Cumartesi, Aralık 31, 2016

Türkiye’ de Troçkist Örgütler- Komünist Zemin

KOMÜNİST ZEMİN
2004 Sonbahar aylarında yayın faaliyetine başlayan “Komünist
Zemin” çevresi troçkist bir gruptur. Tarih çarpıtıcılığı ve yalan makinalannm devreye sokulması, adına “Komünist ” etiketi yapıştıran “Komünist Zemin ” grubunun da yöntemidir.
Şöyle yazıyorlar:

“ikinci Enternasyonal ’in bu ihaneti karşısında Lenin, Trotskiy, R. Lüxemburg ve K. Liebknecht’in yanı sıra küçük bir azınlık, ikinci Enternayonal ’in sınıf uzlaşmacı çizgisi karşısında, sınıf savaşı şiarını yükselterek, İkinci Enternasyonal ’in sınıf uzlaşmacı çizgisini mahkûm ettiler. ” (http://komunistzemin.org/
images/stories/File/bildirge.pdf) Troçki, Lenin ile birlikte İkinci Enternasyonal’in ihanetine karşı mücadele etmiş!!! Bu savununun doğru olup olmadığına bakalım.

Lenin “Emperyalist Savaşta Kendi Hükümetinin Yenilgisi Üzerine” adlı makaleyi 1915’te yazdı. Bu makale, RSDİP (B )’nin Merkez Komitesi Manifestosu’nda ve Bern Konferansın da ortaya atılan, Bolşevizmin savaş sürecindeki en önemli şiarlarını savunmak için kaleme alınmıştı. Emperyalist savaşı içsavaşa dönüştürme ve “kendi hükümetinin yenilgisi" şiarı, Bolşeviklerin savunduğu şiarlardı. Bu şiarlar, gizli sosyal-şovenizm, anavatan savunuculuğu arasına keskin bir ayrım çizgisi çekiyordu. Bu şiarlar, Kautsky, Troçki, Martov ve Menşevik Örgütleme Komitesi taraftarları gibi gizli sosyal-şovenlerin “enternasyonalizmi”nin gerçek karakterini ortaya koyuyordu.

Lenin şöyle yazıyordu:
“Devrimci sınıf gerici bir savaşta kendi hükümetinin yenilgisini istemek zorundadır. Bu bir aksiyomdur. Ve bu aksiyom sadece sosyal-şovenlerin inanmış yandaşları ya da çaresiz uşaklarınca inkâr edilmektedir. Birincilerine, örneğin Örgütleme Komitesi ’nden Zyemkovski (bkz. ‘İzvestiya’ No. 2),
İkincilerine ise Troçki ve Bukvoyed, Almanya’da Kautsky dahildir. Rusya’nın yenilgisini istemek, diye yazıyor Troçki, ‘hiçbir nedeni olmayan ve hiçbir biçimde gerekçelendirilemeyecek olan, savaşa ve onu yaratan koşullara karşı devrimci mücadele yerine, mevcut koşullar altında son derece keyfî bir şekilde en ehvenişere yönelmeyi koyan sosyal-yurtseverliğin politik yöntemine verilen bir tavizdir. Y “Naşe Slovo’No. 105;
İşte Troçki ’nin oportünizmi savunmak için her zaman kullandığı kibirli safsatalara tipik bir örnek. ‘Savaşa karşı devrimci mücadele ’, bundan anlaşılan eğer kendi hükümetine karşı ve savaş sırasında devrimci eylemler değilse, II. Enternasyonal kahramanlarının kullanmayı bal gibi bildikleri boş ve içeriksiz haykırışlardan biridir. Sadece biraz düşünmek, bunu görmeye yeter. Savaş sırasında kendi hükümetine karşı devrimci eylemler ise, tartışılmaz bir kesinlikle, böyle bir yenilgiyi sadece istemek değil, aynı zamanda fiilen teşvik etmek demektir. ( ‘Keskin zekâlı’ okurlar için şunu belirtelim: Elbette bu, hiçbir şekilde, ‘köprüleri uçurmak’, başarısız askeri grevler örgütlemek ve genel olarak devrimcileri yenilgiye uğratmak için hükümete yardım etmek anlamına gelmiyor.)
Troçki safsatalarla kendini kurtarmak istiyor ve üç ağaçlı bir ormanda yolunu şaşırıyor. Rusya’nın yenilgisini istemek, ona, Almanya’nın zaferini istemekmiş gibi geliyor (Bukvoyed ve Zyemkovski, Troçki’yle paylaştıkları bu ‘düşünceyi’, daha doğrusu bu yanlış düşünceyi çok daha açık dile getiriyorlar). Ve Troçki bunda ‘sosyal-yurtseverliğin yöntemi’ni görüyor! Düşünmeyi beceremeyenlere yardım etmek için Bern Kararı rSosyal-Demokrat’ No. 40) şu açıklamayı yapmıştır: Bütün emperyalist ülkelerde proletarya şimdi kendi hükümetinin yenilgisini istemelidir. Bukvoyed ve Troçki bu gerçeği atlamayı tercih ettiler ve Zyemkovski (işçi sınıfına her şeyden önce burjuva akıllarını açıkyüreklilikle ve safdillikle yineleyerek hizmet eden bir oportünist) şu sözlerle ‘güzel bir çam devirmiştir ’: Saçma, zafer ya Almanya ’nın, ya da Rusya ’nın olacak ("İzvestiya’ No.2 )” ('Lenin, Seçme Eserler, Cilt 5, İnter Yayınları, s. 153-154;

