Pazar, Temmuz 15, 2018

YENİ BİR FAZLA ÜRETİM KRİZİNE DOĞRU (I)

15 Temmuz 2018 Pazar
İBRAHİM OKÇUOĞLU

TEORİ SORUNU
EKONOMİK KRİZ VE MARKSİST KONJONKTÜR TEORİSİ

I- MARKSİST KONJONKTÜR ARAŞTIRMASI VE KONJONKTÜR AÇIKLAMASI

Gelişmeler, önümüzdeki dönemin gündeminde ekonomi sorunlarının sıkça ele alınacağını gösteriyor. Devrim iddialı örgütlerin ekonomik kriz bağlamında hazırlayacakları platformları, “kriz Programları”nı okuyacağız. Bakalım kim ne türden görüşler savunacak ve krizle işçi sınıfı - sınıf mücadelesi ve devrim arasında nasıl bir bağ kuracak. Şimdiye kadar böyle bir çalışmaya rastlamadım. Belki yapanlar olmuştur. Her kriz öncesinde, “umarım bu sefer yapılır” umudumu dinç tutmaya devam ediyorum.

Ekonomide gidiş yeni bir fazla üretim krizine doğru. İbre krizi gösteriyor, ama kriz henüz patlak vermedi. Ekonomi açısından 2018’in ikinci yarısında geceyle gündüz arasındaki gibi bir farklılık olabilir. Veriler, ekonomik büyümede bir yavaşlamanın olacağını göstermektedir. Dünya ve Türkiye ekonomisinde güncel durumu bu makale serisinin sonuncusunda ele alacağız. Yeni bir ekonomik kriz sorunu gündemde olduğu için kapitalizmde ekonomik krizin ne olduğunun veya da ne olmadığının teorik çerçevesini çıkartmak gerekir. Nihayetinde kriz analizi de bir ideolojik mücadeledir. Bu mücadelenin tarafları bellidir:

1- Burjuva kriz teorileri.
2-Marksist kriz teorisi.
3-Küçük burjuva kriz teorileri.

Aslında burada iki ana sınıf, ana ideoloji ve iki ana kriz teorisi vardır. Ama bunların arasında/ortasında yer alan, soruna bakışı ve değerlendirmeleriyle son kertede burjuva dünya görüşüne hizmet eden küçük burjuva kriz teorileri bizim için ayrı bir özelliğe sahiptirler. Çünkü bu teorilerin çoğu Marksizm adına konuşan, Marksist kriz teorisinden bahseden çevrelerden kaynaklanmaktadır. Ekonomide gelişmenin yönü, “Sol”da gruplaştırılabilecek birtakım anlayışlara zemin oluşturuyor. Kapitalizmin nesnel ekonomik yasalarını anlamayanları üç grupta toplayabiliriz:


1-Ekonomide büyümenin dinamiğini anlamamakta direnenler:
Ekonomide büyüme gündemdeyse “sol”dan ekonomi eleştirmenleri bu büyümeyi analiz etmek ve işçi sınıfına ve emekçi yığınlara bu büyümenin nedenlerini açıklamak yerine böylesi durumlarda hazır tutulan argümanları bir kez daha dillendirirler. Bu argümanların ana başlıkları hemen hemen hiç değişmez. Birkaç örnek verelim: İnşat sektörüne dayanarak büyüdü. İç tüketime dayanarak büyüdü. Borç alarak büyüdü. Bu türden temel ve türev argümanlarla bir ülkede ekonominin büyümesi açıklanamaz. Neresinden bakarsanız bakın Türk ekonomisi, dünyanın sayılı ekonomilerinden birisi, abartmayalım ama bir trilyon dolara merdiven dayamış bir GSYH söz konusu. Böyle bir ekonomiyi, inşat sektörüyle büyüten argüman karşısında insan şaşıp kalıyor. Böyle bir ekonomiyi borç alarak büyüten argüman karşısında söylenecek bir söz bulunamıyor. Doğru borç alınıyor, ama borcu hacmi de biliniyor. Cehaletin zirvesini ise ekonomi iç tüketime dayalı büyüdü argümanı oluşturuyor. Kapitalistin satmak için ürettiğini; ürünlerin içeride (iç pazar) veya dışarıda (ihracat) satıldığını ve başka bir pazar alanı olmadığını bu eleştirmenler düşünmüyorlar. Ayda veya herhangi bir gezegende pazar kurulmuş ve Türkiye'de üretilen mallar oralarda satılmıyor diye bir durum varsa orasını tabii ki bilmiyorum.

