<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560</id><updated>2011-10-10T06:24:00.543-07:00</updated><title type='text'>Yeni Demokrasi</title><subtitle type='html'>Yeni Batı emperyalizminin yasallaşması için ırkçı teorilerin yeniden yaratılması</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>201</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-8484574273336899217</id><published>2011-07-03T16:08:00.000-07:00</published><updated>2011-07-03T16:08:05.490-07:00</updated><title type='text'>Konferans Gündeminin İlk Maddesi üzerinde konuşma: "SultanGaliyev olayı"</title><content type='html'>Günümüzde SOL hareketlerin kiminin bir taraftan milliyetciliğe karşı&amp;nbsp;  sessiz kalması , diğer taraftan kiminin katı bir sekterlik içinde  olmasına bağımlı olarak Stalinin bu konuşması inanılmaz bir güncellik  taşıyor. Aynı zamanda AKP ile flörtlükten sonra , Galiyev Troçki  dostluğu gibi bir uydurmaca ve Galiyev Stalin düşmanlığı yazılarıyla  artık Irkçılarla flörtlüğe başlayan Troçkistlerden, -olurya-  etkilenmekte olan iyi niyetli derimci demokratlar&amp;nbsp; açısından Stalinin bu  konuşması bir kaç defa ve dikkatli bir şekilde okunması ve üzerinde  düşünülmesi gereken gündem içeriğinde bir konuşma.&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Kürsüyü  burada konuşma &amp;nbsp;yapan &amp;nbsp;yoldaşların konuşmalarına &amp;nbsp;birkaç yorum yapmak  &amp;nbsp;için aldım. Sultan Galiyev olayı nı içeren ilkesel yanını, bunu,  gündemin &amp;nbsp;ikinci maddesiyle ilgili raporumda ele alamaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her  şeyden önce Danışma Konferansı nın kendisi ile ilgili olarak burada  birisi (tam olarak kim olduğunu unuttum), bu Konferansın olağandışı bir  olay olduğunu söyledi. Bu doğru değildir. Bu tür danışma konferansları  Partimiz için yeni bir olay değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki &amp;nbsp;Konferans,  Sovyet iktidarının varoluşundan beri dördüncü benzeridir. 1919'un  başlarına kadar &amp;nbsp;üç danışma konferansı düzenlendi. O sıralarda koşullar,  böyle danışma konferanslan toplamamıza olanak veriyordu. Ancak  sonraları, 1919'dan sonra, iç savaşla aşırı derecede ve zorunlu olarak  ilgilenmemiz gerektiği &amp;nbsp;1920 ve 1921 yıllarında, bu tür danışma  konferansları yapmaya zamanımız yoktu.Ve sadece şimdi, &amp;nbsp;Içsavaşı sona  erdirdikten, ekonomik inşaya derinden&amp;nbsp; başladıktan, &amp;nbsp;şimdi Parti  çalışmasının kendisi de özellikle ulusal Bölgelerde ve Cumhuriyetlerde  daha somut bir hale geldikten sonradır ki - ancak bundan sonradır ki,  böyle bir danışma konferansı toplama olanağına kavuştuk. Sanırım Merkez  komitesi tabanda siyasetimizi uygulayanlarla, o siyaseti saptayanlar  arasında, tam bir karşılıklı anlama yaratabilmek için daha sık bir  şekilde bu araca başvuracaktır. Bence bu tür danışma konferansları,  yalnız bütün Cumhuriyetlerin ve Bölgelerin temsilcileri ile değil, aynı  zamanda tek tek Bölge ve Cumhuriyetler çerçevesinde de&amp;nbsp; daha somut  kararlar belirlenebilmesi için uygulanmalıdır..Tek başına bu, hem Merkez  Komitesini &amp;nbsp;hem de yerel lerdeki sorumlu işçileri tatmin &amp;nbsp;edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı  yoldaşların, Sultan Galiyev'in, yanılmıyorsam Adigamov'a gönderdiği ilk  gizli mektubu okuma fırsatı bulduğumda onu uyardığımı söylediklerini  duydum. &amp;nbsp;Sanırım&amp;nbsp; herkesten önce ve en çok konuşması gerekli olan&amp;nbsp;  Adigamov burada her nedense susuyor ve söz almıyor. &lt;strong&gt;Bu yoldaşlar tarafından Sultan Galiyev'i çok fazla korumuş olmakla kınandım&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Evet, onu gerçekten de, mümkün olduğu sürece korudum &lt;/strong&gt;&amp;nbsp;, &lt;strong&gt;ve bunu (onu korumayı) görevim olarak gördüm ve hala görmekteyim&lt;/strong&gt;. &amp;nbsp;&lt;strong&gt;Ama onu sadece belli bir noktaya-sınıra kadar savundum&lt;/strong&gt;. Ve &lt;strong&gt;ne zamanki Sultan Galiyev o noktanın -sınırın dışına çıktı, ona sırt çevirdim&lt;/strong&gt;.  Sultan Ga liyev'in ilk gizli mektubu, onun daha o zaman Parti ile  bağını kopardığının kanıtıdır, &amp;nbsp;mektubun tonu nerdeyse bir beyaz  muhafızınki gibidir, &amp;nbsp;Mekez Komitesi &amp;nbsp;üyeleri üzerine yazdıklarını&amp;nbsp;  birisi ancak düşmanları &amp;nbsp;hakkında &amp;nbsp;yazabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla  tesadüfen, Tarım Halk Komiserliği sorunlarında Tatar Cumhuriyeti'nin  taleplerini temsil ettiği Politbüro'da karşılaştım. Daha o zaman  kendisini, onun gizli mektubunu Parti düşmanı olarak nitelendirdiğim,  validovunkine benzer bir örgüt kurmakla suçladığım ve kendisine,  illegal, Part i düşmanı çalışmasını durdurmazsa sonunun kötü olacağını  ve benden hiçbir destek görmeyeceğini açıkladığım bir notla uyardım.  Bana oldukça utanç duymuş bir şekilde cevap verdi, yanıltıldığını,  gerçekten de &amp;nbsp;Adigamov'a yazdığını, ama iddia edilenleri değil başka  şeyler yazdığını söyledi; &lt;strong&gt;her zaman&amp;nbsp; Partiye sadık olduğunu ve gelecektede sadık kalacağına dair şerefi üzerine söz verdiğini ekledi.&lt;/strong&gt;  Buna rağmen sekiz gün sonra Adigamov'a ikinci bir gizli mektup  gönderiyor ve bu mektu bunda ona, Basmaçlar ve önderleri Validov'la  ilişki kurmasını ve mektubu "yakmasını" öneriyor. Bu nedenle, bütün  herşey bir alçakIık, ve&amp;nbsp; bir aldatmacaydı, ve &lt;strong&gt;bu benim Sultan Galiyev'le bütün bağlarımı koparmak zorunda bıraktı&lt;/strong&gt;. O andan itibaren Sultan Galiyev benim için, Parti sınırları dışında, Sovyetler dışında duran bir adamdı, ve &lt;strong&gt;birçok kez benimle *dertleşmek* için ısrar ettiyse de, onunla konuşmayı imkansız gördüm&lt;/strong&gt;.  Ta 1919'un baslarında *Sol* yoldaşlar beni, Sultan Galiyev'i  desteklemekle , onu Parti içinde tutmaya çalışmakla, milliyetçilikten  vaz geçip Marksist olacağı umuduyla onu korumak isteğimle kınadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belirli bir dönem onu desteklemeyi gerçekten de sorumluluğum &amp;nbsp;olarak gördüm&lt;/strong&gt;.  Doğu Cumhuriyetlerinde ve Bölgelerin de aydınlar, düşünebilen insanlar,  ve hatta sadece okuma-yazma bilen insanlar o kadar az ki , insan  parmakla"sayabilir. – bu koşullar altında bunlara nasıl değer veremeyiz?  Parti için ve partied tutmak için ihityacımız olan Doğu'nun insanlarını  çürümeden kurtarmak için her türlü çareye başvurmamak canilik olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ama her şeyin bir sınırı vardır&lt;/strong&gt;.  Ve Sultan Galiyev komünistlerin kampından Basmaçların kampına geçtiği  anda, bu sınırı aşmıs oldu. O zamandan itibaren, Parti için varolmaktan  çıktı. Türk elçisini, Partimizin Merkez Komitesi'nden daha kafa dengi  saymasının nedeni de budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer bir suçlamayı  Şamigulov'dan duydum, onun Validov la ilişkiyi &amp;nbsp;bir çırpıda bitirmekte  ısrar etmesine rağmen, Validov'u Parti için elde tutma çabasıyla  korudum. &lt;strong&gt;Onun muhtemelen kendini düzelteceği umuduyla Validov u gerçekten de korudum&lt;/strong&gt;. Siyasal partilerin tarihinden bildiğimiz gibi, &lt;strong&gt;en kötü insanlar (bile) düzeldi&lt;/strong&gt;. Şamigulov'un sorunun çözümünü &amp;nbsp;çok basit biçimde ele aldığı kararına vardım. Onun önerilerini kaale almadım. &lt;strong&gt;Doğru &amp;nbsp;Şamigulov'un tahminleri bir yıl içinde doğrulandı&lt;/strong&gt;, &amp;nbsp;Validov kendini düzeltmedi, Basmaçlara katıldı. Ama yine de Validov'un &lt;strong&gt;Partiden ayrılmasını bir yıl geciktirmekle, Parti bu işten kazançlı çıkmıştır&lt;/strong&gt;. Eğer 1918'de Validov'u defterden silseydik, Murtazin, Adigamov, Khalikov ve başkaları gibi Yoldaşlar &lt;strong&gt;saflarımızda kalmazlardı bundan eminim&lt;/strong&gt;.  (Bir ses: Khalikov kalırdı. Belki Khalikov gitmezdi ancak saflarımızda  çalışan yoldaşlardan bütün bir grup Validov'la birlkte giderdi&lt;strong&gt;. Hoşgörümüzle ve ileriyi kollayarak davranmakla elde ettiğimiz budur.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ryskulov'u  dinledim, ve söylemeliyim ki, onun konusması tamamıyle içten bir  konuşma değildi, yarı diplomatik bir konuşmaydı (Bır ses: "Çok doğru!");  konuşması genelde kötü intiba bıraktı. Ben ondan daha fazla açıklık ve  daha fazla içtenlik beklerdim. &amp;nbsp;Ryskulov ne derse desin, hiç kimseye  göstermemiş olduğu Sultan Galiyev'in iki gizli mektubunu evinde  sakladığı aşikardır , Sultan Galiyev ile ideolojik olarak bağlı olduğu  aşikardır . Ryskulov'un, Sultan Galiyev olayı ile suç teşkil eden  ilişkisini reddetmesi, Basmachılara giden yolda Sultan Galiyev ile  birlik olmadığını iddia etmesi nin hiç bir önemi &amp;nbsp;yoktur. Bu Konferansta  ilgilendiğimiz konu bu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bizi ilgilendiren konu Sultan Galiyev izm le olan entellektüel ve ideolojik bağdır&lt;/strong&gt;.  &amp;nbsp;Ryskulov ile Sultan Galiyev arasında böyle bir bağın var olduğu ise  açıktır, yoldaşlar, bunu Ryskulov bile inkar edemez. Yüce bir saat değil  onun için burası, &amp;nbsp;bu kürsüden, en sonunda " kesin ve kayıtsız-şartsız &lt;strong&gt;Sultan Galiyevizm &amp;nbsp;ile arasına mesafe koymasının artık zamanı değil midir?&lt;/strong&gt; Bu anlamda Ryskulov'un konuşması, yarı diplomatikti ve tatmin edici değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde Yenbayev de dipLomatik ve içten olmayan bir konuşma yaptı. Şu - Sultan Galiyev'in tutuklanmasında sonra Enbayev &amp;nbsp;&lt;strong&gt;ve ideolojik bakımdan yeterince sağlam olmamalarına rağmen mükemmel pratikçiler saydığım bir grup Tatar işçi sorumlularının&lt;/strong&gt;,  içinde onun derhal serbest bırakılmasını talep ettikleri, Sultan  Galiyev için kefil oldukları ve evinde ele geçirilen &amp;nbsp;belgelerin gerçek  olmadığını ima ettikleri bir yazıyla başvurdukları gerçek değil midir?  Bu gerçek değil midir? Ama yapılan araştırma-soruşturma neyi ortaya  çıkarmıstır? Bütün bu belgelerin hakiki olduğunu. Belgelerin  hakikiliğini &lt;strong&gt;Sultan Galiyev'in kendisi de kabul etmiş&lt;/strong&gt;  ve belgelerden çıkarılabilecek olandan çok daha büyük suçlar işlediğini  itiraf etmistir, Sultan Galiyev, suçunu tamamıyle sonuna kadar kabul  etmiştir, kabul etmiş ve pişmanlığını belirtmiştir. Tüm bunlardan sonra,  Yenbayev'in hatalarını kesinlikle ve katiyetle kabul etmesi ve Sultan  Galiyev'le arasına mesafe koyması gerektiği açık değil midir? Ancak  Yenbayev bunu yapmamıstır. O, &amp;nbsp;"Sollar" ile alay etme fırsatı bulmuş;  Sultan Galiyev izm ile, Sultan Gallyev'in içine yuvarlandığı uçurumla  arasına kesin ve komünist tarzda mesafe koymak aklına gelmemiştir;  açıktır ki, diplomasinin kendini kurtaracağını sanmıştır. . . .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firdevs'in  konuşması da A'dan Z'ye diplomasiden başka birşey değildi. İdeolojik  bakımdan kim kimi yönetmiştir,Sultan Galiyev Firdevs'i mi, yoksa Fırdevs  sultan Galiyevi mi , bu soruyu açık bırakıyorum, gerçi &amp;nbsp;ben ideolojik  ikolarak ve tersinden çok, Firdevs'in Sultan Galiyev'i yönettiği  kanısındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ben, Sultan Galiyev'in &amp;nbsp;teoride çalışmalarında- denemelerinde &amp;nbsp;özel olarak reddedilmesi gereken birşey&amp;nbsp; görmüyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eğer sultan Galiyev, Pan-Türkizm ve Pan-İslamizmin ideolojik alanıyla sınırlı kalsaydı, bu,&amp;nbsp; bu kadar kötü&amp;nbsp; olmazdı&lt;/strong&gt;,  o zaman derdim ki, &amp;nbsp;X. Parti Kongresi'nin ulusal soruna ilişkin kararı  bu akımı yasaklamasına &amp;nbsp;rağmeen, bir ideoloji olarak pan-Türkizm ve  Pan-İslamizm henüz katlanılabilir bir şeydir, ve &amp;nbsp;Partimizin safları  içinde sınırlayarak&amp;nbsp; &lt;strong&gt;bu akımlar eleştirmekle yetinilebilir&lt;/strong&gt;. Ama &lt;strong&gt;ideolojik denemeler-pratikle&lt;/strong&gt;, Basmaçhların pratiği, Firdevs'in yapmaya çalştığı gibi,&amp;nbsp; Basmaçhı &amp;nbsp;liderleriyle, Vyalidov ve diğerleriyle &lt;strong&gt;bağ kurmakla sonuçlanırsa&lt;/strong&gt;, burada, &lt;strong&gt;ideoloji nin masum olduğu temelinde iddia ile,&amp;nbsp; asla&amp;nbsp; doğrulanamaz-haklı kılınamaz&lt;/strong&gt;. Sultan Galiyev'in &lt;strong&gt;faaliyetini böyle mazur göstererek kimseyi aldatamazsınız.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yolla emperyalizm ve çarlık için de bir mazeret bulunabilir &lt;strong&gt;çünkü onların da bazen çok masum görünen bir ideojojisi vardı&lt;/strong&gt;r.  Kimse bu biçimde muhakeme yürütemez. Siz burada mahkeme önünde  değilsiniz, diploması değil açıklık ve içtenlik bekleyen sorumlu  işçilerinin danışma konferansı önündesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence Khojanov  iyi konuştu. İkramov'un konuşması da ,fena değildi. Ama bu yoldaşların  konuşmalarında insanı düşündüren bir pasaja dikkat çekmek istiyorum.  &amp;nbsp;İkisi de bugünkü Türkistan'la çarlık zamanının Türkistan'ı arasında bir  fark, olmadığını, yalnızca tabelanın değiştiğini, Türkistan ın çarlık  zamanındaki durumunda kaldığını söylediler. Yoldaşlar, eğer bu yanlış  bir dil sürçmesi değil de düşünülerek , değerlendirmeyle , ve eğer  bunlar tam bilinçle söylendiyse, &lt;strong&gt;o zaman bu durumda Basmaçhların haklı ve bizim haksız olduğumuzu söylemek gerekirdi&lt;/strong&gt;.  Eğer Türkistan çarlık altında olduğu gibi, bugün de gerçekten bir  sömürgeyse, o zaman Basmaçhlar haklıdır, Sovyet iktidarı çerçevesı  ıçinde bir sömürgenin varlığına gözyuman kimseler olarak &lt;strong&gt;, o zaman Sultan Galiyev'i yargılayan biz değil, tam tersine Sultan galiyevin &amp;nbsp;bizi yargılaması gerekir&lt;/strong&gt;..  Eğer bu doğruysa, sizlerin de Basmachlara neden katılmadığınızı  anlamıyorum. Öyle anlaşılıyorki , Khocanov ve İkramov, konuşmalarının bu  pasajını fazla &amp;nbsp;&amp;nbsp;uzun boylu düşünmemişler, çünkü bugünün Sovyet  Türkisan'ının çarlık Türkistan'ından temelden farklı olduğunu  bilmemezlik edemezler. Üzerinde düsünüp yanılgılarını düzeltebilmeleri  için, bu yoldaşların konuşmalarındaki bu hatalı noktaya işaret etmek  istedim .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Sollar" ve "sağ"lara gelince.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli Bölgelerin ve Cumhuriyetlerin komünist örgütleri içinde bunlar var mıdır&lt;strong&gt;? Elbette vardır. Bu inkar edilemez.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sağ ların günahları nerededir? &amp;nbsp;NEP'le bağıntılı 'olarak &lt;strong&gt;gelişen ve güçlenen milliyetçi eğilimlere karşı &lt;/strong&gt;Sağ  ların bir panzehir, güvenilir bir barikat oluşturamaz ve  oluşturamayacak olmaları gerçeğidir. Sultan Galiyevizmin &amp;nbsp;varlığı  gerçeği, Doğu Cumhuriyetlerinde, özellikle de Başkıristan ve  Tataristan'da belirli bir yandaş çevresi kazanmış olması , bu  cumhuriyetlerde büyük çoğunluğu teşkil eden &lt;strong&gt;sağ unsurların milliyetçiliğine karşı yeterli bir barikat &amp;nbsp;olmadığı gerçeğine şüphe bırakmaz..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımızdan çıkarmamamız gerekir ki, sınır bölgelerdeki, Cumhuriyetlerdeki ve Bölgelerdeki komünist örgütlerimiz, &lt;strong&gt;ancak milliyetçiliği aştıkları zaman gelişebilirler&lt;/strong&gt;,  ayaklarını sağlam yere basabilirler, gerçekten enternasyonalist  Marksist kadrolar haline gelebilirler. Sınır Bölgelerde ve  Cumhuriyetlerde Marksist kadroların, &lt;strong&gt;Marksist öncülerin yetiştirilmesinin önündeki başlıca ideolojik engel milliyetçiliktir&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partimizin tarihi gösteriyor ki, Bolşevik Partinin Rus bölümü Menşevizme karşı mücadele içinde büyümüş ve güçlenmiştir, çünkü &lt;strong&gt;Menşevizm burjuvazinin bir ideolojisidir&lt;/strong&gt;,  Menşevizm, burjuva ideolojisinin Partimiz içine sızmanın kanalını  oluşturmaktadır, ve Menşevizm sorununu aşmadan &amp;nbsp;Partimiz ayaklarını  sağlam yere basamazdı. İlyiç (Lenin) &amp;nbsp;bu konuda birçok defa yazmıştır. &lt;strong&gt;Bolşevizm,  Menşevizmi örgütsel ve ideolojik biçimlerinde altettiği ölçüde,  gerçekten yönetici bir parti olarak gelişmiş &amp;nbsp;ve güçlenmiştir.&lt;/strong&gt; Sınır bölgelerde ve Cumhuriyetlerdeki komünist &lt;strong&gt;örgütlerimiz için aynı şey milliyetçilik ile ilgili olarak geçerlidir&lt;/strong&gt;. Bolşevik Partisi için &lt;strong&gt;Menşevizm geçmişte hangi rolü oynadıysa, milliyetçilik şu anda bu örgütler için aynı rolü oynuyor&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınır bölgelerde her çesit burjuva etkiler, Menşevik dahil, örgütlerimize &lt;strong&gt;ancak milliyetçilik maskesi altında sızabilir&lt;/strong&gt;.  Cumhuriyetlerdeki örgütlerimiz ancak Partimiz içine sızan milliyetçi  etkilere karşı, burjuvazı canlandığı için, NEP geliştiği için,  milliyetçilik geliştiği için, aynı şekilde yerel milliyetçiliği  körükleyen BüyükRus şovenizminin kalıntıları varolduğu için, &lt;strong&gt;bütün olanaklarıyla milliyetçiliği destekleyen yabancı devletlerin etkisi ağır &lt;/strong&gt;bastığı için &lt;strong&gt;sızan milliyetçi etkilere karşı direnece&lt;/strong&gt;k  durumda olduklarında gerçek Marksist olabilirler. Cumhuriyet ve  Bölgelerdeki bu düşmana karşı mücadele - eğer ulusal Cumhuriyertlerdeki  komünist örgütlerimiz hakiki Marksist örgütler olarak güçlenmek  istiyorlarsa, bu aşamayı mutlaka geçirmek zorundadırlar. Başka bir yol  yoktur. &amp;nbsp;Ve bu savaşta Sağ güçsüzdür. Güçsüzdür, çünkü Partimize karsı  güvensizliğe bulaşmışlardır, ve &lt;strong&gt;çünkü milliyetçilik etkisine kolayca kapılmaktadırlar.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyetlerdeki ve Bölgelerdeki komünist örgütlerdeki &amp;nbsp;Sağ ın günahı işte budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama  sınırr bölgelerin "solcuları" da daha az günah işlemiyorlar, belki de  bunların günahı daha büyüktür. SInır &amp;nbsp;bölgelerdeki komünist örgütler,  milliyetçiliği altetmeden güç lenemez ve hakiki Marksist kadrolar haline  gelemezlerse, bu kadrolar bizzat aneak, eğer kendilerinetavizler  verilmesi gereken azçok sadık ulusal unsurların tümünü devlet kurumları  na açekmek için yeterince esnek olmayı öğrendikleri za man, Parti içinde  milliyetçiliğe karşı kararlı mücadele ile yerli halk arasından az çok  sadık unsurların, aydınların vs. Sovyet çalışmasına çekilmesi için aynı  ölçüde kararlı mücadele arasında manevra yapmayı öğrendikleri zaman,  kitlesel örgütler haline gelebilirler ve emekçi kitlelerin çoğunluğunu  çevrelerinde toplayabilirler. Sinır bölgelerdeki "Sol"lar, Partiye karşı  o kuşkucu tutumdan, milliyetçi etkilere kapılma eğiliminden azçok  özgürdürler. &lt;strong&gt;Ama "Sol"ların günahı sudur ki, onlar burjuva-demokratik ve sıradan sadık unsurlara &amp;nbsp;karşı esnek davranmayı bilmiyorlar&lt;/strong&gt;, bu unsurları yakınlaştıraca&lt;strong&gt;k manevra yapamıyorlar ve yapmak istemiyorlar&lt;/strong&gt;, ülkede emekçilerin çoğunluğunu kazanmaya yönelik &amp;nbsp;Parti çizgisini çarpıtıyorlar. Oysa &lt;strong&gt;gerekli olan, milliyetçilikle mücadele ile&lt;/strong&gt;, azçok s&lt;strong&gt;adık tüm unsurları devlet kurumlarımızda çalışmaya çekme arasında manevra yapmak için bu esnekliği v&lt;/strong&gt;e bu beceriyi her ne pahasına olursa olsun elde etmek ve kazanmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu  ancak, eğer bögelerimizde ve Cumhuriyetlerimizde karşılaştığımız tüm  çapraşıklığı ve özgüllüğü hesaba katarsak, eğer bu bölgelere merkezi  sanayi bölgelerindeki örnekleri basit birşekilde aşılamaya kalkışmazsak,  çünkü bu örnekler mekanik bir şekilde kenar bölgelere aşılanamaz, eger  halkın milliyetçi eğilimli unsurlarını, milliyetçi eğilimli küçük  burjuvaları bir kenara atmazsak, eğer bu unsurları devlet emrinde  çalışmaya sevk etmeyi öğrenebilirsek, o zaman &amp;nbsp;kazanabiliriz.&lt;br /&gt;"Sol"lar,  sekterliğe bulaştıkları ve Partinin ulusal Cumhuriyet ve Bölgelerdeki  bu karmaşık görevlerinin muazzam önemini anlayamadıkları için günah  işlemektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağ lar milliyetçiliğe boyun eğme eğilimleri ile&lt;/strong&gt; sınır bölgeler deki &lt;strong&gt;komünist kadroların büyümesini zorlaşıtırırken,&lt;/strong&gt; "Sol"lar da Partimizi, basitleştirilmiş ve aceleci "komünizm "leriyle Partimizi &lt;strong&gt;köylülük ve yerli nüfusun geniş katmanlarından soyutlama tehlikesiyle tehdit etmektedirler.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  iki tehlikeden hangisi daha büyük tehlikedir? &amp;nbsp;Eğer "sol"a sapan  yoldaşlar, ülkede nüfusu yapay olarak katmanlara bölme siyasetini  uygulamaya devam etmeyi düşünüyorlarsa - ve bu siyaset, yalnız Çeçenler  Bölgesi'nde ve Yakutlar Bölgesi'nde, yalnızca Tükistan da izlenmemiştir  &amp;nbsp;(İbrahimov: "Bu nlar farklılaştırma taktikleridir.") Şimdi de  İbrahimov, katmanlara bölme taktiği yerine, ayırdetme taktiğini koymayı  akıl etti, ama bu birşeyi değiştirmez, &amp;nbsp;dediğim gibi, eğer bu yoldaşlar,  tepeden bir katmanlara bölme siyasetini uygulamaya devam etmeyi  düşünüyorlarsa; &lt;strong&gt;eğer yaşam tarzını ve somut koşulları hesaba katmadan, Rus örneklerini öz gül ulusal koşullara aşılayabileceklerini Sanıyorlarsa&lt;/strong&gt;;  eğer bunlar, milliyetçiliğe karşı savaşırken, aynı zamanda ulusal olan  her şeyi de bordadan denize atmayı gerekli sayıyorlarsa; kısacası , eğer  sınır bölgelerindeki "Sol" komünistler iflah olmaz olarak kalma  eğilimindelerse, iki tehlikeden &amp;nbsp;, bu"sol" &amp;nbsp;tehlikenin&amp;nbsp; en tehlikelisi  olduğunu söylemeliyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağ ları milliyetciliğe karşı savaştrımak için acımasızca ,eleştirmeliyiz ,&lt;/strong&gt; yerel halk arasından gerçek Marksist Leninist kadrolar yaratmayı öğretmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda &lt;strong&gt;Sol ları da esnek ve hünerli bir şekilde taktikci olmayı &lt;/strong&gt;, böylece de halkın geniş kitlelerini saflara kazamayı, öğretmek için acımasızca eleştirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsinin yapılması gerekir, çünki Khocanov yoldaşın doğru bir şekilde belirttiği gibi, &lt;strong&gt;gerçek orta da, Sağ lar ile Sollar arasında yatmaktadır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin  ,RIGHTS AND "LEFTS" IN THE NATIONAL REPUBLICS AND REGIONS Speech on the  First Item of the Conference Agenda:"The Sultan-Galiyev Case"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevirenin notu..&lt;br /&gt;Stalin  "gerçek &amp;nbsp;orta da" derken "orta yol"dan bahsetmiyor, sağ sapmayla sol  sapma arasındaki , yani oportunizmle sekterlik arasında kurulması  gereken diyalektik denge den bahsediyor… &lt;br /&gt;Erdoğan Ahmet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-8484574273336899217?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/8484574273336899217/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=8484574273336899217' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8484574273336899217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8484574273336899217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/07/konferans-gundeminin-ilk-maddesi.html' title='Konferans Gündeminin İlk Maddesi üzerinde konuşma: &quot;SultanGaliyev olayı&quot;'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-761171747186678262</id><published>2011-06-22T14:55:00.001-07:00</published><updated>2011-06-22T14:55:42.750-07:00</updated><title type='text'>Geri Avrupa ve gelişmiş Asya-Lenin</title><content type='html'>Karşılaştırma bir çelişki gibi geliyor. Avrupa'nın gelişmiş ve Asya  nın geri olduğunu kim bilmez? Ama bu başlık için alınan kelimeler acı  bir gerçeği içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece gelişmiş makine sanayisi,  zengin, çok çeşitli kültür ve anayasalarıyla uygar ve gelişmiş Avrupada,  egemen &amp;nbsp;burjuvazi , proletaryanın artan gücünden ve büyümesinden&amp;nbsp;&amp;nbsp;  korkan , geri, can çekişen ve orta çağa ait herşeyi desteklemek için  ortaya çıkıca, &amp;nbsp;tarihte (yeni) bir noktaya ulaşıldı. Burjuvazi, son  günlerinin umutlarını yaşıyor &amp;nbsp;ve tüm eski ve eskimiş güçleri ile bir  araya gelerek sendeleyen ücretli köleliği korumaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişmiş  Avrupa geri olan &amp;nbsp;herşeyi destekleyen bir burjuvazi tarafından  yönetilir. Günümüz Avrupa sı&amp;nbsp; burjuvazi sayesinde değil, ama burjuvazi  ye rağmen gelişti, sadece daha iyi bir gelecek için savaşan milyonluk  &amp;nbsp;ordu su na &amp;nbsp;eklenen proletaryadır. &amp;nbsp;O (proletrya) &amp;nbsp;tek başına ,amansız  geri kalmışlığa, vahşete, ayrıcalığa, köleliğe ve insanın insan  tarafından aşağılanmasına karşı düşmanlığı taşır ve yayar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gelişmiş"  Avrupa'da gelişmiş tek sınıf proletaryadır. Yaşayan burjuvazi gelince,  ölmekte olan kapitalist köleliği &amp;nbsp;desteklemek için &amp;nbsp;vahşiliğin , zulmün  &amp;nbsp;ve suç un &amp;nbsp;her derecesini uygulamak için hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tüm  Avrupa burjuvazisinin bu çürümesine, &amp;nbsp;daha çarpıcı bir örneği, onun  Asya'da finansal manipülatörler ve kapitalist dolandırıcıların bencil  amaçlarını &amp;nbsp;ilerletmesi için &amp;nbsp;gericiliğe yardımları &amp;nbsp;gösterilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asya'da  her yerde güçlü bir demokratik hareket, büyümekte , &amp;nbsp;yayılmakta ve güç  kazanmaktadır. Orada burjuvazi şimdilik &amp;nbsp;gericiliğe karşı halkın yanında  duruyor. . Yüz milyonlarca Insan hayata,&amp;nbsp; aydınlığa &amp;nbsp;ve özgürlüğe  &amp;nbsp;uyanıyor. Ne sevindiricidir &amp;nbsp;bu dünya hareketinin , &amp;nbsp;kolektivizm  yolunun demokrasi yoluyla olduğunun bilincinde olan tüm sınıf bilinçli  işçilerin kalplerinde uyanması. &amp;nbsp;Ne sempati dir tüm dürüst  demokratlarını aşılayan Genç &amp;nbsp;Asya için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya &amp;nbsp;"gelişmiş" Avrupa? &amp;nbsp;Çin'i yağmalıyor &amp;nbsp;ve Çin'de demokrasi düşmanlarına , özgürlük düşmanlarına yardımcı oluyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte  basit ama öğretici küçük hesaplama. Çin demokrasisine karşı Yeni Çin  kredisi &amp;nbsp;tamamlandı. "Avrupa" askeri bir diktatörlük hazırlanan"Shih-kai  &amp;nbsp;nin yanında. &amp;nbsp;Neden onu destekliyor ? Çünki bu &amp;nbsp;ticaret &amp;nbsp;için iyi.  Kredi yaklaşık 250.000.000 ruble olarak tamamlandı, &amp;nbsp;100 e 84 oranında.  Bu demektirki &amp;nbsp;"Avrupa" burjuvazisi &amp;nbsp;Çine &amp;nbsp;210.000.000 ruble ödeyecek,  ancak kamudan &amp;nbsp;225.000.000 ruble olarak geri alacak. İşte sana bir anda  &amp;nbsp;birkaç hafta içinde on beş milyon ruble net kâr! Gerçekten, "net" bir  kâr değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya Çin halkı krediyi &amp;nbsp;tanımazsa? Çin, nede olsa, bir cumhuriyettir , ve parlamentonun çoğunluğu kredi ye karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah,  o zaman "gelişmiş" Avrupa "medeniyet", "düzen", "kültür" ve "anavatan"  &amp;nbsp;diye çığlıklar atacak . Silahlarını harekete geçirecek , , bu maceracı,  hain ve gericilerin dostu , Uan Shih-kai &amp;nbsp;ittifak halinde &amp;nbsp;"geri " Asya  da cumhuriyeti ezecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'nın tüm komutanları, tüm Avrupa burjuvazisi &amp;nbsp;Çin'de tüm gerici ve ortaçağ güçleriyle ile ittifak içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama  bütün genç Asya, yani Asyanın yüz milyonlarca emekci &amp;nbsp;insanının,  güvenilir bir müttefiki var, &amp;nbsp;tüm ülkelerin &amp;nbsp;proletaryası. Yeryüzünde  hiçbir kuvvet &amp;nbsp;Asya halklarını ve hem de Avrupa halklarını kurtaracak  olan zaferi &amp;nbsp;engelleyemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Pravda&lt;/em&gt;,  Progress Publishers, 1977, Moscow, Volume&amp;nbsp;19, pages&amp;nbsp;99-100.  No.&amp;nbsp;113, May&amp;nbsp;18, 1913.&lt;br /&gt;Erdoğan A. Tarafından Devrimci Kütüphane için çevrilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-761171747186678262?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/761171747186678262/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=761171747186678262' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/761171747186678262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/761171747186678262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/geri-avrupa-ve-gelismis-asya-lenin.html' title='Geri Avrupa ve gelişmiş Asya-Lenin'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6268475262729228629</id><published>2011-06-22T14:54:00.000-07:00</published><updated>2011-06-22T14:54:57.818-07:00</updated><title type='text'>Çin; Ülke Savunmasın dan , çıkar savunması yönünde silahlanmaya doğru.</title><content type='html'>Kendi topraklarını ve karasularını savunma anlamındaki &lt;b&gt;“Savunma” kavramı&lt;/b&gt; tekelci emperyalizmle birlikte , ülkenin ve ülkenin çıkarlarıyla özdeş tutulan uluslarası şirketlerin &lt;b&gt;çıkarlarının korunmasını&lt;/b&gt; da içine alan, bir yerde ondan başka bir şey olmayan, içeriğe ve sonuçta, pratiğine sahip oldu .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunma denilince akla gelen ilk şey silahlanma.&lt;b&gt; Silahlanma&lt;/b&gt; içerik ve amaç olarak birbirine bağımlıda olsa , &lt;b&gt;farklı yapıdaki ülkelerde farklı amaçları hedefledi &lt;/b&gt;ve  buna devam etmekte. Silah sanayisi tekellerine de sahip olan Kapitalist  ülkeler tarih&amp;nbsp; boyu az gelişmiş ülkelerin, az gelişmişliklerini ve  &amp;nbsp;bağımlılıklarını devam ettirmek için “insani , ekonomik” vb "yardım"  larına &lt;b&gt;trilyonlarca dolara mal olan silahların onlardan satın alınması şartını &lt;/b&gt;da "yardıma" ilave etmeyi unutmadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az gelişmiş, daha doğrusu “gelişmesi engellenmiş” bu ülkelerin&lt;b&gt; trilyonlarca dolara mal olan&amp;nbsp; silahlarının "pahalı oyuncaklar"&amp;nbsp; olmaktan başka “savaşsal” &amp;nbsp;bir özelliği olmayacağını&lt;/b&gt;  tarihte en son Irak savaşında , Irak ın yüzlerce son model uçaklarını  pistten bile kaldırılamadığı gerçeğinde görebiliriz. &amp;nbsp;Kullanımı sadece  kapitalist ülkelerin &lt;b&gt;müsaadesi ,çıkarları ve amaçları doğrultusunda olabileceğini&lt;/b&gt;  de gerek NATO nun savaşları ve gerekse İran Irak savaşı &amp;nbsp;kanıtlamış  oldu...Bu yazıdaki Konumuz gelişmesi engellenmiş ülkelerdeki silahlanma  değil, gelişmiş ülkeleredeki silahlanma yarışı. &amp;nbsp;Ve silahlanma yarışına  neden olarak gösterilen&lt;b&gt; "çıkar"ların savunulması tezinde &lt;/b&gt;en son gelişmeler , özellikle &amp;nbsp;Çin in silahlanma yarışına katılma doğrultusunda yaptığı en son açıklama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Çin in silahlanması yıllardır genel olarak bölgesel ve kendi karasularını koruma temelinde olmuştur.&lt;/b&gt; Silahları “uzun mevziyi” değil, kısa alanlı, ve korunma amacına yönelik, ABD nin&lt;b&gt; saldırı silahlarını etkisiz hale getirmeyi &lt;/b&gt;hedeflemişlerdi.  Bu yönde ABD yi en çok endişelendiren, Çin in &amp;nbsp;geliştirdiği laser le  haberleşme yörüngelerini yok etme silahı olmuştur. Çin in Uçak gemisi  yoktur. Amerikanın 4000 savaş uçağına karşı Çin in 290 savaş uçağı  vardır. &amp;nbsp;Deniz altılarını da &amp;nbsp;daha yenilerde Rusyadan &amp;nbsp;satın almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta doğudaki gelişmelere ilave olarak, Kuzey Afrika ve &amp;nbsp;Libyadaki&lt;b&gt; gelişmelerden duydukları huzursuzluğu Çin yetkilileri&lt;/b&gt;  ilk&amp;nbsp; Uçak gemisinin 2012 de bitireceklerini, 2020 de ise deniz  kuvvetlerine&amp;nbsp; 4 tane daha uçak gemisi ilave etmeyi hedeflediklerini  açıklayarak &lt;b&gt;ortaya koydular&lt;/b&gt;. Uçak gemilerinin &lt;b&gt;ülkeyi ve kendi karasularını korumaktan çok öte&lt;/b&gt;, savaşı &lt;b&gt;kendi karasularının çok ötesine taşıyabilme amacında&lt;/b&gt; olduğunu söylemeye gerek yok. Zaten bunu Çin yetkilieri, &amp;nbsp;bu uzun ulaşımlı silahlanma planlarının , uçak gemilerinin , &lt;b&gt;ülkenin “ENERJİ çıkarlarını” ve “emniyetini “ sağlamakta &lt;/b&gt;yararlı olacağı inancında olduklarından kaynaklandığını belirtmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kısa menzilli” ve “kendi karasuları” içinde savunmadan , &lt;b&gt;uzun menzilli ,"savunma" ya geçişi bildirmelerinde&lt;/b&gt;  &amp;nbsp;en önemli iki etken den birisi &amp;nbsp;ABD nin bir generalinin iki ay  öncesinde yaptığı açıklamada, üretimi planlanan , bütçesi hazır olan ,  onaylanan &amp;nbsp;uzun menzilli J-20 savaş uçaklarının , açıkça, &lt;b&gt;&amp;nbsp;“Çin ile gelecekteki savaşta” &lt;/b&gt;, -aynı Irakta olduğu gibi - &lt;b&gt;Çin uçaklarının pisten kalkabilmelerini engellemek amacında olduğu&lt;/b&gt;”nu belirtmesi . İkincisi , Çin yetkililerin belirttiği gibi, &lt;b&gt;gelişen Çin in "enerjisini" (enerji ihtiyacını) emniyet altına almak &lt;/b&gt;&amp;nbsp;ve dünyadaki &lt;b&gt;enerji kaynaklarının paylaşımında Çin in "çıkarlarını" korumak.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Libyada ki gelişmelerin sonucu, &lt;b&gt;sadece Libyayı ve Libya halkını değil&lt;/b&gt;, dünya çapında, e&lt;b&gt;nerji kaynaklarına sahip olma çatışmasında güçler dengesini&amp;nbsp; etkileyecek , uluslarası bir öneme sahip" &lt;/b&gt;olduğunu  belirtmiştim bir yazımda. Aynı şekilde Suriyedeki olaylar da, Orta  doğuyu kaplayacak nitelikte olduğundan, aynı boyutta öneme sahip. Bu  nedenledirki Rusya ve Çin Suriyeye karşı her hangi bir müdaheleye karşı  olduklarını önceden belirtme gereği duyarak, "Çıkar savaşında" sessiz  kalamıyacaklarını bildirmiş oldular.&amp;nbsp; Aynı dönemde Sovyetlerin Çin e  denizaltılar satması, Çin in silahlanma açıklaması, "&lt;b&gt;çıkar" savaşının silahlanmayı daha da hızlandıracak bir seviyeye yükseldiğinin de belirtisi&amp;nbsp; olmakta.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinen süreçte, en sonunda, Çin de kendi sınırları içinde kalan bir savunma ve teknoloji anlayışına bağlı silahlanmadan ,&amp;nbsp; &lt;b&gt;"çıkar"&amp;nbsp; savunması anlayışına bağlı uzun menzilli silahlanma içine girmiş oldu.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;20 Haziran 2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6268475262729228629?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6268475262729228629/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6268475262729228629' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6268475262729228629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6268475262729228629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/cin-ulke-savunmasn-dan-ckar-savunmas.html' title='Çin; Ülke Savunmasın dan , çıkar savunması yönünde silahlanmaya doğru.'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6898900221941479250</id><published>2011-06-22T14:53:00.001-07:00</published><updated>2011-06-22T14:53:20.804-07:00</updated><title type='text'>"tecavüz politikası" suçlaması ve Libya nin İşgali gündemi..</title><content type='html'>Hipokratlığın inanılmaz boyutu- Libyayı işgale kılıfta Libyaya *tecavüz politikası* suçlaması&lt;br /&gt;Savaş  dönemlerinde ırza geçmenin yaygınlığı tarihi olarak bilinen bir  gerçektir.&amp;nbsp; ABD nin sadece kendi askeri yapısı içinde rapor edilen (2007  de-edilmeyenlerin sayısı bilinmiyor) 2,200, 260 ı erkek , 1940 ı kadın  askerlere yapılan tecavüz &amp;nbsp;suçlarının in istatistiği , işgal altında  olan, ve paralı askerlerin yaygın olarak kullanıldığı Irak ve  Afganistandaki &amp;nbsp;tecavüzler hakkında &amp;nbsp;bir fikir vermeye yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paralı askerler tarafından tecavüzlerin &amp;nbsp;artık gözler önünde yapıldığı haberleri ve mahkeme davaları &lt;strong&gt;&amp;nbsp;tiksindirici gerçekleri ortaya koymakta.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;  İşgal altındaki Irak ve Afganistan da, Abu Ghraibdeki &amp;nbsp;tecavüz  olaylarının insan hakları örgütleri! &amp;nbsp;tarafından protesto edilecek  boyutlara ulaşması , &lt;strong&gt;bu olayların tekelci medya tarafından&amp;nbsp; önemli haberler olarak üzerinde durmalarını sağlayamadı.&lt;/strong&gt; &amp;nbsp;Irakta küçücük kıza ailesinin gözleri önünde tecavüz etme, sonra&lt;strong&gt; ailesini yakıp kızı da öldürme olayı haberlerde kısaca geçerken ,&lt;/strong&gt; &amp;nbsp;Libya da tecavüze uğradığını belirten &amp;nbsp;bir Libyalı kadın ın hikayesi &amp;nbsp;hala &lt;strong&gt;bugün bile CNN ve benzeri medyada hemen her gün sıcak tutulmakta. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tecavüz  suçlamaları artık ülkelere müdahelelere kamu oyu yaratmada&amp;nbsp; bir  propoganda aracı haline geldi. İlginç olanı tecavüz suçunu yaygın bir  şekilde işleyen ülkeler tarafından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyanın &lt;strong&gt;askerlerine *viagra* dağıttığı haberlerini takiben&lt;/strong&gt;  , artık arka-fon-müziği gibi aynı kadının resminin ve konuşmasının  hemen hemen Libya ile ilgili her haberlerde kullanılması , amaçlarının  ne olduğunun ilk örneğini gösterdi. &lt;strong&gt;&amp;nbsp;*Libya da tecavüze uğrayan kadınları kurtarmak&amp;nbsp; *... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC  den tut İsrail haber ajanslarından her türlü burjuva medya, tecavüz  haberlerine &amp;nbsp;ağırlık vermekte.&amp;nbsp; İrailin Ynet haber ine göre &lt;strong&gt;Libyan hükümeti tecavüzü daha da olası kılmak için kontainerle viagra ve benzeri ilaçlar satın alıyor...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BBC ICC nin baş savcısının &lt;strong&gt;Libya lideri kaddafinin askerlerine &amp;nbsp;kadınların ırzına geçme &amp;nbsp;emri verdiğine &lt;/strong&gt;dair ellerinde delililer olduğu haberini veriyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deliller olduğunu söyleyen başsavcı, *&lt;strong&gt;tecavüzü bir cezalandırma olarak kullanmaya kara verdiği açık&lt;/strong&gt;, (ancak) tecavüzün ne kadar &lt;strong&gt;yaygın bir şekilde kullanıldığını bilmek zor*&lt;/strong&gt; diyerek , elindeki delillerin bunun yagın olup olmadığı konusunda yeterli olmadığını da belirtmiş oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eperyalistlerin  bir baskı ve kılıf kurumu haline gelen ICC (uluslarası suç mahkemesi) ,  İsrailin Filistinlilere uyguladığı katliamlara, Irak ve Afganistandaki&amp;nbsp;  katliamlara , işkencelere ve tecavüzlere &amp;nbsp;sessiz kalırken, Libya da  Medyanın yarattığı tecavüz haberini,&amp;nbsp; bir&amp;nbsp; &lt;strong&gt;*tecavüz poltikası* &lt;/strong&gt;olarak ele alıp Libyayı suç işlemekle dava açma peşinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libya  konusunda ileri sürülen hemen hemen her propogandanın yalan olduğunun  ortaya çıkması, emperyalist müdahelenin kitleler tarafından  onaylanmaması, &amp;nbsp;&lt;strong&gt;askeri müdaheleyi haklı kılacak YENİ! kılıflar yaratılması gereğini doğurdu&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;*Libya lı kadınları kurtarmak*.&lt;/strong&gt;....Kimler  tarafından? Kadın askerlerinin % 71 inin seks tacizlerine maruz  kaldığı, askeri birliklerinin etrafı seks sanayisi ile çevrili olan,  Irak ve Afganistanda kadınları nasıl kurtardıklarını!! gösteren &amp;nbsp;ordular  &amp;nbsp;tarafından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanında kullanımıyla kamu oyu yaratmada  bir araç haline gelen ICC nin yönlendirilen bu hipokratik tavrı ,Libya  için &amp;nbsp;planlanan işgale kılıf arama ve yaratma çabalarında ne kadar  zorlandıklarının bir göstergesidir. İşgal etmeden Libya da&amp;nbsp; kukla bir  hükümet kurma konusunda da çıkmazda olduklarının bir başka belirtisi ...&lt;strong&gt;Sonuçta Libya yı İşgal , gündemlerinde.. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6898900221941479250?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6898900221941479250/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6898900221941479250' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6898900221941479250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6898900221941479250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/tecavuz-politikas-suclamas-ve-libya-nin.html' title='&quot;tecavüz politikası&quot; suçlaması ve Libya nin İşgali gündemi..'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-3150902460156664739</id><published>2011-06-16T13:43:00.001-07:00</published><updated>2011-06-16T13:46:13.129-07:00</updated><title type='text'>Emek , Demokrasi , ve Özgürlük  Bloğu- bildirgesi ve siyasi içeriği</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Emek ,Demokrasi ve Özgürlük bloğunun başlığından   da anlaşılacağı gibi Emek, demokrasi ve özgürlüğü hedef aldığı ciddi iddiası   olduğu algılanıyor. Elimizde sadece Blok un seçim bildirgesi olduğundan, bu   bildirgeye ve içeriğine dayanarak, Blok un &lt;b&gt;Emek yanlısı mı,&lt;/b&gt; yoksa &lt;b&gt;  Emek le sermaye arasındaki çelişkileri yumuşatma yanlısı&lt;/b&gt; olduğumu, &lt;b&gt;  hedeflediği demokrasi&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;Devrimci Demokrasi mi&lt;/b&gt; yoksa sermayenin   çizdiği sınırlar içinde ve sermayenin kabul edebileceği bir içerikte &lt;b&gt;  Burjuva Demokrasisi mi&lt;/b&gt; olduğu, &amp;nbsp;Savunduğu &lt;b&gt;özgürlüğün&lt;/b&gt;&amp;nbsp; sadece   Kürdistan için bir özerkliği mi, yoksa globalist sermayenin&amp;nbsp;   Lübnanlaştırma politikalarıyla uyumlu, genel bölgesel özerklikleri&amp;nbsp;   talepmi ettiği konularına kısaca deyinelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blok, seçim   beyannemesinde &amp;nbsp;toplumun doğrudan demokratik katılımını esas alan ve hayatın   her alanında söz sahibi olmasına imkan tanıyan, sadece bir idari yapıdan   ibaret olmayan esasında toplumsal katılımı ve demokratik yönetimi önceleyen,   kangrenleşen sorunların &lt;b&gt;en temel çözüm modeli&lt;/b&gt; olarak Demokratik   Özerkliğin hayata geçirilmesi iddiası ve amacındayız diyor.&amp;nbsp; Öne   sürülen &amp;nbsp;bu temel çözüm modeli ile sadece s&lt;b&gt;orunların var olan kapitalist   sistem içinde çözülebileceği hayallerini yaymakla kalmıyor&lt;/b&gt;, aynı zamanda   sosyalizmin de bir alternatif çözüm olmadığı kapitalist iddialara sessiz   kalmış, ve böylece de onaylamış oluyor. &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yaklaşımını Blokun şu değerlendirmesinde daha   net bir şekilde görebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;&lt;b&gt;AKP’nin &lt;/b&gt;   belki de en fazla &lt;b&gt;istismar ettiği, &lt;/b&gt;en fazla tükettiği alan &lt;b&gt;   demokratikleşmedir&lt;/b&gt;. Toplumda güçlü bir demokratikleşme isteği ve    özgürlükler lehine bir beklenti oluştuğu ortadadır. Bu beklentinin de    büyük mücadeleler ve ödenen bedeller neticesinde ortaya çıktığı da    biliniyor. Ancak &lt;b&gt;AKP hükümeti, bu olumlu havayı &lt;/b&gt;tam bir    demokratikleşme için değerlendirmek yerine, partisel ve grupsal    çıkarlarını elde etmek, ideolojik ve kadrosal yayılmayı sağlamak için    kullandı. Bu şekilde ucuz bir yaklaşım göstererek, &lt;b&gt;demokratikleşme    isteğini heba etmekte ve toplumda umut kırılmasına yol açmaktadır&lt;/b&gt;.&lt;span lang="en-us"&gt;"""&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yukardaki alıntıda açıkca görülebileceği gibi   kapitalist sistemden, &lt;b&gt;sermayeden-hakim sınıftan tamamen kopu&lt;span lang="en-us"&gt;k&lt;/span&gt;   bir şekilde&lt;/b&gt; ele alınan AKP nin –tekelleşmenin hızla odaklandığı ve buna   bağımlı olarak , gelişmiş kapitalist ülkelerde bile demokratik hakların   kısıtlandığı, çiğnendiği bir dönemde- demokratikleşmeyi istismar ettiği ve   tükettiği-&lt;span lang="en-us"&gt; &lt;/span&gt;yani &lt;b&gt;istismar etmezse bu   demokratikleşmenin &amp;nbsp;olasılığını&lt;/b&gt; iddia ediyor. &amp;nbsp;İşbirlikci sermayenin   Devletinden soyutlanarak ele alınan ve &amp;nbsp;sorunu "Hükümet" e ve "hükümet   iktidarına" indirgeyen bu yaklaşım, bu "istismar "olmazsa &lt;b&gt;-hakim sınıf   olarak sermayenin Devlet inin - bu demokratikleşmeye karşı olmadığı   hayallerini yaymakla kalmıyor,&lt;/b&gt; AKP nin&amp;nbsp; "Devletin" de önünde bir   engel olduğu gibi çarpık bir algılamaya çanak açıyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani &lt;b&gt;sorun, var olan kapitalist sistem,   sermayenin sınıfsal iktidarı olan devlet değil,&lt;/b&gt; devletin iktidarı   hükümet ve hükümetdeki parti…yoksa sorun çözümlenebilir. Böylesine bir   anlayışa &amp;nbsp;sadece Lenin den şu sözleri aktarmak yeter. &lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;İnsanlar, her    zaman, siyasetteki aldatmaların , aldanmaların aptal kurbanları    olmuşlardır ..bütün .. dinsel, siyasal&amp;nbsp; toplumsal sözler,.    arkasındaki şu veya&amp;nbsp; bu sınıfın çıkarlarını aramayı öğrenmedikleri    sürece de, böyle kalacaklardır…&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sınıfsallıktan ne kadar uzaklaşıldığını, işçi   sınıfı ideolojisinden ne kadar&amp;nbsp; korkulduğunu , &amp;nbsp;gene burdada , var olan   sistem içinde sorunların çözülebileceği hayallerini , Blok un şu alıntısı   ortaya koyuyor..&lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Herhangi    bir ideolojiyi dayatmayan&lt;/b&gt;, ulusu ve vatandaşlığı etnik temelde    tanımlamayan, devletin yetkilerini sınırlayan, bireysel-kollektif    haklara dayalı, emekten yana, cinsiyet özgürlükçü, doğaya saygıyı insana    saygıyla bir tutan, Türkiye’nin bütün farklı kültürlerini, inançlarını,    değerlerini koruyan yeni bir anayasayı hep birlikte yapacağız.&lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;"herhangi bir ideolojiye dayatmayan"???…   İnsanların, ekonomik ve siyasi bir sistem içinde üretim ilişkilerine girdiği   yaşamında &lt;b&gt;ideolojden bağımsızlık olabilrimi?&lt;/b&gt; &amp;nbsp;İdeolojiden bağımsızlık   iddiası, ya bilinçli bir şekilde , ya da bilinçsizce &lt;b&gt;hakim olan   ideolojinin savunulmasından başka bir şey değildir&lt;/b&gt;. &lt;span lang="en-us"&gt;H&lt;/span&gt;er   dönemde hakim olan ideoloji, gerek yaşam biçimi , gerek yaşam anlayışı ,   gerekse üretim ilişkileri anlamında , hakim sınıfların ideolojisidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blok eğer bu "herhangi bir ideolojiye dayatmayan" şartını koymasaydı,   sorun anlaşılabilridi. Ancak bu şartı koyarak aslında&lt;b&gt; yaptığı,   burjuvaziye açıkca sosyalist ideolojinin anayasaya dayatılmayacağı,&amp;nbsp;   burjuva ideolojisi sınırları içinde kalınacağı sözü nü – garantisi ni   vermesidir&lt;/b&gt;. Yani sistem içinde kalarak ve uzlaşıcı bir temelde olacağı   vaadidir.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Blok bu hakim olan ideolojik düşüncesini   bildirgenin devamında daha da ortaya koyuyor..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bildirgenin ekonomik kısmıyla ilgili bölümünde,   &amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;'&lt;/span&gt;Yönetimde katılımcılık, paylaşımda adalet!  &lt;span lang="en-us"&gt;" &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;başlığıyla , sorunları sıraladıktan sonra   çözüm olarak şunları söylüyor &amp;nbsp;Blok..&lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;katılımcı    ekonomi anlayışımız Her şeyi, kar amaçlı piyasanın insafına bırakan    anlayışa karşı, ekonominin hukuki ve ahlaki bir temele kavuşturulması,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ekonomi yönetimini hükümetin dışında meslek    grupları ve sivil toplum örgütleri aracılığı ile üreticilerin,    tüketicilerin ve çalışanların yönetime katılmasını ve denetlemesini    sağlayacak mekanizmalar &amp;nbsp;Merkezi, Bölgesel ve Yerel düzeyde    oluşturulacak,&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ayağı yere basamayacağı için &lt;b&gt;"Bölgesel ve   yerel bir ekonomi ve ekonomik denetleme&lt;/b&gt; "gibi&amp;nbsp; , ne olduğu   bilinmez, uydurukcu bir ekonomik çözüm getirirken, aslında bunun&amp;nbsp;   sınıfsal çelişkileri yumuşatma ve "&lt;b&gt;üreticilerin, tüketicilerin ve   çalışanların yönetime katılmasını sağlayara&lt;span lang="en-us"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;   "uzlaşma yı öngördüğünü &amp;nbsp;de ortaya koyuyor. &amp;nbsp;Bu arada , bu uzlaşma ve   çelişkileri yumuşatmada , &lt;b&gt;TÜSİAD&amp;nbsp; gibi sermayenin&amp;nbsp; örgütünüde   unutmadığın&lt;/b&gt;ı&amp;nbsp; belirten "meslek grupları ve sivil toplum örgütleri"   nin aracılığını da &amp;nbsp;ilave etmeyi unutmuyor..&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani ekonomik sorunun çözümünün, sistem içindeki   –kimisi burjuvazinin kendisinden oluşan, kimisi gerek emperyalist gerekse   yerel burjuvazi tarafından finance edilen ve desteklenen - &lt;b&gt;sivil toplum   örgütleri aracılığı ile , sınıfsal çelişkileri yumuşatacak, uzlaştıracak   politika ve pratiklerle sağlanmasını öne sürüyor. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu sııfsal çelişkiyi yumuşatmada somut talep i   de şöyle açıklıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;Gelir,    insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerinin tek aracıdır. Gelir    dağılımında yaşanan eşitsizlik, başta temel ihtiyaç alanları olmak üzere    insanlar arsında uçurumlar neden olmaktadır. İttifakımızın tüm bu    sorunların aşılması yönünde öncelikli hedefi; Asgari ücret ve emekli    aylıkları, yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmesi, vergi dışı    tutulması,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Görüldüğü gibi sınıf mücadelesi&amp;nbsp; ve onun   varlığı konusunda&amp;nbsp; üsüt kapalı da olsa , bütün bir paragraf bile   getirilmediği gibi, &amp;nbsp;mücadele yerine , &lt;b&gt;sınıfsal çelişkileri yumuşatma ve   böylece uzlaştırmayı ve bu uzlaştırmanın &amp;nbsp;yollarını politikasına temel   olarak alıyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bunun adı devrimcilik mi reformizmi, bunun adı-   başkalarını suçlamak için kullandıkları- sosyal şövenizm, oportunizmmi   ,&amp;nbsp;bunun değerlendirmesini okuyucuya bırakıyorum..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Benzer şekilde &lt;b&gt;Kürt sorununu da&lt;/b&gt; ""Kürtlerin talep ve beklentilerini   dikkate almaları ve üç yıldır İmralı’da süren görüşmeleri bir an önce   müzakere sürecine dönüştürmeleri gerekmektedir"" sözleriyle &lt;b&gt;Kürt   halkından ve mücadeleden alarak, APO ya, müzakereye, transfer ediyor.