Cumartesi, Kasım 02, 2019

Garbisi Anma ve KÖZ ün burjuva özünde bir başka pratiği

Marksist Leninistler, temel teorilerde ve pratiklerinde tutarlı, inançlı, kararlı Marksist Leninistleri, özel ya da özgül konularda görüş farklılıklarına bakmadan, sınıf mücadelesine aynı şekilde bağımlı kaldığı ve mücadele verdiği sürece “yoldaş” olarak görürler ve “yoldaş” olarak anarlar. Yoldaşlık, “tekke” cilik, “takımcılık” la bağlantılı değil, genelde sınıf mücadeledesinde aynı amacı hedefleyen Marksist Leninistlerin birbirleri arasındaki, ve burjuvaziye karşı,  ideolojik ve Pratik kopmaz bağlardır. Parti içi yoldaşlık, Parti dışı ve partisizler le olan yoldaşlığı dışlamaz, “Bolşevik Parti, partisizlerle kendi arasında bir engel duvar örmez” (The Central Committee of the Party issued an Address to the electors). Marksist Leninistler, fiziksel olarak kaybettiğimiz bir Marksist Leninisti, en azından asıl gündem sadece bu “ayrılış” olduğu için, saygıyla anar, oportunistler ve karşı devrimciler gibi daha cenazesi kalkmadan, ya da ilk haftasında “çamur atma kampanyası” başlatmaz.

Demogojileri engellemek için şunu belirtmek isterim ki, Garbis Altınoğlu nu yirmi yıl öncesine kadar sadece isim olarak tanıyor ve yazılarını okuyordum. Onunla “tanışmamız” uluslarası anti-revizyonist araştırma, inceleme, paylaşma ve tartışma platformu vasıtasıyla oldu. Benim Türkiye özelinde 1970 ve 80 lerin TDKP-TİKB ideolojik geleneğine sahip olmam nedeniyle, Garbisle farklı görüşlere sahip olmamız kaçınılmazdı. Ve bu “belirleyici nitelikte” olmayan farklı görüşlerin bir kaçı, varlığını devam ettirdi. Yani Garbis Altınoğlunu savunmam “takımcı”, “Subjektif” nedenlere değil, onun gerek Türkiye ve gerekse uluslarası anti-revizyonist ML mücadelesindeki yeri ve öneminde kendini oluşturan “objektif nedenlere, ve Marksist Leninistlerin, aramızdan ayrılan ML lere yönelik kaçınılmaz duruşlarına dayanıyor.

Garbis Altınoğlu na Köz gibi (küçük burjuva, sapma  falan demiyorum) düpedüz burjuva karşı devrimci bir grupcuğun iğrençce saldırması ne bir tesadüfdür, ne de bir hata. 

Troçkizmin geçmişten bu yana tarihine bakarsak, “Troçkizm” diye, teorisi somut, belirgin, pratiği devrimci  bir hareket göremeyiz. Troçkizm başlangıcından bu güne, anti-Bolşevik görüşlerden ödünç alıp, bir araya getirerek  “muğlak “ olmayı ve muğlak kalmayı benimseyen , ve bu şekilde de, anti-Bolşevik, faşist, liberal, gerici görüşleri ve hareketleri  anti-komünist suni bir “şemsiye” altında toparlayan  sol lafazanlık ve maske arkasına saklı bir burjuva hareket olmuştur.


Parça bütünden, özel genelden bağımsız olamaz. Gelinen yerde genelde yüzlerce Troçkist varyasyonların olmasının temel nedeni - ideolojilerinin sol maskesi arkasına gizlenmiş burjuva ideolojisi olması yanında- bu hareketlerin, grupların vb. Rokefeller vakfı dahil, onlarca burjuva vakıflardan, istihbarat örgütleri yan kuruluşlarından, emperyalist NED kurumu ve onun sayısız yan örgütlerinden MALİ vb. destek alma yarışı içinde olmalarıdır.  Yani onların “mücadelesi”, kişisel burjuva çıkarların yarışıdır. 

Onların "birlik" olma diye bir sorunu da olamaz, çünki var olan devrimci hareketler içine sızıp, kafa bulandırıp, kafaya alıp devrimci hareketleri bölüp parçalama hizmeti vererek, birbirleriyle "para" ve "parsa" toplama yarışı içindedirler. Sızma ve bölme amaç ve pratiği, burjuvaziye hizmetlerinin ölçeği ve var oluşlarının ideolojik pratik nedenidir.  Ancak "hırsızın Hırsız var", AKP nin "yolsuzluğa karşıyız" yaygarası gibi, "bölünmeden en çok şikayet edenler" de gene onlardır. Engels in sözlerine dayanırsak, burjuvazi nin en iyi ödüllendirdikleri, sol maskesi altında burjuvaziye hizmet edenler devrimci mücaeleyi bölen ve "bölünmeye karşıyız" çığlığı atanlar olmuştur demek hiç yanlış olmaz.

