalış­madır; devrimci için reform, devrimin bir yan ürünüdür. Bundan dola­yı burjuva iktidarının varlığı koşullarında devrimci bir taktikle reform, doğası gereği, bu iktidarı çökertmenin bir aracına, devrimi sağlamlaş­tırmanın bir aracına, devrimci hareketin daha da geliştirilmesi için bir üs se dönüşür"".

“Devrimci, bir reformu yasal çalışmayı yasadışı çalışma ile birleştirmede yardım olarak kullanmak ve onun koruması altında, kapitalist burjuvazinin devrilmesi için kitlelerin devrimci hazırlığına yönelik yasa dışı çalışmayı yoğunlaştırmak için kabul eder .” (3)
İDEOLOJİK MÜCADELE VE BİRLEŞME ŞARTININ OLUŞUMU

Bir yandan işçi hareketi içinde reformist ve milliyetçi ideolojinin yaygınlığı ve diğer yandan, kitlelerden izole olmuş, dağınık ve siyasi açıdan tutarsız hareketler, ideolojik cephedeki mücadeleyi temel görev haline getiriyor. İdeolojik mücadele, şövenlerin, burjuva milliyetçilerin ve sosyal demokratların oportünizmini teşhir amacıyla işçi sınıfına hitab ederek Marksist-Leninist partilere "temizlenme" ve "birleşme" şartlarını oluşturabilecektir.

Neden Marksist-Leninistlerin acil görevleri, propaganda, ajitasyon ve örgütlenme görevleri, ideolojik mücadeleye öncelik vermelidir? Lenin, 1920'de bu soruya net bir şekilde cevap veriyor;
“Sorun  proletaryanın öncüsünü komünizme kazandırmak olduğu sürece (ve halen olduğu gibi) bu süreçte ve bu ölçüde propaganda ön plandaydı .” (4) 
Özgülde, hiç kimse, en geniş halk kitleleri arasında burjuva “rejimi devirme” zorunluluğu bilincinin, gerçekten onu yıkma örgütlenme aşamasına geldiğimiz ölçüde geliştiğini söyleyemez. İçinde bulunan özgül dönem bu "devrilmenin," var ve hakim olmadığı sürece gerçekleşmeyeceği, ya da olsa bile ayakta kalamayacağı ideolojik, öznel koşulları geliştirme aşamasıdır.

Bu devrimci bilinç işçi kitlelerinde nasıl gelişebilir? Diyalektik açıdan iki şekilde:

1) kendi sömürü deneyimleri ve bu sömürüye karşı mücadele yoluyla - uygulama yoluyla;

2) bu sömürünün yasaları ve mekanizmaları hakkında bilimsel bilgi edinerek - teori yoluyla.

Marksist-Leninistler, burjuva diktatörlüğünü devirecek proleter devrimci hareketin “bilimsel sosyalizm” ile “işçi hareketi” nin birleşmesinden doğduğunu söylerken, proletaryanın ve onunla birlikte tüm emekçi insanların, yani onların tamamıyla kurtuluşlarının,  devrim yolunu alacakları, çifte süreci özetliyorlar. .
“İleri sınıfın karakteristiği olan doğru fikirler kitleler tarafından kavrandığında, bu fikirler toplumu değiştiren ve dünyayı değiştiren maddi bir kuvvete dönüşür .” (4)
Bu “ileri sınıfın karakteristiği olan doğru fikirlerin”, burjuvazinin - yani gerici ve karşı-devrimci bir sınıfın karakteristiği olan - fikirlerin gölgesinde kalmış olduğu bir ülkede, proleter  fikirlerin  ifade araçlarını oluşturmak Marksist-Leninistlerin görevidir.

Bu nedenle özgülde Marksist-Leninistler çifte görevle karşı karşıyalar. Yapmaları gereken ; 1) Emekçi kitleleri içinde, kendi tarihsel deneyimlerinin sistematik fikirlerini ve uluslararası işçi hareketinin ve uluslararası komünist hareketin tarihsel deneyimlerini, bu fikirleri işçilerin somut koşullarının analizine uygulayarak yaymaktır . Propagandanın rolü budur.

