Salı, Ekim 30, 2018

Teorileri Kırparak Sloganlaştırmak Üzerine

 Sahte "Sol" içinde "uyuz" hastalığının kökenleri
""Uyuz pis bir hastalıktır. Ve uyuza yakalanmış olanlara bir buhar banyosu vermek zorunda kalan ada­mın işi de hayli zordur.."" (1)
Devrimcilerin sorumluluğu Marksist Leninist teorileri bir bütünlük içinde ele alıp, bütünlük içinde, derinlemesine öğrenip , kitlelere bir bütünlük içinde yansıtması ve eğitmesi gerekir. Özgül Marksist Leninist teoriler in "ama" sı vardır, eğer teoriler bu "ama" dan kopartılıp, kırpılmış şekilde alıntılanıp "ama" sız tek doğru gibi sloganlaştırılırsa, bu UYUZ hastalığına dönüşür, daha da kötüsü, hain liğin pratiği haline gelir.  Lenin bu uyuz hastalığının hainlikle buluşacağı ve hatta hainlik olduğunu şöyle açıklıyor;
""anlamını kavramaksızın, üzerinde düşünmeksizin bir sloganı papağan gibi yineleyen kişiler için, anlamını tahlil etmeksizin ezberleyen kişiler için her slogan "haince"dir ve her zaman öyle olacaktır.””” (2)
İşte "teorileri bütününden ve bütünlük içeriğinden, "AMA" sından kopartıp sloganlaştırarak sunmanın kaçınılmaz pratik sonucu; burjuvazinin, karşı devrimcilerin ve gericiliğin borazancılığı yapmak, yani HAİN lik olacağının Lenin tarafından açıklaması bu.

Nedir Uyuz?

Lenin Devrimci lafazanlığın, "devrimci partilerin, proletarya ile küçük-burjuvazinin bir birleşmesini, ittifakını ya da birbirine karışmasını dolaylı ya da dolaysız, sağladıkları ve devrimci olayların seyri büyük, hızlı zigzaglarla damgalandığı zamanlarda maruz kaldıkları sık rastlanan bir hastalık "" (3) olduğunu, ve  bunun da " olayların belli bir döneminde nesnel koşulları, belli bir zamanda var olan durumu hesaba katmaksızın devrimci sloganları yineleyip durmak" olarak açıklıyor. Bu hastalığa da UYUZ adını veriyor. Şöyle özetliyor Lenin Uyuz hastalığını;
""Uyuz acı veren bir hastalıktır. Ve insanlar devrimci lafazanlık (slogancılık) uyuzuna yakalandılarmı bu hastalığın sadece belirtisi bile dayanılmaz acıya neden olur.

Emekçi halkın tüm bireyleri için, sade, açık, kavranabilir, aşikar ve herkesçe tartışma götürmez nitelikte olan gerçekler bile, yukarıda bahsettiğim cinsden uyuz hastalığına yakalanmış olanlarca çarpıtılır. Bu çarpıtma genellikle, iyi-bilinen teorik doğruların özümlenememesi ya da bunların çocuk kabalığı, okul-çocuğu tavrıyla ilgisizce tekrarlanıp durması (insanlar "neyin ne olduğunu" bilmezler) nedeniyle, en iyi, en saygın ve en yüce dürtülerden kaynaklanır. Fakat bu durumda da uyuz zararlı olmaktan kurtulamaz. "" (1)
Türkiyede "ama" lı teoriler nasıl kırpılıyor?

"Hızlı Sol " görünümünü sağlamak, ve devam etmek  isteyen küçük burjuvalar, teori de "en sol içerikte olan kısmını, yani "ama" dan önceki cümleleri ya da paragrafı  bütününden kopartıp sloganlaştırırlar.

Reformistler, kendi düşünce ve savunularına uygun olan, genellikle "ama" dan sonra gelen cümleleri ya da paragrafı bütününden kopartıp sloganlaştırırlar.

Sol cu olduğunu iddia eden  Kürt ve Türk Milliyetcileri ve etnikliğinden kurtulamamış sözde Marksist Leninistler, çıkarlarına uygun düşen, kimi zaman "ama" dan önceki , kimi zaman "ama " dan sonraki cümleleri, paragrafı kırpıp yamayarak, Marksizm Leninizmin "yamalı pohçasını" sloganlaştırırlar.

