Pazar, Aralık 01, 2019

Sovyet Evlilik Yasası

Rusya Sovyet Hükumet Bürosu

"Medeni Durum ve İç İlişkiler (Evlilik), Aile ve Vesayet ile ilgili olan Rus Sosyalist Federal Sovyet Cumhuriyeti yasalarının ilk metni"nden yasayı özetleyen giriş bölümünün çevirisi.

GİRİŞ

Rusya Sovyet Cumhuriyetinin Medeni Yasa ve İç (aile) İlişkileri ile ilgili bu ilk Yasanın Maddeleri, 16 Eylül 1918 tarihinde Rusya Merkezi Yürütme Komitesi tarafından kabul edildi. Bu 18 Aralık 1917'de evlilik ve boşanmaya ilişkin iki kararda ifade edilen ilkeleri ve 27 Nisan 1918 tarihli kararname ile miras hakkının kaldırılması nı takip etti.

Moskova Halk Cumhuriyeti Adalet Komiserliği tarafından yayınlanan Kanun'un bir baskısına önsöz olarak, Avrupa Hukuk Koleji Şefi AG Hoichbarg'ın editörü şöyle diyor :
"Yasa Maddelerini yayınlarken, Rusya'da Sosyalizm tesis etmekle uğraşan proletaryanın hükumeti, onları uzun süreli hale getirmeyi amaçlamamaktadır. 'Sonsuz a dek" maddeler kurmak istememektedir. Böylesine maddelerin yardımıyla kendi pozisyonlarını güçlendirmek isteyen Burjuvaziyi taklit etmeyecektir. Proleter hükumeti, bu maddelerin varlığının her geçen  gün devam etmesini gereksizleştirecek  biçimde oluşturuyor. Örneğin, proletaryanın siyasi üstünlüğü ve diktatörlüğü ilkesine dayanan Sovyet Anayasası, uygulamasının her gününün, eski baskıcı sınıfların direnişini ve örgütlenmesini paramparça eden ve daha önce ezilenleri birleştiren, böylece bu anayasa biçimine, bu zorlanan siyasi üstünlüğe ve genel olarak zorunlu kılınan siyasi üstünlüğe olan gereksinimi azaltır. . . . Proleter iktidarı, yasalarının sürmemesi gerektiğini, sürelerinin kısaltılmasının arzulandığı bir geçiş döneminin gereksinimlerini karşılamak için yapıldığını açıkça kabul eder. Bu geçiş dönemi kaçınılmazdır; süresini kısaltmak için önlemler alabiliriz, ancak bunun üstünden sıçra-yamayız. ”
Dolayısıyla , medeni durum ve iç ilişkiler ile ilgili bu yasalarda, onları eski düzenden yeniye geçişi sağlama mücadelesinde proleter gücün karakteristik ifadesini niteleyen üç zorlanma ayırd edilebilir. Birincisi, eski düzenin yok edilmesini amaçlayan atılganca devrimci yasaların olması; ikincisi, yeni sistem içinde eski koşulların inatçı bir şekilde var olacağının bilincinde olarak, bunların ortadan kalkmalarını hızlandırmak için geçici yasaların olması; ve son olarak, burada yeni örgütlenmenin yapıcı temelleri olan gerçekten sosyalist biçimlerin (maddelerin) olması.

