Salı, Ekim 10, 2017

Faşizm Üzerine "Temeller" - Dimitrovdan kısa derleme

Birçok ülkede faşizme karşı geliştirilmesi zorunlu olan kitle mücadelesi ,yerini,  faşizmin, “genel” niteliği üzerine ici boş tartışmalarla ve partinin acil siyasi görevlerini belirleme ve çözmede dar sekter bir tavıra bıraktı . (yani kitle mücadelesi geliştirme unutuldu, yerini içi boş tartışmalara bıraktı E.A).

Saflarımızda, affedilmez bir şekilde, henüz hala her yerde üstesinden gelinememiş olan faşizm tehlikesini küçümseme vardı. Önceleri partilerimizde, “Almanya, İtalya değildir”; faşizm İtalya’da zafer kazanmış olabilir, ama Almanya gibi sanayi ve kültür alanlarında çok gelişmiş ve kırk yıllık bir işçi sınıfı hareketi geleneğine sahip bir ülkede faşizm olanaksızdır, faşizmin zafer kazanması söz konusu olamaz gibi görüşler vardı. Yada, bu günlerde “klasik” burjuva demokrasisinin hakim olduğu ülkelerde faşizmin ortamı olmadığı görüşüne rastlanmaktadır. Böyle görüşler, faşizm tehlikesine karşı uyanıklığın gevşemesine ve proletaryanın faşizme karşı mücadele için seferber edilmesinin daha da güçleşmesine hizmet etmiştir. (1)

"Faşizm, örneğin Bauer'in iddia ettiği gibi, sözümona proletarya ve burjuvazi gibi iki sınıf üstünde olan bir devlet egemenliği biçimi değildir. O, İngiliz sosyalist Brailsford'un dediği gibi, 'devlet mekanizmasını elinde tutan bir avuç isyan etmiş küçük-burjuvazi' de değildir. Hayır, faşizm bir sınıflar-üstü egemenliği değildir ya da küçük burjuvazi ya da lümpen-proletaryanın mali-sermaye üzerindeki egemenliği değildir. Faşizm, mali-sermayenin iktidarının kendisidir. ... Dış politika da faşizm, şovenizmin en kaba biçimidir; diğer halklara karşı vahşice kin duyguları aşılar

Çeşitli ülkelerde faşizmin gelişmesi ve faşist diktatörlüğün kendisi, bu ülkelerin tarihi, sosyal ve ekonomik şartlarına göre, ulusal özelliklerine ve uluslararası duruma göre çeşitli biçimler alır. Bazı ülkelerde, özellikle faşizmin geniş kitle temeline dayanmadığı ve doğrudan doğruya faşist burjuvazi cephesindeki ayrı ayrı grupların yaptıkları mücadelesi oldukça dar olan ülkelerde faşizm parlamentoyu birdenbire kapatma riskine girmez ,ve diğer burjuva partilerine olduğu gibi sosyal-demokrasiye de belirli bir ölçüde yasallıklarını muhafaza etmelerine müsaade eder. Egemen burjuvazinin, yakında bir devrim patlak vermesinden kuşku duyduğu diğer bazı ülkelerde, faşizm, muhalefet bütün parti ve gruplar üzerindeki terör dönemini ya hemen, ya da giderek arttırarak sınırsız olarak siyasal tekelini kurar. Bu faşizmin, durumunun özellikle çetinleştiği bir anda, tabanını genişletmek ve sınıfsal içeriğini değiştirmeden açık terörist diktatörlüğünü, kaba sahte parlamentarizmle birleştirme girişiminde bulunmasına engel olmaz.

Faşizmin iktidara gelmesi basit bir burjuva hükumetinin başka herhangi bir hükumetle yer değiştirmesi değil, fakat burjuvazinin sınıf egemenliğinin bir devlet biçimi olan burjuva demokrasisinin, diğer bir biçimi olan açık teroristi diktatörlüğüyle yer değiştirilmesidir. Bu ayrıntıyı önemsememek ciddi bir yanlış yapmak olur, ve bu yanlış, devrimci proletaryanın şehir ve köylerde yaşayan en geniş emekçi kitleleri, iktidarın faşistler tarafından ele geçirilmesi tehlikesine karşı mücadele için seferber edilmesine ve aynı zamanda burjuvazinin kendi içinde varolan çelişkilerden yararlanmasına engel olur. Ancak burjuva demokrasili ülkelerde halen burjuvazinin şiddetlenmekte olan gerici tedbirlerinin faşist diktatörlük kurulması bakımından taşıdıkları önemini küçümsemek, daha az ciddi olmayan ve daha tehlikeli bir yanlıştır; çünkü bu tedbirler emekçilerin demokratik özgürlüklerini ayak altına alır, parlamentonun haklarını sahteleştirir ve kısar, devrim hareketi üzerindeki baskılarını yoğunlaştırır.

Faşizm, proletaryanın devrimci hareketine, huzursuz durumdaki halk kitlelerine saldıran bir parti olarak iktidara gelir, fakat iktidara gelişini, “bütün milletin” adına ve milletin “kurtuluşu” için burjuvaziye karşı “devrimci” bir hareket olarak sunar. (2)

Yine de, faşizm burjuva demokrasisini tamamen dışlamayabilir - "tarihsel, sosyal ve ekonomik koşullara" bağlı olarak - devrimci partileri yasaklama veya hatta muhalefet burjuva partilerini yasaklama gibi. (3)

Faşizm burjuva kampındaki farklılıkları ve uzlaşmazlıkları halletmeyi (görevini) üslenir, ancak bu karşıtlıklar daha da keskin hale gelir.