Birde bunun yanında, teknolojinin gelişmesiyle internet de "sosyal sitelerde "tek başına parti", ya da "hareket" olmaya çalışan, ve hatta olduğuna inanan, sayısı hiç te az olmayan, aralarında bir sürü iyi niyetlilerin olduğu "takipci sayısı arttırma" yarışındaki "küçük burjuva" lar var. Bunlar, bir bakıma, en tehlikeli olanlar, çünki   pratiklerinin arkasındaki itici olan amaç devrimci mücadeleye ve devrimci teoriye katkıda bulunmak değil, kendi küçük burjuva duygularını tatmin etmek. Bu nedenle, bunlarda  "oportunistlik" doruğunda ve "nabza göre şerbet veren" cinsde teorik  kırpmalar, ve hatta sahte, yalan alıntılar.

Kırpmalar ın tehlikeleri ne diye sormak bile aslında yersiz, ama en önemli tehlikesinin Marksizm Leninizmin kolunu kanadını kopartıp, onu ya dogma, ya da reformist bir içeriğe büründürmek olacağını tekrar etmekte yarar var.

Kırpmalara ve sloganlaştırmaya önemli örneklerden birisi, Türkiyede de çok sık yapılan , yukarda Lenin in "anavatan savunması" teorisinin içeriğinden ve "ama" sından kopartılarak, sloganlaştırılması konusu olabilir.  Söz konusu yazıda "ana vatanın savunulması"nı sloganlaştıran Kievski ye;
“”””Kievski, anavatanın nın savunulması sloganının "haince" olduğunu söylüyor. Kendisine senet veririz ki, anlamını kavramaksızın, üzerinde düşünmeksizin bir sloganı papağan gibi yineleyen kişiler için, anlamını tahlil etmeksizin ezberleyen kişiler için her slogan "haince"dir ve her zaman öyle olacaktır.””” (2)
Sosyal sitelerde sık sık tekrarlanan, Lenin in ; "ana vatanın savunulmasından sözetmek, halkı aldatmaktır”” sözlerini içeriğinden, kimler için ve hangi savaşlar için olduğu konusundan, yani "ama" sından kopartarak sloganlaştırmak, özgüle göre hainlik pratiğiyle sonuçlanacaktır. “””Çünkü " diyor Lenin, "bu savaş ulusal bir savaş değildir." (2) Gerçekten ulusal olan bir savaşta "ana vatanın savunulması" sözü aldatmaca değildir; biz de böyle bir savaşa karşı değiliz.””” ve devam ediyor;
"sosyalistlerin, 'ata topraklarının savunulması' için verilen savaşları ya da 'savunma' savaşlarını", yalnız "yabancı baskısını yok etme" anlamında, "haklı, ilerici ve adil gördüklerini" açıkça belirtir. Broşür, Rusya'ya karşı İran "vb." örneğini anar ve şöyle der: "Bu savaşlar, ilk saldıran kim olursa olsun, haklı, savunma savaşlarıdır; herhangi bir sosyalist, ezen, köleci ve yağmacı "Büyük" Devletler karşısında ezilen, eşit görülmeyen ve bağımlı devletlere zafer diler." (4)
Bu teorinin özgül durumu ve savaşın niteliğini hesaba katmadan  sloganlaştırılmasının pratik sonuçlarını öngörememek için, bırakın diyalektiği, en basit mantıksal çıkarım yapmaktan bile aciz olmak gerekir.

Sorun zaten kişilerin "sloganlaştırdıkları teorinin" kitlelerce nasıl algılanabileceği, bu algı lamanın emekci halkların ve onların mücadelesinin çıkarına olup olmayacağı konusunda hiç bir tartma ve inceleme yapmaya görmeden, yani sorumsuzca (ya da ajanca) yayınlama pratiğinde yatıyor. 

