Cumartesi, Ocak 04, 2020

Kasım Süleymani, ETHA yazarı , ucuz çarpıtmalar ve demagojiler

ETHA yazarı Tamer Çilingir "Katillerden kahramanlar yaratılan coğrafya" başlıklı bir yazı yazmış. Tamer Çilingir, sanırım genel okuyucuların Lenini ve Stalini okuma tembelliğine güvenerek sadece Leninin söylemediğini söylemiş gibi göstermeye çalışmakla kalmamış, Leninin görüşünün tam tersi olan burjuva liberal görüşü, Lenin in görüşü olarak sunmuş. Devamında birbirine uymayan konuları ele alarak burjuva liberal çarpıtma ve duygu sömürüsü taktiğinin ucuz örneğini vermiş

Tamer Çilingir " Anti-emperyalist olmak, bir devletin başka bir ülke topraklarını işgal etmesine karşı alınan askeri ve politik bir tavır mıdır?" diye soruyor ve devam ediyor;
"Lenin'e göre anti emperyalist olmak demek aynı zamanda anti kapitalist olmayı da gerektiriyor. Yani tek başına bir emperyalist devleti değil, tüm emperyalist (kapitalist) sisteme karşıtlığını ve aynı zamanda emperyalizmin işbirlikçi iktidarlarına ve kurumlarına karşı mücadeleyi de gerektiriyor."
Çilingir Leninden bu görüşü hangi kaynaktan aldığını belirtmemesini bir yana bırakalım, "Leninizmin İlkelerinden" Lenin in görüşünü ortaya koyan alıntıyı verelim;

"Emperyalist baskı koşullan altında ulusal hare­ketlerin devrimci karakteri, harekette mutlaka proleter öğelerin yer al­ması gerektiğini; hareketin devrimci ya da cumhuriyetçi bir programa, demokratik bir temele sahip olması gerektiğini ön şart koşmaz. Afganistan Emiri'nin Afganistan'ın bağımsızlığı için mücadelesi, Emir'in ve mücadele arkadaşlarının monarşist görüşlerine rağmen, nesnel olarak devrimci bir mücadeledir; çünkü bu mücadele emperyalizmi zayıflatmakta, parçalamakta ve onu baltalamaktadır.."
Burada dikkate alınması gereken iki önemli öğe var. En önemlisi "mücadele emperyalizmi zayıflatmakta, parçalamakta ve onu baltalamakta" ve "monarşist görüşlerine rağmen, nesnel olarak devrimci bir mücadele " olarak değerlendirilmesi.

Lenin "Sosyalizm ve Savaş " yazısında bunu  daha açık ve net olarak şöyle ortaya koyuyor;
"Savunma" savaşı sözü ile sosyalistler, her zaman bu anlamda "haklı" bir savaşı kastetmişlerdir ……Sosyalistler, yalnızca bu anlamda, "anayurdun savunulması için" verilen savaşlara ya da "savunma" savaşlarına, meşru, ilerici ve haklı savaşlar gözü ile bakmışlar ve bakmaktadırlar. Örneğin, yarın, Fas Fransa'ya, Hindistan İngiltere'ye, İran ya da Çin, Rusya'ya... savaş açsalar, ilk saldıran kim olursa olsun, bu savaşlar, "haklı" savaşlar, "savunma" savaşları sayılırlar; ve her sosyalist, ezilen, bağımlı, eşit olmayan devletin, ezen, köleci, soyguncu "büyük"devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşılar. “””
Yani Çilingirin Lenin in görüşü olarak sunduğu görüşün, Lenin in görüşü ile ilgisi yok. Anti-emperyalist olmak için, anti-kapitalist, demokrat vb. olmak diye bir şart yoktur. "eşit olmayan devletin, ezen, köleci, soyguncu "büyük"devlete karşı kazanacağı zaferi sevgi ile karşıla" ma da, eşit olmayan devletin "niteliği" nin bir önemi vurgulanmıyor.