2) Kitlelerin yaşadıkları her türlü sömürü ve baskı biçimlerine karşı verdikleri tüm mücadelelere aktif olarak katılmaktır. Bu, sınıf mücadelesinin tüm kendiliğinden göstergelerine katılması gerekliliğini söylemek demektir. Ajitasyonun rolü budur.

Örgütlenme bu iki tür faaliyetin uygun çerçeve içinde sistematik hale getirilmesidir. Örgütsel çalışma, ajitasyon çalışması ve propaganda çalışmaları aynı örgüt içinde birbirini tamamladığı ölçüde, devrimci önemini üstlenir.

PROPOGANDA

Lenin propagandayı şöyle tanımlıyor:
"...Sosyal Demokratlarının sosyalist faaliyetleri, bilimsel sosyalizmin öğretilerinin propaganda yoluyla yayılmasından, yani bugünkü toplumsal ve ekonomik sistem hakkında, bu sistemin temeli ve gelişmesi hakkında, ..toplumunun farklı sınıfları ve bu sınıfların birbirleriyle olan karşılıklı ilişkileri, birbirleriyle olan mücadeleleri, işçi sınıfının bu mücadeledeki rolü, çöken ve yükselen sınıflara ve kapitalizmin geçmişi ve geleceğine karşı tutumu, uluslararası Sosyal Demokrasinin (bugün uluslararası komünist hareketin diyoruz) ve .. işçi sınıfının tarihî görevleri hakkında işçiler arasında doğru bir kavrayışın yayılmasından oluşur. "(5) 
Bu propaganda, halk arasında burjuva ideolojisine karşı mücadeleyi ele almayı ve bunları Marksizm-Leninizm ile devrimci teoriyle silahlandırmayı amaçlayan bir faaliyettir. Bu nedenle, bu fikirleri mümkün olan en fazla sayıda işçiler arasında yayma görevini içinde taşır . Bu hedeflere ulaşmak için propaganda, Marksist-Leninist teorinin derinlemesine bir anlayışına ve mücadele verilen ülkedeki somut durumun analizine uygulanmasına dayanmalıdır .

AJİTASYON

Lenin  ajitasyonu şöyle tanımlıyor:
Ayrılmaz bir şekilde propagandayla bağdaşan işçiler arasında ajitasyon […]  Sosyal Demokratların, işçi sınıfının bütün kendiliğinden mücadelelerine ve işçilerle kapitalistler arasında iş günü, ücretler, çalışma koşulları, vb., vb., konusunda patlak veren bütün çatışmalarında yer almaları anlamına gelir.
Görevimiz, faaliyetlerimizi işçilerin hayatının bütün günlük sorunlarıyla birleştirmek, bu sorunları anlamada işçilere destek olmak, onların dikkatini en önemli haksızlıklara çekmek, işçilerin patronlara karşı taleplerini daha somut ve amaca en uygun biçimde ifade etmelerine yardımcı olmak, işçiler arasında dayanışma bilincini ve dünya proletarya ordusunun bir parçası olan birleşik bir işçi sınıfı olarak Rusya işçilerinde, çıkarlarının ve davalarının bir olduğu bilincini geliştirmektir. " (6) 
Örgütsel çalışma, kitleler arasında bu propaganda ve ajitasyon faaliyetlerini kesin bir yöntem ve plana göre yapılandıran şeydir . Bu nedenle örgütsel çalışma, aynı zamanda, Marksist-Leninistlerin içsel faaliyetleriyle ve işçi sınıfının kendiliğinden “günlük” ve “pratik” mücadelelerine müdahaleleriyle de ilgilidir.

