Pazar, Mart 25, 2018

Suriyede, ABD ve Türkiye ittifakı (!) değerlendirmeleri konusunda gelen sorulara cevaben;

Devrimciler değerlendirmelerini ezberlere dayanan günü geçmiş olgulara ve varsayımlara dayanarak değil, özgüldeki somut gerçeklere ve verilere dayanarak yaparlar. Varsayımlar bu somut gerçeklere ve verilere dayanması gerekir. Bu birinci adım atlanılarak, ikinciden, varsayımlar temelinde yapılan değerlendirmeler gerçekçi olamaz. 

Pratiklerin değerlendirilmesi, "özgülde ve sonuçta kimin çıkarlarına hizmet ediyor" sorularına verilen cevaplara bağımlıdır. Bu, şartların değişmeyeceği, yeni özgül durumlar oluşmayacağı ve yeni değerlendirmeler gerektirmeyeceği anlamına gelmez. Özelde TR ve Orta Doğudaki , genelde dünyadaki gelişmelerin, yeni özgül durumlara ve stratejik ortaklıklara gebe nitelikte olması, özgül durumu somutda değerlendirmeyi yanlış kılmaz, tam tersine zorunlu kılar. Özgül durum değişirse, o temelde ve gene somut verilere dayanarak , yeniden değerlendirmeler yapılır. Bu yazıda bahsedilen "gelecek varsayımlar" temelinde değil, şu anda var olan özgül durum temelinde.

Özgül de ABD nin TR ile ittifak halinde olduğu değerlendirmesi, TR nin pratiklerinin "kimin çıkarına hizmet ediyor " sorusuna verilen cevaplar temelinde, pratik gerçekte ayağı yere basmayan bir değerlendirmedir.

Herşeyden önce bu değerlendirme Türkiyedeki sermaye ve iktidarının, bağımlılık anlamında, hala 1950 lerde olduğu varsayımından hareket etmektedir. 28 Mart , 2017 de Erdoğan ve AKP nin tarihi rolü- Türkiyedeki gelişmelerin arka yüzü başlıklı yazıda şu değerlendirmeyi yapmıştım;
"""Türkiye sermayesinin geldiği yer "büyük güçler " arasında kendisine yer bulma, bu amaçlada, Türkiye içinde, gerekli siyasi ortam ve şartları yaratmaktır. AKP nin üstlendiği görev de bununla ilgilidir. ..........Türkiyeyi hala sömürge olarak görmek ve dünya ekonomisini entegre hale geldiğini savunmakla, ekonominin dengesiz gelişmesi teorisini reddetmek ve Türkiyedeki gelişimi açıklayamamakla sonuçlanacaktır. 
Türkiyenin sömürge olduğunu iddia etmek , Türkiyenin bu gün ABD ye ve Rusyaya hem kafa tutması hem ikisi arasında uyum sağlamaya çalışması pratikleri ile çelişkili ve bağdaşması imkansız bir pratiktir. 
Onların (AKP nin) Tarihi görevleri , Sermaye arasındaki uyumu sağlamak ve Türkiyedeki sermayenin emperyalistlerin yayılma ve soygunundan pay almasını kolaylaştıracak ortam ve şartları yaratmak, bunu yaratacak siyasi sistemi oluşturmaktır."""
Türkiye gerek ekonomik gerekse askeri güç olarak "emperyalist uşaklık" tan, "emperyalist kampda yer alacak " stratejik bir güç , bir "ortak " olma arayış pratik süreci içine girmiştir. Bu nedenle Türkiyenin Suriyedeki faaliyetleri, Afrine saldırısı ve gelinen yerde , işgali, sadece seçimler için kamu oyu yaratma ile sınırlandırılamaz. Özel genelden kopuk , ondan bağımsız değerlendirilemez

