Perşembe, Temmuz 12, 2018

Devrimci (!) gazetecilikte burjuva taktikler - KÖZ ve "Seçim Değerlendirmesi Söyleşisi Notları" yazısı üzerine

KÖZ de 4 Temmuz, 2018 tarihli ; "İstanbul’da Seçim Değerlendirmesi Söyleşisi Notları" (*) başlıklı yazının "sorulara cevap " kısmındaki şu sözler, yazının vurgulanmak istenen ana temasını ve mesajını taşıyor ;
"""‘Ne yapmalı’ kitabında Lenin ekonomizm diye bir eğilim tarif ediyor. Ekonomizm ekonomi ile ilgilenmek değildir. İşçiler sosyalizim mücadelesi verir. Sistemin çarlık rejiminden burjuva demokrasisine dönmesi bizi ilgilendirmez. Otokrasinin siyasi gerilimleri bizi ilgilendirmez. Hepsi halka düşmandır. Emekçiler ‘Onlar kendi aralarında kavgalarını versinler, biz sınıf mücadelesini mücadelemizi veriyoruz’ der. Bu tespitlere baktığımızda KöZ de Türkiye solunun hepsine ekonomistsiniz diyor.""  (*) 
Lenin in bu "sözde" söylemi temelinde ``KÖZ kendisini Marksist Leninist, diğer herkesi "Ekonomist" ilan ediyor."

Marksizm Leninizmin ve Marksist diyalektiğin ABC sinden haberi olan bir insan, Lenin in "Sistemin çarlık rejiminden burjuva demokrasisine dönmesi bizi ilgilendirmez." gibi genel bir yaklaşımı olamıyacağının bilincinde olması gerekir ya da bilinçlice uydurulmuş olduğunu görebilmesi gerekir. Buna rağmen, belki de her hangi bir özgül de söylenme olasılığını ve hatta belki de bilinçsizce yazıların tamamından böyle bir algılama çıkartma olasılığını da göz önünde bulundurarak, sözü edilen alıntının yapıldığı belirtilen "Ne Yapmalı" yazısını bir defa daha inceledim. 


Sonuçta, bilinen gerçek gene kanıtlandı. Lenin "Ne Yapmalı" da ,ya da başka bir yerde böyle bir şey " dememiş"tir. Lenin in tüm yazıları böyle bir yaklaşıma karşıdır.

Lenin Ne Yapmalı yı 1901-1902 yılları arasında yazmıştır. Yani dönem içinde , Rusya da Duma, Parlamento, burjuva demokrasisi söz konusu gündemde bile değildir. ne yapmalı içindeki yazıları dönem içinde tüm sosyal demokrat hareketlerin "birleştirilmesi" girişimini ve bu konuda var olan iki farklı eğilimi ele alır ve ekonomistlerle (siz sendikalist-Reformist- Evrimci olarak anlayın) aradaki ideolojik faklılıkları ortaya serer.

Köz ün bu "sahte" alıntısı nı ve yaklaşımını , Ne yapmalı yazısınının ana hatlarına değinmeyi olumlu  bir fırsat olarak görelim ve kitabın temel konularına değinelim. .

Lenin in Değindiği ilk konu o zamanlar moda olarak ortaya çıkan (ve günümüze kadar uzanan Bernsteincı, Troçkist varyasyonların uyguladığı) "Eleştiri özgürlüğü" sloganı üzerinedir.

