Pazartesi, Ocak 01, 2018

Bitcoin (Kripto Para)

Son dünya ekonomik krizinin patlak vermesinden bu yana 10 sene geçti. Bu kriz dünya mali sistemini neredeyse çökme noktasına getirdi. Ama aynı zamanda bu krizin diğerlerinden nitelik olarak bir farkının olmadığını da gösterdi. Bu kriz de daha öncekiler gibi kapitalizmin dönemsel fazla üretim krizlerinden birisi -küçümsemeyelim- en önemlilerinden birisi olarak tarihe geçti. Bu kriz öncesinde dünya mali sistemi gerçek bir kumarhaneye dönüşmüştü, Şimdi, bu fazla üretim krizinden 10 sene sonra aynı durumla yeniden karşı karşıyayız; dünya mali sistemi yeni bir kumarhane durumunda. Bunun nedeni, sistemi kurtarmak için o zaman dağıtılan, adeta ucuz kredi adı altında bütün dünyaya saçılan paraların önemli bir kısmının, burjuvazinin deyimiyle “reel” sektöre değil de, mali sektöre akmış olmasıdır. Tabii bu paralar merkez bankaları tarafından karşılıksız verilmediği için dünya şimdiye kadar görülmemiş boyutlarda borç batağına batmış durumdadır. Bu paraların önemli kısmı maddi değerlerin (sanayi vs.) üretimine değil de, spekülasyon alanına aktığı için hisse senetleri, gayrimenkul vb. pazarlarında ardı arkası kesilmeyen bir “değer” artışı yaşanmaktadır.

Bu durum, daha önceki hemen her kriz öncesinde yaşanmış olan birbirini tetikleyen iki gelişmeye neden olmaktadır; bir taraftan borsalarda yaşanan bu yükselen “değer”den kaynaklanan “altına hücum” ruh hali, sürekli daha fazla para alımına (kredi) ve yatırımına (borsa) yol açarken, diğer taraftan da bu ruh halinin sonuna gelinmeden önce başkaca kazanç kaynakları bulmak için hummalı bir çabaya neden olmaktadır.

Daha önceki kriz öncesindeki spekülasyon konularından farklı olarak bu sefer kripo paralara hücum söz konusudur.

Yapılan teklifi aşan tekliflerle sürekli yeni “değer” rekorları kırmaya zorlayan spekülasyon anlayışı en geçerli olandır. Böyle bir spekülasyon modelinin en uç örneğini bugün kripto paralar, her şeyden önce de Bitcoin oluşturmaktadır.

Kısa bir zaman öncesine kadar bankalar kripto para birimlerini reddediyorlardı. Korkuları şuydu: Bu para birimlerinin alt yapısını oluşturan Blockchain-teknolojisi (Blok Zincir Teknolojisi) bankacılığı gereksiz kılabilir. Ama şimdi bankalar görüş değiştirdiler ve kripo para, somutta da Bitcoin sarhoşluğundan azami kazanç elde etmeye çalışmaktalar.

Bankaların bu tavır değiştirmesi sadece bir gerçeği gösterir: Spekülasyonda çılgınlık artık sınır tanımıyor. Bu, yarının ne getireceğini düşündürtmeyen bir çılgınlıktır.

Bitcoin ve diğer kripto para birimleri, hiç bir koşul altında belli, bir maddi değeri ifade etmeyen, tamamen sanal, yapay olarak yaratılmış spekülasyon nesneleridir. Kripto para birimleri, hiçbir biçimde insanın bilinçli faaliyetiyle üretilmiş kullanım değerine, gerçek değere bağlı değildir.