Bu noktada, işçi sınıfının içinde özgül bir ülkede özgül bir aşamada ve genel olarak insanlar arasında örgütlenme biçimlerinin, o ülkenin somut koşullarında Marksist-Leninist taktikleri oluşturan unsurlar oluşturduğunu vurgulamak önemlidir: 
Taktikler, mücadele biçimleri ve proletaryanın örgütlenme biçimleriyle, değişimleri ve birleşimleriyle ilgilenir. ” (3)
Kitleler arasında üstlenecek örgütlenmelerin doğasını ve biçimlerini belirleyen; bir yandan, örgütlenme biçimleri, Stalin’in dediği gibi “hareketin akışı ya da durgunluğu, devrimin yükseliş ya da gerilemesi” diğer yandan,  kitlelerin devrimci bilincinin gelişmesinin derecesiyle bağlantılı örgütlenme biçimleridir. 

Başka bir deyişle, komünistlerin mücadelelerini ilerletecek örgütsel biçimler, belirli bir ülkede özgül bir zamanda, kitlesel çizginin uygulanmasına en iyi şekilde sağlama olasılığı verenlerdir. Görev, proletaryanın birliğinin, işçiler arasında ve işçilerin ve sömürülen insanların diğer katmanlarının arasında bir “dayanışma” bilincinin gelişmesine katkıda bulunarak işçi sınıfı içindeki ve genel olarak insanlar arasındaki bölünmelere karşı mücadele etmektir .

Bu nedenle, görev burjuva milliyetçilerine karşı mücadele etmek, burjuva efendilerine hizmet ederek sınıf çıkarlarına hizmet etmek için işçileri ve emekçi kitleleri  bölen oportünistlere ve fırsatçılara karşı mücadele etmektir.

Gerçek bir taktiğin varlığı iki temel şartı öngörür:

1) stratejik bir çizgi, Stalin’in dediği gibi: “Taktikler stratejinin bir parçası, ona bağlı ve ona hizmet eder.” Bir stratejiye sahip olmadan taktik bir çizgi oluşturmaya çalışmak oportünistliğe  yol açacaktır.

2) kitlelerle yeterince gelişmiş bağlantılar. Bu olmazsa, kitlelerin bilincinin gerçek gelişimini hesaba katan ve mücadelede kendi deneyimlerini gerçekten geliştirmelerini sağlayan bir mücadele ve örgütlenme biçimi önerilemez.

Bu nedenle Marksist-Leninistlerin örgütsel birleşmesi önemli bir görevdir. Tek başına bu, genel siyasi çizgiyi geliştirmek için gerekli araçları ve kitlelerle bağları kurmamızı sağlayacaktır. Aksinde taktiksel bir çizginin geliştirilmesi imkansızdır.

Örgütsel biçimler ve göreceli önemleri, işçi hareketinde somut da var olan şartlardan ayrılamaz. Örgütsel çalışma Marksist-Leninistler için her zaman bir önceliktir. Ancak, biçimleri ve seviyeleri özgül koşullara göre değişir.  Proletaryaya ve kitlelere yönelik siyasi propaganda için en acil çıkış olan ajitasyon çalışmaları  özel örgütsel ihtiyaçlar gerektirir.

Tüm bunlara rağmen, kesinlikle konuşursak, devrimci bilinç hala proletaryanın sadece küçük bir bölümünü kapsayabilir. Bu nedenle burjuva, oportünist, reformist ve benzerleri ile ideolojik mücadele  sürdürülmeli,ve  yoğunlaştırılmalıdır.

Marksist-Leninistlerin örgütsel çalışması ileri proleter tabakalarına nüfuz etmelidir. Bu tam da, Komünist işçilerin Marksistler tarafından harekete geçirilen Rus komünistlerinin partinin kurulması öncesi ve devamı dönemlerinde  (1895'ten 1905'e kadar)  Rusya şehirlerinde hayata geçirdikleri faaliyetlerinden çıkartılması gereken derstir. Bu komünistler ilk önce kendilerini eğitime ve propagandaya adadılar, ve giderek kitlesel ajitasyon çalışmalarına katıldılar. İşte bu çevreler vasıtasıyla  Rus komünist işçileri siyasi teorik ve pratik eğitim kazandı. Komünist Enternasyonalin 1920'lerde önerdiği gibi, Komünist hücrenin, özellikle fabrika hücresinin,  işçi işçi çevrelerinin 1890 ve 1900'lerin gelişimi olduğu söylenebilir. (7) 