Bu konuda 11 Haziran 2017  Türkiye ve Kürdistan - ABD kıskacında İrana karşı başlıklı yazıda şu değerlendirmeyi yapmıştım;
""Çin in ve ABD nin çıkarları uzlaşmazlığın ötesinde çatışan çıkarlar, Rusların çıkarları, Çinden soyutlanmadan her iki taraftan da mümkün olan en faydalı pazarlıkları sağlayabilmek, kendi etkenlik alanlarınıda geliştirmek. Bu nedenle , İçinde bulunduğumuz dönem oldukça karmaşık, sadece emperyalistler değil, bölgesel Burjuvazi ve Aşiret resilerininde iştahını kabartan yeni stratejik ortalıklarla, yeni çıkar çatışmalarına gebe bir dönem.  
Türkiyedeki gelişmeler bu İpek Yolu ve enerji çıkarları global çatışmasından bağımsız değil, tam tersine onun bir yansımasıdır."" 
Emperyalistlerin yeni stratejik ortaklıklar kurma politikasında uyguladıkları “zorcu” ve “paylaşımda” uzlaşmaz taktiklerinin, Türkiye ve Pakistan dahil bir sürü ülke sermayesinini yeni staretejik ortaklıklar geliştirme yönünde adım atmaya zorlamakta. ABD ile başlayan ve onların Orta Doğuda “Eş başkan” lığı rolünü üstlenen AKP nin, Rusya ile ilişkilerini geliştirmesinin altında yatan nedenlerden birisi budur."
Somut verilerin gösterdiği, sadece Türkiye değil, "emperyalist uşak" Pakistan bile, ABD nin “zorlamacı” ve “paylaşımda” uzlaşmaz tutumu nedeniyle, bir ölçüde bağımsız tavırlar alma, yeni stratejik ortaklıklar kurma peşindedir. Pakistan ve benzerleri ülkelerin tavırlarındaki değişim üzerine  1-3 Haziran 2017 Suriyede ABD ve İsrailin tek kazanımı – PYD ve geleceği üzerine başlıklı yazıda  şu sonucu belirtmiştim;
"""Gelinen yerde, Çin ABD çıkar çatışmasını, Çin ipek yolu projesi ve bu proje çevresindeki ülkelerdeki sermayenin çıkar temelindeki stratejik ortaklıklarını ve çatışmalarını, emperyalizmin yeni strateji ve taktiklerini temel almayan değerlendirmeler ayağı yere basmayan değerlendirmeler olacaktır.  ""  
Özele , Türkiyeye dönüp, Ocak 18, 2018 Faşist iktidarın Afrin "macerası" üzerine -1 yazısında şu değerlendirmeyi yapmıştım; 
"""Gerçek şu ki, Türkiyedeki dini gerici, faşist iktidar böylesine bir girişimi "temel oyuncular" la bir çeşit anlaşmaya girmeden yapamaz. Bu "saldırı, işgal" çığlıkları, gerek İsrail ve gerekse ABD nin işine nasıl ve hangi ölçüde yararlı olabilir sorusuna , sanırım tek cevap, kıskaçları altına aldıkları Suriye Kürdistanı egemen sınıfı (ya da hala orda "sınıf" olmadığını iddia edenler için - egemen grupları) , daha da sıkı bir şekilde kıskaçları altına almaya, daha fazla tavizler almalarına hizmet edecektir. 
Türkiye ile Stratejik ortaklığın çelişkide olduğu bu dönemde , ABD sırf bağlantıları tamamen koparmamak, biraz olsun güçlendirmek amacıyla, bu sınırlı "yeşil ışığı" yakabilir. ""
Yani , pratiğin "çıkar sonucu" anlamında, Afrine saldırıdan , ABD nin tek çıkarı , Kürtleri daha fazla kıskaçları altına alma, ISIS i korumaya daha fazla kılıflar yaratma olmuştur. Bunun dışında, özgülde, TR nin Afrin hareketinde, ABD nin ne askeri ne siyasi olarak bir çıkarı olmamış, tam tersine zararı olmuştur. Bunu Ocak 20,2018 Afrine Askeri Saldırı Üzerine -2 - Süreç ve Boyutları yazısında şöyle özetlemiştim;
"Afrine saldırıda İdlibdeki TR destekli cihatcılarında kullanılma olasılığı, İdlibdeki Suriye muhalefet gücünü zayıflatacaktır. Bu da Suriyenin İdlib operasyonlarını kolaylaştırabilir. 
Bu nedenlerle, Suriyenin TR nin Afrine askeri saldırısına karşı medya açıklamalarını " gerçekci" olarak ele almak zor.  
Nasılki ABD açısından , stratejik olarak Suriyenin bölünmesi hayati önem taşıyor ve bu yönde kararlı ise, Rusya, Suriye ve İran Suriyenin toprak bütünlüğünü koruma konusunda, aynı şekilde  kararlılar . Türkiyeyi de  , en azından var olan somut şartlar içinde, Bu üçlüye, kolayca katabiliriz.  