Bir başka "hızlı" slogan - içeriğinden tamamen kopartılmış olması bir yana, özgül gündem ve görevlerle uzaktan yakından  ilişkisi olmayan, hatta bu görevleri reddeden "Matksistler devlete karşıdır" teorisi. Bunlara "işçilerin ana vatanı yoktur", "anti kapitalist olmadan anti emperyalist olunamaz", vb gibi bir sürü içeriğinden kopartılmış ve sloganlaştırılmış teoriler, ML le ilgisi olmayan " devrimcilerin reformla uğraşacak sabrı yok", " ya devrim ya hiç birşey " vb gibi uydurulmuş sloganlara  internetde rastlamak her gün mümkün.

İçeriğinden kopartılmış , sloganlaştırılmış teoriler genellikle ve çoğunlukla özgül dönemdeki iktidarın çıkarına hizmet eder, ve burjuvazinin taktiksel tuzaklarına düşmeye çanak açar, tuzağa düşmeyi kolaylaştırır. " "sol"  Bolşeviklerde, (Tanrı bizi onlardan korusun) " diyor Lenin,   "en devrimci sloganları ezbere okuyarak tuzağa koşuyorlar. Oh evet, küçük burjuva ruhunun izlerinin belirişlerinden biri, devrimci sloganlara teslim olmaktır. Bu her yıl yeni olan eski bir hikayedir ." (3)

Türkiye özgülünde bu uzun süreli ve devamlı dini gericiliğin taktiksel tuzağına düşüş, 2006 da ki cephe tartışmalarında  öngördüğüm gibi, hiç bir direnme olmadanbüyük ölçüde "gönüllü" bir şekilde oldu. Çünki Türkiyede teorik yetersizliğin varlığı bir yana, örgütsel, partisel vb "oportunist" yaklaşım (ve  açıkçası korku) , sosyalist mücadelenin değil, burjuva milliyetci hareketin kuyruğuna takılma, ona yamanma, ya da onun tabanında "sol eğilimli olanları saflara kazanma eğiliminde ve pratiğindeydi, ve, aynı ölçekde olmasada , bu hala devam ediyor.

Bu "oportunist" yaklaşım , teorilerin somut şartların somut değerlendirmesine bağımlı olarak değerlendirme, yani "somut" yerine, "soyut" da kalmayı tercih eden, bu nedenle de , Leninin vurguladığı gibi;  "Somutun yerine soyutun konması, devrimde başlıca günahlardan, en tehlikeli günahlardan biridir. "(5)


Bu yaklaşımın en son örneğini, on binlerce emekciyi, gazeteciyi, öğrenciyi, kısacası kendisine karşı olan herkesi içeri atan, kadın haklarını tamamen ortadan kaldıran, her yere cami ve imam hatip diken ve bunları da " cumhuriyet" in, "karşı devriminin pisliğini temizliyoruz" diye kılıf geçiren dini gericiliğin Cumhuriyet Bayramı ile ilgili gerici açıklamalarına ilericilik adına, kendi ajanlarından, sahte sol dan - UYUZ lardan "Lenin in" Cumhuriyet üzerine  şu alıntısının tüm sosyal sitelerde yaygın bir şekilde yüklenmesi oldu.

Lenin in Cumhuriyet üzerine söylemi şu;
""Bir cumhuriyet nasıl bir maskeye bürünürse bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde tutuyorsa, yani eğer bir cumhuriyet, bizim parti programımızda ve Sovyet anayasasında söylenen her şeyi gerçekleştirmiyor ise, o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından ezilmesi için bir makinedir."" (6)
Doğrumu? evet tabiki doğru.  Sadece bu alıntıyı yapmak, içeriğinden koparmak doğrumu?  Hayır, bu hiç bir zaman ve  özellikle özgülde demokratik hakları savunma (ki çoğu elden gitti) , dini gericiliği teşhir etme, ve bu dini gericiliğe karşı en geniş kitleleri muhalefet olarak örgütleme anlamında  gündemdeki ve acil görev açısından, bir Marksist Leninistin yaklaşımı değildir, olamaz. Bu teorinin birden fazla "Ama"  sı var.