&lt;/b&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Blokun bildirgesinde , zaten genel olarak beklediğimiz yukardaki yaklaşımın   dışında, en ilginç gelişme , Kürdistanda yerel demokratik özerklik   taleplerine, &lt;b&gt;Türkiye çapında 20-25 özerk b&lt;span lang="en-us"&gt;o&lt;/span&gt;lge   yönetimlerin ilave edilmesi&lt;/b&gt;.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Sorunu tamamen kapitalizmden ve &amp;nbsp;kapitalist sistemden soyutlayan , –aslında   APO nun da düşüncelerini biçimlendirmede büyük katkısı olan, Türkiyeyi   bölünebilecek en küçük paralara kadar bölmekden bahseden Troçkist Küçükaydın   ın yaklaşımına uyan- &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;b&gt;sorunun merkeziyetci ulus-devlet olduğu&lt;/b&gt; gibi   kapitalizmi aklayan, karşı devrimci, işçi sınıfı düşmanı bir içerikte.  &lt;span lang="en-us"&gt;B&lt;/span&gt;akın ne diyor Blok bildirgesinde&lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;   &lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;Katı merkeziyetçi, farklılıklara kapalı, &lt;b&gt;   ulus&lt;span lang="en-us"&gt;-&lt;/span&gt;devlet yapıları &lt;/b&gt;bir süredir temel    tartışma konusu ve &lt;b&gt;demokratikleşmenin güncel sorunu haline gelmiş    durumda.&lt;/b&gt; Sorunun kendisini çok acil bir şekilde dayattığı ülkelerden    biri de Türkiye’dir.&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Yani   s&lt;b&gt;orun kapitalizm, sınıfsal bir iktidar olarak örgütlenmiş sermaye ve onun   devleti değil,&lt;/b&gt; onun &lt;b&gt;ulus-devlet biçiminde örgütlenmiş olması&lt;/b&gt;.   Devam edelim &lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;   &lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;Bu anti-demokratik anlayış, insan hakları    meselesini de bireysel haklar temelinde ele alarak üniter devlet adına    topluluk haklarını, bir başka deyişle kolektif hakları yok saydı. Halkın    yönetime katılımı önüne engeller koyarak, devleti kutsallaştırdı.&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;Yani   bu &lt;b&gt;anti-demokratik anlayışın temel sorunu &lt;/b&gt;, yani &lt;b&gt;anti-demokratik,   gerici olan&lt;/b&gt;, sermaye ve onun sistemi değil, &lt;b&gt;onun ulus-devlet olarak   yapılanmış olması&lt;/b&gt;….&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;  Çözüm sermayenin sınıfsal bir iktidarı olarak DEVLET i ele geçirmek değil,&lt;/b&gt;   Blokun sözleriyle &lt;b&gt;çözüm, bu devlet içinde&amp;nbsp; demokratik özerklik..&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span lang="en-us" style="font-size: small;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;İdari    yapının demokratikleştirilmesi için çözüm önerimiz, bölgesel yönetimler    şeklinde tanımladığımız demokratik özerk’liktir&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Devamı çok daha çarpıcı, bır&lt;span lang="en-us"&gt;a&lt;/span&gt;k&lt;span lang="en-us"&gt;alım&lt;/span&gt;   sermayenin iktidarının ele geçirilmesini, yıkılmasını, &lt;b&gt;Blok, &amp;nbsp;sermayenin   iktidarının , ve siteminin pekiştirilmesi peşinde.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;   &lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;Demokratik öz yönetim anlamına gelen    Demokratik Özerkliği, demokratik &lt;b&gt;cumhuriyet’in özüne uygun    niteliklerinin pekiştirilmesi olarak görmekteyiz&lt;/b&gt;.&lt;span lang="en-us"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Kapitalizm altında Demokratik Cumhuriyetin özünün ve onun özüne uygun   niteliklerin &amp;nbsp;ne olduğu konusunda hiç bir devrimciye açıklama yapmak   gerekirmi? &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;  Bildirge &lt;b&gt;&amp;nbsp;bu "pekiştirme "yöntemini ve &amp;nbsp;bu yönde amaçlarını &amp;nbsp;şöyle   açıklıyor&lt;span lang="en-us"&gt;;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;   &lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;Bu temelde Türkiye sosyo-ekonomik yapılarına    göre 20-25 özerk bölgesel yönetime ayrılacak. Merkezi yönetimle, yerel    yönetimler arasında idari ve siyasi yönetim organı olarak işlev görecek    bu özerk bölgesel yönetimler işleri kolaylaştıracak ve hızlandıracak,    halkın yönetime doğrudan katılımını sağlayacak, demokratikleşme    açısından önemli bir adım olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;   Emek, Demokrasi ve Özgürlük adayları olarak, Demokratik Özerkliği sadece    Kürt sorununun çözümünde değil; bir bütün Türkiye’nin idari yapısının    demokratikleştirilmesinde, toplumumuzun kültürel zenginliğini gözeterek    çağdaş ölçülerde özgürlükçü ve katılımcı demokrasiye ulaşmada da güçlü    bir seçenek olarak görmekteyiz.&lt;span lang="en-us"&gt;""&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Yani   Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu, &lt;b&gt;sadece Kürt sorununun değil, Türkiye   işçi sınıfının sorunun&lt;span lang="en-us"&gt;un&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;da var olan   kapitalist sistem içinde &lt;b&gt;çözülebileceğini &lt;/b&gt;ve bu &lt;b&gt;çözüm için sivil   toplum örgütlerinin aracılığıyla sınıfsal çelişkiler &amp;nbsp;yumuşatılıp,   uzlaştırılarak, &lt;/b&gt;&amp;nbsp;"çağdaş ölçülerde &lt;b&gt;özgürlükçü ve katılımcı   demokrasiye ulaşma&amp;nbsp; yolunda" adımlar atacağını savunuyor…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AKP ye tek muhalefet olduğunu, CHP nin de   katılımını arzulayan&amp;nbsp; Blok , bildirgenin içeriğinden anlaşılacağı gibi,   s&lt;b&gt;ınıfsal bir iktidar olarak devlet e değil, CHP nin yerini alarak ,   devletin iktidarına talip olan burjuva&amp;nbsp; liberal bir muhalefet&amp;nbsp;   olma peşinde. &lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; margin: 0pt 0% 0pt 0pt; text-indent: 0em;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;16 Haziran 2011&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-3150902460156664739?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/3150902460156664739/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=3150902460156664739' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3150902460156664739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3150902460156664739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/emek-demokrasi-ve-ozgurluk-blogu.html' title='Emek , Demokrasi , ve Özgürlük  Bloğu- bildirgesi ve siyasi içeriği'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-8655487341114531302</id><published>2011-06-12T18:40:00.001-07:00</published><updated>2011-06-12T18:58:13.564-07:00</updated><title type='text'>Seçim sonuçları , göstergesi ve gösterecekleri</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;div&gt;Seçim sonuçlarına  subjektif &amp;nbsp;bakış açısıyla değerlendirmeler &amp;nbsp;bu günden başlayarak uzun  süre devam edecek . Rakamlar&amp;nbsp; özsel-siyasi &amp;nbsp;veriler &amp;nbsp;olma yerine.  matematiksel hesaplarla “kazanım”&amp;nbsp; ya da “kayıp “ ikilemli değerlendirme  verileri olarak kullanılacak..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke çapında , din i  kullanarak&amp;nbsp; Kürdistan illeri dahil olmak üzere % 50 yi aşan bir oy alan  AKP si, HAS ı ,SP si, &amp;nbsp;vb , ırkçılığı kullanarak % 14 e yakın oy alan  MHP si, BBP si , &amp;nbsp;% 26 yı aşan burjuva ulusalcı CHP si vb ile oyların  toplam % 90 ınından fazlasını &amp;nbsp;teşkil ediyorlar.. &amp;nbsp;Geriye % 7 ye yakın ı  ise bağımsızlar , EMEP, TKP&amp;nbsp; ve sosyalist adayları destekleyen ÖDP ve  diğerleri...Hadi abartalım % 1 de stratejik ya da taktiksel olarak  seçimleri desteklemeyen sol kesim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağımsızları  destekleyen % 7 lik oyun ne kadarı sosyalist, ne kadarı burjuva  milliyetci olduğu üzerine bir değerlendirme yapmak zor. &amp;nbsp;“Olası” &amp;nbsp;yerine  “somut” dan hareket etmek gerekliliği nedeniyle bir tahminde  bulunmayacağım. Engels in bir asır öncesi belirttiği gibi, &lt;b&gt;seçimler&amp;nbsp; güçler dengesinin, siyasi bilincin ve sınıf mücadelesinin somut pratikte bir barometresidir.&lt;/b&gt; Genel barometreye &amp;nbsp;baktığımızda taban kitleler açısından, &lt;b&gt;seçimlerde belirleyici&amp;nbsp; olanın, sınıfsallıktan çok uzak , &amp;nbsp;dinsel ve etniksel yaklaşım&lt;/b&gt;  olduğunu görememek için &amp;nbsp;gerçekten kör olmak gerekir. &amp;nbsp;Yani sol  hareketin kitlelerle, sınıfsal anlamda olan &amp;nbsp;bağının &amp;nbsp;ne kadar kopuk  olduğunun somut bir göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu “genel”de ki  kıtlelerle olan bağın ne kadar kopuk olduğu gerçeği. “Özel”e,  Kürdistana, &amp;nbsp;indiğimizdede , AKP nin &amp;nbsp;Hakkari haricinde , Şırnakta bile  bir milletvekili çıkarması, Diyarbakırda 5 milletvekili çıkarması, kimi  &amp;nbsp;yerlerde &amp;nbsp;baş başa gitmesi , kimi yerde geçmesi , belirleyici etkenin  “din” ve “etniklik” olduğunun&amp;nbsp; bir göstergesidir. &amp;nbsp;Bunun tersini iddia  etmek ayakları yere basmayan, hayalci bir iddia olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sonuçlar bize özsel-siyasi olarak neyi anlatıyor? 1970 lerden bu yana söylenen ,&lt;b&gt; mücadelenin sınıfsal temelde ele alınmasını, hiç bir başka mücadeleye tabi ve ikincil kılınmaması gerekliliğini.&lt;/b&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kayıp" - terkedilmişliği, kopukluğu, yokluğu ortada olan sınıf mücadelesi ve emekci kitlelerle olan bağlar...&lt;br /&gt;“Kazanım”  ? Bağımsız adaylar olarak kimi sosyalistlerin ve sosyalizme sempatisi  olanların burjuva parlementoya girmesimi? Bır yere kadar&amp;nbsp; Evet..nedenini  &amp;nbsp;“Seçimlerde tavır üzerine” başlıklı , biraz sarkastik olan, yazımdada  belirttiğim gibi &amp;nbsp;, seçilenler , -olurya işte- &lt;b&gt;mücadelenin “öz” üne dönerler&lt;/b&gt;&amp;nbsp;  ve parlementoyu bir “teşhir aracı ve alani” haline dönüştürürlerse ,&amp;nbsp;  ilkelerden tavizler vermezlerse, Kürt halkının demokratik taleplerinin  kazanımları&amp;nbsp; yönünde adımlar atarlarsa, parlementer mücadeleye takılıp  kalmazlarsa... hem kendileri ( tecrübe kazanma anlamında) , hem de  mücadele kazançlı çıkar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmaz da , örneklerini  gördüğümüz gibi , burjuva parlementonun bir parçası haline gelirlerse,&amp;nbsp;  kendilerini teşhir etmiş olmakla kalmayacaklar, &amp;nbsp;Türkiyede emekci  kitlelerle , devrimcilerle &amp;nbsp;ve dolaysız ittifak güçleriyle sıkı bağlar  kurmuş, parlementoyu sosyalizm mücadelesinde bir araç &amp;nbsp;gören , yasal ve  gizli çalışmaları birlikte yürütmeyi&amp;nbsp; yaşama uygulayan güçlü bir  &amp;nbsp;devrimci parti oluşturmadan , &amp;nbsp;&lt;b&gt;parlementoya girmek için&lt;/b&gt; seçimlere katılmanın ne kadar &amp;nbsp;gereksiz ve hatalı olduğunu göstermiş olacaklar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın  gelecekte göreceklerimiz ve yaşayacaklarımız &amp;nbsp;&amp;nbsp;bizlere Marxın ""…  liderler takımının tümünün parlamentoya girmemiş olmaları talihsizlik  oldu. Bu, bütün takımdan kurtulmanın en güvenli yolu olacaktı…""  sözlerini tekrar ettirecekmi&amp;nbsp; ?&amp;nbsp; Bunu önümüzdeki süreç &amp;nbsp;ve süreç  içindeki pratikler &amp;nbsp;gösterecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin in sözlerini özgüne göre yeniden sözlemlersek, &amp;nbsp;Bu süreç içinde , Türkiyedeki &lt;b&gt;devrimci mücadeleye ve enternasyonalizme olan görev &amp;nbsp;ve sorumluluğumuzdan kaynaklanan&lt;/b&gt; , sosyalist milletvekillerini &lt;b&gt;&amp;nbsp;yoldaşça destekleme &amp;nbsp;görevi &lt;/b&gt;,&amp;nbsp; onlar devrim saflarında çalıştıkları sürece bir “görev “ olacaktır, ve &lt;b&gt;onlar devrim saflarında oldukları oranda ve sürece “yoldaş” olarak görülecektir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Haziran 2011&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-8655487341114531302?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/8655487341114531302/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=8655487341114531302' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8655487341114531302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8655487341114531302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/secim-sonuclar-gostergesi-ve.html' title='Seçim sonuçları , göstergesi ve gösterecekleri'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-3101563724893110349</id><published>2011-06-09T16:44:00.000-07:00</published><updated>2011-06-12T18:42:14.309-07:00</updated><title type='text'>Seçimlerde tavır üzerine - oportunizmin pasifizmi terkettirdiği ilginç gelişme</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;""burdaki kent işçileri yönünden liderler takımının tümünün parlamentoya  girmemiş olmaları talihsizlik oldu. Bu, bütün takımdan kurtulmanın en  güvenli yolu olacaktı" Marx&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaşamın kendisi ve pratiği, öğrenim in en önemli eğitim alanı olduğunu bir defa daha &amp;nbsp;kanıtladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yıllarca  somut şartların gereksinimlerini değerlendirmeye bile almadan "zorunlu  bir taktik" olarak &amp;nbsp;görüp, her yerde ve her zaman uygulanan "boykot"  &amp;nbsp;çağrıları, en hızlı sol gruplar tarafından bile bir kenara itilip,  tatmin edici teorik hiç bir açıklama getirilmeden , kimisinde üstü  kapalı da olsa "seçimlere aktif katılma" çağrılarına dönüştü.&amp;nbsp; Olumlu  bir gelişmemi?Özgünde&amp;nbsp; Evet. Ancak ilginç olanı bu değişim ve gelişim,  teorik ve pratik değerlendirmenin bir sonucu olarak değil,  oportunistliğin bir yan ürünü olarak gerçekleşmesi… İçinde zıtlığı  taşıyan ilginçlik, &amp;nbsp;oportunistliğin gevezeliğe ve pasifliğe bir son  vermede olumlu bir adım atmaya neden olması..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lenin in  Burjuva Parlamentolara Katılmak Gerekirmi? yazısında vurguladığı gibi  ""Burjuva parlamentosunu ve bütün öteki gerici kurumları dağıtmaya  gücümüz yetmediği sürece, bu kurumlarda çalışmak zorundasınız, &lt;i&gt;..&lt;/i&gt;. Bunu yapmazsanız gevezeden başka bir şey değilsiniz…""&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gündemdeki  &amp;nbsp;seçimler ve Parlamentoya katılma üzerine birkaç temel teorik  değerlendirmeye bir defa daha kısaca değinip alınması gereken tavırı  özetleyelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Parlementoyla Devletin niteliği değişebilirmi?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimci!  basında&amp;nbsp; doktorundan profesörüne bir çok yazar yazılarında AKP nin&amp;nbsp;  artık "Devlet" olduğundan, "Devlet " i ele geçirdiğinden bahsediyorlar .  Devlet in sınıfsal bir iktidar olduğu ve devrim olmadan niteliğinin  değişmeyeceğini, bir partinin bu sınıfın yürütme organı olan hükümetinde  görevli bürokratları olduğunu &amp;nbsp;bir Marksist Leniniste hatırlatmaya  gerek yok. Ancak bu tür yüzlerce değerlendirmelere yer veren sözde MList  popüler sitelere hatırlatmakta yara var.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrim olmadan  değişgen olan, Devletin niteliği yani sınıfsallığı değil , onun  biçimleridir. Bu biçimler onun kurumlarında –onların çıkarlarıyla ve  bürokrasi için çizdikleri sınırlara bağlantılı olarak-şekillenir. Lenin  in Avrupa İşçi Hareketi İçindeki Ayrılıklar &amp;nbsp;yazısındaki sözleriyle  ""Devletin egemenlik biçimleri değişebilir: sermaye, iktidarını, sahip  olduğu bir biçimde şu yolda, bir başka biçimde bu yolda ortaya koyar  -ama esas olarak, ister oy hakkı ya da öteki haklar olsun ya da olmasın,  ya da ister cumhuriyet, demokratik bir cumhuriyet olsun ya da olmasın,  iktidar sermayenin ellerindedir- aslında ne denli demokratik olursa,  kapitalizmin yönetimi o denli kaba ve o denli vurdumduymaz olur. ... hiç  bir demokratik cumhuriyet, hiç bir oy hakkı onun niteliğini  değiştiremez.""&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Benzer bir şekilde , aslında burjuvazi  tarafından çarpıtılan ve Liberaller tarafından yutulup basına egemen  sınıflar arası çatışma olarak kusulan Gerici ve Askeri &amp;nbsp;Bürokrasi  arasındaki mücadele , bir iktidar olarak devlet in mücadelesi değil,  devletin iktidarı-yönetim ve denetim kurumları için mücadeledir. Birinin  ya da diğerinin –hakim sınıfın müsaadesi sınırları içinde-üstün çıkması  Devletin Niteliğini değil, biçimini &amp;nbsp;değiştirebilir. Leninin &amp;nbsp;aynı  yazısında vurguladığı gibi "" Bir cumhuriyet nasıl birmaskeye bürünürse  bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva  cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini  koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde  tutuyorsa, .., o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından  ezilmesi için bir makinedir.""&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Egemen Burjuvazinin  yürütmede yaptığı değişiklikler gerek sınıf mücadelesindeki , gerekse  ekonomik gelişmeler ve değişmelere bağımlı olarak bilinçli bir şekilde  uygulamaya geçirilir.Lenin yazısında &amp;nbsp;vurguladığı Pannekoek in  ""Burjuvazinin &amp;nbsp;"daha ustaca" bir politika olan "liberal" politika  yoluyla bellirli &amp;nbsp;bir süreç &amp;nbsp;için amaçlarını gerçekleştirdiği sık sık  görülür.. Revizyonistler, sınıf savaşımı öğretisinin "çağı geçmiş"  olduğunu ilan ederler ya da gerçekten de sınıf savaşımını terketmek  demek olan bir politika gütmeye başlarlar. Burjuva taktiklerinin  zikzakları, işçi hareketi içerisinde revizyonizme yoğunluk kazandırır ve  işçi hareketi içerisindeki farklılıkları sık sık tam bir bölünme  noktasına getirir."" değerlendirmesinin haklılığı, bugün&amp;nbsp; Türkiyede  somut olarak kendini bir defa daha kanıtlamakta. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani Burjuva parlamento devrimci bir amaç ve devrimciler için bir çözüm değildir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Parlamentoya girmeli mi?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimciler  &amp;nbsp;hiç bir mücadele aracını ve biçimini reddetmez, somut şartların  değerlendirilmesine bağımlı olarak araçlar, yöntemler ve biçimler  belirlenir. Önemli olan "Araçların" "AMAC "a dönüştürülmemesi. &amp;nbsp;Kısacası  parlamento mücadelede bir araç, parlemento içindeki mücadele de ,  mücadele yöntem ve biçimlerinden SADECE bir tanesidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lenin  aynı yazısında &amp;nbsp;boykotcuların "" gerici parlamentonun dışında  yığınların eylemiyle parlamento içindeki devrime sempati duyan (ya da  daha iyisi: devrimi doğrudan doğruya destekleyen) bir muhalefet ile &lt;i&gt;birleştirmenin&lt;/i&gt;  özellikle devrim sırasında ne kadar yararlı olduğunu doğrulayan, eğer  bütün devrimlerin değilse, birçok devrimin tecrübelerini unut""tuklarını  hatılatarak bu mücadele aracının önemini vurgular.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ancak  Lenin bu aracın amaca dönüştürülmesi konusunda , kapitalist bir sistem  altında ""proletaryanın gereksinimlerini karşılamaya çalışan bir  hükümet"" kurmayı nihai amaç olarak görme konusunda Marksizmin  oportunistler tarafından alçaltılması yazısında Kautskyi eleştirirken  &amp;nbsp;""Bize gelince"", der, "" biz oportünistlerle selamı-sabahı keseceğiz;  ve bilinçli proletarya, "güçler dengesinde bir yer değiştirmek" için  değil, ama &lt;i&gt;burjuvazinin&lt;/i&gt; &lt;i&gt;alaşağı&lt;/i&gt; &lt;i&gt;edilmesi&lt;/i&gt; için, burjuva parlamentarizminin &lt;i&gt;yıkılması&lt;/i&gt; için, &amp;nbsp;proletaryanın devrimci diktatorası için bizimle beraber olacaktır..""&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Parlamentonun bir AMAÇ değil ARAÇ olarak görülmesi &amp;nbsp;konusunda hiç bir Marksist Leninistin kuşkusu olamaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Parlementoyu  bir araç olarak kullanabilmek ise seçimlere adaylar göstermek ya da  sosyalizme devrime yatkın adayların parlamentoya girebilmesi için  desteklemekten geçer.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;ACİL sorun-lar konusu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Komintern  devrimci partilerin bağımsız ve kendi ülkelerine özgül bir şekilde  örgütlenmesi ve mücadele etmesi gerekliliğini vurgularken her ülkenin  kendisine özgün çözülmesi gereken ACİL sorunları olabileceği gerçeğini  de temel alır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu anlamda Türkiyede çözülmesi gereken acil  sorun Kürt halkının demokratik talepleri sorunudur. Kürt halkının  sorunun burjuva demokratik anlamında bir çözümü , giderek sınıfsal ve  ideolojik anlamda safların netleşmesini de beraberinde getirecektir.  Böylece de sorunun gerçek olarak çözümlenebileceği sosyalist devrimci  mücadelenin de yolunu açacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu gerçekten yola  çıkarak, aslında yeteri kadar kurnazlık kredisi vermediğimiz sermayenin  "Sorunun "burjuva anlamında ve içeriğinde bile çözümünü geciktirmesinin  altında yatan , ırkcılık, din, ergenekon vb gibi biçimsel temel ve  nedenlerden çok, sorunun çözümünün sınıf mücadelesi açısından doğuracağı  sonuçlardır. Sorun çözümsüz bırakılarak her iki taraftada  milliyetciliğin gelişmesi, sınıfsallığın göz ardı edilip etnikliğin hep  ön planda tutulması , Devrimcilerin değil, burjuvazinin çıkarınadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Acil sorun Taktiksel mi yoksa Stratejik bir sorunmu?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Stratejik  sorun nihai amacı, sosyalizmi &amp;nbsp;hedefleyen önderlik ve devrimden çıkarı  olacak unsurlarla bu önderlik altında ittifaklar sorunudur, değişken  değildir. Taktiksel sorunlarsa tamamıyle Stratejiye bağımlı olan ve  bağımlı kılınması gereken, &amp;nbsp;içinde bulunduğu özgün duruma bağımlı olarak  değişebilen sorunlardır. Bu anlamda "Kürt sorunu" devrimci mücadelenin  stratejik değil taktiksel bir sorunudur. &amp;nbsp;Aynı şekilde burjuvazi için  devrimci mücadeleleri bastırmak onların stratejisi, "Kürt Sorunu"nun  çözümünü geciktirmeleri de onların taktiği ile ilgilidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiyede  bu taktiksel sorunun , stratejik bir sorun a dönüştürülmesi,  parlamenter mücadelenin bir araç olmaktan çıkartılıp, amaca  dönüştürülmesi ile bağlantılıdır, vurgulanan çarpık &amp;nbsp;teorik ve pratik  yaklaşımın bir sonucudur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ancak bu, devrimcilerin acil  sorununu burjuva içeriğiyle çözmek, ve sınıfsal mücadelenin yolunu açmak  &amp;nbsp;için parlementoyu kullanmasını engellemez. Engels in sözleriyle  ""Anarko-sendikacılar "küçük işleri", özellikle de parlamento  kürsüsünden yararlanmayı reddederler. Pratikte bu…. &amp;nbsp;"büyük günleri"  bekleyip durmakla sonuçlanır. ""Acil olan sorunun çözümü için her alan,  özellikle sorun un burjuva demokratik &amp;nbsp;içeriği nedeniyle, burjuva&amp;nbsp;  parlementosu &amp;nbsp;kullanılmalıdır. Devrimcilerin, özellikle gelinen yerde,  kendiliğinden ci, "büyük günleri" bekleme lüxü kalmamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Öyleyse seçimlerde alınması gereken tavır ne olmalı?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;En  azından burjuvaziye kolay ve rahat nefes aldırmama, onların taktik ve  planlarını hiç bir muhalefet olmadan uygulamalarını engelleme , onların  parlementodaki sahtekarlıklarını teşhir etme, ve en önemlisi Acil "Kürt  Sorunu" nun burjuva demokratik anlamında çözümünün gerçekleştirilmesinde  bir başka mücadele alanı yaratma &amp;nbsp;amacıyla seçimlerde aday olan -sadece  ve sadece-sosyalistleri ve sosyalizme sempati duyanları parti ya da  örgüt farkı gözetmeksizin desteklemek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimcilerin  parlementoya sosyalist , sosyalizme eğimli, ilerici parlmementerler  gönderebilmelerinde kaybedecek hiç bir şeyleri olamaz. Tam tersine  devrimciler &amp;nbsp; –desteklenenlerin parlemetodaki pratiklerinnin olumlu ve  ya olumsuz olması-her iki zıt&amp;nbsp; sonuçta da kazançlı çıkacaklardır..  Olumlu ,doğru &amp;nbsp;pratikler zaten kazanç getirecektir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Desteklenen  adayların olumsuz ve burjuva pratikleride, Marxın &amp;nbsp;Sorge'a mektubunda:  ""burdaki kent işçileri yönünden liderler takımının tümünün parlamentoya  girmemiş olmaları talihsizlik oldu. Bu, bütün takımdan kurtulmanın en  güvenli yolu olacaktı"" sözlerinde belirttiği gibi , onların kendilerini  teşhir etmelerine ve devrimci hareketden soyutlanmalarına neden  olacaktır. Eğer varsa , Sosyalist maskesi olanların maskelerini  indirmede bundan –parlamentodaki pratikten- daha etkili &amp;nbsp;bir alan  olabilirmi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;""En sert, en amansız ve en uzlaşmaz  eleştiriler parlamentarizme ya da parlamenter eyleme karşı değil,  devrimci olarak parlamento seçimlerinden ve parlamento kürsüsünden  yararlanmayı bilmeyen liderlere karşı, ve hele yararlanmak istemeyen  liderlere karşı yöneltilmelidir."" Burjuva Parlamentolara Katılmak  Gerekirmi? Lenin&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;""İkinci    Enternasyonal'in ölümcül günahı, o sıralar  parlamenter mü­cadele    biçimlerinden yararlanma taktiğini  uygulamasında değil, bu bi­çimlerin    önemini abartmasında, onları  neredeyse biricik mücadele bi­çimleri    olarak görmesinde ve II.  Enternasyonal partilerinin, açık dev­rimci    muharebeler dönemi  başlayıp, parlamento dışı mücadele biçimleri sorunu    ön plana  çıktığında, yeni görevlere sırt çevirmesi, onları reddetmesinde     yatar."" Stalin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;7 Mayıs, 2011&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-3101563724893110349?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/3101563724893110349/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=3101563724893110349' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3101563724893110349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3101563724893110349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/secimlerde-tavr-uzerine-oportunizmin.html' title='Seçimlerde tavır üzerine - oportunizmin pasifizmi terkettirdiği ilginç gelişme'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6960531713961952999</id><published>2011-06-07T18:06:00.000-07:00</published><updated>2011-06-07T18:06:33.671-07:00</updated><title type='text'>( The essential) STALİN temeller-1905-1952 Temel Teorik yazıları</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;div&gt;"Her tarihsel figür şu ya da bu sınıfın çıkarları na bağımlı olarak değerlendirilmelidir"&lt;br /&gt;Bruce Franklin in giriş yazısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joseph  Stalin i , milyonlarca insanları hapse atan ve öldüren, Rus devrimine  &amp;nbsp;ihanet eden , &amp;nbsp;dünya çapında kurtuluş mücadelelerini satan, sonu&amp;nbsp;  Sovyetler Birliği ve dünya halkları tarafından nefret edilen ve korkulan  yalnız bir deli olan, &amp;nbsp;bir tiran ve kasap olarak düşünürdüm. Bugün bile  "Stalin"in adını biraz kötü hissetmeden söylemekde sorun yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak  bugün yaklaşık bir milyar insan için Stalin, kapitalist dünyada inanmak  için programlanmış olan bizlerin tersidir. Çin, Vietnam, Kore ve  Arnavutluk halkı Stalin i modern tarihin en büyük kahramanlarından biri ,  onların kurtuluşlarını kazanmasına &amp;nbsp;bizzat yardım eden birisi olarak  görürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu inanç, Stalini en yakından tanıyan ve onun  fikirlerini paylaşan Sovyet işçi ve köylüsü dışında, karşı taraftan aynı  derecede etkili beyin yıkama ürünü olarak değerlendirilebilir,  dışlanabilir. Nerdeyse yirmi yıldır Sovyet yöneticileri sistematik  olarak Sovyet halkının, kapitalist dünyanın Stalin &amp;nbsp;görüşünü kabul  etmesi , ya da onu en azından unutması için &amp;nbsp;çalışdılar. Onu tarih  kitaplarından çıkarıp attılar, anıtlarını yıktılar, yok ettiler , ve  hatta &amp;nbsp;onun vücudunu mezarından uzaklaştırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna  rağmen, tüm açıklamalara göre, Sovyet halkının büyük çoğunluğu hala  Stalin'in anısına büyük saygı duymakta ve onları (iktidarı) parça parça  kabullenmelere zorlamakta . İlk önce Stalinin büyük bir askeri lider ve  Dünya Savaşı'nın ana antifaşist stratejisti olduğu onaylandı. Sonra o  nun Sovyet halkının maddi ilerleme sinde önemli katkılar yaptığı kabul  ettirildi. Şimdi yeni bir Sovyet filmi Stalin i ölümünden birkaç yıl  önce sakin, akılcı, bilge bir lider olarak gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak  Sovyetler Birliği yöneticileri hala insanları fiilen Stalini okumakdan  uzak tutmaya çalışıyor. Başa geçtiklerinde , ilk icraatlarından biri  onun yazılarına &amp;nbsp;yasak koymak &amp;nbsp;olmuştu. Bunlar, 1934 dönemini kapsayan  on üç cilt lik &amp;nbsp;yayınlanmış olan toplu eserlerin dışındakilerin yayınını  durdurdular. Bu durdurma, dünya çapında Stalin’in, hayatının son yirmi  yılındaki yazılarını elde etmeyi zorlaştırdı. Geçenlerde, Stanford  Üniversitesi nin Hoover Enstitüsü, amacının Karl Marx'ın &amp;nbsp;kötü  doktrinleri ni göstermek için Rusçadan tamamlandığı&amp;nbsp;&amp;nbsp; "böylece Stanford  ekibi Anti-Komünst göçmenlerin &amp;nbsp;okuması için hazırlandığı&amp;nbsp; kurucusu  Herbert Hoover tarafından &amp;nbsp;açıklandı. (Bu volümü hazırlamada Stalin in  ve Stalin hakkında Hoover kolleksiyon yazılarını, sadece, doğrudan bu  Özgür Dünya Kalesi'nden! mahkeme kararıyla atılma, hapise girme riski  ile kullanabildim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'de durum SSCB'de ki mevcut  durumdan farklı değil. Gerçekte, şimdiki volüm , &amp;nbsp;Stalin'in eserlerinin  yayın yetkili olduğu iki ülkenin büyük bir yayınevi , 1955 yılından bu  yana ilk defa yayın hakkı izni aldı. &amp;nbsp;ABD Kapitalist yayıncıları sadece  Stalin'in savaş diplomatik yazışmalarını, durumlarla ilgili bazı  yazılarını &amp;nbsp;genellikle çok kısaltılmış antolojilerde yayınladılar. Bu  arada Stalin in düşmanları ve eleştirmenleri yaygın olarak  yayınlanmaktaydı. 1920'lerin başlarından bu yana Marksizm-Leninizmi  temsil etme iddiasında temelde iki karşıt çizgi , &amp;nbsp;birisi Stalin ve  diğer i Troçki. Troçki'nin yazıları çok ucuza &amp;nbsp;kolayca bulunmakta. Ve  Kruşçev, Svetlana Stalin gibi düşmanca anılarda, aslında popüler  dergilerde seri halinde yayınlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin'in yazılarının  bastırılmaması onun okunmaya değer bir şey yazmadığı kanısını yaymaktı.  Aslında Stalin açık bir şekilde, düşüncesi ve pratiği günlük yaşantımızı  etkileyen, dünyada yüz milyonlarca insan tarafından gelmiş geçmiş en  önde gelen siyasi teorisyenlerinden birisi olarak kabul edilen, sadece  ismi&amp;nbsp; her gün kullanılan güçlü duygular taşıyan , çağımızın en önemli üç  tarihsel figürlerinden birisidir. &amp;nbsp;Son yarım yüzyılda Marksist-Leninist  teori nin gelişimi ile aşina olan herkes Stalinin &amp;nbsp;sadece bir eylem  adamı olmadığını bilir. Mao onu "Zamanımızın en büyük dehası, olarak  adlandırır, kendisini” Stalin'in müriti ' olarak tanımlar ve Stalin in  teorik eserlerinin hala dünya komünist devrimci stratejinin çekirdeğini  oluşturmakta olduğunu savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin'in eserlerine  erişebilmek onunla aynı fikirde olabilmenin en zor parçası değildir.  Önce bizim, aynı herhangi bir önemli tarihsel figurler için olduğu gibi,  Stalinin de, sınıf mücadelesi sürecinde hiçbir "objektif" ya da  "tarafsız" değerlendirmesi olamayacağını bilmemiz gerekir. Kimi  sınıfların bakış açısından bakıldığında, George Washington kibirli bir  hergele ve ülkesine, krala ve Tanrıya karşı haindi, kıtaya &amp;nbsp;katliam ve  kaos getiren bir dönekdi; Abraham Lincoln milyonlarca insanın ölümünden  ve &amp;nbsp;Ham ın siyah torunları ile İncil tarafından yaptırım temelinde  &amp;nbsp;ilişkisi olan , medeni, kültürlü, ve uyumlu bir toplumu yıkmaktan  sorumlu idi; Oturan Öküz üstün bir medeniyetin ilerlemesi yolunda duran  bir cani vahşi idi; Eldridge Cleaver, George ve Jonathan Jackson,  Ruchell Magee ve Angela Davis &amp;nbsp;vahşi katillerdir, ama Harry Truman,  Nelson Rockefeller, Mayor &amp;nbsp;Daley, John F. Kennedy ve Richard Nixon ise  Özgür Dünya değerlerini korumak için sadece gerektiğinde kuvvet  kullanan, değerli, akılcı ve yurtsever lerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her  tarihsel figür şu ya da bu sınıfın çıkarları na bağımlı olarak  değerlendirilmelidir. J. Edgar Hoover ı&amp;nbsp; ele alalım mesela.  Anti-komünistler onun performansı hakkında aynı fikirde olmayabilirler,  ancak onlar bizim şimdiki yöneticiler tarafından tanımlanan "yasa ve  düzen" i korumak için işini ne kadar iyi yaparsa o kadar daha iyidir  varsayımından başlarlar. Biz komünistler se , şüphesizki &amp;nbsp;onun gizli  polisi daha becerikli yönetseydi&amp;nbsp; ve kapitalizmin korunmasında daha  etkili olsaydı, &amp;nbsp;Hoover "daha iyi" diye düşünmezdik. Ve böylece, Stalin  ile zıt, onun işi kapitalizmi korumak değil, yıkmaktır, komunizmi  bastırmak değil, geliştirmektir. &amp;nbsp;İşini iyi yaptığı oranda bu sistemden  kar edenler tarafından daha kötü, bu sistemin kurbanları tarafından daha  fazla takdir edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin sorunu onun amaçlarını  paylaşan ve bu amaçlara karşı olanlar için farklıdır. Dünyanın devrimci  halkları için Stalin'in bilimsel bir analizi kelimenin tam anlamıyla ve  ölüm kalım sorunudur, çünki o, ne de olsa, otuz kritik yıl boyunca dünya  devriminin ana lideriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendim Stalini her iki  taraftan gördüm. Benim bilinçime ve duyguma derinden gömülü olan Stalin  görüşü tiran ve kasap oldu. Bu, benim kapitalist toplumda öğretilen, bir  köle sistemi olarak komünizm, görüşümün bir parçasıydı. Komünist toplum  kırmızı değildi, ancak donuk griydi. Güçlü insanların gizli bir kliği  tarafından yönetildi. Herkes bu birkaç &amp;nbsp;kiçi için çalışır ve seslerini  çıkaramazlardı. Propaganda&amp;nbsp; bütün &amp;nbsp;medyadan yağdı. Gizli polis her  yerdeydi, telefonlar &amp;nbsp;dinleniyor, sokaktaki insanlar takip ediliyor,  &amp;nbsp;gece yarısı baskınları &amp;nbsp;yapılıyor. Sesini çıkaran işinden oluyor, ya da  hapse atılılıyor, hatta polis tarafından kurşunlanıyor. Hükümetin ana  amaçlarından birisi, , uluslararası saldırganlık, &amp;nbsp;diğer ülkeleri  &amp;nbsp;fethetmek için savaşlar başlatmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu görüşlerin,  noktası noktasına&amp;nbsp; &amp;nbsp;kendi toplumumu tanımladığını keşfetmeye  başladığımda, kafamda bir dizi soru ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim  için, Amerika Birleşik Devletleri ndeki milyonlarca diğerlerinde olduğu  gibi, bu algı değişikliğini &amp;nbsp;Vietnam lılar zorladı. Vietnam halkına  nasıl hayran olamayız ve&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ho Chi Minhe i günümüzün en büyük  kahramanlarından biri olarak nasıl göremeyiz? Ho hakkında göze çarpmayan  onun halkına olan sevgisi ve onlara hizmet için gösterdiği özveriydi.  (1965 yılında, Komünist olmadan önce, ABD bombardımanının Vietnam  kurbanları na kan talebi için bir mitingde konuştum. Ben safça Ho nun  Komünist liğin üzerinde bir milliyetçi, milliyetçi olmanın üzerinde bir  insan olduğunu söylediğimde, çöp yağmuruna tutuldum, benim için sürpriz  olansa “Pis Komi diye çağrılmam oldu. Ama bizim, Ho nun bir "tiran ve  kasap" olduğuna inanmamız gerekiyordu. Daha önce Batista diktatörlüğüne  karşı bir özgürlük savaşçısı olarak resim edilmesi rağmen, sonra Fidel  Castronun da bir "zorba ve kasap" olması gerekiyor olduğu kafama dank  etti. Daha sonra, ben, Çin devriminin okumaya başladım ve Mao'nun  teorisi ni kendi düşünce ve eylemim için kılavuz olarak gördüm. Yine biz  Mao yu bir "tiran ve kasap" ve aynı zamanda bir "deli" olarak  görmeliydik, &amp;nbsp;ancak daha derinlemesine baktığımda , bu "zorbalar ve  kasaplar"-Ho, Fidel ve Mao-tüm insanlara olan derin ve fedakâr  sevgilerinden esinlenen, insanlar için hizmet verme &amp;nbsp;görevlileri  &amp;nbsp;olduğunu anladım. Bir noktada, belki de Stalin in de "zalim ve kasap”  olup olmadığını merak etmeye başladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşünceyle  bende, bir kabile müritinin bir tabu yu ihlal ettiğinde tecrübe  edebileceğine benzer, yoğun duygular kendini gösterdi. &amp;nbsp;Ama biz içinde  yaşadığımız dünyayı anlamak istiyorsak, Stalin (sorunu) ile  yüzleşmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joseph Stalin yirminci yüzyıl tarihinin  otuz yıllık önemli bir yönünü canlandırır. Çağımızın seyri hakkında  önemli sorulardan herhangi birine cevap aradığımızda, &amp;nbsp;Stalin bir  noktada karşımıza çıkacaktır. Yoksul ve emekci halkın bir devrim yapması  ve ardından siyasi iktidarı ele geçirmesi mümkün mü? Gelişmemiş, geri  bir ülkenin, yoksul, &amp;nbsp;okur yazar olmayan, hastalıklı, aç , &amp;nbsp;üretici  güçleri geliştirmek için gerekli bütün beceriler ve araçlar dan yoksun&amp;nbsp;  insanların, hem maddi hem de kültürel refahını &amp;nbsp;sağlayabilirlermi? Bu  fetih için açgözlü, sanayi ve askeri olarak çok daha ileri, düşman  güçler tarafından kuşatılma, her türlü devrimci hükümete karşı  fanatikce&amp;nbsp; muhalefet koşulları altında yapılabilir mi? Devrimci  gelişmenin başarısı için ödenmesi gereken paha nedir? &amp;nbsp;Farklı ırklar,  dinler, kültürler ve dilden, ekonomik gelişme düzeyleri de farklı olan  birçok halklarının yaşadığı bir ülkede ulusal birlik sağlanabilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetlerinin  yoğun milliyetçilik ve savaş tehdidi ne bağımlı kaldığı &amp;nbsp;birçok farklı  ulusların, sömürülen ve ezilen halkları arasında uluslararası birlik  sağlamak mümkün mü? Öyleyse , sonra, herhangi modern yüksek sanayileşmiş  bir toplumun insanlarıda özgürlüğün &amp;nbsp;yüksek derecesine sahip  olabilirlermi , ya da devlet onların düşmanı mı olmalı? Herhangi bir  toplum egemen bir çeşit elit olmadan gelişebilirmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  sorular ın hepsi&amp;nbsp; modern (çağa)&amp;nbsp; özgül, &amp;nbsp;kapitalizm çağında ortaya çıkan  ve onun en yüksek biçimi olan, modern emperyalizmden doğar, &amp;nbsp;ve içinde  yaşadığımız &amp;nbsp;zaman- &amp;nbsp;küresel devrim dönemi -ile kritik hale gelir. Bu  soruların her biri bizi kaçınılmaz olarak Stalin'e yönlendirir. Bence,  &amp;nbsp;Stalinin &amp;nbsp;çağımızın en önemli &amp;nbsp;figurü &amp;nbsp;olduğunu söylemek , fazla  ileriye gitmişlik olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyet devriminin tüm başarıları  ve tüm hataları, tüm güçü ve bütün zayıflıkları, ve aslında 1922-1953  döneminde dünya devrimi yılları, Stalin'le özetlenebilir. &amp;nbsp;Bu başarılı  olan ve olmayan dan bizzat onun sorumlu olduğunu söylemek değildir, ya  da başka hiç kimse o nun yaptığını yapamazdı demek değildir. &amp;nbsp;Biz  tarihin bir "büyük adam" teorisi ile ilgilenmiyoruz. Aslında, tam tersi.  Stalini birazcık anlayacaksak &amp;nbsp;ve onu &amp;nbsp;iki büyük muhalif sınıfların  bakışı &amp;nbsp;açısından değerlendireceksek , biz, &amp;nbsp;bütün tarihsel figürler  için olduğu gibi, onu, &amp;nbsp;içinde yaşadığı tarihin ve yaşadığı dönemin  çelişkilerinin yarattığı birisi olarak görmemiz gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin  de itiraf ettiği gibi Stalin'in her fikri, ona sabit sınırlı olarak var  olan fikirlerden ve onun tarihi olarak varlığından gelmiştir. O Paris  Komünü deneyiminden öğrenmek için araştırma yapabildi, ama Çin Kültür  Devrimi'nin derslerinden yararlanmak için kristal kürenin içine  bakamazdı. Ve aynı zamanda aldığı kararların da, göreceğimiz gibi, her  iki taraftada sabit ve belirlenmiş sınırlar vardı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin  i değerlendirmeye başlamak için en iyi yol Sovyetler Birliği'nin ve  dünyanın geri kalanının durumunu &amp;nbsp;iki defa karşılaştırmaktır : liderliğe  &amp;nbsp;geldiğinde &amp;nbsp;ve öldüğünde. &amp;nbsp;Böyle bir karşılaştırma olmadan, onun  insanlığın ilerlemesine bulunduğu katkı &amp;nbsp;ya da (insanlığın) elinden  alınanı &amp;nbsp;ölçmek mümkün değildir. &amp;nbsp;Eğer Sovyet halkının durumu onun  öldüğünde iktidara geldiğinden çok daha iyi idiyse, onların hayatlarını  kötü yapmış olamaz. Söylenebilecek en &amp;nbsp;kötü olan onların &amp;nbsp;onsuz daha  fazla ilerlemede &amp;nbsp;olabilecekleridir. Aynı şey dünya devrimi için de  geçerlidir. &amp;nbsp;Onun liderlik yıllarında dünya devrimleri geriledimi yoksa  ilerledimi? Biz soruları bu şekilde ortaya koyduğumuz zaman ,  &amp;nbsp;(olumsuzu)ispat &amp;nbsp;etme yükümlülüğü Stalin in &amp;nbsp;devrimci bir lider olarak  olumlu bir rol oynadığını &amp;nbsp;inkar edenlere düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci  Dünya Savaşı başladığında, Rusya İmparatorluğu öncelikle, gelişmemiş  çeşitli diller konuşan, &amp;nbsp;okur yazarlığı, verimliliği, teknoloji &amp;nbsp;ve  sağlık açısından çok düşük seviyede &amp;nbsp;olan birçok farklı halkların  yaşadığı geniş topraklardan oluşuyordu. Feodal sosyal ilişkiler bu  topraklarda hâlâ hakim durumdaydı. Çarlık gizli polisi, organize resmi  ve askeri terörist grupları ve geniş bir bürokrasi, aç işçi ve köylü  kitleleri hizada &amp;nbsp;tutmak için görevlendirilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş  &amp;nbsp;bu sorunları bir kriz haline &amp;nbsp;getirdi. Milyonlarca insan paçavralarla  örtünmüş, boş mide ile, bir tüfek ve birkaç mühimmat a sahip olabilmek  için, önlerinde savaşanların ölmesi ni bekleyerek, ölüme gitti.  Bolşevikler 1917 yılında iktidarı ele geçirdiklerinde, bütün büyük  imparatorluk, Rusyanın büyük şehirleri de dahil olmak üzere, kaos  içindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni hükümet &amp;nbsp;yönetmeye&amp;nbsp; başlayabilmeden &amp;nbsp;önce,  &amp;nbsp;hemen toprak ağaları, kapitalistler, &amp;nbsp;eski rejimin generalleri &amp;nbsp;,  İngiltere, Fransa, Japonya ve Polonya kombine askeri kuvvetleri, &amp;nbsp;ek  olarak ABD ve diğer kapitalist ülkelerden askeri birlikleri, satın  alınabilir ve toparlanabilir &amp;nbsp;bütün kuvvetiyle ile birlik oluşturdu .  Sibirya'dan , Avrupa Rusyasına,&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beyaz Denizden &amp;nbsp;Ukrayna ya kadar  yayılan&amp;nbsp; kısır bir iç savaş ülkeyi&amp;nbsp; üç yıl boyunca kasıp kavurdu. &amp;nbsp;1920  yılında, İç Savaşı'nın sonunda, tarımsal üretim, savaş öncesi  yoksulluktan kırılan kırsal üretimin yarısından daha az dı. Daha kötüsü s  sanayi sektörünün durumuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok madenler ve  fabrikalar tahrip edilmişti. Ulaşım paramparça olmuştu. Hammadde ve yarı  mamul stokları tükenmişti. Büyük ölçekli sanayi üretimi savaştan  öncesinin &amp;nbsp;yaklaşık yedide birine düşmüştü. &amp;nbsp;Ve yabancı askeri  müdahaleye karşı savaş iki yıl daha devam etmek zorunda kalmıştı. Japon  ve ABD askerleri , &amp;nbsp;1922 yılında tekrar ele geçirilene kadar,  Vladivostok en önemli liman kenti de dahil olmak üzere, Sibirya nın &amp;nbsp;bir  kısmını hala kontrol altında tutmuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin 1922  yılında ilk felçi geçirdi. &amp;nbsp;Bu noktadan itibaren Merkez Komitesi Genel  Sekreteri&amp;nbsp; Stalin, Parti’nin başlıca lideri olarak ortaya çıkmaya  başladı. Stalin'in politikaları en azından erken 1924 lerde,&amp;nbsp; Lenin'in  ölüm yılında, uygulanmaya başlandı, 1927 e gelindiğinde &amp;nbsp;çeşitli muhalif  gruplar yenilmiş &amp;nbsp;ve partiden ihraç edilmişti. Bizim karşılaştırmamız  gereken dönem, erken ve orta 1920'ler le 1953 dönemleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1920'lerin  başlarında Sovyetler Birliği bir mahrumiyet ülkesi idi. Açlık her  yerdeydi, ve gerçek kitle kıtlıkları kırsal alanların çoğunluğunu  kapsadı. Sanayi üretimi son derece düşük tü, ve sanayinin teknolojik  düzeyi o kadar geri kalmıştı ki tarımın makineleştirilmesi olasılığı yok  gibi görünüyordu. Silahlı kuvvetler içinde, en önemlisi 1921 yılında  Kronştad garnizon da ciddi isyanlar patlak verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1924 de  &amp;nbsp;geniş çaplı köylü ayaklanmaları özellikle Gürcistanda patlak verdi.  Büyük şehirlerin dışında neredeyse hiçbir yerde elektrik yoktu. Tarım,  köylü işletmelerinin ve geri köylülerin kırsal kapitalistler (The  kulaklar) tarafından el konulan orta ölçekli çiftliklerde yeniden  ücretli işçilik ve kiracı lık içine zorlandğı temele dayanmaktaydı.  &amp;nbsp;Sağlık bakımı ülkenin birçok yerinde neredeyse yok gibiyidi. Nüfusun  büyük çoğunluğu cahil , eğitim i düşünmeye zamanı olamadan, &amp;nbsp;zar zor  geçinmeye çalışırken, &amp;nbsp;modern sanayi , tarım, sağlık bakımını ve eğitimi  geliştirmek için gerekli teknik bilgi ve beceri, daha çok sosyalizme  karşı bir azınlığın &amp;nbsp;elinde yoğunlaşmıştı . Sovyetler Birliği fiziksel  olarak onu çevreleyen, ekonomik ambargolar uygulayan, Sovyetlerin  varlığını tanımayı reddedden, birbirleriyle bu kızıl tehlikeyi ortadan  kaldırma vaatlerinde yarış eden, güçlü kapitalist ülkeler tarafından  kontrol edilen bir dünyada izole edilmiş durumdaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı  devrim, Avrupa genelinde, İngilterede ve hatta ABD' de Kızıl tehdit bir  bahane olarak kullanılarak sendikaları bastırmak için büyük bir şekilde  sürdürülüyordu. Kapitalist dünyanın çeşitli yerlerinde, özellikle  Japonya ve Mussolinin 1924 yılında diktatör iktidara yükseldiği &amp;nbsp;İtalya  da , Faşizm gün ışığına&amp;nbsp; çıkıyordu. Dünyanın çoğunluğu Avrupa  devletlerinin kolonileri ve neo-kolonilerinden oluşmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stalin  1953 yılında öldüğünde, Sovyetler Birliği, dünyanın en büyük ikinci  endüstriyel, &amp;nbsp;bilimsel, ve askeri güç olduğunun ve tüm bu alanlarda  ABD'yi sollama yolunda hızla ilerlemekte olduğunun &amp;nbsp;işaretler ini  gösteriyordu. Bu, Almanya, Romanya, Macaristan ve Bulgaristan faşist  güçler ini mağlup ederken uğradığı yıkıcı zararlara rağmen  gerçekleşmişti. Sovyetlerin çeşitli halkları birleşmişti. &amp;nbsp;Açlık ve  cehalet ülke genelinde kalmamıştı. Tarım tamamen kollektifleştirlmiş ve  son derece verimli hale getirilmişti. Koruyucu sağlık hizmetleri  dünyanın en iyisi idi, son derece kaliteli tıbbi tedavi ücretsiz tüm  vatandaşlar için geçerli idi. Her düzeyde eğitim bedava idi. &amp;nbsp;SSCB &amp;nbsp;de  herhangi bir ülkeden daha fazla kitap yayınlandı. İşsizlik yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  arada, dünyanın geri kalanında, sadece, 1922-1945 ana faşist güçleri  yenilmiş olmakla kalmadı, devrim güçleri her yerde yükseliyordu. Çin  Komünist Partisi , dünya nüfusunun dörtte birini yabancı emperyalizme ve  yerli feodalizme ve kapitalizme karşı zaferde &amp;nbsp;önderlik yapmıştı.  Korenin yarısı sosyalistdi, ve Birleşmiş Milletler bayrağı altında iç  savaş müdahale ye acelece kalkan ABD-İngiliz emperyalist ordusu,  savunmada ve umutsuzca moralsiz idi. Vietnam'da, zaten Japon  emperyalizmi yenilgiye uğratmış olan kuvvetli sosyalist güç, Fransız  imparatorluğun un ordusuna son darbeler i vurmaktaydı. Doğu Avrupa'nın  Monarşileri &amp;nbsp;ve faşist askeri diktatörlükleri &amp;nbsp;yerel Komünistler &amp;nbsp;ve  Sovyet Ordusu önderliğindeki partizan güçlerin cepheleri &amp;nbsp;tarafından  tahrip edilmişti , şimdi Yunanistan hariç her yerde dünya devrimini  destekleyen ve en azından &amp;nbsp;işçiler ve köylülerin &amp;nbsp;hükümetleriolduğu  iddia edilen yerel hükümetler vardı &amp;nbsp;. Fransa ve İtalya'da en büyük  siyasi parti Komünist Partisi idi. &amp;nbsp;Avrupa kolonileri ve  neo-kolonilerinde ulusal kurtuluş hareketleri yükseliyordu. &amp;nbsp;Sadece 1946  ve 1949 da , dünya nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan ülkelerde  -Burma, Endonezya, Hindistan, Pakistan, Laos, Libya, Seylan, Ürdün ve  Filipinler de en azından nominal bağımsızlıklar sağlandı . Afrika  kıtasının&amp;nbsp; tamamı kaynıyordu .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Troçkistler hariç herkes,  ve hatta onların &amp;nbsp;bazıları , Komünist dünya devrimi için durumun &amp;nbsp;1953  yılında erken veya orta 1920'ler le kıyaslanamaz şekilde &amp;nbsp;gelişmiş  olduğunu kabul eder.&lt;br /&gt;Çeviri Devam edecek&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6960531713961952999?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6960531713961952999/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6960531713961952999' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6960531713961952999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6960531713961952999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/06/essential-stalin-temeller-1905-1952.html' title='( The essential) STALİN temeller-1905-1952 Temel Teorik yazıları'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-622015792517226937</id><published>2011-05-30T07:54:00.001-07:00</published><updated>2011-05-30T19:16:29.142-07:00</updated><title type='text'>Grup Yoruma saldırı ve Marksist Leninist soldaki sessizlik</title><content type='html'>&lt;b&gt;“&lt;i&gt;Marksist görüş her zaman derinleştirilmiş bir "değerlendirme" isteyecektir&lt;/i&gt;,&lt;/b&gt; &lt;i&gt;yüzeysel bir değerlendirme değil; &lt;b&gt;marksist görüş tahriflerin, duraksamaların ve korkak liberal gizlemelerin yoksunluğunu her zaman açığa vuracaktır&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;” Lenin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhir &lt;b&gt;Siyasal bilincin yaratılmasının ön koşuludur&lt;/b&gt;.  