Türkiye gericiliğinin , bu ABD nin planlarına karşı "ortak" pratiği olması yanında, aynı zamanda , yağma ve sömürüden pay almada "temel ortaklar" dan birisi olduğunu kanıtlamayı bir adım daha ileriye götürme amacınıda içinde taşıyor. "
Aynı konuda yapılan subjektif değerlendirmeler üzerine Ocak 26, 2018 Afrin üzerine -3 , subjektif değerlendirmeler- savaşı kazanmak ne demek? yazısında ABD ile ittifak konusunda şu eleştiriyi yapmıştım;
""Küçükaydın, Türkiye ordusunun yenileceğini öngörüyor, bu da konu üzerine her şeyi açıklıyor (!), "yenilecekler", "çekilecekler", her şey bitecek, güllük gülüstanlık olacak.. Türkiyeli Liberaller, dönekler, ve ne yazıkki sayısı hiçte az olmayan solcular, hala Avrupanın "insancıl" olduğu, ve " insanlık ve savaş suçlarına" karşı belirleyici tavır alacağı hayalleri içinde yaşıyorlar. 
Subjektif, "emperyalist uşağı" , "kukla", vs. değerlendirmelerinin tersine, stratejik öneminin bilincinde olan Türkiyedeki faşist iktidar, ikili oyunlarla kendisini daha pahalıya satma, stratejik ortaklık konusunda gelişmelere bağımlı olarak, karar verme süreci içerisinde. ABD ile bütünsel bir ortaklığın sonunda, süreç içinde, İranla dolaylı ya da dolaysız çatışmaya girmek zorunda kalacağının bilincinde.""
Hareketin ABD ile ittifaktan çok Rusya ve İranla ittifakı nı sağlamlaştırma, dolaylı da olsa Suriye ordusunun cihatcı çetelere karşı askeri faaliyetlerini kolaylaştıracağı ve hızlandıracağı konusuna değindiğim, ve TR nin ABD ye yardımcı olduğu savına Ocak 27, 2018 Afrin Üzerine 4 - Hocadan önerilen notlar ve yorum yazısında şu cevabı vermiştim;
""Afrin hareketinin ÖSO ile beraber yapılması, hareketin "ABD taşeronluğu " olduğunu belirleyemez. Rusyanın Afrinde olması bu hareketi engelleyici bir unsur olamıyacağı gibi, zaten Rusyanın devamında bölgeden çekilmesi ve TR nin hava saldırılarını engelleyici pratiğe girişmemesi,  hareketin Rusya ve Suriye çıkarlarına olduğunun bir göstergesi.. 
Bu hareketin amaç ve nedenlerinden birisinin , Türkiyenin ABD nin çeşitli Kürt önderlikleriyle yaptığı anlaşma, onları öne çıkarma ve TR yi kenara itme politikasına karşı , stratejik bir güç olduğu gösterisi ve Rusya yanında yer almaktan çekinmeyeceği, "stratejik ortaklık` şantajı olduğu yönünde bir değerlendirme yanlış olmaz. 
TR nin ÖSO yu Suriye ye karşı kullanma olasılığı, Suriyedeki gelişmeler temelinde, karar vereceği stratejik ortaklıkta ABD yi seçmesine bağımlı bir gelişme olabilir. Bu kısa vadede gerçekleşebilecek bir olasılık biçiminde görünmüyor, bu nedenle şimdilik gelişmeleri göz önünde tutarak ikili oynuyor. Çunki, ücüncü yazıda vurguladığım gibi, ABD ile bir ortaklığın sonuçta onu İrana karşı hareketinde desteklemek zorunda bırakacak, bu da Rusya ile çatışmayı beraberinde getirecek. Kolay bir seçim, kolay yutulacak bir lokma değil.
Bu anlamda, ve bu hareketle,  TR nin ABD ye Esadsız Suriye konusunda yardımcı olduğu iddiası, pek gerçekçi görünmüyor. Bu demek değildirki süreç içinde saflar değişemez.""
Şubat 3, 2018 "Rusya nın Suriyedeki gerçekçi politikası - Suriyeli Kürt önderliğin İntihar Politikası" yazısında  ABD ye karşı  ve PYD ye bir uyarı olarak TR Rusya Suriye ittifakı olabileceğini vurgulamıştım;
Türkiyenin masa altından Rusya ve Suriye ile anlaşma yapması olasılıkları kaçınılmaz gibi görünüyor. Idlib de Suriye muhalifi Alkedanın da bulunması, SDF nin ABD ye yaklaşımı, bu (TR,Rusya, Suriye) ortaklığını SDF e karşı bir uyarı anlamında gerçekleştirebilirler. 
"ABD ile ittifak " konusunda somut veriler ve çıkarlar temelinde değerlendirme yerine, "resmi açıklamalar" ve söylencelere dayanmak, devrimcilerin yaklaşımı olamaz. TR nin ABD ile ilişkisinin uyumlu ya da uyumsuz, çelişen ya da uzlaşan yönde gelişme konusunda, "söylencelere" de değinerek, Şubat 23, 2018 Afrin ve Suriyede yeni gelişmelere  bağımlı olarak -  olasılıklar üzerine  yazısında şu yorumu yapmıştım;