Lenin , anarşistlerle Marksist Leninistler in konu üzerine yaklaşımlarının arasındaki farkı belirtmek için konu üzerine şöyle devam eder; 
""Engels, tıpkı bir krallıkta olduğu "kadar", demokratik bir cumhuriyette de, devletin "bir sınıfın bir başka sınıfı baskı altında tutmasına yarayan bir makine"den başka bir şey olmadığını söylerken, bu sözleriyle hiçbir zaman, bazı anarşistlerin "iddia ettikleri" gibi, baskı biçiminin şöyle ya da böyle olmasının proletarya bakımından önem taşımadığını anlatmak istemez. Sınıf savaşımının ve sınıfları baskı altında tutmanın daha geniş, daha özgür, daha açık bir biçimi, proletaryanın genel olarak sınıfların ortadan kalkması için yürüttüğü savaşımı büyük ölçüde kolaylaştırır."" (7)
Bu konuyla direk ilgili ve devamı olan özgül gündem ve sorunlarla ilgili alıntının "kırpılması", tesadüf değil, oportunist ve sahtekarca bir yaklaşımdır. 

Lenin aynı konuda, gene özgül gündemle ilgili olan şu sözleri söyler;
"""O (Sosyalist), burjuva demokratik rejimi, burjuva feodal mutlakiyet rejimine oranla onayladığını söylemekten hiçbir zaman korkmamıştır ve hiçbir zaman korkmayacaktır. Ama o, burjuva cumhuriyeti, yalnızca sınıf egemenliğinin son biçimi olarak, sadece proletaryanın burjuvaziye karşı savaşımına en elverişli alan olarak "onaylar"; o, onu hapishaneleri ve polisi, mülkiyeti ve fuhuşu nedeniyle değil, ama bu sevimli kurumlara karşı geniş ve özgür bir savaşım ereğiyle onaylar."" (8)
Lenin in Cumhuriyet anlayışı sınıfsal anlamda da, sınıf mücadelesi çıkarları anlamında karmaşık değildir. Sınıf mücadelesi çıkarları na bağımlı olarak ""Cumhuriyet" der Lenin "kapitalist toplumun siyasal üst yapısının olası biçimlerinden biridir, üstelik bugünkü koşullar altında en demokratik biçimidir." (19)

Leninin Cumhuriyet konusunda görüşleri açık ve netdir. Bunu  olduğundan farklı biçimde yansıtmak, Leninist lerin değil, ya anarşistlerin ya da sinsi gericilerin işi olabilir. Lenin Üçüncü Kongre de Anarşistleri  " işimiz cumhuriyet kurmak değilmiş! İşimiz yalnızca eleştiri özgürlüğü elde etmekmiş. Anarşist düşüncelere kapılınca anarşist bir dil kullanılır"", "cumhuriyet ivedi bir gereksinme değilmiş!" diyerek alaycı bir şekilde eleştirdikten sonra ; 
"İşte sorunun düğüm noktası budur. Anarşist düşüncelerin en katıksız oportünizmle içiçe geçtiği yer burasıdır" der. (9)
Türkiyedeki, anarşist düşünce den çok, "hızlı sol görünme" hastalığı bir yanda, burjuva milliyetci "nefret" diğer yanda, kırpmalarla dini gericiliğe en büyük ideolojik desteği veriyorlar, ve onların kendi tabanını kandırmalarına katkıda bulunuyorlar  ("nede olsa "Solcu lar akıllıdır, eğer solcular da aynı şeyi söylüyorsa, demekki doğru" - kızını arabasının arkasında kafes içinde tutan bir beyinsizin ve benzerlerinin yargısı olacaktır)

