Cuma, Haziran 23, 2017

Rusya nın Suriyedeki gerçekçi politikası - Suriyeli Kürt önderliğin İntihar Politikası


ABD nin durmak bilmez provokasyonlarına karşı Rusyanın tavır almaması genellikle batıyı uzun süre şaşkınlık ve merak içinde bıraktı. Bunun dışında Suriye ve Hizbullahın, hatta İranın da provokasyonlara karşılık vermemesi, provokatörlükleri her zaman çalışmış olan emperyalist ideologları , ve ABD politikasını zor durumda bıraktı. 

Yavaş yavaş kabullenen gerçek şu ki , Rusya bu "iş"in içinde yalnız değil, Çin sadece askeri ve mali olarak değil, siyasi, stratejik ve taktiksel  olarakda kesinlikle Rusyanın arkasında. ABD nin uzun vadeli , genel amaçlarının tesbiti, onların kısa vadeli -özel, yöresel stratejisinide ortaya çıkardı. Bu stratejinin takstiksel bir parçası olan, provokasyon ve provokasyona karşı Suriye veya Hizbullahtan bir tepki ABD nin Suriye içine daha da girmesine, ISIS e karşı savaşı durdurmasına kılıf hazırlayacak nedenler olacaktır.  

ISIS in ve diğer besleme grupların henüz temizlenmiş olmaması,  ABD nin daha da aktif ve fiziksel olarak karada katılması, Suriyenin kazanımlarını geriletecektir. Görünüşe göre Rusyanın sabırlılığı Suriyede ISIS in gücünü ciddi bir güç olmayacak şekilde ortadan kaldırmak, Suriyenin bütünlüğünü sağlamak taktik ve zamanlaması ile ilgili. Çünki şu anda provokasyona gelip cevap vermek Rusyanın, ya da Suriyenin çıkarına değil. 


ABD nin sahte sebeplerle yaptığı provokasyonları arttırması, ya da topyekün bir saldırı yapması, gelinen yerde ne kendi kamu oyu  tarafından ne de dünya kamu oyu tarafından onaylanabilecek yeterli kılıflara sahip değil. 

Hernekadar, aynı zamanda  ABD Rusyanın tahammülünü deniyor ve nekadar ileri gidebileceğini deniyor olsada,  Çin in, İranla bölgede tesadüf olmayan , ortak Askeri tatbikatı, ABD ye verdiği mesaj, bu "denemeleride " sınırlamış oldu. Rusyanında belirli bir sınır içinde uyguladığı uçuş yasağı, Rusyaya ABD nin provokasyonlarını "yasal" olarak engelleme olanağınıda vermiş oldu.

Rusyanın taktiği, ISIS i yenip, Suriyenin toprak bütünlüğünü sözde de olsa kazandıktan sonra , daha güçlü ve "yasal" bir şekilde  ABD yle direk değil, Suriyenin kendini koruması biçiminde, kendi denemelerine başlamak. Rus kamu oyu buna hazır , ama Rusyanın gözünde şartlar hazır değil.

Rusyanın Türkiyeyle ilişkilerini ilerletmesi, daha doğrusu Türkiyenin Rusyaya yönlenmesi, ABD nin işlerini dahada zora soktu ve Suriye içinde tek dayanağını , gücü iyide zayıflamış ve Suriyede yok olmak üzere  olan ISIS ve PYDye bıraktı.

Suriyede , her nekadarda duygusal nedenlerle kabullenmek istenmesede, PYD önderliği  tarafından, özellikle son günlerde yapılan açıklamalar, önderliğin siyasetinin artık tamamıyle ABD ile aynılaştığını gösteriyor. İki gün önce, 20 haziranda PYD eş başkanı Salih Müslim , "PYD nin Suriye Hükümetini desteklediği dedkoduları" yalanlayan , ve İranın ""Düşman" Politikasını eleştiren, Saudi Arabistan ve Golf Ülkelerinin varlığının Suriye toplumunu birleştirecek ve Kürt Arab aşiretlerinin ilişkilerini ilerleteceği" yönünde açıklama yaptı.
"Bizim İranla hiç bir ilişkimiz yok, İranın Kürt Sorunu üzerine Politikası Suriyenin kinden farklı değil" Riyadh
Üç gün önce PYD ABD, İngiltere, Saudi Arabistan, Ürdün ve Arab Emiretleriyle  toplantı yaptı. Sızan tek haber,  İŞİD e savaşarak Suriye sınırına kadar gelen Irak Şii milişaya karşı alınacak tavır konusu oldu.

Aynı Şekilde SDF in eş başkanı İlham Ehmed, 10 Haziranda yaptığı röportajda, Saudi Arabistan a övgü yağdıktan sonra,  "Suriyede ki rejimin saati 2011 öncesine geri çevirmenin imkansız olduğunu anlaması gerekir" sözlerini ilave etti. Bu sözler, ABD nin ve İsrailin sözlerinin tekrarı, açık ve net bir şekilde Suriyede Esada yer olmadığının , ve ona karşı savaşacaklarının sözleridir. 

31 Mayıs da SDF Kumandanı Tala Silo " eğer Iraklı Şiiler Suriyeye girmeye çalışırlarsa onlarla çatışırız" mesajını verdi. Bir hafta önce ise Kürt halkı Bağdatla ittifak için sokaklardaydı..

Tüm bunlar PYD ve SDF önderliğinin ABD ve koalisyon yanında olduğunun kanıtlarıdır. SDF ve PYD önderliğinin dışında (ve belkide içinde) bu koalisyona karşı olan grupların ve insanların olması kaçınılmaz. Ancak belirleyici olan, önderliklerdir. 