Köz " "Devrimcilik Bir Unvan Değil Ancak Örgütlü Sürdürülebilecek Siyasi Bir Pratiktir" diyerek Garbis Altınoğlunun "örgütsüz" bir mücadele sürdürdüğünü öne sürerek ona çamur atmaya çalışıyor..

Doğrudur, devrimciler bilinci, tutarlılığı örgütsel mücadele içinde daha da çabuk bir şekilde elde ederler, ve bu ideal olandır. Ancak, birincisi bu devrimci bilinç ve pratik gelişme dönemi içinde olan devrimciler için geçerlidir, Garbbis Altınoğlu gibi zaten bu süreç içinden geçmiç, devrimci bilince, teorik ve pratik olgunluğa erişmiş devrimciler için "olmazsa olmaz" diye bir şart değildir. 

İkincisi, bu seviyede bir devrimcinin "örgütlü!!" bir şekilde mücadele edebilmesi için, ortada bu nitelikte, önderlik düşüncelerinin uzlaşmaz olmadığı bir partinin olması gerekir. 

Bir kaç kişiden oluşan KÖZ, bu söylemi ile, kendisini bir örgüt ve "örgütlülük" içinde mücadele verdiği safsatasını ileri sürmüş oluyor. Bu küçük burjuva kibirlilikle ima edilmeye çalışılana Lenin den, örgütlülük denilince akla gelinen  "Parti" nin ne olduğu konusuna değinelim.
"Biz " diyor Lenin "sadece sınıf bilincine varmış bir azınlığın geniş işçi kitlelerine önderlik edebileceğini ve yönlendireceğini kabul etmek zorundayız. Eğer bu azınlık gerçekten sınıf bilincindeyse, eğer kitlelere önderlik edebiliyorsa, eğer güncel olan her soruna cevap verebiliyorsa, o zaman o gerçekte bir partidir. 
Eğer azınlık kitlelere önderlik edemiyorsa, onlarla direk bağlar kuramıyorsa, o zaman o bir parti değildir, ve kendisini parti olarak adlandırsa bile, genelde hiç bir değeri yoktur." Speech On The Role Of The Communist Party, V. I. Lenin 
Şimdi bu tanımlama temelinde, kitlelerle en ufak bir bağlantısı olmayan  KÖZ ün, bırak bir Parti olmayı, bir grupçuk " olarak bile ML anlamda hiç bir değeri olmadığını kolayca söyleyebiliriz. 

Buna, KÖZ gibi kitlelerden kopuk, hızlı sloganlar arkasına saklanarak kitle mücadelesinden kaçan grupçuklar la bağlantılı olarak, Lenin in şu sözlerini ilave etmekte yarar var. 
""Devrim " diyor Lenin, "proletaryaya kitle mücadelesi vermeyi öğretti. Devrim, proletaryanın köylü kitlelerini demokrasi mücadelesinde yönlendirebildiğini gösterdi. Devrim, sadece proleter olan partiyi, küçük burjuva unsurlarını dışlayarak daha da sıkı bir şekilde birleştirdi.

Karşı-devrim, küçük-burjuva demokratlara, kitle mücadelesinden ölümcül biçimde korkan liberaller arasında liderler ve müttefikler aramaktan vazgeçmeyi öğretti."" Lenin Devrim ve karşı Devrim
Yani bu anlamda,"örgütlü mücadele" ve "KÖZ bribiriyle bağdaşmayan iki kavramdır. KÖZ ün Garbis Altınoğlu nun "örgütsüz" mücadele verdiğini söylemesi, kendi içinde çelişkilidir, asıl kendisini teşhir eden niteliktedir.

Devrimci mücadelede Parti üyeleri de, partisizler de, hep birlikte Marksist Leninist ideolojiye sıkı bir bağlılık içinde olan, (ya da olması gereken), bu ideolojiyi burjuva ideolojisine karşı savunan, onu güçlendiren, yeri ve zamanı geldiğinde omuz omuza savaşan, kanlarını döken, birleşik bir topluluktur. 

Bolşevikler "partisiz" bireylere ve kitlelere, "kendilerini partiye bencil nedenlerle bağlayan"partililerden  ve partisizlerin önerilerini  bu türlerin önerilerinden daha değerli gören bir yaklaşım içinde olmuşlardır,
"Kimi durumlarda" diyor Lenin, "Parti esas olarak tecrübelilerin ve partisiz işçilerin önerileriyle temizlenmiştir" Purging the Party, 20 September, 1921 Lenin
Komintern, Haziran 24 , üçüncü oturumda şunları söylüyordu;
"Gerçek bir komünist partinin en önemli görevi her zaman işçi sınıfının en geniş kitleleriyle en yakın bağlantı içinde olmasıdır. Bunu başarabilmek için, Komünistler partisiz ama işçi sınıfının geniş kitlelerini kucaklayan birliklerle çalışabilir ve çalışmalıdır. Komünistler hiç bir zaman partisiz işçi sınıfı ve onun örgütlenmelerinden kendilerini sakınmazlar. " A Letter To G. Myasnikov, V. I. Lenin, 5 August, 1921
Zamanı geldiğinde " devrimci parti ve partisizler, tek ve acil devrimci görev temelinde bir araya getirilmelidir. " The Dissolution of the Duma and the Tasks of the Proletariat, July 1906, Lenin 