Bir Marksist Leninist eğer doğru tavır almak istiyorsa ve özgül taktiğin içindeyse, onla çelişmiyecekse (bizde gerçi taktik diye bir anlayış yok ama, olursa işte), gericiliğe karşı cumhuriyeti ve  getirilerini - demokratik hakları - savunur, hayalcilik yaymamak için de Cumhuriyetin özde ne olduğunu belirten alıntıyı ilave eder. Yani kırpma değil, bir bütünlük içinde verir. Bunun örneğini Lenin tecrübe olarak şöyle anlatır;
""kurucu meclisli bir burjuva cumhuriyetinin, kurucu meclissiz bir burjuva cumhuriyetinden daha iyi olduğunu; ama "işçi ve köylülerin" cumhuriyetinin, sovyet cumhuriyetinin her türlü burjuva demokratik parlamenter cumhuriyetten daha iyi olacağını söyledik. Eğer böylesine detaylı-eksiksiz, dikkatli-tedbirli ve uzun süreli hazırlığımız olmasaydı, Ekim 1917 de, ne zaferi kazanabilir, ne de zaferi sağlamlaştırabilirdik." (10)
Bu özgüldeki "kırpma" daha çok , kendi için burjuva cumhuriyet isteyen, ya da var olan TR burjuva devleti ile uzlaşma peşinde koşan Burjuva Milliyetcilerinin, ve onları oportunistce "takımı"na almaya çalışma peşinde koşan lar tarafından yapılma olasılığı fazla. Bunun dışında şüphesizki, MK ye ve onun başkan olduğu Cumhuriyete belirli bir ölçüde haklılık taşıyan nefretde bu yaklaşımın diğer bir nedenini, belki de arka plandaki ana temelini oluşturuyor. Yani "siyasetin " ne sınıfsallıkla ne de "dava" ile bir ilgisi yok , tamamıyle "nefret" le bağımlı ve bu "nefret" , emekci halkların ve onların mücadelesinin zayıflaması, yok olması pahasına, bunların "siyaseti" nin özünü oluşturuyor. 

Lenin bunu , Bolşeviklere çok acı çektiren, kendi hayatını bile tehlikeye atan Menşevik ve Sosyal Devrimcilerin karşı devrime mücadelede desteklenmesi konusuyla ilgili olarak, şöyle açıklıyor;
"Bolşeviklerin bastırılması, cephede askerlerin kurşuna dizilmeleri ve işçilerin silahsızlandırılmasını destekledikleri için Sosyal-Devrimcilerden ve Menşeviklerden, deyim yerindeyse ,“intikam”(almak) için, Devrimci proletaryanın, onları karşı-devrime karşı desteklemeyi “reddedebileceği”ni düşünmek, çok büyük bir yanılgı olur. Sorunu böyle koymak, birincisi, darkafalı ahlak kavramlarını proletaryaya taşımak olur, (çünkü davanın çıkarları için, proletarya sadece kararsız küçük-burjuvaziyi değil, büyük burjuvaziyi bile her zaman destekleyecektir); ikincisi —ve önemli olan şey— durumun siyasi özünü “ahlak dersi vererek” bulandırmaya yönelik darkafalı bir çaba olur. (5)
Türkiyede ne yazıkki "nefret" in yönü hakim sınıflar değil, aynı sermayenin çıkarlarına bağımlı şekilde, dönemine uygun olarak kullandığı"soyut" bir düşünce. Somutda emekci halkların düşmanı da aynı sermaye, ama kullandığı taktikler , düşünce ve iktidarı- siyasi sistem, biçimsel olarak çok farklı. Gelinen yerde hala "parlementer cumhuriyet" in varlığını savunanlara sözümüz yok, onlar geçmişte yaşıyorlar. Marksist Leninistlerin değerlendirmeleri ve alacağı tavır, her zaman, özgülde ve genelde, istisnasız, emekci halkların ve onların mücadelesinin çıkarları temelinden yola çıkar.  Sosyal ve siyasal değişimler, biçimsel olsa bile, emekci halkların ve onların mücadelesiyle direk ilgilidir.


"Şimdi," diyor Lenin, "sınıf bilinçli işçilerin devrimin temel sorununu, ciddi bir şekilde değerlendirmeleri özellikle önemlidir: yani, şu anda devlet iktidarı kimin elinde bulunuyor? Onun somut göstergelerini (toplumsal alana yansımalarını) dikkate al , boş lafları eylem le karıştırma, o zaman, cevabı bulmak zor olmayacaktır." (5)


Türkiyede acil gündemde olana cevap ortada. Dini gericiliğin borazancılığını yapıp onun güçlenmesine yardımcı olmak değil, ona karşı var olan, ve durmadan artan sömürü ve baskılar nedeniyle, yeni katılımlarla devam eden toplumun bütün kesimlerini eğitmek, örgütlemek, pratik te harekete geçirmektir. Var olan "otokrasi" dir. Cumhuriyete karşı otokrasi yi, ilericiler değil, gericiler tercih eder. Sorun Cumhuriyeti nihai hedef olarak görmek değil. Konuyu bu tür yansıtmak burjuva  demagojisidir, alıntılardan görüldüğü gibi hızlı sol lafazanlık ve mücadeleden kaçıştır. Sorun demokratik haklar, sorun otokrasinin yıkılmasıdır.

