Pazar, Temmuz 23, 2017

İktidarı ele geçirmeden dünyayı değiştirme hayali - John Holloway ve diğer sözde Marksistler


Facebookta reklamı yapılan bir çeviri kitap üzerine yorum yapmış ve konu üzerine yazmak gerekliliğini vurgulamıştım.  Söz konusu yazının başlığı ve iletişim yayınlarınca basılan kitabın reklamı-
Marksizmin hatası: Hep onlar diye başlamak - Emek Erez
""John Holloway’in 'Kapitalizmin İçinde, Kapitalizme Karşı ve Kapitalizmin Ötesinde ‘San Francisco Dersleri' adlı kitabı İletişim Yayınları'ndan çıktı. Yazar devrim anlayışını, klasik anlamının dışına çıkarıyor

 Söz konusu Yazar ve düşüncesi üzerine yorum;

Marksizmin öz teorisi sınıf mücadelesinin varlığına ve bunun devrim olmadan değişmeyeceğine, emekci sınıfın Devleti olmadan ayakta kalamayacağı ve sınıf mücadelesinin sona ermeyeceği tezlerine , yani Sosyalist devrime ve onun inşasına dayanır. Bu işçi sınıfının ideolojisinin temelidir. Bu temelden sapan ideolojiler kendisini Burjuva ideolosinin kucağında bulur.

Ekim devriminin başarısından ve özellikle Nazi Faşizmine karşı Stalin Önderliğinde Sovyetlerin büyük başarısından sonra Emperyalistlerin Sosyalizme karşı ideolojik saldırıları örgütlü bir şekilde hızlandı. Robert Conquest gibi İngiliz ajanlarının , akademisyenlerin yazıları CIA tarafından kitaplar haline getirilip yayınlandı ve yaygınlaştırılması sağlandı. En son ortaya çıkan belgeler, CIA nin Avrupada akademisyenlerle bağlantıları ve Marksizmi çarpıtan, karmaşık , intellektüel ve burjuvazinin çıkarı içeriğine dönüştürme faaliyetleri , binlerce örneklerden birisidir.

Büyük mali ve örgütsel olanakları olan emperyalistlerin burjuva ideolojisini yayma konusundaki başarıları kaçınılmazdır. Ekonomik ve akademik çıkarların ön planda olduğu gerçeği göz önüne alınırsa, akademisyen ve sol maskeli sözde aydınların bu tür yazı ve kitapların tercümesini tercih etmeleri de kaçınılmaz bir gerçektir. Bu nedenle Burjuva ideologların Anti- Marksist yazılarının her dile tercüme edilmesive piyasaya sürülmesi, yaygınlaştırılması, sınıf mücadelesinin bir parçasıdır.

Marksist Leninistlerin tek olanağı, burjuva yazılarını teşhir eden yazıları , kendi içinde ve uluslarası alanda  yaygınlaştırma sorumluluk ve pratiğiyle sınırlı kalmıştır.

John Holloway in bütün yazıları Marksizmin burjuvazinin kabulleneceği  içeriktedir  ve bu amaçta sonuçlanmaktadır. Hiç bir "alternatif" sunmadığı bütün yazılarındaki temel vurgu, "iktidarı ele geçirmeden " dünyanın değişebileceği sonuç savına dayanır.

Meksikada Zapatisları ele alarak yaptığı değerlendirmelerde de ele aldığı konu onların iktidarı ele geçirmeyi reddettikleri, ve değişim sağlamada adım attıkları savıdır. 

Her burjuva ideologun "yeni " diye öne sürdürdüğü savlar, dolaylı bir şekilde Bernstein ve Kautskye kadar uzanır.  "Marksist Dogmacılık yaygaraları ve Marksizmi Leninizmden Ayırma çabaları;Yeni Kautskyciliğin balayı dönemi " başlıklı yazıda  daha teorik detaylı vurguladığım gibi Marksizm in özünü hedef alan tüm reformist tahrifler, revizyonist teorilerin çıkış noktaları, sınıfsal köken ve temel olarak aldıkları konular olarak aynı olmasına rağmen  ülkelerin gerek ekonomik ve gerekse siyasi yapılarına, devrimci mücadele tarihlerine, yani ulusal özelliklerine bağımlı olarak farklı ülkelerde, farklı biçimde pratik hayata geçirilmektedir. Günümüz deki bütün reformist ve revizyonist görüşlerin kaynağı temelde Kautsky ve Bernstein a ve hepsi bir bütün olarak Troçki , Otto Bauer, Hilferding and Vandervelde a dayanır. John Holloway ın  teorik yaklaşımıda , her nekadarda eleştirsede, Tronti ve Antonio Negri nin İtalyan  "otonomi akımı"yla bağlantılıdır. Bu yaklaşımı "İş" lerin dünyasında patronların gücüyle yüzleşmeyin, "patronların iş"lerinden çekilin. Patronlardan özerk, kapitalist devletten özerk, Özerk alanlar yaratın , yani DEVLET iktidarını hedef almayan reformizmi de reddeden, reformist mücadele olarak özetleyebiliriz. 