2-Kriz çığırtkanları veya kriz patlatıcıları:
Ekonomide gidiş iyi değilse, birtakım göstergeler -üretimde gerileme, döviz kurları, borsa, enflasyon vb.- olumsuzluğa işaret ediyorlarsa hemen kriz patlatırlar. Bu gruptakiler başlı başına bir alem. Bilgi deryası olabilirler, ama ekonomiden anlamadıkları açık. Son bir iki yıl içinde yukarıda belirtilen göstergelere bakarak kriz patlatma yarışına girdiler adeta. Bu gruplaşma içinde temel anlayış, ifade ettikleri gibi, şöyle: Ekonomik kriz patlak verecek ve Erdoğan gidecek. Ekonomi krizde çığırtkanlığı yapıldığı yılda, yani 2017'de krizde olması gereken ekonomi yüzde 7,4 oranında büyüdü. Hiçbirisi bu uçukluklarının hesabını verme gereği duymadı; hitap ettikleri insanlara, öyle bir anlayışları varsa sınıf ve sosyal tabakalara dönerek, size yanlış analizler sunduk, yanıldık vb. türünden bir hesap verme kaygısı içinde olmadılar.

3-Sistem/Kapitalizm/Ekonomi çökerticileri/Ayrık otları:
Bunlar da başlı başına bir alemdir. Oldukça siyasi olan bu grup çok farklı alt gruplara ayrılır. Ama hepsinde ortak olan şudur: Kapitalizm bir sistem krizi içindedir (Sanki şimdiye adar sistem krizi dışındaymış!). Kapitalizm kendiliğinden çökecektir. Bunlar her kriz başlangıcında ortaya çıkarlar ve kriz sonlanana kadar kapitalizmin çökeceği teorisini anlatırlar. Sonrasında yeni bir krize kadar yeraltına çekilirler. Aynen ayrık otu gibi. Bunların hemen hemen hepsi Troçkizmin şu veya bu “eğilim”inde – bölümü- örgütlenmişlerdir.

4-Sürekli krizciler:
Bunlar açısından kapitalizm, sürekli bir kriz içindedir. Ama ekonomi çökerticileri gibi bunlar da şimdiye kadar lafla sistem yıkmayı bir türlü beceremediler.