Siyasal bilinç olmadan devrimci mücadele olamaz. Lenin &amp;nbsp;“Siyasal sınıf  bilinci, işçilere, ancak dışardan verilebilir” derken söylemek istediği  bu siyasi bilincin “ancak iktisadi mücadelenin dışından, işçilerle  işverenler arasındaki ilişki alanının” , yani sendikal mücadelenin  dışında, kendilerinin de ayrılmaz bir parçası olduğu&lt;b&gt; bütün mücadele alanlarındaki Teşhir lerle gerçekleşebileceği&lt;/b&gt; dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhir, bir olayın, ilişkiler arasındaki haksızlıkların, çelişkilerin vb &lt;b&gt;salt kendisini olduğu gibi söylemek, göstermek değil&lt;/b&gt;, onun kitlelerin anlayacağı dilde siyasi açıklamasını da içinde taşıması gerekliliği gerçeğinden, &lt;b&gt;Teşhir ve Bilinç &amp;nbsp;birbirine bağımlı,&lt;/b&gt; birbirini karşılıklı etkileyen olgulardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin “Eğer işçiler, hangi sınıfları etkiliyor olursa olsun, z&lt;b&gt;orbalık, baskı, zor ve suistimalin her türlüsüne karşı tepki göstermede eğitilmemişlerse,&lt;/b&gt; .., sosyal-demokrat açıdan tepki göstermede eğitilmemişlerse,&lt;b&gt; işçi sınıfı bilinci, gerçek bir siyasal bilinç olamaz&lt;/b&gt;” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grup Yoruma yapılan zorbalık&lt;/b&gt; , saldırı olayı basit bir provokasyon, veya lümpence bir saldırı olarak ele alınamaz. Bu &lt;b&gt;saldırı  sınıf mücadelesinin , işçi sınıfı ideolojisi ile burjuva milliyetci  ideolojinin uzlaşmazlığının pratiğe yansımasının bir başka örneğidir&lt;/b&gt;.  Bu olayın teşhir edilmesi, kınanması ve bu pratiğin ideolojik kökenine  karşı mücadele edilmesi devrimci mücadelenin&amp;nbsp; ayakta kalabilmesi ve  başarısı için bir zorunluluktur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakalım &amp;nbsp;&amp;nbsp;“hangi  sınıfları etkiliyor olursa olsun, zorbalık, baskı, zor ve suistimalin  her türlüsüne karşı tepki gösterme“ temel devrimci tavırı ,ve teşhir  taktiğini, &amp;nbsp;&lt;b&gt;&amp;nbsp;Grup Yorum gibi Devrimci Demokrat bir sanatcı  grubuna&amp;nbsp; karşı yapılan zorbalığa karşı tepki göstermek , her devrimci  parti ve örgütlerin &amp;nbsp;temel Devrimci sorumluluklarındandır&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Devrimci&lt;/b&gt;  parti , grup ve bireyler görüş farklılkları, ve doğruyu bulup ideolojik  birliği oluşturma, burjuva ideolojisi ile , işçi sınıfı ideolojisi  arasındaki&amp;nbsp; farkları netleştirme &amp;nbsp;pratik zorunluluğu &amp;nbsp;nedeniyle&lt;b&gt; birbirlerini tutarlı bir şekilde ve acımasızca eleştirebilirler&lt;/b&gt;. Ancak devrimciler , &lt;b&gt;burjuvazinin saldırısına uğrayan&lt;/b&gt; her devrimci parti, örgüt ve bireyleri de &amp;nbsp;&lt;b&gt;burjuvaziye karşı aynı tutarlılıkla savunurlar&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda  "Burjuvazi" derken , bizzat burjuvazinin fiziki olarak kendisinden  bahsetmediğimi &amp;nbsp;anlamak için Marksizmin ABC sinden ve dünya tarihinden  haberdar olmak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pratiği belirleyen ideoloji  dir. 1960 lardan bu yana Türk faşist tabanını oluşturanlar burjuvazi  değil, işçi ve köylü sınıfının gençleri olmuştur. Bu, dünyadaki hemen  her ülkede kendini gösteren tarihi bir gerçektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani &lt;b&gt;belirleyici olan pratiğin ideolojik kaynağının değerlendirmesidir&lt;/b&gt;.&lt;br /&gt;Türkiyede  burjuvazinin özellikle 80 lerden sonraki politikasını özetlemek için  Stalin in şu değerlendirmesinin içeriğini bu süreçteki pratikle  karşılaştırmayı okuyana bırakalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Milliyetci  baskı politikası, halkın geniş tabakalarının dikkatini sosyal  meselelerden, sınıf mücadelesi meselelerinden ulusal meselelere,  proletaryanın ve burjuvazinin ‘ortak’ meselelerine cevirir. Bu da,  cıkarlar harmonisi’ yalanını yaymak icin, proletaryanın sınıf  çıkarlarını örtbas etmek için, işçileri manevi bakımdan köleleştirmek  için elverişli ortamı yaratır. Ve &lt;b&gt;böylece bütün ulusların işçileri arasında birliği kurma görevi karşısında ciddi bir engel dikilmiş olur&lt;/b&gt;".&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Türkiye  özelinde 1975 lerden bu yana (sayısı giderek azalan-oportunizme kayan )  Marksist Leninist değerlendirme &amp;nbsp;&amp;nbsp;somut şartların değişmesi nedeniyle  biçimsel olarak&amp;nbsp; özgüllüğünü yitirmiş olsada ,&lt;b&gt; özsel olarak doğruluğunu kanıtlamakta devam etmektedir&lt;/b&gt;.&amp;nbsp;  Bunu görebilmek için sadece gözlerdeki&amp;nbsp; opportunist, liberal, kuyrukcu  ya da burjuvazi milliyetci gözlüğü çıkarıp Türkiyenin sınıf mücadelesi  anlamında durumuna bakmak yeterlidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 lerdeki&amp;nbsp; yaklaşımın (bir kaç revizyonist grup hariç) &amp;nbsp;&amp;nbsp;Leninin ""Eğer bir &lt;b&gt;ezen ulus marksisti&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;ezilen ulusun&lt;/b&gt; tam hak eşitliği isteğini ya da onların bağımsız bir devlet kurma&lt;b&gt; hakkını bir an bile unutursa, yalnızca burjuva değil, ama aşırı gerici milliyetçiliğin bataklığına kaymış olur&lt;/b&gt;."" sözleri temelinde olmadığını, sadece Burjuva milliyetcileri iddia edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leninin "...Her ezilen ulusun burjuva milliyetçiliği, zulme karşı yönelmiş olan genel demokratik muhteva taşır ve bizim&lt;b&gt;, ulusal imtiyazlar sağlama eğiliminden&lt;/b&gt; bunu kesin olarak ayırdederek... kayıtsız şartsız &lt;b&gt;desteklediğimiz işte bu muhtevadır&lt;/b&gt;". sözleri ni Türkiyeye uyarlayan İbrahim Kaypakkaya &amp;nbsp;şu değerlendirmeyi yapar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;""Her milli harekette olduğu gibi Kürt milli hareketinin de iki niteliği vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi,  Türk burjuva ve toprak ağalarının milli baskılarına, imtiyazlarına,  devlet kurma imtiyazına, zulmüne ve zorbalığına karşı yönelmiş, genel  demokratik muhteva.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, Kürt milliyetçiliğini  güçlendirmeye, böylece Kürt burjuva ve toprak ağalarının üstünlük ve  imtiyazlarını gerçekleştirmeye yönelen gerici muhteva.""&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Lenin in , "İlkin ulusal görevler, ondan sonra proletaryanın görevleri, diyorlar burjuva milliyetçileri, &lt;/b&gt;ve onların ardından ...&lt;b&gt; yalancı-marksistler bunu yineliyorlar.&lt;/b&gt; Biz, &lt;b&gt;her şeyden önce proletaryanın görevleri diyoruz,…..&lt;/b&gt;“ Kim proletaryaya hizmet etmek istiyorsa, bütün ulusların işçilerini birleştirmeli ve&lt;b&gt; "kendisinin" olsun, başkalarının olsun, milliyetçiliğine karşı kesin savaşıma girişmelidir."&amp;nbsp; &lt;/b&gt;değerlendirmeleri  temelinde İbrahim kaypakkaya &amp;nbsp;"Sınıf Bilinçli Türkiye Proletaryasının  Kürt Milli Hareketi Karşısındaki Tutumu Ne Olmalıdır?" sorusuna &amp;nbsp;şu  cevabı veriyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"Her şeyden önce şunu  belirtelim ki, milliyeti ne olursa olsun bilinçli Türkiye proletaryası,  burjuva milliyetçiliğinin bayrağı altında yer almayacaktır. Stalin  yoldaşın ifadesiyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilinçli proletaryanın denenmiş olan kendi bayrağı vardır ve onun, burjuvazinin bayrağı altında safa girmesinin gereği olamaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci  olarak, milliyeti ne olursa olsun, bilinçli Türkiye proletaryası, işçi  ve köylü yığınlarını kendi bayrağı etrafında toplamaya çalışacak, bütün  emekçi sınıfların sınıf mücadelesine önderlik edecektir. Türkiye  devletini kendine temel alarak, Türkiye içindeki bütün uluslardan  işçileri ve emekçileri ortak sınıf örgütleri içinde birleştirecektir."&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Gene  Lenin in ""Eğer (ezilen ulustan) bir marksist, (ezen ulus) kıyıcılara  karşı duyduğu tamamen haklı ve doğal kinin bir parçasının, &lt;b&gt;hafif bir düşmanlık duygusu biçiminde bile olsa&lt;/b&gt;, (ezen) işçilerinin&lt;b&gt; proleter kültürünü ve proleter hareketini kapsamasına izin verirse&lt;/b&gt;, kendisi bu yüzden &lt;b&gt;burjuva milliyetçiliğinin bataklığına kaymış olacaktır.&lt;/b&gt;"" değerlendirmesi temelinde &amp;nbsp;İbrahim Kaypakkaya &amp;nbsp;Türkiye özelinde&amp;nbsp; değerlendirmesine şu sözlerle devam ediyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;""..milliyeti  ne olursa olsun, bilinçli Türkiye proletaryası, çeşitli milliyetlere  mensup burjuvazi ve toprak ağalarının kendi üstünlükleri ve imtiyazları  için yürüttükleri mücadelede tamamen tarafsız kalacaktır. Bilinçli  Türkiye proletaryası, &lt;b&gt;Kürt milli hareketi içindeki Kürt milliyetçiliğini güçlendirmeye yönelen eğilime asla destek olmayacaktır&lt;/b&gt;; burjuva milliyetçiliğine &lt;b&gt;asla yardım etmeyecektir;&lt;/b&gt;  Kürt burjuvalarının ve toprak ağalarının kendi üstünlükleri ve  imtiyazları icin giriştikleri mücadeleyi kesinlikle desteklemeyecektir;  yani, &lt;b&gt;Kürt milli hareketi içindeki genel demokratik muhtevayı desteklemekle yetinecek, onun ötesine gecmeyecektir.""&lt;/b&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Leninin  ”” küçük bir ulusun sosyal-demokratı, …… her durumda küçük ulus  darkafalılığına karşı, kendi içine kapanmaya karşı savaşım vermeli, &lt;b&gt;bütünü ve geneli gözönünde tutmalı, özeli genel çıkara bağımlı kılmalıdır.&lt;/b&gt;"" &lt;/i&gt;sözlerine bağımlı olarak, &amp;nbsp;İbrahim Kaypakkaya Leninden şu alıntıyla yazısına devam ediyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;"...Proletarya,  burjuva milliyetçiliğinin gelişmesine destek olamaz; tersine o, ulusal  farklılıkların silinmesine ve uluslararası engellerin yıkılmasına, &lt;b&gt;milliyetler arasındaki bağları sağlamlaştıran her şeye, ulusların birbirleriyle kaynaşmasına yardım eden her şeye destek olur&lt;/b&gt;. Başka türlü davranmak, &lt;b&gt;gerici milliyetçi küçük-burjuvazinin yanında yer almak olur."&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;""biz,  her türlü burjuva milliyetçiligine karşı savaşmazsak, bütün ulusların  işcileri arasında eşitlik uğruna mücadele etmezsek, o hedefe doğru yol  alamayız...""&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;İbrahim kaypakkaya nın&lt;br /&gt;&amp;nbsp;""&lt;i&gt;Marksist-Leninist  hareket, Kürt milli hareketinin başını çeken burjuva ve küçük toprak  ağalarına karşı da, Kürt proletaryasının ve emekçilerinin sınıf  mücadelesini yürütür ve yönetir. &lt;b&gt;Kürt burjuva ve toprak ağalarının milliyetçiliği güçlendirmeyi hedef alan eylemlerine karşı, Kürt işçi ve emekçilerini uyarır. &lt;/b&gt;Marksist-Leninist  hareket, çeşitli milliyetlerin burjuva ve toprak ağası sınıflarının  kendi üstünlükleri için giriştikleri mücadeleler karşısında kayıtsızdır&lt;/i&gt;.""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözlerini  de hatırlattıktan sonra, &amp;nbsp;liberal , opportunist ve kuyrukcu gözlükleri  çıkarıp, okuma gözlüğü takarak , &amp;nbsp;var olan ve kendini Marksist Leninist  olarak &amp;nbsp;sunan parti ve hareketlerin&amp;nbsp; tüm yayın organlarında &amp;nbsp;Burjuva  Milliyetciliğine karşı bir makale arayalım…………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taban ve  güç &amp;nbsp;kaybetme oportunistliği, duygusal tepkiler olacağı Liberalizmi ve  Şövenist likle suçlanılacağı korkaklığı nedeniyle Burjuva  Milliyetciliğin eleştirisini görmek hemen hemen olanaksız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu suskunluğun, &amp;nbsp;anti-Marksist, &amp;nbsp;sınıf mücadelesini &lt;b&gt;demokratik talepler&lt;/b&gt; ve &amp;nbsp;var olan&lt;b&gt; hakim sınıfın resmi ideoloji ve pratiklerine karşı mücadele&lt;/b&gt; gibi dar ve sınırlı bir mücadeleye indirgenmesi çabalarına yardımcı olması bir yana ,&amp;nbsp; Kürt Halkının hareketi içinde &lt;b&gt;milliyetci ideolojinin hızla gelişmesine&lt;/b&gt; neden olduğuda&amp;nbsp; yaşanan somut pratiklerle &amp;nbsp;kanıtlanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksist Leninist mücadele &lt;b&gt;sınıfsal temeldedir ve ideolojik mücadele bu mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır&lt;/b&gt;.&amp;nbsp;  Marksizm hiç bir milliyetci ideoloji ile bağdaşmaz. Pratiğe dökülmesi  diyalektik olarak kaçınılmaz olan Milliyetci &amp;nbsp;ideoloji kendini etnik  fark gözetmeksizin burjuvazinin hizmetinde devrimcilere karşı  saldırılarda&amp;nbsp; kendini gösterecektir.&lt;br /&gt;Grup Yoruma yapılan saldırı&amp;nbsp;  ideolojinin pratiğe yansımasının sadece bir tane örneğidir. Bunun  ideolojiden bağımsız tek başına bir olay olduğu gibi hayaller içinde  yaşayanlar , kınamaktan bile kaçınarak &amp;nbsp;suskun kalanlar, diyalektiğin ve  sınıf mücadelesinin kaçınılmaz sonucu olarak, gün gelip yaygınlaşacak  olan saldırılarında sorumluluğunu omuzlarında taşıyacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitirirken, İdeoloji, önderlik ve pratik diyalektik bağlantısını kuramayanlar için , , Lenin in .""...&lt;b&gt;sorun, bir örgütün büyüklüğü sorunu değil&lt;/b&gt;, politikasının &lt;b&gt;gerçek ve nesnel anlamı sorunudur&lt;/b&gt;: bu&lt;b&gt; politika yığınları temsil ediyor&lt;/b&gt; &lt;b&gt;mu&lt;/b&gt;, onlara hizmet ediyor mu, yani &lt;b&gt;onların kapitalizmden kurtulmalarını amaçlıyor mu&lt;/b&gt;, yoksa &lt;b&gt;azınlığın çıkarlarını, azınlığın kapitalizmle uzlaşmasını mı temsil ediyor?”&lt;/b&gt;”  temel alınması gereken değerlendirmesi ışığında, devletle uzlaşma&amp;nbsp;  peşinde koşanların zaman geldiğinde alacağı safların ne olduğunu içeren&amp;nbsp;  alıntıları verelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“PKK’nin askeri sorun  olmaktan çıkması, Kürt sorununun siyasi çözümünün yolunu açacak ve  beraberinde siyasi sorun olmaktan çıkması anlamına da gelecektir. &lt;b&gt;Devletin bütünlüğünü birliğini zorlamaktan, ona güç verme sürecine girilecektir&lt;/b&gt;. Devletle demokratik bütünleşme yolu açıldıkça devlete karşıt konum aşılacaktır.” (A. Öcalan, Esasa İlişkin Savunma)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türkiye burada büyük tehlikelerden korunma kadar, tersine yani güç kaynağına dönüştürme şansına sahip olacaktır. &lt;b&gt;İçte ve dışta PKK’nin askeri savaş olanakları çözümle birlikte Türkiye’nin hizmetine girecektir&lt;/b&gt;…  Kürtlerin Demokratik Cumhuriyet’le bütünleşmesi geliştikçe bu askeri  anlamda da karşı tehditten stratejik bir güç kaynağına dönüşecektir.  Çözüm bu büyük fırsatı sunuyor. &lt;b&gt;Geleceğe en büyük stratejik yatırım oluyor.&lt;/b&gt;” (Esasa İlişkin Savunma)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gerilla da tartışılabilir... &lt;b&gt;Ne yapacağız biz gerillayı? &lt;/b&gt;Gerillayı, halkların güvencesi, ..&lt;b&gt; milis gücü haline getiririz.&lt;/b&gt; Milis gerekli değil mi yani? Hatta &lt;b&gt;Türkiye’de sivil savunma birlikleri vardır. Gerillayı biz sivil savunma birlikleri haline getiririz.&lt;/b&gt;  Bundan daha pratik çözüm olur mu?.. Böylece gerilla diye korktukları  bir şey de rahatlıkla aşılmış olur, tabii eğer çözüm istiyorlarsa.”  (Özgür Politika, 8 Şubat 1998)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Burjuva Milliyetci ideoloji ve&amp;nbsp; onun pratiğe yansıyan &lt;b&gt;devrimcilere karşı saldırılarına karşı bir kınama bile yapılmayan suskunluğun&lt;/b&gt;  kısa ve uzun vadede ulaşacağı siyasi sonucu görebilmek için diyalektiği  bilmeye&amp;nbsp; gerek bırakıyormu bu alıntılar? &amp;nbsp;Bu alıntıların &lt;b&gt;siyasi içeriğiyle uyum içinde olabilecek&lt;/b&gt;&amp;nbsp; bir tane bile Türkiyeli Marksist Leninist olabilirmi? "Uzlaşma"dan 'Koruma"cılığa kadar uzanacak kaçınılmaz &lt;b&gt;diyalektik gelişime karşı suskunluk&lt;/b&gt;.....Suskunluk&amp;nbsp; kendine Marksist Leninist diyen parti, örgüt ve bireylerin &lt;b&gt;sorumlu bir pratiği olabilirm&lt;/b&gt;i?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mayıs 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;Note; Gerek devrimciler arasında yoldaşlık ve  dayanışma ve gerekse SUSKUNLUK konusunda Leninin şu açıklaması anlamak  isteyenler için yeterlidir. Sadece Rusya yerine Türkiye, Raboçaya Mysl yerine  var olan her hangi bir parti ya da örgütün yayın organını koyup okuyun.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;Evet, biz yoldaşlık görevini, bütün   yoldaşları destekleme görevini, yoldaşların görüşlerine hoşgörülü olma   görevini tanıyoruz, fakat, bizce yoldaşlık görevi Rusya ve Enternasyonal   Sosyal-Demokrasisine olan görevimizden kaynaklanır, ve tersi değil.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;Biz, Raboçaya Mysl‘a olan yoldaşça   sorumluluğumuzu, onun yazarlarının yoldaşlarımız olmalarından değil; biz,   Raboçaya Mysl yazarlarını yalnızca Rusya (ve, bu nedenle, enternasyonal)   Sosyal-Demokrasisi saflarında çalıştıkları oranda ve bu yüzden yoldaşlarımız   olarak görüyoruz&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;Onun için, eğer bazı “yoldaşların” geriye   doğru, Sosyal-Demokratik programdan uzağa doğru hareket ettiklerinden,   “yoldaşlar”ın işçi-sınıfı hareketinin hedeflerini saklayıp çarpıttıklarından   eminsek, söylenmemiş hiç bir şey bırakmadan tam bir kesinlikle inançlarımızı   ifade etmeyi görevimiz olarak görüyoruz!&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;V. I. Lenin, A Retrograde Trend in Russian  Social-Democracy&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-622015792517226937?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/622015792517226937/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=622015792517226937' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/622015792517226937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/622015792517226937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/05/grup-yoruma-saldr-ve-marksist-leninist.html' title='Grup Yoruma saldırı ve Marksist Leninist soldaki sessizlik'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-4615456547608950177</id><published>2011-05-11T17:33:00.000-07:00</published><updated>2011-05-13T13:26:55.180-07:00</updated><title type='text'>Troçkistlerle cephe ler ve bloklar  “hata” ve “yanlış” mı , yoksa var olan güçler dengesinin  ölçeği ve oportunizmin belirtisimi?</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;o:OfficeDocumentSettings&gt;   &lt;o:RelyOnVML/&gt;   &lt;o:AllowPNG/&gt;  &lt;/o:OfficeDocumentSettings&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:WordDocument&gt;   &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:TrackMoves/&gt;   &lt;w:TrackFormatting/&gt;   &lt;w:PunctuationKerning/&gt;   &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;   &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;   &lt;w:LidThemeOther&gt;EN-US&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:Compatibility&gt;    &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;    &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;    &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;    &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;    &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;    &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;    &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;    &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;    &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;    &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;    &lt;w:CachedColBalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;m:mathPr&gt;    &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;    &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;    &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;    &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;    &lt;m:dispDef/&gt;    &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;    &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;    &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;    &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"  LatentStyleCount="267"&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt; /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt; mso-para-margin-top:0in; mso-para-margin-right:0in; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0in; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}&lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Leninin “&lt;i&gt;uzlaşmacıların asla Bolşevik olmadıklarını, Bolşevizmle hiçbir ortak yanları bulunmadığını, tutarsız Troçkistler olduklarını herkese açıklamakla yükümlü değil miyiz&lt;/i&gt;?” &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;sözlerini hatırlatarak başlayalım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;Troçkizme karşı mücadelenin zorunluluğu &lt;/b&gt;Marksist Leninistlerin uydurduğu , mücadelenin genelde gerilemiş&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;olmasında , döneklerin çoğalmasında, liberalizmin yaygınlaşmasında, Sovyetlerde ki geri dönüşte vb &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bir &lt;b&gt;“günahkar” arama&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;bir “kaçış”, ya da “göz kapama “ kılıfı değil&lt;/b&gt;, tam tersine, &lt;b&gt;sorunların tamda odak noktasını oluşturan tarihi diyalektik bir gerçektir. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir avuç tabanı bile olmayan Troçkist parti ve örgütlerle ittifakların "var olan&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;somut şartlar değerlendirmesine bağımlı"&amp;nbsp; &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&lt;/span&gt;olduğu gibi temelsiz ve demagojik&amp;nbsp;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&lt;/span&gt; pratik, ideolojik bir kılıf kendine Marksist Leninist diyen birey, örgüt ya da parti tarafından yutulmayacak kadar bariz, tartışmaya bile gerek olmayan , &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;liberal bir kılıftır. &lt;span lang="TR" style="mso-ansi-language: TR;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Gelelim bu ittifakları önemsiz, hata, ya da yanlış değerlendirmelerine.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Güçler dengesi sınıf mücadelesinde&lt;b&gt; tarafların&lt;/b&gt; gerek &lt;b&gt;fiziki ve gerekse ideolojik&lt;/b&gt; olarak karşılıklı kuvvetlerinin , gerek örgütlsel, gerek kitlelerle olan ve ideolojik bağlantıları , ve gerekse kitleler üzerindeki &lt;b&gt;ideolojik etkinlikliklerinin ölçeğini tanımlar&lt;/b&gt;. Marksist Leninist örgütlerin kendi bağımsız örgütlenmelerini&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sağlayamamaları, ideolojik birliği oluşturamamaları , ideolojik anlamda da Güçler Dengesinde burjuva ideolojisinin&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;işçi sınıfı ideolojisine göre daha ağır bastığının bir belirtisidir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Türkiyede&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Troçkistlerle “&lt;b&gt;Boykot Cephe&lt;/b&gt;”leri,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Emperyalizme karşı “&lt;b&gt;protesto ittifakları&lt;/b&gt;” ve “&lt;b&gt;ortak pankartlar&lt;/b&gt;”, ve son olarak da “&lt;b&gt;Seçim Bloğu &lt;/b&gt;“ güçler dengesindeki bu ölçeğin ideolojik ve pratik olarak işçi sınıfının terazisi tarafında ağır basmadığının en net göstergesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Troçkistlerle bu tür cephe ler, ittifaklar ve bloklar&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“hata” ya da “yanlış “ olarak değerlendirilebilirmi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bir ülke özelindeki &lt;b&gt;gelişim ve değişimlerin&lt;/b&gt; doğru bir biçimde kavranması , genelde yaşanan tarihi gelişim ve değişimde olduğu gibi, , &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;sadece güçler dengesine ve güçler arası çelişkilere bağımlı olarak&lt;/b&gt; , güçlenme ya da gerileme yönündeki değişikliklerdeki &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;karşılıklı etkilenmeler ve etkilemelerin&lt;/b&gt; göz önünde tutulduğu &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;diyalektik yöntemin uygulanması ile olanaklıdır&lt;/b&gt;. Tek taraflı , ve &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;sınıf mücadelesi içindeki&lt;/b&gt; karşılıklı etkenleri göz önünde bulundurmayan “hata”&amp;nbsp; ya da “yanlış” değerlendirmeleri &lt;b&gt;diyalektik materyalizmden uzak, idealist bir değerlendirmedir. &lt;/b&gt;Bu blok ve cepheleri&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;şartların gereği&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;, ya da ”önemli olan blok un içeriğidir” gibi anti-Marksist&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;kılıflarlarla Troçkistlerle blok un yerinde ve&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;doğru olduğunu&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;savunmaksa &lt;b&gt;oportunizmin en su katılmamışıdır.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Marks diyalektik yöntemini Hegelinki ile karşılaştırıken “&lt;i&gt;düşünme süreci, insan kafasında yansıyan, ve düşünce biçimlerine dönüşen madde dünyasından başka bir şey değildir&lt;/i&gt;” diye özetleme yapıyor. Yani bir insanın düşüncesi ve bu temeldeki tavrı içinde yaşadığı materyal dünyadan soyutlanamaz, &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;tam tersine &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;onun bir ürünüdür&lt;/b&gt;. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Bu anlamda (tüm istemlere rağmen ) henüz, “somut şartların somut değerlendirme”sine dayanan , teorik ve pratik&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hiç bir açıklama getirilmeyen&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Troçkistlerle yapılan bloklar&amp;nbsp; oportunistliğin bir ürünü, &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;güçler dengesinde işçi sınıfının ne kadar zayıf olduğunun ve yaygın oportunizmin &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;somut belirtisidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;“Güçler dengesi” kavramını &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;“fiziksel –materyal-sınıfsal”olarak değil , &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;“sınıfsal-ideolojik” bir bütünlük içinde ele almak gerekir.&lt;/b&gt; Yani dengeyi belirleyen sadece burjuvazi ve işçi sınıfının materyal gücü değil, &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;işçi sınıfının ideolojisi içine sızan, içinde güçlenen ya da eriyen burjuva ideolojisinin o anda ya da sözü geçen süreç içindeki gücüdür&lt;/b&gt; . Yani “hata ve yanlış” lara diyalektik bir bütünlük içinde yaklaşmak ve &lt;b style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;sınıf savaşımı-ideolojik savaşımı&lt;/b&gt; birbirine bağlantılı olarak ele almak gerekir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Diyalektik yöntem temelinde &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;herhangi bir değişim ya da gelişim sadece kendi içinde ve karşılıklı etkileşimler den değil, etrafındaki &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;materyal koşullardan ,&lt;b&gt; ideolojik etkileşimlerden &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;soyutlanmış ve bağımsız &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;düşünülemez, değerlendirilemez.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Yani gerek fiziki ve gerek ideolojik olarak &lt;b&gt;uzlaşmaz karşıtlar arasındaki sınıf mücadelesi&lt;/b&gt; ve bu mücadelenin verildiği materyal ve ideolojik alan, güçler dengesinin ve dengedeki niteliksel değişimlerin incelenmesinin diyalektik temellerini oluşturur.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Sınıf mücadelesi ve bu mücadelenin verildiği &lt;b&gt;material ve ideolojik alanda&lt;/b&gt; , Marksizmi burjuvazinin kabul edeceği bir içeriğe indirgeyen, tarihleri boyu sosyalizme karşı mücadelede emperyalizmin korosuna katılan ve &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;daha da ötesine giderek onların&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sol dan sesi olan ideolojik grup ve partilerle yapılan &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ittifaklar &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;sınıf savaşımı-ideolojik savaşım diyalektik bağlantısını &lt;b&gt;opportunist &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;amaçlarla göz ardı etmenin&lt;/b&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;kılıf geçirilmesi&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;olanaksız &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;pratikleridir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Bu tür ittifaklara “hata” , “yanlış” &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ya da &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;“önemli değil önemli olan içerik ya da ittifakkın kelle sayısı” gibi bilimsellikten &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;, &lt;b&gt;sınıfsallıktan ve ideolojik savaştan uzak değerlendirmeler de oportunizm hastalığının ne kadar yaygın olduğunun&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;göstergeleridir.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Marksist Leninist örgütlerin kendi bağımsız örgütlenmelerini , pratiklerini , ilkeli ittifaklar sağlayamamaları, ve ideolojik birliği oluşturamamaları , ideolojik anlamda &lt;b&gt;Güçler Dengesinde burjuva ideolojisinin&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;işçi sınıfı ideolojisi içinde ve ona &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;göre daha ağır bastığının bir belirtisidir.&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;Aslında tam da bu gerçek&lt;b&gt; bu tür ittifakların reddini zorunlu kılan&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;teorik ve pratik mücadeleye işaret eder.&lt;/b&gt; Biz gene Lenin in sözlerini tekrarlayalım belki anlayan çıkar; “”&lt;b&gt;&lt;i&gt;uzlaşmacıların asla Bolşevik olmadıklarını, Bolşevizmle hiçbir ortak yanları bulunmadığını, tutarsız Troçkistler olduklarını herkese açıklamakla yükümlü değil miyiz? &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;“&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;1 MAYIS 2011&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-4615456547608950177?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/4615456547608950177/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=4615456547608950177' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/4615456547608950177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/4615456547608950177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/05/trockistlerle-cephe-ler-ve-bloklar-hata.html' title='Troçkistlerle cephe ler ve bloklar  “hata” ve “yanlış” mı , yoksa var olan güçler dengesinin  ölçeği ve oportunizmin belirtisimi?'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-161049743718357062</id><published>2011-04-30T17:54:00.001-07:00</published><updated>2011-04-30T17:54:43.312-07:00</updated><title type='text'>Libya daki ayaklanmanın arkasındaki pratik gelişmeler-ırkçılık ve provokasyonlar</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;div&gt;Libya, daha doğrusu  Benghazi deki ayaklanmaların arka planındaki siyasi ve ekonomik nedenler  üzerine farklı ve zıt bir sürü yorumlar yapıldı. Bu protesto ve  ayaklanmaların başlangıçta sisteme ve kaddafiye karşı kendiliğinden  olduğu yönündeki yorumlar hala burjuva basında devam ederken,  gelişmelerin&amp;nbsp; ortaya çıkardığı somut veriler temelinde sol ve sol a  yakın yorumlar bu ayaklanmaların önceden&amp;nbsp; planlanmış , provokasyonlar,  medyanın bilinçli propogandaları sonucu&amp;nbsp; yaygınlaşmış olduğu gerçeği  üzerinde yoğunlaşmakta. Batılı devletlerin Libya üzerine planlarının üç  sene öncesine dayandığı, Libyanın ekonomik durumunun&amp;nbsp; protestolarla  ilişkisi olmayacak kadar ileri olduğu vb gibi&amp;nbsp; yeni veriler her gün&amp;nbsp;  ortaya çıkmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libya da protestolar başladığında , olayları değerlendirmelerde dikkat edilmesi gereken konular üzerine önerileri içeren &lt;em&gt;, &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Libya daki ayaklanmaları Tunus ve Mısırdaki ayaklanmalardan farklı kılan olgular neler?&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;başlıklı  yazıda ekonomik ve siyasi farklılıkarı ve protestoların sınıfsal  niteliği üzerine şüphelerimi sıralamıştım. Devamındaki &lt;em&gt;&amp;nbsp;Libya ya saldırıyı “petrol için-değil” değerlendirmesi üzerine.&lt;/em&gt; ve&lt;em&gt; &lt;/em&gt;&lt;em&gt;Libya –İktidara karşı! ayaklanma, emperyalizme karşı savunma? hangisi gerici, hangisi ilerici?&lt;/em&gt;  başlıklı yazılardada gelişen somut olaylar ve somut veriler ışığında  ayaklanma ve emperyalist saldırganlığın ekonomik ve siyasi içeriğine  değinmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda kısaca ayaklanmaların temeli olarak alınan&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;strong&gt; ilk protestolar ın başlangıcı 15 şubat tarihi öncesi&lt;/strong&gt; pratik gelişmelere bir göz atarak &lt;strong&gt;bu protestoların özünün neye dayandığı &lt;/strong&gt;konusunda bilgi verecek gelişmelere ve medyada bahsedilmeyen &lt;strong&gt;protesto-öncesi-protestolara &lt;/strong&gt;ve medyanin tutumuna deyineceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyada  Libya vatandaşı olan 1 milyonun üzerinde zenci ye ilave olarak, 1,5  milyona yakın zenci göçmen işçi bulunmakta-ydı. Bu göçmen işçilerin  sayısının yüksek olmasını nedeni ise, yıllardır devam eden ekonomik  krizlerden büyük&amp;nbsp; ölçüde etkilenen Afrika ülkelerinden krizden fazla  etkilenmeyen Libya ya vizesiz &lt;strong&gt;göçmen -işçi&amp;nbsp; akımı &lt;/strong&gt;olmuştu. Bu işçi-göçleri Libyada, özellikle petrol işletmelerinin yoğun olduğu bengazi ve çevresinde gerek&lt;strong&gt; sosyal ve gerekse dini ani değişim&lt;/strong&gt; ve gelişmelere neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi,&amp;nbsp; nerdeyse Libyanın&lt;strong&gt; nüfusunu bire-bir bir zencileştiren ani bir nüfus patlaması &lt;/strong&gt;olması. 2000 lerin başında yüz binlerde olan zenci göçmen işçilerin milyonu geçmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi, göçmen zenci işçilerin çoğunluğunun diyebileceğimiz kısmının &lt;strong&gt;Hristiyan dininden olması&lt;/strong&gt;,  Müslüman bir ülkede Kiliselerin sadece sayısının değil, kiliseye  katılanlarında sayısının hızla artması, Alkayda nın ve benzeri dini  fanatik örgütlerin (CIA nin bile zamanında tesbit ettiği verilere göre)  en fazla odaklandığı &amp;nbsp;&lt;strong&gt;Benghazi gibi bir yerde propogandaların ve provokasyonların&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; zeminini atmış olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu &lt;strong&gt;içteki gelişmelere&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;  bağımlı olarak , 1970 lerde kaddafinin gerek Güney Afrika ırkçı  rejimine karşı yıllarca savaşan Mandela önderliğindeki ANC ye, Afrikada  ve diğer ülkelerdeki&amp;nbsp; özgürlük savaşlarına&amp;nbsp;&amp;nbsp; mali ve&amp;nbsp; askeri yardımlar  yapması , 1990 larda başlayarak Kaddafi ve çevresinin , Dünya bankası ve  IMF e rekabet olarak, &amp;nbsp;Batı Afrika Bankası, Afrika Gelişme Bankası,  senede 500 milyon üyelik parası ödenen batılı satellayt şirketlerinin  tekeline son vererek, sadece bir defa 400 milyon ödenerek ulaşılabilen&amp;nbsp;  Afrika Haberleşme Satellaytı kurması, ve Afrika Birliği gibi  girişimlerle&amp;nbsp; batıllı ülkelere rekabet&amp;nbsp; ve Global pazarda önemli oyuncu  olma çabaları süreci içine girmesi ,&lt;strong&gt; dışardan kaynaklanan ve yönlendirilen propaganda ve provokasyonlara&lt;/strong&gt; da zemin hazırlamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyanın  ekonomik gelişimi ve Afrika ülkelerine vize uygulaması olmaması diğer  Afrika ülkelerinden yoğun işçi göçlerine , ve süreç içinde de göçmen  işçi düşmanlığının siyasi olarak kullanılmasının objektif şartlarını  hazırlamış oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000 in başlarında&amp;nbsp; &lt;strong&gt;Alkol ve uyuşturucu trafikciliğiyle suçlamalarla&lt;/strong&gt; başlayan&amp;nbsp; provokasyonlar sonuçarını hızla göstermeye başladı.&amp;nbsp;&lt;strong&gt; Zencilere karşı propogandalar , protestolar ve provokasyonlar 2010 sonlarına doğru hız almaya başladı&lt;/strong&gt;.&amp;nbsp;  Tarihi boyu karşı devrimin , Wahabi ve Salafist islami fanatizmin kalbi  olan Benghazinin Müslüman fanatiklerin hakim olduğu bölgelerinde, &lt;strong&gt;zencilerin sadece otobüsleri değil, hashane ve okulları da kullanmaları yasaklandı.&lt;/strong&gt;  Zencilerin görüldükleri yerde, ve hatta taksilerden indirilip  dövülmesi&amp;nbsp; yaygınlaştı. Bu arada Libyanın doğal vatandaşı olan müslüman  zencilerinde gelişen “zenci Düşmanlığı “ , ırkçılık nedeniyle  saldırılara uğraması olağan bir olay haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irkçılığın  ve zencilere saldırıların artmasının kaddafinin “Afrika Birliği”  oluşturma çalışmalarındaki olumlu gelişmelerle bağlantısını , bunu  engellemek isteyen çevrelerin , “Kaddafinin onları terk ettiği “ve artık  “pan Afrikanist” olduğu, “Afrikalıların çok çocuk yaptıkları” ve  “yakında Libyanın çoğunluğunun zenci olacağı “ vb tipik propaganda ve  &amp;nbsp;provokasyonlarını da gözden kaçırmak, tarihten hiç ders almamış olmak  demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihe geri dönüp baktığımızda&lt;strong&gt; 2000  yılında gene aynı bölgelerdeki protestolar ve özellikle zenci göçmen  işçilere karşı yaygın saldırılar *kendiliğinden* olmaktan çok uzaktı&lt;/strong&gt;.  Olaylar üzerine Kaddafinin radio konuşmasıyla Libya halkı adına özür  dilemesi , adalet bakanını görevden alması ve bu saldırıların arkasında  Libyanın Afrika ülkeleriyle kaynaşması ve birliğini engellemek isteyen  iç güçlerin provokasyonları olduğu üzerindeki yorumları, &lt;strong&gt;Libya daki iç çatışmanın bir anlık değil, belirli bir geçmişi &lt;/strong&gt;olduğunu da ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu geçmişe bağımlı olarak güncele baktığımızda, zamanın Ekonomi bakanı , şimdinin&lt;strong&gt; Muhalefet Hükümeti üyesi olan Ali Abdal Al&amp;nbsp; Isawi nin &amp;nbsp;2000 de olaylarda&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;  “onlar (Afrikalılar) sağlık kurumumuza bir yük”, “onlar hastalık  saçıyorlar ve suç işliyorlar”, “onlar yasa dışılar”açıklaması ,  günümüzde yaptığı “onlar (Afrikalılar) paralı askerler”,..”halk bunların  zenci olduğunu, arapça konuşmadıklarını , evlere girip kadın çocuk  öldürdüklerini söylüyor”..yorumları arasındaki paralelliği görmek zor  olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı dönemde içisleri bakanı olan ve devlet  emniyet güçlerine zencilere saldırma, tutuklama emrini veren Abdul Fatah  Younis in de günümüzde muhalefet askeri komutanı olmasının ilginç bir  tesadüf! olmaması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LA Times ın Aralık 16,2000 de  verdiği bir habere göre sadece Ekim 2000 de 135 Ghanalı göçmen işçi  öldürülmüş, 5,200 ü geri dönüş yapmış. 2010 un sonların doğru hızını  arttıran bu zenci düşmanlığı nedeniyle göçmen işçilerden, özellikle  Hristiyan olanlar geri göç e başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Time Magazinin Benghazide yaptığı ,&lt;strong&gt; “kaddafinin petrol gelirlerini fakir komşu ülkelerle paylaştığı “ yorumlu &lt;/strong&gt;röportajı  da Benghazililerin Afrika Birliği konusundaki görüşlerini ortaya  koymakta- “Bütün bu ülkeler bizim paramızı almak tan başka bir işe  yaramıyorlar, şimdide kaddafinin yerinde kalması için geri geldiler”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Paralı askerler”&lt;/strong&gt;  konusunda başlangıçta batılı medyanın borazancılığına katılmayan  kalmamıştı. Ancak zamanla bu haberlerin propaganda ve provokasyon  niteliği dışında gerçekle hiç bir bağlantısı olmadığı ortaya çıktı. New  York Times ın da verdiği &lt;strong&gt;“paralı asker” haber ve bağdaşık resimde gösterilenlerin aslında” işçiler” olduğu &lt;/strong&gt;nu  sonradan kabul etmesi gibi, videolarla youtube de çıkan, durmadan  dövülen, ayağından asılı ölü zenci –paralı askerin!!- Libyalı olduğu da  kısa zamanda ortaya çıktı. Buna benzer “paralı askerler kadınlarımızın  ırzına geçiyor”, “vatandaşlarımız katleriyor” , “uçaklarla yeni paralı  askerler geldi” gibi Al Ceziraya kadar her medyanın verdiği haberlerin  gerçekle ilgisi olmadığı ,&amp;nbsp; Libya da her zenciye saldırı ve katliamlara  neden olan propaganda ve provokatörlüğe hizmet ettiği , Libyalı  zencilere yapılan yüzlerce yüz kızartıcı vahşet, raporlar, resim ve  videolarla gözler önünde sergilendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batılı kuruluşlardan  birisi olan “İnsan Hakları Gözlem” i , “Benghazide binlerce insanın  (zencilerin) evlerinden alındığı dövüldüğü ve tutuklandığı”, ancak  yapılan araştırmalar sonunda (bu zencilerin)&amp;nbsp;&lt;strong&gt; “paralı askerler olduğu konusunda hiç bir delil bulunmadığı”, raporunu verdi.&lt;/strong&gt;  &amp;nbsp;Bunun yanında protestoların daha ilk gününde 50 zencinin “paralı asker  “ diye linç edilerek katledildiği haberlerde kısaca yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benghazide  hastahanede yaralı zencilerin öldürülmesi , hastahanelerde zenciler  için gizli bölüm oluşturulduğu yönünde &amp;nbsp;doktorların verdiği haberler  &amp;nbsp;göresel Medya da yer bile almadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlara ilave olarak&lt;strong&gt; ırkçıların çeteler halinde zenci avına çıktıkları &lt;/strong&gt;, yakaladıklarını sokak ortasında linç ettikleri , astıkları tekelci medya nın dışında kalan küçük basında yer alan haberler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Libya da ırkcılığın ve zencilere karşı katliama sessiz kalmanın kılıfı&amp;nbsp;&amp;nbsp; “Paralı Askerler” propogandalarıyla geçirilmiş oldu.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Medya  nın, özellikle CNN ve AlCeziranın senaryosu yazılmış cinsinden,  telefonla canlı konuşulan sözde Libyalı vatandaşın “paralı askerler  vatandaşlarımızı katlediyor”, ” …..nerde Obama?” “nerde Dünya?” “Dünya  neden sessiz? “vb gibi&amp;nbsp; sahte-haberleri bu önceden hazırlanmış&amp;nbsp; planda  medyanın rolünün ne olduğu konusunda ibret verici örneklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benghazide  halkı yönlendirme ve provokasyonlarda temel alınan haber ve sloganların  “Afrikalı”, “Zenci” ve bununla bağdaşık lık kurulan “paralı askerler”  olması hareketin ne kadar sahtekar, ırkçı ve gerici içerikte olduğunun  bariz göstergeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyadaki protesto ve ayaklanmaların &lt;strong&gt;pratikte gelişimi&lt;/strong&gt; geçmişten gelen ve &lt;strong&gt;2010 sonlarına doğru hızını arttıran zenci düşmanlığı protestlarıyla direk bağlantılıdır&lt;/strong&gt;. Şubat 15&amp;nbsp; deki ayaklanma! öncesinden&lt;strong&gt;  bahsedilmeyen ve aylarca devam eden bu tür ırkçı protestoların  subjektif olarak yönlendirilmiş ve hedefi değiştirilmiş bir ürünüdür&lt;/strong&gt;. &amp;nbsp;Bu anlamda Libyadaki ayaklanma! nın ne Tunus ,&amp;nbsp; ne Mısır, ve ne de diğer ülkelerdeki&lt;strong&gt; protestolarla içerik ve nitelik olarak hiç bir benzerliği yoktur&lt;/strong&gt;.  Libyadaki ayaklanma ! ırkcı ve dini gericilerin&amp;nbsp; protestolarının  bilinçli bir şekilde yönlendirilmesi ve ayaklanmaya dönüştürülmesidir.  Bu protestoların ve devamındaki ayaklanmanın arkasında Benghazi de hakim  olan aşiret, Kaddafi ve&amp;nbsp; etrafındaki aşiretlerle çıkar çelişkisi olan  aşiretler , dindar gericiler, ırkcılar &amp;nbsp;ve emperyalistlerdir. &lt;strong&gt;Bu ayaklanma başlangıcından bu yana &amp;nbsp;gerici bir ayaklanmadır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan 28, 2011&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-161049743718357062?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/161049743718357062/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=161049743718357062' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/161049743718357062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/161049743718357062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/04/libya-daki-ayaklanmann-arkasndaki.html' title='Libya daki ayaklanmanın arkasındaki pratik gelişmeler-ırkçılık ve provokasyonlar'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-3549969278430856175</id><published>2011-04-17T21:38:00.000-07:00</published><updated>2011-04-26T19:00:55.721-07:00</updated><title type='text'>"Anti Kapitalist" sloganı altında Emperyalizmi aklama ve emperyalizme hizmetciliğin teorileri</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Anti-kapitalist sloganları atan Troçkist sitelerde ve &amp;nbsp;açık gizli Troçkist yazılarda Anti-emperyalist sloganların dışlandığı ve genellikle Anti-emperyalist mücadelelerin karalandığı oldukça yaygın bir şekilde görülmekte.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Kapitalizm nedir, emperyalizm nedir , bunlar gerçekten birbirinden soyutlanmış, bağımsız farklı kavramlarmıdır, birisi rekabetci döneme, diğeri tekelci döneme mi intikal eder, değilse bu gizli açık Troçkistlerin anti-kapitalist sloganı arkasında yatan gerçek nedir? (Rekabetci ) kapitalizme karşı olmadan, &amp;nbsp;(tekelci&amp;nbsp; kapitalizme) emperyalizme &amp;nbsp;karşı olunamaz derken aslında neyi savunuyorlar, neye saldırıyorlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neye karşılar kapitalist üretim biçiminemi, üretim ilişkilerinemi, kapitalistlerin üretim araçlarına sahipliğinemi?&lt;br /&gt;Bunların hepsini belirleyen Emperyalistler değilmi? Emperyalizmi oluşturanlar üretim araçlarına sahip olan günümüz "kapitalistler"i tekelci sermaye&amp;nbsp; değilmi? Sosyalist bir devrimin anti-feodal, anti-kapitalist ve anti-emperyalist içeriği olduğu tartışma götürürm? Emperyalizme karşı bir mücadelelerin desteklenmesi için, onun içeriğinin&amp;nbsp; illaki sosyalist&amp;nbsp; olması gerektiği gibi bir şart varmı? Emperyalizme karşı mücadelelerin demokratik içeriği varmı yokmu?......&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Bu içeriklerinden kopartılmış ve soyut bir söylem haline getirilmiş sloganın altında yatan nedenlerden &lt;b&gt;birincisi&lt;/b&gt; ulusal kurtuluş savaşlarının (anti-kapitalist olmadığı öngörülerek) &amp;nbsp;tarihi olarak geçmişte kaldığı Anti-Leninist Troçkist teorinin &amp;nbsp;farklı biçimde ve üstü kapalı &amp;nbsp;savunulması, (böylece emperyalist saldırılara ve işgallere tarafsız kalmanın kılıfının hazırlanması) , &lt;b&gt;&lt;br /&gt;ikincisi&lt;/b&gt; ve birinciye bağımlı olarak Burjuva (ulusal) Demokratik Devrimi tamamlamanın , sosyalist devrimin bir görevi olduğu, kapitalist Olmayan Yoldan Geçiş teorisinin , ve Sosyalizm altında Devlet kapitalizmi Leninist teorisinin ve Sovyetlerdeki pratiğinin anti-kapitalist olmadığı iddiasından, ülke ayırımı ve somut ekonomik şartları gözetmeden tamamen reddidir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Sayın Yıldırımtürk ün eleştirisine cevabımda "Kapitalizmi hedef almadan anti emperyalist olunamaz" içeriğinden boşaltılmış ezberci sloganın&amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;emperyalizme teslimiyetciliğin ve bu nedenle de kapitalizme teslimiyetciliğin bir&amp;nbsp; sloganı haline getirilmiş&amp;nbsp; olduğunu vurgulamış ,&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;gerici ve revizyonistlerin&amp;nbsp; düşüncelerini bu tür seçme&amp;nbsp; ve sloganlaşmış teorilerin arkasına saklanarak yaymaya çalıştıklarını ileri sürmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Ama Lenin,emperyalist-kapitalizm, feodal üretim ilişkilerine ve tekelci kapitalizm öncesi kapitalizme göre tarihsel olarak ilerici konumda olduğunu özel olarak vurgular&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;." diyerek emperyalizmin tarihi EKONOMİK ilerici rolünü öne çıkarıp, &amp;nbsp;&amp;nbsp;Lenin in “”.. &lt;b&gt;tekelci kapitalizmin &lt;i&gt;siyasal üstyapısı, demokrasiden siyasal gericiliğe değişimdir&lt;/i&gt;.&lt;/b&gt;”” .. “” &lt;i&gt;Demokrasi &lt;b&gt;serbest rekabete tekabül eder&lt;/b&gt;. Siyasal &lt;b&gt;gericilik tekele tekabül eder,&lt;/b&gt; mali-sermaye, özgürlük için değil, egemenlik için çabalar&lt;/i&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;sözleriyle&amp;nbsp; emperyalizmin SİYASİ GERİCİ rolünü arka plana ittiğini&amp;nbsp; göstermiş ve sözlerimi şöyle tamamlamıştım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Çünki &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;ancak bu şekilde&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, gericiliğini saklayarak &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Emperyalizmin ilerici olduğu savunulabilir&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, ancak bu şekilde emperyalist saldırı ve &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;işgallere karşı sesiz kalmak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, hatta onu savunmak mümkün olabilir.&lt;b&gt;&lt;i&gt; "&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Önce Emperyalizmin ne olduğu konusunda teoriyi getiren Lenin e başvuralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;"Emperyalizm&lt;/b&gt;in olabildiğince açık ve &lt;b&gt;tam bir tanımıyla başlamalıyız&lt;/b&gt;. Emperyalizm, kapitalizmin özgün bir tarihsel aşamasıdır. Bunun özgün niteliğinin üç yönü vardır: emperyalizm, &lt;br /&gt;(1) &lt;b&gt;tekelci kapitalizmdir&lt;/b&gt;; &lt;br /&gt;(2) asalak, ya da &lt;b&gt;çürüyen kapitalizmdir&lt;/b&gt;;&lt;br /&gt;(3) &lt;b&gt;cançekişen kapitalizmdir&lt;/b&gt;. "&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Yani Lenine göre Emperyalizm kapitalizmin özgün bir tarihsel aşamasıdır, &lt;b&gt;içinde yaşadığımız dönemin kapitalizmi&lt;/b&gt; dir.