Çarşamba, Eylül 08, 2010

"12 Eylülle hesaplaşma" yaygaraları ve altında yatan reformizm

Günümüzde artık 12 Eylül Askeri faşist darbeden , bu darbenin hazırladığı zeminden paye toplayan dini gericilerden tutun, teorik ve pratik destek ve kaynağını ABD ve EU dan alan Marksist maskeli Troçkist lere kadar her renkten karşı devrimciler "12 Eylül le hesaplaşma"yı ağızlarında sakız haline getirdiler.

Nedir bu bahsedilen "hesaplaşma", ve kimlerdir "muhatabı"? işte bu soruların cevabında gericilerle, reformistlerle ve her türlü Troçkist varyasyonlarla temel ideolojik ayrılık ortaya çıkmakta.

Gericilerin sahtekarlığını görmek için Marksizmi bilmeye gerek yok. Ancak reformist ve revizyonistlerinde gericilerle aynı noktada buluşmalarının bir tesadüf olmadığını, kaynağının sorunlara ve dünyaya bakış açılarında ki hipokratlığı ve temel ideolojik yaklaşımı anlamak gerekir.

Tarihi inceleyenler görecektirki , 12 Eylül askeri Faşist diktatörlüğü, bu hipokratlık yapan gericilerin güçlenmesi için zemin hazırlayan en önemli dönemlerden birisi olmuştur. Faşist darbenin arka planındaki emperyalistler ve Türkiyedeki hakim sınıf sadece generalleri"bizim oğlanlar"diye kucaklamadı, bu gericileri de aynı şekilde kucakladı. Devamından günümüze kadar Türkiyedeki gericiliğin örgütlü bir şekilde gelişmesi ne emperyalizmden ne de işbirlikci hakim sınıfdan bağımsız "kendiliğinden"bir gelişme olmamıştır, değildir.

 Asıl olarak devrimci ve demokratları hedef alan 12 Eylül askeri Faşist darbenin devrimci mücadeleyi bastırması, örgütlerin dağılmasına, yılgınlığın, dönekliğin ve önderliklerin sorunu yanlış pratiğe uygulanan doğru teorilerde değilde, Marksizm Leninizmin kendisinde görme arayışı içine itmesine de neden olmuştur. Bu arada geçmişteki doğru teoriler ve doğru pratikler üzerine güçlenme yerine, onlarda "geçmişin bir parçası" olarak unutuldu ve terkedildi..

Buna ilave olarak, gelişen süreçte, Türkiyede kapitalizmin çarpık da olsa gelişmesi , küçük burjuva, bürokrat ve orta sınıfın az da olsa palazlanmasını da beraberinde getirdi.. Leninin sözleriyle ""hayatta başarılı olmak için" bu dünyanın güçlülerine uyma ruh halinin egemen olduğu kesimi " olan, bu küçük burjuva gruplar, "kaçınılmaz olarak reformistlerin, oportünistlerin ve revizyonistlerin düşüncelerini ve pratiklerini yayabilmeleri için en uygun zemini oluştur" dular.

Genellikle yurt dışına giden önderlik pozisyonundaki devrimcilerin, kapitalizmin göbeğinde ve onların sömürüsünden aldıkları paylarla daha rahat yaşamı görerek ve kendi ülkeleri dahil , sömürülen ülkelerdeki yaşama kör ve oportünist gözlüklerle bakması, onların (tesadüf bu ya!!) bu ülkelerde güçlü olan Troçkizmin değişik varyasyonlarının batağına batmalarının da temelini oluşturmuştur.

Marksizmin ikiciliğini terkedip kapitalist ülkeler temelinde Türkiyeyi değerlendirmeye!!! başlayan ve isimlerinin bilinmesinden oportunistce yararlanan bu dönekler, Avrupa reformizminin Türkiyedeki teorisyen, propogandacı ve örgütleyicileri beyinleri haline gelmişlerdir..