Çilingir;
"Yani ABD'ye ya da herhangi bir emperyalist devlete karşıyım demekle anti emperyalist olunmuyor." 
diyerek sanki Kasem Süleyman kendisini anti-emperyalist ilan etmiş, ama emperyalizme karşı aktif hiç tavır almamış olduğunu söylüyor.  Doğru mu? Bu da yanlış.

Konu üzerine yazdığım yazıda da belirttiğim gibi "Kasem Süleyman ABD'nin Irak'ın İşgal ettiği 2003-2010 yılları boyunca ABD Silahlı Kuvvetleri ve müttefiklerinin Irak'ta planlarını zorlaştıran, işgale karşı Şii liderlerle ve gruplarla çalışan en önemli liderlerden birisiydi. Kasem Süleyman 2006'da İsrail'in Lübnan'ı işgaline karşı savaşında Hizbullah Genel Sekreteri Hassan Nasrallah ve o zamanki askeri komutanı Imad Moughniyeh ile doğrudan çalışırken savaş boyunca Lübnan'da kaldı ve Hizbullah ın İsrail Savunma Kuvvetleri'ni (IDF) yenmesinde önemli rol oynadı. Kasem Süleyman, aynı şekilde, savaş planlarıyla Hizbullah ve Iraklı müttefik kuvvetleri harekete geçirerek ABD'nin Suriye deki proksi savaşında dengeleri değiştirmede önemli rol oynadı. Irak ve Suriye sınırını kontrol eden ABD ve İsrail destekli ISIS e karşı savaşta stratejik önder rolünü oynadı. Yani Kasem Süleyman bu bölgelerde ve Irakta ABD ve İsrail'in proksisi ISIS in yenilmesinde belirleyici rol oynayan, emperyalistlerin hedefi olan bir kişi idi.""

Yani Leninin yukarıda vurgulaması bağlantısında  "Suriyenin, Irak ın, Lübnanın bağımsızlığı için mücadelesi, o nun ve mücadele arkadaşlarının monarşist görüşlerine rağmen, nesnel olarak devrimci bir mücadeledir; çünkü bu mücadele emperyalizmi zayıflatmakta, parçalamakta ve onu baltalamaktadır.."

Gene "Leninizmin İlkeleri"nde çarpıcı bir örnekleme veriliyor;
"Mısırlı tüccarların ve burjuva aydınların Mısır'ın bağımsızlığı için mücadelesi, Mısır ulusal hareketinin önderlerinin burjuva kökenine ve burjuva toplumsal konumuna rağmen, nesnel olarak devrimci bir mücadele iken; 
İngiliz "İşçi" hükümetinin Mısır'ın bağımlı konumunu sürdürmek için mücadelesi, bu hükümetin üyelerinin proleter kökeni ve proleter toplumsal konumuna rağmen, bunların sosyalizmden "yana" olmalarına rağmen, aynı nedenlerden ötürü gerici bir mücadeledir."
 Yukardaki alıntılar Çilingirin devamında söylediği "çıkmazlar "içinde olanın aslında (Marksist Leninist anlamda) kendisi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Şöyle diyor Çilingir;
"3 Ocak 2020'de Irak'ın başkenti Bağdat'a yapılan bir askeri operasyonda öldürülen İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun önemli bir komutanı Kasım Süleymani'nin anti-emperyalist bir devrimci olarak değerlendirilmesi tam da bu coğrafyanın politik örgütlenmelerinin çıkmazlarından biridir."
Savaşa ve ana vatanın savunmasına karşı Marksist Tutum yazısında Lenin şunları söyler;
”Dar kafalı” diyor Lenin “ savaşın, "siyasetin devamı" olduğunu kavramaz; (…) Marksist içinse önemli olan, o savaşta söz konusu şeylerin ne olduğudur” .. “”Peki, bir savaşın "özü"nü nasıl tanımlayabilir, nasıl ortaya koyabiliriz? Savaş siyasetin devamıdır. Öyleyse savaş öncesinde güdülen siyaseti, savaşa yol açan, savaşı ortaya çıkaran siyaseti incelememiz gerekir. Bu siyaset emperyalist bir siyasete, yani mali-sermayenin ıkarlarını güven altına almak, sömürgelerle yabancı ülkeleri soymak, ezmek amacını güdüyorsa, o zaman bu siyasetten doğan savaş emperyalisttir. Eğer güdülen siyaset ulusal kurtuluş siyasetiyse, yani ulusa zulmedilmesine karşı olan yığın hareketinin ifadesiyse, o zaman bu siyasetten doğan savaş, ulusal kurtuluş savaşıdır.””
Yani Irakta, Suriye de verilen mücadele emperyalizme karşı bir kurtuluş mücadelesidir, anti-emperyalisttir.