Marksizmin burjuvazinin kabulleneceği bir içeriğe, reformizme ve evrimciliğe dönüştürme amaç ve çabasında olan bu "eleştirel " yaklaşımu Lenin şöyle değerlendirir;
"Artık eskimiş doğmacı" Marksizme karşı "eleştirel" bir tutum benimseyen bu "yeni" eğilimin özü, Bernstein tarafından yeterli açıklıkta sunulmuş ve Millerand tarafından sergilenmiş bulunmaktadır. 
"Gözlerini bilerek kapatmayan bir kimse, sosyalizm içindeki bu yeni "eleştirel" eğilimin, oportünizmin yeni bir türünden ne daha fazla ne de daha az bir şey olmadığını görmemezlik edemez........"Eleştiri özgürlüğü" teriminin modern kullanımı, doğuştan taşıdığı aynı sahteliği içermektedir." (1)
Lenin içinde bulunan Otokrasinin egemen olduğu dönemi ve özgül konuyu şöyle açıklar;
""İncelemekte olduğumuz konu bakımından Rusya'nın başlıca ayırıcı özelliği, bir yandan işçi sınıfının kendiliğinden hareketinin başlangıcının, ve öte yandan ilerici kamuoyunun marksizme yönelmesinin, heterojen unsurların, ortak düşmana karşı (zamanını doldurmuş siyasal ve toplumsal dünya görüşüne karşı) savaşmak üzere tek bir bayrak altında bileşmeleri sonucunu vermiş olmasıdır.""  (2)
Dönem içide ittifaklar konusunda Leninin şu sözleri , hızlı sloganlar arkasına saklanan gerici eğilimi teşhir edici niteliktedir.
""Güvenilmez kimselerle bile olsa, geçici ittifaklara girmekten korkanlar, ancak kendisine güvenemeyenlerdir; böyle ittifaklar olmasaydı tek bir siyasal parti varolamazdı....... Bu ittifak sayesindedir ki, narodniklere karşı şaşılacak hızla zafer kazanıldı ve marksist düşünceler (kaba bir biçimde de olsa) çok yaygınlaştı. Üstelik bu ittifak hiç bir "koşula" dayandırılmamıştı..........""(2)
Genelde , ve özellikle TR nin içinde bulunduğu özgül dönemde, Demokratik görevleri askıya alan tüm "hızlı solun" pratiği gibi, Köz ün sözü geçen  yazısının ve "hızlı sol görünen yaklaşımıyla vermek istediği asıl gizli mesajını Lenin şu sözleriyle çürütüyor;
"Rusya'nın bugünkü durumu demokratik görevleri ön plana çıkardığı sürece, sosyal-demokrasinin doğal ve özlenen müttefikleridirler. Ama böyle bir ittifakın zorunlu koşulu, sosyalistlerin, işçi sınıfına, onların çıkarlarının burjuvazinin çıkarlarına taban tabana karşıt olduğunu gösterme olanağına tam olarak sahip bulunmaları olmalıdır."  (2)
Lenin in  şu sözlerini, ideolojik mücadelenin öneminin farkında olmayan, diğer ML lere  ve  bana " sen Troçkizm ve Troçkistlerle debeleşmeye devam et, bizi rahat bırak" diyen sözde bir Marksist Leninist  "teorisyen" (!) e hatırlatmak ta yarar var.
"Hayır, ekonomistlerin çoğunluğu, (ekonomizmin niteliği gereği) her türlü teorik çatışmalara, hizip anlaşmazlıklarına, geniş siyasal sorunlara, devrimcileri örgütleme planlarına vb. içten bir kırgınlıkla bakmamaktadırlar. Oldukça tutarlı bir ekonomist, bir gün, bana, "bütün bunları yurtdışındakilere bırakalım!" dedi..o, böylelikle çok yaygın bir görüşü (ve gene salt sendikacı bir görüşü) ifade ediyordu; bizi ilgilendiren işçi sınıfı hareketi, buradaki, kendi yöremizdeki işçi örgütleridir; gerisi yalnızca doktrinerlerin icadıdır. 
"birleşmeden önce ve birleşebilmemiz için, her şeyden önce sağlam ve kesin sınır çizgilerini çizmemiz gerekir" (2)
Ne yapmalının birinci bölüm, dördüncü yazısı da temel olarak "ekonomistler " ve eleştiri özgürlüğüyle ilgili. Özgülle ilgili, ideolojik mücadele,  ittifaklar ve birleşme konusuna da değinen Lenin şunları söylüyor;
"""düşünce kemikleşmesine vb. karşı üst perdeden söylenen sözler, teorik düşüncenin gelişmesi konusundaki ilgisizliği ve çaresizliği gizlemektedir.""
"Eğer birleşmek zorundaysanız, diye yazıyordu parti liderlerine Marx,hareketin pratik amaçlarını karşılayacak anlaşmalara girin, ama ilkeler konusunda herhangi bir pazarlığa izin vermeyin, teorik "ödünler" vermeyin. Marx bu düsüncede idi, ve hâlâ aramızda -onun adına- teorinin önemini küçümseme yolunu arayan kimseler var!