&amp;nbsp; Lenin &lt;b&gt;ekonomik&lt;/b&gt; olarak &amp;nbsp;"Serbest rekabetin tekel tarafından ayağının kaydırılması, emperyalizmin temel ekonomik özelliği, &lt;i&gt;özü&lt;/i&gt;dür " , &lt;b&gt;siyasal&lt;/b&gt; olarak da "&lt;i&gt;Siyasal &lt;b&gt;gericilik tekele tekabül eder&lt;/b&gt; &lt;b&gt;" &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;diyerek &lt;b&gt;serbest rekabetci dönemin kapitalizmi&lt;/b&gt; ile &lt;b&gt;tekelci kapitalizmin, yani emperyalizmin&lt;/b&gt; farklarını ortaya koyar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Bu anti-kapitalist! cilerin &lt;b&gt;ekonomi ve siyaset&lt;/b&gt; de ayırım yapmalarına, birini öne çıkarıp diğerini göz ardı etmelerine karşı &amp;nbsp;yönelttiği en temel alınacak eleştiriyi Lenin in kautskyi eleştirisinde bulabiliriz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"emperyalizmi "kapitalizmin bir evresi" olarak görmeyen&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt; ve mali sermayenin "yeğlediği" bir politika, &lt;b&gt;"sanayi" ülkelerinin "tarım" ülkelerini kendine katma eğilimi&lt;/b&gt; olarak gören K. Kautsky ile &lt;b&gt;tam bir çelişkiye düşeriz&lt;/b&gt;. Kautsky'nin tanımı, &lt;b&gt;teorik açıdan baştanbaşa yanlıştır&lt;/b&gt;. Emperyalizmi belirleyen şey, &lt;b&gt;sanayi sermayesinin&lt;/b&gt; yönetimi &lt;b&gt;&lt;i&gt;değil&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;,&lt;/i&gt; mali &lt;b&gt;sermayenin yönetimidir&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;özel olarak tarım ülkelerini &lt;i&gt;değil,&lt;/i&gt; &lt;i&gt;her&lt;/i&gt; &lt;i&gt;türden&lt;/i&gt; ülkeyi kendine katma çabasıdır&lt;/b&gt;. Kautsky, &lt;b&gt;emperyalist politikayı, emperyalist ekonomiden &lt;i&gt;ayırıyor&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;, "silahsızlanma", "ultra-emperyalizm" ve benzeri zırvalar türünden kaba burjuva reformculuğuna yolaçmak için&lt;b&gt;, politikadaki tekeli, ekonomideki tekelden ayırıyor&lt;/b&gt;. Bu teorik yanlışlığın &lt;b&gt;amacı ve anlamı,&lt;/b&gt; &lt;b&gt;emperyalizmin &lt;i&gt;en&lt;/i&gt; &lt;i&gt;derin&lt;/i&gt; çelişkilerini bulandırmak&lt;/b&gt; ve böylece &lt;b&gt;emperyalizmin savunucularıyla&lt;/b&gt;, düpedüz sosyal-şovenistler ve &lt;b&gt;oportünistler ile "birlik" teorisini haklı çıkarmaktır&lt;/b&gt;. &lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Lenin in "Emperyalizm ve Sosyalizmdeki Bölünme" yazısında vurguladığı bu eleştiri onun ekonomik anlamda " &lt;b&gt;&lt;i&gt;emperyalizmin &amp;nbsp;kapitalizme göre tarihsel olarak ilerici konumda olduğu" &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;sözlerini temel alıp gene onun"&lt;b&gt;&lt;i&gt; tekelci kapitalizmin siyasal üstyapısı, demokrasiden siyasal gericiliğe değişimdir" &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;sözlerini göz ardı eden lerin&amp;nbsp; , yani ekonomi yi siyasetden ayıranların&lt;b&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;emperyalizmin savunucularıyla birlik teorisini haklı çıkarmaya çalıştıklarını &lt;/b&gt;ortaya sermektedir.&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Gelinen yerde ulusal kurtuluş mücadelelerinin , yani &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;yarı-sömürge ve sömürge ülkelerdeki mücadeleler artık çoğunlukla feodalizme değil emperyalizme karşı verilen mücadeleler&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;"&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; font-style: normal; line-height: 115%;"&gt;olduğu&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;“”Gerçekten ulusal kurtuluş için verilen savaşları yadsımak, &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;marksizmin belki de en kötü karikatürünü ortaya koymak demektir”&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;” &lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-style: normal;"&gt;diyen &amp;nbsp;Leninin sözlerine rağmen, bu tür mücadelelerin aşağılanması ve Anti-kapitalist olmadığı gibi bahanelerle desteklenmemesi gerektiğini savunanlara Sosyalist Devrim ve Demokrasi uğruna Savaşım yazısından şu alıntıyı vermekte yarar var.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Sosyalist devrim tek bir hareket, bir cephede tek bir muharebe değil&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;, çetin sınıf savaşlarının yer aldığı bütün bir çağ,&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt; tüm cephelerde&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, yani ekonomi ve siyasetin tüm sorunları üzerine uzun bir muharebeler dizisidir. &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Demokrasi uğruna savaşımın, proletaryanın dikkatini, sosyalist devrimden başka yöne çekeceğini, ya da bu devrimi gözden gizleyeceğini, ikinci plana iteceğini vb. sanmak büyük yanılgı olur.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Tam tersine&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, nasıl ki tam demokrasiyi uygulamayan başarılı sosyalizm olmazsa, aynı şekilde, proletarya,&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt; demokrasi uğruna, bütün alanlarda tutarlı bir devrimci savaşım yürütmeden burjuvaziyi yenilgiye uğratamaz&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;. "&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Şimdi içinde bulunduğumuz dönemde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;genellikle ülkeler içindeki hakim sınıfların &amp;nbsp;uluslarası tekelci sermayeden bağımsız olmadığı, onların bir uzantısı , işbirlikcisi olduğu , &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;kapitalistlerin çıkarlarının kapitalizmin çıkarlarıyla bağdaşık &amp;nbsp;olduğu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; somut gerçeğinden yola çıkarsak&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; her hangi küçük bir ülkeye yapılan emperyalist &amp;nbsp;saldırının özünde kendi işbirlikcilerini değil, o ülke &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;ezilen halkları ve onların mücadelelerini hedef aldığı gerçeğini görebiliriz. &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Emperyalizmin sömürü politikasının değişik bir şekilde devamı olan &amp;nbsp;saldırı ve işgallere karşı mücadele haklı ve demokratik içerikli mücadelelerdir. Bu mücadelelere &lt;b&gt;Anti Kapitalist olmadan anti-emperyalist olunamaz&lt;/b&gt; gibi şabloncu bir sloganla karşı çıkmak, Lenin in de vurguladığı gibi &lt;b&gt;emperyalizmin çıkarlarına hizmet edenlere Solcu teorik kılıf sağlamaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalistlerin mücadelesi, üretim ilişkileri ve &amp;nbsp;üretim araçları sahipliği- ekonomik ve siyasi- anlamında Anti-Kapitalist ve Anti-emperyalist dir.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Bunu söyleyerek konunun &amp;nbsp;Burjuva Demokratik devrimin tamamlanması –kapitalist olmayan yoldan geçiş teorisi- ikinci bağlantısına geçiş yapıp kısaca değinelim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;&amp;nbsp;“Kapitalist olmayan yoldan gelişme” teorisi üzerine başlıklı kısa yazıda da belirttiğim gibi , Marks ve Engels eğer gelişmis kapitalist bir ülkede sosyalist devrim olur ve yeni devrimlerin olduğu geri kalmış ülkelerdeki devrimlere gerekli yardımları yapabilirlerse kapitalist olmayan gelişmenin&amp;nbsp; olasılığına inanmışlardı. Kapitalizmin hiç gelişmemiş ya da çok az gelişmiş olduğu ülkelerde , işçi sınıfnın devleti kontrolü altında kapitalizmin geliştirilmesi, sosyalizmin ekonomik şartlarının oluşturulması açısından kaçınılmaz bir zorunluluktur. Lenin in sözleriyle &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Kapitalizmin hiç gelişmemiş olduğu ülkelerde dışardan yardım almadan , sadece kendi gücüne dayanarak sosyalizmin kurulabilecegi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; düşüncesi , &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;küçük burjuva duygusal ve milliyetci&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; bir görüş tür. Lenin in formule ettiği sosyalizm altında devlet kapitalizmi teorisi temelinde Sovyetlerde uygulanan politika kapitalist öncesi üretim iliskilerinin hakim olduğu bir ülkede&amp;nbsp; “kapitalist gelişme” döneminin &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;kısa kesilerek&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; sosyalizmin &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;kurulabilecegi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;nin bir kanıtı oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Bu anti-kapitalist olma sloganı altında Troçkistlerin gizliden ve asıl hedef aldığı Lenin in Devlet kapitalizmi teorisi ve Sovyetlerde uygulanan ekonomi-politikadır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Hernekadarda günümüzde , &lt;b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"&gt;Sovyet öncesi dünya ekonomisinden farklı olarak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;, kapitalizm bir sürü ülkede çarpık da olsa gelişme göstermiş, kapitalizm öncesi iliskiler &amp;nbsp;etkisini büyük ölçüde kaybetmiş ya da kaybetmek üzere olsada , dünya da hala bu karakterini kaybetmemiş ülkelerin varlığı da ortada. yani burjuva demokratik devriminin tamamlanması gereken ülkeler hala var. Lenin &lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Bircilik ve ikicilik&lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; yazısında kural olarak, “&lt;b&gt;&lt;i&gt;hâlâ&lt;/i&gt; ezilen ve kapitalist açıdan gelişmemiş uluslar vardır.&lt;/b&gt; &lt;i&gt;Nesnel&lt;/i&gt; &lt;i&gt;olarak,&lt;/i&gt; &lt;b&gt;bu ulusların önünde henüz başarmaları gereken genel ulusal amaçlar, özellikle &lt;i&gt;demokratik&lt;/i&gt; amaçlar, &lt;i&gt;yabancı&lt;/i&gt; &lt;i&gt;baskısının&lt;/i&gt; &lt;i&gt;ortadan&lt;/i&gt; &lt;i&gt;kaldırılması&lt;/i&gt; amaçları vardır.&lt;/b&gt; &lt;b&gt;“ &lt;/b&gt;değerlendirmesini yapar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Hem bu nedenle , hemde Leninin &lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Güncel durumun tahlili &lt;b&gt;&lt;i&gt;"&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;yazısında vurguladığı &amp;nbsp;&lt;b&gt;“&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Marx ve Engels, ezbere öğrenilen ve yinelenen, olsa olsa tarihsel sürecin her &lt;i&gt;evresinin, somut &lt;/i&gt;iktisadi ve siyasal durumuyla zorunlu olarak değişen &lt;i&gt;GENEL &lt;/i&gt;hedefleri gösterebilen “formüller"le haklı olarak alay ederek, her zaman, "bizim öğretimiz bir dogma değil, ama bir eylem kılavuzudur" demişlerdir&lt;b&gt;“ &lt;/b&gt;sözleri temelinde&lt;b&gt;, Burjuva (Milli) Demokratik Devrim &lt;/b&gt;lerini bir reçete gibi &amp;nbsp;reddetmek yada kabullenmek bir Marksistin yaklaşımı olamaz, ancak Troçkistlerin vb revizyonistlerin yaklaşımı olabilir. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;İlhaka karşı mı değilmiyiz yazısında &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Eğer Sosyalizme ihanet etmek istemiyorsak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt; diyor Lenin, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;bizim baş düşmanımız , büyük ülkelerin burjuvazisine karşı –diğer bir gerici sınıfın isyanı olmadığı sürece-her isyanı desteklememiz gerekir. İlhak edilen bölgelerdeki isyanları desteklemeyi redderek , biz somut olarak ilhakcılar oluruz. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;"&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Revizyonistlerin bu alıntıda hemen kılıf olarak sarılacağı Lenin in &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;" gerici sınıf isyanı " sözü olacaktır. Onlara sınıfların genel tarihsel rolleriyle , sınıf üyelerinin aldıkları özgül tavırları birbirine karıştırmamak gerektiğine ilave ve temel olarak da &lt;span style="color: black;"&gt;Marksizmin , bizi, "sınıflar ilişkisinin ve tarihin her anının somut özelliklerinin en doğru, aslına en uygun ve nesnel olarak doğrulanabilir, denetlenebilir bir hesabını yapmaya zorunlu kıl" dığını , ve &amp;nbsp;"bu kurala, bilimsel temellere dayanan bir siyaset bakımından kesenkes zorunlu olan bu kurala her zaman baglı kalmak zorunda" olduğumuzu, yani işçi sınıfnın mücadelesi genel ve özel çıkarları doğrultusunda somut şartların somut tahlillerini yapmamız gerektiğini hatırlatmamız gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;Marksistlerin bahsettiği &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;anti-kapitalist&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;lik, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;Anti-emperyalistlik&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt; &lt;span lang="TR"&gt;le özünde zıt olan, açık gizli troçkistlerin bahsettiği &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;anti-kapitalist&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt; &lt;span lang="TR"&gt;anti-kapitalist olmadan anti-emperyalist olunamaz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt; teorileri, emperyalizme teslimiyetin, emperyalist saldırı ve işgallere sessiz kalmanın, anti emperyalist mücadelelerin desteklenme-mesinin teorik kılıfların dan , Leninizme saldırının maskeli pratiğinden başka bir şey değildir. Onlar tarihe karışmış anti-rekabetci-kapitalist, marksistler anti-(rekabetci ve tekelci) kapitalistler. Marksistler eğer somut şartlar gerektirirse sosyalizmin ekonomik şartlarını yaratmak için, üretim araçlarının sahibi olan işçi sınıfı devleti kontrolü altında kapitalist üretim biçimini kullanmaktan korkmazlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;herhangi bir sosyalist&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt;"&gt;, ezen, köleci ve yağmacı &lt;b&gt;"Büyük" Devletler karşısında&lt;/b&gt; ezilen, eşit görülmeyen ve &lt;b&gt;bağımlı devletlere zafer diler&lt;/b&gt;" işte Marksistin en temel &lt;b&gt;Anti-emperyalistliği&lt;/b&gt; burda yatar, bu ezilen bağımlı ülkelerin halklarının anti-rekabetci-kapitalist olup olmadıkları mutlak şartında değil. &amp;nbsp;Büyük devletler tarafından saldırıya uğrayan , işgal edilen küçük ülkelerin mücadelelerini desteklememek için teorik kılıflar yaratmak, gene Leninin sözleriyle “&lt;b&gt;ulusal kurtuluş için verilen savaşları yadsımak, Marksizmin belki de en kötü karikatürünü ortaya koymak demektir””. &lt;/b&gt;Troçkist varyasyonlardan da Marksizmin en kötü karikatürünü ortaya koymakdan başka bir şey beklenemiyeceğini tarih somut olarak defalarca kanıtladı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Nisan 16, 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span lang="TR" style="font-family: &amp;quot;Arial&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%;"&gt;Note&lt;br /&gt;Lenin binlerce sayfalık yazılarında ,sadece dört yerde, dört defa anti-kapitalist kavramını kullanıyor. Bu kullanımı da Narodnikleri, eleştirisinde, ve Almanya da militarizmin yenilgisinden sonra anti-kapitalist mücadelesinin olacağını vurgularken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde Stalin bir defa kullanıyor o da Sovyetlerdeki muhalefetle aynı fikirde olduklarını belirten Alman Sosyal Demokrat Paul Levi nin * gerçek şu ki Rusyada sınıf mücadelesi bayrağı altında bağımsız, anti-kapitalist bir hareket yeniden başlıyor** alıntısı. Kendi kullanımı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enver Hoca &lt;b&gt;Marksist Leninistlerin&lt;/b&gt; kitleler nerde olursa orda çalışması gerektiği ve kitlelerin aktivitelerine anti-kapitalist, anti-emperyalist ve anti-revizyonist siyasi karakter verilmesi gerektiğini vurgularken kullanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anti-kapitalist sloganını dünya da en çok kullananlar Anarşistler ve 4üncü , 5inci enternasyonalciler gibi Troçkist varyasyonlar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-3549969278430856175?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/3549969278430856175/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=3549969278430856175' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3549969278430856175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/3549969278430856175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/04/anti-kapitalist-slogan-altnda.html' title='&quot;Anti Kapitalist&quot; sloganı altında Emperyalizmi aklama ve emperyalizme hizmetciliğin teorileri'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-124713956806996348</id><published>2011-04-12T17:26:00.000-07:00</published><updated>2011-04-12T17:26:24.662-07:00</updated><title type='text'>İnternet ve Medya- Sahte-haberler ve sahte-sosyal-muhalefetler</title><content type='html'>&lt;strong&gt;“İnternet İnsanlık Tarihinin En Büyük Denetim Aracıdır”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki  sözler Frukoların girişini engellemek için kapıların içerden  sandalyelerle kapatıldığı siyasalın alt katında ders çalışırken  tanıştığım sonradan gazetecilikte hocam olan Prof Korkmaz Alemdarın  internet üzerine defalarca &amp;nbsp;doğrulanan kısa ve öz &amp;nbsp;tesbiti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir iletişim aracı olarak &lt;strong&gt;İnternet diğer iletişim araçlarından bağımsız&lt;/strong&gt; bir şekilde ele alınamıyacağı gibi , İletişim araçları ve iletişimin fonksiyonu,&lt;strong&gt; üretim araçları ve üretim ilişkilerinden bağımsız bir şekilde ele alınamaz&lt;/strong&gt;. Hepsi bir bütünlük içinde ele alınması gerekir. Marksın yazılarından kolayca anlayabileceğimiz gibi, &lt;strong&gt;maddi &amp;nbsp;üretim araçlarının&lt;/strong&gt; sahipleri , aynı zamanda &lt;strong&gt;düşünce üretim araçlarına da sahiptirler&lt;/strong&gt;. Sınıf mücadelesinin kaçınımaz bir sonucu olarak bu araçları kendi ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda kullanacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi çağı, Enformasyon çağı süslü teoriler ve aldatmacalarının altında yatan &lt;strong&gt;sınıfsal çıkar savaşlarını görmemek&lt;/strong&gt; &amp;nbsp;sınıfsal çelişkilerin ve sınıf &amp;nbsp;mücadelesinin ortadan kalktığını iddia etmekle eşdeğerdir. &lt;strong&gt;Gazeteciliğin gelişmesi &lt;/strong&gt;kendiliğinden değil kapitalist sistemin zorladığı&lt;strong&gt; ihtiyaçla bağlantılı olarak oldu&lt;/strong&gt;. &lt;strong&gt;Televizyon un gelişmesi&lt;/strong&gt;  gene kapitalist üretimin tüketimini yaygınlaştırma, kapitalist yaşam  biçimini benimsetme hedefleri yanında, kapitalist propogandanın ve gerek  genel ve gerekse &lt;strong&gt;gündemde olan özel konularda kamu oyu yaratma amacıyla bağlantılı oldu&lt;/strong&gt;.  Gelinen yerde İnternetin gelişimi bundan farklı bir içeriğe sahip  değil, tam tesine&amp;nbsp; iletişimin en geniş kitlelere anında ulaşabilmesi ve&lt;strong&gt; bireylerin “kendini gelişmelerin bir parçası olarak görmesi&lt;/strong&gt;” (ni sağlama) nedeniyle, kapitalistlerin elinde &amp;nbsp;daha güçlü ve daha kolay &lt;strong&gt;manipule edilecek bir iletişim aracına dönüştü&lt;/strong&gt;. Korkmaz hocanın da belirttiği gibi &amp;nbsp;“İnternet İnsanlık Tarihinin En Büyük Denetim Aracıdır”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  “denetim” kavramını &amp;nbsp;sadece sözlük anlamında denetim, olarak ele  alamayız. Bu denetim sadece bireylerin, grupların vs “ne yaptığını” ,  “neler planladığını” denetleme den çok daha geniş kapsamlı, insanların  genel ve özel ,”düşünce ve tavırlarını etkileme ve oluşturma” , &lt;strong&gt;yani “beyinsel denetim-yönetim “ &lt;/strong&gt;olarak&amp;nbsp; ele almak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanın yaratma alışkanlığında olduğu -pseudo-news-, &lt;strong&gt;“sahte haberler”&lt;/strong&gt;, internet&lt;strong&gt; çağında “sahte-örgütler”, “sahte-muhalefetler “yaratacak olanaklar sağlamıştır.&lt;/strong&gt;  Irakta ölmüş olan bir adamın (Zarkawi nin) yeniden canlandırılıp örgüt  kurması ve sağı solu bombalaması, merkezi bir örgütlenme olmayan Alkayde  nin,&lt;strong&gt; ihtiyaca göre kimi yerlerde hortlatılması&lt;/strong&gt;, artık  sesi hiç çıkmayan!! (ihtiyaç duymuyorlar galiba) Bin Ladin in &amp;nbsp;arada  sırada video konuşmaları &amp;nbsp;vs gibi örnek olaylardan görülebileceği gibi, &amp;nbsp;&lt;strong&gt;teknolojik imkanlarla , montajlarla olmayan olayları oldu gibi gösterebilme&lt;/strong&gt;, ya da olduğundan çok fazla abartılmış bir şekilde gösterebilme olanakları, kapitalist medyaya &lt;strong&gt;doğruluğunu kanıtlama konusunda “yasal” ve “moral” bir sorumluluk olmadan&lt;/strong&gt; bunları haber diye verme olanağını da sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son ortaya çıkan haberlere göre Amerikan hava kuvvetlerinin Irak ve Afganistanda kullanmak için planladığı bir &lt;strong&gt;bilgisayar programı,&lt;/strong&gt; devamında Pentagonun &amp;nbsp;ve Amerikan istihbaratının da işlerini kolaylaştırmada kullanıma geçirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan hükümetinin ve pentagon un özel&amp;nbsp; istihbarat şirketleriyle , FaceBook, Twitter, YouTube gibi &lt;strong&gt;sosyal &amp;nbsp;Medya Sitelerinde “Sahte Üyeler” yaratıp&lt;/strong&gt;, gündeme gelen &amp;nbsp;siyasi ve ekonomik tartışmalı konularda &lt;strong&gt;kendi görüşlerine uygun geniş çapta insanların olduğu sahte-gerçeği oluşturan&lt;/strong&gt; bilgisayar program anlaşmalarına girmiş. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel Emniyet şirketi HBGary nin sitesine,bir &lt;strong&gt;&amp;nbsp;internet aktivistin &amp;nbsp;saldırısı sırasında ortaya çıkan eposta d&lt;/strong&gt;a, şirketin “kişi yönetim Programı” adlı, bir kişinin &lt;strong&gt;binlerce sahte ve farklı &amp;nbsp;kişi adıyla sosyal medya siteleri hesabı açabilme &lt;/strong&gt;olanağı sağlayan &amp;nbsp;bir software program anlaşması ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bilgisayar program&lt;/strong&gt;ı  federal hükümet görevlilerinin bir isimle açılan ve kontrol edilen  binlerce sahte üyelerle sadece gerçek kişi leri denetleme ve gözetleme  değil, &lt;strong&gt;kendi gündemleri doğrultusunda propaganda yapma ve sosyal muhalefet&amp;nbsp; yaratma olanağı sağlıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar  programı aynı zamanda sözde üye olunan bölge, ülke, ya da şehrin  zamanın da otomatik olarak ayarlıyarak şüpheleri ortadan kaldırmayı da  hesaba katacak zeka! da. Ayrıca program kişinin etnik ve dini ne göre,  göçmen bürolarından, okul, iş vb internet verilerine karşılıklı  kontroller yaparak, &lt;strong&gt;sayfası olmayanların adlarını kullanarak bir anda binlerce üyeli sosyal muhalefet sayfaları oluşturabiliyor&lt;/strong&gt;.  Örneğin eğer konu Tükiye ile ilgili ise, ABD, ve batı ülkelerinde  sayfası olmayan Türk vatandaşlarının isimleri ve bunların herhangi bir  şekilde internetde bağlantılı oldukları kişileri, okul arkadaşlarını vs  karşılıklı kontol ederek, hepsini üye yapma ve&lt;strong&gt; hepsini birden sadece bir bilgisayardan kontrol etme olanağını sağlıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  bilgisayar programının ilk önce Amerikan hava Kuvvetleri tarafından  Afganistan ve Irak a yönelik propaganda larda kullanma amacıyla  anlaşmaya koyulduğu , bu isteğin gazetede yayınlanan ihale isteği  üzerine ortaya çıktı.&lt;strong&gt; Bu tür kamu oyu ve muhalefet yaratmada Çin deki olaylardan çok , Libya daki olaylar daha&amp;nbsp; somut veriler sağlıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;24 Ocak 2010 da, Libya YouTube e bağlantıyı tamamen ve süresiz bir şekilde durdurmuştu.&lt;/strong&gt; Yani Libya içinden kimse youtube e video yüklemeyi bırakın,&lt;strong&gt; YouTube ulaşma olanağı ortadan kalkmıştı&lt;/strong&gt;. &amp;nbsp;2010 da Libyadan &lt;strong&gt;internete giris sadece % 5 &lt;/strong&gt;,&lt;strong&gt;Twitter &amp;nbsp;hesabi 3500 civarinda&lt;/strong&gt;, Çin dekinden daha fazla olmasına rağmen ,dünya genelinde&amp;nbsp; ve&amp;nbsp; özellikle son zamanlardaki verilerle karşılaştırıldığında &lt;strong&gt;çok azdı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanmanın başladığı &lt;strong&gt;ikinci günde, Şubat &amp;nbsp;17 2011 de&lt;/strong&gt;, Libya dan olduğu gösterilen, ve &amp;nbsp;ne ilginçtirki,&lt;strong&gt; hepsi &amp;nbsp;ingilizce olarak &amp;nbsp;facebook ve youtube baglantılı 100 binlerce twitter hesabı piyasaya &amp;nbsp;çıktı&lt;/strong&gt;..Bütün  hesapların İngilizce olması bir yana, yazılar anadili ingilizce olan  birisinin gramer&amp;nbsp; yapısına sahipdi, ayrıca kişisel hesaplarda kişi resmi  &amp;nbsp;yerine, hemen hepsinde, &lt;strong&gt;aynı ölçülerde eski krallığın bayrağı vardı.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyadan &lt;strong&gt;bu facebook ve youtube üyesi İsyancılar&lt;/strong&gt;! tarafından yüklendiği iddia edilen ve &lt;strong&gt;batı Medyasında gösterilen videoların&lt;/strong&gt; çoğunlukla yurt dışından ve ingilizce pankartlarla olması,&lt;strong&gt; Libyalı! ların ingilizce olarak batıdan yardım ve müdahele çağrıları &lt;/strong&gt;,  &amp;nbsp;Youtube de verilen haberlerin bazılarının dogru olmadığı batılı  medyanın muhabirlerinin kendileri tarafından onaylanması , bu &lt;strong&gt;“medya muhalefet i”nin yaratılmış, “sahte medya muhalefet” &lt;/strong&gt;olduğunun  belirtileriydi. Sivil halkın Libya askeri uçakları tarafından  bombalandığı, Afrikali para askerler tuttuğu ve halka saldırttığı &amp;nbsp;&lt;strong&gt;haberlerin uydurma olduğu ortaya çıktı&lt;/strong&gt;. Buna rağmen batılı medya bu yalanlara kaynak olarak &amp;nbsp;Libya dan “normal vatandaşlar” tarafından &amp;nbsp;yüklendigi iddia edilen &lt;strong&gt;videoları tekrar tekrar &amp;nbsp;göstermeye devam etti .&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaddafi nin bu haberler nedeniyle &lt;strong&gt;BM lere bağımsız araştırmacılar gönderme ve “gerçeği Bulma Misyonu” çağrısı &lt;/strong&gt;ve bu çağrının Birleşmiş milletler tarafından reddi &lt;strong&gt;haber bile olmadı…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir  başka ilginç gelişme ise Wikipedia da anında muhalefet&amp;nbsp; ve muhalefet  liderleri hakkında olumlu yazılar oluşturuldu. Libyanın tarihi  çarpıtılarak ya da&amp;nbsp; krallığa karşı mücadele kısmı yontularak yazıldı. ve  Bu yazılar katlanarak binlerce site ve bloglarda kendisini buldu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelinen yerde, &amp;nbsp;gerçeklerin komplo teorileri olarak sunulduğu, kapalı kapıların ardında holyywoodvari hazırlanan propaganda &lt;strong&gt;senaryolarının haber olarak verildiği &lt;/strong&gt;&amp;nbsp;batılı &lt;strong&gt;medya&lt;/strong&gt; , bu bilgisayar programı&amp;nbsp; ile &lt;strong&gt;kendine&lt;/strong&gt; pentagon da tek bir bilgisayar başında , tek bir kişinin yaratabileceği “sahte sosyal muhalefetler” ve “&lt;strong&gt;sahte haberler” kaynağı bulmuş oldu..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet, &amp;nbsp;kapitalist medyaya , medyanın yüksek maaşlı sahte-haber yazarlarına ilave olarak, &lt;strong&gt;gündemi manipule edebilecek güce ve çıkara sahip&lt;/strong&gt; pentagonun bilgisayar programı ile , &lt;strong&gt;bedava ve sorumluluk taşımadığı bir “sahte haber Kaynağı” sağlamış oldu. &amp;nbsp;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü manipulasyonu sağlayabilecek teknolojiyi elinde bulunduran Kapitalist &lt;strong&gt;Medyanın &amp;nbsp;haber olarak sunduğu her önemli olaya aksi &amp;nbsp;kanıtlanana kadar şüpheli ve&amp;nbsp; sahte-haber olarak yaklaşmak&lt;/strong&gt;,  oyuna gelmemek için sanırım ilk alınması gelen tavır olması gerekir.  İçi milyonlarca &amp;nbsp;propaganda ve çöple dolu internetden, bıkmadan ve  yorulmadan aranırsa ve ilerici iletişim ağları kurulursa, &lt;strong&gt;&amp;nbsp;alternatif haberleri de bulma olanağı var.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Nisan 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-124713956806996348?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/124713956806996348/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=124713956806996348' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/124713956806996348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/124713956806996348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/04/internet-ve-medya-sahte-haberler-ve.html' title='İnternet ve Medya- Sahte-haberler ve sahte-sosyal-muhalefetler'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6880174208340461034</id><published>2011-04-09T18:50:00.001-07:00</published><updated>2011-04-09T18:50:53.912-07:00</updated><title type='text'>Libya –İktidara karşı! ayaklanma, emperyalizme karşı savunma? hangisi gerici, hangisi ilerici?</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;“&lt;em&gt;Marksist görüş her zaman derinleştirilmiş bir "değerlendirme" isteyecektir&lt;/em&gt;,&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;yüzeysel bir değerlendirme değil; &lt;strong&gt;marksist görüş tahriflerin, duraksamaların ve korkak liberal gizlemelerin yoksunluğunu her zaman açığa vuracaktır&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;” Lenin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libyadaki&amp;nbsp;  olaylar kısa zamanda diğerlerinden farklı karaktere sahip oldu. Bir  yandan ayaklanma , ve diğer yandan emperyalist saldırıya karşı savunma  ikilemini içinde taşıyan&amp;nbsp; farklı , tarihi bir özgüllüğe örnek oldu. Bu  nedenle konunun incelenmesi önem taşımakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin in  yukardaki alıntıdaki sözleri , günümüzde Libya daki ayaklanma nın  duygusal değerlendirmelerini, bunun yanında Alan Woods gibi Troçkist  ağbabalarının ve benzer batılı burjuva liberallerin&amp;nbsp; tahrif edilmiş ,  gerçeklerden uzak slogancı değerlendirmelerini hazır lopcu bir şekilde  Marksist değerlendirme olarak kabullenen kimi sol cuların, genelde  olayları ve özelde Libya daki olayları değerlendirmede Marksizmden ne  kadar uzak kaldıkları&amp;nbsp; konusunda&amp;nbsp; büyük önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda ayaklanmaya silah ve mermi yardımı yapan Saudi Arabistanın “&lt;em&gt;kaddafinin başarısı için dua ettiği&lt;/em&gt;  “ gibi darkafalı , çelişkili &amp;nbsp;ve gerçek dışı değerlendirmeler&amp;nbsp; yapan  &amp;nbsp;Alan Woods gibilerinin&amp;nbsp; yazılarını tartışmaya girmeyeceğim. Ayaklanmada  kullanılan bayrağın eski Kralcıların bayrağı olduğu gerçeğini bile  saklama gereği görüp, bu bayrağı “bağımsızlık mücadelesi günleri  tarihinde kullanılan bayrak” olarak yutturma ya kalkma derecesine kadar&amp;nbsp;  gerçekleri tahrif etme yi&amp;nbsp; kendine görev sayan Alan Woods dahil, tüm  meşhur! burjuva aydınları&amp;nbsp; gerek ayaklanmanın başlangıcını,  bölgeselliğini, önderlik eden kimi kabilelerin ve Ulusal Cephe nin  rollerini , gerekse Libyanın ekonomik yapısını, ayaklanma öncesi  uluslarası ve ulusal&amp;nbsp; alanda çelişkilerin derinleşmesine neden olan  siyasi gelişmeleri&amp;nbsp; de değerlendirmelerinde es geçmeyi nedense! zorunlu  hissederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerlendirmeler &lt;strong&gt;bize ne kadarda ters gelirse gelsin&lt;/strong&gt;, saklanmayan, ele alınması gereken tüm somut&amp;nbsp; ve gerçek verilere dayanması gerekir. Lenin in sözleriyle&amp;nbsp; "&lt;strong&gt; gerçekten bir marksist, bir durumu değerlendirmek için, olası &amp;nbsp;olandan &lt;em&gt;değil, &lt;/em&gt;gerçek olandan hareket eder&lt;/strong&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksist  değerlendirme de ele alınan somut veriler ışığında ,(başlangıçta  ilerici ya da gerici niteliği bile olsa) bir ayaklanmanın gelinen  yerdeki özgül niteliğinin belirlemesinde temel alması gereken Marksist  teori&amp;nbsp; ve yöntemler vardır. &amp;nbsp;Ayaklanmanın &lt;strong&gt;ekonomik ve siyasi somut şartları&lt;/strong&gt; , ayaklanmanın &lt;strong&gt;sınıfsal yapısı,&lt;/strong&gt; neyi &lt;strong&gt;hedeflediği&lt;/strong&gt;,  yani objektif ve subjektif şartlarını değerlendirmek gerekir. Tunus ve  Mısırda objektif ekonomik şartlardan doğan, kendiliğinden&amp;nbsp; ayaklanmalar,  gerek sınıfsal özelliği ve gerekse hedefleri nedeniyle &lt;strong&gt;İlerici niteliğe sahip ayaklanmalar &lt;/strong&gt;olarak  kendilerini gösterdiler.&amp;nbsp; Libyadaki ayaklanmaların ekonomik&amp;nbsp; ve siyasi  temellerini, hedeflerini ve sınıfsal niteliğini , korkmadan, gerçekci  olarak değerlendirdiğimizde karşımıza çıkan farklı bir görüntüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Hakim &lt;strong&gt;sınıf ve klikler arası çıkar çatışmaları &lt;/strong&gt;,  Dini, Aşiret ,Monarşik vb gericiler arasındaki çıkar çatışmaları,&amp;nbsp;  emperyalistlerin çıkar oyunları na dayanan çatışmalar ve ayaklanmalar &lt;strong&gt;gerici ayaklanmaları &lt;/strong&gt;oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk önce batılı medyanın ve Alan Woods gibi Troçkistlerin gerçekleri çarpıtarak sundukları &lt;strong&gt;ekonomik ve siyasi verilere&lt;/strong&gt; değinmek., buna bağımlı olarak da şu sorulara cevap vermek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanma bir halk hareketi mi yoksa bölgesel,etnik, dini, mezhebi, aşiret, kabile vb &amp;nbsp;&lt;strong&gt;hakim gruplar arasında bir çıkar savaşımı&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;Ayaklanma dinci, kralcı vb &lt;strong&gt;gerici lerin önderliğindemi değilmi&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;Ayaklanma &lt;strong&gt;emperyalistlerin oyunlarına aletmi değilmi&lt;/strong&gt;?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada  gene takımcı ve mekanik bir şekilde ayaklanmanın gerici olduğunu  savunmak Kaddafiyi savunmakla&amp;nbsp; aynı şeydir darkafalı , anti-diyalekti  yaklaşım ve yaklaşımlara cevap vermeye gerek görmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözü  geçen diğer Arap ve Afrika ülkelerinden farklı olarak ,(batılı medyanın  çarpıtmalarının tersine) Libya nın ekonomisi ve gelir dağılımı,  komşuları derecesinde, arasında büyük uçurumlar olmayan, onlara nisbeten  sosyal bir refaha sahipti. Dünya ekonomik krizinden etkilenme , aynı  ölçüde olmaması bir yana, krizden hemen sonra Libya da GPD nin kısa  zamanda yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene&amp;nbsp; Satın Alma Gücü (PPP) temelinde GDP&amp;nbsp; % Degisim&lt;br /&gt;2000&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 9749.681 &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 3.89%&lt;br /&gt;2001&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 9351.623&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; -4.08%&lt;br /&gt;2002 &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; 9201.449 &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp; -1.61%&lt;br /&gt;2003&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 10414.832&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 13.19%&lt;br /&gt;2004&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 10904.632&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 4.70%&lt;br /&gt;2005 &amp;nbsp; &amp;nbsp; 11701.525 &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 7.31%&lt;br /&gt;2006&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 12643.179 &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; 8.05%&lt;br /&gt;2007&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 13719.141&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 8.51%&lt;br /&gt;2008 &amp;nbsp; &amp;nbsp; 14068.622&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 2.55%&lt;br /&gt;2009 &amp;nbsp; &amp;nbsp; 13599.265&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; -3.34%&lt;br /&gt;2010 &amp;nbsp; &amp;nbsp; 14878.239&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 9.40%&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Gene  diğer Arap ve Afrika ülkelerinden, ve hatta batı ülkelerinden farklı  olarak,16 yaşına basan her genç haftalık “halk Komitesi”toplantılarına  katılma ve kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkına sahiptiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık  ve eğitimin parasız olması bir yana, yurt dışında okumaya gidenlerin  tüm masrafları devlet tarafından karşılanıyordu. Sosyal yardım anlamında  en ilginç olanlardan bir tanesi ise, yeni evlenenlere 60,000 dolara  yakın ,fazisiz mali yardım sağlanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu göstergeler, diğer ülkelerden farklı&amp;nbsp; olarak &amp;nbsp;ayaklanmanın &lt;strong&gt;ekonomik ve sosyal &lt;/strong&gt;anlamdaki objektif &lt;strong&gt;şartlarının&lt;/strong&gt; varlığı konusunda oldukça şüphe yaratmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libya da &lt;strong&gt;1969 devrimi öncesi&lt;/strong&gt; egemen olan kabileler &lt;strong&gt;Saadi&lt;/strong&gt; olarak adlandırılan Cyrenaica kabileleri idi. Bu kabiielerden oluşan &lt;strong&gt;Senussi grubu Libyayı 1951-1969 arası yöneten krallığı oluşturanlardı&lt;/strong&gt;. Yani 1969 &lt;strong&gt;devrimine karşı savaşan &lt;/strong&gt;ve devrimden sonra da kaddafiyle sürekli şıkar çatışması içinde olan kabileler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanma öncesi Kaddafinin &lt;strong&gt;hükümeti lav etme&lt;/strong&gt; petrol gelirlerinden &lt;strong&gt;karları halka eşit olarak dağıtma&lt;/strong&gt; önerilerinin , petrol kaynaklarının &lt;strong&gt;bürokratik egemenliğini oluşturan&lt;/strong&gt; ve gelirlerden &lt;strong&gt;büyük paylar alan kabile önde gelenlerin&lt;/strong&gt; çıkarlarıyla çatıştığını anlamak için bu konuda gazetelere kadar çıkan yorumları okumaya gerek yok sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Şubat &lt;strong&gt;15 de başlayan beş-gün ayaklanmanın Saadi kabilelerinin oluşturduğu&lt;/strong&gt; Bengazi de başlaması ve bu &lt;strong&gt;Cyrenaica bölgesinde kalması&lt;/strong&gt;, 3 gün içinde Şubat 18 de Bengazinin kontrol altına alınmış olması , &lt;strong&gt;ayaklanmanın *kendiliğinden* olmasından çok&lt;/strong&gt;, subjektif &lt;strong&gt;şartlarının planlı bir şekilde yaratılmış olma&lt;/strong&gt; ihtimali konusundada şüpheleri arttırmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanmada &lt;strong&gt;kullanılan bayrağın&lt;/strong&gt;, (Alan Woodsun sahtekarca özgürlük bayrağı olarak ileri sürmesinin tersine&lt;strong&gt;), petrol şirketlerinin başa getirdiği kral ın ve krallığın bayrağı olması&lt;/strong&gt; , daha ilk gününden &lt;strong&gt;batının müdahelesi için çağrılar yapılması&lt;/strong&gt; ayaklanmanın sadece sınıfsal niteliği değil, &lt;strong&gt;batıyla önceden olan ilşkileri konusunda&lt;/strong&gt; da şüpheleri doğrulamakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda Libya da ki ayaklanmanın , &lt;strong&gt;gerek sınıfsal ve gerekse kendiliğinden olma anlamında&lt;/strong&gt; Tunus ve Mısırdaki ayaklanmaların tam &lt;strong&gt;zıttı bir niteliğe sahip olduğu ortaya çıkmaktadır&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batılı  medyanın Libyadaki ayaklanma haberlerinde arka planda gösterdiği içinde  kadın, çocuk vb olan &amp;nbsp;resimler ve videoların hemen hemen &lt;strong&gt;çoğunluğunun yurt dışında ve özellikle batıdaki protestolardan&lt;/strong&gt; olması da, onların bu ayaklanmaya , &lt;strong&gt;yöresel ve kabilesel değil, genel bir “halk ayaklanması”&lt;/strong&gt; imajı verme –başarılı-çabalarının &lt;strong&gt;tipik örnekleridir&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanma, içerde , &lt;strong&gt;hakim gruplar ve klikler arasındaki&lt;/strong&gt;  , yani burjuvazinin kendi içindeki çıkar çatışmasının ,bölgesel olarak ,  planlı bir şekilde pratiğe dökülmesinden başka bir niteliğe sahip  değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanma, müdahele için kamu oyu yaratma, ve müdahele çağrıları sonucu emperyalistlerin askeri müdahelesi, bu arada &lt;strong&gt;Libya nın Bengazi ve Cyrenaica dahil her tarafına yayılmış&lt;/strong&gt; en büyük kabile &lt;strong&gt;Warhala nın barış yürüyüşü yapması da&lt;/strong&gt;, ayaklanmanın ne kadar&lt;strong&gt; Kralcı Senussi grubu merkezli &amp;nbsp;olduğu&lt;/strong&gt; konusunda diğer somut bir veridir bizim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış  bağlantı konusunda ayaklanmada önemli yer alan CIA tarafından&amp;nbsp;  kurulmuş” Libyanın Kurtuluşu için Ulusal Cephe” yi bir yana bırakırsak,  emperyalistlerin &lt;strong&gt;Libyaya askeri müdahele planlarının çok önceden başladığı konusundaki veriler&lt;/strong&gt; , ayaklanma ile diyalektik bir bağlanma kurmak için yeterli verildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Neden  müdahele” konusunda Kaddafinin petrol kaynaklarının ulusallaştırma  alternatifinin batılı petrol şirketleri tarafından pek de hoş  karşılanmadığı &amp;nbsp;ve onların sadece &lt;strong&gt;bu kaynakları kullanmadan çok sahiplenme arzusu &lt;/strong&gt;bir yana , buna bağımlı olarak bölgedeki &lt;strong&gt;halk hareketlerini bastırma ve kontrol altına alma amaçları&lt;/strong&gt; temel alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda  ilgili bir konuya değinmek gerekli. Heritage Foundation adlı kuruluş  tekelci sermayeye ve şirketlere karlı yatırım yapabilmeleri için  araştırmalar yapan ve &lt;strong&gt;onlara hangi ülkede yatırımların daha karlı ve korunabilir olacağo konusunda yol gösteren, bir kuruluştur&lt;/strong&gt;. &amp;nbsp;&amp;nbsp;En son raporuna göre ekonomik yatırım anlamında &lt;strong&gt;en az özgür olan on ülke şöyle sıralanıyor&lt;/strong&gt;.. En kötüsü Kuzey Kore, Zimbabwe, Küba, Eritrea, Venezuella, Myanmar , &lt;strong&gt;Libya&lt;/strong&gt;, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, İran ve Timor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bengazide kurulan &lt;strong&gt;yeni hükümetin liderlerine bakarsak&lt;/strong&gt;  ABD de okuyan ve Libya da özelleştirmede önemli rol oynayan Mahmoud  Jibril, her türlü tahriflerin tersine batının baştan beri *içerdeki  adamı* olan Abdel Jalil, özelleştirme programında görevli Ali  Abd-al-Aziz al-Isawi&amp;nbsp; gibi liderlerin ekonomik olarak kimlerin çıkarları  peşinde ve özel yatırımlar için "en az özgür ülke" olmadan "en fazla  özgür" ülkeye çevirme peşinde olduğunu görmekte zorluk çekmeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdahelenin temel nedenlerinden birisinin Libyadaki petrol ve su kaynakları olduğu konusuna burun bükenlere &amp;nbsp;&lt;strong&gt;Sorun emperyalist ülkelerin Libya petrollerine “ULAŞAMAMA” sorunu değildir&lt;/strong&gt;, sorun &lt;strong&gt;“KAYNAKLARA “sahip olma sorunudur, &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;demiş. Ve &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;strong&gt;ekonomik  çıkarları , bu çıkarların korunması ve bu sorunu çözecek siyasi  yapılanma ların oluşturulması birbirinden bağımsız ele alınmaması  gerektiği &lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;ni vurgulamıştım bir başka yazıda.&amp;nbsp; Yeni ortaya çıkan &amp;nbsp;bir veriye göre&lt;/strong&gt; &amp;nbsp;Libyada petrol araştırması, petrol çıkarma ve diğer alanlarda faaliyet göstren &lt;strong&gt;yabancı şirketlerin Libyada bir ortağı olması ve saadece % 35 kara hakkı olduğu anlaşma&lt;/strong&gt; şartlarından. Buna ilave olarak sadece IMF ve Dünya bankasından bağımsız olan &amp;nbsp;&lt;strong&gt;Libya merkez bankası vasıtasıyla ve sadece Libya Dinarı&lt;/strong&gt; ile &lt;strong&gt;ticaret yapabileceği de anlaşma şartlarından&lt;/strong&gt;.  IMF ve Dünya bankasından bağımsız, dolar dışında kendi parasıyla işlem  şartı koyan &amp;nbsp;merkez &amp;nbsp;bankaları &amp;nbsp;Libya haricinde, Kuzey Kore, Sudan,  Küba, İran, ve bir zamanların Irak ı , Afganistan ı . Bu da bize Irak ve  Afganistandan sonra Libyanın da bağımsız bankacılığının sona  erdirilmesi amacının müdahele! de önemli bir neden olduğunu gösterdiği  gibi, zaten Bengazide yeni hükümet ! tarafından kurulan yeni merkez  bankasının da yeni dolar niteliği bunu doğrulamakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ülkede &lt;strong&gt;“parayı” kontrol etmenin o ülkenin ekonomik ve siyasi kontolünü beraberinde getireceği gerçeği temelinde&lt;/strong&gt; Scott Creighton un şu değerlendirmesi Libya üzerine planlar konusunda önem taşımakta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;strong&gt;&lt;em&gt;asıl sorun&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; her zaman Libyanın &lt;strong&gt;merkez bankasının kontrolünün ele geçirilmesi olmuştur&lt;/strong&gt;. Petrol diğer kaynaklar gibi özelleştirilmeyi ve satılmayı bekleyen &amp;nbsp;karlı bir yan konudur sadece. ..&lt;strong&gt;Petrol önemli ve kesinlikle bir hedef&lt;/strong&gt; , ancak petrol bu &lt;strong&gt;global savaşların arkasındaki itici güç değil&lt;/strong&gt;. (asıl itici güç) &amp;nbsp;&lt;strong&gt;bankacılıktı&lt;/strong&gt;r&lt;/em&gt;. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Su konusu petrol kadar ve belkide daha fazla &lt;/strong&gt;önem  taşıyan bir sorun. Libyada çölün altında buluna su kaynakları sadece  Afrika ve Arap ülkeleri &amp;nbsp;için değil, sürekli su sorunu çeken israil için  de büyük önem taşımakta. Libyanın insan yapıtı “büyük ırmak” projesi  nin açılış ında “Amerikanın Libyaya tehlikesi ikiye katlandı” sözleri  bilinçsizce söylenmiş sözler olmadığını , günümüz müdahelesi ile  kanıtladı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sıralanan veriler temelinde , Libya daki ayaklanmanın &lt;strong&gt;başlangıçta komşu ülkelerdeki ayaklanmalardan esinlenen ilerici nitelikte olduğunu varsaysak bile&lt;/strong&gt; süreç içinde ve gelien yerde &lt;strong&gt;ilerici nitelikte olduğunu savunabilmemiz için&lt;/strong&gt;, onların desteklediği, desteklendiği, &amp;nbsp;emperyalist &lt;strong&gt;askeri müdaheleyi haklı ve ilerici olarak&lt;/strong&gt; , ya da kimilerinin yaptığı gibi bu savaşı gericiler arası emperyalist savaş olarak &lt;strong&gt;değerlendirmemiz gerekir&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda gene Lenin e basvuralim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Darkafalı, &lt;/strong&gt;der, Lenin&lt;strong&gt; , savaşın, "siyasetin devamı" olduğunu kavramaz&lt;/strong&gt;; ve devam eder, Peki, bir savaşın "&lt;strong&gt;özü"nü nasıl tanımlayabilir, nasıl ortaya koyabiliriz&lt;/strong&gt;? Savaş siyasetin devamıdır. Öyleyse &lt;strong&gt;savaş öncesinde güdülen siyaseti&lt;/strong&gt;, savaşa yolaçan, savaşı ortaya çıkaran siyaseti incelememiz gerekir. Bu siyaset emperyalist bir siyasete&lt;strong&gt;, yani mali-sermayenin çıkarlarını güven altına almak&lt;/strong&gt;,&amp;nbsp; yabancı ülkeleri soymak, ezmek amacını güdüyorsa, &lt;strong&gt;o zaman bu siyasetten doğan savaş emperyalisttir.&lt;/strong&gt;Emperyalist savaşı&lt;strong&gt; *emperyalist Büyük Devletler &lt;em&gt;arasında&lt;/em&gt; ya da Büyük Devletlerle &lt;em&gt;ittifak&lt;/em&gt; &lt;em&gt;halinde&lt;/em&gt; verilen savaş, emperyalist savaş olarak açıklayan Lenin&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&amp;nbsp;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;“Emperyalist bir savaş, siyasal sonuçları bakımından &lt;strong&gt;tamamen gerici&lt;/strong&gt; ve anti-demokratiktir” “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Eğer&lt;/em&gt; bir&amp;nbsp; savaşın "özü", &lt;em&gt;örneğin&lt;/em&gt; yabancı zulmüne son vermekse &lt;/strong&gt;o zaman, ezilen devlet &lt;strong&gt;..&lt;/strong&gt;açısından &lt;strong&gt;böyle bir savaş ilericidir” der. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Libya nın emperyalist büyük bir devlet&lt;/strong&gt;  olduğunu savunmuyorsak , bu savaşın emperyalistler arası bir savaş  olduğunu değil, emperyalistlerin siyasetlerinin bir devamı olarak&lt;strong&gt; , &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;mali-sermayenin çıkarlarını güven altına almak, ülkeyi soymak&lt;/strong&gt; &amp;nbsp;amacında , küçük bir devlete saldırdığı emperyalist savaş olarak tanımlamamız gerekir&lt;strong&gt;. &amp;nbsp;Bu da saldırıyı gerici, savunmayı ilerici olarak değerlendirme sonucunu çıkartır..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leninin açıklamaları temelinde, Libya özgül ve özel durumunda, &amp;nbsp;&lt;strong&gt;emperyalist saldırıya karşı mücadele verenleri mi yoksa, emperyalist saldırıya içerden katkıda bulunanları&lt;/strong&gt;, Lenininin sözleriyle &lt;em&gt;Emperyalist oyunlara alet olanlar&lt;/em&gt;ı  mı &amp;nbsp;desteklemek&amp;nbsp; gerekir sorusuna cevap , Libya daki ayaklanmanın (  başlangıçtaki belirli bir yöre ve kabile özelliği vb gerçeklerini bir  yana bıraksak bile) &amp;nbsp;gelinen yerdeki niteliğinin ilerici mi gerici mi  olduğu sorusuna da cevap olması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emperyalist  askeri müdaheleye çanak açan ve destekleyen Libyadaki ayaklanma, gelinen  yerde gerici bir ayaklanmadır. Tarih gösterecektirki bu ayaklanma ,  emperyalistlerin Afrika ve Orta doğu planları çerçevesi içinde yıllardır  planladıkları oyunların bir parçası olarak &amp;nbsp;başlatılmış , Libyanın  Lübnanlaştırılmasının ilk adımlarının atılmasında önemli rol oynayan,  ajanlar, kralcılar ve, dincilerin önderliğinde &amp;nbsp;gerici bir ayaklanmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan 7, 2011&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6880174208340461034?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6880174208340461034/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6880174208340461034' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6880174208340461034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6880174208340461034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/04/libya-iktidara-kars-ayaklanma.html' title='Libya –İktidara karşı! ayaklanma, emperyalizme karşı savunma? hangisi gerici, hangisi ilerici?'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-7331789129906137358</id><published>2011-04-06T17:35:00.000-07:00</published><updated>2011-04-06T17:35:18.281-07:00</updated><title type='text'>Emperyalizmin gizli orduları</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lenin "dünya egemenliği" emperyalist siyasetin özüdür; emperyalist savaş, o siyasetin devamıdır.. “&lt;strong&gt;Emperyalist bir savaş, siyasal sonuçları bakımından tamamen gerici ve anti-demokratiktir&lt;/strong&gt;  “ değerlendirmesini yapar. Savaş kavramını onun bu BİÇİMİnden ele alıp  onun özünden&amp;nbsp; yani siyaset temelinden, savaşın diğer bir biçimini ,  gizli olanını ele alırsak, &lt;strong&gt;gizli savaşların da özünde gerici ve anti-demokratik &lt;/strong&gt;olduğu sonucuna ulaşmak mekaniksel değil, diyalektik bir bağlantı olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Emperyalistler  ezilen halkların ulusal kurtuluş savaşlarını ve sosyalist mücadeleleri  bastırmak için sadece açık savaşlar değil, genellikle istihbarat  örgütleri ve kiralik, kukla elemanlarınında kullanımıyla, “gizli  savaşlar” da yürüttüler. Bu tür gizli savaşlar&amp;nbsp; Sovyetlerin  dağılmasından önceki , soğuk savaş döneminin en belirgin ve su yüzüne  çıkan uygulamaları oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;Soğuk savaş döneminin sona ermesi , dünyadaki ekonomik patlama, bu ekonomik patlamanın bir sonucu olarak bir zamanlar &lt;strong&gt;az gelişmiş ülkelerde ekonominin belirli ölçülerde ve hızla gelişmesi&lt;/strong&gt;, bu gelişme &lt;strong&gt;nedeniyle küçük burjuva sınıfın palazlanması&lt;/strong&gt; ve burjuva liberal düşünceye doğru hızla kayması, &lt;strong&gt;gizli savaşları daha da güçlü ve az masraflı bir şekilde öne çıkardı&lt;/strong&gt;.  