Şimdi, gerek Parti , gerek Kitlelerle bağlantı ve partisizlere yaklaşım anlamında KÖZün eleştiri temelinin  tamamıyle bir safsata ve çamur atma oportunist amacında olduğunu onun "Peki ya Kızılordu’yu komuta etmiş Troçki’nin kahramanlıkları, Troçki’nin nasıl bir oportünist olduğunu göstermeye her fırsatta gayret eden Altınoğlu’ndan az mıydı?" sözlerinde rahatlıkça görebiliriz.

Burada tarihin nasıl bu tür burjuvalar tarafından çarpıtıldığı, Troçkinin kızıl ordunun ilk komutanı olmadığı, sonradan Komutanlığa getirildiği, devamında Çar lıktan kalma subayları Komünistlere tercih ettiği, kimi komünisti kurşuna dizdirttiği, bir diğer kısmını askeri mahkemede kurşuna dizdirmek için beklettiği, bu nedenle kongrede "Komünizm öğrenme ve komünistlerle ilişkisini geliştirmek için cezaya uğratıldığı, yani  onun "kahramanlığın"ın bir safsata olduğu konusuna değinmeğe gerek yok. 

Garbis Altınoğlu seviyesinde bir devrimcinin bir "örgütlülükten", "parti"den ayrılmış olması, onun ML devrimci mücadeleden ayrılmış olduğunun göstergesi olarak ele alınıp, bu temelde eleştirmeye kalkmak, sadece ama sadece burjuvanın  ve oportunistlerin yaklaşımı olabilir. 

Lenin parti ve parti organlarında karşılaştığı uzlaşmazlıklar nedeniyle bir çok defa istifasını öne sürmüş, kimisinde istifa etmiştir, ama mücadelenin "dışına" çıkmamıştır. Aynı şekilde Ekim devriminden önce ciddi sayıda devrimci "partisiz" olarak mücadele etmiş, devrim döneminde partiye katılmıştır.

Buradaki sorun Partili, ya da Partisiz olarak mücadele, yani partili mücadelenin her kes için, her koşulda tek mücadele biçimi olduğu iddia ve safsatası değildir. Sorun anti-revizyonist bir Marksist Leniniste, revizyonistler ve karşı devrimciler tarafından çamur atılması sorunudur - ki bu da burjuva  nın (kimi zaman açık kimi zaman maskeli biçimde)  Marksist Leninist ideolojiye karşı verdiği mücadelenin, kişi özeline indirgenme pratiğinin bir yansımasıdır.

Sınıf mücadelesi; İdeolojik, Demokratik ve Sosyalist olmak üzere birbirine diyalektik olarak bağlantılı üç mücadeleden oluşur. İdeolojik mücadele bunların temelini oluşturur, diğerlerine yön verir, devrimci durum şartlarının "olmaz sa olmaz" öznel şartlarının hazırlanmasını ve güçlenmesini sağlar. 

"Örgütlülük" ya da "örgütsüzlük", KÖZ gibi kişisel çıkarlar temelinde burjuva ideolojisine hizmet yarışında bulunmak amacıyla bir araya gelip oluşturdukları "grupçuklarla " açıklanamaz.  "Örgütlülük", Marksist Leninist teorik birikim, tecrübe ve yetenek anlamında bir seviyeye ulaşmış devrimciler için, partili ya da partisiz, sınıf mücadelesinde inançlı, tutarlı ve devamlı bir şekilde yer alması pratiğidir. 

Garbis Altınoğlu "örgütsüz!!"ken sınıf mücadelesini terketmedi. Gerek Türkiye özelinde Türk şövenizmine, Kürt Burjuva Milliyetciliğine, oportünizme ve karşı devrimci Troçkizme karşı mücadelesini, gerekse  genelde "uluslarası anti-revizyonist ML platformda" oportünizme ve revizyonizme karşı mücadelesini ideolojik alanda devam ettirdi. 

Bu nedenle  Garbis Altınoğlunun aramızdan ayrılışı, sadece Türkiyedeki ML hareketin yeri kolayca doldurulamayacak bir kaybı değildir, aynı zamanda Uluslarası Marksist Leninist hareketin de büyük bir kaybıdır.

Anısına Saygıyla


29 Ekim 2019
Erdoğan A