"Devrimci teori olmadadan, devrimci hareket olamaz."" 
"Bu koşullar altında, ilk bakışta "önemsiz" gibi görünen bir yanılgı en kötü sonuçlara yolaçabilir ve ancak burnunun ötesini göremeyenler, hizip tartışmalarını ve görüş ayrılıkları arasındaki en keskin farklılıkları zamansız ya da gereksiz sayabilir,"" (3)
Lenin Ne yapmalı nın ikinci bölümünde " kendiliğindenlik ve kendiliğindencilik" üzerine durur. Aslında bu bölüm sadece Troçkist varyasyonlara değil,  (Sol, hemde Stalinist olduğunu iddia eden sol tarafından bile Marksizm de "otorite " olarak sunulan , anti-Marksist -Leninist Başkaya gibi,) burjuva liberallerini de teşhir eden içeriktedir.
"kendiliğinden unsur", özünde, tohum halindeki bir bilinçlenmeden başka bir şey değildir. İlkel başkaldırmalar bile, bilinçliliğin belli bir ölçüde uyanmış olduğunu ifade ediyordu. İşçiler, kendilerini ezen sistemin kalıcılığına ilişkin çağlar boyu sürüp gelen inançlarını kaybediyorlardı... otoriteye kölece boyuneğmeyi kesin bir biçimde terkederek ortak direnmenin gereğini, anlamaya demeyeceğim ama, hissetmeye başlıyorlardı. Ama bu gene de bir mücadele niteliğinden çok, umutsuzluk ve öç alma patlamaları niteliğindeydi""
Başkaldırmalar ezilenlerin sadece direnmeleriydi, oysa sistemli grevler tohum halindeki sınıf mücadelesini temsil ediyordu, ama yalnızca tohum halindeki. Kendi başlarına alındıklarında, bu grevler, salt sendika mücadeleleriydi, henüz sosyal-demokrat mücadeleler değillerdi. ........yani onların bilinci henüz sosyal-demokrat bir bilinç değildi.
 Bu bilinç onlara dışardan getirilmeliydi.  
"Çalışan yığınların hareketlerinin süreci içerisinde kendi başlarına formüle edecekleri bağımsız bir ideolojiden sözedilemeyeceğine göre, tek seçenek şu oluyor -ya burjuva ideolojisi, ya da sosyalist ideoloji. İkisi arasında bir orta yol yoktur (çünkü insanlık "üçüncü" bir ideoloji yaratmamıştır ve ayrıca da sınıf karşıtlıklarıyla parçalanmış bir toplumda sınıf-dışı ya da sınıf-üstü bir ideoloji sözkonusu olamaz). Öyleyse, herhangi bir biçimde sosyalist ideolojiyi küçümsemek, ona birazcık olsun yan çizmek, burjuva ideolojisini güçlendirmek anlamına gelir. "" (4)
Lenin Ne yapmalı nın üçüncü bölümünde genel olarak siyasi ajitasyon, teşhir, taktiklere değiniyor. Bölümün birinci yazısında Lenin günümüz (kimi teorik yetersizlikten kaynaklanan- özünde dürüst) ezbercilerine,herşeyin siyah beyaz, taktik ve yöntemlerin tek tip  olmadığını, şu sözleriyle anlatıyor;
"Akla-uygun olmak koşuluyla, bütün mücadele araçlarını, bütün mücadele plan ve yöntemlerini ilke olarak kabul etmek ile,  belirli bir siyasal anda sıkı sıkıya uygulanan bir plan gereğince hareket yönünü belirleme istemini birbirine karıştırmak, eğer taktikten sözediyorsak, hastalıkları tedavi etmenin çeşitli yöntemlerinin tip tarafından tanınması ile belli bir hastalığa belli bir tedavi yönteminin uygulanması gereğini birbirine karıştırmakla aynı şeydir. " (5)
Gerek günümüz siyasal eğitim  ve gerekse işçileri "sendika" ve "işçiler" le odaklama pratiğinin , (küçükte olsa Marksist Leninist olan bir hareket dahil), tüm kendisini "işçi sınıfı" nın "öncüsü" olarak gazete ve yazıtlarında "görüntüleme" yarışı içinde olan Troçkist ve yarı Troçkist hareketlerin oportunistliğini şu sözleriyle teşhir ediyor Lenin ;
""siyasal eğitim neyi içermelidir? Bu otokrasiye karşı işçi sınıfı düşmanlığının propagandasından ibaret olabilir mi? Elbette ki hayır. İşçilere siyasal bakımdan ezildiklerini açıklamak yetmez.... Ajitasyon, bu baskının her somut örneği ele alınarak yürütülmelidir ..... Bu baskı toplumun çeşitli sınıflarını etkilediğine göre, kendisini yaşamın ve eylemin en çeşitli alanlarında -meslek, kamu, özel, aile, din, bilim vb. alanlarında- ortaya koyduğuna göre, otokrasinin siyasal teşhirini bütün yönleriyle örgütlemeye girişmeyecek olursak, işçilerin siyasal bilincini geliştirme görevimizi yerine getiremeyeceğimiz besbelli değil midir? (5)
