Pazartesi, Haziran 19, 2006

Yurtseverlik, Milliyetcilik ve Sol önderliğin sorumluluğu

""""Kapitalizmin dayanılmaz yaşam şartları yarattığı, kimisi tamamıyla hiç bir örgütlenme içinde olmayan, kimisi sınıf düşmanları tarafından yönlendirilen örgütlenmeler içinde olan, milyonlarca genç kadın ve erkekler, ısrarlı çalışmayla.. kazanabileceğiniz ve kazanmanız gereken, kardeşleriniz ve bacılarınızdır..."""" Dimitrov, faşizme karşı gençlik

Zhdanov; “Kendi halkını sevmeyen ve ona saygı duymayan enternasyonalist olamaz”.
Anti emperyalist duyguların ve potansiyelin büyük boyutlara ulaştığı içinde yaşadığımız dönemde, her zaman olduğu gibi Yurtseverlik ve Milliyetçilik kavramları kimilerince bilinçli olarak, diğerlerinin de bilinçsizce birbirine karıştırılmakta. Amaç, gene anti-emperyalist güçleri bölme ve birbirine düşürmek.

Emperyalizmin ve onların ajanları Troçkist neo-kon ların sözleri hiç unutulmamalı, “…bırak birbirlerine karşı mücadele etsinler (birbirlerini yesinler) böylece hayatın gerçekleriyle bağlantılarını koparırlar ve artık gerçek çıkarlarının nerde yattığını göremez hale gelirler..

Gelinen yerde, Türkiye, tarihi boyunca (kurtuluş savaşı dışında) görülmemiş bir anti-emperyalist potansiyelin, tabandaki her kesimde oluşması, bu potansiyelin örgütlenmesi ve odaklanması , yani demokrasi mücadelesi saflarına çekilebilmesi olanağını yaratmıştır.

Bir tarafta işbirlikçiler ve PKK bu potansiyeli emperyalistler çıkarına yönlendirme çabalarında, gördüğüm kadarıyla da diğer tarafta gizli/açık Troçkist ajanlar bu potansiyeli pasifize etme peşindeler. Buna karşı da sağ önderlikler, Devrimci Yurtsever örgüt ve kuruluşların dağınıklığından yararlanarak, var olan potansiyeli kendi çıkarları doğrultusunda birleştirme ve yönlendirme faaliyetleri içindeler.
1979 ve öncesi İran'ı hatırlayalım, Marksın, Lenin'in, Stalin'in kitaplarının yasak olduğu, Troçki'nin kitaplarının, dini kitaplarının yanında satıldığını, Marksist örgütlerin tabanda gelişen anti emperyalist potansiyele, bir bütün olarak “gerici” yaklaşımı, ve kendi aralarında bir güç oluşturamamalarının sonucunu 27 sene sonra hala görüyoruz.
Yani Sol örgüt ve kuruluşların anti-emperyalist bir cephede birlik sağlaması , tabanda var olan bu potansiyeli anti-emperyalist ve demokrasi mücadelesi saflarına çekebilmesi için hayati bir önem taşımakta.

Sağ ideologların en büyük cambazlığı Yurtseverlik ve Milliyetçilik kavramlarını aynı gibi göstererek tabanı kendi çıkarları doğrultusunda, uzun vadeye yönelik örgütlemek.

Kavram üzerine alıntılar,

Bir zamanlar Fransa Başkanı olan , Charles de Gaulle, “ Yurtseverlik kendi halkının sevgisinin önde gelmesi, milliyetçilik, kendi halkının dışında diğer halklardan nefret etmenin önce gelmesidir”

Troçkiyi sevmeyen Troçkist George Orwell : "Yurtseverlik demekle, söylemek istediğim belirli bir yere, ve yaşam biçimine düşkünlük, bu yerin, kültürün dünyanın en iyisi olduğuna inanmak, ama bunu diğer halklara zorla kabul ettirmeyi düşünmemek

Diğerleri, " Yurtseverlik bir ülkenin erdemlerinden gurur duymak ve eksikliklerini düzeltmek için gayretli olmak, ayni zamanda diğer ülkelerinde yurtseverliğini ve onların erdemlerini kabul etmek. “