Birinci kategoride, bu yasanın atılgan devrimci özellikleri arasında, eski baskılara, eski sınıf ayrıcalıklarına ve barbar tabu lara karşı vurulan keskin darbeler var. Bunlar, yozlaşmış din adamlarının dünyevi iktidarlarıyla insan ilişkilerinde sahip oldukları hakimiyetini hedef alan maddeler, miras ın ortadan kaldırılması için maddeler, çocukların bakımı için sosyal sorumluluğun tanınması, köken  temelinde ailenin yeniden kurulması ve sözde "gayrimeşru" çocuklara karşı acımasız ayrımcılıkların ortadan kaldırılması ile ilgili maddeler. Elbette bu hükümlerin hepsi sosyalist değildir. Batının burjuva devletlerinde bu yönlerde bazı reformlar yapıldı. Ancak Rusya'da, burjuvazinin başaramadığı birçok devrimci değişikliği gerçekleştirmek proletaryaya bırakıldı. Eğer tamamıyla alışkanlığı yolsa, Kilise ve Devlet'in ayrılması, cinsiyet eşitliği ve "gayri meşru" çocukların haklarının tanınması gibi fikirlere  en azından aşina olan Batılı okuyuculara, devrim anında ülkenin ekonomik ve sosyal geri kalmışlığı nedeniyle Rus proletaryasına yüklenen ağır yükün, sürekli olarak hatırlatılması gerekir. Bu yasa gibi bir başarının önemi, sadece Rusya'daki proleter mücadelesinde yer alan bu özel zorluklar ışığında gerçekleştirilebilir. Rus işçileri sadece kapitalizmi yıkmak zorunda kalmadı; Rus burjuvazisinin etkisiz ve çekingen olduğu için feodalizm kalıntılarına da saldırmak zorunda kaldılar. Bu çifte görevde ki başarıları, yaratıcı güçlerinin ve yeteneklerinin ölçüsüdür.

Sadece zaman ve tecrübe, bu yasanın hükümlerinin kaçının geçiş kategorisine ait olduğunu, sosyalist düzenin kusursuz bir şekilde kurulmasıyla ortadan kalkması hedeflenen özelliklerini gösterecektir. Bununla birlikte, bazı maddelerde, eski düzende var olan yaşam koşullarının ve alışkanlıklarının bilinçli bir şekilde tanınması açıkça görülür. Böyle kalıntılar ne ekonomik ne de psikolojik dönüşüm tamamlanmadığı için kaçınılmazdır. Mülkiyet ve gelire ilişkin yasalar kaçınılmaz olarak kullanılmaz hale gelmeye veya değişikliğe tabi tutulacaktır. 

Aslında bu haliyle devrimci niteliğinde olan Velayet yasası, henüz gençlerin bakımı için toplu sorumluluğun gerçekleşmesine yönelik ilk geçici yaklaşımdan başka bir şey değildir. 

Sadece tam değişiklik başarıldığında üstesinden gelinmesi gereken Evlilik ve boşanma yasaları, var olan kesin ekonomik ve psikolojik koşulların açık ve hassas bir şekilde kabul edildiğinden, hala geçmiş düzenin izlerini taşımaktadır.

Evlilik yasaları örneği, Rus proletaryasının yüzleşmek zorunda kaldığı özel sorunun ve bu sorunun nasıl karşılandığı yönteminin mükemmel bir tasviridir. Bazı eleştirmenler,  dini tören yerine sivil makamların kayıt yerine geçirilmesinin çok da devrimci bir şey olmadığını öne sürdüler. Neden Kilise evliliğini sadece bir devlet evliliğiyle ortadan kaldıralım? 

Cevap şu ki bu evlilik yasası  özel koşulları karşılamak için tasarlanan en devrimci ve en sosyalist yasadır.  Alternatif, dini töreni yasal bir gereklilik olarak ortadan kaldırmak ve medeni sözleşmeyi atlamak-unutmak olurdu. Ancak bu, evliliği daha önce olduğu yerde, kilisenin elinde, eski batıl inançların ve dinsel tahakkümün avı olarak bırakacaktı. Öte yandan, dini tören için medeni sicilini büro kontrolünde istenen biçimde değiştirerek dini kontrole müthiş bir darbe vuruldu. Elbette, bu yasanın hiçbir şekilde dini törenle evlenmek isteyenlerine hakkına müdahale etmediği de belirtilmelidir. (Fransa'da, yalnızca medeni evliliklerin geçerli olduğu yerlerde, gelenekler için olduğu gibi, taraflar medeni sözleşmeyi dini törenle tamamlayabilir.) Ancak dini tören yasal önemi ve sorumluluğundan mahrum edilmiş ve tamamen yeni bir biçim ile değiştirilmiştir. Bu, kilisenin üstünlüğünü bu alanda tek başına bırakmış olmaktan daha etkili devrimcidir. Bununla birlikte, yasa bundan daha da ileri gider. Eski rejimde uygulanmakta olan inanç ve diğer dini yasaklar gibi evlilikteki tüm eski feodal engelleri ortadan kaldırır. Boşanma yasasının reformu, Rus proletaryasının başarması için burakılan devrimci değişikliklerden birisiydi. Bu madde de olduğu gibi evlilik yasası şüphesiz ki yeni düzende edinilen deneyim ışığında, yeniden değişiklik beklemektedir. Yasanın çerçeveleri, hem erkekleri hem de kadınları, eski burjuvaların baskıcı zorbalığından ve evlilik ilişkisinin feodal kavramlarından kurtarmaktan başka hiç bir şey iddia edemez, bu yasalar daha fazla ilerlemenin yolunu açtılar.