Lenin in devamında vurguladıkları, gerek "otokrasiye karşı mücadele" ve gerekse "reformlar uğruna " -ilgisiz kalma değil- mücadeleye değinir ve şunları söyler;
"Devrimci sosyal-demokrasi, reformlar uğruna mücadeleyi eylemine her zaman katmıştır ve şimdi de katmaktadır. Ama sosyal-demokrasi, "iktisadi" ajitasyonu, sadece hükümetten her türden önlemleri yerine getirmsini istemek için değil, aynı zamanda (ve esas olarak) hükümetin bir otokratik hükümet olmasına son vermesini istmek için de kullanılır. ...Üstelik devrimci sosyal-demokrasi, hükümete karşı bu istemini yalnızca iktisadi mücadele temeli üzerine dayandırarak değil, aynı zamanda, toplumsal ve siyasal yaşamın genel olarak bütün alanlarına dayandırarak ileri sürmeyi görev bilir. Kısacası, devrimci sosyal-demokrasi, bütünün bir parçası olarak reformlar uğruna mücadeleyi, özgürlük uğruna ve sosyalizm uğruna devrimci mücadeleye tâbi kılar." (5)
 Lenin, devamındaki yazısında,  ekonomistlerden farklı olarak, işçi sınıfı bilincinin oluşmasının, mücadelesinin yükseltilmesinin, işçilere sadece onların ekonomik sorunları ile ilgililenilerek değil, onların var olan tüm sorunlarla ilgilendirilerek kazandırılabileceği gerçeğini vurgular;
"Gerçekte "emekçi yığınların eylemini yükseltmek", ancak, bu eylem "iktisadi bir temel üzerinde siyasal ajitasyon"la sınırlanmadığı zaman olanaklıdır. Siyasal ajitasyonun zorunlu olarak genişlemesinin temel bir koşulu, siyasal teşhirlerin kapsamlı bir biçimde örgütlendirilmesidir. Ancak, böyle bir teşhir aracılığıyladır ki,yığınlar siyasal bilinç ve devrimci eylemi eğitebilirler. "
"Eğer işçiler, öteki toplumsal sınıfların herbirini, entellektüel, manevi ve siyasal yaşamlarının bütün belirtilerinde gözleyebilmek için somut ve her şeyden önce güncel siyasal olgular ve olaylardan yararlanmasını öğrenmezlerse; eğer materyalist tahlil ve ölçütleri, nüfusun bütün sınıflarının, tabakalarının ve gruplarının yaşam ve eylemlerinin bütün yönlerine pratik olarak uygulamayı öğrenmezlerse, çalışan yığınların bilinci, gerçek bir sınıf bilinci olamaz. "(6)
Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde, Gazetelerinde işçi sınıfının dışında konulara fazla değinmeden kendilerini "hızlı solcu" olarak gösterme reklamcılığı peşinde koşanlara Leninin sözleri ;
""Kim, işçi sınıfının dikkatini, gözlemini ve bilincini, tamamıyla ya da hatta esas olarak işçi sınıfı üzerinde yoğunlaştırıyorsa, böylesi, sosyal-demokrat değildir; çünkü, kendini iyi tanıyabilmesi için, işçi sınıfının, modern toplumun bütün sınıfları arasında karşılıklı ilişkiler konusunda tam bir bilgi, sadece teorik bilgisi değil, hatta daha doğru olarak ifade edelim; teorik olmaktan çok, siyasal yaşam deneyimine dayanan pratik bilgisi olması gerekir."" (6)
 Her eksiklikte ve olumsuzlukta "işçi sınıfını ve emekci halkı" suçlama alışkanlığında olan "Hızlı solcularımıza" Lenin şu yorumu yapar;
""işçileri, polisin halka zorbaca davranışına karşı, dinsel mezheplere zulmedilmesine, köylülerin kırbaçlanmasına karşı, amansız sansüre, askerlere işkence edilmesine, en masum kültürel girişimlerin bastırılmasına vb. karşı niçin hâlâ bu kadar az devrimci eylemde bulunmaktadır? Böyle bir eylem, "elle tutulur sonuçlar vaadetmediği"nden, "olumlu" fazla birşey sağlamadığından, "iktisadi mücadelenin" onları buna "itmediği"nden ötürü müdür? Böyle bir görüşü benimsemek, yineliyoruz, saldırıyı gerekmediği yere yöneltmek olur, kişinin kendi darkafalılığını "ya da bernştayncılığını" işçi yığınlarına yüklemek olur