Özellikle emperyalizmin “ideolojik” mücadele alanında daha da aktif  olarak yer alması konusundaki teorik yapıtlar, bu ideolojik mücadelede  kendi ülkelerinde &lt;strong&gt;kimi mali destekli, kimi akademik destekli&lt;/strong&gt; , kimi gönüllü yer alacak &lt;strong&gt;palazlanmış bir küçük burjuva sınıfın olması,&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;temelini hazır hale getirdi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; gizli savaş için orduların oluşturulmasının &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiye özelinde de bu &lt;strong&gt;palazlanan küçük burjuva sınıfa ilave olarak&lt;/strong&gt;, devrim mücadelesinden bıkmış, yaşlanmış &lt;strong&gt;ve popülerliğin tadına almış döneklerin sayısının&lt;/strong&gt; hiç te küçümsenmeyecek derecede olması, &lt;strong&gt;emperyalist gizli orduları için gönüllü&lt;/strong&gt; , kimi yerde hala solcu olduğuna inanan, kimi yerde solculuğu burjuva ideolojisine indirgeyen,&amp;nbsp; &lt;strong&gt;hazır ve nazır adayların varlık temelini oluşturdu&lt;/strong&gt;.  Yani emperyalist ideolojik mücadele ve gizli savaşın farklı biçimde  yürütülebilmesi için Sol içinden burjuva düşüncelerin yaygınlaştırılması  &lt;strong&gt;büyük çapta kendiliğindenci küçük burjuva bir hareket olarak &amp;nbsp;doğdu&lt;/strong&gt;. Bu gelişim ve değişimi&amp;nbsp; çok iyi gözlemleyen emperyalistler&lt;strong&gt;, kendiliğindenciliği&lt;/strong&gt; gerek akademik ve gerekse sivil toplum örgütleri gibi &lt;strong&gt;kurumsal mali desteğin yanında&lt;/strong&gt;, işçi örgütleri ve partilere kadar destekleme ve dolayısıyla &lt;strong&gt;kontrolü ele alma amacında sözde işçi ve sözde özel&lt;/strong&gt;,&amp;nbsp; uluslarası ve &lt;strong&gt;ulusal kurumlar oluşturdular&lt;/strong&gt;. Gelinen yerde bu kurumlar dünyanın hemen her ülkesinde emperyalist ideolojinin hizmetinde, &lt;strong&gt;devrimleri  reformlarla sınırlamaya çalışan, özelleştirmeyi, küreselleşmeyi,  emperyalist saldırıları sol adına onaylayan ve savunan güçlü bir Gizli  Ordu yu oluşturmaktalar&lt;/strong&gt;. Bu gelişimin tarihini ve kurumları  incelemek devrimci mücadelede alınacak tedbirler ve yapılacak birlikler  açısından önem taşımakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Emperyalist siyaset yakın Tarihine kısa bir bakış &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Soğuk  savaşın sonlarına doğru , gelişen halk hareketlerini&amp;nbsp; kimi yerde  engelleyemeyen emperyalist ler ikilemli bir politika uygulamaya  başladılar.&amp;nbsp; Bu politika 1970 lerin Amerikan Neo-Kon politikası , Paul  Nitze in başkanlığında&amp;nbsp; hazırlanan&amp;nbsp; 68 Mili Güvenlik Kurulu Raporu na  uygun&amp;nbsp; &lt;strong&gt;askeri pratiği öne çıkaran&amp;nbsp; militarizm politikası ile  Bernstein ve Troçkizmden esinlenen küresel devrim politikasının bir  karışımı oldu.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu 68 Mili Güvenlik Kurulu Raporu temelindeki politikadan&amp;nbsp; &lt;strong&gt;yavaş  yavaş neo-kon politikasına karışım ve&amp;nbsp; değişim döneminde Troçkizm neo  konların politikalarının esinlendiği en önemli akımlardan birisi oldu&lt;/strong&gt;.  The Public Interest, Kamu Yararı adlı magazinin kurucusu İrving  Kristol, magazine yazarları&amp;nbsp; Nathan Glazer, Sidney Hook, ve&amp;nbsp; Albert  Wohlstetter&amp;nbsp; gibi, &lt;strong&gt;Neo-konların kurucularından çoğu&lt;/strong&gt; 1930 ve 40 larda &lt;strong&gt;Troçkist ve Troçkiye yakın olanlardan&lt;/strong&gt;,  Penn Kemble, Joshua Muravchik, ve Carl Gershman, gibi daha genç olan  bir kısmıda eski Troçkist Max Schacmantın hakim olduğu dönemdeki &lt;strong&gt;Sosyalist parti elemanlarından oluşmaktaydı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Troçkizmin Bernsteincı enternasyonalist görüşlerinin hakim olduğu bu Troçkist önderler&lt;/strong&gt;!  den James Burnham ve&amp;nbsp; Max Schachtman ikinci dünya savaşı döneminde&amp;nbsp;  Nazilere ve Sovyetler aynı şekilde karşı tavır almalarına rağmen ikiye  bölündüler. İtalyan Troçkist Bruno Rizzi nin bürokrat ve managerlerin  yeni bir sınıf olarak ortaya çıktığı teorisini benimseyen bu iki  önderlerden James Burnham Sol culuğu bırakarak sağcı National Review  magazininide editor oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neo-kon ları oluşturan (ve oluşturmayan) &lt;strong&gt;Amerikalı  Troçkistlerin ABD dış politikasına&amp;nbsp; yaklaşımı Bernsteinın emperyalizmin  yayılması ve geri kalmış ülkelerde kapitalizmin geliştirilmesi teorisi i&lt;/strong&gt;le Fukuyamanın *Tarihin sonu* başlıklı yazısında özetlediği Kapitalizmin son sitem olduğu teorisinin bir birleşimi &lt;strong&gt;olarak Demokratik Kapitalizm in global olarak yaygınlaşmasını&amp;nbsp; hedef alıyordu&lt;/strong&gt;. Bu ideolojik temelde&amp;nbsp; Neo-Kon Troçkistler, Johua Muravchik in&amp;nbsp; Bernstein ın teorisinin özeti olan&amp;nbsp; &lt;strong&gt;“Demokrasiyi İhraç etme”&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; politikasını da , siyasi pratik olarak seçtiler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neo-kon  ların siyasi çalışmalarındaki teorik arka planı, onların geçmişteki  Troçkist faaliyetlerinden ve ideolojilerinden kopuk değildi.&amp;nbsp; &lt;strong&gt;Bu nedenle neo-konların düşünceleri Troçkizm ve Paul Nıtze in &lt;/strong&gt;68 Mili Güvenlik Kurulu Raporu &lt;strong&gt;nun bir karışımı olarak ortaya çıktı. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Troçkizmin burjuva ve küçük burjuva&amp;nbsp; karakteri &lt;strong&gt;, ideolojik olarak uzlaşmacı yapısı&lt;/strong&gt; , soğuk savaş sonrası dönemindede onların &lt;strong&gt;her türlü liberal ve gericilerle ittifak yapmalarının zeminin hazırladı&lt;/strong&gt;. Soğuk savaş sonrası stratejisi olarak emperyalist ideolojik yapılanma ve ideolojik mücadelenin önemini n , özellikle &lt;strong&gt;Huntington tarafından vurgulanması&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; ve kültürler arası çatışma yazısıyla &lt;strong&gt;yeni politikanın temellerinin atılmasından sonra ,&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; burjuva ideologlar ın dış politikası artık&lt;strong&gt; liberalizme ve sol a karşı olma klişelerinden çok,&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; muğlak bir idealism &lt;strong&gt;, demokrasi&amp;nbsp; içerik ve sloganlarını taşımayı temel ald&lt;/strong&gt;ı. Bu muğlaklık , idealizm ve ideolojik yapılanma , &lt;strong&gt;Troçkistlerin emperyalist siyasetde daha aktif ve yukardan aşağıya yuvalanabimeleri olanağını sağlamış oldu.&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Emperyalist Kurumlar ve Troçkistler &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;NED&amp;nbsp;  (Demokrasi için Ulusal bağış), Hindistanda 1999 da kurulan, NED in  gizli&amp;nbsp; kopyası olan WMD , Özgürlük&amp;nbsp; için Dünya hareketi, Amerikan İşçi&amp;nbsp;  Federasyonu&amp;nbsp; ve Sanayi Örgütleri Kongresi&amp;nbsp; AFL-CIO&amp;nbsp; , 1997 de AFL-CIO  nun bir bölümü olarak kurulan&amp;nbsp; Ulsularası İşçi Dayanışması Amerikan  Merkezi (ACILS),&amp;nbsp; 1983 de kurulan (NDI) Ulsularası İlişkiler için Ulusal  Demokratik Kurumu , Freedom House (özgürlük Yuvası),&amp;nbsp; Ulsularası Özel  Girişim Merkezi&amp;nbsp; CIPA (IRI) , Citibank, Ford, Soros&amp;nbsp; vakıfları vs gibi  kuruluşlar bu emperyalist politikada ki&amp;nbsp; &lt;strong&gt;gizli savaş ve gizli ordu ideolojik pratik yaklaşımın ürünü olan en büyük kurumları oluştururlar. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Amerikan  İşçi&amp;nbsp; Federasyonu&amp;nbsp; ve Sanayi Örgütleri Kongresi&amp;nbsp; AFL-CIO&amp;nbsp; nun Lane  Kirkland kanadına baş danışman olan , Shachtman ve takipcileri işçi  hareketleri içinde önce ABD de kök saldı. &lt;strong&gt;Kısa zamanda  hükümetden destekli , sözde özel vakıflarla&amp;nbsp; Troçkistler ulsularası işçi  hareket ve örgütlerine yayılmaya başladılar&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AFL-CIO&amp;nbsp;  ister demokrat ister Cumhuriyetci iktidar olsun tarihi boyunca&amp;nbsp;  Amerikan sermayesine hizmet etdi. , AFL-CIO&amp;nbsp; nun ,NED ile yakın  çalışmaları gizli olmayan ve saklanmayan gerçeklerdir&lt;strong&gt;. NED in kurucularından Troçkist , Schactmancı Tom Kahn ın&lt;/strong&gt;  , AFL-CIO nun uluslarası temsilcisi olarak yurt dışında Sivil Toplum  hareketleri oluşturma yönündeki&amp;nbsp; en önemli çalışma örneklerinden birisi  Polonyada ki Solidarity&amp;nbsp; olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu nedenle , Emperyalist ideolojik yapılanmanın teorik&amp;nbsp;&amp;nbsp; beyni olma hakkını!! kazanan NED (Demokrasi İçin Bağış Vakfı) &lt;strong&gt;,  çoğunluğu Troçkist geçmişi olan, devrimden umutları kalmamış, burjuva  demokrasisine bel bağlamış Troçkistler tarafından oluşturuldu.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/strong&gt;NED in &lt;strong&gt;liderlerinden ilki, öncesi Troçkist Sosyalist parti olan&lt;/strong&gt;, Troçkist&amp;nbsp; Shachtman ın lideri olduğu,&amp;nbsp; ABD nin dünya çapında askeri müdahalelerinin destekcisi, Sosyal Demokrat&amp;nbsp; dan , &lt;strong&gt;Carl Gershmandı&lt;/strong&gt;.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devlet tarafından mali ve&amp;nbsp; gereken her yönden desteklenen , dünyanın hemen hemen her ülkesinde faaliyet gösteren , &lt;strong&gt;NED in&amp;nbsp; kuruluş amacı, dünyada tekelci sermayeye karşı olmayan rejimler in kontrolü altında kapitalist ekonomiler kurmak &lt;/strong&gt;olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Globalizm in çıkarları doğrultusunda&amp;nbsp; &lt;strong&gt;“dünya  devrimleri ! “ gerçekleştirme&amp;nbsp; amacını güden NED için,&amp;nbsp; ABD  kongresinden değişik zamanlarda ve değişik ülkeler için özel ve ilave  ödenek fonlarının yapıldığını&lt;/strong&gt; kongre raporları dışında basında da yaygınca görmek mümkün.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gene dünyanın hemen her ülkesinde faaliyet gösteren &lt;strong&gt;, AFL-CIO nun&amp;nbsp; Dayanışma merkezi&lt;/strong&gt;  , bu ülkelerde Devrimci örgütlenmeleri&amp;nbsp; engelleme, zayıflatma,&amp;nbsp; ve özel  leştirmeye , tekelci sermayeye karşı olmayan&amp;nbsp; sendika ve grupları&amp;nbsp;  destekleme faaliyetleri ile NED in bu amacını gerçekleştirmesine,  katkıda bulunmakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AFL-CIO Dayanışma Merkezi , soğuk savaş döneminde ülkelerin bağımsız ekonomik sistem kurmalarını engelleme çabalarını yürütmek &lt;strong&gt;için&amp;nbsp;  devlet tarafından kurulmuş ve desteklenmiş , Özgür İş Geliştirme  Amerikan Enstitüsü&amp;nbsp; (AIFLD) nün bir devamından başka bir şey değildir&lt;/strong&gt;. CIA nin gizli operasyonlarının zamanla ortaya çıkması nedeniyle&amp;nbsp; yenilenen poltika ve pratiği &lt;strong&gt;NED in kuruucularından Allen Weinstein&amp;nbsp; 1991de şöyle&amp;nbsp; itiraf ediyor &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“Bizim bu gün yaptığımız şeylerin çoğu &lt;strong&gt;25 yıl önce CIA tarafından gizli bir şekilde yapılıyordu.”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bundan anlaşılacağı gibi, Ulsularası alanda , özellikle liberallerin anladığı ve yansıttığı &lt;strong&gt; ilericiler tarafından desteklenme”&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;mit inin&lt;strong&gt; tersine&amp;nbsp; NED , ABD istihbarat servisleri bir yana,&amp;nbsp; her türden gerici kruluşlarla ortak çalışmalar içindedir. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AFL-CIO nun &lt;strong&gt;Dayanışma Merkezinin mali fonları Devlet bakanlığı, Çalışma bakanlığı&amp;nbsp; gibi devlet kurumlarının yanında&lt;/strong&gt; , bir sürü sözde özel vakıflar tarafından sağlanmakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu  nedenle, ABD tekelci sermayenin çıkarlarıyla çatışan Venezuella da&amp;nbsp;  Venezuella İşçi Konfederasyonu nun Chavez e karşı muhalefetinde&amp;nbsp; ve  desteklenmesinde ,&lt;strong&gt; AFL-CIO nun Dayanışma Merkezi&amp;nbsp; nin aktif rol alıyor alması tesadüf ve bağlantısız bir olay değildir.&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aynı şekilde, günümüzde reklamı yapılan&amp;nbsp; Mısırda ki &lt;strong&gt;Bağımsız Mısır Sendikaları Federasyonu&lt;/strong&gt;, AFL-CIO Dayanışma Merkezi nin bir ortağı olan 1990da kurulan Sendika ve işçi servisleri Merkezi (CTUWS) ile&amp;nbsp; &lt;strong&gt;Gayrimenkul Vergi otoritesi Sendikasının &lt;/strong&gt;temelini oluşturdukları bir sendika! dan başka bir şey değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;NED in özelleştirme siyasetini&amp;nbsp;&lt;strong&gt; kendi ülkelerinde destekleyen&amp;nbsp; hayata geçiren Liberallere mali destek&amp;nbsp; farklı y&lt;/strong&gt;ollardan ulaşırken , &lt;strong&gt;sendikal faaliyetlerde bu mali destekler AFL-CIO nun dayanışma merkezi dolayısıyle yapılmakta&lt;/strong&gt;.&amp;nbsp;  En son&amp;nbsp; (2009) raporu na göre Dayanışma Merkezi&amp;nbsp; Mısırdaki çalışmalara&amp;nbsp;  $318,757 harcamış. Aynı sene diğer örgüt ve kuruluşlara , NED $187,569  yardım etmiş.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sonuç olarak &lt;strong&gt;temel ideolojik  yapısını Troçkistlerin oluşturduğu ve Troçkistlerin&amp;nbsp; açık gizli  desteklediği bu kurumlar&amp;nbsp; ve onların faaliyetleri,&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; uluslarası alanda , hemem her ülkede emperyalist &lt;strong&gt;Gizli Orduların&amp;nbsp; oluşması yolunda sürekli faaliyet içindeler&lt;/strong&gt;.  Bu Küreselci, ülkelerin&amp;nbsp; önemli ekonomik sanayilerini özelleştirmeci,  toprakları ve su kaynaklarını özelleştirmeci , Soroscu , liberal,  burjuva demokrasisi hayranı&amp;nbsp; aydın! lar , akademisyenler, ve sendika  ağaları,&amp;nbsp; emperyalist gizli ordu nun açık-gizli , dolaylı-dolaysız  emperyalist kurumlardan destek alan&amp;nbsp; elemanlarını oluşturmaktalar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bunlar, yukarda sözü geçen Emperyalist kurumlardan&amp;nbsp; ve onların fonlarından destek alan , sol maskesi altında &lt;strong&gt;dünya kapitalist devrimi çağrısını yapan&lt;/strong&gt;,&amp;nbsp; ırak, Afganistan ve günümüzde Libya daki gibi&amp;nbsp; &lt;strong&gt;emperyalist işgalleri , kapitalizmin bu ülkelerde gelişip sosyalizmin&amp;nbsp; gelişini hızlandıracağı gibi&lt;/strong&gt; şövenist teoriyi, ve&amp;nbsp; işgali &lt;strong&gt;iki emperyalist ülke arasında ki savaş olarak değerlendiren&lt;/strong&gt;  revizyonist&amp;nbsp; teorileri savunan Anti Marksist, karşı devrimci ,  emperyalizmin gizli ordularının bilinçli-bilinçssiz, ödemeli-gönüllü&amp;nbsp;  elemanlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bitirirken , &lt;strong&gt;Emperyalist savaşın&lt;/strong&gt;&amp;nbsp; marksist teoride ne olduğu, ve &lt;strong&gt;emperyalist işgalle kapitalizmin gelişmesi&amp;nbsp; &lt;/strong&gt;konusunda Lenine başvuralım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“”Tezleri  yazanlar, bu tuhaf beyanlarını haklı göstermek için, "emperyalizm  çağında yurt savunmasının, kendi burjuvazisinin yabancı halkları ezme  hakkını savunmak olduğunu ileri sürüyorlar. &lt;strong&gt;Ama bu, yalnızca emperyalist savaş için doğrudur&lt;/strong&gt;, YANİ &lt;strong&gt;emperyalist devletler ya da emperyalist devletler grupları arasındaki savaş için””&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“”Sosyal-&lt;strong&gt;şovenizmin öbür "marksist" teorisi&lt;/strong&gt;:  sosyalizm, kapitalizmin hızlı gelişmesine dayanır; ülkenin zaferi,  orada (işgal edilen ülkede) kapitalizmin gelişmesini, dolayısıyla &lt;strong&gt;sosyalizmin gelişini hızlandıracaktır;&lt;/strong&gt; ülkenin yenilgisi ise, onun (işgal edilen ülkenin) iktisadi gelişmesini, dolayısıyla &lt;strong&gt;sosyalizmin gelişini geciktirecektir&lt;/strong&gt;.””&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;strong&gt;Troçkizmi hala sol içinde görenler&lt;/strong&gt;,  onlarla Boykot Cepheleri kuranlar, Emek ve Demokrasi Blogu  oluşturanlar, tarihin en basit diyalektik incelemesinden&amp;nbsp; ve  tecrübelerinden uzak bir şekilde , opportunizmin batağına düşmekden, ve  Troçkizmin&amp;nbsp; hastalığına yakalanmaktan kendilerini kurtaramazlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Emperyalizmin  gerici ve antidemokratik siyasetlerinin bir devamı olan açık savaş  biçimine karşı çıkmayanlar la, diğer bir biçimi olan gizli savaş ına ve  bu savaşta kullanılan gizli ordu yu oluşturanlara, onların&amp;nbsp; ideoloji ve  pratiklerine karşı çıkmayanlar arasında , taktıkları maske ne olursa  olsun, teorik ya da pratik bir fark olabilirmi??&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nisan 5, 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AFL-CIO Dayanışma Merkezinin , İşçi haklarını Dünya çapında desteklediği!!! başlıklı web sitesi &lt;a href="http://www.solidaritycenter.org/index.asp" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.solidaritycenter.org/index.asp&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;NED in Dünya Çapında Özgürlüğü Desteklediği !! web sitesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.ned.org/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.ned.org/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;WMD Dünya demokratlarının Demokrasiyi koruma mücadeleleri!!! web sitesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.wmd.org/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.wmd.org/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AFL-CIO Amerika sendika hareketi web sitesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.aflcio.org/index.cfm" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.aflcio.org/index.cfm&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;AIFLD hakkında , sadece yanına CIA yazın ve arayın , tarihi hakkında yeterinden fazla kanıtlayıcı&amp;nbsp; bilgi bulabilirsiniz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;IRI, CIPE Ulsularası özelleştirme ve demokratikleştirme!! merkezi sitesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.cipe.org/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.cipe.org/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;yazıdaki bir sürü verileri ve ilave leri Dış Politikaı Jurnal ın sitesinden bulabilrisiniz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.foreignpolicyjournal.com/" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.foreignpolicyjournal.com/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-7331789129906137358?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/7331789129906137358/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=7331789129906137358' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/7331789129906137358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/7331789129906137358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/04/emperyalizmin-gizli-ordular.html' title='Emperyalizmin gizli orduları'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-1546876913715139567</id><published>2011-03-28T18:57:00.001-07:00</published><updated>2011-04-05T18:27:45.346-07:00</updated><title type='text'>Yavuz Yıdırımtürk ün eleştiri!sine cevap</title><content type='html'>&lt;div class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;div&gt;"Tezleri yazanlar, bu tuhaf beyanlarını haklı göstermek için, &lt;strong&gt;"emperyalizm çağında yurt savunmasının, kendi burjuvazisinin yabancı halkları ezme hakkını savunmak olduğunu ileri sürüyorlar&lt;/strong&gt;. Ama bu, &lt;strong&gt;yalnızca emperyalist savaş için doğrudur&lt;/strong&gt;, yani &lt;strong&gt;emperyalist devletler ya da emperyalist devletler grupları arasındaki savaş &lt;/strong&gt;için,  savaşan iki tarafın "yabancı halkları" ezmekle yetinmeyerek, kim daha  çok halkı ezecek diye birbirlerine karşı savaş açtıkları durumlar  içindoğrudur&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;" Lenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Yavuz Yıdırımtürk&amp;nbsp; &lt;b&gt;Libya daki ayaklanmaları Tunus ve Mısırdaki ayaklanmalardan farklı kılan olgular neler? &lt;/b&gt;dir  başlıklı yazıma&amp;nbsp; "her satırına karşıyım" diyerek başladığınız, ama  satırlardan somut örnekler alarak bunları teker teker &amp;nbsp;ve somut olarak  eleştirme yerine , alışılagelmiş genel &amp;nbsp;ve içeriğinden kopartılmış, kimi  yanlış , kimi Bernsteincı&amp;nbsp; teorilerle &amp;nbsp;eleştirinize, bir bütün lük  içinde yazılı olarak cevap verme gereği doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce bu  uzun "genel teoriler" in , ne yazıkki, Troçkist bir şekilde ele alınarak  yaptığınız eleştiriye söz konusu olan yazıya değinelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha  Libyada olayların ilk başladığı günlerde bir ön değerlendirme olarak  yazdığım yazıdan okuyan herkesin rahatca görebileceği, değerlendirme  yapılırken göz önünde bulundurulması gerekli olarak önerdiğim dört temel  konu olduğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;b&gt;Ekonomik&amp;nbsp; ve siyasi olarak&lt;/b&gt;  emperyalistler için fazla&amp;nbsp; önemi olmayan Tunus ve Mısır dan farklı  olarak , büyük petrol ve doğal gaz kaynakları olanın Libyanın  Emperyalistler açısından önemi olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tunus ve Mısırda kendiliğinden başlayan , öne çıkan ve &amp;nbsp;&lt;b&gt;belirli bir liderliğin yoksunluğundan farklı olarak&lt;/b&gt;, Libya da &lt;b&gt;muhalefet e yön verici&lt;/b&gt;&amp;nbsp; olarak &lt;b&gt;ortaya çıkan önderliğin (NFSL - Libyanın Kurtuluşu için Milli Cephe) adlı&amp;nbsp; örgüt ün tarihi geçmişi &lt;/b&gt;ve kimliğinin değerlendirme yaparken&amp;nbsp; bu &lt;b&gt;nitelik&amp;nbsp; açısından &amp;nbsp;farklılıklar ın göz önünde bulundurulması gerektiği.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;  Kapitalist medyanın ve kapitalistlerin olaylara yaklaşımının tarihi  olarak bir sürü örneğini gördüğümüz askeri "müdahele" için kamu oyu ve  zemin hazırlama pratiklerinin her belirtisini göstermekte olduğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;  Libya ile ilgili gelişmelerin, petrol ve doğal gaz kaynakları, enerji  savaşı nedeniyle uluslarası bir öneme sahip olduğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu,  hemen hepsi doğrulanan ön değerlendirmede, sizin &amp;nbsp;"her satırına karşı "  olacak ne&amp;nbsp; bulduğunuzu anlamanın zorluğunu&amp;nbsp; bir yana bırakalım, ve sizin  &amp;nbsp;"neden!! olarak sıraladığınız genel teorilerin eleştirisine geçelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın  Yavuz , Troçkistlerin , her türlü revizyonistlerin ve  anti-Leninistlerin hemen her sayfalarında ve yazılarında değindikleri  konulara , aynı onlar gibi , ama Marksist Leninist!! olarak yukardaki  yazıyı eleştirinizde değinmişsiniz. Burda bahsedilen iki konuya  değinelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"";Sovyetler.. kapitalist bir ülke haline  geldikten sonra, egemenlik alanların genişletmek için kapitalizmden  soyutlana "emperyalizme karşı olma" görüşleriyle, "kapitalist olmayan  yoldan sosyalizme geçiş" formülasyonula, feodal üretim ilişkilerin  egemenliği altında olan geri ülkelerde,kapitalizm geliştirerek,kendine  sömürü pazar alanları yaratmak için, devlet kapitalizmi geliştirdi.""&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyetlerin  "kapitalist bir ülke haline" ne zaman geldiği vurgulamadığınızdan, bu  iki konuya değinmek gerekiyor.&amp;nbsp; Her şeyden önce bahsettiği niz  "kapitalist olmayan yoldan sosyalizme geçiş" teorisi , 1870 ve 1880  lerde batı avrupa gelişmiş ülkelerinde sosyalist devrim lerin olacağı  beklentisi temelinde&amp;nbsp; formüle edilmiş Marksist bir teoridir. Revizyonist  değil. Marks ve Engels eğer gelişmiş kapitalist bir ülkede sosyalist  devrim olur ve yeni devrimlerin olduğu geri kalmış ülkelerdeki  devrimlere gerekli yardımları yapabilirlerse kapitalist olmayan  gelişmenin&amp;nbsp;olasılığına inanmışlardı. Gelişmelerin daha farklı yönde  olmasına&amp;nbsp; rağmen , Marks ve Engels in kapitalist olmayan gelişme teorisi  -her nekadarda alt ve üst yapı olarak kapitalizmin bir sürü ülkede  gelişmiş olmasına bağımlı olarak geçişin kısa ve direk olabilmesinin  koşulları&amp;nbsp; yaratılmış olsada, bunun tersi olan ülkelerin de var olması -&lt;b&gt;temel prensip olarak&lt;/b&gt;  hala güncelliğini korumakta devam etmektedir.&amp;nbsp; Herşey bir Yana,  Marksistler şabloncu değil, kendi ülkelerinin özgül koşullarının, yani  somut şartların somut değerlendirmesi&amp;nbsp;&amp;nbsp; temelinde "ne" ve "nasıl "  yapmaları gerektiğine kendileri karar verecektir. Marksizm "biçim"lerle  değil öz le ilgilidir. Önemli olan Proleter devrim dir, devrimin biçimi  değil, önemli olan proletarya diktatörlüğü altında sosyaizmin inşası  dır, inşanın biçimi değil. Leninin konu üzerine önerisi , &amp;nbsp;bir ilk  tecrübe olan bizim tecrübelerimizden ders çıkarın ama kendi  ülkelerinizin somut şartlarını değererek kendi yöntemlerinizi&amp;nbsp;  belirleyin özündedir.&amp;nbsp; "kapitalist olmayan yoldan geçiş" her ülkenin&amp;nbsp;  sosyalist ekonominin kurulabilmesinin temellerinin ve şartlarının somut  tahlilleri yapılması ile ilgili öncü partinin değerlendirmesi sorunudur,  entellektüellerin sorunu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bu ,Troçkistlerin  Sovyetlere saldırılarında kullandıkları&amp;nbsp; ve Stalinin teorisi olduğunu  iddia ettikleri "devlet kapitalizmi" teorisine. &amp;nbsp;Sosyalist ülkede  "Devlet kapitlizmi " teorisi ilk defa Lenin tarafından formüle  edilmiştir ve devrimden sonra pratiğe uygulanmıştır. .Leninin de dediği  gibi "önemli olan devlet in hangi sınıfın elinde olduğu dur" , "devlet  kapitalizmi"ni sözlük terimi karşılığıyla algılamak değil" . Leninden&amp;nbsp;  aslında birinci konuya da cevapları içinde taşıyan "Aynı Vergi "  yazısından bir kaç alıntıyla &amp;nbsp;bu konuyu kısa keselim.(gerekirse daha  detaylı &amp;nbsp;olarak tartışırız. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sovyet Cumhuriyetimizde,  devlet kapitalizmi, bugünkü koşullarda ileri bir adım olur… Bu sözler  karşısında bazı kimselerin ne soylu bir hiddetle irkileceklerini tahmin  ediyorum. ... Ne! Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinde devlet kapitalizmine  geçiş, bir ilerleme ha? ... Bu, sosyalizme ihanet değil midir? "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Devlet kapitalizmi, sosyalizm için tam bir &lt;i&gt;maddî &lt;/i&gt;hazırlık, sosyalizme bir &lt;i&gt;başlangıç &lt;/i&gt;ve tarih merdiveninde sosyalizm adını alan basamakla arasında &lt;i&gt;başka basamakların olmadığı &lt;/i&gt;bir basamaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sovyet  devleti ve proletarya diktatörlüğü, devlet kapitalizmi ile  birleştirilebilir mi? Bunlar birbiriyle bağdaşabilir mi? &amp;nbsp; Elbette  bağdaşabilir. Mayıs 1918'de iddia ettiğim, tam olarak bu idi. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hem  teorik, hem pratik bakımdan bütün sorun, kapitalizmin (belirli bir  dereceye kadar ve belirli bir süre için kaçınılmaz olan) gelişmesini,  devlet kapitalizmi kanalına yöneltmenin doğru yöntemlerini bulmak; uzak  olmayan bir gelecekte devlet kapitalizminin sosyalizme dönüşmesini  güvence altına almak için onu hangi koşullarla çevrelemenin gerektiğini  saptamaktır. "&lt;br /&gt;Yani devlet kapitalizmini kapitalist içeriği ile  alıp Sovyetleri&amp;nbsp; eleştirmede ve Stalini karalamada kullananların aslında  Lenine ve sosyalizme karşı&amp;nbsp; olduklarını anlamak için Leninin kongre  konuşmalarını ve yazılarını okumak yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim sizin  deyindğiniz, &amp;nbsp;emperyalist saldırı ve işgallere karşı "sessiz ve  tarafsız" kalma pratiklerine geçirilmek için kullanılan, bütünden  koparılmış ezberci &amp;nbsp;"kılıf" teorilere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"..&lt;i&gt; kapitalizm-emperyalizm döneminde de üretici güçler gelişir. Lenin'in bu durumu &lt;b&gt;"Tekelci kapitalist üretim ilişkileri; bir miktar üretici güçlerin gelişmesini engelemesine rağmen, derinlemesine geliştirir&lt;/b&gt;"  dediği biliniyor.Ama sana göre bunu ifade etmek "emperyalist  egemenlikten yana olmaktır". Bu bakış açısına sahip olduğun için ve yine  sana göre, kapitalizm ve gelişmesi , objektif olarak sosyalizm maddi  temellerini geliştirip, olgunlaştırdığı gerçeği hiç bir şey ifade  etmiyor !. &lt;b&gt;Ama Lenin,emparyalist-kapitalizm, feodal üretim  ilişkilerine ve tekelci kapitalizm öncesi kapitalizme göre tarihsel  olarak ilerici konumda olduğunu özel olarak vurgular&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alıntıda üzerine basarak vurguladığınız tekelci kapitalizmin, yani &lt;b&gt;emperyalizmin ilerici rolü&lt;/b&gt;.&amp;nbsp; Evet bana göre emperyalizmin &lt;b&gt;Siyasi gerici rolünü göz ardı etmek için&lt;/b&gt; onun tarihi olarak gelişmemiş kimi&amp;nbsp; ülkelerde kapitalizmi geliştirmede &lt;b&gt;oynadığı &amp;nbsp;ilerici rolünü öne çıkarmak&lt;/b&gt;  tam da van Kohl cu, Troçkist bir yaklaşımdır.. &amp;nbsp;Bu yaklaşımınız ikinci  Enternasyonel in kahramanlarindan Van Kol un, Marks ve Engels in  görüşlerinin yanlış ve kapitalizmin kaçınılmaz olduğu &amp;nbsp;ve bu nedenle &lt;i&gt;” &lt;b&gt;bizim görevimiz, insanlık tarihinin kaçınılmaz bir bağlantısı olan&amp;nbsp; kapitalizmi yavaşlatmak değil dir&lt;/b&gt;..Gerçekte&lt;/i&gt; ‘ &lt;b&gt;onun gelişmesine yardımcı&amp;nbsp; olabilmek&lt;/b&gt;….””  değerlendirmesiyle oldukça uyum içinde.&amp;nbsp; Bu yaklaşımınız, az gelişmiş  ülkelerin gelişmiş kapitalist (medeni!!) ülkeler tarafindan &lt;b&gt;işgalini ve ekonomik sömürüsünü&lt;/b&gt;&amp;nbsp; “ gelişme” olarak lanse eden ikinci enternasyonalci Sosyal demokrat ların "&lt;b&gt;kapitalizmin  insanlığın ekonomik gelişiminin kaçınılmaz bir dönemi olduğu ve bu  nedenle hic bir şart altında &amp;nbsp;kapitalizm olmadan sosyalizmin  gerçekleşemeyeceği&lt;/b&gt;”&amp;nbsp; görüşlerinin Leninist bir tane&amp;nbsp; değerlendirmenin &lt;b&gt;arkasına gizlenerek savunulmasından başka bir şey değildir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin in sözleriyle “”.. tekelci kapitalizmin siyasal üstyapısı, demokrasiden &lt;b&gt;siyasal gericiliğe değişimdir&lt;/b&gt;.”” .. “” Demokrasi serbest rekabete tekabül eder. Siyasal &lt;b&gt;gericilik tekele tekabül eder&lt;/b&gt;, mali-sermaye, özgürlük için değil, egemenlik için çabalar"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin  bu gericilik-ilericilik yaklaşımınızının ne kadar diyalektikten ve  tarihin özgül durumlarından soyutlanmış olduğuna yaptığım açıklamayı  ,burda yinelemenin bu konuyu (ve deyineceğim&amp;nbsp; anti-emperyalistlik&amp;nbsp;  konusunu da) -daha da netleştireceğini umarım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sosyal yapı&lt;/b&gt;  olarak sınıfların ilerici ya da gerici olarak oynadıkları TARİHİ  ROLLERİ ni, bu sınıfları oluşturan bireylerin özgül ve-veya sınıf  mücadelesinde aldıkları ilerici-gerici tavırları birbirine karıştırmamak  gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Birisi&lt;/b&gt; sınıfların &lt;b&gt;tarihi Rolleri ile ilgilidir&lt;/b&gt; bir yere gelir DEĞİŞKENLİĞİNİ kaybeder. SİYASİ olarak ya gerici yada ilerici olur.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Diğeri &lt;/b&gt;sınıfsal konumlarına bağımlı olarak, özgül ve DEĞİŞKEN bir süreklilik içinde SİYASİ olarak gerici ya da ilerici olabilir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bireyin üretim araçlarına olan ilişkisi onun SINIFSAL konumunu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bireyin özgül ve-veya sınıf mücadelesinde aldığı &lt;b&gt;SİYASİ tavırlar onun gericiliğini ya da ilericiliğini belirler&lt;/b&gt;. Yani onların birey olarak gericiliğini ya da ilericiliğini &lt;b&gt;aldıkları SİYASİ tavır belirler.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  kadar temel bir konunun bile -bilinçli ya da bilinçisiz-  çarpıtılmasının altında yatan, sınıfların ilerici ya da gerici olarak  oynadıkları tarihi rollerinde, tekelci emperyalizmin oynadığı ve artık  değişkenliğini kaybetmiş olan &lt;b&gt;SİYASİ GERİCİ ROLÜnü ,&lt;/b&gt; gelişmemiş ülkelerde üretici güçlerin gelişmesinde oynadığı özgül ekonomik İLERİCİ ROLÜNE İKİNCİL KILMAK, &lt;b&gt;siyasi gericiliğini göz ardı etmekte &amp;nbsp;yatar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünki &lt;b&gt;ancak bu şekilde&lt;/b&gt;, gericiliğini saklayarak &lt;b&gt;Emperyalizmin ilerici olduğu savunulabilir&lt;/b&gt;, ancak bu şekilde emperyalist saldırı ve &lt;b&gt;işgallere karşı sesiz kalmak&lt;/b&gt;,  hatta onu savunmak mümkün olabilir..Bunun tarihi enternasyonalde Van  Kohl ve Bernstein lara kadar gider, günümüzdede kendini açık gizli  Troçkist düşüncelerde gösterir.&lt;br /&gt;Her nekadarda neyi savunduğunuzu &lt;i&gt;" senin gibi burjuva demokrasinin dahi düşmanı olan"&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;sözleriyle ortaya koymuş oluyor olsanızda , sınıfsal!!&amp;nbsp; yaklaşımınızı şu alıntıdan görmek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Bunun  için hiç bir bahaneyle orta-çağın üstü yapı kurumu olan dincilik, ve  şeriat, emperyalist devletlerle çatışıyor diye ne " anti-emperyalist"  olur, neden gericiler arası çatışmadan, &lt;b&gt;senin gibi burjuva demokrasinin dahi düşmanı olan&lt;/b&gt;, anti-demkoratik şeriatcı akımlar ve diktatörlikler desteklenir ve nede saldırgan emparyalistlerden yana tavır alınır, &lt;b&gt;dinciler,milliyetciler le emperyalist arası çatışma gericiler arası çatışmadır&lt;/b&gt;."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emperyalist  saldırganlık ve işgaller ve bu işgallere karşı mücadele verenler  arasındaki savaşı,&amp;nbsp;&amp;nbsp; "gericiler" arası savaş olarak açıklamak bir  Marksist in değerlendirmesi olamaz.&amp;nbsp; Sizin bu yaklaşımınız Troçkistlerin  " ulusal kurtuluş savaşlarının tarihe karıştığı ve gündemden kalktığı"  teslimiyetci ve emperyalist yardakçı teorik yaklaşımından pek farklı  değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Emperyalizm çağında&lt;/b&gt; yarı-sömürge ve sömürge ülkelerdeki &lt;b&gt;mücadelelerin artık çoğunlukla feodalizme değil emperyalizme karşı &lt;/b&gt;verilen mücadeleler olduğu &lt;b&gt;değerlendirmesini&amp;nbsp; yapan Lenin&lt;/b&gt; “”Gerçekten ulusal kurtuluş için verilen savaşları yadsımak, &lt;b&gt;marksizmin belki de en kötü karikatürünü ortaya koymak demektir”&lt;/b&gt;”  der .. Aksini iddia etiğinize göre demekki&amp;nbsp; Lenin in bahsettiği dönemin  dışında " yeni bir çağ" dayız…(Leni in bu "yeni çağcı"lar ı nasıl  değerlendirdiğini umarım biliyorsunuz)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksist anlayışda &lt;b&gt;“gerici savaş” emperyalist savaştır&lt;/b&gt;, gericiler arası &lt;b&gt;savaş “emperyalist güdümlü ve emperyalistler arası savaş”&lt;/b&gt; lardır. Emperyalizme karşı savaşlar değil. Lenine başvuralım nasıl değerlendiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Emperyalist savaşlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"dünya  egemenliği" emperyalist siyasetin özüdür; emperyalist savaş, o  siyasetin devamıdır..“Emperyalist bir savaş, siyasal sonuçları  bakımından &lt;b&gt;tamamen gerici&lt;/b&gt; ve anti-demokratiktir” “”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Emperyalizme karşı Savunma Savaşları&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"Lenin  Sosyalizm ve Savaş adlı broşüründe "sosyalistlerin, 'ata topraklarının  savunulması' için verilen savaşları ya da 'savunma' savaşlarını", yalnız  "yabancı baskısını yok etme" anlamında, "&lt;b&gt;haklı, ilerici ve adil gördüklerini&lt;/b&gt;"  açıkça belirtir. Broşür, Rusya'ya karşı İran "vb." örneğini anar ve  şöyle der: "Bu savaşlar, ilk saldıran kim olursa olsun, haklı, savunma  savaşlarıdır; herhangi bir sosyalist, ezen, köleci ve yağmacı "Büyük"  Devletler karşısında ezilen, eşit görülmeyen ve bağımlı devletlere zafer  diler.""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leninin bu değerlendirmesine "&lt;b&gt;göre Emperyalist bir savaş,&lt;/b&gt; siyasal sonuçları bakımından &lt;b&gt;tamamen gerici&lt;/b&gt; ve anti-demokratiktir”, &lt;b&gt;'savunma' savaşları" ise&lt;/b&gt; &amp;nbsp;yalnız "yabancı baskısını yok etme" anlamında, "&lt;b&gt; ilerici dir. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Emperyalizmin  her işgali ezilen halkların mücadelesine bir darbe, Emperyalizmin  siyasi ya da ekonomik işgaline vurulan her darbe de ezilen halkların  mücadelesinin bir kazancıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle &lt;b&gt;Marksistler sömürülen ülkelere yöneltilen her emperyalist savaşa&lt;/b&gt; pasif değil aktif olarak (yani savaşın emekci halklar çıkarına sonuçlanması doğrultusunda) &lt;b&gt;karşıdırlar.&lt;/b&gt;Saldıran  emperyalistlere&amp;nbsp; karşı olmakla saldırılanın “tarafı”nı tutmuş oluruz  gibi “bilimsellikten” uzak , mekanik&amp;nbsp; bir değerlendirme Marksist in  değerlendirmesi olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin bu yaklaşımınız  emperyalizmin her ülkeye saldırı ve işgallerini haklı kılan, emperyalist  saldırı ve işgale karşı çıkmayı, saldırılan ülkenin gerici hakim  sınıflarını savunmakla eş tutan &lt;b&gt;, burjuva –mekanik bir yaklaşımın ötesini geçememez. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin yaklaşımınız temelinde&lt;br /&gt;israilin Lübnana saldırısına karşı çıkılamaz çünki orada gerici Hizbullah var önderlik olarak&lt;br /&gt;Afganistanın işgaline karşı çıkılamaz, çünki orada gerici Taliban var önderlik olarak&lt;br /&gt;Libya nın işgaline karşı çıkılamaz, öünki orada gerici Kaddafi var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;İyide  bir avuç hakim sınıfın dışında emekci, köylü, memur insanlar, çocuklar  da var bu ülkelerde … bunları halk diye tanımlıyoruz galiba ve bu  halkların "&lt;b&gt;kendi ülkelerinin kaderlerine seyirci kalamıyacağı&lt;/b&gt; "&amp;nbsp; Marxist teori var. Sizin buyaklaşımınızın ulaştığı sonuç , &amp;nbsp;&lt;b&gt;emperyalist kapitalist ülkelerin halklarının dışında kalan bütün halkları gerici olacağı anlayışıdır&lt;/b&gt;.. Bu da emperyalist "Kültürler arası çatışma" teorisinin bir yansıması ndan başka bir şey değil.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yani  Marksizmden ve sınıfsal değerlendirme genel teorilerden bahsederken,  ulaştığınız sonuç, Din , şeriat vb gibi sınıfsallıktan soyutlanan ve  halkları bu temelde gerici olarak damgalayan bir yaklaşım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyalektik bağlantı kurmada ki çelişkileriniz şu alıntıda kendini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;""Şimdi  somut olarak, kuzey Afrika ve orta- doğudaki olaylara ve de özellikle  Libya'ya emperyalist devletlerin askeri müdahelesinin incelenmesine  gelirsek;rahatlıkla,burjuvalar tarafından sömürülen,aç,işsiz bırakılan  diktatörler tarafından sürekli baskı altında tutulan,  işçilerin,işsizlerin, emekçilerin isyanının, &lt;b&gt;henüz bilincine varılmasa dahi uluslararası kapitalizmi hedef aldığı ortadadır.&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani  eğer insanlar kendi ülkesindeki emperyalist kuklalara karşı çıkarlarsa  bu kapitalizmi hedef alır, ama emperyalizme ve onların saldırılarına,  işgallerine direk karşı çıkarlarsa bu kapitalizmi hedef almaz??  &amp;nbsp;Emperyalizm, tekelci kapitalizm den başka, ondan farklı, onunla  çelişkili bir olgu mudur? &amp;nbsp;Gelinen yerde genellikle ülkeler içindeki  hakim sınıfların, yani kapitalistlerin, uluslarası tekelci sermayeden  bağımsız olmadığı, onların bir uzantısı , işbirlikcisi olduğu , &lt;b&gt;kapitalistlerin çıkarlarının kapitalizmin çıkarlarıyla bağdaşık &amp;nbsp;olduğu,&lt;/b&gt;  bu ülkelere yapılan saldırılarında emperyalizmin sömürü politikasının  değişik bir şekilde devamı olduğu &amp;nbsp;somut gerçeğinden yola çıkarsak &lt;b&gt;, bu saldırıların özünde ezilen halkları ve onların mücadelelerini hedef aldığı &lt;/b&gt;, &lt;b&gt;sınıf mücadelesinin bir sonucu olduğu ortaya çıkmazmı&lt;/b&gt;?&amp;nbsp; Yani sonuçta sizin gericiler arası savaş olarak değerlendirdiğiniz , &amp;nbsp;&lt;b&gt;özünde emperyalistler le ezilen halklar arasındaki mücadelenin değişik bir biçimde ve alanda devamından başka bir şey değildir. &lt;/b&gt;İstisnalar  olabilirmi, olabilir. Bu nedenle Lenin ,Marksizm, bizi, sınıflar  ilişkisinin ve tarihin her anının somut özelliklerinin en doğru, aslına  en uygun ve nesnel olarak doğrulanabilir, denetlenebilir bir hesabını  yapmaya zorunlu kılar, der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksist teoriler ışığında,  bir Marksist Leninistin görevi, Marksist-Leninist yöntemi belli  ülkelerdeki somut durumu değerlendirmeyi, bu somut durumu, belirli  koşullara uygulamayı, "genel olarak" &lt;b&gt;soyut düşmana karşı değil,&lt;/b&gt; özgül, &lt;b&gt;somut belirli bir düşmana karşı mücadeleye uygulamayı&lt;/b&gt; öğrenmek ve öğretmektir. Özel genelden kopuk değil diyalektik bir bağlantı içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kapitalizmi  hedef almadan anti emperyalist olunamaz" değerlendirmesi, Marksistler  ve Marksist parti, önderliklerle ilgili bir özelliğe sahiptir. Reçete  gibi her özgül ülkeye ve oradaki şartlara uygunlayarak&amp;nbsp; değerlendirme  yapılamaz. Bu Marksizmin ruhuna ters düşer.&amp;nbsp; &lt;b&gt;Kapitalizmin gelişmemiş olduğu Afganistanda&amp;nbsp; emperyalist işgale karşı savaşan insanlara&lt;/b&gt; , siz kapitalizmi hedef almıyorsunuz, bu nedenle anti-emperyalist olamazsınız&amp;nbsp; demek &lt;b&gt;ne kadar Marksist ve gerçekci olabilir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksist Leninist bir insan kapitalizme zaten &lt;b&gt;Marksizmin sınıfsal temeli ve özü nedeniyle karşıdır.&lt;/b&gt;  Onun anti-emperyalistliği emperyalist saldırı, işgal ve ilhaklara  sessiz kalmaması,&amp;nbsp; emperyalizme karşı savaşan insanların bu  mücadelelerini &lt;b&gt;desteklemekle kendini gösterir&lt;/b&gt;.. Emperyalist işgale karşı savaş, &lt;b&gt;sadece bu pratiği nedeniyle, ilerici bir içeriğe sahiptir&lt;/b&gt;. Desteklenen &lt;b&gt;bu ilerici içeriktir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası,&amp;nbsp;  gerici ve revizyonist düşüncelerini , seçme&amp;nbsp; ve sloganlaşmış teorilerin  arkasına saklama pratiğinde kullanılan, bir sürü,&amp;nbsp; içeriğinden  boşaltılmış&amp;nbsp; sloganlardan biri side "kapitalizme karşı olmadan  anti-emperyalist olunamaz"&amp;nbsp; sloganıdır . &lt;b&gt;İçeriğinden koparılan  bu slogan ,&amp;nbsp; emperyalizme teslimiyetciliğin ve bu nedenle de kapitalizme  teslimiyetciliğin bir&amp;nbsp; sloganı haline getirilmiştir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıda sıralan şu sözlerinizi tekrar okumanızda yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Uluslararası  kapitalizmin bir parçası olan Kuzey Afrika ülkeleri de, dünyayı  kasıp,kavuran ekonomik krizden en fazla etkilenelerin başında  geliyorlar. &lt;b&gt;Bu koşullar, kapitalist sömürünün , anti-demokratik diktatörlüklerle sürdürmesini imkansız hale (şimdilik )getiriyor&lt;/b&gt;."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diktatörlüğün anti-demokratik olanından bahsetmenin, onun &lt;b&gt;demokratik olanının da varsayıldığını&lt;/b&gt; önermesini bir yana bırakalım, &amp;nbsp;sizin , buna bağımlı olarak&amp;nbsp; devam eden çok ilginç değerlendirmenize geçelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Ama emperyalist devletleri beslemesi diktatörler, &lt;b&gt;öyle kolay, kolay iktidarlarında vazgeçmiyorlar&lt;/b&gt;.  İsyan eden binlerce emekçiyi öldürdükten sonra ve kapitalizm henüz  tehlike içinde olmadığını görerek, burjuva demokrasine geçmenin önünde  engel olmakta çıkarak,iktidarlarını bırakmaya başladılar."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Emperyalistlerin  sömürüsünü, emperyalist beslemesi diktatörlüklerin bu sömürüyü imkansız  hale getirdiği değerlendirmesinin kendi içinde zıtlığı&lt;/b&gt; ve ilginçliği ni de bir yana bırakırsak, &lt;b&gt;özetle savunulan&amp;nbsp; burjuva demokrasisi ve ona geçiş oluyor.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün anti-kapitalist olma, devrimi erteleme vb suçlamalarının ardından, &lt;b&gt;savunduğunuz , bu diktatörlerin önünde engel olduğu " burjuva demokrasisi&lt;/b&gt;""..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin  in burjuva demokrasisi üzerine ikinci enternasyonalcileri  eleştirisinden şu alıntı, ve Burjuva Demokrasi ve proleter demokrasi  yazısından devamındaki alıntı &amp;nbsp;benim cevap vermeme gerek bırakmıyacak  açıklıkta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İkinci Entemasyonalin iflası,... Aslında Dünya  burjuvazisine uşaklık rolünü&amp;nbsp; oynamaktadır. Gerçek anlamında sarı  enternasyonaldir. Önde gelen, Kautsky gibi ideolojik liderleri, &lt;b&gt;burjuva demokrasisini yüceltmekte&lt;/b&gt; ve genel "demokrasi" olarak, ya da -daha da aptalcası ve daha da toycası- "saf demokrasi" olarak adlandırmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burjuva  demokrasisi gününü doldurmuştur,… Ne denli demokratik olursa olsun, hiç  bir burjuva cumhuriyeti, çalışan halkın sermaye tarafından baskı altına  alınmasının bir aracı, burjuvazinin diktatörlüğünün, sermayenin siyasal  yönetiminin bir aracı olma işlevini yapan bir makineden başka bir şey  olmamıştır ve olamazdı da.""&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksizmden, Kautsky , liberaller için, &lt;b&gt;burjuvazi için kabul edilebilir olanı&lt;/b&gt; (ortaçağın eleştirisi, genel olarak kapitalizm ve özel olarak kapitalist demokrasinin &lt;b&gt;tarihsel bakımdan ilerici rolü&lt;/b&gt;) alıyor; marksizmde &lt;b&gt;burjuvazi için kabul edilmez olanı&lt;/b&gt;  (burjuvazinin ortadan kaldırılması için ona karşı proletaryanın  devrimci zoru) atıyor, susarak geçiştiriyor, silikleştiriyor. İşte bu  yüzden de, öznel inançları ne olursa olsun, nesnel konumu bakımdan,  Kautsky ister istemez bir burjuvazi uşağı olarak ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burjuva demokrasi,&lt;/b&gt;  ortaçağa göre büyük bir tarihsel ilerleme oluşturmakla birlikte, her  zaman dar, güdük, düzmece, ikiyüzlü bir demokrasi, zenginler için bir  cennet, sömürülenler, yoksullar için bir tuzak ve &lt;b&gt;bir aldatmaca olarak kalır&lt;/b&gt;, -&lt;b&gt;kapitalist rejimde başka türlü olamaz.&lt;/b&gt;  "Marksist Kautsky"nin anlamadığı şey de, işte marksist öğretinin büyük  yapıcı öğesi olan bu gerçektir. Bu -temel- sorunda, Kautsky, her burjuva  demokrasiyi zenginler için bir demokrasi durumuna getiren koşulların  bilimsel bir eleştirisini yapacak yerde, burjuvaziden hiçbir "nezaket"i  esirgemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız ilkçağ devleti ile feodal devlet değil, ama "&lt;b&gt;modern temsili devlet de ücretli emeğin sermaye tarafından bir sömürü aletidir&lt;/b&gt;"&amp;nbsp;&amp;nbsp;  …Çağdaş devletlerin temel yasalarını alın, onların yönetimlerini alın,  toplanma ya da basın özgürlüğünü alın, "yurttaşların yasa karşısında  eşitliği"ni alın, burjuva demokrasinin her dürüst ve bilinçli işçi  tarafından iyi bilinen ikiyüzlülüğünü her adımda göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonraki &amp;nbsp;Libya ile ilgili değerlendirmelerinizde emperyalist medyayı kaynak olarak kullandığını zı görmemek imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Gadafi,... &lt;b&gt;Barışcıl mücadeleye girenlerin üstüne kurşun ve bomba yağdırdı&lt;/b&gt;  ve bınlerce insanı öldürdü. …., isyan edecek işçilere, emekçilere karşı  Afrikalı siyahlardan paralı askerler kitaları kurmuş ve orduyu etkisiz  hale getirip, ordu baskısından kurtulmuştur. Böylece Gadafi'ye yönelik  ordu baskısı ortaya çıkmadı ama, bunun yerine &lt;b&gt;polislerin ellerindeki silahlar kapan silahlı isyancılar , iç savaşı başlatılar&lt;/b&gt;. ""&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marksistlerin görevi emperyalist medyayı kaynak olarak kullanarak gerçekleri&amp;nbsp; duygusal bir şekilde çarpıtmak değil, &lt;b&gt;ne kadar çirkin de,&amp;nbsp; hassas da olsa , bize ters gelsede , olduğu gibi ve somut bir şekilde değerlendirmede&lt;/b&gt;&amp;nbsp; bir veri olarak ortaya koymak&amp;nbsp; &lt;b&gt;ve objektif değerlendirme yapmaktır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık  sadece görmek istemeyenin göremiyeceği bir&amp;nbsp; gerçek olarak , Libyadaki  ayaklanma , Tunus ve Mısırdakinden farklı olarak , kendiliğinden değil,&amp;nbsp;  CIA nin kurduğu ve desteklediği&amp;nbsp; Cephe örgütünün , gerici ve Kralcı  kabile liderlerinin , önderliği ta başlangıçtan ele geçirdiği&amp;nbsp; bir  ayaklanma olduğu gerçeğidir. &amp;nbsp;Orduyu etkisiz hale getirip, ordu  baskısından kurtulmuştur değerlendirmeniz bile yanlış, böyle bir şey  yok. "polislerin ellerindeki silahlar kapan silahlı isyancılar, iç  savaşı başlatılar" değerlendirmelerinizde &lt;b&gt;gerçeklerden uzak&lt;/b&gt;.  Ilk resimlere bile baksaydınız polislerde olmayan makineli tüfeklerden,  omuzda taşınan misillere kadar silahlı olunduğunu görebilirdiniz.&amp;nbsp; Bu  zaten hızla belgelenen &amp;nbsp;konu çok yakında tam gün ışığına çıkacağı için  daha uzatmaya gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpıtma yöntmleri niz de Troçkistlerin kinden pek farklı değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Ahmet  ve onu gibi düşüneler, Libya'ya yönelik empyalist devletlerin  saldırılarına karşı çıkıp, Saddam gibi Gadafi'yide "anti-emperyalist"  ilan ederken, neo-liberal politikalarla uluslararası kapitalşizmin bir  parcası haline getirdiği Libyada, işçileri ,emekçileri  açlığın,işsizliğın girdabına yuvarlayan Gadafi'yi destekleyerek,  kapitalizme karşı olmadıklarını gizlemek için "anti-Trocksist" silahıyla  sözüm ona beni gibi kapitalizm hedef almadan emperyalizme karşı  çıkılmaz deyenleri etkisiz hale getirecekler!"