İşçi sınıfı içinde komünist örgütlenme, birlik sorunu ve işçi kitlelerinin,  ya da daha doğrusu, komünist işçilerin ve emekçilerin örgütlenmesi sorunu, Marksist-Leninist hareket için acil bir sorundur. Bu bakımdan, Marksist-Leninist grupların ve bireysel militanların asıl görevi, işçi sınıfına “zaten komünist olan yeni işçiler” sağlamak değil, daha ileri işçiler in Komünist olması, daha militan işçilerin devrimci olması için gerekli koşulları yaratmak olması gerekir.  Dün olduğu gibi  bugünde, bu kalıcı sorunun doğru çözümü, bir yandan “somut durumun somut değerlendirilmesinde” ve diğer yandan  Marksist-Leninist ilkelerin ve uluslararası komünist hareketin tarihsel olarak birikmiş bilgi ve tecrübelerin titizlikle somut duruma uygulanmasında yatmaktadır.

Marksist Leninist işçi hareketinin gelişmesi, işçi sınıfının genel mücadelesinin  gelişimine ayrılmaz bir biçimde bağlıdır. Özgüldeki genel mücadeleler, işçi sınıfının ne militanlıktan, ne örgütlenme duygusundan ne de doğru yöntemler için hayal gücünden yoksun olduğunu kanıtlıyor. İşçi sınıfının bu yeteneklerinin, onların  sınıf sal yapısından kaynaklandığını çok iyi biliyoruz. Ama, işçi hareketleri ve emekçi kitlelerin temel, belirleyici eksikliği , sınıf bilincinin, mücadelelerinin doğru yönelimi ve  devrim yolunun çizgisinin olmamasıdır. Bu nedenle bir taraftan Marksist-Leninist ilkelerin işçilere erişilebilir, anlaşılabilir hale  getirilmesi büyük önem taşımakta iken, diğer yandan, ve buna direk bağlantılı olarak, işçi sınıfının ve  emekçi halkın ilerici katmanını aldatmakta olan işçi sınıfı içindeki çeşitli burjuva ideolojilerine, özellikle reformist ve "ya hep ya hiç ci" anarşist görüşlere karşı  acımasız mücadele yürütmek te büyük önem taşımaktadır. 

Bu nedenle, işçi hareketini ve Marksist-Leninistler'i bir araya getirme konusundaki özgül hedef söz konusu olduğunda, Stalin tarafından formüle edilen taktiksel soru şu oluyor: "Eğer Marksizm-Leninizm'in işçi hareketi içine girmesini istiyorsak, ve onu hâlâ içindeki hâkim olan burjuva ideolojilerinden koparmak istiyorsak, hangi mücadele ve örgütlenme biçimlerinin öne sürülmesi gerekiyor? "

Mevcut  durum içinde doğru taktikler sadece kitlelere yakından bağlı birleşik, merkezi bir Marksist-Leninist örgütlenmeden gelebilir. Bu durumda “Ne Yapılmalı?” konusundaki tartışmalar, konuyu yönlendirmesi gereken genel ilkelerdir. Net ve kesin ilkeler olmadığı sürece, siyasi çizgide oportünizme veya "sol" ezberciliğe, siyasi faaliyetlerde  de bireysel eylemciliğe, bekle-gör siyasetine veya kendiliğindencilik pasifliğine sürüklenme olasılığı - günümüz örneklerinde olduğu gibi - kaçınılmaz olacaktır. 

Şu anda Marksist Leninist  anlam ve içeriğinde net taktiksel bir çizginin olmaması, yani, kitleler arasında onların özgül mücadelelerinde ve örgütlenmelerinde bir rehber olacak,  somut  olarak devrimci bir bakış açısı geliştirecek propagandası yapılan bir çizginin  olmaması tesadüf değildir. Bu, Marksist-Leninist hareketin, örgütlenmesinin ve kitlelerle bağlarının zayıflığı  ile açıklanabilir.