"Eğer bütün utanç verici haksızlıklara karşı yeteri kadar geniş, çarpıcı ve anında teşhirleri hâlâ örgütleyemiyorsak suç bizdedir, yığın hareketinin gerisinde kalışımızdadır." (6)
Lenin Kitabının 4 üncü bölümünde Ekonomizm ve ilkellik , amatörlük , onların arasındaki bağlar ve  "örgütlenme" anlayışı  konsuna değinir. Örgütlü olmanın  , örgütlenmenin, devrimci bir örgüt yaratmanın önemini küçümseyen bu eğilimi Lenin şöyle yorumlar;
"Her türlü "teoricilik" teorisinden uzak olan bazıları ise, "siyasal bir devrimi gerçekleştirmenin" olanaklı ve zorunlu olduğunu, ama bunun, proletaryayı sıkı ve inatçı mücadele içerisinde eğitmek üzere güçlü bir devrimciler örgütü yaratmayı gerektirmediğini söylediler. Yapmamız gereken tek şey, o eski dostumuza, "erişilebilir" sopaya sarılmaktır.
Biri oportünist, öteki "devrimci" olan bu iki eğilim, egemen olan amatörlüğe boyuneğmektedir; bunlar amatörlükten kurtulunabileceğine inanmamakta ve ilk ve zorunlu pratik görevimizin, siyasal mücadeleye gerekli enerjiyi, oturmuşluğu ve sürekliliği sağlayabilecek olan bir devrimciler örgütünün yaratılması olduğunu görememektedirler. " (7)
Türkiye de "etnik"liğinden kurtulamamış (kimi sırf bu nedenle) sözde Marksist Leninist hareketler, ve  sayısı hiçte az olmayan Troçkist varyasyon hareketlerin ideolojik hakimiyetini göz önünde bulundurursak, Lenin in şu sözleri tam da Türkiye ye uygun düşüyor.
""devrimcilerinin, gerçekten devrimci bir teorinin kılavuzluğunda, gerçekten devrimci ve kendiliğinden uyanan sınıfa dayanarak, heybetiyle doğrulmasının zamanı nihayet -nihayet!- gelmiştir." (7)
Leninin bu bölümün devamındaki yazılar ve beşinci bölümü günümüz için okunması  ve özümlemesi açısından önemli olan örgütlenme ve mücadele konusuna değiniyor. Bu konulara ayrıca başka bir yazıda değineceğim. Ancak sonuç bölümündeki yukardaki konumuzla direk ilgili olan şu alıntıları vermekte , teşhir anlamında önem var. Otokrasinin devrilmesinin acil gündemde olduğu ve yukarda da belirtildiği gibi bu yolda her türlü mücadele biçimi ve teorik tavizsiz-ittifakın olasılığından bahseden lenin şunları söyler;
Bu ilkelerde görüş birliğinin ..içeriği, bizim genel olarak oportünizmin, özel olarak da Rus oportünizminin her türlü belirtisinin en kesin bir biçimde reddini birleşmenin mutlak koşulu yaptığımızı en açık bir biçimde ortaya koymaktadır. 1. madde şöyledir: "Proleter sınıf mücadelesi içerisine oportünizmi sokma yolundaki bütün girişimleri -ifadesini ekonomizmde, bernştayncılıkta, millerandcılıkta, vb. bulan girişimleri- reddederiz." "Sosyal-demokrat eylemlerin alanına ... devrimci marksizmin bütün hasımlarına karşı ideolojik mücadele de dahildir" (4, c); "Örgüt ve ajitasyon eyleminin her alanında, Sosyal-Demokrasi, Rus proletaryasının ivedi görevinin otokrasiyi devirmek olduğunu bir an için bile unutmamalıdır"(8)
Bir an için bile unutulmaması gereken Acil görevin ne olduğunu vurgulayan lenin, devamında oportunist tavrın ne olacağı (Türkiyede çok tekrarlanan tavır)  konusunda ,şunları söyler;
""Oportünistler, bugün oportünizmi getirme yolundaki bütün girişimleri reddetmişler, her türlü darlığı reddetmişler, "otokrasiyi devirme görevini bir an için olsa bile unutmamaya" ...., vb., vb. ciddi olarak söz vermişlerdir. Ama yarın ağız değiştirecekler ve kendiliğindenliği ve tekdüze günlük mücadelenin ilerlemesini savunma, elle tutulur sonuçlar vaadeden istemler lehinde konuşma bahanesiyle eski hilelerine döneceklerdir."" (8)
Yukarda alıntılarla özetlemeye çalıştığım Lenin in "Ne Yapmalı" kitabında, Köz ün yazısında iddia ettiği nitelikte, ona benzer bir alıntı olmadığı gibi, yazıların bütününden de böylesine bir sonuç çıkarabilmek için, çok hünerli bir sihirbaz olmak gerekir gibi görünüyor.