Gerici bir savaşta kendi hükümetinin yenilgisini istemek devrimci bir ilkedir. Bolşeviklerin ilkesi de budur. Sosyal şovenlerin tavırlarını biliyoruz. Bir de sosyal şovenlere uşaklık edenler var. Sosyal şovenlere uşaklık edenlere örnek olarak Lenin, Troçki ve Bukvoyed, Almanya’da Kautsky’i saymaktadır.

Rusya’nın yenilgisini istemek Troçki’ye göre, “sosyal-yurtseverliğin politik yöntemine verilen bir tavizdir. ” Lenin’e göre, Troçki oportünizmin savunusunu yapmak için kibirli safsatalara başvurmaktadır. Bir tarafta sosyal şovenizme, anavatan savunucularına karşı mücadele eden Lenin var. Diğer tarafta ise, Kautsky’nin yedeğinde hareket eden Troçki var. Demek ki, Troçki II.Enternasyonal’in tavrına karşı değil, tam tersine sınıf uzlaşmacılığı çizgisini savunmuştur. Gerçek durum budur.

Devam ediyor “Komünist Zemin ” ve tüm kötülüklerin kaynağını Stalin’de arıyor! Şu bürokrasi meselesinde tavır takındık.

Burada bir kez daha üzerinde durmayı gerekli görmüyoruz.
Uluslararası gelişen devrimleri Stalin bastırmış! “1921-1927 yılları arasında İtalya, Almanya, Fransa, İngiltere ve Çin başta olmak üzere, gelişen yeni devrimci dalga, hem kapitalizmi hem de Sovyet bürokrasisinin iktidarını tehdit etti ve Sovyet bürokrasisi ile uluslararası burjuvazi bu ortak tedirginliklerinden dolayı ‘el birliği ’ ile gelişen devrimci dalgayı durdurmayı başardılar. ”
Söylenenler sadece burada yazılanlarla sınırlı değil.
“Stalinist politika, 1933 yılında faşist partiyi iktidara taşıdı. ” İspanya’da faşizmin iktidara gelmesinin nedeni de “Stalinist” politika imiş!!! Şöyle devam ediyor troçkist baylarımız. “Savaş, Alman faşizminin yenilgisiyle sonuçlanmıştı, ama dünya devrimci proletaryası kazanamamıştı. Kazanan taraf ise hem dünya emperyalist sistemi hem de Hitler orduları Sovyetlere saldırdıktan sonra Müttefik Kuvvetlerle (A.B.D., İngiltere, Fransa) ittifak kuran Stalinist bürokrasi olmuştu. ” (http://komunistzemin.org/images/stories/F ile/bildirge.pdf)