Doğru devrimci önderliğin asgari ve azami, özgül ve genel de, gerçek bir taktik çizginin oluşturulması yönündeki çabası, özgülde ve genelde kitlelerin iradesinin ne olduğu konusunda gerçek ve somut  bilgisi olup olmadığı yönünde bir ölçektir. Ve bu bilgi ancak kitleler ve onların mücadeleleri ile yakın ve uzun süreli ilişkilerden kaynaklanabilir. Uzun ve aktif ilişkiler yoluyla edinilen bu bilgiye dayanarak, “… kitlelerin fikirlerini yoğunlaştırabilir, sonra kitlelerin  bu fikirleri kendilerinin olarak kucaklayana, benimseyip eyleme dönüştürene kadar bu fikirlerin propagandasını yapıp onları açıklayabiliriz.  ” 

Bu şekilde ve sadece bu şekilde taktik çizgimizi doğru bir şekilde geliştirebiliriz, yani somut durumları titizlikle dikkate alarak ve kendimize sıkı bir şekilde Marksizm-Leninizm'in öğretilerini  temel alarak taktik çizgimizi doğru bir şekilde geliştirebiliriz. 
“Buradaki konu, partinin yüz yüze geldiği  - yerine getirilmesi merkez sorunu teşkil eden , görevin başarısının diğer acil görevlerin başarıyla yerine getirilmesini sağlayan - özgül bir acil görevi yerine getirmeyi,  tüm görevlerden ayırmaktır . ” (8)
Her dönemde Marksist-Leninist hareketin önünde çeşitli acil görevler olabilir. Ancak tüm bu görevler arasında “başarısı diğerlerinin başarılı bir şekilde yerine getirilmesini sağlayabilecek ” , “devrimci mücadelenin ve devrimin daha da ilerlemesinin önünü açacak nitelikte acil olanın hangisi olduğunun tespiti önemlidir. 

İşçi sınıfına  yönelik Marksist-Leninist çalışmaları ve bu çalışmalardaki önemli gelişmeler, emekçi kitlelerin Marksist-Leninist örgütsel birliklerine, birleşmesine bağlıdır. Bu birlik, ya da özgül de (asgari ya da azamide) birleşme, komünistler ile emekçi kitleler ve onların mücadeleleri arasında gerçek ve derin bir ilişkinin gelişmesinin yanı sıra, devrimci mücadeleyi ilerletecek somut bir siyasi çizginin oluşturulması ve uygulanması için önemli bir koşuldur.

Bir çok Marksist-Leninist, özgülde birlik mücadelesinin birincil görevlerden biri olduğu konusunda hemfikir. Bu, temel olarak, emekçi halkın sosyalizm mücadelesinin sadece ve sadece örgütlü bir öncünün liderliğinde gelişebileceğinin kabulü ile açıklanabilinir. Böylesine bir birlik ile Marksist-Leninistler, işçi hareketi içine girme ve proleter bir öncünün gelişimi ve güçlenmesinde gerekli ve belirleyici bir etken oluşturacak kadar büyük bir yeteneğe sahip olacaklardır. 
“Artık, partisi olmadan, işçi sınıfının, yaşadığı veya çalıştığı koşullar altında, hangi koşullarda olursa olsun, kendi başına bir bilinç kazanamayacağı kanıtlanmıştır. İşçi sınıfını “ kendince” bir sınıftan “kendi için bir sınıfa” dönüştüren partidir. Eylemin olduğu kadar, mücadelenin de, kitleleri ve devrimcileri  deneyime koyduğu  ve onlara birçok şey öğrettiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, net bir program ve bilimsel temelli strateji ve taktiklere sahip olan siyasi bir partiden yoksunlarsa, mücadele ya yarı yolda duracak ya da tamamen başarısız olacaktır. Günümüzdeki devrimci hareketin ve çeşitli kıtaların halklarının sayısız mücadelelerinin deneyimi bize bunu öğretiyor . ” (9) 