"""İçinde bulunan dönemde, gelişmelerin "Suriye ve TR karşı karşıya geliyor " olarak değerlendirilmesi, sadece olaylara ve açıklamalara dayanan, ama "sonuç- çıkarlar" konusunu göz ardı eden bir yaklaşım. Ne Suriyenin ne de TR nin,  böyle bir çatışma stratejik olarak"çıkar" ları doğrultusunda değildir. Bu değişebilirmi? Şüphesizki olasılık içinde. Faşist iktidarın ABD ile pazarlıklarına , ve Suriye ye ilave olarak  yanı başındaki Rusya ve İranı karşılarına almakla sonuçlanacak olası gelişmeleri ve bu çatışmada kendi güçlerinin dengesi değerlendirmelerine bağımlı olan bir konu. Tüm şövenist yaygaralara rağmen, faşist iktidarın  Rusya ve İranı direk karşısına almak zorunda bırakacak girişimlere kalkışmanın intihar politikası olacağını (danışmanlarının) bilincinde olduğu mantıksal varsayım içinde almak gerekir. 
Orta Doğudaki savaş , türleri iç içe geçmiş, bu nedenlede bir türün diğerine geçiş olasılıklarını içinde taşıyan bir niteliğe sahip. TR faşizminin stratejik ortaklık yalpalamaları, PYD nin Rakka ve Der El Zorda ki tavrı ve ABD ile ilişkilerindeki değişim ya da gelişimler , bu  savaş içinde savaşların  niteliğinin "bir türden diğerine geçiş" inde belirleyici etkenler olacaktır. 
TR nin stratejik ortaklığında ani ve büyük bir değişim olmazsa, Manbije saldırma olasılığı bir yana, en önemli ve etken olabilecek hareketi, Kobani , Suluk Ad Darbasiyah yönünde , ayni "kılıf" larla bir saldırı olabilir. Buna ABD nin nasıl tavır alacağı ya da alabileceği konusunda net fikir yürütmek zor. Ancak böyle bir hareket, PYD nin Raqqa vb yerlerden çekilmesi, kuzeye yüklenmesi "nedeni" ni yaratacaktır.
Büyük ihtimalle Rusya ve Suriyenin PYD den beklentisi Kürt nüfusunun olmadığı bu bölgelerden kendi isteği ve kararı ile topraklarına çekilmesi, böylece ABD nin Rakka da gerek askeri gerekse taban açısından orda askeri olarak bulunma "kılıfı" nı ortadan kaldıracak olması. TR nin ABD ile ilişkisinin gelişmesi ya da daha da kötüleşmesine bağımlı olarak, bu "çekilmede" ve bölgenin Suriye ordusuna bırakılma olanağı yaratılmasında , benzer bir rol oynayabilir. Bunun yaratacağı sonuçlar üzerine yorum, şu anda gerçekçi olamaz.""
Özgüldeki durumun ve gelişmelerin ABD çıkarlarının tersine gidişi, TR nin ABD ile ittifak içinde değil, çıkar çatışması içinde olduğu yönünde göstergeleri , en son ABD ve İsrail destekli cihadcılar la TR destekli cihadcıların İdlibde  birbirine girmesi, Doğu Gouta da ki gelişmelerle kendisini dahada somut olarak göstermekte. Bu konuya 4 Mart 2018  Cihadcılar ın kamplaşması ve Suriyedeki gelişmeler üzerine yazısında özet olarak şöyle değinmiştim;