Stalin, Marx, Engels, Lenin’le birlikte, Marksizm-Leninizm’in bir klasiğidir. 
Stalin, Sovyetler Birliği’nde sosyalizmin inşasının unutulmaz mimarıdır. 
Stalin, anti-faşist savaşta dünya proletaryasının ve ezilen halklarının büyük dayanağı sosyalist Sovyetler Birliği’nin büyük önderidir. 
Stalin, Nazi İmparatorluğu’nun yıkılmasında esas rolü oynayan Kızıl Ordu’nun başkomutanıdır.
Stalin, Leninizm’in yılmaz savaşçısı ve uygulayıcısı, geliştiricisi, bütün dünya Marksist-Leninistlerinin en büyük öğretmenlerinden biridir. 
Stalin, troçkistler için bir nefret sembolüdür, bir kızıl çuhadır. Çünkü o troçkistlerin ipliğini pazara çıkarmanın ve planlarını boşa çıkarmanın bir sembolüdür. O’nun önderliğinde sosyalist Sovyetler Birliği, bir kızıl kale olarak dünya proletaryasına kurtuluşun yolunu, sosyalizmin nasıl inşa edileceğini göstermiştir.

Troçkistler ve emperyalist burjuvazi, Stalin’e ve O’nun şahsında sosyalizme, komünizme düşmanlıklarını ortaya koymakta ve kin kusmaktadırlar. Almanya’da faşizmin iktidara gelmesinin, dünya emperyalizminin dünya çapında katliamlara girişeceklerinin işareti olduğu dönemde, Sovyetler Birliği’nde sosyalizm inşa ediliyordu. İnsanın insan tarafından sömürüsü ortadan kaldırılmış ve böylece sosyalizm, dünya proletaryasının bir düşüncesi olmaktan çıkıp, bir ülkede elle tutulur bir gerçek olmuştu.

Stalin, Sovyetler Birliği emekçilerini proleter enternasyonalizmi ile eğitti. Teslimiyetçi ve milliyetçi düşüncelere karşı mücadele içinde Çin devriminin, İspanya iç savaşının, Almanya, İngiltere, vs. işçi sınıfının mücadelesinin desteklenmesi gerektiğini ortaya koydu.
Stalin, aynı zamanda diğer ülkelerin komünistlerine devrimin gelişmesi ve güncel sorunları üzerine yazıları ve uyarılarıyla ve emperyalistlerin manevra ve politikalarını şaşmaz biçimde teşhir ederek dolaysız yardımda bulundu. Sovyetler Birliği’nde proletarya diktatörlüğünün güçlenmesi, uluslararası buıjuvazinin Sovyetler Birliği’ne duyduğu kini artırmıştır. Alman faşizmi bu durumda, emperyalist burjuvazinin can düşmanı Sovyetler Birliği’ni dize getirme görevini üstlenmiştir. Bu somut tehlike karşısında Sovyetler Birliği savunma gücünü daha da kuvvetlendirmeye yöneldi. Sovyetler Birliği, savunmada esas gücünü uluslararası proletarya ve ezilen halklardan alıyordu. Dış siyasette de Sovyetler Birliği, Hitler Almanya’sına karşı emperyalistlerin Sovyetler Birliği’ni tecrit etme ve iki cephede savaşa sokma çabasına karşı bir koalisyon kurmaya çalışıyordu. Diğer batılı emperyalist güçler ise faşizmi destekleyerek onu saldırıya teşvik ediyordu. Bu durumda 1939’da Sovyetler Birliği, Almanya’nın karşılıklı saldırmazlık anlaşması önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Böylece saldırıya karşı hazırlanabilmek için iki yıl zaman kazanmış oldu.

22 Haziran 1941’de Nazi sürüleri Sovyetler Birliği’ne saldırdı.
Nazi sürüleri Stalingrad kuşatmasında yenildiler. Stalingrad yenilgisi ile birlikte savaşın seyri değişti. Sovyetler Birliği’nin lehine gelişmeye başladı. Sovyetler Birliği’nin en başından itibaren savunduğu ve fakat ABD-Fransa-İngiltere tarafından uzun süre ret edilen Anti Hitler Koalisyonu bu şartlarda kuruldu.

Batılı emperyalistler Normandiya’dan çıkarma yaptılar. Hitler orduları, doğuda Kızıl Ordu tarafından Berlin’e kadar kovalandı ve Berlin’deki parlamento binasına kızıl bayrak dikildi. Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği, savaşı kazanmakla kalmamış, Doğu Avrupa ülkelerindeki faşist iktidarlara da son verilmişti.