İdeolojik temelleri ve pratikleri işçilere devrimi değil reformizmi öğretmek olan 2inci enternasyonalin döneklerinin ve reformistlerin politikaları, anayasal tavizlerin, anayasal reformların elde edilmesine yönelik olduğundan, sendikal mücadelede, mücadeleyi ekonomik isteklerle sınırlamaları , yani ekonomizmi, teori ve pratikte savunmaları kaçınılmazdır…

Bu tür yaklaşım , mücadeleyi siyasi alanda da özellikle anayasada reformlar elde etmek le sınırlayan, hızlı ve en solcu sözlerin arkasına saklanarak devrimi gündemden kaldıran, hedef şaşırtan ve "sorunları"kişilere, partilere, kurumlara ve "dönem"lere indirgeyerek, bütün bunların arkasındaki "sınıfsal iktidar Devleti ", yani "sermayeyi"göz ardı eden, burjuva ideolojisinden kaynaklanan bir yaklaşımdır..

Bu anlamda, gericilerle bu Troçkist varyasyonların "12 Eylül le hesaplaşma "naraları, hipokratlıktan ve sermaye uşaklığından öteye gitmeyen, aldatıcı , göz boyayıcı ve sorunun özüne inmeyen, tam tersine onu gizleyen , yapıcı ve kalıcı anlamda reformist niteliği bile olmayan bir sahtekarlıktır..

12 Eylül askeri faşist diktatörlüğünü, kuram olarak bile "faşist diktatörlükten" ayırmak, " 12 Eyülle hesaplaşma" adıyla , "12 Eylül" e indirgemek, onların 12 Eylül ü sermayeden ve Devlet den bağımsız , kendi başına ve bir kaç generalle, Kemalist bürokrasinin gerçekleştirdiği bir darbe, sistem içinde "olmaması gereken"bir olgu olarak yansıtma pratiğidir. Yani sorun sistem değil, sistem içinde, sermayeden bağımsız askeri ve sivil bürokrasinin bir kanadı.!! Ve eğer bu kanat soyutlanır ve cezalandırılırsa, sorun bitecek, "12 Eylül le hesaplaşma" tamamlanmış olacak, bir Troçkist genel başkan yardımcısının dediği gibi, "demokrasinin ve özgürlüklerin istediğimiz düzeyde gelişmesi yönünde önemli bir ilk adım" olacak….!! 

İşte burda iki türlü reform anlayışı arasındaki farkı görüyoruz, sistemle ve rejimle uzlaşan, reformlarla yetinmeyi temel alan reformistlerin anlayışı, ve reformları halkın mücadelesinin geliştirilmesi yönünde adımlar olarak gören, devrimci reformlar üzerine mücadele taktiksel anlayışı...

12 Eylül faşist diktatörlüğü ile hesaplaşmayı anayasa değişikliğine indirgeyen anlayış, burjuva anlayışıdır. "Reformist için reform herşeydir; " der Stalin , "devrimci çalışma ise ikincil bir-şey, lafı edilecek bir konudur, göz boyamaya yarar. Bundan dolayı burjuva iktidarının varlığı koşullarında reformist bir taktikle reform, kaçınılmaz olarak bu iktidarın sağlamlaştırılmasının bir aracına, devrimi çökertmenin bir aracına dönüşür " (Leninizmin temelleri üzerine)

Gerek gericilerin ve gerekse Troçkistlerin amacının devrimi çökertmek olduğunu tarih yüzlerce defa kanıtlamıştır.

Gericilerin ve Troçkist varyasyonların "12 Eylülle hesaplaşması", 12 Eylül Askeri Faşist diktatörlükle hesaplaşma değildir, olamaz. Onların hesaplaşma "hesap"ları, kitleleri uyutmak, 12 Eylülün sermayeden ve Devlet den bağımsız, kurumsal ve bireysel olduğu aldatmacasını kitlelerin kafasında oluşturmak ve var olan sistem içinde her sorunun çözülebileceği hayallerini yayma, reformist hesaplardır.

Devrimciler süreç içinde 12 Eylül Askeri Faşist Diktatörlüğün piyonlarından da , onun asıl sorumlusu işbirlikci sermayeden de ve onların Marksist maskesi altındaki Troçkist varyasyonlarından da gerçek hesabı, onların sistemini alaşağı ederek soracaktır..Bu tarihi diyalektiğin kaçınılmaz sonucudur.

Erdoğan A

8 Eylül 2010