Tabii bu kriz teorisyenlerinin -aslında bu tanımlama hafif kalır “ideologları”nın diyelim- Marksist ve Marksist-Leninist kriz teorisiyle uzaktan yakından hiçbir ilişkileri yoktur. Onların bir kısmının Marks'a, Kapital'e atıfta bulunmaları kapitalizm analizi, kapitalizmde ekonomik kriz teorisi konusunda doğru yerde durduklarını asla göstermez. Bu unsurların değerlendirmeleri tamamen özneldir, sübjektiftir; kapitalizmin nesnel ekonomik yasalarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Bunların bir kısmı sosyal demokrattır, bir kısmı ise troçkisttir. Marks'n demediğini, Lenin'in demediğini Marks ve Lenin'e dedirten, hele hele ekonomik durgunluk konusunda döne döne Stalin'in analizini onun adını anmadan anlatan; Marksist politik ekonomiyi; çağımızda da Marksist-Leninist politik ekonomiyi, burjuva, sosyal demokrat, troçkist görüşlerini doğrulamak için çarpıtmaktan, başkalaştırmaktan hiçbir sakınca görmeyen bu unsurların kapitalist sistem ve ekonomik kriz sorununa yaklaşımları ibretlik bir yaklaşımdır. Kapitalizme ömür biçenler bunlardır; yıkılmayınca kapitalizmin ömrünü uzatanlar da bunlardır. Sınıf mücadelesine sırt çevirenler, sınıfa, bu durumda işçi sınıfına hitap etme, onu örgütleme yerine herkesi, çokluğu, ezilenleri örgütleyerek kapitalizmi yıkmaya soyunanlar da bunlardır. İşçi sınıfının ötesinde hiçbir sınıfın ve sosyal tabakanın kapitalizmi yıkmak ve sosyalizmi kurmak için mücadele etmeyeceği bu unsurların umurunda değildir. Bunların kafaları, kapitalizm kendiliğinden yıkılacak ve ortaya çıkacak kaos ortamında yeni bir toplum düzeni oluşacak; eski (kapitalizm) düzen kendiliğinden yıkılacak ve yenisi de kendiliğinden kurulacak anlayışı doğrultusunda Marksist-Leninist politik ekonomiye karşı mücadele argümanlarıyla doludur.

2008 krizi ve sonrası dönemde bu unsurlarla mücadelede şimdi yeni bir fazla üretim krizi öngününde kaldığı yerden devam edecektir. Yeni bir fazla üretim krizi ne zaman patlak verir, orası bilinmez. Ne zaman patlak vereceğinin henüz kestirilemediği bir süreçten geçiyoruz. Bu unsurların her biri birer kriz “kahin”dir. Kriz başlatma, patlatma ve sistem yıkma konusunda onlarla hiç kimse “aşık atamaz”. Ama bu “kahin”lerin şimdiye kadar hiçbir “kehaneti” gerçekleşmemiştir. Her seferinde sistemin nihai çöküşünü, yıkılışını bir sonraki krize havale etmişlerdir. Örneğin troçkistler bunu 1938/1939'dan bu yana nihai çöküşü bir sonraki krize havale ederek bugünlere gelmişlerdir ve hala da aynı zırvalıkları tekrarlayıp dururlar. Bu, teori adına biraz utanç verici değil mi? Oysa yaşam her seferinde Marksist kriz teorisinin doğruluğunu kanıtlamıştır.

İlla bir kahin ve kehanet aranıyorsa o da Marksist kriz teorisi ve bu teoriye göre yapılan analizlerdir.

Yaşam şimdiye kadar şunu göstermiştir: Kapitalist üretim biçiminin kendine özgü nesnel ekonomik yasaları vardır ve sermaye bu yasalar doğrultusunda hareket eder. Kapitalizmde sermaye/konjonktür hareketi dönemseldir; Belli aşamaları vardır ve her bir aşamadan sonra başlangıç noktasına farklı büyüklükte döner. Ama her dönemin başlangıç aşaması krizdir. Bu dönemsellik 8 ila 10 yıl sürebildiği gibi, bazı faktörlerin bir araya gelmesinden dolayı daha kısa veya daha uzun sürebilir. Bütün bu ve benzer sorunları ekonomik kriz bağlamında 6 makalede ele alacağız:

3. Makale: Ekonomik krizlerin zorunluluğu/kaçınılmazlığı.
4. Makale: Marksist konjonktür politikası.
5. Makale: Ekonomik kriz teorileri ve
6. Makale: Dünya ve Türkiye ekonomisinin güncel seyri.

Güncel durumun ele alındığı 6. makale hariç diğerleri -birkaç güncelleme dışında- “Kapitalizmin Dünya Krizi (2008)”, Ceylan Yayınları, Eylül 2009 ve “Kapitalizmim Tarihi”, 1600-1990, Sınırsız Yayınevi, 2016, çalışmalarımdan alınmıştır*.

Kaynak
http://ibrahimokcuoglu.blogspot.com/2018/07/yeni-bir-fazla-uretim-krizine-dogru-i_15.html?spref=tw