Lenin in sözleriyle;
Proleterya'ya için, burjuva toplumunda, siyasal özgürlük ve demokratik bir cumhuriyet için mücadele, burjuva sistemini devirecek olan toplumsal devrim mücadelesinde gerekli aşamalardan sadece biridir. Temel olarak farklı olan aşamalar arasında kesin bir ayrım yapmak, kendilerini ortaya çıkaran koşulları ciddi bir şekilde incelemek, kişinin nihai amacını süresiz olarak ertelemesi, ya da ilerlemeyi yavaşlatması anlamına gelmez. Tam tersine, bu, ilerlemeyi hızlandırmak ve nihai amaca ulaşmayı en hızlı ve en güvenli şekilde gerçekleştirmek amacındadır. Modern toplumda sınıfların ilişkisini anlamak gereklidir. (11)
Dimitrov un sözleriyle;
"" Biz anarşist değiliz. Ama bu ülkelerin politik rejimlerine, örneğin demok­ratik hakların ve özgürlüklerin büyük ölçüde kısıtlandığı burjuva demokrasisi ya da kesin faşizm biçimlerindeki burjuva diktatörlüğüne ilgisiz kala­mayız. Bizler, işçi sınıfının yıllarca inatla mücadele ederek söke söke aldığı demokratik kazançların en küçük parçasını bile koruyacağız ve bu kazançları yaşatmak için azimle savaşacağız."" (12)
Gene Lenine dönelim demokratik mücadeleyi dışlayanları göz önünde bulundurarak;
"Sınıf bilinçli bir işçi, sosyalist mücadele uğruna demokratik mücadeleyi ya da demokratik mücadele uğruna sosyalist mücadeleyi unutabilir mi? Hayır, sınıf bilinçli bir işçi kendisine sosyal-demokrat adını verir, çünkü bu iki mücadele arasındaki ilişkiyi kavrar. Demokrasi yolundan, siyasal özgürlük yolundan geçmeksizin sosyalizme giden bir yol olmadığını bilir. Bu nedenle, nihaî amaç olan sosyalizme ulaşabilmek için tam ve tutarlı bir biçimde demokratlaşmayı elde etmek için çabalar." (13)
Reformistlere biraz fazla malzeme vermek zorunda kaldığımız yazıya, Stalin in şu sözleriyle devam edip dengeliyelim;
""Siyasi özgürlük, en iyi ve en tam haliyle bir demokratik cumhuriyette sağlanır, elbette ki, kapitalizm koşullarında ne kadar sağlanabilirse. Bu nedenle, proleter sosyalizmin bütün savunucuları, sosyalizme [geçişte] en iyi "köprü" olarak, bir demokratik cumhuriyetin kurulması için mutlaka çaba gösterirler.

İşte bunun için, bugünkü koşullarda, Marksist program iki bölüme ayrılmıştır: hedefi sosyalizm olan azami program, hedefi demokratik cumhuriyet aracılığıyla sosyalizme giden yolu açmak olan asgari program." (14)
Engels in "Partimizin ve işçi sınıfının, egemenliğe ancak demokratik bir cumhuriyet biçimi altında ulaşabileceği son derece açık bir şeydir. Demokratik cumhuriyet.., proletarya diktatoryasının da özgül biçimidir..." sözlerini ele alan Lenin, "Engels" der " burada, Marks'ın bütün yapıtlarını kırmızı bir çizgi gibi işaretleyen o temel düşünü, yani demokratik cumhuriyetin proletarya diktatörlüğüne götüren en kısa yol olduğu düşününü özellikle belirgin bir duruma koyarak, yeniden ele alır." (15) 

