Çarşamba, Ocak 29, 2020

Anti Emperyalist Tavır - Japonya'daki Durum Üzerine - Stalin

JV Stalin
Kominform
6 Ocak, No. 1 (61) for 1950

Çin ve Kore'deki Amerikan emperyalistlerinin yağmacı planlarının başarısız olmasının ardından, Dış işleri Bakanlığı ve ABD militaristleri ana dikkatlerini Sovyetler Birliği'ne karşı askeri girişimler ve Asya ülkelerindeki demokratik hareketlere karşı ana üs olarak Japonya'ya odakladılar. 

Her şeyden önce, çeşitli temelsiz bahanelerle Japonya ile barış anlaşması imzalamayı ertelemeye ve bu şekilde Amerikan ordusunun (bölgede) uzun süreli kalışını yasallaştırmaya çalışıyorlar .

Amerikan işgalcileri, ordularının ve Japon gericilerinin yardımıyla demokratik hareketi bastırmaya, Komünist Partisi ve sendikaları parçalamaya, ve Japonya'nın gerçek efendileri olmaya çalışıyorlar. Şimdi bile Japonya'nın tüm siyasi ve ekonomik hayatı Amerikan militaristleri tarafından yönetiliyor. Japon ekonomisi tamamen ABD tekellerine tabidir ve Amerikan emperyalizminin saldırgan planlarının hizmetine sunulmaktadır. Japon topraklarında hava ve deniz üsleri üzerinde yaygın inşaat çalışmaları yapan, mühimmat endüstrisini genişleten ve Japon militaristlerini yeniden silahlandıran Amerikalılar, ülkeyi askeri girişimler için bir üs haline getiriyor.

2 Mart 1949'da Londra “Daily Mail” muhabiriyle yapılan bir röportajda McArthur, ABD'nin uzun zamandır Japonya'yı yeni bir sıçrama tahtası üzerinde gördüğünü ve bu konuda önemli çalışmalar yaptığını açıkça ilan etti.

Sözlerine "Okinawa'da, en ağır bombardıman uçaklarımız tarafından günde 3.500 uçuş sağlayabilen 25 hava alanı hazırladım ... Pasifik artık bir Anglo-Sakson gölüdür”diye devam etti

Bu yolla Japonya'nın siyasi ve ekonomik durumu tamamıyla ABD'nin saldırgan politikası ve Amerikan işgal makamlarının, bu amaçlardan kaynaklanan eylemleri tarafından belirlenmektedir.

Japon emperyalizminin yeniden canlandırılması ve ülkenin askerileşmesi politikasının izlenmesi, Japon gericiliğinin yardımıyla, Japonya'da ki Amerikan yetkilileri, demokratik örgütleri yok ediyor, emekçi insanların çıkarlarına karşı saldırısını aralıksız yürütüyor  ve  yaygın bir şekilde komünist partisi  örgütleri ve sendikaları içine  casus ve provokatör yerleştirme pratiğini uyguluyor.

Ana Japon tekellerini ele geçiren Amerikan kapitalistleri, Japonya ekonomisinin yüzde 85'ini kontrol ediyor. Japon kapitalistleri de geride kalmıyor. 1949 bütçe ödeneklerinin yaklaşık yüzde 40'ı büyük tekellerin sübvanse-(mali yardım) edilmesi için tahsis edildi. Bu Japon kapitalist grubu tarafından ödenen vergiler, gelirin sadece yüzde 3.6'sını oluştururken, halk tarafından ödenen vergiler gelirin yüzde 73'ünü oluşturmaktadır. Bu şekilde Japonya emekçileri iki kat sömürülmektedir. Amerikan emperyalistlerinin kendilerini saklamaya çalıştıkları demagojilere rağmen, onların Japonya'daki eylemlerinin sömürgeleştirici ve militarist doğası açıktır.

Amerikan dergisi “Pacific News-Week”, ABD'nin yeni planının temel amacının Japonya'yı askeri-endüstriyel bir anti-Sovyet kalesine dönüştürmek olduğunu açıkladı. Japon gazetesi “ Mainitsi Simbun ” da “Japonya şimdi Komünizme karşı mücadelenin ön saflarında yer alıyor ” memnuniyetini dile getirdi.