Faşizm, diğer siyasi partileri şiddetle yıkarak siyasi tekelini kurmaya çalışır. Ancak kapitalist sistemin varlığı, çeşitli sınıfların varlığı ve sınıf çelişkilerinin barizliği kaçınılmaz olarak faşizmin siyasi tekelini sarsmaya ve yıkmaya eğilim gösterir

Faşist diktatörlüğün dengesiz oluşunun bir başka nedeni de faşizmin sürdürdüğü anti-kapitalist demagojiyle, tekelci burjuvaziyi en korsanca biçimde palazlandırma politikası arasındaki zıtlık, faşizmin sınıfsal yapısını teşhir etmeyi kolaylaştırır ve onun kitlesel tabanını sarsar ve daraltır.

Ayrıca faşizmin kazandığı zafer, kitlelerin kin ve öfkesini uyandırır, canlandırır, onları devrimci yapmaya ve proletaryanın faşizme karşı birleşik bephe kurabilmesi için güçlü bir uyarıcı sağlar.

İşçi sınıfı burjuva kampındaki uzlaşmaz çelişki ve çatışmalardan yararlanabilmelidir, fakat, faşizmin kendiliğinden kendini bitireceği hayalciliğinide beslememelidir. Faşizm kendi kendine otomatik olarak çökmeyecektir. Faşist diktatörlüğü sarsıp yıkmak için, sadece , İşçi sınıfının devrimci eylemi, burjuva kampındaki kaçınılmaz olarak doğan çelişkilerden yararlanmaya yardımcı olabilir. (4)

Faşizmin zaferi önlenebilir mi, önlenebilirse nasıl ? Ve işte bu milyonlarca işçiye cevap veriyoruz: Evet yoldaşlar, faşizme giden yol engellenebilir. Bu, tamamen mümkündür. Bu, bize bağlıdır, işçilere, köylülere, bütün emekçilere bağlıdır!

Faşizmin zaferinin önlenip önlenebilemeyeceği, her şeyden önce işçi sınıfının kendi militan faaliyetine, işçi sınıfı kuvvetlerinin kapitalizm ve faşizmin saldırısına karşı tek vücud oluşturmuş militan bir orduda birleşip birleşmediğine bağlıdır. Mücadele birliğini oluşturarak proletarya, faşizmin köylülük, şehir küçük burjuvazisi, gençlik ve aydınlar üzerindeki etkisini felçe uğratabilir, bunların bir kısmını tarafsızlaştırabilir ve diğerlerini kendi saflarına kazanabilir. 

İkinci (şart), emekçilerin faşizme karşı mücadelesini doğru bir şekilde yöneten, güçlü bir devrimci partinin varlığına bağlıdır. İşçileri, sistemli olarak, faşizm karşısında geri çekilmeye çağıran ve faşist burjuvazinin mevzilerini sağlamlaştırmasına izin veren bir parti, işçileri kaçınılmaz olarak yenilgiye sürüklemeye mahkümdur.

Üçüncü (şart), işçi sınıfının köylülüğe ve şehirlerdeki küçük burjuva kitlelerine karşı doğru bir siyaset izlemesine bağlıdır. Bu kitleler, olmalarını istediğimiz şekilde değil, oldukları gibi ele alınmalıdır. Onlar kararsızlık ve yalpalamalarını, ancak ve ancak mücadele içerisinde alt edeceklerdir. Ancak onların kaçınılmaz yalpalamaları karşısında sabırlı tavırla ve proletaryanın onları siyasi olarak desteklemesiyle, o şekilde, onlar daha yüksek bir devrimci bilinç ve faaliyet seviyesine yükseleceklerdir.

Dördüncü (şart), devrimci proletaryanın uyanıklığına ve zamanında (özgül olay la ilgili anında EA) yapılan faaliyetine bağlıdır. Proletary faşizmin onları gafil yakalamasına müsaade etmemeli, İnsiyatifi faşizme teslim etmemeli, ona daha kuvvetlerini toplamadan önce, kesin darbeler indirilmeli, faşizmin durumunu sağlamlaştırmasına müsaade etmemeli, nerede ve ne zaman kafasını yükseltirse püskürtmeli, , faşizmin yeni pozisyonlar kazanmasına müsaade etmemelidir. (1)

Emekçi halk kitlelerinin faşizme karşı mücadeleye seferber edilmesinde, proleter birleşik cephe temeli üzerinde geniş bir anti-faşist halk cephesinin kurulması, özellikle önemli bir görevdir. Proletaryanın bütün mücadelesinin başarısı, proletaryanın gelişmiş sanayi ülkelerinde bile nüfusun büyük çoğunluğunu meydana getiren emekçi köylülük ve şehir küçük-burjuvazisinin ana kitlesi ile mücadele ittifakının kurulmasına sıkı sıkıya bağlıdır. 

Anti-faşist halk cephesinin kurulması için en temel, en belirleyici olan şey, devrimci proletaryanın, bu halk kesimlerinin özellikle emekçi köylülüğün taleplerinin savunulması uğruna yürüttüğü kararlı eylemidir- proletaryanın temel çıkarlarına uygun olan bu talepler- ve mücadele süreci içinde, işçi sınıfının taleplerinin bu taleplerle birleştirilmesidir. 

Anti-faşist halk cephesinin kurulmasında, üyelerinin ciddi bir çoğunluğu emekçi köylülükten ve şehir küçük-burjuvazisinden oluşan örgütlere ve partilere doğru bir yaklaşım büyük önem taşır. (5)



3. Against Fascism and war




Derleme ve Ceviri
Erdogan A
10 Ekim 2017