Ne ilginçtirki Türkiyenin PYD ye saldırılarını engelleyen, çizdiği yol ve planların bozulmasını istemeyen , Rusya olmuştur. ISIS in Suriyede gücünün tehlikeli olamıyacak şekilde yok edilmesinden sonra, Rusyanın ve ittifaklarının gündemi Suriyenin toprak bütünlüğünü korumak ve İrana karşı saldırıları ve iç savaş olasılığını engellemek olacaktır. 

ABD nin Suriye içinde, planlarını gerçekleştirmek için kullanabileceği geriye kalan tek ittifakı SDF- PYD .  Bu nedenle ABD nin tekrar Türkiyeye yanaşacağı kaçınılmaz, ancak her iki durumdada topun ağzında olan,  en fazla zarar görecek olan Kürt halkı olacaktır, çünki ABD direk savaşa girmeyecek, Suriyeye ve İrana karşı Kürtleri asker olarak kullanacaktır. 

Türkiyenin masa altından Rusya ve Suriye ile anlaşma yapması olasılıkları kaçınılmaz gibi görünüyor. Idlib de Suriye muhalifi Alkedanın da bulunması, SDF in ABD ye yaklaşımı bu ortaklığı SDF e karşı bir uyarı anlamında gerçekleştirebilirler. (Çin ve) Rusyanın amacı stabilite, Türkiyeninki PKK nın güçlenmemesi ve Petrolden alacağı paylar, Suriyeninki toprak bütünlüğünü sağlayacak güce ulaşmak. Bu amaçların gerçekleşmesi uğruna her türlü karşılıklı  anlaşmaların yapılabileceği kaçınılmazdır. Özellikle ABD nin eski "Zor" politikası uygulama taktiği, Türkiyedeki sermayenin dahada inatcılaşmasına neden olabilir.

ABD ittifakı Kürt halkı için bir intihardır.  Türkiyenin hangi tarafta olup olmadığı bu intihar ittifakını temel anlamda değiştirmeyecektir, çünki her iki durumdada , ABD NATO ülkesi olan Türkiyeye saldırmaktan kaçınacaktır. Türkiyeyi Rusyadan uzaklaştırması, kendi ittifakını güçlendirebilecek ama Türkiyeyi İrana karşı direk savaşa sokamıyacak, yaptıkları kapalı kapılar ardındaki anlaşmalarla , dört bölgedeki Kürt halkını daha da zor durumda bırakacaktır. 

Türkiye ve Kürdistan - ABD kıskacında İrana karşı yazısında  `ABD nin ISIS i desteklediğini sağır sultanın bilmesi yanında artık kendileride açıkladılar. Enerji kaynakları açısından önemli olan Rakkaya, ve özellikle Kürt nüfüsün olmadığı Rakka şehrine ABD ile birlikte girmek, savunmayı aşan, saldırı ve toprak ilhakını beraberinde getiren bir yayılmacı pratiktir. Ne yazıkki gelinen yerde Suriye Kürdistan önderliği, tamamen ABDnin kıskacı içerisine girmiş durumdadır. " demiştim.  ABD nin PYD yi kendi yayılmacılığı ve petrol kaynaklarını kontrol altına almayı , Suriye içinde kendi dolaylı kontrolü altında bölgeler oluşturma amacında kullanmayı  hedeflediğini görmemek imkansız. Bu bölgeleri  korumak için iç savaşın devamını ve yaygınlaşmasını sağlayıcı provokasyonlara girmesi kaçınılmazdır. Özellikle Kürtlerin olmadığı bu bölgelerde, yerel halkın tepkisi, bu bölgeleri elinden çıkarmak istemeyen Suriye, PYD ile Suriye Ordusunu karşı karşıya getirecektir.

Gelinen yerde kahramanlık, ve benzeri duygular la yapılan değerlendirmeler temelinde Halkların kanının dökülmesine, göçlere zorlanmasına neden olacak kararlar vermek, sorumsuzluğun göstergesidir. Eğer hala günümüzde "savaş" la , değişen" iç savaş" arasındaki farkı ayırd edemiyorsak, ve hele bu savaşın tam da göbeğinde olunacağı gerçeğini göremiyorsak, korkunç geleceğin hazırlanmasında emperyalistlerle aynı saflarda olmakta buluşuruz. 

Bu dönemde savaş göklere hakim olmakla kazanılır, eğer bu hakimiyet yoksa, ne kadar kahraman savaşçı olunursa olunsun, ailenin ve halkının göklerden yağan bombalarla yok olmasını seyrederek ve onun acısını çekerek sonunda yenilgiye boyun eğmek zorunda kalınacaktır.

Diğer yazıda da belirttiğim gibi , Türkiyedeki devrimci ve demokratlara, özellikle Türkiye Kürdistanı önderliğine bu intiharı önleme konusunda büyük sorumluluk düşmekte, ve bu konuda etkili olabilecek güce sahip. Türkiyede ve Suriyede halkların kardeşliğini sağlamada ve Emperyalistlerin kanlı planlarını engellemede Türkiyeli ve Suriyeli tüm devrimci ve demokratların dayanışması ve birliği konusunda önemli adımlar atmak , gelinen yerde bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu sadece özelde-Türkiyede değil, genelde-Orta Doğuda gelişmeleri etkiliyecek bir atılım olacaktır.

22 Haziran 2017