""Suriyede güçler dengesinin değişmesine bağımlı olarak , "muhalefet" adı altındaki onlarca cihadcı ve cihadcı olmayan hareketler , ayakta kalabilmek için yeni stratejik ortaklar - mali ve askeri destekciler- arayış süreci ve aktivitesi içine girdiler. 
Güçler dengesindeki hızlı değişimler, özellikle İdlibdeki cihatcıların ve "dinci olmayan! " muhalif çetelerin karşılıklı çatışmaları ve gruplaşmalarıda beraberinde getirdi.  Çünki çeteler arası kutuplaşmalarda "iplerin", başlangıçta olduğu gibi, artık sadece ABD nin elinde olmadığı bir güçler dengesi ortaya çıktı . 
Geçen bu dönem içerisinde İdlib deki "muhalefet !" içi çatışmalar yeni kamplaşmaları ortaya çıkarmakta. 
Sayısı irili ufaklı o kadar çok hareket varki, bunları tek tek ele almaya imkan yok, ve gerekde yok. Genel olarak baktığımızda güçlerin;
1- Bir zamanlar adı Jabhat al-Nusra olan, Al-Qaeda ile ilişkili  Ha’yat Tahrir al-Sham (HTS)
2- Suqour Al-sham, Uzbek and Turkistan Cihadistleri  de son zamanlarda içine alan , Jabhat Tahrir Souriya  (JTS)
3- ve gene bir sürü küçük grupları içinde taşıyan, Free Syrian Army (FSA)- (ÖSO)olarak üç ana hareketde kamplaştığını görebiliriz, yada olasılığından bahsedebiliriz.
(..)
Görünüşe göre bölgedeki  ÖSO ve JTS Türkiye tarafından beslenmekte ve desteklenmekte.(..)
Bu kamplaşmada HTS ve DAESH in ABD- İsrail  tarafından beslenip desteklenmekte olduğunu gösteriyor. 
Kamplaşma sürecindeki en son gelişmelere bakılırsa TR nin desteklediği  JTS büyük oranda İdlibe hakim olma yolunda.
İdlibin Suriyenin ABD nin kontrolü altında olan diğer bölgelerinden gerek kara ve gerekse hava alanı olarak izole edilmiş olması, mali ve askeri yardımı büyük ölçüde engelleyeceğinden, HTS ve DAESH in  uzun süreli direnme şansını ortadan kaldırmaktadır. Ellerinde var olan cephane ve mali gücün hızla erimesi, içindeki çatırdamalarıda hızlandıracak, JTS ve ÖSO ya kaymalar ve onların saldırılarına ilave olarak ,bölgelerde silahlanan halkın cesaret alarak saldırılarıyla , yenilgilerle yok olmakla yüz yüze gelmesi olasılığı yüksek  görünüyor. "
Bu gelişmelerde gösteriyorki, TR nin faaliyeteleri ABD nin çıkarına değil, tam tersine ABD nin cihatcı çetelerinin Suriye batı ve merkezinde yok olmaları, ABD kontrolünden çıkmaları, ABD nin çıkarlarına ters,  TR nin "temel oyunculardan" birisi olma  sonucunu yaratma  yönünde.