Marxizm Leninizm ne genelde ne de özelde "bizi ilgilendirmez...biz kendi mücadelemizi veriyoruz "" içeriğinde bir yaklaşıma sahip olamazlar. Bu yaklaşım Marksizmin diyalektiği ne aykırıdır.

Sosyalizm mücadelesinin çıkarları doğrultusunda feodalizm, otokrasi ve burjuva demokrasisi arasındaki farklar, ve hatta bu sistem içindeki "biçimsel farklar ", aralarındaki çatışmalar, uzlaşmalar  Marksist Leninistleri ciddi bir şekilde İLGİLENDİRİR.

Leninin sayısız değerlendirmelerinde sadece bir kaçı olan , şu genel -temel teorik alıntılar bu tür bir yaklaşımın Marksist Leninist olmayacağını, sol sloganlar arkasına saklanan gerici bir yaklaşım olduğunu kanıtlar;

Lenin Burjuva Demokrasisi ve feodal, otokratik vb sistemler arasında devrimcilerin tercihini şöyle özetler;
"""" O (Sosyalist), burjuva demokratik rejimi, burjuva feodal mutlakiyet rejimine oranla onayladığını söylemekten hiçbir zaman korkmamıştır ve hiçbir zaman korkmayacaktır. Ama o, burjuva cumhuriyeti, yalnızca sınıf egemenliğinin son biçimi olarak, yalnızca proletaryanın burjuvaziye karşı savaşımına en elverişli alan olarak "onaylar""" . (9)
Bırakalım sistemler arası farkın Marksist Leninistleri ilgilendirdiği konusu nu bir yana,sistem içindeki "biçimsel" farklılılar ve çatışmalar da ML leri İlgilendirir.
"""Engels, tıpkı bir krallıkta olduğu "kadar", demokratik bir cumhuriyette de, devletin "bir sınıfın bir başka sınıfı baskı altında tutmasına yarayan bir makine"den başka bir şey olmadığını söylerken, bu sözleriyle hiçbir zaman, bazı anarşistlerin "tedris ettikleri" gibi, baskı biçiminin şöyle ya da böyle olmasının proletarya bakımından önem taşımadığını anlatmak istemez. Sınıf savaşımının ve sınıfları baskı altında tutmanın daha geniş, daha özgür, daha açık bir biçimi, proletaryanın genel olarak sınıfların ortadan kalkması için yürüttüğü savaşımı büyük ölçüde kolaylaştırır."" (10)
Stalin Proleter Sosyalizmi yazısında bu biçimsel farkı ve önemini şöyle açıkllıyor;
""Siyasi özgürlük, en iyi ve en tam haliyle bir demokratik cumhuriyette sağlanır, elbette ki, kapitalizm koşullarında ne kadar sağlanabilirse. Bu nedenle, proleter sosyalizmin bütün savunucuları, sosyalizme [geçişte] en iyi "köprü" olarak, bir demokratik cumhuriyetin kurulması için mutlaka çaba gösterirler.""" (11)
Lenin  çarlık, feodalizm ve burjuva demokrasisi ve cumhuriyet konusuna şöyle değiniyor..
"Partimizin ve işçi sınıfının, egemenliğe ancak demokratik bir cumhuriyet biçimi altında ulaşabileceği son derece açık bir şeydir. Demokratik cumhuriyet.., proletarya diktatoryasının da özgül biçimidir..." Engels burada, Marks'ın bütün yapıtlarını kırmızı bir çizgi gibi işaretleyen o temel düşünü, yani demokratik cumhuriyetin proletarya diktatorasına götüren en kısa yol olduğu düşününü özellikle belirgin bir duruma koyarak, yeniden ele alır.""" (12)
Lenin burjuva demokrasisisnde ki farklılığın önemini  Gorki ye mektubunda şu sözleriyle açıklar;
""Proleteryayı örgütleyerek, proletaryanın müca­dele özgürlüğünü savunarak, sömürge siyasetine ve uluslarası yağmaya direnmek kapitalizmin gelişmesini geciktirmez, tam tersine, hızlandırır; onu daha medeni, teknik bakımdan daha ileri kapitalizm yöntemleri kullanmaya zorlar. Kapitalizmden kapitalizme fark vardır. Kara - Yüz - Oktobrist kapitalizmi ve Na­rodnik (gerçekçi, demokratik , faaliyet dolu) kapitalizmi vardır. Biz kapitalizmin "aç gözlülüğünü ve zalimliği" ni işçilere ne kadar fazla teşhir edersek, birinci tür kapitalizmin ayakta kalması o kadar güç olur ve kapitalizm o kadar ikinci tür kapitalizme dönüşmek zorunda kalır. Bu tam bize (istediğimize) uygun düşer, tam proletaryanın (istediğine) uygun düşer..."" (13)
Leninin Ne Yapmalı kitabında Köz de yayınlanan yazıdaki alıntının olmadığı, sahte olduğu gerçeği bir yana, yukardaki özetlerdende alıntıda ki söylemin Marksizm Leninizm ve diyalektiğiyle en küçük bir bağlantısı olmadığı, "hızlı sol " maskesi ardında saklanan gericilik olduğu aşikardır. Lenin in özelde Ne Yapmalı, genelde bütün yazılarından böylesine bir sonuç çıkarabilmek için burjuva "sihirbaz" olmak gerekir. Aynen, yıllardır Sovyetlere ve Staline karşı sürdürülen binlerce "karalama" kitap ve yazılarındaki "sihirbazlıklar" gibi. 