Maddede yer alan üçüncü hüküm sınıfına ait olarak, eski biçimler tamamen ortadan kalkmadan önce bile ortaya çıkan yeni biçimlerin ilk başlangıcı, yaşamsal istatistiklerin,  sosyal faktörlerin bilimsel bir hesaplanmasını, kaydedilmesini dikkatlice yapılan düzenlemeleri hesaba katmalıyız. Burada sihirbazlık ve baskıcılıktan ziyade, istatistiksel ve bilgilendirici bir hükumet işlevine bir bakış elde ediyoruz. AG Hoichbarg'ın yukarıda belirtilen alıntılarında, yerel halk tarafından toplanan bilgilere dayanarak, tüm canlı nüfusun sürekli kayıt altına alınmasında yer alan "özellikle doğum ve ölüm ile ilgili hayati istatistiklerin ve özellikle de merkezi büronun ölüm nedenleri, göç, göç, nüfusun altında veya üstünde olması ve bu koşulların ayarlanması veya düzeltilmesinin bilimsel olarak incelenmesi kayıt edilmesi kusursuz sosyalist toplumda bile vazgeçilmez, geçmişten çok daha gerekli görünüyor." Şüphesiz ki, yaşamsal istatistiklerin toplanmasının kendi başına proleter devrimin bir yeniliği olmadığı doğrudur. Burjuva devletlerinde çeşitli derecelerde titizlik ve samimiyetle uygulanmıştır. Bu devletlerin, topladıkları istatistiklerden ne kadar yararlandığı veya dürüst sonuçlar çıkardıklarını veya istediklerini ne kadar ileri götürebildikleri araştırma için ilginç bir konudur. Ve ne ölçüde hareket ettikleri veya ne kadar istekli oldukları ve ne yönde hareket ettikleri, çıkartılan sonuçlar üzerine, burada üzerinde duramayacağımız daha önemli bir sorudur. Ancak, ilk bakışta, bu madde de ve proleter iktidarının formüle ettiği diğer yasalarda olduğu gibi, bu istatistiksel fonksiyona karşı tamamen yeni bir tutum,  onun saygınlığının yeni bir takdiri ve yükselmesi sanki çok önemli bir şey, ciddi bir şey olarak görülmesi. Bu geçici biçimde, toplumda bu tür bilgiyi içtenlikle takdir edecek ve özgürce değerlendirebilecek ve yaşayabilecek ve en üst sıralarda yer alacak sosyal istatistiklerin hesaplanmasında ve değerlendirilmesinde önemli bir işlevin başlangıcını görüyoruz.

İlgilenen öğrenci, esasen yeni düzenin şartına bağlanan kodda sınıf mücadelesinde tamamıyla  militan darbeler olan daha az kalıcı ama daha az önemli olmayan, ya da  diğer  sınıfsal eskiden yeniye köprü oluşturan geçiş özelliklerinin  yapıcı sosyalist  maddeler olduğunu kendisi keşfedecektir. Bu yasada ki üç tabakanın iç içe geçmesi, jeologların üst üste gelen kaya oluşumlarından öğrendiği gibi , devrimci mücadelenin çeşitli aşamalarından, onlardan öğrenecek olan tarihçi için,  öğretici bir kayıt bırakacaktır.