“Kitlelerin kendiliğinden yükselişi ve hareketi ne kadar yaygın olursa, Sosyal -Demokrasinin (sosyalizmin) teorik, siyasal ve örgütsel çalışmalarında daha fazla bilinçlenme talebi o kadar hızlı, kıyaslanamayacak kadar büyüktür .” (10) 
Özgülde, genelde emperyalizmin ve buna bağımlı olarak diğer ülkelerdeki krizler, işçi sınıfı ve ezilen halkların  mücadelelerini yükseltiyor. Ancak Enver Hocanın da vurguladığı gibi: 
“Ancak, kitlelerin ve halkların mücadelesinde ve devrimde bir yükseliş olurken, birçok ülke ve bölgelerde devrimci hareketin zayıflığı, kitleleri devrimci perspektife açmak ve hedeflerine ulaşmak için onları doğru yolda yönlendirmek için bilimsel strateji ve  taktik eksikliğinden kaynaklanıyor. Durum öyle ki, kitlelerin hareketleri ve ilerlemesi daha önde gidiyor; oysa sübjektif-öznel etken, bilinç, birçok ülkede örgütlenmeler ve yönelimler (kitlelerin) gerisinde kaldı ve günün-özgülün görevlerine cevap vermiyor. ” (9) 
Bu, uluslararası komünist harekette revizyonizmin gelişmesinin önemli bir sonucudur ve tüm gerçek Marksist-Leninistlerin birleşmesi için çok önemli bir nedendir. Komünistler bölündüğü sürece, insanlar işçi sınıfı etrafında birleşmediği sürece, düşmanı yenmek imkansız olacaktır. 

Devrim yolunun çizgisinin ve özgül deki acil sorunun netleştirilmesi ve bu asgaride birleşmek için ortak zeminin aranmaması, bulunamaması, kitlesel ve öncü çalışmalarda hatalara yol açmaktadır. Gerçekte, içeriği ve hedefleri eksik bir siyasi çizgi ve yetersiz bir örgütlenme düzeyi nedeniyle, kitle çalışması engellenmekte, kısıtlanmaktadır. Bu daralmanın çözümü sadece bir nicelik sorunu, taraftarların,  üyeliğin arttırılması - daha fazla militan, daha çeşitli faaliyetler - sorunu değil. Tam tersine, çözüm,  nitel bir dönüşüm gerektiriyor.  Başka bir deyişle, çözüm, mevcut durumda, mevcut grupları,var oldukları gibi birleştirmek değil, devrimci hareketin ileriye doğru gerçek bir adım atabilecekleri,  mücadelenin birleşik bir Marksist-Leninist  organizasyonun kurulmasına yönelik ortak çabalar harcayarak niteliksel değişimi sağlamaktadır.

Marksist-Leninistlerin her hangi bir özgülde, acil sorunlarda, bir mücadele örgütü içinde birleşmesi, Marksist-Leninist grupların ve çevrelerin bugünkü zayıflaması, dağılması ve kitlelerden tecrit olması özgül durumu ile, gerçek Marksist-Leninistlerin çoğunluğunun devrimci bir işçi partisinde birleşmesi arasında  bir köprü oluşturabilir. Bu , Stalinin söylemiyle "merkezi", "acil" görevi yerine getirmek için, Marksist-Leninist birleşik örgüt, bu köprü sürecinde siyasi çizgi yi netleştirme ve asgari - azami programını  geliştirme yolunda mücadele vererek  daha yaygın ajitasyon ve propaganda çalışmasını geliştirip güçlendirebilir ve Marksist-Leninistlerin özgülden (asgariden) genele (azamiye) birleşmesini sağlayabilir.

"Birleşme" zorunluluğunun bilinci, çoğu ML grup ve çevrelerinde pratik anlamda mevcuttur ve bu bilinç, özgül sorunların çözümü, niteliksel değişimin,  birlik için mücadelenin sağlanması temelinde ciddiye alınması gereken somut bir durumdur.