Japonya'daki Amerikan politikasının Potsdam'ın Japonya'nın demokratikleşmesi ve askerden arındırılmasıyla ilgili kararlarıyla açıkça çelişmesine ve Japon halkının ekonomik ve siyasi haklarına karşı tamamen saldırgan bir politika olmasına rağmen, Japon Hükümeti Amerikanın  sömürgeleştirme planlarına tam destek vermektedir. Dolayısıyla, militarist Japonya'nın yeniden canlanması ve demokratik hareketin bastırılması, Japon gericilerinin Amerikan emperyalistleriyle blokunun ortak amacı ve temeli olmuştur.

Ortak amaçların dışında, blokun ortaklarının her biri kendi planlarını gerçekleştirmeye çalışıyor . Japon gericiliği, bir müttefik olarak  ABD nin Japonya'daki çıkarlarını ülke içinde kendi siyasi etkenliklerini güçlendirmek için kullanırken,  Amerikalı emperyalistler Japon gericilerini demokratik örgütleri kolayca yok etmek ve  Japonya'da siyasi ve ekonomik hakimiyeti tamamlamak. ülkeyi askeri girişimler için bir üs haline getirmek ve Japonya halkını top yemi haline getirmek için bir araç  olarak  kullanıyor.

Bu koşullarda, Japonya'da emekçi halkın net bir eylem programına sahip olmaları zorunludur.

Komünist Partisinin örgütleri, sendikalar ve ülkedeki tüm demokratik güçleri yabancı emperyalistlerin Japonya da ki sömürgeci planlarını ve Japon gericiliğinin hain , halk düşmanı rolünü gündelik çalışmalarla teşhir etmelidir. Komünistlerin ve demokratik güçlerin, Japonya'nın bağımsızlığı, demokratik ve barışı seven bir Japonya'nın kurulması, adil bir barış anlaşmasının derhal sonuçlandırılması, Amerikan birliklerinin Japonya'dan hızla geri çekilmesi ve halklar arasındaki barışın garanti altına alınması için kararlı bir mücadele yürütmeleri gerekir. 

Emekçi halkların ve Japon Halkı yurtseverlerinin Liderleri, ancak emperyalizmi ve emperyalist ittifakları reddederek, demokrasi ve sosyalizm yolunu takip ederek, barışçıl gelişme ve halklar arasındaki barışın gelişimi ve güçlendirilmesi çizgisini takip ederek, Japonya'nın yükselebileceğini ve büyük ve bağımsız bir güç haline gelebileceğini görmelidirler. Ya Japonya onun kurtuluşu olacak olan bu yolu izleyecek,  ya da izlemeyecek ve sonucunda dünya emperyalizminin elinde, özgürlük ve bağımsızlıktan yoksun bırakılan ve durgunluğa mahkum olan sefil bir araç olmaya zorlanacak.

Ancak, gerçeklerin gösterdiği gibi, Japonya Komünist Partisi'nin bazı liderlerinin açıklamaları, bu önemli görevlerin başarılı bir şekilde yerine getirilmesine yönelik değildir. Bu programı anlamıyorlar ve ülkede ortaya çıkan karmaşık durumda Japonya'nın emekçilerine yanlış yön veriyorlar .

Bu nedenle, örneğin, Japonya'nın dış ve iç politik durumunu analiz eden Japonya Komünist Partisinin önde gelen isimlerinden Nosaka (Okano), savaş sonrası Japonya'da,  işgal rejimi koşulları altında bile sosyalizme barışçıl geçiş için gerekli olan tüm koşulların var olduğunu kanıtlamaya çalıştı, ve daha da ileri giderek, bunun “ Marksizm-Leninizm'in Japon ya özeline uygulanması (yerelleştirilmesi) olduğunu” iddia etti . ( Nosaka , Japonya Komünist Partisi İkinci Konferansı Raporu, Ocak 1947).