Yasa, “kadınların kamulaştırılması” hakkında hastaca dedikodu yayan piskopatiklığa tutulmuş kişilere mükemmel bir cevaptır. Yasalar belki de her şeyden önce kadınların haklı toplumsal işlevini ve ekonomik durumunu tanımayla ayırt edildi. Yasalar baştan sona kadar cinsiyetler arasında eski ekonomik, politik ve yasal ayrımcılıkların izlerini bulamayacak şekilde incelenebilinir. Yazı tahtası temiz bir şekilde silindi. Eski kölelikten ya da eski tabulardan hiçbir şey kalmadı. Bu kendi içinde, elbette ki, "kadın sorusu" için tam bir çözüm değildir. Hiçbir yasa gelenekleri ve ön yargıları ortadan kaldıramaz. Bu diğer işlemlere bırakılmalıdır. Ancak bu yasa buna yolu açar. " "Bu " diyor Hoichbarg , "Yasa önünde kadın ve erkeklerin mutlak eşitliğini kuruyor.  Kadınların özgürlüğü, Sosyalizmin tam olarak kurulmasından önceki geçiş döneminde mümkün olduğu sürece, bu yasa onu sonucunda onu özgür kılacak olan sosyalizmin ilkelerini daha hazır bir şekilde kabul etmesini sağlıyor. ” Dahası, yasa nın cinsiyetlerin sadece ekonomik eşitliği ile ilgili kesin bir varsayıma dayanmadığı görülecektir. Yasa eski ayrımcılığı göz ardı etmekten daha fazlasını yapar. Yasa, kadınların ezilmesine yönünde etken olan geleneklerin  kesinlikle yok edilmesini hedefleyen bazı maddelerini içinde bulunduruyor.

Evlilik ve boşanmada ve çocuklarla ilgili olarak, yasa, kadın ve erkeklere eşit ve karşılıklı hak ve sorumluluklar getirmektedir. Kadının ekonomik hakları ve özel mülkiyeti, her türlü burjuva, feodal ayrımcılık ve gasp işlemlerine karşı özenle korunuyor. “Evlilik, evliler arasında mülk topluluğu  (ortak mülkiyet- EA) oluşturmaz” (Kısım 105). Bu maddenin amacının, kadının ekonomik haklarını ortadan kaldırmak  için çalışan eski geleneklerin baskısı altında, elde edilen özel anlaşma ile bir kenara atılmaması için, devam eden bir madde, "kadın veya erkeğin malları üzerindeki haklarını zayıflatmaya yönelik  evli insanlar arasında yapılan anlaşma  geçersiz sayılacaktır ve söz konusu anlaşmaya dahil olan taraflar dahil hiç bir kimseye bağlayıcı değildir. "(Bölüm 106). Diğer bir madde  eski köle kadın kavramına bir ölüm darbesi vurur: " Evliliğe Taraf olanlardan birinin ikamet değiştirmesi, diğerine öncekini (ayrılanı) takip etme zorunluluğu getirmez " (Bölüm 104). Yasalar, çocuklar üzerindeki ebeveyn otoritesinin ebeveynler tarafından ortak olarak kullanılmasını sağlar ve uyuşmazlıkları yerel mahkemelere havale eder (Bölüm 150, 152).