&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Yukarda  emperyalist saldırılar karşı çıkmakla, saldırılanın savunmanın  aynılaştırılmasının ne kadar darkafalı bir idda olduğuna sanırım  yeterince deyindim.. Size &lt;b&gt;&amp;nbsp;kalırsa dünyada bugün Libyaya emperyalist saldırıya karşı çıkan&lt;/b&gt; (büyük çoğunluk solcular) herkes, &lt;b&gt;benim gib gerici&lt;/b&gt;, saldırıyı savunan arap krallarından, petrol şirketleri &amp;nbsp;hisse sahiplerinden, tekelci şirketlere, &lt;b&gt;kapitalistlere kadar her kes ilerici&lt;/b&gt; …kapitalizmi hedef almadan emperyalizm hedef alınmaz diyerek , emperyalizm, &amp;nbsp;&lt;b&gt;emperyalizme teslimiyetcilik ve yardakcılığın adı ilericilik oldu &lt;/b&gt;,,ikinci enternasyonelden bu yana….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Yavuz, &amp;nbsp;&lt;b&gt;emperyalistler arası çıkar çatışmalarıyla&lt;/b&gt;, emperyalistlerin sömürü politikasının devamı olan savaşta, &lt;b&gt;emperyalistlerle - saldırılan küçük devlet arasındaki çatışmayı birbirine karıştırıyorsunuz… &lt;/b&gt;ve Leninin çok açık ve net bir şekilde "&lt;b&gt;emperyalistler arası savaştan bahsettiğini"&lt;/b&gt;  değişik bir sürü yazılarında tekrarlamasına rağmen, bunu hala anlamayan  siz,&amp;nbsp; Leninin&amp;nbsp; gerici&amp;nbsp; savaşta taraf olunmayacağı teorisine  sarılıyorsunuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"Çünkü Emperyalist devletlerin  Libya'ya saldırısının nedeni de kapitalizmin ortaya çıkardığı  burjuvalar arası çıkar ve egemenlik mücadelesidir&lt;/b&gt;. Oysa doğu olan Marksist politika, kapitalizme karşı ,sosyalizm slaganıyla, çatışan gerici iki tarafa açıkca cephe almaktır."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıda  &amp;nbsp;"Devrimcilerin tavrı , Libya halkının taleplerini &amp;nbsp;desteklemek , açık  ve ya gizli tüm emperyalist&amp;nbsp; müdahelelere&amp;nbsp; karşı çıkmak...Birini  yaparken diğerini unutmamak." sözleri sanırım anlayabilen için yeterli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Lenin Emperyalizm üzerine yazısında ""&lt;i&gt;&amp;nbsp;emperyalizmin, ilhaka, artan ulusal baskılara, bunun sonucu olarak da, &lt;b&gt;artan bir direnmeye yolaçması&lt;/b&gt;, &lt;b&gt;yalnız yeni açılmış ülkelerde değil, eski ülkelerde de sözkonusudur."&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;i&gt;“ yarı-sömürge ve sömürge ülkelerdeki mücadeleler artık çoğunlukla feodalizme değil emperyalizme karşı verilen mücadelelerdir&lt;/i&gt;” sözleri sanırım emperyalist saldırılara karşı tavrın ne olması gerektiği konusunda şüphe bırakmaz.&lt;br /&gt;Yukarda&amp;nbsp;  Libyadaki olayları değerlendirmelerde acilci ve subjektif olmadan daha  uyanık ve somut verilere dayanan bir değerlendirme yapma gerekliği  konusunda söylediklerimden &amp;nbsp;ve verdiğim örneklerden sizin &amp;nbsp;çıkarttığı  sonuç aslında &amp;nbsp;bütünüyle olmasada , yazımdan doğru olarak çıkarttığınız  tek sonuç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Hata, Libya'daki isyanın, kapitalizmin  ekonominin krizinin derinleştirdiği yoksullaşma nedeniyle değil, CİA bir  organizesi olduğu dahi ileri sürebilyor Ahmet. Tüm bu bakış açısını  keskin "anti-Trocksistlikle" ört bas etmeğe çalışmasına da ne demeli!.  Bu mandığa göre, kim sosyalizm laf ediyorsa o "Trocksist" olup,çıkıyor."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklanmada  CIA nin kurduğu ve desteklediği NFSL ( Libyanın Kurtuluşu için Milli  Cephe) adlı&amp;nbsp; örgütün ve eski kralcı kabilelerin önderlik rolü oynadığını  , bugün burjuva medya bile saklıyamıyor artık. Sizin yazının bütününden  sadece cımbızla işine geleni alıp yorum yapma alışkanlığınız, bizlere  hiç te yabancı olmayan bir eleştiri! pratiği. Bakın sözü geçen yazının  başında ne deniyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her ülkede olduğu gibi Libyada da  ülkenin kaderini tayin hakkı için mücadele eden halk hareketleri nin  desteklenmesi , bu hareketleri ve ayaklanmanın önderliğini ele geçirmeye  çalışan , yada ele geçiren emperyalistlere karşı&amp;nbsp; tavırı da içine alan  bir ikilem içinde olması gerekir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Libya halkının haklı  olan taleplerini destelemek&amp;nbsp; le , Libyaya açık askeri müdahale ya da  içerdeki&amp;nbsp; ajan ve kuklalarıyla gizli bir darbe planlarına karşı çıkmak,&amp;nbsp;  bir biriyle çelişmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Önemli olan Libyadaki farklı  grupların protestolarının ve taleplerinin emperyalist çıkarlarla uyuşup  uyuşmadığı&amp;nbsp; temelinde kimi&amp;nbsp; grupları deşifre etmek, kimisini de  desteklemek..""&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Objektif değerlendirme ile, subjektif  değerlendirme arasındaki fark, şu yukarda yazılandan ve değerlendirmede&amp;nbsp;  dikkat edilmesi gereken somut verilerden " ayaklanmaların ekonomik  değil , CIA bir örgüt nedeniyle olduğu sonucu çıkarılabiliyor..&lt;br /&gt;Aslında  bu yazının haricinde, bazı yoldaşlarla özel tartışırken bu ayaklanmanın  , tabandan ekonomik nedenlerle oluşan halk muhalefetinin,  emperyalistler ve onların kurdukları ve yıllardır kullandıkları NFSL  örgütü ve kaddafiyle çelişkisi olan kabile liderleri tarafından belkide  daha önceden planlanmış bir şekilde suistimal edilip , önderliğinin ele  geçirilmesi olasılığı olduğunu ve bu anlamda ayaklanmanın gerici &amp;nbsp;bir  ayaklanmaya dönüşebileceği &amp;nbsp;konusunda&amp;nbsp; kayglarımı belirtmiştim.  &amp;nbsp;Emperyalistlerin Libyaya müdahele sinin , aynı ırakta olduğu gibi  yıllardır planladığı konusunda ortaya çıkan veriler, bu kaygılarımı  ortadan kaldırmadı, tam tersine daha da arttırdı.. Bu konuda yeteri  kadar veri &amp;nbsp;elde ettikten sonra&amp;nbsp; son görüşümü bildiren bir yazı yazarım  sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeleştirinizdeki şu son paragraf sizin&amp;nbsp; enerji  kaynaklarına sahip olma ile, onun araştırma, üretim ve tüketim pazarına  sahip olma arasındaki farklar , enerji kaynaklarına sahip olmanın  emperyalistler arası mücadelede ve ülkeleri bağımlı kılmada ne kadar  önemli bir yer aldığı konusundaki &amp;nbsp;bilginizin derecesini ortaya koyuyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;""Diğer yandan sanki dünya petrol yatakları  uluslararası petrol dev şirketlerinin elinde değilmişcesine, Libya  saldırısının,emperyalistlerin petrol kaynaklarına ve yollarına egemen  olma isteğinden doğduğunu da öne sürüle biliyor. Gadafi'nin Libya'sı  emperyalistlerin egemenliğinin önünde engelmiş!, ve onun için Gadafi'nin  iktidarına son verilmek isteniyormuş!. Gadafi'nin isyan eden yoksulları  da öldürmesi de mubah oluyor!.İşte Ahmet "yoldaş" bu görüşlerle keskin  bir tarzda beni eleştiriyor!.""&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her nekadar da konu üzerine &lt;b&gt;Libya ya saldırıyı “petrol için değil” değerlendirmesi üzerine.&amp;nbsp; &lt;/b&gt;başlıklı yazı da bu konuya deyindiysemde, burda&amp;nbsp; yazıdada deyinmediğim bir iki konuya da deyinmekte yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır sayın Yavuz, uluslarası petrol şirketleri , Venezuellada, Libya da, İran da petrol kaynaklarına sahip değiller&lt;b&gt;.&amp;nbsp; &lt;/b&gt;Venezuellayla  uğraşmaları , Chavezi düşürme çabaları Chavez diktatörlüğünü ! yıkmak  içinmi, İran da mollarara düşmanlıkları onların fanatik dinci  olduğundanmı? &amp;nbsp;Kaddafiye düşmanlıkları onun diktatörlüğünden ve halkına  saldırdığındanmı? &amp;nbsp;Yoksa bu ülkelerin petrol kaynaklarına sahip  olmadıklarından ve &amp;nbsp;istedikleri gibi yararlanıp, istedikleri kadar  üretip, istedikleri kadar &amp;nbsp;kar edemediklerindenmi? &amp;nbsp;Bu kadar basit bir  gerçeği&amp;nbsp; bile görememek ilginç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaya çıkan son verilere  göre (ne ilginçtirki emperyalist&amp;nbsp; müdahele planlarının başladığı iddia  edilen) 2009 da Kaddafi bu petrol şirkeleri ile olan anlaşmaları yeniden  gözden geçirme ve &amp;nbsp;uzlaşmalar olmazsa , tamamını devletleştirme  alternatifini açıkca belirtmiş.. Libya daki petrol kaynaklarında kaddafi  nedeniyle &amp;nbsp;istedikleri gibi at oynatamama ya ilave olarak, bu müdahele  ile ilgili önemli olabilecek yeni &amp;nbsp;veri, sizin ""Gadafi'nin Libya'sı  emperyalistlerin egemenliğinin önünde engelmiş!," gibi alaycı ama  aslında kendini gülünç duruma sokan eleştiriye bir ilave cevap da  olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun emperyalist ülkelerin Libya petrollerine  “ULAŞAMAMA” sorunu değildir, sorun “KAYNAKLARA “sahip olma sorunudur.  Kaddafi petrol sanayisini devletleştirdikten sonra –yani sahip olmaya  son verdikten sonra- bile bazı uluslarası petrol şirketleri&amp;nbsp;nin ,  belirli anlaşmalarla &amp;nbsp;bu kaynakları arama ve kullanma haklarını  koryabilmelerin altında yatan &amp;nbsp;ekonomik&amp;nbsp;neden, sadece bu şirketlerin&lt;b&gt; petrol araştırma &amp;nbsp;ve üretme teknolojisine sahip olmaları &lt;/b&gt;değil, bunların petrol ü &lt;b&gt;dünyada pazarlamada TEKELCİ bir güce sahip olmalarıydı. &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Enerji “kaynaklarına sahip olma”nın kalıcılığının &amp;nbsp;sağlanmas&lt;/b&gt;ı ve garantilenmesi için, &lt;b&gt;halk ayaklanmalarının bastırılması&lt;/b&gt;,  dengelenmesi ve halkların uyutulmasını sağlayıcı ve devam ettirici,  emperyalist çıkarların korunmasını görev edinen &amp;nbsp;yeni, göz boyayıcı &lt;b&gt;&amp;nbsp;kukla hükümetlerin &amp;nbsp;kurulmasını gerektirir. Libya ya saldırının altında yatan asıl neden budur. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Petrol üzerine yazdığım yazının başında da vurguladığım gibi&lt;b&gt; , Devrimcilerin değerlendirme yaklaşımı&lt;/b&gt; olayların&lt;b&gt; tarihi şartları , sınıfsal anlamda kimin ya da kimlerin, neyin hedeflendiği diyalektik bağlantıları içinde olması gerekir&lt;/b&gt;.&amp;nbsp; Bu yaklaşımla, Libya ya emperyalist saldırganlığı , &lt;b&gt;&amp;nbsp;“ Petrol le ilgisi yok” , gibi&amp;nbsp; bir değerlendirme &lt;/b&gt;, &amp;nbsp;tarihi güncel &lt;b&gt;şartlar-neden-amaç-sonuç&amp;nbsp; diyalektik bağlantılarından kopuk&lt;/b&gt;, gerçekci bir değerlendirme olamaz. Libyaya emperyalist saldırı tam da &lt;b&gt;petrol kaynaklarının “HAKİMİYETİ” &lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;ve&lt;b&gt; bu hakimiyetin “korunma”sının &amp;nbsp;garantilenmesi için&lt;/b&gt; halkların &amp;nbsp;güncel ve gelecekteki mücadelelerinin bastırılması nı ve mücadelelerin engellenmesinin devamını sağlayacak, &lt;b&gt;emperyalistlerin uyumunda, sistemlerin kurulmasını hedeflemektedi&lt;/b&gt;r.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın  Yavuz Yıldırımtürk, eleştiri , eleştirilen yazı ve yazının içeriği  temelinde , ve yazıda söylenenlere sadık kalarak , söylenileni  çarpıtmadan, gerekirse ondan alıntılar yaparak , yazılanın yanlışlığı ve  alternatifi getirelerek yapılan , yapıcı bir özelliğe sahip olan fikir  alışverişidir.Bu anlamdaki eleştiri yazıyla hiç ilgisi olmayan  genellemelerle , &amp;nbsp;yazıda söylenenden sihirbazca yaratılan sonuçlarla  yapılamaz.&amp;nbsp; Bu şekilde yapılan eleştirilere de cevap vermekde anlam  olmaz. Bu&amp;nbsp; cevabı size ve geçmişinize olan saygım nedeniyle verme  sorumluluğu duydum. Somut ve yapıcı eleştirlere her zaman açığım, ve  öğrenmeye her zaman aç ım.Ancak bundan sonra devrimci eleştiri  etiklerine ve kurallarına uymayan eleştiri! lerinize cevap vermeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıcakla kalın&lt;br /&gt;Erdoğan Ahmet&lt;br /&gt;Mart 28, 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(eğer bunlar bir kaç gün içinde gazeteler tarafından basın içinçevirililmezse) İngilizce bilenler -&lt;br /&gt;* NFSL örgütü ve cıa bağlantısı hakkında internetde kolayca kaynaklar bulabilirler.&lt;br /&gt;*  Kaddafinin 2009 daki petrol kaynaklarının tamamını devletleştirme  alternatifi ile ilgili haberler , bir sürü siteden hızla kaybolmasına  rağmen , Reuters den &lt;a href="http://www.reuters.com/article/2009/01/21/us-libya-gaddafi-oil-idUSTRE50K61F20090121" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.reuters.com/article/2009/01/21/us-libya-gaddafi-oil-idUSTRE50K61F20090121&lt;/a&gt;  bağlantısından bulunabilir* Ayaklanmaların gerek bölgeselliği ve  gerekse kaddafi ile çıkar çelişkileri olan kabile resilerinin , bu çıkar  çelişkilerinin ana kaynağından birisi olan, kaddafinin&amp;nbsp; petrol den  gelen karları halka dağıtma plan ve önerisi hakkındaki haberi &lt;a href="http://uk.reuters.com/article/2009/03/03/libya-oil-idUKL350851920090303" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://uk.reuters.com/article/2009/03/03/libya-oil-idUKL350851920090303&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bağlantısındanradyo konuşması haberini &lt;a href="http://dalje.com/en-world/libyans-gather-to-decide-on-gaddafis-oil-plan/235507" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://dalje.com/en-world/libyans-gather-to-decide-on-gaddafis-oil-plan/235507&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bağlantısından bulabiirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-1546876913715139567?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/1546876913715139567/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=1546876913715139567' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/1546876913715139567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/1546876913715139567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/03/yavuz-ydrmturk-un-elestirisine-cevap.html' title='Yavuz Yıdırımtürk ün eleştiri!sine cevap'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-8489023608462091146</id><published>2011-03-27T13:52:00.000-07:00</published><updated>2011-03-27T14:32:31.012-07:00</updated><title type='text'>Libya ya saldırıyı “petrol için değil ” değerlendirmesi üzerine.</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Orta doğuda ve Kuzey Afrikadaki ayaklanma ve protestoları takiben ve onların etkisinde kalarak , Libya daki olayların “aceleci” ve “subjektif” değerlendirmesi, Libya ya emperyalist saldırının da subjektif &amp;nbsp;bir değerlendirmesiyle kendini devam ettirdi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimcilerin değerlendirme yaklaşımı olayların tarihi şartları , sınıfsal anlamda kimin ya da kimlerin, neyin hedeflendiği diyalektik bağlantıları içinde olması gerekir.&amp;nbsp; Bu yaklaşımla, Libya ya emperyalist saldırganlığı , &amp;nbsp;“ Petrol le ilgisi yok” , gibi&amp;nbsp; bir değerlendirme , &amp;nbsp;tarihi güncel şartlar-neden-amaç-sonuç&amp;nbsp; diyalektik bağlantılarından kopuk, gerçekci bir değerlendirme olamaz. Libyaya emperyalist saldırı tam da petrol kaynaklarının “HAKİMİYETİ”(siz bunu aktif sahip olma olarak&amp;nbsp; anlayın) &amp;nbsp;ve bu hakimiyetin “korunma”sının &amp;nbsp;garantilenmesi için halkların &amp;nbsp;güncel ve gelecekteki mücadelelerinin bastırılması nı ve mücadelelerin engellenmesinin devamını sağlayacak, emperyalistlerin uyumunda, sistemlerin kurulmasını hedeflemektedir. Biri (hakim olma-ekonomi-) ve diğerinden (hakimiyetin korunması-siyaset) birbirinden bağımsız olarak &amp;nbsp;gerçekleştirilemez. Bu gerçeği, tarihi olarak yaşanan ayaklanmalarla emperyalistler bir defa daha gördüler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;petrol kaynakları&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gel&lt;span lang="TR"&gt;işmiş ülkeler dünyanın petrol kaynaklarının çoğunluğunu tüketen ülkelerdir. &amp;nbsp;Sadece Amerika &amp;nbsp;dünya petrol tüketiminin yüzde 23 ünü, avrupa birliği ülkeleri yüzde 17 sini teşkil etmekte. Ancak&amp;nbsp; bu ülkelerin kendi sanayilerinin, askeri ve sivil petrol ihtiyaçlarını karşılayacak &amp;nbsp;kendi &amp;nbsp;petrol kaynakları yok. Bu ülkelerin kendi petrol kaynakları toplam kaynakların yüzde 0.4 ün altında.&amp;nbsp; Yani dünya petrol üretiminin % 50 sine yakınını tüketen emperyalist ülkelerin&amp;nbsp; kendi ülkelerindeki petrol kaynakları % 0.4 ün altında. Bu nedenle dış petrol kaynaklarına sahip olmak , sadece kendi iç ekonomik ve siyasi kontlleri değil, dünya çapında ekonomik ve siyasi kontol anlamında büyük önem taşımaktadır. Kaynaklara sahip olmakla, Pazar olmak ve pazara sahip olmak arasındaki diyalektik bağlantının yanında, &amp;nbsp;farklılıklar da göz önünde bulundurulması gerekir. Chavez in &amp;nbsp;Venezuella sı , Irak örneği ve günümüz Libya örneği bu bağlantıdan ve farklılıklardan soyutlanmış &amp;nbsp;olarak ele alınamaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İşte bu kaynaklara &amp;nbsp;hakimiyet, “sahip olma” amacıdır ki , 1953 de İran da hükümeti düşüren &amp;nbsp;darbe yapılmıştır, Irakta ve Afganistanda kukla hükümetler kurma savaşları &amp;nbsp;yapılmış, Venezuella da Chavez ü devirme planları hayata geçirilmektedir, ve Libya ya saldırganlık başlatılmıştır. Bu saldırıların “Demokrasi” , “diktatörleri devirme”, “Terrörizme karşı savaş”, ya da Libya da olduğu gibi , halkı diktatörün katliamından kurtarma&amp;nbsp; “insani”&amp;nbsp; süslemeleri, asıl amacı saklama kılıflarıdır&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Libya daki Petrol&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Orta doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri dünyanın % 35 üretilen, % 39 pazarlanan &amp;nbsp;&amp;nbsp;ve&amp;nbsp; % 59&amp;nbsp; kanıtlanmış petrol rezerve kaynaklarına sahiptirler. .&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya, Cezayirden sonra, ikinci büyük petrol üreticisi ve ihracatcısı bir ülkedir.&amp;nbsp; Günde 1.8 milyon varil petrol üretimi ile Libya dünya petrol üretiminin % 2.1 ini oluşturuyor. &amp;nbsp;&amp;nbsp;Libya petrol üretiminin % &amp;nbsp;90 ının dan fazlası Avrupaya - % 40 İtalya , % 20 Almanya ve % 7 Fransa ya – ihraç edilmekte.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya nın petrol rezerve kaynakları ,Saudi Arabistan, İran , Irak , Küveyt ve Arab Emiret i takib eden, &amp;nbsp;Kuzey Afrika ve Orta doğu nun altıncı büyük petrol rezerve kaynağıdır. Ancak bu ülkelerden farklı olarak, Libyanın topraklarının sadece dörtte birinde petrol araştırılması yapılmıştır. Uzmanların açıklamalarına göre Libyanın petrol kaynakları,&amp;nbsp; şu anda bilinen ve işlenenin katlarca daha üstünde dir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bunun yanında, diğer ülkelerin ham petrollerinden farklı olarak &amp;nbsp;Libyanın petrolü , tüketim maddesine kolayca ve ucuz bir şekilde çevrilebilen &amp;nbsp;-”sweet light crude” - &amp;nbsp;&amp;nbsp;bir özelliğe sahip.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Libyada yabancı Şirketler&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libyada en büyük yabancı şirket&amp;nbsp; İtalyanın&amp;nbsp; Libyada 1960 lardan bu yana faaliyet gösteren ENI şirketidir. Amerika üslü &amp;nbsp;Conoco Phillips, Amerada Hess, ve Marathon un ortaklaşa kurduğu Waha Oil şirtketi , Royal Dutch Shell ve Chevron Texaco Libyada faaliyet gösteren &amp;nbsp;toplam 50 yabancı &amp;nbsp;şirketleri oluştururlar. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Sorun ne?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sorun emperyalist ülkelerin Libya petrollerine “ULAŞAMAMA” sorunu değildir, sorun “KAYNAKLARA “sahip olma sorunudur. Kaddafi petrol sanayisini devletleştirdikten sonra bile bazı uluslarası petrol şirketleri&amp;nbsp; , “Libya Ulusal petrol Şisrketi” ile belirli anlaşmalarla &amp;nbsp;bu kaynakları arama ve kullanma haklarını korudular. Bunun en basit ekonomik&amp;nbsp; nedeni, sadece bu şirketlerin petrol &amp;nbsp;araştırma &amp;nbsp;ve üretme teknolojisine sahip olmaları değil, bunların petrol ü dünyada pazarlamada TEKELCİ bir güce sahip olmalarıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Amaç Ne?&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Orta doğu ve Kuzey Afrikada kapitalizmin genel krizinden kaynaklanan dünya ekonomik krizi nedeniyle artan işsizlik&amp;nbsp; ve&amp;nbsp; hoşnutsuzluk, buna karşı olarak kukla rejimlerin baskılarının artması , kaçınılmaz olarak bu ülke halklarının ayaklanmalarına neden oldu.&amp;nbsp; Bu ayaklanmalar sadece emperyalistlerin kukla diktatörlerini ve hükümetlerini değil, bu ülkelerdeki faşist rejimlerinde varlığını sarsan sonuçlar yaratma tehlikesini oluşturdu. Bu tehlikeyi kimi ülkelerde &amp;nbsp;var olan eski sistem ve yöntemlerle engelleyemeyeciğini bir defa daha anlayan emperyalistler, &amp;nbsp;bölgedeki petrol kaynaklarında olan çıkarlarını “GARANTİ” altına almak , &amp;nbsp;bu ayaklanmaları engellemek ve bastırmak amacı yönünde kurnaz ve aldatıcı kararlar almak&amp;nbsp; zorunda kaldı. Mısır ve diğer ülkelerde AFL-CIO ve NED in gizli açık aktiviteleri ile mücedaleleri görünüşte barışçıl yollarla kontrol altına alma yolu seçen emperyalistler , Libya da bunu&amp;nbsp; “Kaddafi tarafından bombalanan katledilen Libya halkını kurtarma” &amp;nbsp;&amp;nbsp;kılıflarıyla süslüyerek, &amp;nbsp;direk askeri müdahele &amp;nbsp;yoluyla hayata uygulamayı seçtiler.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Olan ne?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya ya emperyalist saldırganlığı , &amp;nbsp;“ Petrol le ilgisi yok” , gibi&amp;nbsp; bir değerlendirme , &amp;nbsp;neden-amaç-sonuç&amp;nbsp; diyalektik bağlantılarından kopuk, gerçekci bir değerlendirme olamaz. &amp;nbsp;Benzer, ama karşı bir &amp;nbsp;şekilde , saldırganlığı “sadece-petrol kaynaklarına sahip olma” siyasi içerikden kopuk, &amp;nbsp;ekonomik çıkarlar temelinde ele alan bir değerlendirme de yanlış olur. Çünki &amp;nbsp;bu “kaynaklara sahip olma”nın kalıcılığının &amp;nbsp;sağlanması ve garantilenmesi için, halk ayaklanmalarının bastırılması, dengelenmesi ve halkların uyutulmasını sağlayıcı ve devam ettirici, emperyalist çıkarların korunmasını görev edinen &amp;nbsp;yeni, göz boyayıcı &amp;nbsp;kukla hükümetlerin &amp;nbsp;kurulmasını gerektirir. Ya da Libyada yapılmak istenen gibi, Libyanın “Lübnanlaştırılması”nı –bölünüp parçalanması, birbirine düşman, birbirine güveni olmayan etnik vb gruplardan oluşan, güçsüz&amp;nbsp; merkezi bir hükümetin oluşturulması- sağlanması gerekir. &amp;nbsp;&amp;nbsp;Ekonomik çıkarlar , bu çıkarların korunması ve bu sorunu çözecek siyasi yapılanma ların oluşturulması birbirinden bağımsız düşülemez ve gerçekleştirilemez.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Sonuç?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya ya emperyalistlerin &amp;nbsp;saldırısı ve bunun doğru bir şekilde değerlendirilmesi &amp;nbsp;önemli . Önemli çünki &amp;nbsp;tek taraflı “ petrol için değil” gibi bir değerlendirme siyaseti ekonomiden koparan, “petrol için” gibi bir değerlendirme , ekonomiyi siyasetden koparan , biri &amp;nbsp;enerji kaynaklarının emperyalistlerin dünya hakimiyetinde ve birbirleri arasındaki çatışmada ki önemini göz ardı eden, &amp;nbsp;diğeri&amp;nbsp; emperyalistleri ile ezilen haklar arasındaki mücadeleyi, &amp;nbsp;ezilen halkların mücadelelerini bastırma planlarını ve pratiklerini , emperyalistlerin “çıkarlarını” korumak için kendi çıkarlarını koruyacak sisyasi&amp;nbsp; göz boyayıcı sistemler kurma eğilimlerini göz ardı eden &amp;nbsp;değerlendirmeler olmanın ötesine geçmeyecektir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya daki olaylar ve Libyaya emperyalist saldırı , olayın sadece Libya ile ilgili olmadığı , bölgesel ve global olduğu açısından önemli .&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Libya daki olaylar, emperyalistlerin bu bölgelerde enerji kaynaklarına sadece “ULAŞMA” hakkı değil , “HAKİM” olma, &amp;nbsp;ve bu hakimiyetlerini devamlı kılma ve garantileme yönünde, halkların mücadelelerini bastırıp kendine uygun sistemleri kurma plan ve pratiklerinin teşhir edilmesi ve bilinmesi &amp;nbsp;açısından önemli. &amp;nbsp;Bu ikisi arasındaki diyalektik bağlantı kurulmadan yapılan değerlendirmeler, doğru değerlendirme olamaz.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Erdoğan Ahmet&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mart 27 2011&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Note:Bu nedenle, bu tür değerlendirme yapanlardan birisi olarak,&amp;nbsp; Sayın Korkut Boratav ın&amp;nbsp;  (bütün emperyalist medyada 24 saat&amp;nbsp; bıktırırcasına tekrar edilen) "  Batılı devletlerin Libya saldırısının arkasında  petrol olmadığı , bunun bir çarpıtma olduğu"  söylemi,&amp;nbsp; onlardan farklı ve zıt olarak her nekadar da&amp;nbsp;  Boratav, "asıl  amaç, yükselen muhalif hareketi kontrol etmek" olduğunu belirtsede,  yaklaşımı bütünden ve diyalektik bağlantıdan kopuk, bu nedenle  emperyalist demogojileri -konunun bir yönüyle- deşifre eden, ama -diğer  yönüyle-&amp;nbsp; onlarla aynılaşan ,&amp;nbsp; bir değerlendirme olmuş. .&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-8489023608462091146?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/8489023608462091146/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=8489023608462091146' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8489023608462091146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8489023608462091146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/03/libya-ya-saldry-petrol-icin-degil.html' title='Libya ya saldırıyı “petrol için değil ” değerlendirmesi üzerine.'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-874230961384027910</id><published>2011-03-06T12:45:00.001-08:00</published><updated>2011-03-16T20:56:35.409-07:00</updated><title type='text'>Gelinen Yerde Devrimci Birlik ve Beraberliğin Sağlanması Zorunluluğu ve Atılması Gereken Adımlar Üzerine (genişletilmiş yazı)</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;  “Bizce, teorinin olmayışı, devrimci bir akımın var olma hakkını ortadan kaldırır ve onu eninde sonunda kaçınılmaz olarak siyasi iflasa mahkûm eder. (onlara) göre ise, teorinin olmayışı, ‘birlik için’ en mükemmel ve en elverişli bir durumdur.” Lenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;Önsöz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Birlik ve beraberlik konusu genellikle güçler dengesindeki değişimlere ve dengelerde değişim ortamlarının varlığına, ve bu şartların somut gereksinmelerine &amp;nbsp;&amp;nbsp;bağımlı olarak ortaya çıkan ancak hep subjektif bir talep olmayı aşamayan bir konu olmuştur.&amp;nbsp; Bunun nedeni ise konuya&amp;nbsp; diyalektik ve gerçekci&amp;nbsp; yaklaşmama ve “birllik” &amp;nbsp;sorunun temelinde yatan problemin &amp;nbsp;özünde ne olduğunun doğru değerlendilmemesi olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tarihe baktığımızda, en çok şikayet edilen “ bin parçaya bölünmüşlük” , mücadelenin yükseldiği dönemlerde, bölünmüşlüğün asgariye&amp;nbsp; inerek &amp;nbsp;&amp;nbsp;büyük bir sorun olmaktan çıktığını görürüz. &amp;nbsp;Hareketlerdeki ve devrimci önderliklerdeki bu odaklaşmayı “kendiliğinden” ciliğe, ve- ya da bir kaç önderliğin çabasına bağlamak Marksist diyalektikten uzak bir değerlendirmedir. &amp;nbsp;Devrimci önderliklerdeki&amp;nbsp;odaklaşmalar gerek kitlelerin kendiliğinden mücadelelerinde pratik içine girip siyasi bilinç edinmesi ve gerekse hareketler içinde ve arasındaki ideolojik mücadelenin yoğunlaşmasının –birbirine bağımlı olan- bir sonucu olarak ortaya çıkar.&amp;nbsp; Kısacası, birlikler ve beraberlikler&amp;nbsp;kendiliğinden , ilkesiz ve bireylerin yarattığı bir sonuç değil, pratik mücadele sürecinde siyasi bilincin ve (şüphesizki buna direk bağımlı olarak) teorik mücadele sürecinde &amp;nbsp;ideolojik birliğin (genellikle sayısı minimuma inmiş birliklerin) sağlanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu anlamda birlik ve beraberliğin sağlanması, 1) işçi sınıfının teorisinin, yani Marksizm Leninizmin özümlenmesine, &amp;nbsp;bilinçli , ilkeli ve uzlaşmaz &amp;nbsp;bir şekilde anti-marksist düşüncelere karşı&amp;nbsp; verilen mücadeleye , 2) işçi sınıfı ideolojisi temelinde örgütlenmenin ve örgütlülük içinde çalışmanın zorunluluğu anlayışının &amp;nbsp;yaygınlaşmasına ,3) işçi sınıfının mücadelesinin sosyalizm mücadelesi ile birleştirilmesi gerekliliğine bağımlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu temelde gelişmeyen birlikler&amp;nbsp;suni ve ayakta kalamıyacak birlikler olmayı&amp;nbsp;hiç bir zaman aşamamıştır ve aşamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Özellikle AFL-CIO, NED, Soros örgütleri , Avrupa birliği vb gibi emperyalist kurumlardan destek ve bağışlar alarak kurulan sivil toplum örgütleri, haber&amp;nbsp; siteleri, kuruluşlar &amp;nbsp;ve bunlarla dolaylı ya da dolaysız bağlantıları olan sözde solcu aydın! ve önder! &amp;nbsp;bireylerin &amp;nbsp;çabalarıyla oluşturulan birlikler! işçi sınıfnın çıkarlarının ve sosyalizm mücadelesinin birlikleri olamaz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimcilerin kendi arasında ve devrimcilerle emekci halk kitleleri arasındaki bağların güçlenmesi , yani “Birlik ve beraberliğin sağlanması”, teorik bilinçlenmeye, pratiğe dökülen teorik mücadeleye, örgütleme , örgütlenme ve örgütlenme içinde çalışmaya, ve Marksizmin özüne sadık kalarak mücadelenin sosyalizm mücadelesi ile birleştirilmesine direk bağımlıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Giriş&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimci mücadele pratiğinde, başka hiç bir talebe bağımlı kılınmaması gereken, Marksizm’in vazgeçilemez, taviz verilemez en temel teorilerinden birisi, işçi sınıfının ve onun mücadelesinin çıkarlarının önde tutulmasıdır. Yani işçi sınıfı demokrasisi mücadelesinin çıkarları ne ondan soyutlanmış parti ve grup çıkarlarına, ne de şu ve ya bu reformlar uğruna mücadeleye tabi kılınamaz. Tam tersine, reformlar ve diğer demokratik talepler yönünde her pratiğin devrimci demokrasi mücadelesine tabi kılınması gerekir. Bunun aksi, revizyonizmin bir türü olan oportünizmdir. Ve Türkiye’de yaşanan acı gerçek de budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi sınıfının mücadelesi çıkarları doğrultusunda somut şartların somut değerlendirilmesinin yapılması ve bu değerlendirmeler ışığında gerekli olan pratiklere girilmesi devrimci önder ve önderliklerin sorumluluğudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde ve özelde Türkiye’deki devrimci ilerici toplum, işçi sınıfının ideolojik ve pratik eğilimi yerine, "kendilerine yabancı bir toplumsal öğe tarafından",yani batı eksenli burjuva liberal aydınlar tarafından etkilenmektedir. İşçi sınıfının ideolojisi ve önderliğinin eğilimi ile burjuva liberal eğilim uzlaşmaz karşıtlıklara sahiptir. Bunun ikisinin ortasında tavır alan, ikisi arasında yalpalayan bir eğilim, oportünizmin batağında olan bir eğilimdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin`in kendi dönemine yaptığı değerlendirmenin bir tekrarı olarak, Türkiye’deki Devrimci Marksist hareket içinde son otuz yıl içinde gelişen ve yaygınlaşan “Ekonomist” akım da "kendilerine yabancı bir toplumsal öğe tarafından" etkilenmenin bir sonucudur. İşçi sınıfının çıkarları mücadelenin sadece bir yönüne - sendikal faaliyetlere, ve demokratik taleplere yoğunlaşması ile göz ardı edilmiş, ya da bunlara tabi kılınmış bir siyasi ortamda, bu yoğunlaşmayı “Mutlak” laştıran, yeni bir “teori” haline getirmeye çalışan oportünist ve burjuva liberaller kendilerine zehirlerini saçmak için gerekli “eğilim” ortamını da yaratmışlardır. Gelinen yerde, Marksizm maskesi altında oportünistler ve burjuva liberallerin, eski burjuva düşünceleri yeni bir etiketle kitlelerin kafasına sokmakta oldukça ileri adımlar atmış olduklarını görmemek imkânsız gibidir. Günümüzde moda haline gelen Troçkizm ve (Marksist maskeli) burjuva liberalizmi , Bernsteincılıktan , Kautskyizmden ve sözde “Marksizm’in Eleştirisi”nden dem vurarak kendi eğilimlerinin kitlelere yayma pratiğinin, odaklanmış, somut verileridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu “eğilim” in etkisi ile devrimcilerin kendi arasında ve emekçi kitleler ve devrimciler arasındaki bağlar zayıflamıştır. Bu anlamda ilk ve acil görevlerden birisi bu bağların sağlamlaştırılması yönünde adımlar atılmasıdır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Devrimci teori olmadan, Troçkist, Revizyonist, Burjuva Liberal &amp;nbsp;&amp;nbsp;teorilere karşı mücadele verilmeden,&amp;nbsp;devrimci bağlar oluşamaz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Devrimci bağların kopuşunun en önemli ve temel kaynaklarının başında, revizyonistlerin, burjuva liberallerin, burjuva milliyetçilerin ve her türlü döneklerin, gerek “dogmacılık” suçlamalarıyla, gerek “tarihi geçmiş”, “reel sosyalizm”, “Marksizm`in krizi” vb. gibi kavramlarla saldırmayı bırakmadığı “devrimci teori” nin neredeyse yok denecek kadar eksikliği ve ezberciliğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin revizyonistlerin ve karşı devrimcilerin yüzlerindeki maskenin düşmesini kendi zamanı için açıklarken, sanki günümüzü yaşamışçasına bir benzerlik içinde getiriyor konuyu. “Devrimci Maceracılık” yazısında şöyle diyor Lenin ; “Devrimciler ile, ‘Marksizm’in eleştirisi’ bayrağı altında kafalarını uzatan oportünistler arasındaki bölünme, Sosyalist-Devrimcilerin (siz bunu karşı devrimci anlayın ) gerçek yüzünün açığa çıkarılmasında bize yardımı dokundu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir yazısında Lenin in vurguladığı "Eleştiri özgürlüğü", hiç kuşkusuz, günümüzün en moda sloganı ve tüm ülkelerde sosyalistler ve demokratlar arasındaki tartışmalarda en sık kullanılan slogandır. "(…) Artık eskimiş ‘doğmacı’ Marksizme karşı ‘eleştirel’ bir tutum benimseyen bu ‘yeni’ eğilimin özü, Bernstein tarafından yeterli açıklıkta sunulmuş ve Millerand tarafından sergilenmiş bulunmaktadır (…)” sözleri günümüz burjuva liberallerin ve döneklerin, dönekliklerini maskelemek için arkasına saklandıkları *Marksizm’in Marksist eleştirsi* gibi eğilimlerin özünü açıklıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin`in aynı yazının devamındaki şu uyarı ve değerlendirmesi, günümüzdeki benzer eğilimlerin kaynağı konusunda fikir veriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“(…) Gözlerini bilerek kapatmayan bir kimse, sosyalizm içindeki bu yeni ‘eleştirel’ eğilimin, oportünizmin yeni bir türünden ne daha fazla ne de daha az bir şey olmadığını görmemezlik edemez. Ve eğer insanları kuşandıkları parlak üniformaları ya da kendilerine verdikleri gösterişli unvanlarıyla değil de, eylemleriyle ve gerçekte savundukları şeylerle değerlendirirsek, ‘eleştiri özgürlüğünün’, sosyal-demokrasi içinde oportünist bir eğilim özgürlüğü, sosyal-demokrasiyi demokratik bir reform partisine dönüştürme özgürlüğü, sosyalizme burjuva düşüncelerini ve burjuva unsurlarını sokma özgürlüğü anlamına geldiği apaçık ortaya çıkacaktır (…)”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lenin`in teorisizlik konusundaki eleştirisini, bölünmelere eleştirinin neden olduğu gibi safça görüşleri olanların da anlaması açısından, olduğu gibi aktarmakta yarar var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ (…) Vestnik Russkoy Revolutsiy'in 2. sayısında Sosyalist-Devrimciler bir teorik ilke açıklamasıyla ortaya çıkmaya karar verebildiler ve ‘Dünyanın Gelişimi ve Sosyalizmin Buhranı’ adlı imzasız bir başyazı yayınladılar. Teori meselelerinde tam bir ilkesizlik ve yalpalama konusunda (ve ayrıca bunu parlak laflar ardına gizleme sanatı konusunda) açık bir fikir edinmek isteyen herkese bu yazıyı şiddetle tavsiye ederiz. Bu son derece kayda değer yazının bütün içeriği, birkaç kelimeyle ifade edilebilir. Sosyalizm dünya çapında bir güç haline gelmiştir; ama artık sosyalizm (= Marksizm), devrimcilerin (‘bağnazlar’) oportünistlere (‘eleştiriciler’) karşı açtığı mücadele sonucunda bölünmektedir. Biz Sosyalist-Devrimciler ‘elbette’ oportünizme hiçbir zaman yakınlık duymadık, ama bizi bir dogmadan kurtaran eleştiriden büyük sevinç duyuyoruz; biz de bu dogmanın revizyona tabi tutulması için uğraşıyoruz ve henüz eleştiri yoluyla (burjuva - oportünist eleştirisi hariç) ortaya koyacak hiçbir şeyimiz yoksa da, henüz kesinlikle hiçbir şeyi revizyona tabi tutmamışsak da, teoriden kurtulmuş olmamız bize yarar sağlamaktadır. Bu bize her şeyden fazla yarar sağlamaktadır, çünkü teoriden kurtulmuş insanlar olarak, genel birliği kararlılıkla savunuyor ve ilkeyle ilgili bütün teorik tartışmaları şiddetle mahkûm ediyoruz. Vestnik Russkoy Revolutsiy (N° 2, s. 127) bütün ciddiyetiyle şunu ileri sürüyor: ‘Ciddi bir devrimci örgüt, her zaman bölünmeye yol açan tartışmalı sosyal teori meseleleri’ni çözmeye çalışmaktan vazgeçmelidir; ama bu elbette teorisyenleri kendi çözümlerini aramaktan alıkoymamalıdır’ Ya da daha açık bir şekilde söyleyecek olursak: bırakın, yazarlar yazsın, okurlar da okusun ve onlar bu işlerle uğraşırken, biz de geride kalan boşluğa kına yakalım (…) ”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Revizyonistlerin ve “dogma” yaygaracı liberallerin, “teorisizlik” görüşünün tam tersine, Lenin ”sosyalizmin buhranı, ciddi sosyalistlerin en azından teoriye bir kat daha önem vermelerini, daha kararlı bir şekilde kesin tavır almalarını ve kendileri ile yalpalayan ve güvenilmez unsurlar arasında daha kesin bir sınır çizgisi çekmelerini zorunlu kılmaktadır” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve teori ve birlik konusunda iki farklı ve zıt görüşü şöyle açıklıyor&lt;br /&gt;“Bizce, teorinin olmayışı, devrimci bir akımın var olma hakkını ortadan kaldırır ve onu eninde sonunda kaçınılmaz olarak siyasi iflasa mahkûm eder. (onlara) göre ise, teorinin olmayışı, "birlik için" en mükemmel ve en elverişli bir durumdur.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Teorik bilincin ve&amp;nbsp; bu tür burjuva akımlara karşı mücadelenin önemini&amp;nbsp; Rus Sosyal-Demokrat Hareketi İçindeki Reformculuk yazısında Lenin şöyle özetler, “&lt;b&gt;işçi sınıfı &lt;i&gt;içinde&lt;/i&gt; devrimci sosyal-demokrasiye karşı reformcu savaşımın yoğunlaştırılması,&lt;/b&gt; uygar dünyanın her yerinde, tüm ekonomik ve siyasal durumdaki değişmelerin kesinlikle kaçınılmaz bir sonucudur. İşçi sınıfı hareketinin büyümesi, zorunlu olarak,&lt;b&gt; saflarına, belli sayıda küçük-burjuva unsurları, bujuva ideolojisinin büyüsüne kapılmış&lt;/b&gt;, bu ideolojiden kendilerini kurtarmayı beceremeyen ve &lt;b&gt;sürekli olarak bu ideolojiye kayan kimseleri çekmektedir&lt;/b&gt;. Bu savaşım olmaksızın, bu devrim &lt;i&gt;öncesinde&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;(devrimciler ve oportunistler)&lt;/i&gt; arasındaki ilke sorunlarına açık-seçik bir ayrım çizgisi çekmeksizin, ve bu devrim &lt;i&gt;sırasında&lt;/i&gt; oportünist küçük-burjuva unsurlar ile proleter, yeni tarihsel gücün devrimci unsurları arasında bir kopma olmaksızın, proletarya tarafından toplumsal devrimin gerçekleştirilmesini düşünemeyiz. “&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lenin Teorik Mücadelenin önemi nde “Çalışan yığınların hareketlerinin süreci içerisinde kendi başlarına formüle edecekleri bağımsız bir ideolojiden sözedilemeyeceğine göre, tek seçenek şu oluyor -ya burjuva ideoloiisi, ya da sosyalist ideoloji. İkisi arasında bir orta yol yoktur (çünkü insanlık "üçüncü" bir ideoloji yaratmamıştır ve ayrıca da sınıf karşıtlıklarıyla parçalanmış bir toplumda sınıf-dışı ya da sınıf-üstü bir ideoloji sözkonusu olamaz. “ der , yani bir orta yol ya da üçüncü bir ideoloji olmadığına göre yaklaşım temel de 1)&amp;nbsp; işçi sınıfının kendi kendine zamanla siyasi bilinci elde edeceği kendiliğindencilik anlayışı ve pratiği işçi sınıfının ekonomik talepleriyle sınırlayan ekonomist görüşler, yani revizyonism 2) Siyasi bilincin oluşturulması için işçi sınfı içinde mücadele verilmesi gerektiği anlayışı ve pratiği ekonomik taleplerle sınırlamayan görüş yani Marksizm olarak&amp;nbsp; iki zıt kutupta odaklaşır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu anlamda Teorik bilincin önemi&amp;nbsp; bir ülkedeki hareketin ekonomizm ve reformizmle sınırlanması ile sosyalizm mücadelesi yle birleştirilmesi arasındaki farkta kendini gösterir.&amp;nbsp; Marksist maskeli reformistlerin ve burjuva liberallerin,&amp;nbsp; Marxın; “””İşçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi eseri olması gerekir...”” sözlerini&amp;nbsp; bütününden kopartıp, temel alarak&amp;nbsp; , profesyonel devrimciliğin, örgütlenmenin&amp;nbsp; ve öncü partinin önemini dışlayan çarpıtmaları ve demogojileri&amp;nbsp; neyazıkki günümüz pratiğinde bu eğilimin hakimiyetini kanıtlamakta.&amp;nbsp; Bu nedenledirki&amp;nbsp; Türkiyede, Lenin in “Siyasal sınıf bilinci, işçilere, ancak dışardan verilebilir” sözleri nin anti marksist olduğu kimilerince açıkca, kimilerince ise&amp;nbsp; maskeli bir şekilde savunulabilmektedir. Marksizmi&amp;nbsp; Leninizmden ayırmak&amp;nbsp; onu devrimci özünden boşaltıp, burjuvazinin kabullenebileceği bir içeriğe dönüştürmek isteyen revizyonistlerin ve burjuva liberallerin durmak bilmeyen çabaları olmuştur, ve olmaya devam edecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İşte&amp;nbsp; bu nedenledirki teorik bilinç olmadan revizyonizme karşı mücadele olamaz, revizyonizme karşı mücadele olmadan devrimci bir mücadele olamaz, devrimci mücadele olmadan da devrimciler arası ve devrimcilerle kitleler arası bağların güçlenmesinden bahsedilemez. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlamda; emperyalist sözde - demokratik fonların da desteğiyle, yaygın bir şekilde sözde - sosyalist teorik tartışma konferansları ve günleri düzenleyen karşı devrimci grupların çalışmalarını etkisiz hale getirmek, ve devrimci birliğin oluşmasını sağlamak için temel olan ideolojik birliğin sağlanması için TEORİK eğitime ağırlık vermek, bu konuda tabanın anlayabileceği içerikte yapıcı tartışmalar, teorik eğitim grupları,&amp;nbsp; konferanslar, günler&amp;nbsp; vb düzenlemek,&amp;nbsp; sol gazette ve yayınlarda bu eğitime bölüm ayırılması , atılması gereken en önemli adımlardan birisini oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Devrimci bir örgütün ve &amp;nbsp;Devrimci bir &amp;nbsp;örgütlülüğün içinde olmanın önemi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;“Tarihte tek bir sınıf bile, bir hareketi örgütleyebilecek ve yönlendirebilecek siyasi önderlerini, seçkin temsilcilerini üretmeden iktidarı kazanmamıştır.”&amp;nbsp; V.İ. LENİN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;İnsanlık tarihinin hiç bir döneminde lidersiz, öndersiz ve örgütsüz,&amp;nbsp; hiç bir devrim ve hatta reform gerçekleşmemiştir, gerçekleştirilemez.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Teorik bilgisizliğin ve Marksist teoriye karşı burjuva liberal saldırıların tabandaki devrimci unsurlarda yarattığı eğilim, örgütsüzlük anlayış ve pratiğinde kendisini bulmuştur.&amp;nbsp; Mücadele içinde&amp;nbsp; doğan liderler ve önderlikler, buna bağımlı olarak da örgütlülük olmadan devrimci bir mücadeleden söz edilemez.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Lenin ne yapmalı yazısında&amp;nbsp; “Her türlü "teoricilik" teorisinden uzak olan bazıları ise, "siyasal bir devrimi gerçekleştirmenin" olanaklı ve zorunlu olduğunu, ama bunun, proletaryayı sıkı ve inatçı mücadele içerisinde eğitmek üzere güçlü bir devrimciler örgütü yaratmayı gerektirmediğini söylediler. Yapmamız gereken tek şey, o eski dostumuza, "erişilebilir" sopaya sarılmaktır. “ sözleri , ve devamındaki&amp;nbsp; .... Biri oportünist, öteki "devrimci" olan bu iki eğilim, egemen olan amatörlüğe boyuneğmektedir; bunlar amatörlükten kurtulunabileceğine inanma-makta ve ilk ve zorunlu pratik görevimizin, siyasal mücadeleye gerekli enerjiyi, oturmuşluğu ve sürekliliği sağlayabilecek olan bir devrimciler örgütünün yaratılması olduğunu görememektedirler.” sözleri devrimci örgütün ve örgütlülüğün önemini ortaya koymakta.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Leninin örgütlülük üzerine Bir Program Açıklaması Profession de Foi yazisinda ki şu sözleri&amp;nbsp; konu yu özetliyor..”Kişi, tarihte, kendiliğinden örgütsüz patlamalar şeklinde başlamayıp da daha sonra sözkonusu sınıfın aydınlanmış temsilcilerinin bilinçli müdahalesi olmadan örgütlü bir şekle bürünen ve siyasal partiler yaratmayan tek bir popüler hareket (halk hareketi) veya sınıf hareketinin tek bir örneğini bulabilir mi? “&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Her ne kadarda teorik siyasi bilinç, örgütlenme ve örgütlülük içinde mücadele konusuna ayrı ayrı deyinmeye çalışsakda, bunlar&amp;nbsp; birbirinden , ve en önemlisi sınıf mücadelesinin sosyalizm mücadelesiyle birleştirilmesi&amp;nbsp; Marksist gerekliliğinden ayrı ele alınıp pratiğe geçirilemeyecek unsurlardır.&amp;nbsp; Ne teorik çalışma , ne sınıf mücadelesinin sosyalizm mücadelesiyle birleştirilmesi , ne de örgütlenme ve örgütlülük içinde çalışma birbirinden kopuk &amp;nbsp;ve bağımsız değildir, tam tesine birbiriyle iç içe geçmiş bir şekilde ele alınması ve pratiğe yansıması gerekir.&amp;nbsp; Sadece örgütlülüğün olması o mücadelenin sosyalist mücadeleye bağımlı kılınmasını garantilemez. Günümüzde olduğu gibi kendiliğindenci, ekonomist bir mücadele ile sınırlı olabilir. Sorun gene dönüp dolaşıp Teorik bilinçde kendini gösterir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Bu anlamda devrimci birliğin oluşturulmasında, teorik çalışmaya bağımlı olarak üzerine düşülmesi gereken en önemli adım, devrimci örgütleme ve örgütlenmenin, örgütlenmeler içinde mücadele vermenin öneminin en geniş taban kitleleri tarafından kavranması , kendiliğinden hareketlerin önderlik altına alınması ve&amp;nbsp; mücadelenin&amp;nbsp; ekonomizm hastalığından ve sınırlanmasından kurtarılması yönündeki teorik ve pratik çalışmalardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Sosyalizme ulaştırma hedefinde &amp;nbsp;mücadeleyi örgütleyip yönlendirecek ve önderlik edecek, en geniş halk kitlelerini kendi yörüngesine çekecek &amp;nbsp;yeteneğe sahip bağımsız ve devrimci bir partisi olmayan işçi sınıfının mücadelesi , mücadelenin burjuvazinin çizdiği sınırlar içinde, ekonomik&amp;nbsp; talepler uğruna mücadele olma niteliğini aşamaz .&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Kend&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span lang="TR" style="line-height: 115%;"&gt;iliğindencilik, reformizm ve &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Sınıf Mücadelesinin Sosyalizm mücadelesiyle birleştirilmesi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;“Proletaryanın ekonomik mücadelesini desteklemek” burjuva siyasetçinin görevidir; sosyalistin görevi, ekonomik mücadeleyi sosyalist hareketi ve devrimci işçi-sınıfı partisinin başarılarını daha da ilerletmek için sevketmektir. Sosyalistin görevi, sosyalist işçi-sınıfı kitlelerinin siyasi ve ekonomik mücadelelerinin çözülmez kaynaşmasını daha da ilerletmektir. Lenin, Bir Program Açıklaması Profession de Foi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Girişte vurguladığım gibi Türkiyede , sol maskeli burjuva liberallerin bilinçlenmeye ve Marksist Leninist teorilere karşı açık ya da gizli saldırıları, dogmacılık&amp;nbsp; vb suçlamalarla gençlikte ve kitlelerde yarattıkları “teorisizlik”, “teorik yazılara ilgisizlik” eğilimi sadece tabanda değil, önderlik iddiasında olan bir sürü parti ve örgütlerinde yayınlarında kendini açık bir şekilde göstermekte. &amp;nbsp;&amp;nbsp;Çoğu parti ve grupların yayınlarına, yazarların yazılarına baktığımızda bilinçli bir şekilde Marksın, Leninin isimleri ve teorilerinin dışlandığını, yazılmasından kaçınıldığını görmemek için çok saf olmak gerekir. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Devrimci sollardaki bu “dışlama” ya ters olarak, Marks ve Leninin isimlerini , içeriğinden, paragrafdan, hatta cümlenin tamamından &amp;nbsp;cımbızla koparılıp seçilmiş &amp;nbsp;alıntılarını, genellikle sosyalist teorileri çarpıtmayı, kitlelerde teorisizlik eğilimini yaratmayı kendine görev edinmiş (ya da ettirilmiş) sol maskeli dönek ve burjuva liberal aydın!! kesimin basın ve yayınlarında, yazılarında yaygın bir şekilde görmek mümkün.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Aynı şekilde Türkiyede gerek sol ve hatta Marksist sol!, gerekse sözde-sol basında , emperyalist düşünce yaratma kurumlarında görevli, &amp;nbsp;bu kurumlardan destekli olan yazarlardan tutun, batılı burjuva liberal, Troçkist, Euro komünist &amp;nbsp;vb anti-Marksist, reformist yazarların “değerlendirme” lerinin yoğun bir şekilde çevirildiği ve yayınlandığı da gözden kaçmayacak bariz bir gerçek.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Bunlar Türkiyedeki devrimci mücadelenin Marksist Leninist teorilerden ne kadar uzaklaştığının, teorik ilgisizliğin, hazırlopculuğun, bilinçsizliğin, teorik öndersizliğin ve işçi sınıfının mücadelesinin sosyalizmi hedef alma, yani devrim yerine, ne kadar reformizme dönüştüğünün genel görüntülerinden örneklerdir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Teorik bilinçin, teorik mücadelenin önemi , devrimcilikle reformistlik arasındaki farkı belirlediği gibi, örgütlenme - örgüt içinde çalışmaya bağımlı olarak, &amp;nbsp;reformlar için mücadele ile bu mücadelenin devrimci mücadeleye bağlanması konusunda reformist ve devrimci yaklaşımında da kendisini açıkca ortaya koyar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Rabochaya Gazeta ya makaleler &amp;nbsp;yazısında&amp;nbsp; Leninin &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;“Marksizm, bir devrimci sosyalist partinin görevinin, kapitalistlere ve onların çanak yalayıcılarına, işçilere düşen payı artırmak için yalvarmak ve komplolar düzenlemek değil, fakat proletaryanın, nihai amacı siyasi iktidarın proletarya tarafından ele geçirilmesi ve sosyalist bir toplumun kurulması olan, sınıf mücadelesini örgütlemek ve bu mücadeleye önderlik etmek olduğunu aydınlığa çıkardı.. “ sözleri , kendiliğindenci, ekonomist ve reformist hareketlerle, devrimci hareket arasındaki , sınıf mücadelesinin sınırlanması ve sosyalist mücadeleyele birleştirilmesi konusundaki&amp;nbsp; farkı açıkca belirtmekte.