Bu konuda; en azından Bitcoin somutunda kripto paraların değer taşıdığı üzerine hayal yayanlar ve bu hayattan kopukluk yetmiyormuş gibi bir de kendilerini “Marksist” sananlar da yok değil. Bu türden unsurların hangi akla hizmet ettikleri ayrı bir konu. Ama paranın tarihsel doğuşu başka bir anlam, başka bir gelişmeyi ifade etmektedir. Hangi aşamadan, biçimden geçerse geçsin, nihayetinde para, bir metanın (değerin) diğer bir meta (değer) ile mübadelesini sağlar. Bu gerçekliğe rağmen, Marks’ın Kapital’ini öne sürerek, hangi biçimde olursa olsun bir birim paranın temsil ettiği değer ile bizzat o paranın (metal veya kağıt) üretimi birbirine karıştırılırsa ortaya acayip anlayışlar çıkar. Bu “teorik” derinliğe Troçki bile tahammül edemez.

İster kıymetli metal (altın, gümüş), isterse kağıt biçiminde olsun para, gerçek değerleri temsil eder. Ne var ki, kağıt paranın kullanıma girmesinden bu yana, gerçekte var olan değerlerden daha fazla kağıt, para biçiminde basılmıştır. Bu, enflasyonun doğuşudur.

Elektronik ödeme yönteminin kullanılmaya başlamasıyla para yaratıcılığında da engelleyici herhangi bir sınır kalmamıştır.

Mali sektörde maddi değer üretilmez. Burada, bu sektörde para, sadece sahip değiştirir; A’nın elinden B’nin eline geçer. Ama bütün sistem krediye bağlı olduğu veya kredi üzerinden işlerlik kazandığı için faiz ve borç ödemesi için kaçınılmaz olarak yeni paraya ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, en son kriz (2008) örneğinde olduğu gibi merkez bankaları sürekli maddi karşılığı olmayan para basmışlardır.

Yapay olarak körüklenen bu çevrim kaçınılmaz olarak paranın değer kaybına neden olur. Bu gelişmenin sonucu hiperenflasyondur. Bu durum, insanların tasarruf anlayışından dolayı normal yaşamda şimdiye kadar pek hissedilmemiştir. Ama hisse sendi, gayrimenkul ve tahvil pazarlarında “değer”lerde patlama olmaktadır; burası spekülasyon alanıdır. Balon patladığında üç-beş kişi kazanacak, küçük yatırımcılar ve bu çılgınlığa, bu kumara heveslendirilen insanlar kesin kes kaybedecekler. Borsa oyunlarının sonuçları hiç değişmez.

Başta Bitcoin olmak üzere bazı kripto paraların tam da şimdi devasa bir yükseliş sürecinden geçiyor olmaları, bu para birimlerinin mali spekülasyonun en son, en yüksek biçimini temsil ediyor olmalarındandır. Mali pazarlardan türevsel ürünler en azından, dolaylı da olsa gerçek değerlerle bir biçimde ilişkiliydi. Kripto paralarda bu hiç yok; bunlar mutlak yapay, sentetik dijital ürünler oldukları için hiç bir koşul altında ve hiçbir biçimde gerçek ekonomiyle ilişkileri yoktur.

Bu nedenle ve sadece bu nedenle kripto paralar, mali sektördeki şişmenin, batmaya hazır hale gelmiş balonun nihai, kesin kaçınılmaz mantıksal sonucudur. Borsalarda bu sanal paraların “değeri” belli bir dönem daha artabilir, rekor üstüne rekor kırabilirler. Nihayetinde bu bir balondur ve patlayacaktır. Kripto paraların bu güncel yükselişi, ne kadar gerekli ve değerli olduklarını göstermez. En fazlasıyla bu sistemin çoktan sonuna gelindiğini ve yıkılması gerektiğini gösterir.

Yeni bir kriz patlak verdiğinde ve mali sistem krizi içinde debelenmeye başladığında Bitcoin ve benzeri sanal paralar mutlaka gerçek değerlerini bulacaklardır: Sıfır değer = 0.

Kaynak
http://ibrahimokcuoglu.blogspot.com/2017/12/bitcoin-kripto-para.html?spref=tw