Aile asıl köken temeline dayanarak yeniden kurudu. Evlilikte üstlenilen haklar ve görevler ile evlilik dışı bir birlik yoluyla oluşanlar arasında ne anne-baba ne de çocuklar açısından bir ayrım yapılmamıştır. "Meşru olmayan" çocuklara yönelik acımasız ayrımcılık tek bir darbeyle ortadan kaldırıldı. "Evli olmayan ebeveynlerden gelen çocukların, kayıtlı evli olarak yaşayan ebeveynlerden gelenlerle eşit hakları vardır" (Bölüm 133). Bu madde, yasaların yürürlüğe girmesinden önce evlilik dışı doğan çocuklara doğal haklarını geri kazandırmak için geriye dönük olarak yapılmıştır . “Bir çocuğun asıl kökenini belirleme hakkı, anne de dahil olmak üzere, ilgili taraflara aittir” (Bölüm 136). Evli olmayan ebeveynlerin çocuklarının hakları, bu tür durumlarda ebeveynliği kaydetmek için özel bir sicil kaydıyla korunmaktadır. Evlenmemiş babaya, hamilelik, doğum ve sonraki bakımları ile ilgili harcamalarda anne ile eşit payı olması için tam bir zorunluluk getirilmiştir (Bölüm 140-144). Yasa, her aşamada, çocukların kişisel ve ekonomik haklarında korunmasına özen göstermiştir. Ebeveynler, çocuklarını yanlarında tutmakla sorumludurlar ve onların bakımı ve eğitimi ve “yararlı faaliyette bulunmalarından” sorumludurlar. (Bölüm 154-156). Bundan başka, “ebeveynler, çocuklarının kişisel çıkarlarının ve ekonomik haklarının korunmasından sorumludurlar” (Bölüm 155). Yukarıda gördüğümüz gibi, ebeveyn otoritesinin kullanılmasındaki anlaşmazlıklar yerel mahkemelere yönlendirilmelidir. Aynı zamanda çocuklar diğer açılardan da, ebeveyn anlaşmazlıklarının mutsuz mağdurları olmaktan korunuyorlar. Eğer ebeveynler hemfikir olursa, 14 yaşın altındaki çocukların hangi dini inancı destekleneceğine karar verebilirler; ancak, ebeveynler arasındaki anlaşmanın kalkması durumunda, çocukların, soruyu kendileri için belirleyebilecekleri bir yaşa ulaşana kadar hiçbir dine inanmayacağı hesaba katılacaktır (Bölüm 148). Ayrı ayrı yaşayan ve çocuğun hangisinin yanında yaşayacağı konusunda hemfikir olamayan ebeveynler söz konusu olduğunda, soruna yerel mahkeme tarafından karar verilir (Bölüm 158). Ebeveynler, 16-18 yaşları arasındaki çocuklarının hiçbiri için çocuğun izni olmadan iş sözleşmesi yapamazlar (Bölüm 157). 16 yaşın altındaki çocukların çalıştırılması iş kanunları tarafından yasaklanmıştır. “Ebeveyn otoritesi sadece çocukların yararı için kullanılır ve kötüye kullanılması durumunda mahkeme, ebeveynleri ebeveyn haklarından mahrum edebilir” (Bölüm 153). Ebeveyn haklarından yoksun bırakma için davalar, hükmet temsilcileri veya özel bir vatandaş tarafından getirilebilir. Bununla birlikte, ebeveyn haklarının kaybı, ebeveynleri, çocukların bakımına katkıda bulunma sorumluluğundan yoksun bırakmaz (Bölüm 169). Ebeveynlerin küçük çocukların ilgilenilmesi, eğitimi ve bakımı konusundaki zorunlulukları, eğer ebeveynleri çocuklardan destek alamıyorlarsa, çocuklarının kendileri için uygun olmadıkları ve çalışamadıkları durumlarda,  hükümetden yardım almadıkları sürece, ebeveynlerinin bakımı için olgun çocuklara eşit bir zorunluluk getirir. (Bölüm 163). Bununla birlikte, ilgilenme ve bakım için bu karşılıklı sorumlulukların ötesinde, köken temelinde oluşturulmuş ekonomik ayrıcalık yoktur. “Çocukların ebeveynlerinin mülkiyetine veya ebeveynlerinin çocuklarının mülkiyetine hakkı yoktur” (Kısım 160).

İster kanunla olsun, ister vasiyetle, Miras hakkı, 27 Nisan 1918 tarihli Tüm Rusya Merkezi Yürütme Komitesi kararnamesiyle kaldırıldı. Bu hükmün kapsamındaki madde, vefat etmiş olanın varlıklarının çalışamaz durumda olan muhtaç akrabalarına dağıtılması na benzer bir madde izler ve bu mirasın kaldırılmasının devrimci ilkesine hiçbir şekilde aykırı değildir. Bu hükmün işlevi, sadece ölen kişinin mülkünden çıkmış bir miktarının muhtaç akrabalarına tahsis edilmesi, geri kalanının hükümete devredilmesidir. Bu, kendi bakımını yapamayanların desteğine yönelik, sosyal sorumluluğun tam olarak gerçekleşmesinden önce, geçiş döneminde uygulanan bir kolaylık düzenlemesidir. Benzer şekilde, önceki kararname, 10.000 ruble'yi aşmadığı sürece, küçük mülklerin, ölen kişinin eşine ve akrabalarına geçmesini sağladı. Burada da yine, herhangi bir devredilemez hakkın tanınması söz konusu değildi, ama hükümetin çok sayıda küçük mülkün kontrolünü ve elden çıkarılması zorunluluğundan kurtardığı uygun bir yöntem vardı. Önceki kararnamenin bir başka hükmü bu kodda tekrarlanıyor; yani,  muhtaç eş veya akrabalarının önceki talebinin, herhangi bir alacaklının ölen kişinin mülküne talebine tercih edilmesi. 