Marksist-Leninist birleşme ideolojik mücadele verilmeden gerçekleşemez

ML Temel teorilerden taviz vermeyen bir İdeolojik ve örgütsel birlik olmadan, özgül le ilgili olsa da, etken bir birlik-önderlik kurmayı düşünmek imkansızdır. Gerek genel durumun tahlilinde, gerekse içinde bulunduğumuz dönemin özgül değerlendirilmesinde, ya da siyasi çizgilerin başka yönlerinde olsun, Marksist Leninistler ve gruplar arasındaki - temel teoriler dışındaki - anlaşmazlıklar,  "birlik" sorununun, özgüldeki durum, acil görevler, emekçi halkların ve  mücadelenin çıkarları açısından ve bu asgari temelde ele alınmasını gerektirir. 

Birlik mücadelesinde eğilimler, ilgili tarafların siyasi çizgilerine, kitlelerle olan bağlarına bağımlı olarak farklı biçimler alacaktır. Mücadelenin ana eğilimi, "asgaride" ve-veya  özgül sorunla ilgili birlik eğilimi olduğu sürece, oportünistler, sekterler, sapmalar vb. ne kadar kılıf ararlarsa arasınlar, gerçek yüzlerini göstermek zorunda kalacaklardır.

Her siyasi çalışmalarda olduğu gibi, "birlik sorunu", bir yandan somut koşullar ve bir yandan da Marksizm-Leninizm temel ilkeleri ışığında ele alınması gerekir. Başka bir deyişle, yaratılması gereken "birlik",  emekçi halkların çıkarları ve onların mücadelelerinin güçlenmesi olan ilkeli bir  birliktir . Ne Marksist-Leninistlerin, ne de ML örgütlerin  birliği, kendi içinde, kendince bir son olarak görülemez.  

Marksist-Leninist lerin birlik için mücadelesi, net bir siyasi çizginin belirlenmesi mücadelesi ve devamında bir program oluşturma mücadelesinden, ve kitlelerin  özgüldeki mücadelelerinde onlarla daha yakın ilişkiler oluşturmak için mücadeleden kesinlikle soyutlanamaz. Bu nedenle Marksist-Leninistlerin birliği, açık ve net bir şekilde belirlenmiş, en azından özgül acil sorun ile ilgili, asgaride bir siyasi öneriden yola çıkmadığı sürece gerçekleştirilemez . Marksist-Leninist bir örgütlenme, belirli bir siyasi çizgiyi takip ederek, halk kitleleri arasındaki mücadeleye ve kendisinin gelişme durumunu içeren zamanın koşullarına uyarlanmış bir mücadele programına öncülük eder.

Siyasi bir çizgiye sahip olmak, devrimin hangi aşamasında olduğumuzu, devrimin genel yolunu, devrimin genel stratejisini, ve düşmanları ve şimdiki veya nihai müttefikleri ile ilgili uygulanacak taktiklerini belirlemiş olmak demektir. Bir programa sahip olmak, kitlelerin örgütlenmesi ve harekete geçirebilmesini sağlayabilecek kısa veya orta menzilli hedefleri oluşturan talepleri açık ve net bir şekilde formüle etmek demektir. 

Bu taleplerin, kitlelerin kısa ve uzun vadede gerçek çıkarlarını ifade etmesi gerekir ve bu vesileyle kitleleri örgütlemek, harekete geçirmek ve işçi sınıfının ideolojinin kazanmasını sağlamak için bir fırsatı yaratılmış olur.

Birlik sürecinde inisiyatif, Marksist-Leninist hareket içinde ve emekçi halk arasında çelişkileri en doğru  kavrayabilen ve aynı zamanda bu çelişkileri  çözme araçlarına sahip,  politik olarak en gelişmiş gruplar tarafından üstlenilmelidir. Bu birlik sürecine  demokratik merkeziyetçiliğin uygulanmasıdır. 