“””Yurtseverlik bir aile sevgisi gibidir. Aileni ailen olduğu için seversin , onların dünyanın en iyi ailesi, yada diğer ailelerden daha iyi olduğu için değil. Başkaları da kendi ailelerini sevdiğinde bundan tehlike görmezsin, onların ailelerine saygı duyarsın ve onların da senin ailene saygı duymasından rahatlık hissedersin.”””
“Yurtseverlik bir çeşit sevgidir ve savaşmak zorunda kalmadan savaşmaz, Milliyetcilik ise kızgınlık ve rekabet temelindedir ve genellikle gerçek yada hayali düşmanların varlığı ile açıklanır”

“Milliyetçiler ülkelerinin her zaman haklı olduğunu isbat etmeye uğraşırlar. Onlar ülkeyi bir “ev” olmakdan bir düşünceye, soyut a indirgerler”

" Yurtseverle milliyetçi arasındaki fark , yurtsever ülkesinin (olumlu) ne yaptığı ile gurur duyar, Milliyetçi ülkesi ne yaparsa yapsın gurur duyar. Birincisi sorumluluk yaratan bir yaklaşım, ikincisi savaşlara yol açan körce kendini beğenmiş bir yaklaşım..

Sanırım bu kadar yeter. Burada vurgulamak istediğim Milliyetçilikle Yurtseverlik arasındaki bildiğimiz farklar değil tam tersine arasındaki benzerlikleri ve bilinçsiz bir Yurtseverliğin Milliyetçiliğe dönüşümünün ne kadar kolay olduğu gerçeğidir. Hitlerin ,” …gerçek bir milli(yetcı) liderin etkinliği halkın dikkatini bölme yerine onun dikkatini ortak bir düşmana yoğunlaştırmasından oluşur” sözü, bu benzerliğin eğer devrimci yurtseverler tarafından tabana sahip çıkmada gecikilirse, milliyetçilikle sonuçlanacağının kaçınılmazlığını vurgular.

Marksist Leninist öğretiye göre işçi sınıfı anavatanına ve ulusuna, onun olumlu geleneklerine, ve kültürüne yabancı olamaz ve olmamalı. Tam tersine her ulusun işçi sınıfı o ulusun içinde kendi emeğiyle yarattığı her şeyin mirasçısı olarak görülür.

Lenin “" İşçi sınıfı mücadelesinin politik sosyal ve kültürel şartlarına ilgisiz ve hareketsiz kalamaz, bu yüzden ülkesinin kaderine de seyirci kalamaz” der. Yani ülkenin kaderini emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine bırakamaz.

Stalin'in ikinci dünya savaşında “anavatanın özgürlüğü ve bağımsızlığı üzerine” Sovyet halklarının ve atalarının bağımsızlık kültür ve gelenekleri üzerine yaptığı konuşmalar özünde Yurtseverleri ve Yurtsever duyguları hedef alan konuşmalar olmuştur.

Ziherl “…. Kozmopolitanizme (Globalizme) karşı mücadele ulusal bilinci uyandırmaya hizmet edecektir, ….. kendi halk gücünü bir araya getirmek, emperyalist güçlerin ülkeyi ele geçirme çabalarına karşı mücadele başarılı olabilir…….Bu prensip olarak Marksist Leninist görüşün müdafaasıdır ki her ulus, kendi kültürünü geliştirerek evrensel kültürün gelişmesine olumlu katkıda bulunabilir. ”Ancak eğer belirli Marksist Leninist tedbirler alınmazsa bu mücadele milliyetçiliğe dönüşebilir

Kısacası bu gün Emperyalizmin “yaşam biçimi ve demokrasi ihraç etme ” planı altında ülke halklarının kültür ve yaşam biçimine, ve devamında da ülkelere saldırma planları, Türkiye dede geniş bir anti-emperyalist yurtsever tabanın oluşmasına neden oldu. Sekter bir yaklaşımla tabandaki her başörtülüyü şeriatçı , her milliyetçiyim diyeni faşist görüp tavır almak, buna karşın solcuyum diyen her Troçkiste sarılmak , yurtsever im diyen her solcuyu milliyetçilikle suçlamak ve tavır almak, ve bu arada Devrimci Yurtsever bir cephe kuramamak, bu potansiyelin, gericiliğin kontrolü altına düşmesine yardımcı olacaktır. İşte o zaman her başörtülü şeriatçı, her milliyetçi faşist , her solcu da Troçkist olabilir. Bu da Türkiye Devrimci mücadelesini bilinmez bir geleceğin içine itecektir. Bunun sorumluluğunu taşıyan “önderler” de burjuva değil, devrim Tarihine nasıl yazılacaklarını biliyorlar.

Haziran 19 2006
Erdogan Ahmet
2005 -2006 Cephe Kurmanın gerekliliği Tartışmalarından