Bu "sihirbazlıklara" şaşırmıyoruz. Troçkizm bir burjuva ideolojisidir . Troçkizm burjuvaziye "teorik malzeme " sağlayan, burjuvazinin  Sosyalizme ve Sosyalist ideolojiye karşı saldırılarında referans olarak kullandıkları en temel teori ve taktiklerdir. Gençlerin Marksizmi Leninizmi, klasiklerden okuyarak - ezberleyerek değil - diyalektiğin en temel ilkelerini uygulayarak kendilerini ideolojik olarak silahlandırmaları,  burjuva ideologların herkesi aptal yerine koyan "sihirbazlıkları" nı teşhir etmeleri gerekir.


Erdoğan A
10-12 Haziran 2018



Notlar

(1) Lenin, Ne Yapmalı - "Eleştiri Özgürlüğü" Ne Demektir?

(2) Lenin, Ne yapmalı - Rusya'da Eleştiri

(3) Lenin, Ne yapmalı - Teorik Mücadelenin Önemi Konusunda Engels

(4) Lenin, Ne yapmalı - Kendiliğinden-Gelme Kabarmanın Başlangıcı

(5) Lenin, Ne yapmalı - Siyasal Ajitasyon ve Bunun Ekonomistler Tarafından Sınırlandırılması

(6) Lenin, Ne yapmalı - Siyasal Teşhirler ve "Devrimci Eylem Eğitimi"