Birlik mücadelesinin ilkeleri, Marksizm-Leninizm'e içtenlikle bağlı olan ve dürüst bir şekilde siyasi çizgisini, uygulamasının niteliğini vb. açıklamak isteyen ve benzer ve anlaşmazlık noktalarını belirlemek isteyen her grupla bir birleşme sürecine başlamayı kabul etmelidir. Bu son nokta, Lenin'in vurguladığı gibi, “yanlış” birliği önlemek için çok önemlidir:
Birleşmeden önce ve birleşebilmemiz için, her şeyden önce kesin ve belirli sınır çizgileri çizmeliyiz. Aksi takdirde, birliğimiz tamamen uydurma olacaktır, devam eden kafa karışıklığını gizleyecek ve bunun radikal bir şekilde ortadan kaldırılmasını engelleyecektir . ” (11) 
Birlik sürecine katılacak olan grupların Marksist-Leninist gruplar olduğunu düşünürsek, anlaşmazlıklar ve çelişkiler mutlaka uzlaşmaz nitelikte değildir. Bu nedenle, birleşmek isteyen, ilk etapta Marksist-Leninist bir grup olarak  “sınır çizmek” istemek, sonuçta, net bir şekilde oluşturulacak  birliği daha da olası kılacaktır. “Birlik-eleştiri-birlik” ilkesi, Marksist-Leninist gruplar arasındaki bütün çelişkilerin birlik sağlanmadan önce çözülmesini bekleyemeyeceğimiz anlamına gelir. Oportünizmle net bir sınır çizgisi çizebilmek için ilkeler ve somut uygulamaların temel yönleri konusunda kesin ve açık olmanın gerekliği kadar, Marksist-Leninistlerin birliğini engellemeye hizmet eden, farklılıkları gereğinden fazla şişirme eğiliminde olan “küçük grup ” ve “tekke ”zihniyeti ne karşı mücadele etmek de gerekmektedir. Birlik arzusu yüzeysel olduğunda ve "küçük grup ” ve “tekke ”zihniyeti, "kibirlilik" ve "sekterlik" derin olursa, bu gruplar temel ve belirleyici olmayan farklılıklara, abartılı  önem verirler. Lenin böyle bir gelişmeye şu örneği vermişdi: 
Herhangi bir küçük fikir ayrılığı, eğer bazı hatalı kavramlara doğru dönüşün başlangıç ​​noktası olarak kullanılırsa, ve eğer bunlar, yeni tümleyici fikir ayrılıkları nedeniyle partinin bölünmesine yol açan anarşist tavırlarla birleşirse, çok önemli olabilir .” (12)
Bu nedenle, "birleştirilebilecek olanları birleştirmek için çalışmak, birleşmeden önce ve birleşmek için, sınır çizgileri çizmek, birlik-eleştiri-birlik", birlik çalışmalarının temel ilkeleri olması gerekir.  

Özet ve Çeviri
Erdoğan A
Aralık 2019

"Marksist Leninistlerin Birliği üzerine" yazısına yapılan iki Yorum üzerine

Notlar
(1) Stalin, Rus Sosyal-Demokratlarının Görevleri , Toplu Eserleri,  1972, Cilt. 2 (ing)
(2) Lenin, Ulusal ve Sömürge Sorunları Üzerine
(3) Stalin, Leninizm'in temelleri
(4) Lenin,“Sol kanat” Komünizm,
(5) Lenin,Rus Sosyal-Demokratlarının Görevleri, Toplu Eserler, Cilt. 2, s. 329.
(6) Rusya Sosyal-Demokratlarının Görevleri, Toplu Eserler, 1972, Cilt. 2, s. 329. 
(7) Komünist Enternasyonal, 1919-1943 - Belgeler,
(8) Stalin, Rus Sosyal-Demokratlarının Görevleri , Toplu Eserleri, 1972, Cilt. 2(9) Enver Hoxha, Report Submitted to the Sixth Congress of the Party of Labour of Albania,
(10) Lenin, Ne yapılmalı?
(11) Lenin, Collected Works, Moskova, 1972, Cilt 4
(12) Lenin, One Step Forward, Two Steps Back, in Collected Works, Vol. 7.