Ana temalarında Holloway Reformist ve Devrimci Marksizmin "iktidarı" hedef aldığı için , onun "otoriter" bir biçim alacağı nedeniyle,  bir "tuzak" olduğunu öne sürer.  Hollowaya göre "devlet" değil, kapitalist ilişkiler "güç" ün odaklandığı yerdir. Bu nedenle, Hollowaya göre sosyal ilişkiler , ezilenlerin mücadele süreci içinde yarattığı alternatif sosyal ilişkileriyle değişebilir. Bu alternatif sosyal pratiklerle, Hollowaya göre, kapitalist "yeniden üretim" , engellenebilir. 

Holloway, Rosa ve Bernstein ın arasındaki "reform mu devrim" mi tartışmasını ele alarak, devlet in ele geçirilmesinin bir tuzak oladuğunu, devletin fetişleştirildiğini, onun sosyal çevresinden izole edildiğini ileri sürer.  Marksistlerin  kapitalist "devlet" mekanizmasını "ele geçirme" diye bir sorunu olmadığı, tam tersine onu yıkmak ve yerine "işçi sınıfının Devleti" ni kurmayı hedeflediği gerçeğinden bile habersiz olan Holloway, çelişkili bir şekilde yazılarında Paris Komününü örnek gösterir. 

Holloway in anlamadığı, daha doğrusu gözlerden uzak tutmaya çalıştığı gerçek, Devlet in kapitalistlerin elinde "sosyal değişimleri" baskı ve kontrolü altında tuttuğu en güçlü mekanizması olması gerçeğidir.   

Holloway in diğer en önemli anti-Marksist yaklaşımı onun, "iş" in her türlü kurtuluş mücadelesinde merkezi olması gerektiği ancak, "emeğin" bunun başlangıç noktası olmaması, "emeğin" fetiş"leştirilmemesi",  "emeğe" karşı ve " emeğin" üzerinde olması gerektiğini ileri sürmesinde yatar. Ona göre   "fetişleştirilmiş" sosyal ilişkiler, sistemin yapısının değil, süreçin bir sonucudur. 

Holloway , Marks ve Engelsin  görüşlerinin  gerçek dünyanın objektif bilgisi olmadığını , tam tersine , negatif ve kritiği olduğundan, objektif olamıyacağını ileri sürer.  Sosyalizmin tarihsel olarak kaçınılmaz olduğunu savunmalarının ise, mücadelenin rolünü ortadan kaldırdığı ve önemini küçümsemeye neden olduğunu öneri sürer. Önderlik yapması "iddia edilen" partinin , bilinçsiz işçilerle ve kitlelerle ilişkilerinide manipulatif olarak değerlendirir.  Bu nedenle, her diğer burjuva ideologlar , özelde Türkiyeden Fikret Başkaya gibi , devrimin "dışardan" impoze edildiğini iddia eder.

Diğerleri gibi, Hollowayin bütün yazılarında  getirdiği somut bir alternatif, somut bir hedef ve sonuç göremeyiz. Ancak AMAÇı net bir şekilde görebiliriz. Sorunların çözümlerinin var olan sistemler içinde gerçekleşebileceği, sömürülerin, baskıların, savaşların, zulümlerin , "işçi sınıfı " fetişi ile çözümlenmeyeceği  hayal ve aldatmacalarını yaygınlaştırmak,  devrimci mücadeleleri "devlet"i ve "iktidarı" hedef alan değil, ne olduğu bilinmeyen "reform"ist mücadelelerle kısıtlamak.

Sonuçta , Holloway gibilerinin anti-Marksist, burjuva yazılarının , çevirilerinin artması, yaygınlaşan sınıf mücadelesinin bir göstergesi ve parçasıdır. Devrimci Marksist Leninistlere düşen sorumluluk bu tür yazıları eleştirmek , teşhir etmek ve alternatifleri en geniş kitlelere ulaştırmak, ulaşabilecek hale getirmektir.

23 Haziran , 2017
Erdoğan Ahmet