Aslında ABD TR ittifakı konusuna , farklı bir şekilde 10 Mart 2018 Anlaşmasız ittifak - Suriye ve Türkiye ; haklı ve haksız savaş yürüten iki ülke ve subjektif değerlendirmeler yazısında değinmiştim. Bu defakto ittifak , kendi içinde zaten özgülde ABD TR ittifakı değerlendirmesini çürütüyor.
""Bu ittifak ,- biz bunu kontrol altında olmayan şartların ve çatışmaların iki tarafa da fayda sağlaması anlamı olarak algılayalım -  somut olarak yazılı ya da sözlü olması gerekmeyen, Suriyenin içinde bulunduğu somut şartlarda TR nin oportunist pratiklerine, gerek askeri stratejik ve gerekse Suriyenin (ABD emperyalizminden petrol alanlarını geri alabilme)  uzun vadeli çıkarları açısından  göz yumacağı bilinci temelinde oluşan bir ittifak. Ve bu defakto-İttifak, PYD nin Rakka ve Der ElZorda ABD ile ittifak halinde olduğu sürece devamlılığını koruyacak bir ittifaktır.  
Suriyenin yaşamı için gerekli olan tüm enerji ve su kaynaklarının ABD nin kontrolü altında olması gerçeği, ABD yi en acil ve en önemli düşman ve onun bölgede kontrolünün kaldırılması da en acil ve en önemli askeri görevi olduğu gerçeğini oluşturur.  Bu nedenle , bunun da bilincinde olan TR ye karşı  (şartlar değişmediği sürece), Suriyenin askeri , ciddi bir tavır almasını  beklemek gerçekçiliğe uymayan, subjektif bir değerlendirme olur.  
İçinde bulunan bu şartlarda, Suriyenin Afrin, Manbij ve Kobani ye karşı saldırılara, ne askeri olarak gücü yeter ne de ABD ile Kürtlerin arasındaki ittifak bağını koparma olasılığı ile bağlantılı  stratejik çıkarları nedeniyle, ciddi bir muhalefet gösterebilir.  
Defakto İttifak kendisini İdlib özelinde daha da net göstermekte. İdlibdeki gelişmeler , çeteler arası çatışmalar, Suriye ordusuna karşı  direk saldırıları neredeyse yok etdi , ya da en azından etkin olmayan bir duruma getirdi. Askeri yoğunlaşmanın Rakka ve Der ElZora kayması, Suriyenin İdlib "sorunu" nu , şimdilik TR ve Rusya ya bıraktığı izlenimini veriyor. İdlibde ki kamplaşmalar , Türkiye tarafından beslenmekte ve desteklenmekte olan (bu bölgedeki) ÖSO ve JTS  ve ABD-İsrail tarafından beslenip desteklenmekte olan HTS ve DAESH olarak kendini göstermekte.  
Bu somut veriler temelinde Rusyanın TR ile belirli ölçülerde işbirliği halinde olduğu, bu işbirliğinin  pratik sonuçlarının Suriye nin ABD ye karşı mücadelesinde büyük oranda çıkarlar sağladığı gerçeğini görememek için ya hala TR nin ABD nin hiç bir bağımsızlığı olmayan uşağı olduğu ezberciliğinde takılıp kalmış olmak, ya da "arzular ve istekler" temelinde değerlendirmeler yapma eğiliminde olmak gerekir. 
Uzun sözün kısası, özgül de ABD nin TR ile ittifak halinde olduğu değerlendirmesi, TR nin pratiklerinin "kimin çıkarına hizmet ediyor " sorusuna verilen cevaplar temelinde, pratik gerçekte ayağı yere basmayan bir değerlendirmedir. Rusya ve dolaylı olarak Suriyenin TR ye İdlibde  sayısı 7 ye ulaşan ve toplam 12 olacağı söylenen "askeri "gözlem noktaları-üsleri" kurmasına müsaade etmesi, diğer alanlardan ağır silahlarını bırakan ABD-İsrail destekli cihadcıların İdlibe ve dün verilen haberlere göre Afrine de gönderilmesi, ittifakın, pratikte ABD ile olmadığının göstergeleridir. Suriye açısından özgül durumda bu defakto ittifak , Suriyede ABD ve İsrailin fiziksel varlığı olduğu bir parçalanmanın, Türkiyenin kuzeyde bir bölgedeki faaliyetinden daha tehlikeli ve varolmayla yok olma sorunu olduğu, TR ile sorunun,  bir şekilde "sonradan çözümlenebileceği" değerlendirmesi olarak görülebilir.

Suriyenin TR işgallerine karşı alacağı tavır, ABD ve İsraile karşı (rakka, DerElZor, Golan çevresi vs) bölgelerdeki kazanımlarına, ya da kayıplarına , TR nin ABD ile pazarlıklarına  bağımlı olarak değişecektir.

Aynı şekilde, ABD Rusya ve TR nin Suriyeyi bölme ortaklığı içinde olduğu değerlendirmesi, uzun vadede olasılık anlamında , "prensip olarak" reddedilemiyecek bir değişim olmasına rağmen, özgül durumda ve şartlarda, gerçekleri yansıtmayan, daha da kötüsü , savaşın yaygınlaşması ve hatta dünya savaşına dönme olasılığını göz ardı eden ve kitleleri savaşa karşı harekete geçirme yerine pasifleştirme sonucu yaratacak bir değerlendirmedir. ( bu konu, kendi başına, başka  bir yazıyı gerektiriyor)


Mart 25, 2018
Erdoğan A