Her ne kadar bu maddeler şüphesiz ki, sosyalizmin daha eksiksiz bir şekilde kazanımlarıyla gereksiz ve kullanılmayacak hükümler kategorisine girse de, yine de açıkça devrimci bir karaktere sahipler.

Yasanın bu bölümü ile ilgili Hoichbarg şunları söylüyor:
“Özel miras hakkını kaldırırken, bireysel ailelerin varlığını ve çocukların toplum tarafından ücretsiz eğitim ve bakımının henüz tam olarak gerçekleştirilemediğini ve sosyal sigortanın da çalışamayan tüm kişilerin henüz güvence altına alınmadığı hesaba katılmaması imkansızdı. Bu nedenle, 'bu sosyal güvenlik önlemleri gerçekleşinceye kadar, vefat edenin eşi ve yakın akrabaları, ihtiyaç duydukları ve çalışamadıkları sürece onların refahını güvence altına almak amacıyla, tamamıyla geçici ve pratik olan, belirli bir miras şekli korunmuştur. Bu hükümlerin sağladığı güvenlik, eski kişisel miras kanunları uyarınca öngörüldüğünden daha fazla yararlı olma olasılığı ile çok daha geniş bir insan döngüsüne yayıldı. 
Her şeyden önce, evlenme ile kurulan ilişki ile evlilik dışında bir birlik ilişkisi arasında hiç bir ayrım yapılmadı. 
Eski yasalara göre, 'evlilik dışı' doğan bir çocuğun, babası tarafından yaşamı boyunca desteklenme hakkı vardı, ancak babanın ölümü üzerine, anında tüm bu haklarını kaybederdi. Miras haklarını iptal eden kararname ile, böyle bir çocuğun, ölen babanın mülkünden destek alması için diğer çocuklarla eşit hakları güvence altına alınır. 
İkincisi, eski yasaya göre, sık sık olduğu gibi, "ölen"in alacaklılarının, öncelikli olması nedeniyle, tüm mülkü alıyor ve arkada kalanlara hiçbir şey bırakmıyordu. Mirasın iptali kararnamesi ile, ihtiyacı olan ve özürlü olan akrabaların yaşamları sürecinde bakım alma hakları, haklı bir şekilde,  alacaklıların haklarından daha kutsal tutuldu. Alacaklılar, sadece  kendi yaşamları için çalışamaz durumda olan  akrabalardan sonra paylarını alır !!. Ve dahası, alacaklının iddialarını yerine getirirken, ilişkilerinin yakınlığına değil, bunların  ihtiyaç düzeylerine dikkat edilir. ”
Velayet yasasının dikkatli maddelerinde, çocukların bakımı ve güvenliği ile ilgili temel sosyal zorunluluk kavramına yer verildiği görülecektir. Bunlar da, sadece acil koşulların pratik gerekliliklerini dikkate alan ve şimdiki şartların sınırları dahilinde çalışırken, ulaşılacak sosyal ve psikolojik amacı göz önünde bulundurarak açık bırakılan geçiş önlemleridir.

Kuralların mevcut çevirisinde İngiliz hukuk söyleminin ve terminolojisinin formalitelerini takip etmek için hiçbir özen gösterilmemiştir. Amaç, metni sıradan okuyucular için net ve anlaşılır kılmaktır.

RUS SOVYETLERİ HÜKÜMET BÜROSU Aralık 1920.

Sovyet Evlilik Yasası

Çeviri
Erdoğan A
Aralık, 2019