İşgal ordusuna gelince, Nosaka'nın görüşüne göre, bu ordu, Japon Komünist Partisi'nin amaçlarını engellemekten uzak, tam tersine, partinin Japonya'nın demokratikleşmesi misyonunu kolaylaştıracak .
Müttefik (askeri) birliklerinin kalması Japonya'yı silahsızlandırmayı ve aynı zamanda halkı totaliter bir siyasetten kurtarmayı, Japonya'yı demokratik bir ülke haline getirmeyi amaçlıyor. Japonya'yı işgal ederek Müttefik birliklerinin ülkemizi bir sömürgeye dönüştürmeye hiç niyeti yok. ”
Nosaka'ya göre, Japonya Komünist Partisi, işgal rejimi koşulları altında bile, işçi sınıfını iktidara taşıyabilir:
“Olasılık doğdu”, diye ilan ediyor Nosaka , “proleter partileri mecliste çoğunluğu kazanarak kendi hükumetlerini kurabilir ve bürokratik aygıtı ve güçlerini yok ederek ellerine siyasi güç kazandırabilirler. Başka bir deyişle, parlamenter, demokratik yöntemlerle iktidar kazanma olasılığı doğdu ”.
Haziran 1949'da Nosaka , Japonya Komünist Partisi Merkez Komitesinin Plenumuna yaptığı raporda, bir işgal rejimi koşulları altında bir halkın demokratik hükumetinin kurulmasının sorgulamasız bir şekilde oldukça mümkün olduğunu bir kez daha vurguladı.
Böyle bir hükümet kurulduğu anda işgal birlikleri geri çekilecek”.
Böylece, Nosaka, burjuva bayağılını, hatta, ülkede Amerikan işgal birlikleri varken, Japonya'nın barışçıl bir şekilde doğrudan Sosyalizme geçmesi mümkün olduğunu söyleyecek kadar ileri gitti . Nosaka bu tür görüşleri daha önce de ifade etmişti. Örneğin, onun tarafından hazırlanan Komünist Parti taslak bildirgesinde ve daha sonra burjuva gazetesi "Mainitsi Simbun" da  Mayıs 1946 da basılan bir makalede, Nosaka şunu iddia etti: 
“ Halkın kendi çabalarına dayanan ve halkın çoğunluğunun desteğiyle, Parti, barışçıl, demokratik yollarla, kapitalizmle karşılaştırıldığında daha mükemmel bir sisteme, yani Sosyalist bir sisteme dönüştürmeyi amaçlıyor. ”.
Nosaka’nın, Japonya’da Amerikan işgal birliklerinin ilerici bir rol oynadıkları, Japonya’nın Sosyalizme doğru ilerlemesi sürecinde "barışçıl devrim" e yardım ettikleri yönündeki görüşü , Japon halkını aldatıyor ve yabancı emperyalistlerin Japonya'yı  yabancı emperyalizmin sömürge bir uzantısına , Doğu'da yeni bir savaş merkezine dönüştürmesine yardımcı oluyor . 

Nosaka nın, Japon koşullarında Marksizm-Leninizm'in “ yerelleştirilmesi ” “yeni” teoriyi icat etme girişimi, kendi deyimiyle,  İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yabancı emperyalist otoritelerin tam egemenliği altında Japonya'nın Sosyalist bir ülkeye barışçıl bir şekilde gelişmesi için Japonya'da koşulların yaratıldığı  teorisi - tüm bunlar, Marksizmin-Leninizmin “ yerelleştirilmesi ”, gericilikten demokrasiye,  emperyalizmin den sosyalizme  barışçıl bir şekilde geçiş  anti-Marksist ve anti-Sosyalist “teorinin” Japon varyasyonundan başka bir şey değildir - bu teori yıllar önce önce teşhir edilen ve işçi sınıfına yabancı olan bir “teori”dir. 

Nosaka nın “teorisi”, Japonya'nın emperyalist işgalini süsleyen teoridir , Amerikan emperyalizmi  ni yücelten bir teoridir, ve dolayısıyla, Japonya'da halk kitlelerini aldatma teorisidir . 

Gördüğümüz gibi, Nosaka’nın “teorisinin” Marksizm-Leninizm ile hiçbir ortak yanı yoktur. Aslında Nosaka’nın teorisi ”anti-demokratik, anti sosyalist bir teoridir. Sadece Japonya'daki emperyalist işgalcilere ve Japonya'nın bağımsızlığının düşmanlarına hizmet eder. Sonuç olarak, Nosaka “teorisi” aynı şekilde, bir anti-yurtsever, anti-Japonya teoridir. 

Gözlemci
(Stalin)*
(1950 nin Birinci sayısında (61)"6 Ocak'ta , Stalin tarafından yazılmış Japonya'daki durum hakkında bir inceleme  yazısı  ortaya çıktı."
Alıntı "Alexey ROMANOV, SOĞUK SAVAŞIN YÜZYIL SAYFALARI" ndan.
Alexey ROMANOV, CPSU (B.) Kongre üyesi ve “Kominform!” Yayın kurulu sekreteri.)


Çeviri
Erdoğan A
29 Ocak 2020
Kaynak:
Kominform
For a Lasting Peace, For a People’s Democracy !
Bucharest. Organ of the Information Bureau of the Communist and Workers’ Parties
NO. 1 (61), FRIDAY, JANUARY 6, 1950