Aklı başında kimse Kasım Süleymanın Sosyalist anlamda bir anti-emperyalist devrimci olduğunu savunmayacağı gerçeğinden yola çıkarsak, Çilingirin demagojilerle asıl hedef aldığı kesimin duygusal olmayan, ML temelde somut değerlendirmeler yapan Sosyalistler olduğunu, duygu sömürüsü yaparak hitab ettiği kesimin de Burjuva Milliyetçileri olduğunu görebiliriz. 

Çilingir yazısının devamında bu tür safsatalara devam ediyor. Leninin sözleriyle ;
"Bütün safsatacılar her zaman ana öğelerinde birbirlerine benzemeyen durumlarla ilgili örnekleri gösterme alışkanığında olmuşlardır.""
Bakın Çilingir in verdiği örneğe;
"Diyelim ki bugün Suriye'deki Türk Ordusu komutanlarından birisi ABD tarafından öldürüldü. Ki bu olabilecek bir durumdur... 
Nasıl bir tutum içinde olacağız? 
ABD tarafından öldürüldüğü için bu Türk generalini anti-emperyalist devrimci mi sayacağız?"
Şimdi Suriyedeki Türk ordusu komutanı ile Kasım Süleymaninin örneklemesi, tam da Lenin in vurguladığı safsatacılığın bir örneğidir.

Yukarda Leninin "darkafalı"lar için söylediğine ve savaşların niteliğini açıklamasına geri dönersek, Türkiye nin Suriyedeki siyasetinin "emperyalist" bir siyaset olduğunu kolayca görürüz. Yani birisi emperyalist (saflarda) bir general, diğeri emperyalist saldırılara karşı savaşan (saflarda) bir general..Hiç birbirine benzeyen bir örnekleme olabilir mi?

Çilingir yazısını yine somut durum ve somut veriler yerine, alışılagelmiş, milliyetçiliği körükleyen duygu sömürüsü taktiği ile bitirmiş.
"Soykırımcıların, katliamcıların heykellerinin dikilip, kahraman sayılmaları yüz yıldır bu coğrafyanın adeta 'kaderidir'. Bunun için de ihtiyaç duyulan tek şey onlara anti-emperyalist sıfatlar yüklemektir."
Eğer bu tür yazarlar Marksizm Leninizm maskesini çıkartıp açıkça burjuva milliyetçi görüşlerini savunsalar, o şekilde kabullenilir, ve kimse bunlara cevap vermek zorunda kalmaz. Ancak çarpıtmalar ve safsatalarla, ustaların söylemediğini söyledi diyerek, ya da onların olmayan görüşleri, ve çoğunlukla onların görüşlerinin tam tersini, Marksizm Leninizmin burjuva Milliyetci salatasını yaparak satma alışkanlığını bırakmadıkları sürece her fırsatta teşhir etmek ML bir sorumluluk ve görevdir.

Erdoğan A
4 Ocak 2020