Türkiyede Faşist otokrasiye karşı verilen (verilmesi gereken) mücadele, sosyalist mücadelenin ayrılmaz bir parçası olan demokrasi mücadelesidir. Hızlı solcuların "ikisi de aynı" çarptırmasına yeteri kadar yukarda cevap verdik. Ancak bunu daha da netleştirmek için Lenin in şu sözlerini , özellikle özgül deki duruma net uyduğu için aktarmakta yarar var.
"Kapitalizmden kapitalizme fark vardır. Kara - Yüz - Oktobrist (gerici, faşist olarak algılayabiliriz)  kapitalizmi ve Na­rodnik (gerçekçi, demokratik , faaliyet dolu) kapitalizmi var. Biz kapitalizmin "aç gözlülüğünü ve zalimliği" ni işçilere ne kadar fazla teşhir edersek, birinci tür kapitalizmin ayakta kalması o kadar güç olur ve kapitalizm o kadar ikinci tür kapitalizme dönüşmek zorunda kalır. Bu tam bize (istediğimize) uygun düşer, tam proletaryanın (istediğine) uygun düşer...  
Çelişkiye düştüğümü zannediyorsun? Mektubun Başlangıcında "gerçekçilik, demokrasi, faaliyet" sözleri kötü olarak hesaba kattım, şimdi onları "iyi" buluyorum? Burda hiç bir çelişki yok; Proletarya için kötü olan, burjuvazi için iyidir." (16)
Demokrasi mücadelesini de hiçe sayanlara Lenin,  "Demokrasi mücadelesinin proletaryayı sosyalist devrimden saptıracağını, sosyalist devrimi engelleyeceğini, geriye iteceğini düşünmek büyük bir yanlıştır. Aksine, eksiksiz demokrasi gerçekleştirilmeden sosyalizm kurulamaz. Proletarya çok yönlü, tutarlı ve devrimci bir demokrasi mücadelesi vermeden burjuvaziye karşı kazanılacak bir zafere hazır olamaz". (17)

Yukardaki "ama" ları gösteren ve açıklayan alıntılar da görüldüğü gibi, Marksist Leninist teoriler bütünlüğünden ve içeriğinden kopartılıp, kırpılarak, yamayarak sloganlaştırılamaz. Temel taşlarını teşkil eden teoriler dışında kalan (Devlet, devrim, devrimin zora dayanacağı, proletarya diktatörlüğü vb) her teorinin bir "ama" sı, ya da, başka bir deyimle, onu tamamlayan, bütünleştiren, özgülleştiren teoriler vardır. Bu nedenle ML devrimci sorumluluğu taşıyan her birey, emin olmadığı sürece, bir teoriyi sloganlaştırmadan ve yayınlamadan önce 1) araştırma yapıp ilgili teorileri ya da en azından alıntıdaki tüm yazıyı okuyup doğruluğunu anlamalı 2) bu sloganın özgülle ilişkisini , nasıl algılanacağı ve mücadeleye katkısımı yoksa zararı mı olacağı, özellikle dini gericinin çıkarına hizmet edip etmeyeceğini düşünmesi gerekir. UYUZ hastalığından kurtulmanın, gericiliğin borazancılığını ve destekciliği bırakmanın yolu budur (tabiki isteyenler için). "Eğer sosyalizme ihanet etmek istemiyorsak" , içeriğinden ve özgülden kopuk teorileri bilinçsizce yaygınlaştırma pratiğini terk etmemiz, ve edenleri de uyarmamız gerekir.

""biz şöyle deriz: Demokratik cumhuriyet, feodal sistemi yıktığı ölçüde iyidir -ve biz onun uğruna savaşırız; ama burjuva sistemini güçlendirdiği ölçüde kötüdür- ve biz ona karşı savaşırız."" (18)

30 Ekim 2018
Erdoğan A

(1)  Lenin , UYUZ
(4)  Lenin, Sosyalizm ve Savaş
(5)  Lenin, On Slogans
(17)Lenin,  Lenin. Toplu Eserler, C. 22, P 133