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Lenin in “Siyasal sınıf bilinci, işçilere, ancak dışardan verilebilir” sözlerinin ezberci değerlendirilmesi, Teorik bilinç tek başına , pratikte bir örgütlülük için ve örgütlülük içinde olmadığı ve dahası mücadele sosyalizm mücadelesi ile birleştirilmediği sürece içi boş bir slogan, mücadeleden entellektüel&amp;nbsp; bir kaçış, mücadeleyi reformist&amp;nbsp; bir içeriğe dönüştürmenin demogojisi&amp;nbsp; haline dönüştürmekle sonuçlanmaya gebedir, ve 80 lerden sonra günümüze kadar da doğurduğu bu ekonomizm ve reformizmdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Leninin “Siyasal sınıf bilinci, işçilere, ancak dışardan verilebilir” sözleri , sözlük anlamında işçilerin dışardan teorik eğitilmesiyle sınıf bilincini kazanacağı doğrultusunda değildir. Leninin burda söylemek istediği , bu siyasi bilincin “ancak iktisadi mücadelenin dışından, işçilerle işverenler arasındaki ilişki alanının” , yani sendikal mücadelenin dışında, kendilerinin de ayrılmaz bir parçası olduğu bütün mücadele alanlarındaki faaliyetleri ile gerçekleşebileceği dir. Lenin “Bu bilgiyi elde etmenin mümkün olduğu biricik alan, bütün sınıf ve tabakaların devletle ve hükümetle ilişkisi alanı, bütün sınıflar arasındaki karşılıklı ilişkiler alanıdır….” sözleriyle açıkca belirtmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Yani işçi sınıfının siyasi bilinci, onun&amp;nbsp; mücadelesinin sosyalizm mücadelesiyle birleştirilmesi pratiği içinde oluşturulabilir. Yoksa mücadele&amp;nbsp; reformizmin, yani burjuvazinin mücadelesinin ve onun sınırları içinde kalmaya mahkumdur..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black; line-height: 115%;"&gt;Sonuç&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;br /&gt;Devrimciler arası ve devrimcilerle emekci halk yığınlarının arasındaki bağların güçlenmesi, yani birlik ve beraberliğin sağlanması, işçi sınıfının sosyalizm mücadelesinin subjektif şartlarının olgunlaştırılması yolundaki mücadeleye, yani bilinçlenme, örgütlenme ve örgütlülük içinde çalışma düzeyinin yaygınlaşıp güçlenmesi yönünde yaşama uygulanan pratiklere bağımlıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Birliğin oluşması, devrimciler arasında ve devrimcilerle kitleler arasındaki bağların güçlenmesi, emekçi yığınların eylemini yükseltecek örgütlenme ve örgütlülük içinde çalışmalara direk bağımlıdır.&amp;nbsp; Aynı şekilde bu , kitlelerin mücadelesinin sadece ekonomik ve demokratik güncel talepler le sınırlanma-masına, sosyalizm mücadeledesiyle kopmaz bir şekilde birleştirilmesine bağımlıdır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;Teorik eğitim ve teorik mücadele , devrimci mücadelenin temelini oluşturur. Teoriye ilgisizlik devrimci mücadeleye ilgisizliktir. Marksist Leninist temel teorilere dogma olarak yaklaşanlar, gericiliğini ve karşı devrimci özlerini Marksist maskesi arkasına saklayarak Marksizmi eleştirdiğini zanneden dönekler, darkafalılar, küçük burjuvalar , ya da burjuva liberallerdir, ve bunlar devrimci birlik ve beraberliğin sağlanmasının önündeki en büyük engeli oluştururlar. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;-----------------------------------&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Note –yazının redaksiyonunu yapan sayın Ahmet Hikmet Köseye emeği için teşekkür ederim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-874230961384027910?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/874230961384027910/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=874230961384027910' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/874230961384027910'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/874230961384027910'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/03/gelinen-yerde-devrimci-birlik-ve.html' title='Gelinen Yerde Devrimci Birlik ve Beraberliğin Sağlanması Zorunluluğu ve Atılması Gereken Adımlar Üzerine (genişletilmiş yazı)'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-8123222281220690064</id><published>2011-03-01T14:58:00.001-08:00</published><updated>2011-03-01T14:58:49.607-08:00</updated><title type='text'>Taliban, Alkaida , CIA ve Pakistan- Lübnanlaştıma pratiğinin gizli ilişkileri örneklerinden</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Samuel Huntingtonun *kültürler arası çatışma* teorisi yaygın bir  şekilde okunduğu ve pratikte yaşanmaya başladığında gözden kaçırılan  gerçek, &amp;nbsp;bu teorinin pratiğinin aslında Oded Yinon'un 1982'de "İsrail  İçin Strateji" başlığı altında yazdığı, İsrailin 1950 lerden beri  uyguladığı politikanın yeniden-teorileştirilmesi &amp;nbsp;olduğuydu. İsrailin  Orta Doğu stratejik planı, ABD li Neo Konlar tarafından  teorileştirilerek&amp;nbsp; daha geniş çaplı, planlı ve programlı olarak hayata  geçirilmeye başlamıştı. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bütün Arap ülkelerinin&amp;nbsp;  içlerindeki etnik ve dini farklılıklar kullanılarak , halkların  birbirilerine karşı savaşı provokasyonlarla kışkırtılarak küçük&amp;nbsp; küçük  devletlere bölünmesi, ya da aralarındaki bu farklılıkların sürekli  çatışma halinde tutulması, nefretin uzun süre kalıcı kılınması, birleşme  olanaklarının ortadan kaldırılması, &amp;nbsp;onların İsraile karşı bir tehlike  olmasını engelleyebileceği gibi, her zaman bu ülkeler içinde &amp;nbsp;İsraile  *güvenlik* nedeniyle yandaş olacak hakim bir grup oluşturulabilme  olanağı sağlayabilecekti.&amp;nbsp; İsrailin bu stratejisi Huntington tarafından ,  Lübnan pratik örneğinden kaynaklanarak, * Lübnanlaştırma* olarak  &amp;nbsp;isimlendirilen,&amp;nbsp; ülkelerin içindeki&amp;nbsp; etnik ve dini benzer farklılıkları  kullanarak , ülkede güçlü bir merkezi hükümetin oluşmasını , halkların  birleşmesini engellemek ve böylece de tehlike teşkil etmeyen, kolayca  kontrol edilebilecek içten parçalanmış ülkeleri oluşturmak olarak  genelleştirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Orta doğu yıllardır etnik ve dini gruplar  arasında nefret ve düşmanlık yaratma politika ve pratiklerine sahne  olmuştu. Lübnan ın bugünki durumu bu politkanın somutlaşmış bir sonucu  olması nedeniyle, teorinin ismi olma hakkını kazandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Irak  ve Afganistan aynı şekilde başarılı ve uzun süre kalıcı bir şekilde  bölündü. Ülkelerin yabancı saldırısına ve işgaline karşı birlikte  mücadele edemiyecek duruma getirilmeleri , gerek stratejik, askeri&amp;nbsp; ve  gerekse ekonomik olarak önemi olan bölgelerin kontrolünün  kolaylaştırılmasını sağlamakta. bu bağlamda istihbarat örgütlerinin ve  provokasyon yöntemlerinin kullanılması tarihte görülmemiş bir sayı ve  öneme sahip oldu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Emperyalistlerin &amp;nbsp;Latin Amerikadan, Irak  a, Balkanlardan Asyaya kadar uygulamaya koyduğu bu &amp;nbsp;*Lübnanlaştırma*  pratiğinde , &amp;nbsp;Sünni –Şii ayırımını uzlaşmaz , çatışır ve aralarında uzun  süreli , kalıcı bir nefret&amp;nbsp; yaratılmasını hedefleyen, &amp;nbsp;Arap kıyafetinde  cami ve çarşı bombalayan &amp;nbsp;ajanları kullanması, bu planlarda istihbarat  ajanlarının ve provokatörlerin rolünün ne kadar önemli yer aldığının  göstergeleriydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Son ortaya çıkan &amp;nbsp;Raymond Davis olayı  ise, emperyalistlerin hipokratlığını ve ikili oynamalarının bir başka  örneğini sergilemekte.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Davis in döneminde Pakistana sadece  2010 da 3555 ABD li diplomat, askeri memur ve resmi memur giriş  yapmış.&amp;nbsp; Bunların arasında , paralı asker ve provokatörleri ile meşhur  Blackwater un olması &amp;nbsp;yanında diğerlerinin çoğunluğu da eski  askerlerlerden oluşuyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Amerikan hükümetine göre  (Pakistan tarafından tutuklanan)ABD &amp;nbsp;istihbarat ajanı &amp;nbsp;Davis, pakistanlı  iki vatandaşı -sırtlarından- kurşunladığında İslami fanatik grupları  gözetliyordu, kendisini soymak isteyen iki soyguncuya karşı  &amp;nbsp;kendini-korumak için öldürdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Pakistan a göre ise  öldürülen iki kişi &amp;nbsp;pakistan İstihbarat örgütüne çalışıyordu ve  pakistanla savaş halinde olan&amp;nbsp; tehrik-taliban la bağlantı içinde olan  Davisi gözlüyordu. Ve bir şekilde pakistanda sözde bu grubun üstlendiği  bombalamalarla ilgili olarak gözlemleniyordu. &amp;nbsp;Bir diğer açıklamaya  göre, Davis pakistan istihbaratıyla yakın ilişkisi olan lashkar  –talıbanı gözlüyordu. &amp;nbsp;Pakistanda sorulan en yaygın soru ise Davis in,  ve diğerlerinin Pakistanı &amp;nbsp;istikrarsızlaştırmak, bölmek &amp;nbsp;ve nüklear  silahlarını ele geçirmek içinmi Al kaide ve talibanla işbirliği yaptığı  sorusu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yüzlerce ortaya çıkmadan bastırılan olaylardan  sadece birisi olan bu olayı ABD nin kendi resmi istihbaratı dışında  225,000 özel istihbaratıyla birlikte *içlerinde kullanılabilecek etnik  ve dinsel farklılıklar olan* ülkelerde işe koyması, düşmanım dediği  &amp;nbsp;taliban ya da alkaide–aynı ölmüş olan Zarkaviyi bir şekilde  canlandırarak onun adına her tarafı bombalayan bir örgüt kurması- gibi  örgüt!!lerle işbirliği içinde olması,&amp;nbsp; bu böl-parçala- güçsüz hale getir  ve yönet politikası , *Lübnanlaştırma* &amp;nbsp;pratiğinin ne kadar sinsi ve  yaygın olduğunun bir başka göstergesidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-8123222281220690064?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/8123222281220690064/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=8123222281220690064' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8123222281220690064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/8123222281220690064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/03/taliban-alkaida-cia-ve-pakistan.html' title='Taliban, Alkaida , CIA ve Pakistan- Lübnanlaştıma pratiğinin gizli ilişkileri örneklerinden'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6366418708853953479</id><published>2011-02-25T07:30:00.001-08:00</published><updated>2011-02-25T09:57:00.854-08:00</updated><title type='text'>"Çin ile Gelecekte  Savaş": Yeni ABD Bombardıman uçakları  Çin emi hedefli?</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;span style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;ABD Pasifik Hava Kuvvetleri Komutanı General Gary North yeni bombardıman uçaklarının oyanayabileceği rollerden birisinin Çin ile gelecekteki &amp;nbsp;savaşta olduğunu üstü kapalı ima etti. . &lt;/span&gt;&lt;span title="He said the key to defeating the new J-20 fighter would be to prevent it ever taking off from its mainland bases."&gt;Yeni J-20 savaş uçağının yenmenin &amp;nbsp;kilit noktasının &amp;nbsp;hiç onun ana-kara üslerden havalanmasını önlemek olacağını söyledi. &lt;/span&gt;&lt;span title="Bombers might be used to attack Chinese airfields in the early hours of a conflict."&gt;Bombardıman uçakları &amp;nbsp;bir çatışmanın ilk saatlerinde Çinin &amp;nbsp;havaalanlarına saldırmak için kullanılabilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="$3.7 billion."&gt;3.7 milyar dolar. Bu ABD Hava Kuvvetleri, özellikle Çin hava savunma alanına sızma amacıyla önümüzdeki beş yıl içinde yeni, &amp;nbsp;sinsi, &amp;nbsp;uzun menzilli , pilotlu bombardıman uçaklarının geliştirilmesi için önerdiği harcama. &lt;/span&gt;&lt;span title="The plan, included in the Obama administration' s 2012 budget, could lead to the production of around 100 new bombers by the mid-2020s — and could significantly tip the Pacific balance of power."&gt;Obama yönetiminin 's 2012 bütçesinde yer alan plan, 2020'lerin ortasına doğru &amp;nbsp;yaklaşık 100 yeni bombardıman uçağı üretimine yol açabilir - ve Pasifik güçler dengesini &amp;nbsp;önemli ölöüde değiştirebilir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="Last week's bomber announcement marked the continued escalation of the arms race between the United States and China."&gt;Geçen haftaki bombardıman uçağı &amp;nbsp;duyurusu ABD ve Çin arasındaki silahlanma yarışının tırmanmasının devamı oldu. &lt;/span&gt;&lt;span title="Since early 2010, China has debuted a new stealth fighter prototype (the Chengdu J-20), brought ballistic anti-ship missiles into service and at least temporarily matched the US in sheer number of satellite launches (15)."&gt;Erken 2010 yılından bu yana, Çin yeni bir gizli savaş prototipini (Chengdu J-20) &lt;/span&gt;&lt;span title="Meanwhile, the United States has deployed long-range spy drones to Guam, test-flown a new carrier-launched drone fighter and begun development of new supersonic anti-ship missiles—all in addition to the new bomber programme."&gt;ilk defa sahneye koydu, balistik anti-gemi füzeleri ni&amp;nbsp; faaliyete &amp;nbsp;getirdi ve &amp;nbsp;en azından geçici olarak uydu &amp;nbsp;sayısında ABD &amp;nbsp;ile eşleşti (15) . Bu arada, Amerika Birleşik Devletleri &amp;nbsp;Guam a &amp;nbsp;uzun menzilli casus uçaklarını &amp;nbsp;yerleştirdi, yeni bir &amp;nbsp;gemiden-yönetilen casus uçaklarını denedi, &amp;nbsp;ve yeni , süpersonik anti-gemi füzeleri &amp;nbsp;geliştirmeye başladı – bunların hepsi &amp;nbsp;yeni bombardıman uçakları programına ilave. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="According to Air Force Vice Chief of Staff Gen. Phillip Breedlove, the bomber will comprise the biggest part of a 'family of systems' that will also include a non-nuclear ballistic missile plus new munitions for the bomber and two types of stealthy drones that"&gt;Hava Kuvvetleri &amp;nbsp;başkan Yardımcısı Orgeneral Phillip Breedlove göre, bombardıman uçağı , nükleer olmayan &amp;nbsp;balistik füze, &amp;nbsp;artı yeni gizli bombardıman uçakları için &amp;nbsp;cephane &amp;nbsp;ve bombardıman uçaklarından kontrol edilebilecek &amp;nbsp;iki çeşit casus uçaklarınıda &amp;nbsp;içerecek bir 'ailesistemi nin en büyük bölümünü oluşturacak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="longtext"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;span title="The new missiles and planes will be 'decades ahead' of what other countries might possess, Breedlove claimed."&gt;Breedlove &amp;nbsp;yeni füze ve uçakların &amp;nbsp;diğer ülkelerin sahip olacağından &amp;nbsp;' on yıl' daha ileride olacağını iddia etti. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="The Air Force might also add lethal lasers to the bomber at some point in the future, said Gen. William Fraser, head of Air Combat Command."&gt;Air Combat Command başkanı General William Fraserin, söylediğine göre , &amp;nbsp;Hava Kuvvetleri &amp;nbsp;gelecekte bir noktada bombardıman uçaklarına &amp;nbsp;öldürücü lazer de ekleyebilir,. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="The Pentagon's bomber development coincides with the scripting of a new battle plan aimed at preserving US military capabilities in the Pacific."&gt;Pentagon'un bombardıman uçakları geliştirmesi Pasifik'teki ABD askeri yetenekleri ni korumayı amaçlayan yeni bir savaş planı senaryosu &amp;nbsp;ile örtüşmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span title="This so-called AirSea Battle plan is meant to help coordinate US Navy and Air Force ships and planes to better defend Taiwan from possible Chinese attack, while also countering Beijing's efforts to expand its influence beyond its territorial waters."&gt;Bu sözde AirSea Battle planı, &amp;nbsp;olası Çin saldırısına karşı Tayvanı &amp;nbsp;savunmak için ABD Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri gemi ve uçaklarının koordinesini &amp;nbsp;daha iyi yapmak, aynı zamanda &amp;nbsp;Pekin in &amp;nbsp;kendi karasuları dışındaki nüfuzunu genişletme çabalarına karşı-atak yapmak &amp;nbsp;oluyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="The United States' current force of some 160 B-1, B-2 and B-52 bombers, armed with guided bombs and missiles, already factors heavily into US Pacific war plans."&gt;ABD'nin şimdiki içinde güdümlü bombalar ve füzeler olan &amp;nbsp;160 B-1 , B-2 ve B-52 gibi bombardıman uçakları &amp;nbsp;, zaten ABD Pasifik savaş planlarında aşırı derecede etken . Ancak bu bombardıman uçaklarından &amp;nbsp;sadece 20 B-2'ler Çinin &amp;nbsp;radarlarında kaçınabilecek &amp;nbsp;teknik &amp;nbsp;yeteneği var, B1 ve B-52 lar Çin savaş uçakları &amp;nbsp;ve yerden-havaya füzeler e karşı savunmasız olabilir. &amp;nbsp;Yeni bombardıman uçakları &amp;nbsp;muhtemelen &amp;nbsp;bazı &lt;/span&gt;, B1 ve B-52 lar ın &lt;span class="longtext"&gt;yerini alacak &amp;nbsp;ve daha dayanıklı &amp;nbsp;uzun menzilli bir güç oluşturacak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="The US Air Force base on Guam already hosts a rotating detachment of B-52s and B-2s."&gt;Guam da ki ABD Hava Kuvvetleri üssü &amp;nbsp;zaten rotasyonlu B-52 &amp;nbsp;ve B-2 lere sahip. &lt;/span&gt;&lt;span title="As the new bomber nears service, the Air Force might install new 'hardened' hangars—either buried or armoured—to protect the valuable planes from Chinese ballistic missiles, according to Gen. Gary North, commander of the US Pacific Air Force."&gt;Hava Kuvvetleri Orgeneral Gary North ABD Pasifik Hava Kuvvetleri komutanı na göre , yeni bombardıman &amp;nbsp;uçakları hizmete yaklaştıkça, Çinin balistik füzelerinden değerli uçakları korumak için yeni 'daha da sertleştirilmiş' hangarlar-ya gömülü ya da zırhlı- inşa edebilirler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span title="North has hinted at one of the roles the new bombers might play in any future war with China."&gt;Gary North yeni bombardıman uçaklarının oyanayabileceği rollerden birisinin Çin ile gelecekteki &amp;nbsp;savaşta olduğunu üstü kapalı ima etti. . Yeni J-20 savaş uçağının yenmenin &amp;nbsp;kilit noktasının &amp;nbsp;hiç onun ana-kara üslerden havalanmasını önlemek olacağını söyledi. Bombardıman uçakları &amp;nbsp;bir çatışmanın ilk saatlerinde Çinin &amp;nbsp;havaalanlarına saldırmak için kullanılabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="longtext"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span title="Global Research Articles by David"&gt;David Axenin aşağıdaki bağlantıdaki yazısından çevirilmiştir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="background: none repeat scroll 0% 0% white;"&gt;&lt;a href="http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&amp;amp;aid=23360"&gt;http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&amp;amp;aid=23360&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6366418708853953479?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6366418708853953479/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6366418708853953479' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6366418708853953479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6366418708853953479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/cin-ile-gelecekte-savas-yeni-abd.html' title='&quot;Çin ile Gelecekte  Savaş&quot;: Yeni ABD Bombardıman uçakları  Çin emi hedefli?'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-826051621706616947</id><published>2011-02-24T07:12:00.001-08:00</published><updated>2011-02-24T20:10:45.055-08:00</updated><title type='text'>Libya daki ayaklanmaları Tunus ve Mısırdaki ayaklanmalardan farklı kılan olgular neler?</title><content type='html'>Libya nın Yemen gibi bölünmesi ve Lübnanlaştırma politikaları göz ardı edilebilirmi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her  ülkede olduğu gibi Libyada da ülkenin kaderini tayin hakkı için  mücadele eden halk hareketleri nin desteklenmesi , bu hareketleri ve  ayaklanmanın önderliğini ele geçirmeye çalışan , yada ele geçiren  emperyalistlere karşı&amp;nbsp; tavırı da içine alan bir ikilem içinde olması  gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus&amp;nbsp; ve Mısırdan farklı olarak Libya da Kaddafi  &amp;nbsp;iktidarı &amp;nbsp;her ne kadarda anti-emperyalist olma niteliğini kaybetmiş  olsa da , Emperyalistlerin kuklası Kral İdrisi alaşağı ederek,  emperyalistlerin elinde olan Petrol kaynaklarını ulusallaştırarak  &amp;nbsp;,Libyanın ekonomisini geliştirme yönünde harcamalar yaparak bölge  halkının yaşam şartlarını belirli ölçülerde geliştirmiş olması, &lt;b&gt;Tunus ve Mısır daki&amp;nbsp; iktidarlar gibi emperyalistlerin kuklası olmadığı gerçeği&lt;/b&gt; , bu farkların siyasi olanını oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ekonomik&amp;nbsp; ve siyasi olarak&lt;/b&gt; emperyalistler için hiç bir önemi olmayan Tunus bir yana, siyasi önemi olan ama stratejik anlamda süveyş kanalı dışında &lt;b&gt;ekonomik olarak Mısır ın da büyük bir önemi yok&lt;/b&gt;. Ancak&lt;b&gt; Libya , ABD, İngiltere ve siyonist emperyalizmin Çinle olan ve sessizce devam eden enerji savaşında &lt;/b&gt;&amp;nbsp;, büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla ekonomik olarak &lt;b&gt;büyük çıkarlar ve önem taşımakta.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus ve Mısırda kendiliğinden başlayan , öne çıkan ve &amp;nbsp;&lt;b&gt;belirli bir liderliğin yoksunluğundan farklı olarak&lt;/b&gt;, Libyanın zengin petrol kaynakları olan Benghaziyi kontrol altına alan, &amp;nbsp;Libya da kaddafi rejimine &lt;b&gt;muhalefet e yön verici&lt;/b&gt;&amp;nbsp; olarak &lt;b&gt;ortaya çıkan önderliğin tarihi geçmişi &lt;/b&gt;ve kimliğinin önemi bir yana, &lt;b&gt;&amp;nbsp;protestolarda eski krallık döneminin bayraklarının dalgalanmas&lt;/b&gt;ı , Allahuekber çığlıkları ve camilerde imamların Cihad çağrıları da , hareketlerdeki gerek kendiliğinden olup olma ve gerekse &lt;b&gt;nitelik anlamında ki &amp;nbsp;farklılıklar da göz önünde bulundurulması gerekir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı yenilememe neden olan yeni gelişmeler ve veriler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) olaylarla batı medyasının farklı bir biçimde *ilgilenmesi*-  Tunus , Mısır ve diğer ülkelerdeki ayaklanmalara , ve bu ayaklanmaların  bastırılmasına doğru dürüst zaman harcamazken , Libya olaylarını  dramatik bir şekilde ve saatlerce vermesi , haber&amp;nbsp; ve yorumların ana  temasının&amp;nbsp; -ABD ye yöneltilen -bize el uzatın- bizi mücadelemizde yalnız  bırakmayın ağırlıklı olması..(yazıda belirttiğim, müdahele için kamu  oyu yaratılmasının alışılagelmiş pratiklerinin sergilenmesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 )farklı kabile liderleri ile , hatta kaddafinin Kabilesinin liderleriyle , kaddafinin düşürülmesi için görüşmeler &lt;br /&gt;3) Ayaklanma hareketlerinin gerek silahlı ve gerekse büyük ölçüde&amp;nbsp; örgütlü olması, stratejik yerleri ele geçirme konusunda bile planlı olması, &lt;b&gt;bu hareketlerin KENDİLİĞİNDEN olmadığının bir göstergesi olarak ele alınabilir.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası şimdilik  Libyadaki tüm gelişmeler olayların  *kendilğinden*   olmasından çok, planlı, programlı ve örgütlü olduğu  yönünde. Batı   medyasının yaklaşımı ise , gene batının şatafatlı isimli   Sivil   Örgütleri nin de yardımı ile, tarihi olarak bir sürü örneğini    gördüğümüz *müdahele* için kamu oyu ve zemin hazırlama pratiklerinin her    belirtisini göstermekte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük çoğunlukla emperyalist medyada , Youtube de ve bloglarda &lt;b&gt;yayınlanan *gerçek* lerin kaynağının NFSL ( Libyanın Kurtuluşu için Milli Cephe) adlı&amp;nbsp; örgüt olması&lt;/b&gt; , bu örgütün kimliği konusunda bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NFSL &amp;nbsp;in , ABD, Saudi arabistan mali destekli,&lt;b&gt; CIA eğitimli ve bağlantılı bir örgüt olduğu tarihi olarak bilinen bir gerçektir.&lt;/b&gt; &amp;nbsp;Konu üzerine gazette ve diğer belgelerden alıntılar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**CIA  destekli Milli Kurtuluş cephesi gerillaların çoğu ABD ve Avrupada  yaşayan Libyalı öğrencilerden oluşmaktadır **&amp;nbsp; Washington post 4/18/92&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Kaddafiye  suikaste kalkan grubu CIA destekledi , eğitti ve hala dışarda  desteklemeye devam ediyor.&amp;nbsp; Libyanın Kurtuluşu için Milli Cephe adlı  grup CIA destekli , ve general Youssef&amp;nbsp; Magarieff önderliğinde. Saudiler  NFSL e&amp;nbsp; 7 milyon dolar bağış ettiler. Cia ajanları NFSL liderlerini ve  elemanlarını Batı Avrupada, Sudan da ve Morakko da eğittiler.** Jack  anderson washington post 6/12/85&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Saudi Arabistan ,  Liberville de Dr. Yusuf Al-Margariaf kontolü altında bir banka hesabı  açtılar . Yusuf Al-margariaf 1981&amp;nbsp; den beri Libyanın Kurtuluşu için  Milli Cephe nin genel sekreteri.** Treverton, g. (1987). Covert &amp;nbsp;&amp;nbsp;Action  summer 91 47-51&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Libyanın Kurtuluşu için Milli Cephe  1983*1987 yılları arasında Chad tarafından alınan esirlerden CIA  tarafından kurulmuştur.** &amp;nbsp;Israeli foreign&amp;nbsp;&amp;nbsp; Affairs 1/91 1-5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Enver  Sedat ın suikaste kurban gitmesinden önce , genel sekreter Haig,  Kaddafi için kesilip atılması gereken bir kanser demişti. 6/18/981 de  başkan CIA nin anti-kaddafi sürgünleri eğitmesi için gizli emir  imzaladı. Ekim de eski Libya diplomat Muhammed Mugharief, CIA nin  garantisi ve Saudilerin desteğiyle , Libyanın Kurtuluşu için Milli  Cepheyi kurdu.** Martin, d. &amp;amp; walcott,&amp;nbsp; J. (1988).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Arap  gazetesi al-hayatdan bir muhabir , Amerika topraklarındaki Libyanın  Kurtuluşu için Cephe adlı Arap muhalefet grubunu ziyaret etmeye müsaade  edildi. Cephe nin lideri&amp;nbsp;&amp;nbsp; General&amp;nbsp; Khalifa cephenin Amerika Virginya da  400 militanı olduğunu belirtti.** al-hayat newspaper&amp;nbsp;&amp;nbsp; 12/18/91. Top  secret autumn-winter 92 28-9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu&amp;nbsp;haberlerden&amp;nbsp;de&amp;nbsp;gözlemlendiği&amp;nbsp;gibi&amp;nbsp;Libyadaki&amp;nbsp;(tamamı&amp;nbsp;olmasada-bunu&amp;nbsp;bilmiyoruz)&amp;nbsp;en&amp;nbsp;azından&amp;nbsp;belirli&lt;br /&gt;bölgelerdeki&amp;nbsp;hareketlerin&amp;nbsp;bu&amp;nbsp;Cephe&amp;nbsp;tarafından&amp;nbsp;başlatıldığı&amp;nbsp;ve&amp;nbsp;yönlendirildiği&amp;nbsp;olasılığı&amp;nbsp;çok&amp;nbsp;büyük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mısır  ve Tunus daki olaylarda ABD yönetiminin&amp;nbsp; ve diğer emperyalist ülke  yönetimlerinin *müdahele * etme diye bir çağrıları ve tehditleri &amp;nbsp;olmadı&lt;/b&gt;.  &amp;nbsp;Aynı şekilde emperyalistler, &amp;nbsp;İsrail Gaza daki filistin halkını  bombaladığı, kurşunladığı nda da * müdahele*&amp;nbsp; çağrıları ve tehditleri  olmamıştı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NFSL tarafından ya da başkası tarafından &lt;b&gt;yüklenen&amp;nbsp; protesto resim ve videolarına, batı medyasının haberlerine baktığımızda&lt;/b&gt; , protestolarda&amp;nbsp; , gözlere aşina olan, tarihi , &lt;b&gt;CIA nin darbe planlarının hemen her benzerliğini görmek mümkün&lt;/b&gt;..Protestocuların eski krallığın bayraklarını sallamalar&lt;b&gt;ı, eski emperyalist sömürge ye dönüşme istekleri&lt;/b&gt;!!! &amp;nbsp;&amp;nbsp;Stratejik &lt;b&gt;karakol, radio vb yerlerin &amp;nbsp;hemen ele geçirilmesi&lt;/b&gt; ve bunun bir anda bütün medyaya ulaşması...&amp;nbsp; batıda &lt;b&gt;sözde İnsan hakları kurumlarının Libyaya ambargo uygulanması&lt;/b&gt; ve ülke üzerinde &lt;b&gt;–uçuş yasağı bölgesi- &amp;nbsp;nin hayata geçirilip , uygulanması talepleri&lt;/b&gt;….ve bu taleplerin batı medyasında 24 saat tekrarı….&lt;b&gt;bunlar tarihi olarak kanıtlanmış, &amp;nbsp;askeri bir müdahele için kamu oyunu oluşturmanın tüm elementlerini içinde taşımakta…&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD nin ve NATO nun , &lt;b&gt;gün geçtikçe hızını arttıran *müdahele* söylemlerinden algılanması gereken, &lt;/b&gt;Libya ya askeri müdahelesine kesinlikle karşı çıkmak gerekliliğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Libya halkının haklı olan taleplerini destelemek&lt;/b&gt;&amp;nbsp; le , Libyaya açık askeri müdahale ya da içerdeki &amp;nbsp;ajan ve kuklalarıyla gizli bir darbe planlarına karşı çıkmak, &lt;b&gt;&amp;nbsp;bir biriyle çelişmez.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Önemli olan Libyadaki&lt;b&gt; farklı grupların protestolarının ve taleplerinin emperyalist çıkarlarla uyuşup uyuşmadığı &amp;nbsp;temelinde &lt;/b&gt;kimi &amp;nbsp;grupları deşifre etmek, kimisini de desteklemek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devrimcilerin  tavrı , Libya halkının taleplerini &amp;nbsp;desteklemek , açık ve ya gizli tüm  emperyalist&amp;nbsp; müdahelelere&amp;nbsp; karşı çıkmak...Birini yaparken diğerini  unutmamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sudanda olduğu gibi&amp;nbsp; Libyada da bir parçalanma emperyalistlerin gündeminde ve planlarında.&lt;/b&gt;. Muhalefet in farklı kabilelerinden oluşması , Libyada ki &lt;b&gt;bölünme ve parçalanmanın daha da yaygın olma olasılığına bir zemin hazırlayacak karakterde&lt;/b&gt;.&amp;nbsp; Emperyalistlerin , böl-parçala-bir birine düşür-ve sürekli bir kaos yarat- &lt;b&gt;Lübnanlaştırma politikaları için çok uygun bir zemin&lt;/b&gt;... &amp;nbsp;aynı zamanda emperyalistlerin Libyanın parçalanmış doğal kaynaklarını da &lt;b&gt;rahatca ve çok ucuza sömürebilmesi &lt;/b&gt;için  de &amp;nbsp;bu bölünmenin sağlanması onların çıkarları doğrultusunda..&amp;nbsp; olası  bir bölünme ve ABD, İngiltere, Siyonist emperyalizminin bu &lt;b&gt;bölge enerji kaynaklarını kontrol altına alması, onların Çinle sessizden &amp;nbsp;devam eden enerji çatışmalarını ,&lt;/b&gt; kısa vadede gün ışığına ve gürültüye yükseltebilecek&amp;nbsp; seviyede sonuçlar yaratabilir. .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  enerji çatışmasının keskinleşmesine &amp;nbsp;bağımlı olarakda ABD, İngiltere ve  İsrail&amp;nbsp; silah sanayi&amp;nbsp; ekonomisi&amp;nbsp; gücünü daha da arttırma fırsatını  yaratmış olacak.. Buna bağımlı ve karşı olarak da Çin in askeri  harcamaları daha da artacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, &lt;b&gt;Libya daki gelişmeler Mısır , Tunus ve diğer arap ülkelerinkinden&lt;/b&gt;, gerek kendiliğinden olma anlamında, &lt;b&gt;gerek ekonomik ve gerekse siyasi sonuçları olarak farklı karaktere sahip&lt;/b&gt;. Libyada ki gelişmelerin sonucu, &lt;b&gt;sadece Libyayı ve Libya halkını değil&lt;/b&gt;, dünya çapında, e&lt;b&gt;nerji kaynaklarına sahip olma çatışmasında güçler dengesini&amp;nbsp; etkileyecek , ulsularası bir öneme sahip.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan Ahmet&lt;br /&gt;Şubat 24, 2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-826051621706616947?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/826051621706616947/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=826051621706616947' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/826051621706616947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/826051621706616947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/libya-daki-ayaklanmalar-tunus-ve.html' title='Libya daki ayaklanmaları Tunus ve Mısırdaki ayaklanmalardan farklı kılan olgular neler?'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-5180981040992904585</id><published>2011-02-23T17:32:00.000-08:00</published><updated>2011-02-23T17:32:25.371-08:00</updated><title type='text'>Kaddafi küplere bindi   ve lanet  yağdırdı, ancak  kontrol edemiyeceği  güçlerlerle  karşı karşıya</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yüzden dövüşerek &amp;nbsp;düşecek. Muammer Kaddafi nin dün gece bize söylediği bu, ve &amp;nbsp;Libyalıların çoğunluğu da buna inanıyor. kırmızıya boyanmış &amp;nbsp;çöl giysisiyle kaplı (Kaddafi) , kızgın sözlerine devam etti Bu Riyad a sakin bir &amp;nbsp;uçuş, ya da &amp;nbsp;Kızıldeniz tatil köyüne rahat &amp;nbsp;bir gezi olmayacak -.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Düşmanlarına karşı mermi kullanmaya başlamamıştı bile –aşikar bir yalan- , ve "devlet otoritesine karşı herhangi bir şekilde kullanılanacak &amp;nbsp;kuvvet, &amp;nbsp;ölümle cezalandırılacak"- Libyalıların &amp;nbsp;Kaddafi'nin gelecek zamanlı kullandığı &amp;nbsp;tehdidi olmadan da çok iyi bildiği, kendi içinde &amp;nbsp;aşikar olan gerçek . Durmadan ateş püskürmeye devam etdi. Kaddafi her şey (de olduğu ) gibi , çok etkileyici idi - ama çok ileri gitti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şehirlerini &amp;nbsp;zaten kurtarmış olan Bingazi halkını lanetledi- bu kurutulmuş insan bir gülümseme bile göstermeden , " düzeni sağlamak için polis dönene kadar bekleyin sadece " sözünü verdi. Düşmanları İslamcılar, CIA, İngiliz ve uluslararası basının "Köpekleri" idi. Evet, bizler &amp;nbsp;her zaman köpekleriz değilmi? Ben çok önceden bir Bahreyn gazetesi karikatüründe (Veliaht Prens, unutmayın ) kuduz köpek olarak tasvir edilmiştim &amp;nbsp;. Ama Kaddafi'nin konuşmaları gibi , &amp;nbsp;bu ders için standart. Ve ardından dün gece benim favorim olan &amp;nbsp;bütün Kaddafi nin kutsal yorum parçası geldi: ŞİDDET KULLANMAYA HENÜZ BAŞLAMAMIŞTI BİLE&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani, tüm YouTube ve Facebook u ve Bingazi arası kurşunlamaları &amp;nbsp;ve kanı &amp;nbsp;, ve sızdırılan cesetler i silelim ve sanki&amp;nbsp; hiç olmamış gibi davranalım. Hadi yurt dışı muhabirlerine vize verilmesinin &amp;nbsp;reddedilmesi nin bizim gerçeği işitmemize &amp;nbsp;engel olduğunu varsayalım. Kaddafi'nin milyonlarca göstericiler in &amp;nbsp;"Libya'yı bir İslam devletine dönüştürmeyi " &amp;nbsp;istediği &amp;nbsp;iddiası, tamda &amp;nbsp;Mübarekin Mısır da &amp;nbsp;bitmeden önce satmaya çalıştığı , Obama ve Clintonun &amp;nbsp;da ileri sürmüş oldukları aynı saçmalıktır. Nitekim, &amp;nbsp;dün gece &amp;nbsp;Araplara , kendi halkına duyduğu &amp;nbsp;nefret ve hor görüş &amp;nbsp;içinde, Kaddafi nin ,zaman zaman &amp;nbsp;ayni Benjamin Netanyahu'nun konuşmaları gibi söylemleri oldu. Merak eder insan, bu iki düzenbazlar arasında &amp;nbsp;bizim bilmediğimiz &amp;nbsp;bir bağlantı varmıydı ?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Birçok yönden, Kaddafi'nin saçmalıkları yaşlı &amp;nbsp;bir adamın saçmalıkları, onun , düşmanları hakkında - "Bin Ladin'in ajanları" nı da içine alan &amp;nbsp;"yazıt almış hainler" – bırakın&amp;nbsp; durmadan alıntı yaptığı yeşil kaplı yasa kitabını bir yana, onlar için &amp;nbsp;düzenlenen sağ ellerindeki kağıt parçası –yazıt- üzerindeki &amp;nbsp;notlar gibi -dağınık olduğu hayalleri. Bu sevgiyle ilgili değildi. Bu ölüm cezası &amp;nbsp;tehdidi ile ilgili idi. "Lanet olsun " Libya ya huzursuzluk karıştırmaya çalışanlara. Bu bir entrika, uluslararası bir komplo idi. " çocuklarınız ölüyor - ama ne için" &amp;nbsp;. "Libya halkı arkamda, &amp;nbsp;kanımın son damlasına kadar "- savaşacağını söyledi. &amp;nbsp;Amerika düşmandı (Felluce den çok bahsetme-yle) , İsrail düşman dı. &amp;nbsp;Sedat bir düşmandı, sömürgeci faşist İtalya düşmandı. İtalyan düşmana karşı "1911 yılında şehit düşen" kahramanlar ve arkadaşlar arasında Kaddafi'nin dedesi vardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dün gece kahverengi burnoz &amp;nbsp;ve şapka ve cüppe giymiş Kaddafi'nin görünümü , bazı garip sorulara neden oldu. Söz konusu "Köpekler" i - uluslararası medyayı &amp;nbsp;Libya dışında tutması, dünyanın çılgına dönmüş &amp;nbsp;bir ülkeyi&amp;nbsp; gözlemlemesine müsaade etdi : korkunç bir şiddetin &amp;nbsp;(gösterildeği) YouTube ve bloglara &amp;nbsp;karşı devlet televizyonu resimleri &amp;nbsp;,YouTube de &amp;nbsp;görmediği yada gösterilmediği tamamen aklını oynatmış diktatörün &amp;nbsp;haklı çıkarılması. &amp;nbsp;Ve burada ilginç bir sorun var: ülkeye uluslararası basının girmesine &amp;nbsp;izin veren diktatörler &amp;nbsp;ve prensler - Ben Ali / Mübarek / Saleh / Prens Salman - kendi aşağılanmalarının filimlenmesine &amp;nbsp;müsaade ediyorlar. Onların ödülleri &amp;nbsp;gerçekten acı verici. Ama basını dışarda &amp;nbsp;tutan &amp;nbsp;Kaddafi gibi sultanlar &amp;nbsp;biraz farklı oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Cep telefonunun &amp;nbsp;el yakınlığı, sesin &amp;nbsp;samimiyeti &amp;nbsp;ve silahın &amp;nbsp;patlaması bazı açılardan Networklerin&amp;nbsp; düzenlenmiş dijital filimlerinden &amp;nbsp;daha çekici olmakta. &amp;nbsp;İsrailliler, &amp;nbsp;2009 yılında &amp;nbsp;Gazze'de ki kan dökümünde, Kaddafi gibi &amp;nbsp;yabancı gazetecileri dışarda tutma kararı aldığında, &amp;nbsp;blogcular ve YouTube cüler&amp;nbsp; (ve Al Jazeera) bize, &amp;nbsp;basitce , "profesyonel" &amp;nbsp;uydu &amp;nbsp;çocuklarından normalde &amp;nbsp;deneyim sağlayamayacağımız &amp;nbsp;bir gerçeklik verdi. Belki de, sonunda, &amp;nbsp;gerçeği anlatmak için kameralar üzerinde &amp;nbsp;kendi tekeline sahip olan &amp;nbsp;bir diktatör gerektirir.. "Bir şehit gibi öleceğim" &amp;nbsp;dedi Kaddafi dün gece. Nerdeyse kesinlikle doğru.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Robert Fisk&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;http://www.independent.co.uk/opinion/commentators/fisk/robert-fisk-gaddafi-raved-and-cursed-but-he-faces-forces-he-cannot-control-2222904.html&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-5180981040992904585?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/5180981040992904585/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=5180981040992904585' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/5180981040992904585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/5180981040992904585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/kaddafi-kuplere-bindi-ve-lanet-yagdrd.html' title='Kaddafi küplere bindi   ve lanet  yağdırdı, ancak  kontrol edemiyeceği  güçlerlerle  karşı karşıya'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-2958037207643528587</id><published>2011-02-16T20:03:00.000-08:00</published><updated>2011-02-16T20:04:49.799-08:00</updated><title type='text'>Arap Dünyasında Kendi Kaderini Tayin için Mücadele ; Arap Diktatörler ve Global Sermaye arasındaki İttifak</title><content type='html'>Tarih kendini’ tekrar mi ediyor ? Arap dünyasında &amp;nbsp;tekrarlanan Avrupa  daki 1848 olaylarımı ? 2011, &amp;nbsp;1848 gibi aynı sonuçlarımı &amp;nbsp;görecek? Buna  ancak Arap halkı karar verebilir. Kaderleri kendi ellerinde, ancak 1848  hatalarından ders çıkarmalılar ve ciddi bir şekilde &amp;nbsp;kapitalist sınıfın  rolünün üzerine gitmeliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araplar, sömürgeciliğe karşı  kendilerinin ikinci isyan dalgasına şahit oluyorlar. Birinci isyan  dalgası Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı’nın sonu arasında  başladı. Birinci Dünya Savaşı süresince İngiltere &amp;nbsp;ve Fransa’nın  desteğiyle Osmanlı Türkiye’sine karşı &amp;nbsp;Büyük Arap İsyanı, &amp;nbsp;ve devamında  İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında İngiltere , Fransa ve İtalya’ya karşı  Arap isyanı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sömürgeciliğin resmi süreci boyunca ,  (İngiltere , Fransa, İtalya) sömürgeci güçlerin otoritesi siyasi olarak  ortadaydı. Bugün Arap dünyası , yeni-sömürgeci güçlerin &amp;nbsp;“görünmeyen  &amp;nbsp;otoritesi” altında. &amp;nbsp;Bunlar &amp;nbsp;ABD, Britanya ve Fransa’yı kapsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern  dönem &amp;nbsp;yeni-sömürgeci &amp;nbsp;güçler , Arap ülkeleri üzerindeki kontrolünü,  onların ekonomilerinin denetimi &amp;nbsp;ve yeni-sömürgeci çıkarlara uşak olarak  hizmet eden siyasi liderlerinin kontrolü aracılığıyla sürdürüyor. Bu  nedenle , 2011 sadece &amp;nbsp;diktatörler ve çürümüş rejimler aracılığıyla  zorlanan yabancı hakimiyetine karşı &amp;nbsp;ikinci Arap başkaldırı dalgasının  başlangıcı değil değil, fakat, aynı zamanda yeni-sömürgeciliğe karşı  daha geniş bir mücadelenin parçasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus la  &amp;nbsp;başlayarak başkaldırılar ve protestolar bütün Arap dünyasında patlak  verdi. &amp;nbsp;Cezayir, Yemen, Ürdün, İsrail işgali altındaki Filistin  bölgeleri, Moritanya, Sudan ve Mısır, bunların hepsi aktivizmle  elektriklendi. Buna ilave olarak Lübnan’daki politik gerginlik, Amerika  önderliğindeki yabancı askeri işgal altındaki Irak’ta devam lı  istikrarsızlık, Bahreyn’de oluşan gerginlik, Sudan’ın balkanizasyonu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakışta Arap Dünyası, kargaşa içinde gibi görünüyor, &amp;nbsp;ancak gözle &amp;nbsp;görünenden çok daha fazlası var.&lt;br /&gt;Arap  dünyası halkları uyanmadı, zaten uyanıklardı. Ülke kaynaklarının ve  zenginliklerinin yabancı şirketlere peikeş çekşlmesini &amp;nbsp;ve rüşvet yiyici  &amp;nbsp;liderlerince çarçur &amp;nbsp;edilmesini izlediler. Arap halkı, aynı liderlerin  , 2003 yılında Irak’a saldırı ve işgali &amp;nbsp;desteklemelerini &amp;nbsp;seyretti.  &amp;nbsp;İsrailin, Filistinlileri kendi devletlerinin yardımıyla ezerken  seyretti, 2006 da Lübnan’a kendi rejimlerinin örtülü deteğiyle  saldırılırken seyretti, &amp;nbsp;2008 de Gazze Şeridi, İsrail tarafından yeniden  işgal edilirken seyretti &amp;nbsp;ve Mısır yönetimi İsrail’in Gazze’yi aç  bırakmasına yardım ederken seyretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araplar uyanmadılar,  öfke ve hayal kırıklığıyla &amp;nbsp;kırıklığıyla seyrettiler. &amp;nbsp;Arap halkı şimdi  seferber oluyor. Arap kitleleri şimdi vücudun bağışıklık sistemi gibi,  Arap dünyasını bulaştıran hastalıklarla savaşıyor. Araplar eylemdeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yabancı çıkarlara hizmet eden işbirlikçi seçkinler olarak Arap liderleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zengin  ve fakirler arasındaki uçurum genişlerken sınıfsal kutuplaşma büyüdü.  nesillerarası hareketlilik, insanın yaşamı boyunca meydana gelen sosyal  &amp;nbsp;sınıfda bir değişim, ve nesiller içi &amp;nbsp;hareketlilik , &amp;nbsp;bir aile içinde  bir nesilden diğerine oluşan değişim , önlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap  halkı, hakim sınıflarının ve hükümetlerinin yalnızca yolsuz(luk yapan)  &amp;nbsp;rejimler değil, aynı zamanda işbirlikçi seçkinler, yani yabancı  şirketlerin, hükümetlerin ve nüfüzluların &amp;nbsp;yerli temsilcileri olduğu  gerçeğini kavradılar. Bu yerli Arap işbirlikçi seçkinlerinin boyun  eğdiği kapitalist sınıf haklı olarak asalak &amp;nbsp;veya asalak&amp;nbsp; seçkinler  olarak isimlendirildiler, çünkü yerel zenginliği ve kaynakları  yeni-sömürgeci efendileri adına cebe indiriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşbirlikçi seçkinlerin bu yapısı Mısır, Tunus, Lübnan ve Filistin Özerk Yönetimi’nde &amp;nbsp;hakim olarak kednini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır’da (babası Muhammed Hüsnü Mübarek tarafından başkanlık için hazırlanan) Cemal Mübarek &amp;nbsp;Bank of America’da çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus’ta  Fransız ve Amerikan askeri okullarında yetiştirilmiş bir subay olan  &amp;nbsp;Zine Al-Abidine Ben Ali, iktidardara geçince , ABD ve Fransa ekonomik  çıkarlarına hizmet etdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lübnan’da Fuad Siniora başbakan  olmadan önce Citibank memuruydu &amp;nbsp;ve Refik el-Hariri de Lübnan başbakanı  olmadan önce hem , (kendisi Suudi Orgre’yi kurmadan önce) &amp;nbsp;Fransız  inşaat şirketi Ogre’ye , hem de Suudi çıkarlarına (bu durumda ABD  çıkarlarına) çalışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolsuz Filistin yönetimi bünyesi  içndeki Salam Fayyad, maliye bakanı olmadan ve sonra yarı-diktatör  Mahmud Abbas tarafından düzmece Filistin yönetiminin başbakanı olarak  atanmadan önce , ABD Merkez Bankası’nı&amp;nbsp; ve Dünya Bankası’nı oluşturan  bankalardan birinde çalışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası, neredeyse bütün  Arap maliye bakanlarının &amp;nbsp;önde gelen küresel bankacılık kurumlarıyla  bağlantıları vardır. Hepsi aynı zamanda Uluslararası Para Fonu (IMF) ve  Dünya Bankası’nın Washington Mütabakatı’na kesinlikle &amp;nbsp;bağlılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;  Arap dünyasında akıntılar mı değişiyor, &amp;nbsp;yoksa ABD olası kayıbına karşı  kendini korumaya, zararını minimumda tutmaya mı &amp;nbsp;çalışıyor?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika,  İsrail, İngiltere, Fransa ve bunların müttefikleri Orta Doğu ve Arap  Dünyası ’nda önemli kayıplarla yüz yüze görünüyorlar. Yolsuz &amp;nbsp;14 Mart  İttifakı’nın çöktüğü &amp;nbsp;Lübnan’da çoktan başlamış durumda. Walid Jumblat  ve onun Demokratik Topluluk’unun ayrıldığı 2008’den beri 14 Mart  İttifakı oldukça lanse edilen parlamentoda çoğunluğu oluşturamıyor. Yeni  başbakanın seçimi bu gerçeğin &amp;nbsp;altını çizmişti. Hizbullah, Amal  Hareketi, Özgür Yurtsever Hareket, Marada Hareketi &amp;nbsp;ve bunların  Lübnan’daki siyasi müttefikleri, parlamenter manevrayla Refik Hariri’nin  oğlu Saad el-Hariri’yi başbakanlıktan uzaklaştırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD,  &amp;nbsp;çift taraflı oyun oynamaya çalışıyor. ABD dış politikasının büyük  &amp;nbsp;destekçisi olan The New York Times, ABD hükümetinin Mısır’ın bir çeşit  perde arkası demokratikleştirme arayışında olduğunu öne sürüyor. Ross  Douthat açıklıyor: “Daha yakından bakın; Obama yönetiminin gerçek hedefi  , diktatörün askeri kadrolarını &amp;nbsp;olduğu gibi &amp;nbsp;görevde tutarken,  &amp;nbsp;Mübarek’i ekarte etmek olmuştur. Eğer Obama’nın Beyaz Sarayı kendi  istediğini elde ederse, demokrasi ye herhangi bir açılış , eski bir  general ve CIA’in sahneleme &amp;nbsp;programıyla işbirliği ile çok iyi bilinen  Mısır istihbarat şefi olan Ömer Süleyman gibi içeriden biri tarafından  dikkatli biçimde perde arkasından idare ile &amp;nbsp;yapılacak. Bu, yumuşak  başlı , &amp;nbsp;savaş karşıtı kararsızlık değil. &amp;nbsp;Soğukkanlı reelpolitik.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mübarek’in  devrilmesinin ardından var olan &amp;nbsp;Mısır rejimi aynı kaldığı sürece  yeni-sömürgeci çıkarlara hizmet &amp;nbsp;devam ettirilecek. Çıkarları güvence  altına alındığı sürece Mübarek’i feda edeceklerdi. Rejimin çehresi  önemli değil, hizmet ettiği çıkarlar önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru ya  da yanlış, Mübarek rejimi &amp;nbsp;Mısır’daki kitlesel gösterilerin arkasında  ABD ve İsrail’in olduğunu iddia etti. İran, Hizbullah, Katar ve Hamas da  Kahire tarafından ABD ve İsrail’in yanında protestoların planlanmasına  yardım etmekle itham edildi. Mübarek yönetiminden gelen bu suçlamalar,  protesto hareketini şeytanlaştırmayı, ve meşruiyetini yabancı dalaveresi  olarak kırmayı ve Mısırlı protestocuları bölmeyi amaçlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD,  Mısır ve Tunus’ta aynı yolsuzluğa gömülmüş &amp;nbsp;statükoyu &amp;nbsp;ya , devam eden  diktatörlükle , ya da dış görünüşte demokratik politik bir sistemle  muhafaza etmeye çalışıyor. Başka bir deyişle, amaç &amp;nbsp;özü&amp;nbsp; aynı tutmak,  sadece şeklini değiştirmek. Yolsuzluklara gömülmüş hükümet iktidarı, ya  diktatörlük ya da “gözetimli” demokrasi altında işleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap  dünyası genelinde protestolar hız kazanırken, ABD ve müttefikleri kendi  “muhalefet” &amp;nbsp;figürlerini protesto hareketinin arasına katmaya ve  “ajanlarını” iktidara getirmeye “ çalışıyorlar. Eğer Arap protesto  hareketi bu sızma işlemine &amp;nbsp;karşı dikkatli olmazsa, Arap dünyasında  yükselen demokratikleşme denilen dalga , dış güçlerin kontrolünü  muhafaza eden, &amp;nbsp;manipüle edilmiş bir aşama ile &amp;nbsp;sonuçlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Akdeniz Birliği ve Arap dünyasında demokratikleşme&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika  ve Avrupa birliği demokrasi veya özgürlük için model değiller. Arap  halkı kendilerini demokrasinin böylesine dar tanımlamalarıyla  dizginleyerek kapasitesini sınırlamamalı. &amp;nbsp;Demokrasiye dair kültürel  olarak yanlı veya gizli ırkçı ve etnosentrik nutuklar a da ihtiyaçları  yok. &amp;nbsp;Onlar oldukça yetenekli &amp;nbsp;bir çoğunluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1995  Barcelonda Deklarasyonu büyük çapta yeniden ekonomik yapılandırma, Pazar  liberalizasyonu ve Avrupa Birliği ile Arap dünyası arasında serbest  ticaret bölgesi oluşturulması çağırısı yapmıştı. ABD Orta Doğu Serbest  Ticaret Bölgesi (MEFTA) aynı zamanda AB’nin attığı adımlarla paralel  giden bir ekonomik projeydi. Bu bağlamda ABD ve AB desteğinde , Avrupa  Birliği, İsrail, Türkiye ve Arap dünyasını giderek &amp;nbsp;entegre etmek için  hazırlanan bir plan &amp;nbsp;var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu jeopolitik ve sosyo-ekonomik  proje “Akdeniz Birliği” ya da &amp;nbsp;“Akdeniz in Birliği” taslağı olarak  bilinmekte.&amp;nbsp; Bu işlem , sözümona bir demokratikleştirme işlemi  aracılığıyla Arap dünyasında “aşamalı” reformu öngörüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski  olan bazı şeyler yeniden yapılandırılmalı ya da yeni şeyler yapmak için  sökülüp atılmalı. “Yeni Orta Doğu” projesi bunu yapmaya yönelikti.  Amaç, entegrasyonun yolunu açmak için Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın eski  devletlerini zayıflatmak ve değiştirmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengeli  &amp;nbsp;enregrasyona olanak sağlamak &amp;nbsp;amacıyla bu projeyi ilerletmek için  demokrasiye ihtiyaç vardı, bununlaberaber &amp;nbsp;bu ülkeleri takip edecek  &amp;nbsp;enregrasyona hazırlamak için kaos kullanıldı. Bu bağlamda model ülke  şimdi Türkiye. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Ankara  otoriter hükümetler ve Türk ordusu tarafından yönetilmiştir. Buna rağmen  Türkiye, dışarıdan bakıldığında &amp;nbsp;isbeten &amp;nbsp;liberal bir demokrasi olarak  görünümüne &amp;nbsp;önüştürüldü. Bu dış görünüşteki değişim veya dönüşüme rağmen  Türkiye hâlâ örgütlü sermayenin çıkarlarına hizmet eden yolsuzluğa  gömülmüş bir hükümet e sahiptir. Ankara, Türkiye, Ürdün, Lübnan ve  Suriye tarafından ortak imzalanan geniş bir takım anlaşmalar dizisi  vasıtasıyla bölgesel bir pazar veya blok oluşturulmasının da ön  safındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zbigniew Brzezinski nin ABD’nin desteklemesi  gerektiğini söylediği gibi , &amp;nbsp;Ankara, aynı zamanda &amp;nbsp;İran ile bağlarını  derinleştiriyor. Brzezinski’ye göre derinleşen Türk-İran ilişkileri ,  uzun vadede ABD’ye yarar sağlayacak. Bu nedenle Ankara, diğer Orta  Doğulu ülkelerle olduğu kadar, &amp;nbsp;kendisini ekonomik olarak İran ve Suriye  ile de bütünleştirmeye &amp;nbsp;çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk hükümeti, olası  bir lider olarak Orta Doğu halkları gözündeki güvenilirliğini arttırmak  için İsrail’e bariz olan muhalefet şovları yaptı. Bu bağlamda Türkiye,  Arap dünyası ve İran’a giderek yaklaşmakta. 2010 yılında Arapça yayın  yapan devlet TV kanalı açtı. Türkiye, aynı zamanda Tahran ve Şam ile,  Suriyeli ve İranlı yetkililer tarafından Ankara’nın müttefik veya  stratejik ortak ve “direniş bloku”nun bir &amp;nbsp;üyesi olarak adlandırılak  kadar yakınlaştı. Tüm bunlar, &amp;nbsp;Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bir bölgesel  blok oluşturmayı amaçlayan adımlar gibi görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa  Biriği ve Arap dünyası arasındaki ekonomik entegrasyon işleminde ortada  var &amp;nbsp;olmayan “kurumsal demokrasi”. Birçok önemli kurum doğası gereği  antidemokratik olacak. Mali ve bankacılık sektörü, kamusal denetim ve  sorumluluk alanının dışında işleyecek. Bu şartlar &amp;nbsp;altında, bankacılık  sektörü kaçınılmaz olarak devletin siyasi &amp;nbsp;yapısını kontrol edecek.  Yüzeyde bir takım dış görünüşolarak demokratik devletler ortaya  çıkarken, bunlar antidemokratik güçler tarafından kontrol edilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Küresel kapitalizm ve Arap diktatörleri arasındaki ittifak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap  diktatörleri ve tiranlarının, örgütlü sermayenin çıkarlarına hizmet  ettiğini anlamak hayati önem taşır. Bu, onların birincil işlevleridir.  Bunlar, örgütlü sermaye tarafından şekillendirilen küresel sistemin  unsurlarıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Geçmişi hatırlarsak, Mübarek’in önceli  &amp;nbsp;Mohammed Anwar Al-Sadat rejimine karşı protesto ve başkaldırılar 1977  yılında başladı. Bu protestolasrın sebebi, IMF’in Sadat’a devrettiği  neo-liberal politikalardı. &amp;nbsp;IMF politikaları, günlük yaşamın temel  ürünlerinde teşvikleri &amp;nbsp;sona erdirmişti. Gıda fiyatları fırlamış ve  Mısırlılar ağır darbe almıştı. Sadat, Mısır ordusu yla güç kullanarak ve  devlet desteklerini yeniden yürürlüğe koyacağına dair sözler vererek  protestoları sonlandırmıştı. 1977’deki protestolar başarısızlıkla sona  ermişti. Bugün Mısır’daki durum çok daha vahim ve ABD ile AB askeri güç  kullanmak dışında seçenekler arıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD ve AB bir  taraftan Arap halklarının istediği değişime düşük düzeyde sözlü destek  vermekte, ancak &amp;nbsp;diğer taraftan baskıcı rejimleri iktidarda tutmaya  çalışmakta. ABD ve AB bu rejimleri açık ve el altından destekliyor,  çünkü bunlar örgütlü sermayeye hizmet ediyor. Arap dünyasında özgürlüğe  karşı çıkanların ABD ve AB’deki kapitalist sınıf olduğu da dikkat çekmek  gerekir. ABD ve AB’den bahsedildiğinde, &amp;nbsp;bu kapitalist egemen sınıf  bağlamında bahsedilir. ABD’deki ve AB ülkelerindeki hükümet ve devlet  sadece &amp;nbsp;sermaye sınıfının temsilcileri olarak hizmet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunus’ta  protestolar duruldu. Eski rejimin yapısı &amp;nbsp;hâlâ duruyor. Aynı bakanların  ve yetkilikerin çoğu hâlâ iktidarda. Amerikan müdahalesinin açık  göstergesi olarak , ABD Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan  Yardımcısı Jeffery D. Feltman, yeni Tunus hükümetinin oluşturulmasına  dair yetkililerle müzakerelerde bulunmak üzere Tunus’a gitti. &amp;nbsp;Feltman  aynı zamanda ABD’nin Beyrut büyükelçisi olduğu dönemde &amp;nbsp;Lübnan  çıkarlarına karşı çalışması ile tanınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önemlisi,  Tunus’ta Ben Ali diktatörlüğünü sahneye koyan örgütlü yabancı sermayenin  nüfüzluları &amp;nbsp;hâlâ yerinde duruyor. Tunus protestoları, dünya çapında  insanları elektriklendirdi, ancak bunlar sosyo-ekonomik değişim içeren  devrimlere dönüşmedi. &amp;nbsp;Şimdiye kadar Tunus biraz estetik düzeltme gördü,  &amp;nbsp;ancak yapılan estetiğin altında bütün aynı mekanizmalar &amp;nbsp;ve aynı  kuruluş yapıları yerinde &amp;nbsp;duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel sermaye  Tunus’ta hâlâ güçlü etkiye sahip. Tunus ve IMF arasındaki, Akdeniz  Birliği’ni oluşturmak için Avro-Akdeniz Ortaklığı ile Avrupa Birliği  arasındaki, böylesi anlaşmalar, ABD ve AB ile yapılan çeşitli ekonomik  anlaşmalar Tunus üzerinde hâlâ boyunduruk olarak duruyor. Tunuslular,  toplumlarını aşağılayan ekonomik anlaşmalar ve neo-liberal politikaları  reddetmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1848’den ders çıkarmak: &amp;nbsp;2011’de 1848 sonrası mı tekrarlanacak?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak’daki  Anglo-Amerikan işgalinin arifesinde, 2003’teki gibi “ikinci süper güç”  bir kez daha başını kaldırıyor. İkinci süper güç halkın gücüdür. Bir  başka deyişle ve daha gelişmiş bir yöntemle Zbigniew Brzezinski 1993’te  bu süreçten bahseder. &amp;nbsp;Brzezinski bunu “küresel politik uyanış” olarak  adlandırır. 2008’de bu kavramı yeniden ele aldı ve &amp;nbsp;bunun bir başka  raundunun başlayabileceğini öne sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu küresel  politik uyanış yeni değil. Avrupa 1848’de aynı olayları basılı medyanın  ve yeni iletişim araçlarınının kullanımı döneminde gördü. &amp;nbsp;2011,  internet ve sosyal medya aracılığıyla oluşunu &amp;nbsp;gördü. Biri kazanırken  diğerinin kaybettiği oyun veya çatışma bağlamında, orta sınıftaki  politik uyanışlar, daha büyük kontrollere karşı egemen sınıf  hareketlerine bağlı olan tarihsel süreçlerdir. Toplumun orta kesimi  hiçbir şey kazanmama noktasına daha da yaklaştıkça, kendi koşullarının  farkına daha da varmakta. Bu, egemen sınıfların orta sınıf üzerindeki  kontrolü daha da mutlak hale geldikçe gerçekleşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu  yeniden sorulmalı: 1848’den hangi dersler alınabilir? 1848 Avrupa’sının  koşulları Arap dünyasınınkilerle aynıydı. Yoksulluk, işsizlik, sömürü  ve özgürlükten yoksunluk almış yürümüştü. Orta sınıf, toplumsal  dengesizlik durumundaydı. Paris Komünü’nünkü ile aynı kader Mısır’da  veya Arap dünyasının herhangi bir yerinde vuku bulmamalı. Devrimler  gerçek olmalı ve radikal sosyo-ekonomik değişimleri beraberinde  getirmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna ek olarak Muhammed El Baradey şu anda  Mübarek’e alternatif olarak sunuluyor. Baradey, Uluslararası Atom  Enerjisi Kurumu’nun eski genel direktörü ve bundan önce de Cemal  Abdülnasır iktidarında ve Al-Sadat yönetiminde diplomattı. Mübarek  rejimi, Al-Sadat rejiminin devamıdır. El Baradey gerçek bir alternatif  değil; ABD, AB ve İsrail’in çıkarlarına boyun eğen bir geçmiş  performansa sahip. Ve ne de Mısır ve Arap dünyasını felce uğratan  neo-liberal politikalara karşı. Aksine, El Baradey küresel sermayenin  çıkarlarına hizmet etmeyi , ve hem Mısır’ın varolan yolsuzlaşmış&amp;nbsp; devlet  statükosunu hem de dış politikadaki yönünü korumayı amaçlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Arap halkları küresel kapitalizmin rolünün üstüne gitmeli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD  ve AB, demokrasi ve özgürlüğün savunucuları değildir. Kleptokrasiyi  desteklerler. Kleptokrasi, farklı biçimler alabilir. Demokratik veya  otoriter olabilir. Bunun başlıca ön koşulu, ulusal seçkinlerin Batı  Avrupalı ve Amerikalı kapitalizme meydan okuduğu Rusya veya İran’daki  gibi sadece yerli kapitalist seçkinlere değil, küresel kapitalist sınıfa  hizmet etmesi gerektiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu halk protestoları, yeni bir Orta Doğu’nun doğum sancıları mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap halkı kendi siyasi &amp;nbsp;temsilciliğini yeniden mi kazanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu,  Arapların uzun zamandır beklediği , &amp;nbsp;dünya tarihinin sayfalarına  yeniden girmelerinin zamanıdır. Arap halkı, devrimlerine örgütlü sermaye  tarafından yönlendirilmeksizin devam edebilmek için gardını yüksek  tutmalıdır. AB’den gelen sözde stabilizasyon yardımları &amp;nbsp;ve diğer  destekler yardım anlamına değil, Arap toplumlarının gidişatını  yönlendirme anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arap orta sınıfı bu finansal  manipülasyon işlevinin farkına varmalı ve Arap rejimlerini destekleyen  ekonomik bağları kesmeli. &amp;nbsp;ABD ve AB’nin yürürlüğe koyduğu sömürü ve  hırsızlık getiren ekonomik anlaşmalar iptal edilmeli. &amp;nbsp;Politik güç,  ekonomik güce tâbi olmamalı. Bu bağlamda , kurumsal demokrasi de akılda  tutulmalı. Aksi takdirde, 1848 sonrasındakinin aynı sonucu, &amp;nbsp;2011 Arap  Baharı sonrasında da kendini tekrar edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protesto  hareketinin sonucu olarak ortaya çıkabilecek bir başka “alternatif” Arap  hükümetleri dış görünüşte demokrasi gibi görünecek. Bunun yerine,  &amp;nbsp;küçük bir toplumsal azınlık için kleptokratik statükoyu korumaya  çalışacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Statüko galip gelecek. Ekonomik sömürü, açık diktatörlük yerine demokrasi ve demokratik yönetim kılıfı altında devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim sandığına oy atmanın bir ritüele dönüştüğü yerde demokrasi , seçimlerin yapılması meselesi değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasi, düşünce özgürlüğünde ve ekonomik demokrasi aracılığıyla geçim sağlamada odaklanmalı .&lt;br /&gt;Bunun  ortaya çıkması için tüm Arap dünyasındaki &amp;nbsp;halklar, küresel  kapitalizmin kendi &amp;nbsp;yerel&amp;nbsp; siyasi sistemlerinin yapısı üzerindeki  etkilerinin, yani otoriter rejimlerin yabancı çıkarlarına ne kadar  başarıyla hizmet ettiklerinin üstüne gitmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahdi Darius Nazemroaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Note-  Kleptokrasi&amp;nbsp; yi *yolsuzluğa gömülmüş* olarak çevirdim.. bu kelimeden  anlamamız gereken tam da Türkiyedeki AKP ve öncesi hükümetlerin  pratikleri…Hizmet ettikleri hakim sınıf dahil olmak üzere , tamamıyle  kendi ceplerini &amp;nbsp;yolsuzluklarla, rüşvetlerle , hırsızlıklarla dolduran,  çevresini zengin eden,&amp;nbsp; geleneksel (her nedemekse) resmi bir hükümet  şekli&amp;nbsp; olmayan , ama sözde &amp;nbsp;yöneten bir hükümet yapısı..Belkide  Türkiyeye uyan, &amp;nbsp;deyimiyle , Hırsızların ve yolsuzların Yönetimi ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&amp;amp;aid=23050" rel="nofollow" target="_blank"&gt;http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&amp;amp;aid=23050&lt;/a&gt; adresinde yayımlanan metinden Erdoğan Ahmet&amp;nbsp; tarafından çevrilmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-2958037207643528587?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/2958037207643528587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=2958037207643528587' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/2958037207643528587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/2958037207643528587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/arap-dunyasnda-kendi-kaderini-tayin.html' title='Arap Dünyasında Kendi Kaderini Tayin için Mücadele ; Arap Diktatörler ve Global Sermaye arasındaki İttifak'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-9096484631006698354</id><published>2011-02-16T07:29:00.000-08:00</published><updated>2011-02-16T07:29:34.073-08:00</updated><title type='text'>Mısır , Tunus; Halk Ayaklanmaları, iktidar mücadelesi , Ordu , oynanan oyunlar ve planlar</title><content type='html'>&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:WordDocument&gt;   &lt;w:View&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:Zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:TrackMoves/&gt;   &lt;w:TrackFormatting/&gt;   &lt;w:PunctuationKerning/&gt;   &lt;w:ValidateAgainstSchemas/&gt;   &lt;w:SaveIfXMLInvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:IgnoreMixedContent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:DoNotPromoteQF/&gt;   &lt;w:LidThemeOther&gt;EN-US&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:LidThemeAsian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:LidThemeComplexScript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:Compatibility&gt;    &lt;w:BreakWrappedTables/&gt;    &lt;w:SnapToGridInCell/&gt;    &lt;w:WrapTextWithPunct/&gt;    &lt;w:UseAsianBreakRules/&gt;    &lt;w:DontGrowAutofit/&gt;    &lt;w:SplitPgBreakAndParaMark/&gt;    &lt;w:DontVertAlignCellWithSp/&gt;    &lt;w:DontBreakConstrainedForcedTables/&gt;    &lt;w:DontVertAlignInTxbx/&gt;    &lt;w:Word11KerningPairs/&gt;    &lt;w:CachedColBalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:BrowserLevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathPr&gt;    &lt;m:mathFont m:val="Cambria Math"/&gt;    &lt;m:brkBin m:val="before"/&gt;    &lt;m:brkBinSub m:val="&amp;#45;-"/&gt;    &lt;m:smallFrac m:val="off"/&gt;    &lt;m:dispDef/&gt;    &lt;m:lMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:rMargin m:val="0"/&gt;    &lt;m:defJc m:val="centerGroup"/&gt;    &lt;m:wrapIndent m:val="1440"/&gt;    &lt;m:intLim m:val="subSup"/&gt;    &lt;m:naryLim m:val="undOvr"/&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"  LatentStyleCount="267"&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/&gt;   &lt;w:LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt; /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0in 5.4pt 0in 5.4pt; mso-para-margin-top:0in; mso-para-margin-right:0in; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0in; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}&lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Arap ülkelerindeki halkların devam eden ve duraksamalar, gerilemelerde olsa devam edecek edecek olan devrim mücadelesi&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;,tüm mücadeleler için bir tecrübe kaynağı olmanın yanında, özellikle Türkiyedeki burjuva liberal lerin ve yetmez ama evetci sol!! un Devlet ve ordu konusundaki anlayışlarının nasıl gerçeklerden uzak olduğunu, Marksist devlet anlayışının sa tarihi olarak ne kadar doğru olduğunu bir defa daha kanıtlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Gelişen olaylar, Türkiyede ve genelde Olaylara &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;*sınıfsal bakışı bırakmayı * öneren, *&lt;/span&gt;Marksizm’i; insan ve toplum beynini esir alan &amp;nbsp;bir ideoloji ve sadece bir sınıfa (proletarya) ait&amp;nbsp;bir yöntem olmaktan çıkartıp, yeniden, bilimin anası bir felsefe, bir toplum bilimi düzleminde üretmek gerekir diyen * ,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ordu-bürokrasi, Kemalizm - gericilik çatışmalarını DEVLET in üstünde ve ondan bağımsız , hatta Devlet in iç çatışması gibi gösteren &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;tüm burjuva liberal ve revizyonist yaklaşımların saçmalığını &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;pratikte doğrulamış örnekllerle dolu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marksist Leninist görüşü -ta ki kafalara dank edene kadar tekrarlıyalım- ; sınıfsal bir iktidar olarak &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;*Devlet* le, &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Devletin kurumlarından birisi *hükümet*&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bu sınıfsal devlet in *iktidarı* , &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bu sınıfın yürütme organı dır, devletin kurumlarından bir diğeri olan ORDU ise , bu sınıfın hakimiyetinin zorla sağlanmasıyla görevli bekçisidir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sadece devletin iktidarındaki –yani hükümetdeki- değişiklikler, bir iktidar olarak *Devlet* de değişikliklere neden olamaz. &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Bu değişiklerde olası bir tehlike karşısında hakim sınıf ın devleti, diğer bir kurumu olan ordu yu harekete geçirerek , olası değişiklikleri&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;SADECE- yürütmeyle sorumlu -İKTİDAR daki değişikliklerle kısıtlamayı hedef alır. Bunu gerçekleştirmede &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;de &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;şüphesizki bağımlı ve işbirlikcisi olduğu uluslarası sermayenin ve emperyalist ülkelerin yardımı ve desteği büyük rol oynar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kısacası &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bir iktidar olarak devleti hedef almayan ya da ALAMAYAN hareketler, devletin iktidarındaki bir değişiklikle etkisizleştirlmeye, bastırılmaya ve uyutulmaya çalışılır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mısırda, Tunusda ki &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;yeni bir uyanışın ve başkaldırının örneğini veren devrimci mücadeleler – bu anlamda- devam edecek olan ve henüz amacına ulaşmaktan uzak bir durumda.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İktidar olarak Devlet, mücadeleyi bastırmak için hareketlerin yavaşlaması, etkisiz hale getirilmesi için , halkların taleplerini &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;hükümetdeki değişikliklerde yoğunlaştırarak, 1) zaman &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;çalmaya, 2) &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;kendi çıkarlarına hareket edecek muhalefeti &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;oluşturmaya &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;3) kitlelerin gerek ekonomik ve gerekse siyasi geniş &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;kapsamlı taleplerini &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;yadsıma aldatmaca planlarını hazırlamaya ve en önemlisi &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bunlara bağımlı olarak 4) gereksinim olasılığını hesap ederek , &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;orduyla bir karşı devrim hazırlığına uğraşıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mısırda ayaklanan halkla bağlantısı bile olmayan , onların temsilcisi olmayan , sözde *populer* &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ler, özde sistemin insanları olanları *muhalefet liderleri* olarak yansıtarak , onlarla , medyada yoğun bir şekilde&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;yayınlanan * pazarlıklar* yapıyorlar. Arab Liginin genel sekreteri Amir Musa &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;, Mısırlı Milyarder iş adamı Naquıp &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Sawiris, örneğinde olduğu gibi tüm benzerleri sistemin adamları. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani Hakim sınıf, iktidar olarak Devlet ini korumak için , kendi içinden ve kendi sisteminin profesyonellerinden sözde *muhalefet* liderleri yaratarak, onlarla&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;pazarlık içine girmekte.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ABD tarafından Mısıra gönderilen milyarlarca dolarlar aslan payını alan generaller zaten protestoların daha fazla ve ileri gitmesine müsaade etmeyeceklerini açıkladılar. &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Kapitalizmin çarpıkta olsa daha gelişmiş &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;olduğu ülkelerden farklı olarak , Mısırdaki askeri önderlik , Mısırın hakim sınıflarının üyeleri &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;durumundalar. Yani sadece iktidar olarak devletin sahipleri değil, onun bekçisi kurumu olan ordunun da başındalar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tunusda , provokasyonların ve şiddetin arkasında olan ordu,&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;ihtiyattadaki askerleride geri çağırarak kendini güçlendirme&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hazırlıkları içinde.&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Parlemento hala eski&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;iktidarın elemanlarından oluşuyor, yani hükümet anlamında bir değişiklik bile tamamlanmış değil.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani- hiç te küçümsenmeyecek olan mücadele-pratik anlamda – içerde-, &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;bir uyanış ve uyanış temelinde başkaldırı&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;safhasında kazandığı , burjuvaziyi zor durumda bırakma ve tavır almaya zorlama, -dışarda- benzer hareketleri ve umutları canlandırmanın dışında –henüz- amacına ulaşmaktan uzak durumda. Muharebe kazanıldı ama savaş hala devam ediyor –gerileme ve duraksamalar olsa da artık devam edecek tecrübe ve temel siyasi bilinc kazanılmış durumda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Özellikle Mısırda önderliğin yoksunluğu, devrimci mücadelede önderlik sorunun önemini ortaya koymakta. Bu demek değildirki önderlik yoksunluğu mücadeleyi küçümsememizi ve mücadeleyi &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;desteklemekten vazgeçmemizi &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;gerektirir, tam tersine mücadele içinde önderlik yaratılabilmesi için bu halkların mücadelelerine daha yoğun bir destek vermek gerekir. Lenin in de belirttiği gibi siyasi bilinç &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;somut pratikte daha çabuk kazanılır, &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;böylesine sıcak bir mücadele içindeyse &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;emekci halkların siyasi bilinci kazanması katlarca daha hızlı olur.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Enternasyonal&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;sorumluluk bu halkların mücadelelerine destek vermek, onların mücadelesinin hedefini sadece hükümetde bir değişikliğe &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;yoğunlaştırmaya çalışan, ordularını devrimci mücadeleyi bastırmak için hazırlayan &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;emperyalist ve burjuva planları deşifre etmek, bu planlara karşı kamu oyu yaratmak ve sadece muharebeleri değil savaşı da &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;kazanmaları temennisi yle&lt;span&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;mücadelelerine mümkün olan her alanda &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;omuz vermektir. Mücadeleleri &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;-uzaktan- &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;objektif olmayan , pessimist &lt;span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ve negatif değerlendirmeler ve yazılar burjuvazinin çıkarlarına hizmet eder.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Erdoğan Ahmet&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şubat 13, 2011&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-9096484631006698354?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/9096484631006698354/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=9096484631006698354' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/9096484631006698354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/9096484631006698354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/msr-tunus-halk-ayaklanmalar-iktidar.html' title='Mısır , Tunus; Halk Ayaklanmaları, iktidar mücadelesi , Ordu , oynanan oyunlar ve planlar'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-6661111980830461021</id><published>2011-02-15T19:37:00.001-08:00</published><updated>2011-02-15T19:38:15.218-08:00</updated><title type='text'>Tunus Halk ayaklanması ve Devrim Anlayışı üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tunus daki halk ayaklanması üzerine halka güvensizliğin, devrimden  &amp;nbsp;korkunun ideolojik kaçışını temsil eden burjuva liberal yaklaşımın  *Tunus daki Devrim değildir*, *yasemin devrimi*,&amp;nbsp; *batı kaynaklı devrim*  vb gibi , ezilen, sömürülen, hor görülen &amp;nbsp;halkların ayaklanmasını&amp;nbsp; ve  bu ayaklanmaların önemini küçümsemeye çalışan liberallerin yanında, ne  yazıkki Marksist Leninist olduğunu iddia eden yayınlardada benzer hatalı  yazıları&amp;nbsp; görüyoruz.. Konunun temeli olan ideolojik yaklaşım açısından  Tunus: Bu Bir Devrim Değildir başlıklı yazı bunlardan bir örnek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bağımsızlık Sosyalizm Demokrasi İçin Yürüyüş Dergisi: 253 üncü &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sayısında&lt;b&gt; &lt;/b&gt;Tunus:  Bu Bir Devrim Değildir başlıklı bir yazı yayınlandı.Yazı içinde genel  doğruları taşımasına rağmen , konuya bakışında temel aldığı yaklaşım,  içinde teorik hatalar ve yanlış anlaşılmalara neden olacak&amp;nbsp; , Marksist  yaklaşımdan sapmış bir içeriğe sahip .Yazar eğer bu Sosyalist bir devrim  değildir başlığını atsaydı, sorun olmazdı. Ne her politik devrim sosyal  devrime dönüşecek diye bir dogma , ne de her *sosyal* devrimin  *Sosyalist* devrime dönüşeceği gibi bir hayalcilik içinde olamayız.  Ancak bunlar halk devrimlerini-dışardan ve uzaktan , &lt;b&gt;kafamızda yaptığımız *başarısız olacak* değerlendirmeleri temelinde&lt;/b&gt;- küçümsememiz için de bir neden olmamalı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yazar,  bir taraftan -doğru bir tanımlama olarak-&amp;nbsp; *Bin Ali’nin ülkeyi  terketmek zorunda bırakılması, ezilen halkların, sömüren ve zulmeden  işbirlikçi diktatörlüklere karşı bir zaferidir. Halklar cephesinin bir  kazanımıdır.* diyor. Ancak hemen devamında, aslında *Devrime* burjuva  liberallerin yaklaşımını eleştirirken ,&lt;b&gt; kendisi de sol-liberal bir yaklaşım içine düşüyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;**Bu  süreç, burjuva basın yayın organlarında “devrim” olarak adlandırıldı.  Ve son zamanlardaki emperyalist modaya uygun olarak bu devrime de bir ad  konuldu ve “yasemin devrimi ” denildi.** diyerek burjuvazinin halk  ayaklanmasını &amp;nbsp;aşağıdan yukarı, ezilen halkların bir mücadelesinin ürünü  olan ayaklanma değil, sanki yukardan aşağı, denetlenen, ve hatta bir  *komplo* olarak sunma çalışmalarını eleştirirken , **Oysa bu bir devrim  değildi.** diyerek , kendisi de aynı hataya, sol dan düşmüş oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yazar  daha da ileri gidip *Tunus’taki gelişmeleri devrim olarak  değerlendirmek, devrimlerin içini boşaltmak ve nihai anlamda devrimleri  tarih sahnesinden silmek isteyenlerin işidir.* diyerek , gerek&amp;nbsp; teorik  açıklama olarak hataya&amp;nbsp; ve gerekse diyalektik olarak Marksizmle çelişen  ve komplo teorisici bir yaklaşıma düşüyor .Burda da &lt;b&gt;eğer *Tunus’taki gelişmeleri *yasemin devrimi* olarak değerlendirmek&lt;/b&gt;......* diye tanımlasaydı, sorun olmazdı. Çünk&lt;b&gt;i Devrimciler aşağıdan yukarı, halkın başlattığı bir DEVRİM&lt;/b&gt;,  burjuva Liberaller, yukardan aşağıya&amp;nbsp; burjuvazinin başlattığı bir  *yasemin Devrimi *olarak tanımlıyorlar. Birisi halka olan güveni, diğeri  burjuvaziye olanın güveni , birisi devrime olan inancı, diğeri reforma  olan inancı&amp;nbsp; temsil ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;** Devrimler, diyor yazar iki  biçimde karşımıza çıkar: Politik devrim, sosyal devrim.Politik devrim,  iktidarın el değiştirmesidir. Sosyal devrim ise, bizim gerçek devrim  dediğimiz devrim türüdür.**&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu tanımlamada herşeyden önce *&lt;b&gt;politik*  devrimle *sosyal* devrim arasındaki diyalektik ve direk bağlantıyı  kopararak onları biribirinden kopuk ve bağımsız iki kavram gibi gösterme  hatasına &lt;/b&gt;düşmesi yanında, &lt;b&gt;*sosyal devrimle*, *sosyalist devrimi* aynılaştırma hatasına da düşüyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marks Devrim i tanımlarken &lt;b&gt;Devrimin birden olacağı gibi bir dogma dan bahsetmez, &lt;/b&gt;maddi koşullara bağımlı kılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;"Gelişmelerinin  belirli bir aşamasında, toplumun maddi üretici güçleri, o zamana kadar  içinde hareket ettikleri mevcut üretim ilişkilerine ya da bunların  hukuki ifadesinden başka bir şey olmayan mülkiyet ilişkilerine ters  düşerler. Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler,  onların engelleri haline gelirler. O zaman bir &lt;i&gt;toplumsal&lt;/i&gt; &lt;i&gt;devrim&lt;/i&gt;  çağı başlar. İktisadi temeldeki değişme, kocaman üstyapıyı, büyük ya da  az bir hızla altüst eder. ... Burjuva üretim ilişkileri, toplumsal  üretim sürecinin en son uzlaşmaz karşıtlıktaki biçimidir — bireysel bir  karşıtlık anlamında değil, bireylerin toplumsal varlık koşullarından  doğan bir karşıtlık anlamında; bununla birlikte, burjuva toplumun  bağrında gelişen üretici güçler, aynı zamanda, bu karşıtlığı çözüme  bağlayacak olan maddi koşulları yaratırlar." (K. Marx and F. Engels,  Soch., 2nd ed., vol. 13, p. 7).&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marks devrim konusunu ele  alırken&amp;nbsp; ilkel toplumdan , köleci topluma , feodalizmden kapitalizme ,  kapitalizmden sosyalizme geçişte,&lt;b&gt; kendiliğinden, yaygın olmayan ve hatta yöresel olan hareketlerden ve ayaklanmalardan bahseder&lt;/b&gt;.  &amp;nbsp;Devrim in ekonomik temellerini toplum içindeki üretici güçlerin  arasındaki çelişki ve çatışmalar olarak ele alan Marks bu çatışmanın,  kendisini var olan sistemi korumak ve güçlendirmek isteyen hakim  sınıflarla ezilen sınıflar arasındaki mücadelede ortaya koyduğunu ve  ezilen sınıfların kendiliğinden ya da bilinçli &amp;nbsp;devrimci mücadelesinin ,  var olan üretim ilişkilerinin sisteminden &amp;nbsp;kurtulma ihtiyacı duymanın  &amp;nbsp;, bunun bilincinin doğmasının bir göstergesi olduğunu söyler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Devrimler,&lt;/b&gt; der Marks, hiç bir zaman *kişilerin* , ya da&lt;b&gt; kitlelerden bağımsız&amp;nbsp; bir azınlığın komplosu değildir&lt;/b&gt;. Bunlar sadece kitleleri etkileyen somut değişimlerin &amp;nbsp;ve şartların yarattığı &lt;b&gt;devrimci durumlardır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marks ve Lenin göre, Her sınıf hakimiyet için mücadelesinde , herşeyden önce &lt;b&gt;Politik Devrimi gerçekleştirerek , politik&amp;nbsp; gücü ele geçirmesi gerekir&lt;/b&gt;. &lt;b&gt;Sosyal devrim bunun ayrılmaz parçası-devamıdır.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marksizm Leninizm &amp;nbsp;sosyal devrimlerin üretici güçlerin gelişmesinden &lt;b&gt;otomatik olarak doğacağı&lt;/b&gt;, ve oblektif şartların ısrarlı mücadele , kayıplar ve yenilgiler olmadan başarı sağlanacağını &lt;b&gt;garantilediği&lt;/b&gt; (yani sonucunun belli olduğu) &amp;nbsp;bir dönemde olacağı fikirlerine &lt;b&gt;tamamen karşı olmuşlardır&lt;/b&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Marksist  leninistlere göre , küçük ya da büyük, aşağıdan yukarı olan her halk  ayaklanması - devrimler- sosyal ve siyasi ilerleme ve gelişmelerin  lokomotifleri olmuştur.&amp;nbsp; Marx devrimleri tarihin lokomotifleri olarak  tanımlamıştır.&amp;nbsp; Devrimlerin tarihi görevi sosyal ilerlemelerin önündeki  engelleri kaldırmak olmuştur ve olmaya devam edecektir.&lt;b&gt;&amp;nbsp; Her devrim sosyal değişim ve gelişme &lt;/b&gt;,  daha ileri bir sosyal yaşam yönünde büyük bir ileri adımdır. Devrimci  dönemlerde sosyal gelişmelerin sınırları mücadelenin ve somut şartların  gelişimine bağlı olarak bir anda daha da genişleyebilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lenin *kapitalistler halkı nasıl korkutmaya çaılışıyor* &amp;nbsp;&amp;nbsp;yazısında politik devrim olarak &amp;nbsp;*&lt;b&gt;her siyasi ayaklanma&lt;/b&gt; , eğer bu sadece kliklerin değişiminden ibaret değilse, &lt;b&gt;bir sosyal devrimdir&lt;/b&gt;* der.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yazarın  karıştırmasına örnek olarak , Lenin *sosyal* ve *sosyalist* devrimin  birbirine karıştırılmaması gerekliliğini ve siyasi (politik) devrimle,  sosyal devrim arasındaki bağı, **Finansovaya Gazetesi işçiler ve  köylüler sadece burjujuvaziden (siyasi –politik devrimle) &amp;nbsp;(siyasi) &lt;b&gt;gücü almakla yetinmeyeceği bariz gerçeği saklamaya çalışıyor*&lt;/b&gt; sözleriyle belirtiyor. &amp;nbsp;Lenin Collected Works, Progress Publishers, 1964, Moscow, Volume 24, pages 439-440.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aynı şekilde Lenin * &lt;b&gt;sosyal devrimlerin küçük ülkelerdeki ayaklanamalar olmadan olacağı hayalinde olmak,&lt;/b&gt;  ..sosyal devrimi inkar etmektir **..derken &amp;nbsp;sadece siyasi devrimlerle  sosyal devrim araasındaki koparılamaz bağı ortaya koymuyor, &lt;b&gt;ayaklanmaların ve siyasi devrimlerin &lt;/b&gt;&amp;nbsp;(Marksin da belirttiği gibi) &lt;b&gt;sosyal devrimin kaçınılmaz ilk adımı ve şartı olduğunu da ortaya koyuyor. &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ayaklanmalara  genel olarak baktığımızda bile, her ayaklanma kitlelerde bir bilinç,  tecrübe ve deneyim oluşturur, siyasi devrim için bir kazanç sağlar.  Tunusdaki ayaklanmada kazanılan deneyimler, Tunusun sosyalist devrim  mücadelesi için ileri bir adımdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gerici , baskı ya dayanan rejimi değiştirme yönündeki &lt;b&gt;her ayaklanma bir devrimci mücadeledir&lt;/b&gt;,  yani DEVRİM savaşıdır. Politik devrim i hedef alan bir Devrimci  ayaklanmanın başarıya ulaşıp ulaşamıyacağı *tesbitlerine* dayanarak  &amp;nbsp;onun bir *&lt;b&gt;Devrim* olup olmadığı yönündeki &amp;nbsp;değerlendirmeler&lt;/b&gt;,  halkların mücadelesine yarar sağlamayan, tam tesine burjuvazinin  demogojilerine&amp;nbsp; , komplo teorilerine hizmet eden, halkların mücadelesini  ve ayaklanmasını küçümseyen&amp;nbsp; yaklaşımlardır.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Politik  (siyasi) devrim , sosyal devrim ve sosyalist devrim kavramları kimi  yerde birbirine karıştırılarak ya da birbirinden tamamen kopuk bir  şekilde ele alınarak&amp;nbsp; yapılan değerlendirmeler&amp;nbsp; devrmci mücadeleye yarar  değil zarar veren değerlendirmeler olarak sonuçlanmaya mahkumdür.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Devam eden ayaklanmalar DEVRİM dir&lt;/b&gt;,  devrimin sonuna kadar götürülüp götürülemeyeceği , emperyalist  oyunlarla ve pazarlıklarla uzlaşmayla sonuçlanıp sonuçlanmıyacağı  konusunda Marksist Leninistlerin &amp;nbsp;bu halklara DESTEĞİ ve temennisi &amp;nbsp;, &lt;b&gt;DEVRİMİN siyasi bir devrim olarak sonuçlanması &lt;/b&gt;ve sosyalist devrime dönüşmesi yönünde olması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yani &lt;b&gt;Devrim in Devrim olup olmadığını &amp;nbsp;belirleyen onun başarılı olup olamıyacağı&lt;/b&gt;-sonuçun ne olacağı tesbitlerine dayanarak yapılmaz. &lt;b&gt;DEVRİM BİR SÜREÇTİR&lt;/b&gt;-ayaklanma (nın &lt;b&gt;kendisi) bir devrimdir&lt;/b&gt;, sürecin başlangıcıdır. Başarıya ulaşırsa –&lt;b&gt;başarılı olmuş bir DEVRİM,&lt;/b&gt; yenilgiye uğrarsa yenilgiye uğramış bir DEVRİMdir..Ama DEVRİMdir. &amp;nbsp;Rusyadaki &amp;nbsp;1905 ve 1917 devrimleri , Fransız Devrimi vb de &lt;b&gt;kendiliğinden oluşan ayaklanmalarla &amp;nbsp;başlayan DEVRİM lerdi&lt;/b&gt;. Bunları SONUÇLARI ne olduğuna göre (bu anlamda) değerlendirmiyoruz, DEVRİM olarak değerlendiriyoruz. &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Emperyalist  lerin kuklası olan diktatörlere karşı ezilen, sömürülen, kurşunlanan  halk ların, bu rejimleri yıkmayı hedef alan ayaklanmalarını DEVRİM  değildir diye değerlendirmek, Marksist Leninistlerin değerlendirmesi  olmamalı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Ayaklanmaları &amp;nbsp;başarıya ulaşıp ulaşamıyacağı temel alınarak,&lt;/b&gt; kendi kafamızdan, uzaktan yaptığımız değerlendirmelerle DEVRİM değildir diye tanımlamak&amp;nbsp; -&lt;b&gt; pratik sonuçta bu DEVRİMlere moral olarak bile DESTEK vermeyi &amp;nbsp;gereksiz kılmayı öneren bir yaklaşım hatasıdır&lt;/b&gt;.&amp;nbsp;  Devrimcilerin görevi bu devrimleri &amp;nbsp;tüm olanaklarıyla desteklemek,  kazanımlarını coşkuyla karşılamak,Arapa ülkelerinde ki ayaklanmalarla&amp;nbsp;  ilgili olarak kitleleri aydınlatmak, onları umutsuzluktan kurtarmak ve  devrimin ÇÖZÜM olduğu, değişimlerin halkların mücadelesiyle  kazanılabileceği gerçeğine uyandırmak ve bu coşkuyu kendi kitlelerinde  de yaratmak için kullanmak olması gerekir..Küçümsemek ve umudu  umutsuzluğa dönüştürmek değil..Şüphesizki bunların SOSYAL-İST devrim  olduğu abartısı ile de değil.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Doğan &amp;nbsp;ve yaygınlaşan umudu&lt;/b&gt;, umutsuzluğa dönüştürmek &amp;nbsp;burjuvazinin ve onların medyasının, basınının görevidir. &amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Devrimciler  sosyalist devrim mücadelesine katkıda bulunacak, kitleleri  bilinçlendirecek, harekete geçirecek ve tecrübe kazandıracak &lt;b&gt;her  ayaklanmayı, yani siyasi devrimi (Devrim süreçi içinde sonucunun ne  olacağına bakmaksızın) destekleme sorumluğu altındadırlar&lt;/b&gt;. Aşağıdan yukarı ,&amp;nbsp; halktan başlayan , emperyalizme onların kukla iktidarlarına karşı her&lt;b&gt; *politik*, *sosyal* DEVRİM, *sosyalist* DEVRİMin bir kazanımıdır, onun bir parçasıdır.&lt;/b&gt;. Bir siyasi devrim in, başarıya ulaşamayıp, &lt;b&gt;sosyal  devrime dönüşememesi , hatta siyasi devrim olarak bile başarıya  ulaşamaması, onun bir *Devrim* olduğu gerçeğini değiştirmez.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;9 Şubat 2011&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/33825560-6661111980830461021?l=yenidemokrasi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/feeds/6661111980830461021/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=33825560&amp;postID=6661111980830461021' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6661111980830461021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/33825560/posts/default/6661111980830461021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://yenidemokrasi.blogspot.com/2011/02/tunus-halk-ayaklanmas-ve-devrim-anlays.html' title='Tunus Halk ayaklanması ve Devrim Anlayışı üzerine'/><author><name>Erdogan</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_IlirHpoKAsQ/S0A09HHfvNI/AAAAAAAAACA/TQHI0umdqRY/S220/ahmete.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-33825560.post-4765202092561855747</id><published>2011-02-05T07:01:00.001-08:00</published><updated>2011-02-05T07:01:44.482-08:00</updated><title type='text'>“yeni-Osmanlı” politikası üzerine- kısaca</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;" class="mbl notesBlogText clearfix"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu, özellikle AKP ye  atfedilen ve abartılan *yeni Osmanlı*  politikasına,  politika nın temel  kuramını özetleyen   bir alıntıyla başlayalım&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; “Ortadoğu’da  ve Osmanlı Coğrafyası’nda barışın tesis edilmesi ve terörün  engellenebilmesi, ancak bu bölgedeki halkla tarihî, dinî ve kültürel  beraberliği olan Türkiye’nin önderliğinde gerçekleştirilebilir. &lt;strong&gt;ABD’nin süper güç olması&lt;/strong&gt;,  Irak örneğinde görüldüğü gibi, zorla barış ve huzuru sağlayarak terörü  önlemesi için yeterli değildir. Lâkin, bu konuda Türkiye’nin de kararlı,  azimli, cesaretli ve &lt;strong&gt;hazırlıklı olması lâzımdır“&lt;/strong&gt;.   Hasan Celal Güzel 16 Mayıs 2008 tarih ve “Osmanlı Milletler Topluluğu” başlıklı yazısında&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu alıntıda Hasan Celal Güzel  yeni osmanlı Politikasının neden benimsenmesi gerektiğini  özetliyor. Ve devam ediyor…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;“ ‘Büyük Ortadoğu Projesi’&lt;/strong&gt;,  ancak ‘Büyük Osmanlı Projesi’ hâlinde düşünülürse barış ve huzurun  sağlanması mümkün olabilir. Bunun için de, ilk merhalede ‘Osmanlı  Milletler Topluluğu’nun kurulması şarttır. Bu topluluğa, Ortadoğu,  Balkanlar, Kafkaslar, Afrika ve Güney Doğu Asya’dan üyeler  sağlanabilecek; bu yeni oluşum, hem Türkiye’ye lâyık olduğu statüyü  kazandıracak, hem de &lt;strong&gt;dünya barışına katkıda bulunabilecektir.”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devamındaki  bu alıntıda da Hasan Celal Güzel  aslında bu projenin kimlerin projesi  ve kimlerin çıkarı doğrultusunda uygulanacak bir politika olduğunu  özetliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tarihi temeline bakarsak , Yeni Dünya Düzeni, “  ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ , sınıflar arası çelişkilerin tarihe karıştığı  ve emperyalistllerle ezilen uluslar arası çelişkilerin , aslında &lt;strong&gt; kültürler arası çatışmadan ibaret olduğu&lt;/strong&gt; , Huntingtonun  teorlerinin , genelde dünyada , özelde Orta doğuda  emperyalistler tarafından uygulamaya geçirilmesidir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu teorinin pratiğe uygulanması ile , ABD nin ve diğer batılı emperyalist ülkelerin ,  &lt;strong&gt;dünya  genelinde , ve özelde Ortadoğu’da zaten zayıf olan etkisinin  ve gücünün daha da zayıflaması&lt;/strong&gt; , Sovyetlerin parçalanmasından  arda kalan Türkik  ve islami ülkelerde etki alanları olmaması, &lt;strong&gt;Türkiyedeki  işbirlikci - dünya tekelci sermayenin uzantısı olan burjuvaziye, bu  bölgelerde ekonomik ve siyasi yayılma rolü oynama şansını ortaya çıkardı&lt;/strong&gt;. Bu da , gene emperyalist düşünce kurumlarının isimlendirdiği ve biçimlendirdiği &lt;strong&gt;*yeni Osmanlı projesi * adı altında&lt;/strong&gt; piyasaya sürüldü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hemen hemen hiç bir ülkede &lt;strong&gt;hakim sınıf  olarak sermaye ,&lt;/strong&gt; ekonomi ve &lt;strong&gt;politikaların uygulanması ile doğrudan uğraşmaz&lt;/strong&gt;,  bu işlevi  onların -sınıfsal bir iktidar olarak-devletin in Bürokratik  kurumları ,ve bu kurumların  en önemlisi –devletin bir iktidarı olarak-  &lt;strong&gt;Hükümet  yerine getirir&lt;/strong&gt;.  Hükümet, hakim sınıf ın, işlerini ve ilişkilerini düzenleyen , &lt;strong&gt;Yürütme işlevini yerine getiren bürokratik kurumdur&lt;/strong&gt;..Marx ve Engelsin deyimiyle ,&lt;strong&gt;hükümet *Modern devletin yürütme organı, tüm burjuvazinin ortak işlerini düzene koyan bir komiteden başka bir şey değildir*. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu anlamda &lt;strong&gt;Yeni Osmanlı politikası&lt;/strong&gt;, AKP nin değil, &lt;strong&gt;sermayenin bir politikasıdır&lt;/strong&gt;,  o dönemde AKP yerine başka bir parti iktidar da olsaydı onun politikası  olacaktı, ve gelecekte hangi parti iktidara geçerse , onun -&lt;strong&gt;sermaye adına ve çıkarına uyguladığı- politikası olacaktır&lt;/strong&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;özet olarak  Türkiye’nin “yeni-Osmanlıcı”  ismiyle  nitelenen bu dış politikası , &lt;strong&gt;Türkiyedeki sermayenin , ortaya çıkan &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;tarihsel bir fırsattan yararlanarak&lt;/strong&gt; Ortadoğu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’da &lt;strong&gt;nüfuzunu arttırmayı hedef alan &lt;/strong&gt;ve emperyalizmin *yeni dünya düzeni*, “demokratikleşme” , *büyük orta doğu projesi * vb  gibi &lt;strong&gt;maskelerle gizlediği yayılma ve etkinlik alanlarıni genişletme amaçlarlıyla &lt;/strong&gt;direk bağlantılı olarak yürütülen, &lt;strong&gt;*aracı* bir politikadır.&lt;/strong&gt;   yani sözü geçen politika *Türkiye nin* bir politikası değil,  emperyalizmin bu ülkelerde yayılmasını ve etkinliği gerçekleştirmede &lt;strong&gt;Türkiyedeki işbirlikci sermayenin, ve onun bürükrasisinin  ARACI olma işlevinin politikasıdır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yukarda da belirttiğimi gibi  AKP ,  ya da herhangi başka bir parti , &lt;strong&gt;kendi başına bağımsız politika yapacak&lt;/strong&gt;, Türkiyedeki hakim sınıfın üzerinde, &lt;strong&gt;ondan bağımsız&lt;/strong&gt; veya dışında-&lt;strong&gt;karşıt sınıfsal bir yapıya sahip&lt;/strong&gt; değildir, olamaz,.İktidar partileri, sermayenin devletinin  yürütmesiyle görevli bürokrasiyi oluştururlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Buna Türkiyedeki &lt;strong&gt;hakim sınıfın , uluslarası sermayeden bağımsız&lt;/strong&gt;, onlara rakip, ulusal bir burjuvazi olmadığı ve olamıyacağı gerçeğini katarsak , &lt;strong&gt;ne Türkiyedeki sermayenin ne de &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Türkiyedeki  gericilerin,&lt;/strong&gt; başını ABD emperyalizminin çektiği tekelci burjuvazinin  dünya çapındaki siyasal ve ekonomik egemenliği şartları altında ,  &lt;strong&gt;onlardan  bağımsız  bir *Yeni Osmanlı *  politikası uygulayabilecekleri nden bahdedemeyiz. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Milliyetci  duyguları okşuyan  Yeni Osmanlı projesi nden yeni bir Osmanlı  İmparatorluğu gibi, geniş bir devletler federasyonu olgusu da kimileri  tarafından gene yaşamın gerçeklerinden uzak bir şekilde hayal  edilmekte..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yukarda özetlemeye çalıştığım gerçekler bir  yana, genelde ve özellikle  Kültürler arası çatışma teorisi ışığı  altında ülkelerin Lübnanlaştırılması  olarak pratiğe geçirilen  politikalara baktığımızda,  e&lt;strong&gt;mperyalistler in kendileri için büyük devletleri ve devletler birliğini,&lt;/strong&gt; ezip sömürdükleri &lt;strong&gt;ulus-devlet ler için en küçük  parçalara bölünmüş küçük devletlerin oluşumunu hedeflediklerini &lt;/strong&gt; açıkca  görebiliriz. Emperyalistlerin, ezilen  ve sömürülen ulus devletlerden  oluşan büyük bir  devletler topluluğu yaratılmasını destekleyeceği,  böyle bir politika uygulayacağını düşünmek sanırım mantıkla bağdaşamaz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu anlamda Yeni Osmanlı  projesi,  &lt;strong&gt;genelde -teorik ve pratik anlamda- Türkiye için değil, kapitalistler ve emperyalistler için, &lt;/strong&gt;özelde,  her ne kadarda Türkiyedeki burjuvazi  ekonomik olarak faydalar sağlamış  olsada (kapitelistler için , genel kapitalist çıkarların, ulusal  çıkarlar dahil her türlü diğer çıkarlara göre daha önde tutulacağından) -  siyasi pratik sonuç anlamında -&lt;strong&gt;Türkiyedeki burjuva milliyetciliğini tabanda güçlendirmek için canlı tutulmaya çalışılan  bir teoridir.&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mısır  Tunus Cezayir vb ülkelerde emekci halkların ayaklanması , ve  emperyalistlerin konu üzerine konuşma ve yazılarında Türkiye yi onlara  MODEL olarak göstermesi, şüphesizki iktidardaki AKP nin ve ona atfedlen  *yeni Osmanlı Projesi * nin de gündeme getirilmesine, faydalanmasına,  neden oldu. Gelişen olayların ışığında ,&lt;strong&gt; görünüşe göre ABD nin AKP desteğindeki çalkalanmalar da bir durağanlık olacak&lt;/strong&gt;. Ancak gerek tarih ve gerekse bu olaylar da göstermiştirki &lt;strong&gt;emperyalistler çıkarları doğrultusunda , en sadık uşaklarını bile bir çırpıda elden çıkartmakdan çekinmezler&lt;/strong&gt;.  Onlar için-ve genelde önemli olan- devletin iktidarında ki bürokratik  kurum un kimler olduğu değil, sınıfsal iktidar olarak Devletin kimlerin  elinde olduğudur. &lt;strong&gt;İktidar olarak Devlet el değiştirmedikten sonra&lt;/strong&gt;, Devletin iktidarında olanların değişimi onlar tarafından kontrol altına alınabilir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Genelde,   emperyalist politikaları bir anlamda belirleyen, emperyalist *düşünce  kurumları*nın Türkiyeyi diğer  müslüman ülkelere ,  daha yakın geçmişte    Mısır Tunus değerlendirmelerinde bile &lt;strong&gt;,* örnek alınması gereken  ülke olarak*&lt;/strong&gt;  göstermeleri  ile ,  *yeni Osmanlı Projesi * arasında –bilinçli olarak  -kurulmaya çalışılan bağlantı , bir aldatmaca olmasının yanında , bazı  önemli gerçekleri de bize sunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Türkiyedeki  devrimci ve &lt;strong&gt;emekci halkın güçlerinin bölünmesi&lt;/strong&gt;  , gündemin  ve pratiğin bu bölünmüşlüğü kalıcı kılınmasını sağlaması   emperyalistlerin Türkiyedeki devrimci hareketi ve olası bir halk  ayaklanmasını &lt;strong&gt;bütünüyle pasifize ettiği inacı içinde olduğunun bir göstergesidir.  &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Emperyalistlerin koltuk deyneği Burjuva Liberal ve Troçkist karmaların &lt;strong&gt;*artık Stalinistlerin kalesi olan Türkiyenin de fethedildiği* tesbitleri&lt;/strong&gt;, Türkiyede Troçkist örgüt ve partilerin mantar gibi yayılması, hemen her örgüt ve partiye sızmaları, deve kuşu gibi &lt;strong&gt;gövdesi dışarda kafası kumda  *yasa dışı*&lt;/strong&gt; ve *hızlı* Marksist Leninist olduklarını iddia eden &lt;strong&gt;örgütlerin Troçkistlere kucak açmaları&lt;/strong&gt;  ve Troçkist örgütlerle birlikte *boykot cephesi* kurmaları,  daha geçen  hafta  istanbulda ,onlarla ortak isimleri olan pankart açmaları ve  yürüyüş yapmaları,   *yetmez ava evet* ler,  AKP yi desteklemeler …..&lt;strong&gt;aslında bunlar  , ne yazıkki, emperyalisterin bu tesbitlerini doğrulayan veriler…&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Emperyalistlerin  , ezilen ve sömürülen müslüman  çoğunluklu ülkelerde emekci halkların  protestolar ve ayaklanmaları na alternatif olarak Türkiyenin  gösterilmesi , sadece emperyalist *yeni  dünya düzeni*  projesinin  Türkiye uzantısı ve kırması * yeni Osmanlı projesi* nin –onlar için  gerçekliğini- emekci halklar  için sahteliğini ortaya koymuyor, --  Türkiyedeki  emekci halkların (&lt;strong&gt;emperyalizmi ve kapitalizmi hedef alan) mücadelesinin  &lt;/strong&gt;(1970 lere kıyasla)&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;ne kadar bölünmüş, geride ve &lt;strong&gt;pasifize edilmiş olduğu gerçeğini de ortaya koyuyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&
